Etiket: Anayasa

  • AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Saadettin Aydın, anayasa ve referandum sürecini değerlendirdi

    Hükümet değişikliği sisteminin özü itibariyle vesayetten kurtulmanın adı olduğunu belirten AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Saadettin Aydın, vesayetçi odakların bu sisteme ısrarla itiraz etmelerinin altında yatan sebebin yine bu olduğunu söyledi.

    AK Parti Elazığ İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Saadettin Aydın, anayasa ve referandumu değerlendirdi. Belediye Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, AK Parti Elazığ milletvekilleri Tahir Öztürk, Ömer Serdar, Metin Bulut ve Ejder Açıkkapı, Elazığ Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, AK Parti Elazığ İl Başkanı Ramazan Gürgöze, ilçe belediye ve teşkilat başkanları ile çok sayıda partili katıldı.

    Adına Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye medyada paylaşılan bu sistemin basit sıradan bir hükümet değişikliği modeli olmaktan çok tarihi misyonunun yeniden üstlenileceği bir misyona geçiş olduğunu vurgulayan AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Saadettin Aydın, bu hükümet değişikliği sisteminin özü itibariyle vesayetten kurtulmanın adı olacağını ifade etti. Vesayetçi odakların bu sisteme ısrarla itiraz etmelerinin altında yatan da sebebin de bu olduğunu aktaran Aydın, “Bu vesayet odakları, vesayetçi sistemini devam ettirmek istemektedirler. Milletin çoğunluğu tarafından kabul görmeleri konusunda endişeleri olduğu içinde bu sisteme geçişi meşru ve olumlu olarak görmüyorlar. Zira bunların bu ülkedeki millet çoğunluğunu elde etme şansları yok. Biz millete inanıp güvendiğimiz için rahatız. Bu millet iç ve dış tüm kuşatmalara karşı diri olarak görev başına çıkması gerektiği gün, hep beraber 15 Temmuz’da olduğu gibi görevinin başına çıkabilmektedir. Siz millet olarak nasıl ki 15 Temmuz’da hain girişime müsaade etmediyseniz, tüm bu denemeleri boşa çıkardıysanız bundan sonra da bu odaklara geçit vermeyecek, milletin iradesini temsil edeceksiniz” dedi.

    Elaziz’in çok aziz insanlarından oluşan bir coğrafyanın adı olduğunu dile getiren Aydın, “Türkiye’de milli birliğin ve beraberliğin, milletin geleceğinin teminatı olan bir duyarlılık sahibi topluluk olarak sizlere minnet ve şükran borçluyuz. Bu hükümet değişikliği modelinin halk oylamasında göreceksiniz, Elazığ beklediğimizden daha yüksek bir oy performansını ortaya koyacaktır” diye konuştu.

    AK Parti milletvekilleri adına konuşan AK Parti Elazığ Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, “AK Parti kadroları olarak milletin iradesini kendimize rehber ve yol gösterici aldığımız için programlarımız hep buna göre oldu. Hep milletle yürümeye seçtik. Millet kendisiyle yürüyen bu kadroları bugün 15 yıldır tek başına iktidarda taşıyor. AK Parti kadroları olarak temel felsefemiz insanımızın zenginleşmesi ve ülkemizin demokrasileşmesidir. İş başına geldiğimiz günden beri mücadelemiz bu yönde oldu” şeklinde konuştu.

    Elazığ’da yapılan yatırımlar ve kentsel dönüşüm hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz ise il genelinde 259 hektarlık bir alanda kentsel dönüşüm çalışmaları yaptıklarını dile getirdi.

    Toplantı daha sonra basına kapalı bir şekilde devam etti.

  • Bakan Bozdağ: “Milletten korkmayın, anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın”

    Referanduma götürülen Anayasa değişikliğini Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarafından Anayasa Mahkemesine götürülmesinin doğru olmadığını belirten Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Milletten korkmayın anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın” dedi.

    Bir dizi etkinlik için Yozgat’ta gelen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat Valiliğine ziyarette bulundu. Bakan Bozdağ burada, Cumhuriyet Halk Partisi’nin anayasa değişikliğini, Anayasa Mahkemesine götürmesine yönelik açıklamalarda bulundu.

    Dün itibariyle anayasa değişikliği teklifinin Cumhurbaşkanlığına sunulduğunu hatırlanan Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanımızın anayasa değişik teklifini referanduma götürme kararı veren onayının Resmi Gazetede yayınlanmasını takip eden 60. günden sonraki ilk Pazar günü yapılacaktır. Dün itibariyle anayasa değişiklik teklifi Cumhurbaşkanlığı makamına sunuldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın incelemesi söz konusu. Burada 15 günlük bir süre var. Bu süreyi doldurur mu doldurmaz mı ne kadar süre sonra bu konuda karar verir onu bilme imkanımız yok. Ancak önümüzdeki takvim 3 aşağı 5 yukarı gözüken bir takvimdir. Önümüzdeki 9-16 Nisan tarihleri daha yakın tarihler olarak görülmektedir. Ancak bunun nihaiyi şekli Cumhurbaşkanımızın onayına göre şekillenecektir” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Anayasa Mahkemesine gideceğini açıklamasına ise Bakan Bozdağ, “Hem Genel Başkanları hem de parti adına konuşanlar açıkladı. Bu her zamanki yanlışlarını tekrar edeceklerini açıklamaktır. Bu güne kadar halka giden her meseleyi CHP, halka gitmesin diye engellemeye çalışmıştır. 2010 anayasa Değişikliğine ilişkin teklifte CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldü. Daha başka çok şey de Anayasa Mahkemesine götürüldü. Aman millete konu gitmesin diye. Hatırlarsanız daha önce Cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmesine ilişkin değişiklik o zaman parlamento yapmıştı. O zamanda CHP zihniyeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın 367’nin üzerinde kabul oyu almasına rağmen o da halka götürüldü” ifadelerine yer verdi.

    “Şu anda CHP’nin yapması gereken şey Anayasa Mahkemesine gitmemektir, doğru olan budur” diyen Bakan Bozdağ, “Çünkü ortada henüz yapılmış anayasa değişikliği yoktur. Anayasa değişikliğini yapma kararı almış ve bu kararın doğruluğunu bir de millete soralım diyen bir parlamento kararı vardır. Anayasa değişikliği, halk oylaması sonucu milletin kabulü üzerine olacaktır. Şimdi millete giden bir değişikli Anayasa Mahkemesine götürmenin bir anlamı var mı? Yok. CHP maalesef götürüyor. Biz diyoruz ki milletten korkmayın, milletten kaçmayın. Anayasa değişikliğinin millete gitmesini engellemek için uğraşmayın. Milletten kaçmanın, milletten korkmanın demokraside izah edilebilir bir yönü yoktur. Eğer halka inanıyorsanız adınız Halk Partisi inanmanız lazım. O zaman halka güvenmeniz gerekir. O zaman derdinizi gidin halka anlatın halk karar verecektir. Ben CHP’nin halktan bu kadar korkmasını kaçmasını ve meselenin halkın hakemliğine götürülmesinden rahatsız olmasını gerçekten anlamıyorum. Bırakalım halk karar versin halk ne diyorsa biz ona uyacağız. Halkımız Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet diyecekse bundan neden korkuyorsunuz neden çekiniyorsunuz? Bu millet neyin hayrına, menfaatine, zararına olduğunu hepimizden çok daha iyi bilecek bir basirete sahiptir” şeklinde konuştu.

    Bakan Bozdağ son olarak ise şu görüşlere yer verdi: “CHP’nin bazı temsilcileri, CHP zihniyetinde olan bazı gazeteciler, bazı çevreler şimdiden Türk halkına hakaret etmeye başlamışlar. Bunlar kendilerini çok akıllı zannediyorlar veya çok bilgili zannediyorlar. Onların cehaletleri bildiklerinden çok daha fazla. Türk milleti onların hepsinden daha akıllı ve geleceği daha iyi gördüklerine yürekten inanıyorum. Ama oturmuşlar, orada burada kendilerini bir yerde, milleti bir yerde görüyorlar. Hakaretin bin bir türünü yapıyorlar. O hakaretlere de milletimiz sandıkta eminim ki en büyük cevabı verecektir ondan da şüphemiz yoktur”

  • Yeşildal’dan anayasa değişikliği açıklaması

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Hatay Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Üyesi Adem Yeşildal, ortak değerlere karşı yapılan en ufak bir saldırıda AK Parti’nin o saldırıyı yapanların karşısında olacağını söyledi.

    Yeşildal, Hatay Gazeteciler Cemiyetinde yaptığı basın toplantısında anayasa değişikliği ve başkanlık süreciyle ilgili değerlendirmede bulundu.

    Yoğun, meşakkatli ve tartışmalı bir komisyon ile Meclis süreci yaşadıklarını belirten Yeşildal, “Ancak tabi, bizi üzen bir takım tablolar oldu. Bizler Hatay milletvekilleri olarak o tabloların içerisinde sadece barışa, hoşgörüye, kardeşliğe davet eden insanlar olarak rol aldık. Ve o şekilde de neticelendi. Buradan açıkça ve net olarak ifade etmek istiyorum. Bu anayasa değişikliği sadece ve sadece yürütme erkinin seçim sisteminin değişimi ile alakalıdır. Birileri çıkıp ’cumhuriyet elden gidiyor, demokrasi elden gidiyor’ diye bir takım söylemler içerisindeler. Bizim açımızdan cumhuriyet de, demokrasimiz de tartışma konusu yapılamaz. Bu değerler hepimizin ortak değerleridir. Dolayısıyla 1923 yılında Sayın Başbakanımızın ifade ettiği gibi bu tartışmalar nihayete ermiştir ve son nokta 1923’te konulmuştur. Ortak değerlerimize karşı yapılan en ufak bir saldırıda AK Parti olarak o saldırıya yapanlar en başta bizi karşılarında bulur. Bunu samimiyetle ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla buradan ’acaba bu şekli ile toplumumuzda bir bloklaşma sağlar mıyız. Cumhuriyet elden gidiyor, Atatürkçülük elden gidiyor, demokrasimiz elden gidiyor, Türkiye’nin bütün yetkileri tek bir makama, tek bir şahsa veriliyor.’ Bu tür söylemlerin hiçbirinin ama hiçbirinin altı dolu değil arkadaşlar. Tamamen sloganvari, tamamen halkı tereddüde düşürme, kafasında soru işareti oluşturmaya yönelik söylemler. Ve bunu da doğru bulmuyoruz. Çünkü arkadaşlar bizim en önemli varlığımız toplumsal barışımızdır. Bunu çeşitli vesilelerle, toplu platformlarda ifade ettim. Toplumumuzu yalan yanlış ve sıkıntıya sokan, bloklaştıran söylemlerden başta siyasi partilerin, en başta onların uzak durması lazım” dedi.

    “Halkımız sağduyulu davranıyor”

    Adem Yeşildal, toplumsal huzurun ve kardeşlik ikliminin bozulmasının Türkiye’nin sıkıntıya girmesi demek olduğunu ifade ederek, “Eğer bizim toplumsal barışımızı, huzurumuzu, barış içerisinde yaşayan insanlarımızın kardeşlik iklimini bozarsak Türkiye’yi sıkıntıya sokarız. Zaten 15 Temmuz’dan bu yana hain darbe girişimiyle başarıyı elde edemeyenler toplumumuzu kutuplaştırmak, farklı renklerimizin hassasiyetlerini kaşımak suretiyle Türkiye’de farklı bir kaos ortamı oluşturmak istediler. Bunu da başaramadılar. Çünkü toplumumuz gerçekten sağduyulu. Gene başaramayacaklar” şeklinde konuştu.

    “’Hayır’ diyenlerin fikrine saygılıyız”

    Fikirlere saygılı olduklarını ama farklı boyutlara taşınmaması gerektiğini söyleyen Yeşildal şöyle devam etti:

    “Ama siyasi partilerin çıkıp ama şunu açık ve net söyleyebilirim evet diyenler ne kadar saygıdeğer ise hayır diyenler de fikir itibariyle saygı duyulması gereken insanlar. Ama meseleyi tutup farklı boyutlara çekip insanımız içerisinde huzursuzluk ve gerginlik oluşturmak kesinlikle yanlış bir şey. Bizlere düşen ’evet’in arkasında olan ve bu anayasa değişikliğinin güçlü Türkiye, yarınlara emin adımlarla yürüyen, yürüyecek olan Türkiye’yi inşa etmenin önemli bir adımı olarak gören bizler nasıl kendi argümanlarımızı ortaya koyuyorsak, ’hayır’ için uğraşanlar da aynı argümanları anlatsınlar. Çıksınlar bu maddenin hangisi diktatörlük oluşturuyor, hangisi tek adamcılık oluşturuyor, hangisi bütün yetkileri tek kişiye devri söz konusu oluyor, hangisi demokrasiyi ortadan kaldırıyor, böyle bir şey olabilir mi? Bakın açık ve net söylüyorum. Şu anda vatandaş Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerini yapıyor. Yasamayı yapıyor. Yasamanın fertlerinin, milletvekillerini seçmek suretiyle yasamayı oluşturuyor. Ve seçmiş oldukları milletvekillerini, millet adına meclis içerisinde hükümeti oluşturuyor. Biz bunu bu halinden ayırıp diyoruz ki, ’ey vatandaş gel birinci sandıkta meclisi seç, ikinci sandıkta da gel yürütmeyi seç’ diyoruz. Yani milletvekillerinde şu anda uhdesinde olan mevcut sistemde hükümeti oluşturma yetkisini tutup vatandaşa iade ediyoruz. Vatandaştan aldığımız bu yetkiyi tekrar vatandaşa veriyoruz. Tıpkı 2007 yılında yapmak zorunda kaldığımız Cumhurbaşkanlığı seçme yetkisini verdiğimiz gibi.”

    “Derslerini aldılar ama akıllanmadılar”

    Benzer çabaların daha önce de gösterildiğini belirten Yeşildal, “2007’de Anayasa Mahkemesini devreye sokmak suretiyle 367 garabetini oluşturanlar, Meclis’i tıkayanlar, seçilmiş 10 tane cumhurbaşkanı varken 11’inciyi ’Abdullah Gül’ü seçemezsiniz’ deyip Meclisi Anayasa Mahkemesi kanalı ile tıkayanlar o dönemde bunun dersini aldılar ama akıllanmamışlar anlaşılan. Ne yaptık o dönemde hatırlayın ey vatandaş ’Meclisi kilitliyorsunuz öyle mi, Anayasa Mahkemesini devreye soktunuz ve bu Meclis’i cumhurbaşkanını seçemez hale getirdiniz. Buyurun hodri meydan. Yani cumhurun başkanını seçiyoruz. Bizi seçen halk adına seçiyoruz.’ Biz bu yetkiyi götürdük halka veriyoruz. 50 milyon seçmeni gidin baskı altına alın dedik. Tıpkı 2007 21 Ekim referandumu ile hayata geçen 14 Ağustos’ta da uygulaması olan o uygulamanın tıpkısının aynısı arkadaşlar. Şimdi vatandaş sandığa gidip milletvekilini seçiyor mu seçiyor. O milletvekili yani yasamanın üyesi Meclise gittikten sonra Meclis içerisinden hükümeti kuruyor mu, kuruyor, kime vekaleten halka vekaleten. Biz bunu birbirinden ayırıyoruz. Diyoruz ki vatandaş gitsin, sandıkta seçim günü iki sandık olacak, yasamayı da vatandaş doğrudan seçsin, yürütmeyi de vatandaş doğudan seçsin” diye konuştu.

  • Anayasa mahkemesi, Güney Kore Milli Meclisi’nin görevden alma kararını görüşüyor

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Justice Lee Jung-mi, milli meclisin Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye’yi görevden almasının hukukiliği konusundaki duruşmaya başkanlık yapıyor.

    Güney Kore Devlet Başkanı Park nüfuz elde etmek ve bir rüşvet skandalı ile ilgili olarak meclis tarafından görevden alınmıştı ancak kendisi bu suçlamaları reddetmişti. Mahkeme Haziran başlarına kadar milli meclisin görevden alma kararını kaldırmaya ya da onaylanmasına karar verecek. Başkanın görevden alınması için en az altı hakimin kararı gerekiyor. Park’ın görevden alınması halinde 60 gün için Güney Kore’de başkanlık seçimleri yapılacak.

    Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin milli meclis tarafından görevden alınması ile Anayasa Mahkemesi’nde görülen davada, üst düzey dış ilişkiler sekreteri Kim Kyou-hyun da tanık olarak ifade verdi. Mahkeme kanun gereği haziran ayının başlarına kadar meclisin verdiği görevden alma kararı konusunda kararını verecek.

  • Başbakan Yıldırım, Kılıçdaroğlu’nun anayasa açıklamasını değerlendirdi

    Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, ’anayasa değişikliği dayatmadır’ açıklamasının talihsiz bir beyanat olduğunu belirterek, “Bu anayasa değişikliği dayatmadır’ demek siyaseti, milli iradeyi inkar etmek demektir. Talihsiz bir beyanattır. Biz, aslında Meclis’te anayasa falan yapmadık, biz yapılacak anayasa değişikliğini millete götürecek altyapıyı hazırladık” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen ’Yılın Sivil Toplum Farkındalık Ödülleri Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Barış Manço’nun 18 yıl önce hayatını kaybettiğini hatırlatan Yıldırım, “Barış Manço’yu rahmetle anıyoruz, mekanı cennet olsun. Toplumumuzun, ülkemizin kültür zenginliğini toplumun bütün kesimlerine sevdiren değerli bir sanatçımızdı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Ayrıca bugün bir üzücü haberimiz de, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın eşi de vefat etti, bir süre önce bir kaza sonucu tedavi altındaydı, bütün çabalara rağmen kurtarılamadı, vefat etti, kendisine ve ailesine, MHP camiasına taziyelerimizi iletiyoruz” ifadelerini kullandı.

    AK Parti olarak, Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’nın koordinasyonuyla bugün ilk defa sivil toplum farkındalık ödüllerinin verileceğini anlatan Yıldırım, ödül almaya hak kazananlara tebriklerini iletti.

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Her ne kadar bugün Bursa Saitabat köyünün kadınlarından oluşan derneğin ürünlerinden tatma fırsatı bulamazsak da başkanı Sermin Hanım da aramızda. Köyün kadınları bir araya gelmişler, dernek kurmuşlar ve organik ürünlerin üretimine başlamışlar. Yemekte sohbet ederken, pazarlama satış probleminiz var mı dedim, yetiştiremiyoruz Sayın Başbakanım dedi. Genellikle girişimciler ne kadar yatırım yapıp, ne kadar büyük bir iş kuracaklarını hesap ederken, işin devamlılığını nasıl sağlayacaklarını düşünürler. Bu, doğru bir düşünce. Eğer bunu düşünmezsek, yaptığımız yatırım atıl olur, paralar da boşa gitmiş olur. Ülkemizin böyle bir problemi var, sizi tebrik ediyorum. Güzel bir alan bulmuşsunuz, hem köydeki hanımefendilerin meşgul olması hem de onlara bir gelir sağlanması için bir araya getirdiniz. Cesaretlendirdiniz ve güzel bir iş yaptınız. Artık ününüz Türkiye dışına da yayılmaya başlamış, tebrik ediyorum. Bu, küçük bir örnek, Sermin Hanım’ın yaptığı ama bunu Türkiye ölçeğinde bütün 55 bin köyümüzde büyütebiliriz. Bizim amacımız şu, vatandaşlarımızı yurt içi ve yurt dışında yaşayan toplam 84-85 milyonu bulan bütün vatandaşlarımızı bulundukları yerde mutlu yapmak. Asıl olan doğdukları yerde doymalarını sağlamak, geleceklerini bir macera ile doğudan batıya göç ederek değil, doğdukları, büyüdükleri, havasını soludukları kendi anayurdunda, memleketinde sürdürmeleri. Bunu yaptığımız zaman birçok konuyu halletmiş olacağız.”

    “Bugün yaşadığımız göç problemi, mülteci problemi, terör konusu, sosyal sorunların temelinde bölgeler arasındaki refah farklılığı, kalkınma farklılığı yatmaktadır” diyen Başbakan Yıldırım, “Biz, onun için terörle bir yandan güvenlik boyutlu, vatandaşın, milletin, canına, malına kasteden alçaklarla mücadele ederken diğer yandan da terörün merkezi konumundaki bölgeye yönelik maddi ve manevi kalkınma projesini başlattık. Cazibe merkezleri projemizin esası budur. Doğu ve Güneydoğu’daki 23 ilimizde, terörün neden olduğu, kalkınmanın gecikmesini ve doğu ile batı arasındaki farkı ortadan kaldırmak için iddialı bir proje başlattık. Proje, daha açıklanır açıklanmaz bin 200 müracaat aldık. Toplam tutarı 20 milyar lirayı geçiyor. Ayrıca 115 binin üzerinde istihdam geliyor. Bunu niye anlattım? Saitabat köyünden yola çıkarak, Türkiye’nin bir gerçeğini anlatmak için bunu anlattım. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın en önemli görevlerinden biri, çalıştıkları alanda toplumsal birlikteliği sağlamak, ülkenin her türlü sorununa karşı ilgisiz kalmamak. Sorunları torunlara havale etmemek. Sorunları ele alıp, çözümleri üretmek. Türkiye’deki bütün sosyal gruplar, bütün paydaşlar, bütün sivil toplum kuruluşlarının ana görevi budur. Biz, sandığa gittik, iktidarı seçtik bizden daha ne istiyorsunuz deyip kenara çekilmek yok. İktidar sizden yetki aldı, vaat ettiklerini yapacak ama şeytan taşlamaktan fırsat bulursa. Ama sizin göreviniz bitmiyor, iktidara yön vereceksiniz. Yanlış yapıyorsa da hukuk devleti ve demokrasi içerisinde uyarılarınızı da dostça yapacaksınız. Sadece oy vermekle iş bitmiyor ve bunun hepsinin ötesinde temsil ettiğiniz alanda şemsiyeniz altında bulunan bütün insanların beklentilerini karşılayacak güzel işler yapacaksınız. Yeşil alanları koruma ile ilgili vakfınız varsa, çevrenin korunması, tarım alanların imara açılmaması için mücadele etmek. Orman alanlarının eksilmemesi için mücadele etmek” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu hiçbir zaman ideolojik yaklaşım içinde olmaması lazım. Maalesef bizde bazı sivil topum örgütleri, toplumun genel beklentisini değil de birtakım marjinal ideolojik grupların sözcülüğünü yapıyor. Bunlar çoğunlukta değil ama bu gerçeği bilmemiz lazım, sayıları çok değil ama bazen gürültüleri haddinden fazla oluyor. Gezi olaylarında ne oldu? Oradaki parktaki düzenlemede, 8-10 ağacın yerinin değiştirilmesi miydi mesele? Mesele o değil. Bağıranlar ne diye bağırıyordu, dünyanın en büyük havalimanını yapmayın. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapmayın, Osman Gazi Köprüsü’nü yapmayın, yolları yapmayın, tünelleri yapmayın, bu ne demek oluyor? O günlerde Venezuella’da, Meksika’da, Brezilya’da da benzer olaylar oluyor. Orada da insanlar sokakta, onlar da şöyle bağırıyor, paraları çarçur etmeyin, futbola, eğlenceye harcamayın da yol yapın, köprü yapın, tünel yapın diye bağırıyor yönetime. Türkiye’de yapmayın, orada da yapın diye bağırıyorlar. Hangisi doğru? Ülkemizin kalkınması, büyümesi için muhannete muhtaç olmamak için daha çok çalışmamız lazım. Türkiye, son 15 yılda, Amerikalı üst düzey bir yetkili diyor ki Türkiye’nin altyapı konusunda son 15 yılda ne yaptığını görmeden bizim altyapı projelerine başlamamamız lazım diyor. Biliyorsunuz, yeni yönetim altyapıya çok yatırım yapacağını açıkladı. Sayın Trump ilk toplantısında, yollar, demiryolları, köprüler yapacağız dedi. Biz de dedik ki tecrübe burada gerekli desteği veririz. Siz, Türkiye’de hızlı tren olduğunu Amerika’da olmadığını biliyor musunuz? Amerika’da hızlı tren yok. Türkiye’de var. Dünyanın en büyük havalimanını Türkiye yapıyor. Bu gürültülerin arkasında bir sebep var. Türkiye’nin etkin ülke olmasını geciktirmek, edilgen olsun. Herkes konuşsun, Türkiye de arkasından gitsin.”

    Suriye’deki gelişmeler

    Türkiye’nin bölgedeki sorumluluğuna işaret eden Yıldırım, “Bu bölgede biz, önemli bir emniyet unsuruyuz. Etrafımız ateş çemberi, Suriye’de 6 yıldır devlet yok. Irak’ta otorite yok. Buradan doğan bütün bedelleri ödeyen Türkiye. Her bir Suriye’de memleketini terk eden her 5 Suriyelinin 3’ünü biz misafir ediyoruz. Bu Türkler iyi yapıyor, hakikaten de örnek bir altyapıları var, çok güzel, binlerce çocuğa eğitim veriyorlar, takdirlerin bini bir para. Takdir çok takviye yok. sadece takdir, sırt sıvazlamakla yetmez. Uluslararası camia sorumluluğunu yapacak. Bugüne kadar 700 milyon dolar para ancak toplanabilmiş, dünyanın imkanları bu kadar mı?” diye sordu.

    Siyasi partilerin de sivil toplum örgütleri gibi topluma öncülük etme görevinin olduğuna dikkati çeken Yıldırım, siyasi partilerin sadece siyaset yapmakla yetinmemesi gerektiğini ifade etti. Siyasi partilerin aynı zamanda ülkeye, millete yararlı olan her türlü girişimin yanında olması gerektiğini anlatan Yıldırım, AK Parti’nin sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin ülkede yaygınlaştırılması için hayırlı bir hizmete imza attığını dile getirdi. Başbakan Yıldırım, AK Parti’nin hiçbir zaman bir zümrenin partisi olmadığını belirterek, millete hizmet ettiklerini anlattı.

    “Sosyal devlet, solcu olmakla olunmuyor”

    Yıldırım, “Sosyal devlet solcu olmakla olunmuyor. Sosyal devlet, sosyal ihtiyaçları görmekle oluyor. Bu işin lafını yapmakla olmuyor. Solcu dostlarımız, sosyal demokratlar bol bol konuşuyor. Sosyal projeler, katılımcılık, sosyal adalet. Sadece konuşuluyor ama konuşmadan yapanlara bu ülkenin ihtiyacı var. Adres de AK Parti’dir. AK Parti az konuşan, çok çalışan partinin adıdır” dedi.

    Terörün ülke gündeminde en alt sıralara indirileceğini belirten Yıldırım, insanların emniyet içinde yaşaması için var güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

    Kılıçdaroğlu’nun ’Anayasa değişikliği dayatmadır’ açıklaması

    Anayasa değişikliğine işaret eden Yıldırım, “Bugünlerde kafa karıştırıcı çok şeyler yazılıyor, söyleniyor biz daha topa girmedik. Söylenenler söylensin, herkes eteğindeki taşları döksün, kafasındaki bütün soruları, düşünceleri ortaya koysun. Biz de çıkıp, hangisinin doğru hangisinin doğru olmadığının anlatacağız ama bugün Sayın ana muhalefet Partisi Genel Başkanı bir mülakatta diyor ki, ’Dayatma ile anayasa olmaz’. Hayyalessela. Bu, Meclis’i yok saymaktır. Meclis’te görüşüldü bu anayasa. ’Bu anayasa değişikliği dayatmadır’ demek siyaseti, milli iradeyi inkar etmek demektir. Talihsiz bir beyanattır. Biz, aslında Meclis’te anayasa falan yapmadık, biz yapılacak anayasa değişikliğini millete götürecek altyapıyı hazırladık” şeklinde konuştu.