Etiket: Ana

  • Bursa’daki ana FETÖ davasında karar çıktı

    Bursa’da FETÖ’den 60 sanığın yargılandığı davada eski Bursa Valisi Şahabettin Harput 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, tutuklu 8 sanığın ise tahliyesine karar verildi.

    Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın son celsesine tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık yakınları ve avukatları katıldı. 27 Kasım tarihinden bu yana devam eden duruşmanın son gününde mahkeme heyeti sanıkların son sözlerini aldıktan sonra karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından duruşmaya karar verilmek üzere devam edildi. Mahkeme heyeti, Yavuz K. ve Mehmet K. hariç diğer sanıkların finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçundan ayrı ayrı beraatına, Yavuz K, Mehmet K, Orhan B, Ömer B, Sabri E, Salih U. hakkında üzerlerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan, Erdoğan Ö, Hüseyin A, Rahime Ö.Ö. ve Sevgi D. hakkında “terör örgütü kurma veya yönetme” suçundan toplanan deliller kapsamında suçun sabit görülmemesinden dolayı ayrı ayrı beraatlarına ve varsa haklarındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.

    Sanıklar Soner E, Emin A, Hilmi G. hakkında yöneticilikten toplanan deliller kapsamında sanıkların eyleminin örgüte üye olma suçunu oluşturduğu ve Hilmi G’nin 26 Mayıs 2016’da dilekçesi ve kolluk ifadesinde, Soner E. ve Emin A’nın ise kolluk ifadelerinde etkin pişmanlık kapsamındaki savunmalarında örgütün Bursa il yapılanması, mütevelli heyetleri konusunda yararlı ve tutarlı bilgi verdikleri gerekçesiyle sanıklara ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildi. Sanıklar Cengiz Resimoğlu, Selamettin Özgörüş, Mahmut Kesici, Turan Boztepe, Ferudun Kahraman, Eyüp Karakuş, Şakir Umutkan ve Selahattin Çelik hakkında etkin pişmanlık kapsamında tutarlı ve yararlı bilgiler verdikleri gerekçesiyle Kesici’nin 1 yıl 6 ay 22 gün, Özgörüş ve Kahraman’ın 2 yıl 1’er ay, Resimoğlu, Çelik ve Umutkan’ın 3 yıl 1 ay 15’er gün, Karakuş ve Boztepe’nin ise 4 yıl 2’şer ay hapisle cezalandırılmasına, ayrıca Kesici’nin cezasının ertelenmesine karar verildi.

    Mahkeme heyeti, Ahmet Nuri Ekiz, Ali Fuat Er, Ali Saffet Durmuşlar, Ali Kemal Turhan, Ayhan Kandıral, Bünyamin Işık, Hamit Tuna, Mecit Özkelebek, Muzaffer Koyuncu, Mehmet Zengin, Mustafa Celal Eğreti, Osman Üstünal, Ömer Kazangil, Recep Göral, Recep İleri, Refik Öztüfekçi, Sait Usul, Şahabettin Harput, Sami Şentürk’ün örgüt yöneticiliğinden beraatlarına, örgüt üyesi olmak suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmalarına karar verdi.

    Ahmet Gören, Ahmet Keşkekoğlu, Celal Sevmezler, Davut Baykan ve Ramazan Yılmaz’ın örgüte üyelikten 7 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Mahkeme, tutuklu sanık Şentürk’ün şirketine ait FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için yaptırıldığı ve örgüt toplantılarında kullanıldığı öne sürülen malikanenin müsaderesini (devlete geçmesi) reddetti.

    Sanıklar Ferudun Kahraman, Şakir Umutkan, Hilmi Gülcemal ve Emin Akça hakkında Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talebini reddeden mahkeme, ev hapsinin kaldırılmasına karar verdi. Sanıklar Resimoğlu, Özgörüş, Kesici, Boztepe ve Kahraman ile Karakuş ve Çelik hariç sanıklardan haklarında ev hapsi kararı bulunanların yaşadıkları kentin dışına çıkmama şartıyla adli kontrol tedbirine çevrilmesine karar veren mahkeme, Sevmezler’in üstüne atılı suçun vasfı nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkarılmasına, sanıklar Ali Fuat Er, Ahmet Nuri Ekiz, Ali Saffet Durmuşlar, Hamit Tuna, Mecit Özkelebek, Muzaffer Koyuncu, Refik Öztüfekçi ve Sami Şentürk’ün yaşadıkları kenti terk etmemek şartıyla adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyelerine karar verdi.

    Sanıklar Ahmet Gören, Ahmet Keşkekoğlu ve Davut Baykan’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Haklarında mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, Bülent Özdemir, Veli Velioğlu, Yunus Dağ, Dinçer Temur ve Salih Uçak hakkında örgüte üye olma suçunu işlemedikleri, örgüte bile isteye yardım ettikleri gerekçesiyle 2’şer yıl 1’er ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmedildi.

    Kararın ardından tahliye edilen sanıkların yakınları sevinç gösterilerinde bulunurken, 6 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Vali Harput ise eşiyle birlikte adliyeden ayrıldı.

    Harput, hakkındaki ceza onandıktan sonra cezaevine gönderilecek ve dosya Yargıtaydan dönene kadar ikamet ettiği Ankara’dan dışarı çıkamayacak.

  • Bursa’daki ana FETÖ davasında karar çıktı

    Bursa’da FETÖ’den 60 sanığın yargılandığı davada eski Bursa Valisi Şahabettin Harput 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılırken, tutuklu 8 sanığın ise tahliyesine karar verildi.

    Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın son celsesine tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık yakınları ve avukatları katıldı. 27 Kasım tarihinden bu yana devam eden duruşmanın son gününde mahkeme heyeti sanıkların son sözlerini aldıktan sonra karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından duruşmaya karar verilmek üzere devam edildi. Mahkeme heyeti, Yavuz K. ve Mehmet K. hariç diğer sanıkların finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçundan ayrı ayrı beraatına, Yavuz K, Mehmet K, Orhan B, Ömer B, Sabri E, Salih U. hakkında üzerlerine atılı “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan, Erdoğan Ö, Hüseyin A, Rahime Ö.Ö. ve Sevgi D. hakkında “terör örgütü kurma veya yönetme” suçundan toplanan deliller kapsamında suçun sabit görülmemesinden dolayı ayrı ayrı beraatlarına ve varsa haklarındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.

    Sanıklar Soner E, Emin A, Hilmi G. hakkında yöneticilikten toplanan deliller kapsamında sanıkların eyleminin örgüte üye olma suçunu oluşturduğu ve Hilmi G’nin 26 Mayıs 2016’da dilekçesi ve kolluk ifadesinde, Soner E. ve Emin A’nın ise kolluk ifadelerinde etkin pişmanlık kapsamındaki savunmalarında örgütün Bursa il yapılanması, mütevelli heyetleri konusunda yararlı ve tutarlı bilgi verdikleri gerekçesiyle sanıklara ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildi. Sanıklar Cengiz Resimoğlu, Selamettin Özgörüş, Mahmut Kesici, Turan Boztepe, Ferudun Kahraman, Eyüp Karakuş, Şakir Umutkan ve Selahattin Çelik hakkında etkin pişmanlık kapsamında tutarlı ve yararlı bilgiler verdikleri gerekçesiyle Kesici’nin 1 yıl 6 ay 22 gün, Özgörüş ve Kahraman’ın 2 yıl 1’er ay, Resimoğlu, Çelik ve Umutkan’ın 3 yıl 1 ay 15’er gün, Karakuş ve Boztepe’nin ise 4 yıl 2’şer ay hapisle cezalandırılmasına, ayrıca Kesici’nin cezasının ertelenmesine karar verildi.

    Mahkeme heyeti, Ahmet Nuri Ekiz, Ali Fuat Er, Ali Saffet Durmuşlar, Ali Kemal Turhan, Ayhan Kandıral, Bünyamin Işık, Hamit Tuna, Mecit Özkelebek, Muzaffer Koyuncu, Mehmet Zengin, Mustafa Celal Eğreti, Osman Üstünal, Ömer Kazangil, Recep Göral, Recep İleri, Refik Öztüfekçi, Sait Usul, Şahabettin Harput, Sami Şentürk’ün örgüt yöneticiliğinden beraatlarına, örgüt üyesi olmak suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırılmalarına karar verdi.

    Ahmet Gören, Ahmet Keşkekoğlu, Celal Sevmezler, Davut Baykan ve Ramazan Yılmaz’ın örgüte üyelikten 7 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Mahkeme, tutuklu sanık Şentürk’ün şirketine ait FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için yaptırıldığı ve örgüt toplantılarında kullanıldığı öne sürülen malikanenin müsaderesini (devlete geçmesi) reddetti.

    Sanıklar Ferudun Kahraman, Şakir Umutkan, Hilmi Gülcemal ve Emin Akça hakkında Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talebini reddeden mahkeme, ev hapsinin kaldırılmasına karar verdi. Sanıklar Resimoğlu, Özgörüş, Kesici, Boztepe ve Kahraman ile Karakuş ve Çelik hariç sanıklardan haklarında ev hapsi kararı bulunanların yaşadıkları kentin dışına çıkmama şartıyla adli kontrol tedbirine çevrilmesine karar veren mahkeme, Sevmezler’in üstüne atılı suçun vasfı nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkarılmasına, sanıklar Ali Fuat Er, Ahmet Nuri Ekiz, Ali Saffet Durmuşlar, Hamit Tuna, Mecit Özkelebek, Muzaffer Koyuncu, Refik Öztüfekçi ve Sami Şentürk’ün yaşadıkları kenti terk etmemek şartıyla adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyelerine karar verdi.

    Sanıklar Ahmet Gören, Ahmet Keşkekoğlu ve Davut Baykan’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Haklarında mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, Bülent Özdemir, Veli Velioğlu, Yunus Dağ, Dinçer Temur ve Salih Uçak hakkında örgüte üye olma suçunu işlemedikleri, örgüte bile isteye yardım ettikleri gerekçesiyle 2’şer yıl 1’er ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmedildi.

    Kararın ardından tahliye edilen sanıkların yakınları sevinç gösterilerinde bulunurken, 6 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Vali Harput ise eşiyle birlikte adliyeden ayrıldı.

    Harput, hakkındaki ceza onandıktan sonra cezaevine gönderilecek ve dosya Yargıtaydan dönene kadar ikamet ettiği Ankara’dan dışarı çıkamayacak.

  • EÜ Tıbbı Patoloji Ana Bilim Dalı akredite oldu

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı, Türkiye’de Tıbbi Patoloji alanında akredite olan ana bilim dalları arasında yer aldı.

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı, Ocak 2018 tarihinde uzmanlık eğitimi akreditasyonuna başvurdu. Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı, daha sonrada Tıbbi Patoloji Uzmanlık Eğitimi Akreditasyon Belgesini almaya hak kazandı. Akreditasyon belgesi, Patoloji Dernekleri Federasyonu Yeterlik Kurulu tarafından törenle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Veral ve Uzmanlık Eğitim Sorumlusu Prof.Dr. Taner Akalın’a takdim edildi.

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalını ziyaret eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da, uzmanlık eğitimi ve ilgili sağlık hizmetindeki yenilik ve gelişimleri desteklediklerini ifade ederek, “Patoloji Dernekleri Federasyonu tarafından Türkiye’de ilk kez uygulanan uzmanlık eğitimi akreditasyon değerlendirmesini başarı ile sonuçlandıran Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalımız akredite oldu. Ege Üniversitesi olarak eğitimimizin akredite olmasını önemsiyoruz. Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalımızın da akreditasyon belgesini almasından dolayı mutluluk duyuyoruz. Belgenin alınmasında emeği geçen tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Veral de, uzmanlık eğitim programlarında ilk akredite olan kurumlar arasında yer almanın onurunu yaşadıklarını belirterek, “Kurumumuzun prestij ve tercih edilebilirliği artıracak bu süreçteki çalışmaları için tüm öğretim üyelerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Tüm eğitim kadromuz ile birlikte en iyi şekilde hizmet vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Tıpta uzmanlık eğitiminin ulusal standartlara uyumunu belirlemek, standardize etmek ve sürekliliğini sağlamak amacıyla başlatılan akreditasyon sürecine başvuran kurumlar; tıbbi patoloji uzmanlık eğitimi ve ilgili sağlık hizmetinin kalitesi, kurumun fiziki kapasite yeterliliği ve eğiticilerin bilimsel düzeyleri açısından değerlendiriliyor.

    1957 yılında kurulan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı da, 14 öğretim üyesi ile uzmanlık eğitimine devam ediyor. Güncel teknolojileri uygulayabilen, araştırma konusunda beceri sahibi çok yönlü uzmanlar yetiştirmek hedefi ile hazırlanan uzmanlık eğitim programında; uygulamalı eğitimlerin yanı sıra çeşitli klinik, laboratuvar ve araştırma olanakları da yer alıyor.

  • Milli ana muharebe tankın seri üretimi için imzalar atıldı

    Milli ana muharebe tankı Altay’ın seri üretim sözleşmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı ile BMC arasında imzalandı. Bu kapsamda 250 Altay tankı üretilecek. İlk Altay tankı 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek.

    Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile BMC arasında 250 Altay tankının seri üretimi için sözleşme Savunma Sanayi Başkanlığında düzenlenen törenle imzalandı. Törende konuşan SSB Başkanı İsmail Demir, Türkiye’nin savunma sanayinin gelişimi sürecinde kilometretaşı projeler sayıldığında Altay tankının bunların en başında sayıldığını belirterek, prototip geliştirme sürecinin oldukça yoğun çalışmalarla devam ettiğini anlattı.

    Seri üretimle ilgili kamuoyunun uzun süredir beklenti içerisinde olduğunu söyleyen Demir, “Bir dönem ihalesi gerçekleştirildi. O ihalede geliştirme sürecindeki şirketimiz sözleşme gereği teklif vermesi gereken o teklifleri yetersiz buldu. Tekrar açık bir ihaleye çıktık ve açık ihale sonucunda da oldukça rekabetçi bir fiyatla BMC firmamız ana yüklenici olarak bu ihaleyi aldılar. İhalenin sonuçlanması, tekrar fiyatların yenilenmesi, bizlerin biraz daha sıkıştırmamız çok iyi bir fiyat almak üzere çeşitli pazarlıklar fiyat analizleri derken karar çıktı ve ihale sonuçlandı. O süreçten sonra da gerek alt yükleniciler gerek ana yüklenicimiz ve gerekse Başkanlığımız ve Silahlı Kuvvetler personeli bu konunun nasıl yürütüleceğiyle ilgili sözleşmenin bütün detaylarıyla ilgili çok uzun çalıştılar. Bugün ortaya çıkan sözleşme bütün tarafların kendilerini maksimum ölçüde optimize ederek maliyet etkin bir tank ortaya çıkarmak üzere yaptıkları çalışmanın sonucu oldu. Bu çalışma sırasında bizlerde başkanlık olarak çeşitli teknoloji geliştirme kalemleri ortaya çıktıkça bu desteği esirgemeyeceğimizi ve tankımızın en modern teknolojiyle donatılmış bir tank olması içinde elimizden geleni yapacağımızı bildirmek istiyorum. Bugün prototip de olan veya mevcut teknolojide olan unsurlar tankımıza entegre edilirken diyelim 30 ay sonra herhangi yeni bir teknoloji geliştirmekle ilgili bir unsur gündeme gelirse burada da devletimiz bütün desteğini arkaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Olmazsa olmaz unsurumuz Türkiye’de bu işin milli olarak yapılması”

    Sık sık kamuoyunda çeşitli zamanlarda tankın motoru şuradan tankın motoru buradan tankın motoru gelecek mi tankın motoru gidecek mi diye konuşulduğunu hatırlatan Demir, şöyle konuştu:

    “Türkiye olarak, başkanlık olarak motor konusunda çok kararlıyız. Gerek zırhlı araç motorları olsun, gerek İHA motorları olsun, gerek tank gerek uçakları olsun bütün bu motor zincirinde çeşitli projelerimiz başlamış durumdadır. Bu süreçler hemen bugünden yarına olacak süreçler değil bunu da biliyoruz ama bütün motor projelerindeki yüklenicilerimiz kesinlikle bu konuda kararlı bizlerde kararlıyız. Biraz zaman alabilir tecrübe biriktirmek için biraz daha çok çalışmamız gerekebilir ama sonuç olarak Türkiye’nin bağımlılık doğuran her türlü unsurdan azat olması gerekiyor. Buna motor, transmisyon, elektronik sistemler, atış kontrol sistemi çeşitli elektronik devreler gece görüş sistemleri aklınıza ne gelirse biz bu konularda Türkiye’nin bağımsız hareket edebilmesinin karar verebilmesinin önündeki bütün engelleri aşmak durumundayız. Tabi ki çeşitli yabancı ortaklıklar ve destekler ve işbirlikleri için hiçbir zaman kapıyı kapatmıyoruz. Kim iyi niyetliyse, kim bizim bu nihai hedefimizle ilgili bizimle hemfikir ise onlarla da işbirliği yapmaya hazırız. Bu konuda da dünya üzerindeki bizimle işbirliği yapmak isteyen bütün paydaşlara kapımız açık. Ama olmazsa olmaz unsurumuz Türkiye’de bu işin milli olarak yapılması destek olmaya beraber çalışmaya evet ama herhangi bir kısıta, teknolojide kapalılığa, Türkiye şuna sahip olamaz denilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.”

    İnsansız tanklara da değinen Demir, “Bu süreç içerisinde bunu da geliştirirken, BMC sadece tank değil kendileri zırhlı araçlarda üretiyorlar. Orta sınıftaki zırhlı araçlarında bir kısmını bazılarını uzaktan kumandalı, bazılarını insansız yapmakla ilgili çalışmaları var. Onları da bekliyoruz. İnşallah onlardan tanktan çok daha önce çıkacak onları da göreceğiz” şeklinde konuştu.

    “Yüzde 100’ü yerli ve milli bir tank olacak”

    BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, bu işe talip olurken uluslararası tecrübesi olan bir firmayla ortaklık kurduklarını belirterek, “Süreç içerisinde gördük ki Başkanlığımız ve TSK bizden yüzde 100’ü yerli bir tank istiyorlar. Türk girişimcileri temsilen dünyanın en iyi tankını üreteceğiz. Performansı dünyada bir numara olan tank üreteceğiz. Yüzde 100’ü yerli ve milli bir tank olacak bu. Bu bakış açısından dolayı da başkanlığımızın da yönlendirmesiyle biz o ortaklığı bozduk. Onlar danışman olarak bize hizmet verecekler parasıyla. Onların da zaten çekilme sebepleri şuydu, ’bu proje çok karlı değil.’ biz dedik ki onlara ‘bizim burada derdimiz kar değil. Bırakın buradan kar etmeyi 40 yılda ortağımla ürettiğimiz bütün serveti harcama pahasına biz bu yükün altına gireceğiz.’ Bu niyetle de imzayı atacağız. Bunun ne kadar önemli bir görev olduğunun bilinci içindeyiz. Bu SSB ve TSK’nın milletin önüne koyduğu bu proje Fatih’in İstanbul’u fethederken ki şahi toplar kadar önemli bir proje. Eğer o şahi topları olmasaydı İstanbul’u fethetmek zordu. Tank şimdi topun yerine geçmiş ve toptan çok daha önemli çünkü topu da içeriyor zaten tank, muharebenin ana unsuru” açıklamasında bulundu.

    SSB’de gerçekleştirilen törene, Demir’in yanı sıra BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Talip Öztürk, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün, Roketsan Genel Müdürü Selçuk Yaşar ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdür Vekili Mehmet Ünal’da katıldı.

    İlk Altay tankı 18 ay sonra teslim edilecek

    Altay Ana Muharebe Tankı Projesi, Kara Kuvvetleri Komutanlığının modern ana muharebe tankı ihtiyacının karşılanması amacıyla başlatıldı. Milli olarak tasarlanıp üretilen ve kalifiye edilen Altay Ana Muharebe Tankının seri üretimi için Savunma Sanayii İcra Komitesi tarafından 29 Mart 2018 tarihinde BMC firması ile sözleşme görüşmelerine başlama ve anlaşma sağlanması halinde sözleşme imzalama yetkisi Savunma Sanayii Başkanlığına verildi. Görüşmelerin sonucunda Altay Seri Üretim Sözleşmesi ana yüklenici olarak BMC firması ile imzalandı. Projede Aselsan, Roketsan ve MKE başta olmak üzere birçok savunma sanayi firması alt yüklenici olarak görev yapacak. Proje takviminin başlaması için belirlenen şartların tamamlanmasını müteakip seri üretim hattı kurulumu tamamlanacak ve Altay tankları üretilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmeye başlanacak. Sözleşme; 250 adet Altay tankı üretimiyle birlikte ömür devri lojistik desteğinin sağlanması, Tank Sistemleri Teknoloji Merkezi kurulumu ve işletilmesi ile Güç Grubu Platformu üretimini kapsıyor. Seri Üretim Sözleşmesi kapsamında ayrıca, bir adet İnsansız Kuleli Altay tankının tasarlanması, geliştirilmesi ve üretimi gerçekleştirilecek.

    Proje takvimine göre ilk Altay tankı 18 ay sonra, Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek. Altay Ana Muharebe Tankı; 120 mm’lik tank topu, modern atış kontrol sistemi, geliştirilmiş beka yeteneği, lazer güdümlü tank topu ateşleme yeteneği gibi birçok teknik özelliğe sahip olacak.

  • Assan Hanil SAP ’Yılın Ana Veri Yönetimi’ ödülünü kazandı

    Otomotiv sektörünün ana parça tedarikçilerinden biri olan Assan Hanil, iş ve teknoloji dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Yılın SAP Projeleri Ödül Töreni’nde ‘Yılın Ana Veri Yönetimi’ ödülünü kazandı.

    Otomotiv sektörünün önemli ana parça tedarikçilerinden biri olan Assan Hanil, iş ve teknoloji dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Yılın SAP Proje Ödül Töreni’nde ‘Yılın Ana Veri Yönetimi’ ödülüne layık görüldü. SAP Now İstanbul etkinliği kapsamında düzenlenen törende Assan Hanil adına ödülü, şirketin CFO’su Osman Başaran teslim aldı.

    “Dünyada çok fazla örneği olmayan bir çalışma yaptık”

    Şirket olarak teknolojiyi yakından takip ettiklerini söyleyen Başaran, bu kapsamda tüm iş süreçlerini yeniden tasarlamak ve dijitalleştirmek üzere Doruk Projesi (SAP S/4 HANA 1610)’ni hayata geçirdiklerini belirtti. Bu projeyle kurumsal bir dönüşüm süreci içine girdiklerini ifade eden Başaran, projenin Türkiye otomotiv sektöründe ‘Simple Lojistik’ kullanılarak yapılan ilk proje olduğunu vurguladı.

    Bu sayede Assan Hanil’in, sahip olduğu alt yapıyla büyük veriyi anlık ve hızlı olarak analiz edebildiğini, problemler oluşmadan sisteme müdahale edilebildiğini anlatan Başaran, “Yapılacak yatırımlarda, Doruk’un esnek ve hızlı entegrasyon avantajını kullanarak etkin karar alma fırsatları yakalayabileceğiz” şeklinde konuştu. Kazandıkları SAP ödülünün Doruk projesinin hedef adımlarından biri olan MDG (Master Data Governance) modülü ile geldiğini söyleyen Başaran, “Türkiye’de ve dünyada SAP S/4 HANA yapısında çok fazla örneği olmayan bir çalışma yaptık” diye konuştu. MDG ile iş süreçlerindeki ana veri kaynaklı verimsizlikleri, tutarsızlıkları ve sorunları analiz etme imkanına sahip olduklarını kaydeden Başaran, “Bu verimsizlikleri ortadan kaldırarak çok daha etkin, tutarlı ve verimli iş akış süreçleri tasarladık. Kullanıcı hatalarını minimize ederek ana verinin tek bir süreçte tüm modüller ile ortak ve uyumlu çalışacak şekilde kontrollü oluşturulabilmesini ve de değişikliklerin aynı yapıda etkin yönetilebilmesini sağlayabildik” dedi.

    “Ödülün sahibi tüm Assan Hanil ekibi”

    Başaran, alınan ödülün kendileri için önemini şu cümlelerle ifade etti: “Türkiye’deki diğer SAP yatırımlarını geride bırakarak aldığımız bu ödülün Ana Veri Yönetimi olması ayrı bir gurur kaynağı. Çünkü Ana Veri Yönetimi, kurumdaki tüm iş birimlerinin dahil olduğu ve ortak yönettiği bir süreç. Bu nedenle elde ettiğimiz başarı sadece bir kişi ya da bir departmana ait olmayıp tüm Assan Hanil ailesinin katkılarıyla gerçekleşti. Bu ödülün sahibi, Assan Hanil’in tüm çalışanları ve danışman ekibidir.”