Etiket: Anadolu

  • Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mahsum Altunkaya:

    Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mahsum Altunkaya 2016 bakliyat yılının tarımın kalkınması için fırsata dönüştürülmesinin sağlanabileceğini söyledi.

    Başkanı Altunkaya, Anadolu’nun bereketli topraklarında sağlanacak teşviklerle ve yeni tarım politikalarıyla hak ettiği değerlerde üretimin sağlanacağını, beyaz yakalı insan iş gücü için önemli istihdamların sağlanacağını ifade etti. Türkiye’nin önerisi doğrultusunda BM tarafından 2016 Uluslararası Bakliyat Yılı ilan edilmesini de değerlendiren Altunkaya, Türkiye’nin bakliyat üretiminde eski günlerine dönebilmesi için bunun fırsata çevrilmesi gerektiğini ifade etti. Altunkaya, “Türkiye genelinde bakliyat üretiminde önemli oranda düşüş yaşandığını, bunun temel nedenlerinin geçmiş dönemlerde uygulanan yanlış tarım politikaları kadar üreticinin de zahmetli bir ürün yetiştiriciliği olan bakliyat üretimini yavaş yavaş bırakarak daha kolay ürünler yetiştirmeye yönelmesi olarak değerlendirilebilir. Bakliyat yılı bu anlamda Türkiye için tarımsal reformların oluşturulması ve buna bağlı olarak çiftçilerin bu ürünleri yeniden ekmesinin teşvik edilmesiyle fırsata dönüşebilir. Diğer taraftan bakliyat ürünlerinin obeziteyle mücadeledeki öneminin tüketicilere doğru anlatılması ve bu ürünlerin tüketilmesinin özendirilmesi ortaya ciddi bir talep çıkaracaktır. Bu anlamda doğru politikalarla büyük bir istihdamın da sağlanması gündeme gelebilir. Bugün beyaz yakalı binlerce ziraat mühendisimiz işsizlikle mücadele derken bakliyat üretimine yönelik yapılacak yatırımlar ve verilecek teşvikler bu mühendislerimizin de ciddi anlamda istihdam edilmesi için önemlidir. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için gerçekleştirdiğimiz ihracatlar da elbette birliklerimiz için hububat kadar bakliyatta büyük önem taşımakta, ancak ithal ettiğimiz ürünlerin ihracatını yaparak bu kalemlere olan talepleri karşılıyoruz. Oysa bir tarım ülkesi olan Türkiye’de bakliyat üretiminin geliştirilmesi ve teşviki kendi ürünlerimizin ihracatını gerçekleştirmemizi sağlayacaktır. Bu da 2023 hedefleri için önemli bir adım olacaktır” dedi.

    “2023 HEDEFLERİNİ ZORLAYABİLİRİZ”

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2015 yılı tarımsal üretiminde beklenen artışları da değerlendiren Başkan Mahsum Altunkaya, bakliyat üretimlerini arttırarak, 2023 hedeflerinin zorlanabileceğini kaydetti. Altunkaya, “TÜİK verilerine bakıldığında 2015 yılı sonuna kadar tarımsal üretimde gerçekleşmesi beklenen rekolte ülkemizin iç tüketimini dahi yeterli oranda karşılayamayacak miktardadır. Buna göre tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2015 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18,1 oranında artarak yaklaşık 38,6 milyon ton olacağı tahmin edilirken bir önceki yıla göre buğday üretiminin yüzde 18,9 oranında artarak 22,6 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 27 oranında artarak 8 milyon ton, çeltik üretiminin yüzde 10,8 oranında artarak 920 bin ton, tane mısır üretiminin yüzde 7,6 oranında artarak 6,4 milyon ton olması öngörmektedir. Bakliyat açısından ise yapılan tahminler baklagillerin önemli ürünlerinden nohudun yüzde 2,2 oranında artarak 460 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 4,6 oranında artarak 340 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise yüzde 14,3 oranında artarak 4,8 milyon ton olacağı tahmin edilmiştir. Yağlı tohumlardan ayçiçeği üretiminin yüzde 2,6 oranında artış göstererek 1,7 milyon ton olması öngörülüyor. Ülke olarak dünya pazarlarında daha etkin ve aktif olabilmemiz için bütün ürünler için rekoltelerin daha yüksek olması ve üretimin bu anlamda teşvik edilmesi şarttır. Anadolu bu anlamda gerçekten bir tarım üretim merkezi gibidir. Bizlerin koordineli olarak yapacağımız en önemli şey üreticiden tüketiciye kadar zincirin bütün halkalarının el birliğiyle bu gelişmeleri desteklemesi olacaktır” diye konuştu

  • Anadolu Lisesinin Kapısına Kilit Vurdular

    Çıkarılan Dershane Yasası ile Anadolu liselerindeki öğrenci azlığına dikkat çeken Türk Eğitim Sen Bursa 2 Nolu Şubesi üyeleri, Bursa Anadolu Lisesi’nin kapısına kilit vurarak yasayı protesto etti.

    Dershane Yasası olarak 2014 yılının ’Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından eğitim sisteminde bazı değişiklikler gerçekleşti. Yapılan değişiklikle birlikte vatandaşlara devlet desteği ile çocuklarını özel okulda okutma imkanı sağlandı. Ancak yapılan bu değişiklik devlet okullarındaki öğrenci sayısının azalmasına sebep oldu. Çıkarılan Dershane Yasası ile Anadolu liselerindeki öğrenci azlığına dikkat çeken Türk Eğitim Sen Bursa 2 Nolu Şubesi üyeleri ise Bursa Anadolu Lisesi’nin kapısına kilit vurarak yasayı protesto etti. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Eğitim Sen Bursa 2 Nolu Şubesi Başkanı Selçuk Türkoğlu, Anadolu Liselerinin Yükseköğretimin temelini oluşturan en önemli orta öğretim kurumları olduğuna dikkat çekti. Son 10 yıllık eğitim politikalarından sonra Anadolu Liselerinin kapatılmaya doğru sürüklenmeye başladığını ifade eden Türkoğlu, “Kamuoyunda Dershane yasası diye bilinen yasa değişikliği ile başlayan Anadolu Liselerinden kaçış hükümetin özel okullara öğrenci destek teşviki ile tavan yapmıştır. Bugün itibari ile özellikle Bursa Merkezdeki Anadolu Liselerimizin son sınıflarının yüzde 65’i Anadolu Lisesinden kaçmıştır. Bursa Anadolu Lisesi son sınıfta 272 öğrenci olması gerekirken bu sayı 100’e, Ahmet Erdem Anadolu Lisesi son sınıfta 272 öğrenci olması gerekirken bu sayı 68’e düşmüştür. Bunun gibi bir çok liselerin son sınıflarında öğrenci sayısı yarı yarıya düşmüştür” şeklinde konuştu.

    “SİSTEM PARAN VARSA OKUYA DÖNDÜ”

    Türkoğlu, “Bu haliyle parası imkanı olan veliler 11 ve 12. Sınıflarda öğrencilerini özle okula almaktadır. Üniversite sınavı öncesi sadece sınav odaklı not garantisi verilmiş bir sistem ile eğitimde fırsat eşitliği tamamıyla ortadan kalmış. Sistem ’paran varsa oku’ya dönmüştür. Türk Milli Eğitiminin göz bebeği Anadolu Liseleri bu gidişle içi boşalacak ve kapısına kilit asılacaktır. Zaten Bursa’da sayıları az olan Anadolu Liselerinin içinin boşaltılması önlenmeli sayılar arttırılmalı devlet teşvikini özel okullara değil öncelikle devlet okullarına yapmalıdır” diye konuştu.

    “ÖĞRETMENLER AÇIKTA KALACAK”

    Öğretmenler tedirgin ve kaygılı olduğunu da ifade eden Türkoğlu, “Anadolu Liselerin boşalması ile birlikte öğretmenler norm fazlası olacak. Sadece Bursa’da sayıları yüzleri bulacak olan norm fazlası öğretmenler sınıf dışına atılacak. Norm kadroları ellerinden alınacak. Eğitim-Öğretim yılına başladıkları okullarında öğretim yılını tamamlayamayacak ve önünü göremeyecek hale getirilecektir” dedi.

  • Etkili İletişim İçin Anadolu İnsanı Yunus Ve Nasrettin Hocanın Dilini Kullanıyor

    Kırşehir Türk Ocakları tarafından düzenlenen Cuma Sohbetlerine katılan Doç. Dr. Selehattin Bekki, etkili iletişim için Anadolu İnsanının Yunus ve Nasrettin Hoca’nın dilini kullanması gerektiğini söyledi.

    Bekki, Yunus’un 250 şiirini 55 bestekarın ele alarak bestelediğini, İstanbul tekkelerinin ise Yunus’un şiirlerinin yaygınlaşmasında birinci derecede etkili olduğunu anlattı.

    Yunus Emre’nin adının geçtiğinde Allah’a böyle bir insan için şükretmemiz gerektiğini belirten Doç. Dr. Selehattin Bekki, “Yunus Emre’nin bir takım eserleri yazılı gelenek olarak bir takım eserleri ise sözlü olarak günümüze kadar gelmiş, biz onun söylemleri ile dostluğu, arkadaşlığı, sevgiyi bünyemizde yaşar olmuşuz. Yunusça söyleyiş, zamanla bir gelenek olmuş başkaları şiir söylemiş olsa da yunus bir nehirdir. Yunus mahlası ile söylenen şiirler Yunus geleneği içerisinde değerlendirilmelidir” dedi.

    Etkili iletişim kurabilmek için Yunus Emre ve Nasrettin Hoca dilinin iyi kullanılması gerektiğinin altını çizen Bekki şöyle konuştu:

    “Bireysel ve toplumsal olarak etkili bir iletişim sağlayabilmemiz için bizim, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca dilini kullanmamız gerekiyor. Çünkü onlar Türk insanının damıtılmış erdemi düşüncesi ve hazırcevaplılığını Türk Dilinde sağlamışlardır. Onların Türkçeleri Yunus Emre’nin ortaya koyduğu şiirler Nasrettin Hoca adına bağlı olarak üretilen fıkralar ardılları tarafından yeniden üretilerek günümüze kadar getirilmiş, devamlı bu insanlar ardıllarını beslemişlerdir. Yunus Emre’nin şiirlerinin en önemli özelliği bestelenmiş olmasıdır. 250 Şiiri bestelenmiş, ve 55 farklı bestekar ise şiirlerini ele almış, daha çok ise ilahi formunda şiirleri bestelenmiş gür bir kaynak çok çeşitli alanlarda beslenmiş.”

    Bekki ayrıca, “Osmanlı Devletinde Mevlit-i şerif için özel bir vakıf kurarak bütçe ayırmışlardır. İnsanların dini ayinlerde musiki ile şiiri birleştirme eğilimi vardır. Bu bizim eski inançlarımızdan da gelir. Mevlit-i şerif okutulması için kaynaklarda yirminin üzerinde sebep sayılmakta, 16 yüzyıl itibari ile Mevlit-i Şerif camilerde okutulur hale gelir. Önce tekkeler vasıtası ile Yunus’un şiirleri camilere girmiştir. Mevlit-i Şerifler Türkiye’de umumi ve hususi olarak yapılıyor. İmam Hatiplilerin Mevlit-i Şerif icrası ile ilgili herhangi bir eğitimleri yok” diye konuştu.

  • Anadolu Üniversitesi Kütüphanesi’nin Öğrenci Odaklı Hizmetleri

    Kaliteli ve öğrenci odaklı hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Anadolu Üniversitesi, yeni öğretim yılında da öğrencilerin beklenti ve isteklerine karşılık verecek projeleri hayata geçirmeye devam ediyor.

    Çağın gerekliliklerine göre sürekli değişim ve gelişimi hedefleyen Anadolu Üniversitesi, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında da bu anlayıştan hareketle hayata geçirdiği projeler ve sunduğu hizmetlerle öğrencilerine kaliteli ve yenilikçi bir öğretim yılının kapılarını açıyor. Anadolu Üniversitesi Kütüphanesi ise, yeni öğretim yılında değişimin ve gelişimin yaşanacağı birimlerin başında geliyor. 8 Ekim 2014 tarihinde uygulamaya başlanan 7/24 kütüphane hizmetinin yanı sıra gece 00.00-01.00 saatleri arasında kütüphanede öğrencilere sunulan çay, çorba ve kahve ikramı ile geçtiğimiz öğretim yılında öğrencilerin beklentilerine ve isteklerine yönelik projelere imza atan Anadolu Üniversitesi, bu yıl da aynı anlayışla çalışmalarını sürdürüyor. 8 Ekim 2014’ten itibaren sunulan hizmetlerin ardından kütüphane ziyaret sayılarında yaşanan gözle görülür artış ve öğrencilerin memnuniyetleri ise Anadolu Üniversitesi’nin hedeflerinin amacına ulaştığını gösterirken, yeni projeler için de motivasyon kaynağı oluyor.

    “ÖĞRENCİLERİMİZİN KÜTÜPHANEDE SABAHLAMASINI İSTİYORUZ”

    Anadolu Üniversitesi Kütüphanesinin, 2015-2016 eğitim-öğretim yılındaki çalışmaları ve hedefleriyle ilgili bilgi veren Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi yeni öğretim yılında da amaçlarının öğrenci memnuniyetine dayalı bir hizmet olduğunu belirtti.

    “Kütüphanede öğrencilerimizin sabahlamasını istiyoruz” diyen Rektör Gündoğan, geçen yıl ekim ayında hayata geçirilen 7/24 kütüphane uygulamasının da bu hedefle ortaya çıkan bir proje olduğunu dile getirdi. 2014 yılı Ekim ayında uygulamaya başlanan ve bir yıl gibi kısa bir süreye rağmen gelinen noktanın kendileri için sevindirici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gündoğan, “Bir yıllık sürenin ardından gelinen noktaya baktığımızda, uygulamaya koyduğumuz 7/24 kütüphane hizmetinden 2013-2014 Ekim ayları arasında 976 bin 976 kişi yararlanırken, projenin başlangıcından bugüne kadar ise 1 milyon 484 bin 949 kişinin kütüphanemizi kullandığını görüyoruz. Bu sonuç da ziyaretçi sayımızın yüzde 50 oranında arttığını gösteriyor. İkinci bir hizmetimiz ise kütüphanede öğrencilerimize gece 00.00-01.00 saatleri arasında sunduğumuz çay, çorba ve kahve ikramıydı. Bu hizmetimizden de bir yıllık süre içerisinde 95 bin 844 öğrencimiz yararlandığını görüyoruz. Öğrencilerimizin, bu hizmetlerden dolayı ciddi anlamda bir memnuniyeti var. Biz bu hizmeti önümüzdeki yıl da sürdüreceğiz. Ayrıca şöyle bir durum söz konusu, bu hizmetlerden yararlananların hepsi bizim öğrencimiz değil. Osmangazi Üniversitesi’nden ve hatta liselerden gelen öğrenciler de var. Sonuçta burası kamusal bir alan ve biz buranın herkes tarafından kullanımına izin veriyoruz” dedi.

    “KÜTÜPHANE ORTAMI VE İKRAMLAR ÖĞRENCİLER İÇİN MOTİVASYON KAYNAĞI OLUYOR”

    Prof. Dr. Gündoğan, kütüphane ortamında çalışmanın ve burada sunulan ikramların öğrenciler açısından bir motivasyon kaynağı olduğuna da değinerek, “Bununla ilgili olarak ailelerden de geri dönüşler oluyor. Aileler bize çocuklarının her türlü olanağa sahip olmalarına karşın, ev ortamında çalışmak yerine kütüphane ortamında çalışmayı tercih ettiklerini dile getiriyorlar. Çünkü kütüphane ortamının motivasyon açısından ayrı bir havası var. Evde algılarını dağıtabilecek çok etken ve uyaran bulunurken kütüphane bu anlamda dikkatlerini çok daha iyi toplayacakları bir ortam haline geliyor” diye konuştu.

    “SÜREKLİ MEMNUNİYET ANKETLERİ YAPIYOR”

    “Öğrencilerin isteklerini belirlemek adına kütüphanemiz sürekli memnuniyet anketleri yapıyor” ifadelerini de kullanan Gündoğan, şöyle devam etti:

    “Öğrencilerden gelen bildirimler doğrultusunda memnun olunmayan noktalar saptanıyor ve arkadaşlarımızla birlikte bu konular üzerinde çalışmalar yürütüyoruz. Buradaki en büyük sorunumuz, kütüphanenin mekânsal sıkıntısı. Kütüphane yapıldığında bugünkü gibi 35 bin öğrencimiz yoktu ve ona göre bir alanda konumlandırılmıştı. Dolayısıyla, kütüphanemiz çok dar bir alana sıkıştığı için binayı genişletme şansımız olmuyor. Bunun yerine biz de mevcut mekânı nasıl daha verimli kullanabiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Örneğin, şu an arşiv için kullanılan bazı bölümler var ve onlar cd’ye girdiği için o bölümleri boşaltıyoruz. Yine öğrencilerimizin istekleri doğrultusunda bir kantin çalışmamız var. Bu konuda da kütüphane önündeki çevre düzenlemesini bekliyorum. Bu düzenleme tahmini 2-3 ay içerisinde tamamlanır ve bu düzenlemenin ardından kütüphanede bir kantini hizmete açacağız.”

    “ÖĞRENCİLERİ SIK SIK DİNLİYORUM”

    7/24 kütüphane hizmetinin hayata girmesinin ardından geçtiğimiz yıl içerisinde öğrencileri kütüphane ortamında ziyaret eden ve bu buluşmada öğrencilerin taleplerini dinleyen Rektör Gündoğan, yeni öğretim yılında da öğrencilerle sık sık bir araya gelerek onların isteklerini dinlediğini anlattı. Kütüphanenin sadece Anadolu Üniversitesi öğrencilerine değil dışarıdan gelen kişilere de açık olduğunu yineleyen Prof. Dr. Gündoğan, bu yüzden güvenlik konusunda da hassas davrandıklarını kaydetti. Öğrencilerin daha temiz ve hijyenik bir ortamda hizmet alabilmeleri için şu anda kütüphanenin bütün tuvaletlerini yenilediklerini de aktaran Naci Gündoğan, şöyle konuştu:

    “Kütüphanemiz, özellikle sınav dönemlerinde çok yoğun oluyor. Hemen hemen her gün kütüphanenin önünden geçiyorum ve salonlara bakıyorum. Sınav dönemi bu salonlar tamamen doluyor. Biz istiyoruz ki kütüphanemiz sınav dışında da yoğun bir şekilde kullanılsın. Bunun için de sırf bu amaçla öğrencilere tablet bilgisayarlar veriyoruz. Öğrencilere bilgisayar ve internet olanağı sunarak onların bütün ihtiyaçlarını kampüs içerisinde giderebilmelerini sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de öğrencilerimizin kütüphanede sabahlamalarını istiyoruz. Öğrencilerin 24 saat boyunca bu motivasyonu yaşayabilmeleri adına bu, çok önemli.”

    ANADOLU ÜNİVERSİTESİ’NDE OLMAKTAN GURUR DUYUYORLAR

    İletişim Fakültesi İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Ayşenur Taşçı, “Kütüphanemiz 7/24 hizmet verdiği için genellikle geceleri burada çalışmayı tercih ediyorum. Bugün de ödevlerimi rahatça yapabilmek için buradayım. Burada rahat bir şekilde çalışabiliyorum çünkü her şey elimin altında. İkramlar ise öğrencilerde mola vermiş hissi uyandırdığı için ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor. Çünkü ikramın yapıldığı saatler tam da insanın halsizleşmeye başladığı saatlere denk geliyor ve o esnada zihin ve beden tekrar yenilenmiş oluyor. Bu yüzden de ikramların başarıyı olumlu yönde etkilediğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Hukuk Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi Sümeyye Nur ise, kütüphanenin hem 7/24 hizmet vermesinden hem de burada öğrencilere yönelik sunulan ikramlardan dolayı üniversiteyle gurur duyduğunu belirterek, normal zamanların yanı sıra özellikle sınav dönemlerinde de kütüphane ortamı çok iyi olduğuna dikkat çekti.

    Turizm Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi Samin Aliyev de, “Üniversitenin, öğrenciler için bu tarz hizmetleri sunması bizler için çok güzel bir şey. Bu yüzden Anadolu Üniversitesi’nde okuduğum için çok mutluyum” ifadelerini kullandı.

  • Ayşe Doğan Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesine Beyaz Bayrak Verildi

    Çanakkale’nin Biga ilçesindeki Ayşe Doğan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine beyaz bayrak verildi.

    Bayrak verilmesi nedeniyle okul bahçesinde düzenlenen törene Milli Eğitim Müdürü Erdal Aslan, Okul Müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Okul Müdürü Yakup Bayezit, “Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı arasında yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde uygulanan beyaz bayrak projesinin amacı okulların temizlik ve hijyen konusunda teşvik edilmesi, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi, yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yeterli eğitim almış sağlıklı nesiller yetiştirilmesidir” diye konuştu.

    Bayezit, beyaz bayrak ödülünün alınmasının önemli ve anlamlı olduğunu belirterek bu ödülün devamının ve sürekliliğinin sağlanmasında herkese görev düştüğünü kaydetti. İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdal Aslan’da her üç yılda bir okulun denetleneceğini vurguladı. Daha sonra İlçe Sağlık Müdür Vekili Meryem Gündoğdu tarafından Okul Müdürü Yakup Bayezit’e beyaz bayrak teslim edildi. Konuşmaların ardından okulun gönderine beyaz bayrak çekildi.