Etiket: Anayasa

  • MHP Anayasa Konusunda AK Parti’yi Bekliyor

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yeni anayasa konusunda AK Parti’nin görüşlerinin netleşmesi sonrasında MHP’nin kanaatini ifade edeceğini söyledi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin anayasa değişikliğine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine, Bahçeli’nin açıklamalarında yanlış anlaşılacak bir şey olmadığını kaydeden MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Anayasa değişikliği artık yapılsın, bunu yapacak olan siyasi iktidardır. 24. Dönemde olduğu gibi 4 parti olarak devam edeceksek biz varız, masadan kalkmayacağız. Bunu önce AKP bozdu, sonra CHP bozdu. Bozulan uzlaşma masasını toplamakla mükellef olanların CHP’yi masaya davet etmesini, bu oluşumun meydana gelmesini tekrar istiyoruz. Doğru anayasa uzlaşmadan çıkar. Eğer bu olmuyorsa, daha sonra 3 parti ile yapılacak çalışma sığ kalır, ihtiyaca cevap vermez. Anayasa hazırlıyorsanız herkesin görüşünü almak zorundasınız. Üçüncü bir yol, iktidar partisinin ifade ettiği gibi kendi anayasasını hazırlayıp kamuoyuna, biz muhalefet partilerine sunması gerekir. Ondan sonra MHP kararını açıklar” dedi.

    “MHP’nin kanaatini ifade edebilmesi için AKP’nin netleşmesi lazım” açıklamasında bulunan Semih Yalçın, Bahçeli’nin açıklamalarının “Kayıtsız şartsız referandumu destekliyor” manasına gelmediğini kaydetti. Yalçın, “Kamuoyunu aydınlatalım derken AKP’nin ne yaptığını görmek istiyoruz, o şu anda flu, her temsilci farklı şey söylüyor. Kanaatlerimizi AKP’nin topluma neyi dayatacağını gördükten sonra ifade ederiz” diye konuştu.

    Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in yaptığı eleştirileri de değerlendiren Semih Yalçın, “Biz selektör falan yapmıyoruz. Sayın Genel Başkanımızın ağzında bakla yok ama Özgür Özel’in aklında bakla var herhalde. Konuşma net ve açık. Böyle olduğu halde niye zorlama olarak diğer bakış açısını seçiyorlar. Kavga edecek siyasi parti mi arıyorlar, masayı tekmelediler, bunun üzerini örtmeye mi çalışıyorlar?” şeklinde konuştu.

    HDP’li milletvekilleri ile ilgili fezlekelerin sorulması üzerine Yalçın, “Teröre bulaşmış mazbatalı ve kravatlı terörist uzantıları istemiyoruz, Meclise geldiği halde destek verilecektir” açıklamasında bulundu.

  • Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akış’tan Anayasa Mahkemesine Eleştiri

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mustafa Akış, Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği kararla ’tabii hakim’ ilkesini ihlal ettiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Hukukçu Mustafa Akış, Anayasa Mahkemesinin MİT TIR’ları soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün bireysel olarak yaptıkları başvuruyu görüşüp tahliye kararı vermesini sosyal medya hesabından değerlendirdi. Mustafa Akış, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı; Anayasamıza göre devletin ve hükümetin başıdır ve Anayasanın uygulanmasını gözetir. Anayasa Mahkemesi son kararında; 148. maddeye aykırı bir biçimde yerel mahkeme yerine geçerek karar vermiş, tabii hakim ilkesini ihlal etmiştir. Cumhurbaşkanımızın, Anayasa Mahkemesi kararını eleştirmesi, kişisel konumlanma değil; devletin ve hükümetin başı sıfatıyla bir açıklamadır. Anayasa Mahkemesinin hukuk ihlali yapmaması için yapılacak bir düzenleme; hükümetin tasarrufunda değildir. Düzenlemeyi yapacak olan yasamadır, TBMM’dir” dedi.

  • Bakan Soylu: “Anayasa Mahkemesi Yetki İhlali Yaptı”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Can Dündar ve Erdem Gül’ün basın özgürlüğünden dolayı değil, ülkenin mahremine olan müdahaleden dolayı içeride olduklarını söyledi.

    TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı üçüncü tur görüşmelerinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumu’nun bütçeleri görüşüldü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’nin gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili dava hakkında verdiği karara ilişkin sözleriyle ilgili muhalefetin sorularına cevap veren Bakan Süleyman Soylu, Can Dündar ve Erdem Gül’ün basın özgürlüğünden dolayı değil, ülkenin mahremiyetine müdahaleden dolayı içeri girdiklerini söyledi. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının verilmesinin en temel arzuları olduğunu ifade eden Bakan Soylu, “2014 yılından 20 bin bireysel başvuru dosyası bekliyor. Hala şuanda 2013 yılının bireysel başvuruları Anayasa Mahkemesi’nde bekliyor. Biz bu yetkiyi Anayasa Mahkemesi’ne nasıl verdiğimizi biliyoruz, bu tip davaları dairelerde görüşmek için verdik, genel kurulda görüşmek için vermedik. ‘Basın özgürlüğü ile ilgili hak ihlali var’ demek, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda yetki ihlalinin ta kendisidir. İlgili mahkeme basın özgürlüğü ile ilgili hak ihlal edici bir karar ortaya koymamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin basın özgürlüğü ile ilgili hak ihlali ortaya koyması bir yetki ihlalidir. Aynı zamanda binlerce bekleyen masum insanın dosyasını hangi ilkelere dayanarak, neye dayanarak olduğunu bilmediğimiz bir baskı ile bunun getirilmesi tamamen hak ihlalidir” dedi.

    Can Dündar’ın hapishaneden çıktığı günün ertesinde yazdığı köşe yazısını da eleştiren Bakan Soylu, “Hapishaneden çıkan bir kişi Cumhurbaşkanımıza, ‘doğum günü hediyem olsun, inşallah sende oraları tadarsın’ imasındaki cümleleri kullanması son derece seviyesizdir. Burası yüce Meclis, dışarıdaki bir takım siyasi tartışmaları birbirimize rekabet olsun diye buraya getirmek hepimize zarar verir. O insanlar basın özgürlüğünden dolayı içeride olmadı, bu ülkenin mahremine olan müdahaleden dolayı içeride oldular” diye konuştu.

  • Karabay’dan Anayasa Mahkemesi’nin Kararına Tepki

    Hukukçular Derneği Malatya Şube Başkanı Avukat Necati Karabay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün Anayasa Mahkemesi kararı ile tahliye edilmesine tepki gösterdi.

    Hukukçular Derneği Malatya Şube Başkanı Avukat Necati Karabay, Anayasa Mahkemesi’nin gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği karara tepki gösterdi. Karabay, verilen kararın hukuki değil siyasi bir karar olduğunu ifade ederek, “Bilindiği üzere referandumda yüzde 58 oyla, Anayasa Mahkemesi’nin 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren bireysel başvuruları inceleme yetkisi kabul edilmiştir. Verdiği son kararla, Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içinde, yasama organına vasi tayin edilmiş gibi, dilediği yasaları iptal eden bir mahkeme olmuştur. Bu nedenle Hukukçular Derneği olarak Anayasa Mahkemesine değil, İnsan Hakları Mahkemesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül kararı, hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır. Anayasa Mahkemesi, geçmişte olduğu gibi, bu kararında da anayasayı çiğnemekten çekinmemiştir. Anayasa Mahkemesi, ihlal kararını, üç gerekçeye dayandırmıştır. Bunlardan birincisi kişi güvenliği ve özgürlüğü, ikincisi ifade özgürlüğü, üçüncüsü ise basın özgürlüğüdür. Kişi güvenliği ve özgürlüğü, Anayasanın 19.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddedeki istisnalardan biri de, kişi özgürlüğünün mahkeme kararıyla kısıtlanmasıdır. Anayasanın bu maddesine göre, kişinin özgürlüğünün mahkeme kararıyla kısıtlanması durumunda, kişi güvenliği ve özgürlüğü ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Anayasa Mahkemesi, anayasanın bu açık hükmüne rağmen, mahkemenin tutuklama kararını hiçe saymış ihlal kararı vermiştir” şeklinde konuştu.

    Karabay, Anayasa Mahkemesi’nin tutuklama kararı veren mahkemenin üstünde olmadığı gibi, temyiz ve itiraz merci de olmadığını söyledi. Karabay, “Ağır Ceza Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarına karşı itiraz ve temyiz mercileri kanunda sayılmış olup, bu mercii Anayasa Mahkemesi değildir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları, sadece insan hakları ihlalleri açısından değerlendirme yetkisi olduğu halde, mahkemenin görev alanına müdahale etmiştir. Anayasa Mahkemesinin ikinci ihlal gerekçesi, ifade özgürlüğü yönündendir. Can Dündar ve Erdem Gül’ün, yargılandıkları, ‘T.C. Hükumetini terör örgütleriyle ilişkilendirmeye yönelik bir operasyonda aktif görev almaları, casusluk iddiası, devlet sırlarını açıklama suçu, vatana ihanet iddialarıdır’ bunlar ifade özgürlüğü müdür? Anayasa Mahkemesinin üçüncü ihlal gerekçesi, basın özgürlüğü yönündendir. Bu ihlal gerekçesi de hayli sorunludur. Bu yayın, MİT TIR’larını durduran çeteye yönelik soruşturmayı bertaraf etmek, bu operasyona destek ve operasyonu devam ettirmeye, MİT TIR’ları davasını sulandırmaya yönelik bir girişimdir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru ile ilgili hakları ve yetkileri bellidir. Anayasa Mahkemesi, devam etmekte olan davaların içeriğine müdahale etmek suretiyle, diğer mahkemelerin görev ve yetki alanına tecavüz etmektedir. Kişilerin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmeleri için, görülen davada tüm iç hukuk yollarının, yani temyiz aşamasının bitirilmesi gerekmektedir. Can Dündar’a yüklenen siyasi casusluk davası ise henüz yargılama safhasında olup, daha iddianame bile okunmamıştır” ifadelerini kullandı.

    Yargıya yargı ile müdahale edildiğini söyleyen Karabay, “Anayasa Mahkemesinin görünürde, Can Dündar ve Erdem Gül için karar vermiş olsa da, gerçekte bu durum, bir yargı kurumu eliyle “Yargıya, yargılamaya müdahaledir. Deliller toplanmışsa, delilleri karartma ihtimali yoksa sanıkların kaçma şüphesi yoksa yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanabilirler. Ancak, bunu takdir yetkisi Anayasa Mahkemesi’ne değil, yargılamayı yapan mahkemeye aittir. Anayasa Mahkemesi yerindelik denetimi yapamayacağından, 14.Ağır Ceza Mahkemesinin bu karara uymaması gerekmektedir. Uyup tahliye kararı vermesi, ülkemizde, kamuoyu oluşturanın, Anayasa Mahkemesinden istediği kararı aldırdığı kanaati insanlarımızda oluşmuştur ki, hukuk ve yargı adına bu kanatın oluşması çok tehlikelidir” diye konuştu.

  • Bakan Soylu: ’’Anayasa Mahkemesi’nin Açtığı Yol Bir Hak İhlalidir’’

    Casuslukla suçlanan gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül’ün serbest bırakılmalarını değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, “Bugün Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin açtığı yol bir hak ihlalidir. Binlerce oraya dilekçe verip de yıllardan beri bireysel başvuru bekleyenlere karşı bir hak ihlalidir. Bir yetki ihlalidir’’ dedi.

    Trabzon’un Of ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 98. yıl dönümü, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde kutlandı. Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından organize edilen etkinliğe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu ve çok sayıda Oflu katıldı. Etkinlikte kürsüye davet edilen Bakan Soylu, ’’Bu anlamlı günde Of’umuzun kurtuluşunun 98. yılında birlikte olmaktan, beraber olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Göz bebeğimiz Of’umuzun 28 Şubat 1918’de düşman işgalinden kurtuluşu münasebetiyle bugün buradayız. İşgalin üzerinden 100 yıl, düşman işgalinden kurtuluşumuzun o kanla yazılmış destanı üzerinden 98 yıl geçti. Peki bitti mi? Artık unutmalı mıyız? Bu işleri hiç karıştırmayıp keyfimize bakmalı mıyız? Elbette ki hayır. Maalesef bu coğrafya öyle konforlu bir coğrafya değil. Belki Rus işgali bitti. Belki kimse topuyla, tüfeğiyle kapımıza dayanmış değil. Ama bu bölgedeki mücadele, bu milletin var olma ve ayakta kalma mücadelesi bu topraklara ve dünyaya barış getirme mücadelesi asla bitmeyecektir. Artık bugünün dünyası öyle değil. Milletler savaşmıyor. Taşeron örgütler savaşıyor. Savaşlar, ölümler artık ihaleyle beraber veriliyor. İstihbarat örgütleri, ikinci veya üçüncü elden kurdurdukları örgütler eliyle dünyaya yön vermeye, üstünlük sağlamaya çalışıyor’’ dedi.

    Anayasa Mahkemesi’ni siyasi karar vermekten kurtarmak için yıllarca mücadele veren bir anlayışın temsilcileri olduğunu belirten Bakan Soylu, Anayasa Mahkemesi’nin baskı karşısında karar vermesinin kendileri açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bakan Soylu, ’’Ben hukuku iyi takip ederim. Binlerce dosya var Anayasa Mahkemesi’nde. Bireysel başvuru. Hukukçular vardır aranızda. Acaba bu bireysel başvuruda bu binlerce dosya devam ederken, bu arada beklerken nasıl da ne şekilde kimin baskısıyla ve kimin etkisiyle Anayasa Mahkemesi’nin gündemine gelmiş ve Anayasa Mahkemesi’nde genel kurul toplamış, bir dairede toplanması zorunluyken genel kurul toplanmış ve karar verilmiş. Çok net. Bugüne kadar kafamın arkasındaki bir şeyi hiç saklamadım. Nerede olursa olayım, hangi makamda olursa olayım net bir şekilde söylemek istiyorum. Bugün Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin açtığı yol bir hak ihlalidir. Binlerce oraya dilekçe verip de yıllardan beri bireysel başvuru bekleyenlere karşı bir hak ihlalidir. Bir yetki ihlalidir’’ şeklinde konuştu.

    Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mustafa Saral, programa katılımlarından dolayı Bakan Soylu’ya plaket takdim etti.