Etiket: Ameliyatsız

  • Düşük Kaşlara Ameliyatsız Çözüm

    Yorgun, uykusuz ve cansız bir yüz ifadesi oluşturan kaş düşüklüğü, bugün orta yaşlı hemen herkesin şikâyetçi olduğu estetik sorunların başında geliyor. Bu sorunu ameliyatsız, iple kaş asma tekniğiyle çözümleyerek, daha taze ve genç bakışlara kavuşmak ise mümkün.

    Kaşların yüz ifadesini son derece etkileyen uzuvlar olduğunu söyleyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, ‘’Zamanla yaş almaya bağlı olarak, alın bölgesindeki hareketlilik, hassas yapıdaki kaşların düşmesine ve göz kapaklarının da sorun yaşamasına neden olur. Ameliyatsız iple kaş asma yöntemi ise bu soruna pratik, üstelik ameliyatsız bir çözüm sağlıyor’’ dedi.

    KESİ OLMADAN MİNİMAL DOKUNUŞLAR

    “Kaş kaldırma operasyonları, gelişen teknolojiyle birlikte artık iz bırakmayan, his kaybına yol açmayan ve oldukça kısa sürede uygulanabilen tekniklerle yapılabiliyor. Cerrahi operasyonların olası risklerini ve komplikasyonlarını ortadan kaldıran ameliyatsız kaş kaldırma uygulaması, kesi olmadan, minimal cihazların yardımıyla ip kullanılarak, yani kafatasına askılama tekniğiyle uygulanıyor” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, ameliyatsız kaş kaldırma operasyonunun, ayrıca botox, Örümcek Ağı estetiği ve Ultherapy gibi tekniklerle kombinlenebileceğini söyledi.

    KAŞ ASMADA ÇİFT İP TEKNİĞİ

    İple kaş asma tekniğinde en fazla “kaşım tekrar düşer mi” sorusunun sorulduğunu belirten Cihantimur, “Kaş oldukça hareketli bir organ ve yapılan yüz hareketleri nedeniyle hastalar en fazla yerleştirilen iplerin kopmasından endişe ediyorlar. Bu tarz bir problem yaşamamak için anatomik yapıya uygun şekilde çift ip tekniğini kullanıyor ve kafatasına askılama yapıyoruz. Ayrıca iplere binecek olan yük, her iki ipin birbiri üzerinden yükü alabilmesine imkan sağlayarak inşa edilir, yerleştirilir. Bu da çift iple maksimum faydayı sağlayarak, tekrar kaş düşüklüğü sorununun yaşanmasını imkânsızlaştırıyor” diye konuştu.

    ÇOK DAHA AVANTAJLI

    İple kaş askılama tekniğinin diğer cerrahi ve medikal uygulamalara nazaran çok daha avantajlı olduğunu dile getiren Cihantimur, “İple kaş askılama tekniğinde hastaya kesi yapılmadığı noktasal girişlerle uygulama gerçekleştirildiği için pansuman ve bandaj derdi yoktur, anında sosyal hayata dönme şansı verir. Kısa süre içerisinde yapılır. His kaybı yaşanmaz. Cilt yüzeyindeki ince çizgileri gerer ve ayrıca bakışların son derece canlı ve sağlıklı gözükmesine vesile olur” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Varislerinizden Acısız Ve Ameliyatsız Kurtulun

    Varislerden artık ameliyatsız kurtulmak mümkün.

    Zamanında yapılacak müdahalenin ardından lazer tedavisi ile varisten kurtulunabileceğini ifade eden Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Aydın, “Kılcal damarların bulunduğu bölgede çeşitli iç ya da dış unsurlara göre zaman zaman genişleyerek ya da yumak yaparak pek de hoş olmayan görüntüler sergilemektedir. Kılcal damar çatlamaları öncelikle estetik ve kozmetik bir problemdir. Ancak yoğunlaştığı bölgelerde kaşıntı, ödem, yanma ve kanamalar sebebiyle medikal bir problem haline de gelebilir” dedi.

    Kılcal damar tedavisinde lazer kullanımının günden güne arttığını kaydeden Ufuk Aydın, lazerle kılcal damar tedavisinin FDA tarafından onaylandığını söyledi. Aydın, “Bunun için lazerin çeşidinin ve lazer ışınının damar yapısına özgü olması gerekiyor. Lazer ile damar tedavisinde cilt altı genişleme gösteren damarların ciltte hasar bırakmadan ortadan kaldırılması hedefleniyor. Hasta için acı hissi oluşturmayan uygulama sırasında, hassas kişiler için lokal anestezik madde (krem) kullanabiliyoruz. Lazer yöntemi ile yapmış olduğumuz tedavi ardışık seansları gerektirir. 4 ile 6 seans arasında sonuç alabilmek mümkün. Seans süresi ise hasarlı damar dokusunun durumuna göre değişiklik göstermektedir” dedi.

  • Kalpteki Tıkalı Ana Toplardamar Ameliyatsız Açıldı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Hastanesi’nde bir hastanın kalbinde tıkalı olan ana toplardamar ameliyatsız açıldı.

    İşlemi gerçekleştiren ESOGÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Uğur Yazıcı, yaptığı açıklamada, 32 yaşındaki Emine Seda Cırık isimli hastanın son 3 ayda yüzünün sol yarısında ve boynunda meydana gelen şişlikten şikayetçi olarak kendilerini başvurduğunu belirtti. Aynı zamanda şiddetli baş ağrısı da çeken hasta, Nöroloji Bölümü tarafından da muayene edildiğini, fakat bir anormallik saptanmadığını ifade eden Doç. Dr. Yazıcı, “Hastamızın tıbbi özgeçmişine baktığımızda 3 yaşında iken doğuştan kalp hastalığı nedeniyle açık kalp ameliyatı olduğunu öğrendik. Yapılan incelemeler sonucunda vücudun üst yarısındaki kanı kalbe taşıyan ana toplardamarın tıkalı olduğu tespit edildi. Hastanın tedavisi için bu tıkalı ana toplardamarın açılması gerekiyordu. Detaylı değerlendirmelerden sonra açık ameliyat yapılmaksızın anjiyografi yöntemiyle bu damarın açılmasına karar verildi. Narkoz verilmeksizin, yalnızca kasık bölgesi uyuşturularak gerçekleştirilen ve toplam 1 saat süren işlemle tıkalı damar stent yerleştirilerek tedavi edildi. İşlemden 48 saat sonra hastanın yüzündeki ve boynundaki ödem kaybolmuş, baş ağrısı şikayeti de sona ermişti” diye anlattı.

    Doç. Dr. Hüseyin Uğur Yazıcı, vücudun üst yarısındaki kanı kalbe taşıyan ana toplardamarın tıkanıklığının çok nadir karşılaşılan bir durum olmakla beraber acil olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu aktararak, şunları belirtti:

    “Ölümle sonuçlanabileceği için doğru teşhis edilip zamanında tedavisinin yapılması önem arz etmektedir. Günümüzdeki teknik gelişmelerin bir sonucu olarak çeşitli merkezlerde stentleme yöntemiyle bu hastalığın tedavisi yapılabilmektedir. Yüzün çeşitli bölgelerinde veya boyun kısmında ödem görülen vakalarda ihmalkar davranılmamalı ve zaman kaybetmeksizin kardiyoloji uzmanının olduğu bir sağlık merkezine başvurulmalıdır.”

  • Ameliyatsız Bel Fıtığı Tedavisi Dönemi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, bel fıtığı hastalığının giderek daha az hareket eden günümüz toplumunda hızla artmakta olduğunu belirterek, ameliyatsız bel fıtığı tedavisi hakkında bilgi verdi.

    Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi uygulandığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, “Günlük yaşantımızdan bizi alıkoyan bel ağrısı sorunu zaman içinde veya aniden tedavi gerektiren bel fıtığı sorununa dönüşebilir. Bel fıtığı sahibi olduğunuz zaman tedavi yöntemleri arasında kendinizi sıkışmış hissedebilirsiniz. Çok azına cerrahi tedavi uyguladığımız bel fıtığı rahatsızlığının lazerle tedavi edildiği yaygın bir bilgidir. Ancak lazerle bıçaksız bel fıtığı ameliyatı her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Başlangıç safhasında diye tarif ettiğimiz hastalara uygulanabilir. Eğer fıtık denilen yerinden kaymış kıkırdak dokusu omur ilik kanalına girmiş ise lazer tedavisi fayda etmeyecektir. Ancak kişileri ameliyat olmaktan kurtaran bu yöntemin önemi ameliyat sınırındaki hastalar için giderek artmaktadır. Bu tedaviye bel fıtığı hastalarının ancak yüzde 14’ü uygundur. Vaka seçiminde çok titiz olunursa sonuçlar çoğunlukla başarılıdır. Ancak kliniğimize müracaat eden hastaların önemli bir kısmı lazerle tedavi seçeneğini sormaktadırlar. Bu durum lazer ameliyatının büyük ölçüde suistimal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Lazer tedavisi özellikle basın tarafından aşırı derecede abartılmış ve her derde deva, bütün sorunların çözümü gibi yansıtılmıştır. Lazer tedavisi uygulandığı halde iyileşmemiş birçok vaka kliniğimizde mikrocerrahi yöntemi ile tedavi edilmiştir ve halen de bu tür vakalar gelmeye devam etmektedir” diye konuştu.

    Yeni çıkan lazer cihazlarının etkinliğinin daha yüksek olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, şöyle konuştu:

    “Kliniğimizde kullanmakta olduğumuz son teknoloji lazer sistemleri sayesinde özenle seçtiğimiz hastaların tedavisini yapmaktayız. Teknolojik yenilikler ile iyi hasta seçimi başarılı sonuçlar vermektedir. Lazer tedavisi uygulaması kolay ve güvenli bir yöntemdir. İşlem ameliyathane ortamında yapılmaktadır. 15 dakika sürmektedir. Hastalar işlem sırasında ve sonrasında ağrı çekmemektedirler. Hastalar aynı gün hastaneden taburcu olabilmektedirler. Lazer tedavileri konusunda toplum giderek bilinçlenmektedir. Bu sayede biz doktorların da işi kolaylaşmaktadır. Tedavi seçenekleri giderek çoğalsa da gerçekler değişmemektedir. Bel fıtığı tedavisinde ilk lazer tedavisi 1982 yılında yapılmıştı. Bu tedavinin altın standart olacağı ifade edilmişti. Fakat günümüze kadar birçok yeni teknik gelişse de son 40 yıldır olduğu gibi altın standart mikrocerrahi ile mikrodiskektomi tekniğidir. Lazer tedavisi ise her zaman olduğu gibi belli bir grup bel fıtığı hastasına kolay tedavi alternatifi olarak yerini korumaktadır.”

  • Ameliyatsız Estetik Tercih Ediliyor

    Estetik cerrahi ve medikal uygulamalardaki teknolojik gelişim, kısa sürede istenilen estetik sonucun alınmasına fayda sağlıyor. İşin sırrı ise medikal estetik uygulamalarında.

    Yeni teknolojik uygulamaların avantajlarından bahseden Estetik International Sağlık Grubu doktorlarından Dr. Mustafa Kemal Ataönder, “İnsanlar eskiden estetik yaptırmaktan korkar ve yaptırsa dahi uzun süre gözler önüne çıkmaktan çekinirlerdi. Günümüzde ise, hastalarımız, bunu bakımın birinci kuralı olarak görüyor ve sosyal medyada içtenlikle hangi uygulamaları yaptırdıysa paylaşıyorlar. Bunun nedeni ise, artık acının, işlemden hemen sonra bile kızarıklık, alerji veya bunun gibi komplikasyonların yaşanmıyor olması. Uzun iyileşme dönemlerine kimsenin ayıracak vakti yok ve derhal sonuç almak istiyorlar” diye konuştu.

    10 DAKİKADA ARZU EDİLEN YÜZ KONTÜRÜ

    Medikal dolgu uygulamalarının özellikle ameliyatsız estetikte çok fazla tercih edildiğini belirten Dr. Mustafa Kemal Ataönder, ”Medikal dolgular bugün pratik uygulamasıyla vücudun istenilen bölgesine hacim kazandırmak, kontür ve kırışıklıkları düzeltmek için kullandığımız, içinde bu özelliklerinin yanı sıra enjekte edilen bölgeyi daha sağlıklı hale getiren, kaybedilen cilt altı dokusunda iyileştirici takviyeler sunan enjeksiyonlardır. Bu dolgularla dudakları daha dolgun, elmacık bölgesini daha belirgin hala getirebiliyoruz. Barkod çizgileri, kaz ayakları, gözaltı morlukları, kısaca yüz bölgesindeki her türlü soruna çözüm sağlamak veya arzu edilen hacme ulaşmak mümkün. Üstelik tüm bunlar yapılırken hastanın bilinci açıktır, sadece uygulamanın yapıldığı alan lokal olarak uyuşturulur ve kendisi işlemi takip edebilir” açıklamalarında bulundu.

    CERRAHİ İÇİN ÖN HAZIRLIK, PROVA OLABİLİR

    “Çoğu hasta kalıcı cerrahi uygulamalar yaptırmadan evvel, nasıl gözükeceğini merak ettiği için de medikal dolgulardan faydalanabiliyorlar. Söz gelimi dudaklarına kök hücreden zengin yağ transferi uygulaması yaptırmadan evvel, önce bunu dolguyla deneyimliyor. Burun estetiği yaptırmadan evvel, burnundaki çöküklüğe, düşüklüğe ya da burnun estetik dışı görüntüsüne dolgu deneyerek cerrahi için ön hazırlık, prova yapabiliyor” diyen Ataönder, dolguların kalıcı işlemler olmadıklarını ve bu tarz faydalar da sağladıklarını belirtti.