Etiket: Analizi

  • İncefikir: “Toprak analizi rekolteyi arttırıp, giderleri azaltır”

    Seyhan Ziraat Odası Başkanı Cahit İncefikir, üreticinin bilimsel yöntemlerle arazilerindeki eksik olan kimyasal ve mineralleri tespit ettirip, kullanacakları gübrelerde daha çok zorunlu olan elementlere yönelmesinin rekolteyi arttırıp, giderleri azaltacağını söyledi.

    Üretimin devam etmesi için üreticinin desteklenmesi gerektiğini belirten İncefikir, her sektörün önemli olduğunu ancak bunların içinde en önemlisinin tarım olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.

    Hızla artan gıda ihtiyaçlarını karşılamak için birim alandan elde edilen verimi artırmanın zorunlu hale geldiğini belirten İncefikir, “Bunu sağlayabilmenin temel yolu ise modern tarım tekniklerinin bilinçli ve etkili kullanımından geçmektedir. Modern tarımda bitkilerin sağlıklı beslenebilmesi ve gübre kullanım etkinliğinin artırılması, bitki besleme yönetim stratejilerinin doğru kurgulanmasına bağlıdır. Nitekim gübrelemede başarının birinci şartı, gübreleme ile bitkinin tüm gelişim periyodu boyunca beslenme ihtiyacını karşılayabilmek ve bunu sağlarken çevre ve insan sağlığını dikkate alarak dengeli ve bilinçli bir gübreleme yapabilmektir” dedi.

    Doğru gübre kullanımı önemli

    Gübre kullanımının toprağın ihtiyacına göre yapılmasının önemine dikkat çeken İncefikir şöyle devam etti:

    “Gübre kullanım etkinliği açısından toprak analizleri ve toprak örnekleme tekniği önemlidir. Nitekim tarım alanlarında, toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin son derece değişken olduğu bilinen bir gerçektir. Kimyasal gübrelerin kullanımı sonucunda meydana gelen olumsuz etkilerin giderilmesi için, toprakta bulunan mevcut kaynakların etkili kullanılması gerekir. Bilinçsiz ve aşırı gübre kullanımı yalnız ekonomik kayıp olmayıp, sürdürülebilir toprak verimliliği açısından da önemli bir kısıtlamadır. Üretici önümüzdeki yıl artan girdi maliyetleri karşısında ciddi sıkıntılarla karşılaşabilir. Bu nedenle üreticilere toprak analizi yaptırmayı tavsiye ediyoruz.”

    Toprak analizi neden önemlidir?

    Toprak analizi, belli bir tarla toprağının gübre ihtiyacını ortaya koyan bir metottur. Belli bir tarlayı temsil eden toprak örneği, laboratuvarda analiz edilerek içerisindeki bitki besin maddelerinin miktarları bulunur. Toprak analizi ekilen bitkinin iyi mahsul vermesi için hangi besinlerin ne oranda ve ne zaman verileceğini ortaya koyar.

  • Allianz Türkiye’den ’Sanal Risk Analizi’

    Allianz Türkiye, geçen yıl Etohum’la birlikte başlattığı, sektörde bir ilk olduğu kaydedilen Start Up Programı kapsamında Gamester girişimiyle iş birliğine giderek sigorta sektörüne yenilikçi bir hizmet daha kazandırdığını açıkladı. ’Sanal Risk Analizi’ adı verilen yeni hizmet, müşteri risklerinin olası bir hasar meydana gelmeden önce belirlenmesini ve önlenmesini sağlıyor. Şirket, artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanıldığı ’Sanal Risk Analizi’, ilk etapta kurumsal ve KOBİ segmentindeki müşterilerine sunulacak.

    Allianz Türkiye, inovasyon ofisi tarafından yürütülen ’Start Up Programı’ kapsamında iş birliği yaptığı Gamester girişimiyle artırılmış gerçeklik teknolojilerini sigorta dünyasına taşıdığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamaya göre; Allianz Türkiye Risk Mühendisliği Ekibi’nin liderliğinde şirketin İnovasyon Ofisi’nin desteğiyle yaklaşık 6 aylık bir çalışmanın sonucu olan Sanal Risk Analizi hizmetiyle risklerin, herhangi bir hasar meydana gelmeden önce tespit edilmesi, azaltılması ve önlenmesi hedefleniyor.

    Ayrıca, kapsamlı danışmanlık raporları hazırlanarak sahada tespit edilen risklerin nasıl azaltılabileceğine dair doğru uygulama örneklerine yer veriliyor.

    “Önümüzdeki günlerde deprem, sel ve yer kayması gibi risk konularını da ekleyeceğiz”

    Allianz Türkiye Teknik UW & Riziko Kontrol Grup Başkanı Dr. Ceyhun Eren şu bilgileri verdi: “Gamester girişimiyle çalışmamız, onların sigorta ve risk yönetimi bakış açısı kazanmasını sağlarken, bize de sanal gerçeklik uygulamalarının risk yönetiminde verimli olarak nasıl kullanılabileceğini öğretti. Sigorta sektörüne kazandırdığımız bu yenilikçi hizmetle müşterilerimizi sanal ortamda tasarlanan bir fabrika içinde gezdirerek, tespit ettiğimiz risk konularını, doğru uygulamalarıya birlikte çok daha gerçekçi bir şekilde anlatıyoruz. Sanal fabrika gezisi sırasında, en sık yaşanan yangın senaryolarına uygun sahneler oluşturup müşterilerimizin bu yangınları söndürmeye çalışmalarını ve önerdiğimiz önlemlerin çalışma prensiplerini gerçeğe mümkün olduğunca yakın bir şekilde görmelerini sağlıyoruz. Önümüzdeki günlerde deprem, sel ve yer kayması gibi risk konularını da ekleyeceğimiz Sanal Risk Analizi’ni ilk etapta kurumsal müşterilerimiz ve KOBİ’lere sunacağız”.

    Yenilikçi ekipmanlarla rapor zenginleştiriliyor

    Tamamı mühendislerden oluşan şirketin Türkiye Risk Mühendisliği Ekibi’nin tespit ettiği riskleri bir rapor halinde müşterilerine sunduklarını belirten Eren, “Riskleri sadece analiz ederek raporlamakla yetinmiyor, kapsamlı danışmanlık raporları da hazırlıyoruz. Saha çalışmalarımız sırasında dron, termal kamera ve parlayıcı gaz dedektörü gibi yenilikçi ekipmanlar kullanarak raporlarımızın içeriğini zenginleştiriyoruz. Risk azaltıcı önerilerimizi önem derecelerine göre sıralayarak etki-frekans grafiğiyle birlikte müşterilerimize sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Start Up İş Birliği Programı devam edecek

    Allianz Türkiye İnovasyon Ofisi, start up ekosisteminde sigortacılığa ve sigorta teknolojilerine olan ilgiyi artırmayı, gerçek anlamda önleyici çözüm tanımını zihinlerde oturtmayı, bu alana yeni fikirler ve girişimciler çekebilmeyi hedefliyor. Ofis, Şirketin Türkiye ekipleriyle teknoloji odaklı start up’ların uzmanlıkları doğrultusunda birlikte geliştirdikleri yenilikçi iş modellerinin hem Türkiye’de hem de yurt dışında kullanılabilmesi amaçlıyor. İlk edisyonunun sonucunda Sanal Risk Analizi hizmetinin gelişmesine vesile olan Start Up İş Birliği Programı önümüzdeki dönemde de devam edeceği bildirildi.

  • AOSB’de “Mali Kontrol ve Mali Tablolar Analizi” eğitimi

    Adana Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) faaliyet gösteren sanayici ve çalışanların kariyer planlamalarına katkı sunmak amacıyla kurulan AOSB Akademide “Mali Kontrol ve Mali Tablolar Analizi” konulu eğitim düzenlendi.

    AOSB Başkanlığı Ceyhan Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen ve firmaların muhasebe ve insan kaynakları departmanından çok sayıda temsilcinin katıldığı programa eğitmen olarak katılan Nedim Narlı, “Mali tablolar, kuruluş bilançosu, tek düzen hesap planı, gelir tablosu, satılan malın maliyet tablosu, mali analiz teknikleri, işletme sermayesi, fon akımı, nakit akımı” konularında bilgiler sundu.

    Bilançoyu, “Belirli bir tarih itibariyle işletmedeki fonların kaynakların ve kullanım yerlerini parasal değer olarak gösteren mali tablo; bir işletmenin mali yapısının herhangi bir zaman kesitindeki durumunu gösteren statik fotoğraf” olarak tanımlayan Narlı, yatırımların “sabit ve işletme sermayesi” diye ikiye ayrıldığını belirtti.

    Narlı, “Bilanço, aslında bir bakkal hesabıdır. Bakkal amcada, dükkanını kurarken farkında olmadan kuruluş bilançosunu yapıyor. Bilançoda kaynaklar ile varlıklar dengeli olacaktır. Bütün şirket kuruluşlarında önce sabit sermaye yatırımı; arkasından işletme sermayesi yatırımı hesaplanır ve toplam para çıkar; sonra bu toplam parayı nasıl bulacağız kısmına geçilir. Sabit yatırım tutarını hesaplamak mühendisler için çok kolaydır. İşletme sermayesi ise eşya değil; sadece paradır”dedi.

    “Çark bir kez başladığında dönmüyor”

    “Çevrim süresi” kavramı için “Hammaddecilere nakit ödeme tarihinden mal bedelini müşteriden nakden tahsiline kadar geçen ortalama süre” açıklamasını yapan Nedim Narlı, şöyle devam etti:

    “İşletme sermayesi; çevrim süresi boyunca fabrikanın tüm işletme maliyetlerini ve elde tutması gereken değerleri ifade eder. Yeni kurduğum fabrikaya 3 ay para girmeyeceğini bildiğim için bütün hammadde, personel giderleri, elektrik, gaz ve öngörülmeyen bazı harcamaları da hesaplayıp işletme sermayesine koymam gerekiyor. Türkiye’deki bir numaralı problem buradan başlıyor. Çünkü patronlar ‘çark bir başlasın, nasıl olsa döner’ diye, düşünüyor. Çark bir kere başladığı zaman dönmüyor. Eğer para hammaddeciye peşin ve 15 gün içinde teslim şartıyla verilmişse bu ancak bir ayda geliyor. Bütün olasılıkları dikkate alarak çevrim süresini uzun tutacağız ve doğru hesap yapacağız. O hesabı eksik yaptığı için daha kuruluşundan bir iki yıl içinde batan binlerce firma var. Türkiye’de her yıl 15, 20 bin firma kuruluyor; en az bunların yarısı batıyor. Çünkü işletme sermayesi diye bir kavram ülkede oturmamıştır. ‘Nasıl olsa çark döner’ diye düşünmeyin. İş hayatında bir şeyi umut ediyorsanız ve güvenmek zorunda kalıyorsanız bilin ki o iş batar. İş hayatında bir adama, bir şirkete güvenmek zorundaysanız, bilin ki o iş ters gider. Yani eşeğini sağlam kazığa bağlayacaksınız.”

    Yatırım döneminde anapara taksiti ödenmeyeceğini ifade eden Narlı, bir şirketin kuruluşunda şu hususlara dikkat edilmesini isteyerek, “İşletme sermayesini doğru hesaplayın. Uzun vadeli yatırımı daima uzun vadeli kaynak ile finanse edin. İfade ettiğim bu hususlar Türkiye’de en çok yapılan hatalara işaret ediyor. Eksik işletme sermayesi hesabı ve uzun vadeli sabit yatırımı kısa vadeli krediyle yapmaya kalkmak ülkede en çok yapılan iki numaralı hatadır” diye konuştu.

    Nedim Narlı, uygulamalı eğitimde katılımcıların sorularını cevapladı. Programın sonunda firma temsilcilerine katılım belgesi takdim edildi.

  • Ekipler Adıyaman’ın risk analizi için sahaya indi

    Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Fehmi Çelik, Adıyaman’ın Risk Analizini çıkarmak için ekiplerin alan taramasına başladıklarını söyledi.

    Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Fehmi Çelik İhlas Haber Ajansı Adıyaman Bürosuna yaptığı ziyarette, “Adıyaman’ın Risk Analizi” ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Adıyaman’da 38 kişilik ekibin alan taraması için sahaya indiğini ve çalışmaların başladığını kaydeden Fehmi Çelik, “Adıyaman’ımıza Aile Sosyal Destek Projesi kapsamında risk haritamızı sahada gerçekleştirmeye başladık. 38 personel ile ev ev, köy köy, mahalle mahalle gezeceğiz. Bütün evlerdeki vatandaşlarımızla 50 soruluk anketimizle görüşmelerimizi yapacağız. Bu görüşmeler sonucunda bizler hangi engel türümüz var, bunların yoğunluk bölgeleri ile bu bölgelere hizmet türünü seçeceğiz. Ne tür hizmet götüreceğimizi belirleyeceğiz.

    Adıyaman’da Risk Haritası elzemdir. Bu sadece engeliler ile ilgili değil, çocuk, kadın, aile toplum ihtiyacını ihtiyaca göre gerçekleştirmek istiyorsak bunu tek yolu gidip ev ev yapmaktır. Bu verileri güzel bir şekilde değerlendireceğiz. Adıyaman’ın Risk Haritasını ortaya çıkaracağız. ASDEP Projesi ile ilgili 38 meslek elemanıyla sahada tarama çalışmaları yapılıyor. Farkındalık oluşturmak adına sosyal devlet olarak bizler anneye, kadına, çocuğa verdiğimiz önemle bu çalışmayı yapacağız. Tez avantajlı vatandaşlarımızı umarım avantajlı hale getiririz” dedi.

  • Türkiye’de doların son 23 yıllık analizi

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fazıl Kırkbir, dolar çıkışının çok sürdürülebilir bir durum olmadığını belirterek, “Sabır etmemiz gerekiyor bu çok sürdürülebilir bir yükselme değil. Mutlaka düşecektir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dolarınızı bozdurun Türk lirasına çevirin” çağrısına yankılar sürüyor. 1993 yılında 8 bin 500 liradan alınan dolar 2002 yılında 170 kat artarak 1 milyon 446 bin 600 liraya yükseldi. 2003 yılında yine artmaya devam eden dolar 2004 yılında ise 1 milyon 393 bin liraya düştü. Türk parasından 1 Ocak 2005 tarihinde 6 sıfırın atılmasından sonra dolar 2005 yılında 1,336 TL, 2012 yılında 1.888 TL’den alınırken, 2016 yılının Ocak ayına dolar 2.91 TL’den başlamıştı. 2016 yılının Aralık ayında ise dolar 3.56 seviyelerine kadar geldi. Dolar bu çıkışın ardından 3.45’e kadar geriledi.

    Doların son dönemdeki artışını değerlendiren KTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fazıl Kırkbir, dolardaki tırmanışın toplumda panik havası oluşturduğunu söyledi. Kırkbir “Şuan belki pek çoğumuzda panik havası var. Dolar son bir ayda hızlı bir çıkış sürecine girdi. 1993 yılında doların alışı 8 bin 500 lira tabi bu 6 sıfır atılmadan önce idi. 2002 yılı 1 milyon 446 bin 600 lira. Bu 10 senelik süreçte dolar yaklaşık 170 kat artmış. 1993 yılında 1 dolar alıyorsunuz, 8 bin 500 lira veriyorsunuz. Aynı doları 10 sene sonra bozduruyorsunuz 1 milyon 446 bin 600 lira alıyorsunuz. 2003 ve 2012 arası artış 1.2 kat artmış. 2003’den 2016 Aralık’a kadar geçen sürece bakarsak 2.16 kat artmış. Panik yapmamızın en büyük sebebi 14 yıllık süreçte artık doların artmamasına alışmış olmamız. 90’lı yıllarda her yıl dövizlerin 2 kat artmasına alışmıştık. O yıllarda Türkiye’de bütün dairelerin kira bedelleri, alım-satım bedelleri dolar ve mark üzerindendi. Bu artış yavaşladıkça özellikle 2003 yılından sonra doları da hayatımızdan çıkarmaya başladık. Ev kiraları, bedeller, elektronik eşyalar TL’ye döndü. Son süreçteki panik ise dolardaki bu alışkanlığın değişmeye başlaması olarak ortaya çıkıyor. 14 yılda dikkat çeken 3 kırılma noktası var. Gezi Parkı, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’ Darbe girişimi dolarda 2.20 kat artışa sebep olmuş. Bunları çıkartırsak dolar son dönemde 1 kat bile artmamış olacaktı” dedi.

    “İhracat ve ithalat ülke paraları üzerinden o da olmazsa altın üzerinden yapılsın”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına çok değer verdiğini kaydeden Kırkbir, “Cumhurbaşkanımızın söylemlerine çok değer veriyorum. 90’dan sonra yaptığımız gibi doları hayatımızdan çıkarmamız lazım. Zaten büyük ölçüde çıkartmıştık. Dünyadaki ticaretin yüzde 60-70’i dolar üzerinden yapılıyor. Mesela İran-Rusya, İran-Çin ve Türkiye ile İran dolar üzerinden ihracat-ithalat yapıyor. İşte bu noktada özellikle yerel paraya dönülmesi çokta zor değil. İthalatta senin paran, ihracatta benim param diye anlaşırsın. Bunda da sorun çıkarsa altın üzerinden yapılır. Kullanım açısından Dolar Euro’dan önceki gücüne tekrar döndü. Panik yapacak bir durum yok. Doların çıkması ABD için de iyi değil. ABD’nin aylık cari açığı bizim yıllık cari açığımızdan daha fazla. Doların artması bu açığın kapanmasını zorlaştırıyor. Bizim yapmamız gereken doları hayatımızdan çıkarmak. Alacak-vereceklerimizi yerel para ya da altın üzerinden yapmamız akılcı bir davranış olacaktır. Sabır etmemiz gerekiyor bu çok sürdürülebilir bir yükselme değil. Mutlaka düşecektir” ifadelerini kullandı.