Etiket: Amerika

  • KTO’da Latin Amerika Ticari Fırsatlar Paneli

    Konya Ticaret Odası (KTO) üyelerine yeni pazarların tanıtılması çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Yükselen Pazar: Kuzey Afrika Paneli düzenleyerek Konyalı ihracatçılara Cezayir ve Tunus’u tanıtıldığı panelin ardından “Latin Amerika’da Ticari Fırsatlar” panelinde Şili pazarı hakkında ihracatçılar bilgilendirildi.

    KSO, Konya Ticaret Borsası (KTB) ve Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) işbirliğiyle, Konya Ticaret Odası Meclis Salonu’nda düzenlenen panele dış ticaret firmaları tarafından büyük ilgi gösterildi. KTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Fahrettin Doğru ve MEVKA Genel Sekreteri Dr. Ahmet Akman’ın katıldığı panelin başkanlığını KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Canıtez yaptı. Santiago Eski Ticaret Müşaviri Çağrı Dündar ve GENMOT Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Küçük Latin Amerika ile ilgili tecrübelerini paylaştı.

    Panelin açılışında konuşan KTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Fahrettin Doğru, Konyalı ihracatçıların özellikle Latin Amerika pazarını iyi değerlendirmesi gerektiğini belirterek, Konya Ticaret Odası’nın ihracatçılara yol haritası oluşturacak organizasyonlara ağırlık verdiğini söyledi. Düzenlenen panelin Şili’ye ve Latin Amerika’ya açılmada önemli olduğunu vurgulayan Doğru, “Bugünkü toplantımızda bilgisini alacağımız Şili ile ülkemiz arasında bazı benzerlikler bulunmaktadır. Şili ve Türkiye 80’ler itibariyle askeri rejimden demokrasiye geçişi yaşadı. Aynı süreç içerisinde piyasa reformlarını uyguladı. Kişi başı gelir ve kalkınmışlık seviyelerine baktığımızda ise Şili’nin bizim daha önümüzde olduğu görünüyor. Şili ile olan coğrafi uzaklık, ticari ve kültürel ilişkilerimize de yansımaktadır. İthalat, ihracat ve turizmde ilişkilerin çok zayıf olduğunu görmekteyiz. Buna karşılık bizi birbirimize bağlayan ilginç konular da var. Şili 19. yüzyıl sonundan itibaren Osmanlı coğrafyasından göç etmiş olan 500 bin kadar Filistinliyi barındıran bir ülke. Latin Amerika’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Şili’de de Osmanlı coğrafyasından geçen hatırı sayılı bir nüfus var. İkili ilişkilerimizin geliştirilmesinde böylesine önemli bir avantajı kullanabiliriz” şeklinde konuştu.

    Konya’nın ihracatta yakaladığı başarıya değinen Doğru, “Son on üç yılda ihracat artışında büyük bir başarıya ulaşan Konya’nın dış ticarette giderek artan ağırlığıyla Güney Amerika’ya olan ticarette lokomotif görevi üstleneceğine inanıyoruz. Diğer taraftan Konyalı ihracatçıların özellikle Latin Amerika pazarını iyi değerlendirmelerini istiyoruz. Bu sebeple Oda olarak ihracatçılarımıza yol haritası oluşturacak organizasyonlara ağırlık vermekteyiz. Geçtiğimiz Ekim ayında Güney Amerika’da makine ve otomotiv sektöründen üyelerimizle gerçekleştirdiğimiz B2B organizasyonu son derece verimli geçmiştir. Mayıs ayında da Kolombiya, Peru ve Şili’yi kapsayan Güney Amerika B2B organizasyonunu gerçekleştireceğiz. Konya Ticaret Odası olarak ihracatçı üyelerimizle alternatif pazar arama noktasında Güney Amerika pazarına önem vermekteyiz. Düzenlediğimiz bu programların ardından Güney Amerika pazarında söz sahibi olmaya başlayacağız” dedi.

    MEVKA Genel Sekreteri Dr. Ahmet Akman’da ihracatın, bölge için en önemli konulardan biri olduğunu belirterek, bu anlayış çerçevesinde bölge planında ihracatın ürün, sektör ve pazar çeşitlenmesinin teşvik edileceğini söyledi. Konya’nın dış ticaretinin gelişmesi için “Konya ili ihracat analizi” ve “tr52 bölgesi tarım ve gıda sektörü dış ticaret analizi” gibi önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Akman, “Sayın Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz ay ziyaret ettiği üç Latin Amerika ülkesi, değişen küresel ekonomideki ve siyasi konjonktürdeki gelişmelerin Ekonomi Bakanlığımız tarafından üç dönemdir “öncelikle ülke” olarak tanımlanmaktadır. İhracat seçeneklerimizi çeşitlendirmemiz açısından Türkiye için önemli olan bu pazarlar hakkında iş dünyamızın bilgilenmesi amacıyla düzenlediğimiz bu programın, ülkemizde ve bölgemizde bir güç haline gelen Konya ekonomisine katkılar sunacağına inanıyorum” dedi.

    Açış konuşmalarından sonra panele geçildi. Panele Başkanlık eden KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Canıtez, Kuzey ve Güney Amerika’nın birçok ülke gibi Türkiye içinde büyük önem taşıdığına dikkati çekerek “Güney ve Kuzey Amerika hepimiz için yeni bir dünya. Dış ticarette yeni pazar arayışları, orta doğunun kilitlenmesi bu bölgeyi çok önemli hale getirdi. İhracatçılarımız daralan pazarlar dolayısıyla yeni arayışlara girdi. Bu anlamda da bu pazar çok önemli” ifadelerini kullandı.

    Santiago Eski Ticaret Müşaviri Çağrı Dündar’da tecrübelerini aktardı. Dündar; “Madencilik Şili de çok önemli, meyve ve sebze üretimi de çok’’ dedi. Ticaret anlaşmalarından bahsettikten sonra, Şili de ihracatı anlatan Dündar, Şili somon ihracatında Norveç’ten sonra dünyanın ikincisi olduğunu ve dünyanın % 30 bakır ihtiyacını karşıladığını sözlerine ekledi.

    GENMOT Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Küçük ise, dil ve lisanın önem taşıdığına dikkati çekerek, “Gittiğiniz ülkelerin dilleriyle iş yaparsanız işler daha iyi ilerliyor” dedi. İş konusunda ki alternatif konusunu da dile getiren Küçük, ‘’Tek alternatif ile işler yürümüyor, mecbur birkaç alternatif olmak zorunda” dedi.

    Konuşmalardan sonra dış ticaret firma yetkililerinin soruları cevaplandırıldı.

  • Myp Lideri Yılmaz: “Amerika, Rusya Eliyle Suriye Kuzey’inde Temizlik Yapıyor”

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, ABD’nin, Rusya eliyle Suriye’nin kuzeyinde temizlik yaptığını söyledi.

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, yaptığı açıklamada, PYD ile kuzeyde bir Kürt bölgesi kurulmak istendiğini belirterek, “!Sınırlar derhal kapatılmalıdır. Türkiye derhal Halep’e girmelidir. Sınırlar kapatmalıdır. Türkiye’de bulunan sığınmacıları da derhal diğer ülke topraklarına yollamalıdır. Özellikle Suriye Kuzey’inde bulunan insanlar yerinde korunmalıdır. Suriye’de herkes istediğini almak için ciddi bir anlaşma zemini var. Türkiye kesinlikle oyunun dışında tutuluyor. Türkiye bir hamle yapıp Halep’i almaz ise kesin olarak Suriye de Kuzey’de Amerika’ya bağlı Kürt Devleti ve Güney’de Rusya kontrolünde bir Suriye devleti oluşturulacak” dedi.

    “HER ŞEY IRAK’TA OLDUĞU GİBİ YÜRÜYOR”

    Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Irakta yapılanlar bugün Rusya ve PYD kullanılarak Suriye’de yapılmaktadır. Erdoğan tavır değiştirmiştir. Bu tavır değişikliği Erdoğan karşısında muhalifler kullanılarak bir partileşme sürecine götürülmek isteniyor. Kısaca kim daha fazla verirse iktidarda o tutulmak isteniyor. Türkiye kendi ayakları üstünde milli bir duruşa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır”.

    Yılmaz, “Türkiye’den Avrupa’ya geçmek isteyen mültecilere kesin olarak yardım edilmelidir. Suriye’yi bu hale getirenler bunun bedelini de ödemelidirler. Türkiye bu pisliklerle uğraşmak zorunda değil. Her millet yaptıklarının sonucunda ortaya çıkan pisliği kendisi temizlemelidir” dedi.

  • Latin Amerika İhracat Potansiyeli Ve Yatırım Fırsatlarıyla Türk Şirketlerin İlgisini Çekiyor

    Latin Amerika ülkeleri (LATAM) dünyanın yükselen pazar ekonomileri arasında görülüyor. Bölgenin başlıca ülkelerine batıldığında (Brezilya, Meksika, Kolombiya, Şili, Arjantin ve Venezuela) yaklaşık 4.25 trilyon dolar gayrisafi milli hasıla ile dünyanın en büyük üçüncü ekonomisini temsil ediyor. Sağlık giderleri ise neredeyse Çin ve Hindistan’ın toplamı kadar. Bölge özellikle sağlık alanında büyüyen ihracat potansiyeli ve yatırım fırsatları ile Türk şirketlerinin ilgisini çekiyor. Son dönemde yapılan önemli etkinliklerde de Türk şirketleri yer alarak bölge ülkeleri ile ekonomik ilişkileri artırıyor.

    Latin Amerika ülkesi olan Meksika’nın en büyük şehirlerinden Guadalajara’da 5 – 9 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleşen Dünya Oftalmoloji Kongresi (WOC)’de son dönemde en fazla ilgi gören etkinlikler arasında yer aldı. Her iki yılda bir geleneksel olarak düzenlenen Kongre için Meksika’ya dünyanın her yerinden 10 binin üzerinde göz doktoru geldi. Sağlık biyoteknolojisi alanında faaliyet gösteren Türk şirketi VSY Biotechnology de kongrenin katılımcıları arasında yer aldı. VSY Biotechnology Yurtdışı Ekibi Ar-Ge merkezi dahilinde oftalmoloji alanına yönelik geliştirilen inovatif ürün gamını WOC’da tüm dünyaya tanıttı.

    VSY BIOTECHNOLOGY LATAM İHRACATINI YÜZDE 20 ARTIRACAK

    VSY Biotechnology Latin Amerika ve İspanya Satış Müdürü Josep Maria Siso, Her iki yılda bir geleneksel olarak düzenlenen WOC 2016’nın bu yıl Meksika’da düzenlenmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını ve edindikleri olumlu geri bildirimler ile kongreden mutlu ayrılacaklarını ifade etti.

    VSY Biotechnology’nin bölgedeki hedefleri hakkında bilgi veren Siso şunları söyledi:

    “Latin Amerika’daki (LATAM) iş hacmi son yıllarda birkaç kat artış gösterdi. Yalnızca Meksika 100 milyonun üzerinde nüfusa sahip. Meksika ile Türkiye’nin genel ekonomik ilişkileri 1.2 milyar dolar civarında. Artan nüfus artışı ve gelişen ekonomi ile birlikte bu bölgedeki ticaret hacmi her geçen gün büyüyor. VSY Biotechnology de hem Meksika hem de bölgedeki diğer ülkelerle olan genel ticaret hacmini büyüyen ekonomik koşullar çerçevesinde geliştiriyor. VSY Biotechnology’nin şu anda yalnızca Meksika ile 1 milyon Euro’nun üzerinde bir iş hacmi var. VSY Biotechnology’nin dünyada ilgi gören yeni teknolojik göz içi lensleri Tri-ED ve Enova’nın Latin Amerika pazarına girmesinin ardından Meksika ve tüm bölgeye olan ihracatın yüzde 20 artacağını öngörmekteyiz.”

    TÜRKİYE ARTIK TEKNOLOJİ İHRAÇ EDİYOR

    VSY Biotechnology Avrupa Ülkeleri Satış Müdürü Dr. Fatih Ergin, şu anda sürdürülen kamu politikalarının da etkisiyle Türk şirketlerinin teknoloji üreterek dünyanın her tarafına ihraç eden ve ülke ekonomisine katkı sağlayan şirketler olma yönünde önemli adımlar attıklarını söyledi. VSY Biotechnology’nin Ar-Ge merkezinde geliştirdiği inovatif biyoteknolojik ürünler ile örnek bir Türk şirketi olarak yenilikçi şirketlere yol gösterdiğinin altını çizen Dr. Ergin; “Ar-Ge yenilik stratejisi, Kalkınma Planı, ekonomi bakanlığı teşvikleri, TUBİTAK çağrıları gibi birçok proje ile ülke politikasında bu alanda önemli adımlar atılıyor. Bu desteklerden de yararlanarak Türk şirketleri Ar-Ge yatırımlarına daha çok önem vermeli ve güçlü bir ekonomi için uluslararası şirketlerinin sayısını çoğaltmalıdır” şeklinde konuştu.

    DÜNYADA 1,5 MİLYON KİŞİYE GÖZ İÇİ LENSİ İMPLANTE ETTİ

    WOC’da yer alan VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş da Türkiye’den tüm dünya ülkelerine göz içi lens ihracatı gerçekleştirdiklerini belirterek; dünyanın her milletinden 1.5 milyon insana VSY Biotechnolgy tarafından üretilen göz içi lenslerinin implante edildiğini ve insanların sağlıklı bir görüşe kavuşmalarından dolayı duydukları mutluluğu ifade etti.  Gelecek Dünya Oftalmoloji Kongresi’nin 2018’de Brezilya’da yapılacağının bilgisini de veren Dr. Varlıbaş, benzer uluslararası etkinliklerin VSY Biotechnology’nin dünyadaki tüm iş ortaklarına ulaşmasında ve inovatif ürünlerin tanıtılmasında önemli rolü olduğunu söyledi.

  • Türk Dericisinin Yeni Hedefi Amerika Ve Afrika

    Rusya’da yüzde 50 ihracat kaybına uğrayan Türk deri sektörü gözünü yeni pazarlara dikti. Deri ihracatçısının yeni stratejisi başta dünyanın en büyük deri ithalatçısı olan ABD olmak üzere, AB ve Uzakdoğu ülkeleri, Afrika ve Kanada pazarlarına girmek.

    İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) düzenlediği toplantıda 2015 yılını değerlendirip, 2016 yılı hedeflerini açıkladı. Geçtiğimiz yıl ihracatı yüzde 20 azalarak, 1,5 milyar dolara gerileyen Türk deri sektörü rotasını başta dünyanın en büyük deri ithalatçısı olan ABD olmak üzere, AB ve Uzakdoğu ülkeleri, Afrika ve Kanada pazarlarına çevirdi. Türkiye’nin deri sektöründe dünyanın en büyük 11. tedarikçisi olduğunu vurgulayan İDMİB Başkanı Mustafa Şenocak, sektörün küresel ölçekte mevcut potansiyelini kullanamadığını söyledi.

    Dünyanın en büyük ithalatçılarına hala yeterince ürün satamadıklarını belirten Şenocak, “En büyük deri ithalatı yapan ülkelerde Türkiye’nin payı yok denecek kadar az. Dünyanın toplam ithalat hacmi 250 milyar dolar. 2014 yılında 40,6 milyar dolar ile dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD’de Türkiye’nin pazar payı sadece binde 1,  Almanya’da ise binde 9, en iyi durumda olduğumuz İtalya’da yüzde 1,2. Bu sorun deri konfeksiyon hariç tüm alt sektörlerimizde de geçerli. Rusya ve çevre ülkelerde kaybettiğimiz pazar payımızı ABD, Afrika, Kanada, AB ülkeleri, Japonya, Güney Kore gibi dünyanın en büyük deri ithalatçısı olan ülkelerle kapatacağız. Bu pazarlara yönelik gerçekleştireceğimiz tanıtım faaliyetleri, ticaret heyetleri ve fuarlarla etkinliğimizi artıracağız” diye konuştu.

    RUSYA PAZARI YÜZDE 50 DARALDI

    Rusya pazarındaki son duruma değinen Şenocak, “Rusya pazarındaki düşüş, sektörü olumsuz etkileyen en önemli faktör. Ocak – Aralık 2015 döneminde Rusya’ya ihracatımız neredeyse yüzde 50 düşerek, 235 milyon dolara geriledi. Rusya’daki olumsuz gelişmenin nedeni sadece son dönemdeki siyasi sorunlardan kaynaklanmıyor. 2013 yılından itibaren dünyadaki parasal daralmadan petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı Rusya’da bir gelir kaybı oldu. Bu nedenle Rusya pazarında sektörümüz ürünlerinde ciddi bir talep daralması yaşandı. Yaşanan siyasi gelişmeler de son belirleyici nokta oldu. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen potansiyel olarak Rusya’nın önümüzdeki yıllarda bizim için önemli bir pazar olma niteliğini taşımaya devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

    “DERİ CEKET İTHALATIMIZ 80 MİLYON DOLAR, BİZ YÜZDE 10 KAPASİTE İLE ÇALIŞIYORUZ”

    Son yıllarda ihracat pazarlarında yaşanan sıkıntıların yanında sektör olarak Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerden yapılan ithalattan kaynaklanan haksız rekabet ile de mücadele  ettiklerini belirten Şenocak şunları söyledi:

    “2014 yılında ayakkabı ithalatına getirilen ilave vergiler sayesinde ayakkabı sektörümüz genel konjonktürel olumsuzluklardan görece en az etkilenen sektör olmuştur. Vergiler sayesinde yerli ayakkabı üreticilerimiz ayakta kalmış dolayısıyla istihdamdaki düşüş diğer alt sektörlere göre daha az olmuştur.  Bunun yanı sıra ucuz olduğu kadar kalitesiz ve sağlıksız olan ithalatın da engellenmesiyle tüketicilerimiz de korunmuştur. Ancak deri konfeksiyon alt sektörümüzde ucuz ve sağlıksız ürün ithalatından kaynaklanan haksız rekabet baskısı devam etmektedir. 2014 yılında 80 milyon dolarlık deri ceket ithalatı yapılmış, ithalatta artış yüzde 21 gibi yüksek bir oranda gerçekleşmiştir. Buna karşın ülkemizde yüksek kaliteli deri ceket üreten firmalarımız kapasitelerinin yüzde 10’unu kullanabilmişlerdir. Deri konfeksiyon sektörü olarak sağlıklı rekabete karşı değiliz ancak Çin’den gelen ucuz ve sağlıksız ürünlerle rekabet etmemiz hem mümkün değil. Bu nedenle söz konusu ülkelerden yapılan ithalatın yerli üretim üzerinde yapmış olduğu tahribatın önlenmesi amacıyla Ekonomi Bakanlığı tarafından gerekli tedbirlerin alınması yönünde girişimlerimiz devam etmektedir. Bu kapsamda özellikle üçüncü ülkelerden yapılan deri konfeksiyon ürünlerinin ithalatına ilave gümrük vergisi getirilmesini talep ediyoruz.”

    Dünyada ve bölgemizde yaşanan ekonomik durgunluk ve sıkıntılardan dolayı daralan piyasamız için bu geçiş dönemini en az zararla atlatabilmek adına ekonomi yönetiminden bazı taleplerde bulunduklarını belirten Şenocak şu açıklamalarda bulundu:

    “Sektör paydaşları ile yaptığımız görüşmelerden çıkan sorun ve önerilerimizi Ekonomi Bakanlığı’na arz ettik. Belirlemiş olduğumuz yeni ihracat hedefimiz doğrultusunda üretim yerlerimizi geliştirmemiz ve değiştirmemiz gerekiyor, Sektöre faizsiz kredi desteği sağlanması, Eximbank ihracat kredilerinin sürelerinin uzatılması, Rusya’da yatırım yapmış firmaların finansal yükümlülüklerinin yeniden yapılandırılması, özel bankaların teminatlı kredileri geri çağırmalarının önlenmesi, kamu alacaklarının ertelenmesi,  DİR belge kapatmalarında ilave süre tanınması, ihracata yönelik ürünlerde ÖTV’nin kaldırılması ve geri gelen eşyaya gümrük mevzuatı kapsamında kolaylık sağlanmasını istedik. Bu önerilerimiz yerine getirilirse sektörümüz yaşanan sorunları daha rahat aşacaktır. 1998 ve 2008 yıllarında yaşanılan krizleri de sektör olarak atlattığımız gibi bu süreci de başarıyla yöneteceğiz. Bu sürecin doğal bir sonucu olarak firmalarımız Katma Değeri Yüksek Ürünler üreterek daha rekabetçi bir yapıya kavuşacaklar ve pazar çeşitliliğini arttıracaklardır. Buna istinaden ihracat hedefimize yaklaşmış olacağız.”

  • Ahmet Taşgetiren: “Rusya İle Amerika Suriye’de İşbirliği Yapıyor”

    Gazeteci-yazar Ahmet Taşgetiren, Rusya ile Amerika’nın Suriye’de işbirliği yaptığını söyledi.

    Gazeteci-yazar Ahmet Taşgetiren, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) “Türkiye ve Orta Doğu” adlı konferansta gündeme dair açıklamalarda bulundu. Tasavvufi Düşünce ve Milli Kanaat Topluluğu’nun daveti üzerine Samsun’a gelen Ahmet Taşgetiren, OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde Suriye sorunu, Rusya krizi ve gündeme dair pek çok konuda düşüncelerini paylaştı. Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini ifade eden Taşgetiren, Türkiye’nin Orta Doğu’da var olması gerektiğini söyledi. Suriye’nin çağırmasıyla Rusya’nın Orta Doğu’ya geldiğini ifade eden Taşgetiren, “Rusya buraya geliyor, Amerika 10 bin kilometre öteden kalkıp geliyor, Avrupa geliyor. DAEŞ diye bir örgüt bahane ediliyor fakat her nedense dünyanın süper güçleri bu örgütü yok edemiyor. DAEŞ bahane edilerek bu bölgeye gelip güç sahibi olmak isteyen devletler hemen yanı başımızda. O nedenle bizim de bu bölgede etkin olmamız gerekiyor” dedi.

    “AMERİKA, RUSYA’YA GÖZ YUMUYOR”

    Rusya ile Amerika’nın Suriye’de işbirliği yaptığını söyleyen Taşgetiren, “John Kerry’nin Rusya ziyareti sonrası bu daha da net görülmeye başladı. Rusya’nın Suriye’deki hamlelerine göz yuman bir Amerika söz konusu. Biz, Ukrayna-Rusya krizinden sonra Batı’nın ambargo uyguladığı Rusya ile ilişkilerimizi devam ettirdik. Nükleer konusunda Batı’yla sorun yaşayan İran’ın yanında olduk, şimdi ikisi de bize düşmanca bir tavır içinde. Türkiye bölgede yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. Bizim bu noktada diplomasiyle bu durumdan kurtulmamız gerekiyor. İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi konusunda adımlar atılması söz konusu. Avrupa ile AB üyeliği yeniden canlanıyor. Bu hamleler Türkiye’nin daralan alanını genişletmek için yapılan hamleler olarak görülebilir” diye konuştu.

    “BİR SÜRE SONRA PYD TÜRKİYE’DE DOĞURUR”

    Türkiye’nin bölgede güçlü olması gerektiğini belirten Taşgetiren, “Bölgedeki ülkelerle iyi ilişkilere girmemiz gerekiyor ama buna müsaade etmiyorlar. Mısır’la iyi ilişkiler kurmaya başladık, hemen orada bir darbeyle Sisi’yi başa getirdiler. Mısır şu anda Türkiye’nin 1960 yıllarını yaşıyor. Suriye’ye de Esad’dan sonra muhtemelen Sisi gibi birini getirecekler. Burası stratejik bir coğrafyadır. ’Orta Doğu bataklıktır, biz burayla ilgilenmeyelim’ deme lüksümüz yok. Suriye’de PYD’yi üretecekler. Kobani Türkiye’nin öteki yakası. Kobani PYD’nin kontrolü altında. Bir süre sonra bu oluşum Türkiye’de doğurur. Nasıl doğurur? Suruç’u doğurur, Nusaybin’i doğurur, Silvan’ı, Sur’u doğurur. Burada kantonlaşma tehlikesi oluşur. Yani bizim burayla ilgilenmeme gibi bir durumumuz söz konusu olamaz” şeklinde konuştu.