Etiket: Anayasası

  • Bursa’nın ulaşım anayasası ocak ayında yürürlükte

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın 17 ilçesiyle birlikte bir bütün olarak ulaşım sorunlarından arındırılmasını sağlayacak Ulaşım Ana Planı’nın ocak ayında Büyükşehir Belediye Meclisi’ne geleceğini, alınacak onayın ardından uygulamaya gireceğini söyledi.

    Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Aralık ayı ilk oturumu, Başkan Alinur Aktaş yönetiminde gerçekleştirildi. Meclis maddeleri ile önergelerin görüşüldüğü oturumda;Bursa’da depreme karşı alınan tedbirler, ulaşım ana planı ve Doğanbey TOKİ konutlarının dönüşümü gibi konular da gündeme geldi.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yaptığı açıklamada, Bursa’nın ulaşım anayasası olan ve kısa-orta-uzun vadede trafik sıkıntılarının ortadan kaldırılmasını sağlayacak Ulaşım Ana Planı’nın Ocak ayı içerisinde yürürlüğe gireceğini ifade etti. Bursa’nın en önemli ilk 3 sorunundan ilkinin ulaşım olduğunu, bunun‘yapılan anketler sonucu itibariyle’ net bir şekilde görüldüğünü kaydeden Başkan Aktaş, göreve gelir gelmez konuyu ele aldıklarını ve şehrin trafik konusunda yaşadığı problemleri ortadan kaldırmak adına Ulaşım Ana Planı hazırladıklarını ifade etti. Kısa, orta ve uzun vadede oluşturulan planın raylı sistemler bölümünün şu anda onay için Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nde bulunduğunu söyleyen Başkan Aktaş, verilecek kararın ardından Bursa’dakiraylı sistemler planlamasının kamuoyu ile paylaşılacağını anlattı.

    “Son düzlüğe giriyoruz”

    Ulaşım Ana Planı’nda Bursa’yı bir bütün olarak düşündüklerini, kent merkeziyle birlikte 17 ilçenin tamamı için planlama yaptıklarını kaydeden Başkan Aktaş, şehrin sadece Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’den ibaret olmadığını, 17 ilçe ile birlikte senkronize-mükemmel bir birliktelik öngördüklerini vurguladı. Başkan Aktaş, “Ulaşımda inşallah son düzlüğe giriyoruz. Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün onayı olmadan, hiçbir raylı sistem projesinin yürürlüğe girmesi mümkün değil. Bakanlık onayı geciktiği için bugünlere geldik. Sanıyorum, yakın zamanda karar verilecek ve biz de ulaşım çalışmamızı hayata geçirmenin, Bursalıları bu sıkıntıdan kurtarmanın ayrıcalığını yaşayacağız” dedi. Kesintisiz şehir trafiği hedeflediklerini, bu konuda mevcut çıtayı daha yukarılara çekmek istediklerini vurgulayan Başkan Aktaş, “Ocak ayında mecliste sadece Ulaşım Ana Planı’na özel oturum yapacağız. Bu oturumda maddeleri detaylarıyla birlikte tek tek tartışacağız. Çıtayı üst seviyelere çekmenin derdindeyiz” diye konuştu.

    “Deprem gerçeğiyle hareket ediyoruz”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, konuşmasında, Bursa’da deprem konusunda alınan tedbirlere de değindi. Marmara Bölgesi’nin birinci derecedetehlikeli bir alan olduğunu, Bursa’nın da bölgenin ana arterleri arasında bulunduğunu hatırlatan Başkan Aktaş, toplumsal büyük yaralar açan bu afetin zararlarının minimize edilmesi noktasında etkili ve hızlı çözümler ortaya koymak istediklerini söyledi. Bursa’daki yapı stokunun iyileştirilmesinin, yeni yapıların deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilmesinin önemine vurgu yapan Başkan Aktaş, “Bursa, deprem gerçeğiyle hareket ediyor. Bunu söyleyebilirim. Dönüşümle alakalı seri olmamız gerekiyor. Kenti genişletmek kadar mevcut durumu güncellemek gibi bir zorunluluğumuz var. Geçmişten ders alarak, inşaat ve imarla alakalı büyümeyi planlıyoruz. Aynı zamanda mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi noktasında da çalışmalarımız bulunuyor” şeklinde konuştu.

    Doğanbey’de çözüm TOKİ sakinleriyle

    Başkan Aktaş, yaptığı açıklamadaDoğanbey TOKİ meselesine de yer verdi. Doğanbey TOKİ sakinleriyle yapıların dönüşümü hakkında defalarca bir araya geldiğini, bölgede ikamet edenlerden sık sık görüş ve taleplerini aldığını vurgulayan Başkan Aktaş, “Doğanbey’de, yani şehrin ortasında hayatını idame ettiren 2 bin 730 vatandaşımız bulunuyor. Burada uzlaşmadan, anlaşmadan bir çalışma yapmamız söz konusu değil. Mevcudun güncellenmesi ve yaşanılan sıkıntılar ile ihtiyaçların giderilmesi gerekiyor. Üzerine basa basa ifade ediyorum. Doğanbey ile ilgili dönüşümü oradakiinsanımızla birlikte hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

  • Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: “Daha önce 19 kez değiştirilmiş olan 1982 Anayasası bir kere daha değiştirilmiş oluyor”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, nisan ayında yapılacak olan anayasa değişiklik referandumuna değinerek, “Daha önce 19 kez değiştirilmiş olan 1982 Anayasası, bir kere daha değiştirilmiş oluyor. Bunu da dünyanın sonuymuş gibi takdim etmek hiçbir şekilde doğru olmadığını ifade etmek isterim” dedi.

    Kurtulmuş, Afyonkarahisar Sanayici ve İşadamları Derneği (AFSİAD) tarafından termal bir otelde düzenlenen “Yeni Anayasa Yeni Türkiye” toplantıya katıldı. Toplantıda iş adamlarına seslenen Kurtulmuş yaptığı sunum ile referanduma gidecek olan yeni anayasayı anlattı. Kurtulmuş, ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’nu onayladığını hatırlatarak, “Türkiye, 16 Nisan’da referanduma gidecek. Sandıklardan bu milletin geleceğini kuracak bir sonucun çıkacağını ümit ediyorum. Seçimin ortada olması, sandıkların başlı başına ortaya getirilmesi bile Türkiye demokrasisinin olgunluğunu göstermesi bakımından fevkalade önemlidir. Yıllardır hep ‘Eğer Türkiye bugün bir Suriye, bir Irak, bir Yemen, bir Libya olmadıysa birçok sebep vardır ama herhalde ilk sırada sayacağımız sebep, ne olursa olsun, sandıkların ortaya çıkmasıdır ve sandıklar ortaya çıktığı zaman da milletin kendi geleceği lehine her zaman ‘Evet’ diyerek yol almış olmasıdır. Milletimizin en büyük kazanımı budur. Onun için hiç şüpheniz olmasın 16 Nisan’daki sandık, bizatihi Türkiye demokrasisini daha da güçlendirecek, Türkiye’nin daha sağlam bir şekilde yoluna devam etmesini sağlayacak ve inşallah memleketimizin geleceği için çok kıymetli bir dönüm noktası olarak hepimizin içinde yer aldığı bir süreç olacak” dedi.

    “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin olacak”

    Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi konusunda iş adamlarına sunum yapan Kurtulmuş şunları söyledi:

    Türkiye’de bir rejim değil, sistem değişikliğine gidildiğini, bunun iyi anlaşılması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, “Daha önce 19 kez değiştirilmiş olan 1982 Anayasası, bir kere daha değiştirilmiş oluyor. Bunu da dünyanın sonuymuş gibi takdim etmek hiçbir şekilde doğru olmadığını ifade etmek isterim. Bir halk oylamasına gidiyoruz. Sonuç olarak, millet ne kadar verirse başımız, gözümüz üstünedir. Ayrıca, bu halk oylaması kampanyası vesilesiyle Türkiye toplumu içerisinde hiç kimse bir diğerini ötekileştirmesin, bir diğerini kötü olarak göstermesin, kamplaşmanın, kutuplaşmanın nedeni olarak görmesin. Millet, kararını verecek. Hani, egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir ya, tam bizim paketimizin kabul edilmesiyle birlikte egemenlik kayıtsız, şartsız milletin olacak. Millet ne derse tereddütsüz, amasız, fakatsız saygı duyacağız, herkesten de saygı duymasını bekleyeceğiz” açıklamasında bulundu.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da katıldığı toplantıya ayrıca Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya ve Hatice Dudu Özkal, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve il protokolü ve çok sayıda iş adamı katıldı. Toplantının sonunda AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Şehitoğlu, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’a “Kocatepe” resmini takdim etti.

    Toplantı çekilen toplu fotoğrafın ardından sona erdi.

  • Mutfağın Anayasası Geliyor

    Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) Başkan Vekili Rahmi Yılmaz, şehir şehir gurme haritası çıkaracaklarını belirterek, “Türk mutfağının artık yazılı bir veri tabanı ve gurme anayasası olacak. Böylece mutfaklar tek bir standarta kavuşacak” dedi.

    Türkiye’de yemeklere artık standart gelecek. Kuşadası- Efes Kongre Merkezi’nde Platform Fuarcılık tarafından düzenlenen Ege Bölgesi Ağırlama Konaklama Teknolojileri ve Ev Dışı Tüketim Fuarı’nda (Aegean Hosttech) Türkiye’nin dört bir yanından gelen lezzet ustaları buluştu. TAFED Başkan Vekili Rahmi Yılmaz, Türkiye’deki profesyonel şeflerin imza atacağı çalışmada, otel ve restoranlardaki mutfaklarda yapılan yemeklerin bir standart altında toplanacağını söyledi. Yılmaz, “Bugüne kadar sektörde ‘yaptığını yaz, yazdığını yap’ mantığı mevcut değildi. Biz sadece yapıyorduk ama bunun veri tabanını tutmuyorduk. Dolayısıyla artık bunu hayata geçirme zamanı geldi. Hem iller bazında hem de ilçeler bazında yemeklerin nasıl yapılacağı konusunda veri tabanı oluşturulacak” dedi.

    YEMEĞİN DE REÇETESİ OLACAK

    Hangi il ve hangi ilçede hangi yemeğin ön planda olduğunu gösteren bir gurme haritası çıkarılacağını söyleyen Yılmaz, ayrıca yemeğin yapılma standartı getireceklerini de belirtti. Yılmaz, “Milyonlarca dolar turizm geliri olan ülkemizdeki lüks otellerde aynı yemekler, farklı şekilde sunuluyor. Bir standartlarını belirleyip bunların yazılımlarını oluşturacağız. Dolayısıyla her yerde çıkan yemek aynı standartta olacak. Örneğin Türkiye’de 293 çeşit peynir var. Ama nasıl yapıldığı yazılı değil. Biz bunu yazılı olarak belgelendireceğiz. Nasıl ki her ilacın bir reçetesi varsa yemeklerimizin de reçetesi olacak. Bu aynı zamanda yükselen bir kaliteyi de getirecek. Bir yerde tattığı lezzeti her yerde tatma imkanı olacak” diye konuştu. 2017 sonunda tamamlanacak çalışmanın turizm sektörüne büyük fayda sağlayacağını belirten Yılmaz, gurme haritası sona erdiğinde bu kriterlere uyum sağlayan restoran ve otellere de TAFED onaylıdır şeklinde logo ve amblem verileceğini söyledi.

    Fuar ile eşzamanlı düzenlenen Turizm Zirvesi’inde ise “Ege’nin Gastronomik Değerleri” masaya yatırıldı. Oturum başkanlığını yapan Türkiye’nin önde gelen gurmelerinden Ahmet

    Güzelyağdöken , söz konusu çalışmanın ilk olarak Ege’den başladığını belirtti. Güzelyağdöken “Kayıtlı bir gastronomi kültürümüz yok. Bizim mutfağımızda yemek tarifini bugüne kadar kararınca tuz, biraz yağ, biraz tuzla götürdük. Kendi gastronomi değerlerimize sırt çevirdik. Artık yavaş yavaş bunların kayıt altına alınması ve zaten var olan mutfağımızın şekillenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de çalışmaya başladık” dedi.

    TÜRKÇE YEMEK

    İzmir Aşçılar Derneği Onursal Başkanı Nejdet Polat da turizmde gastronominin önemli bir avantaj olduğuna dikkat çekerek, yemek isimlerinin “Türkçe” olmasına büyük önem verdiklerini söyledi. “Örneğin pide, Turkish Pizza değil yalnızca pide olacak” dedi. Böylece aynı yemeklere farklı isimler konulmasının da önüne geçileceğini ifade eden Polat, Türkiye’nin son dönemde yemeklerde margarin yerine zeytinyağ kullanması nedeniyle de beğeni aldığını söyledi. Polat, “Margarin özellikle yabancı konuklara ağır geliyordu. Şimdi ise zeytinyağ kullanılan yemeklere büyük ilgi gösteriyorlar” diye konuştu.

  • Çivi: “Darbe Anayasası Değiştirilmeli”

    Hak-Sen Genel Başkanı Ayhan Çivi, Türkiye’nin halen darbe Anayasası ile yönetildiğini ve Anayasa değişikliğinin yapılması gerektiğini söyledi.

    Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu (Hak-Sen) 2016 yılının Karadeniz Bölge Toplantısı’nı Samsun’da yaptı. Anakent İş Merkezi Büyükşehir Belediyesi toplantı salonunda yapılan toplantıya Hak-Sen Genel Başkanı Ayhan Çivi’nin yanı sıra Eğitim-Hak-Sen Genel Başkanı Hanifi Gökçek, Sağlık Hak-Sen Genel Başkanı Selahattin Karaca, Kültür Hak-Sen Genel Başkanı Suna Bayram, Udem Hak-Sen Genel Başkanı Abdullah Peker, Haber Hak-Sen Genel Başkan Yardımcısı Seyfettin Eker, Eğitim Hak-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kadir Doğan, Hak-Sen Samsun İl Temsilcisi Alparslan Kayhan ve sendika üyeleri katıldı.

    “İNSAN HAKLARINA DAYALI BİR DEVLET”

    Toplantı öncesi konuşan Hak-Sen Genel Başkanı Ayhan Çivi, Anayasa değişikliği, kamu personel reformu ve gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çivi, “Bugün ülkemizde daha öncede olduğu gibi bir Anayasa değişikliği tartışması söz konusudur. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti maalesef darbe Anayasası ile yönetiliyor. Halen bu Anayasamız esaslı bir şekilde değiştirilemedi. Temel, hak ve özgürlüklerimiz konusunda çağımızın gerektirdiği haklarımıza halen kavuşamadık. Biz Hak-Sen olarak bu Anayasa değişikliğinin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bizim birkaç noktada talebimiz var. Şu anki mevcut Anayasa’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insan haklarına saygılı bir devlet olduğu ibaresi vardır. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin insan haklarına dayalı bir devlet olması hükmünün öneriye konmasını istiyoruz. Saygı, hukuki bir sonuç doğuran, vatandaşa hak doğuran bir ibare değildir. Bugün saygı duyarsınız, yarın saygı duymazsınız. Tamamen kişinin kendi değerlendirmesine bağlıdır. Oysa vatandaşların hakları, hepimizin temel hakları, insan hakkıdır ve buna dayalı olmalıdır” dedi.

    Yeni Anayasa’da memura grev hakkının verilmesi gerektiğini belirten Çivi, “Bugün çalışma yaşamında Türkiye pek çok uluslararası sözleşmelere imza atmış. Gerek Avrupa sosyal şartı gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ancak maalesef bugünkü mevzuatımız bu imza atılan sözleşmelere uygun hale getirilememiş. O yüzden de çalışma yaşamında hak ihlalleri, hak kayıpları ve mağduriyetler alabildiğine devam ediyor. Bunun da en başında artık 15 yıl önce çıkmış memur sendika yasasıyla verilmeyen grev hakkımızın yeni anayasa değişikliği çerçevesinde de mutlaka çalışanlara tanınması gerekiyor. Grev hakkı olmayan bir sendikal mücadele maalesef iki bacağı eksik sandalyede oturmaya benziyor. Bunu da biz bu değişiklik çerçevesinde talep ediyoruz” diye konuştu.

    “İŞ GÜVENCESİ BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

    Kamu personel reformuna da değinen Çivi, “Hükümetin oluşumu ile beraber tekrar kamu görevlileri personel reformu gündeme geldi. Doğrudur, şu anda bizler kamu görevlileri hangi statüde olursak olalım, 50 yılını doldurmuş 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre hizmet veriyoruz. Bizim mali ve sosyal haklarımızda bu kanuna göre belirleniyor. Ancak bu kanuna baktığımızda geçici maddelerinin asıl maddelerini geçtiğini, bu kanunun artık başının ve sonunun belli olmadığını ve bir karmaşanın söz konusu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla kamu personel reformu içerisinde artık hepimizin ortak bir tanım içerisinde yer almamız gerekiyor. İş güvencesi içerisinde bizim de talebimiz kadrolu memurlardır. Anayasamızın 128’inci maddesinde ‘sürekli kamu hizmetlerinin devlet memurları eliyle yürütüleceği’ yazılıdır. Memurun iş güvencesini elinizden aldığınızda sanki Türkiye’deki kamu personeliyle ilgili bütün sıkıntılar çözülecek, kamu hizmetlerinin sunumu ile ilgili bütün sorunlar çözülecek, hizmetlerin performansı artacakmış gibi maalesef bir düşünce ile bu öneri getiriliyor. Kamu görevlilerin iş güvencesi vatandaşın hizmet alma güvencesidir. İş güvencesi bizim kırmızı çizgimizdir” şeklinde konuştu.

    Çivi’nin konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.