Etiket: Ameliyatsız

  • Safra yolu taşlarına kısa sürede ameliyatsız çözüm

    Günümüz sağlık sorunları son derece rahat ve hastanın konforu ön planda tutularak giderilmekte, teknolojinin sağlığımıza katkısı pozitif etkiler oluşturmaktadır. Medicana Çamlıca Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş, pankreas ve safra yolları hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir teknik olan ERCP hakkında bilgi verdi.

    Mevsimsel olarak sindirim problemlerinin arttığı dönemde Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş, pankreas ve safra yolları hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir teknik olan ERCP hakkında bilgi verdi.Tekniği uygulanmadan önce yapılması gerekenler, tekniği gerektiren durumlar, tekniğin neden olduğu komplikasyonları anlattı.

    Dr. Öziş, ERCP tekniği hakkında şu bilgileri verdi: ’’ERCP pankreas ve safra yollarının hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir tekniktir ve son 40 yıldır daha da gelişmektedir. Gelişmiş ülkelerde ERCP’ nin rolü gittikçe tanısal bir işlem olmaktan çok tedavisel bir işleme doğru kaymaktadır. ERCP yapılırken duodenoskop adı verilen işaret parmağı kalınlığında, bükülebilen ve ışık veren , uzun bir tüp şeklindeki yan görüşlü özel bir endoskopi cihazı ile ağız yolundan girilerek yemek borusu ve mide geçilip oniki parmak bağırsağına ulaşılır. Burada safra kanalı ve pankreas kanalının oniki parmak bağırsağına açıldığı, milimetrik çaplı papil adı verilen yapıya ulaşılır. Endoskop içinden geçen katater olarak adlandırılan ince plastik bir kanulle papilden safra yollarına ulaşılır. Ardından safra yollarına opak madde verilerek röntgen cihazı ile safra yolları görüntülenir. Bu görüntüye bakarak safra yollarında taş, tümör ve darlık gibi anormallikler saptanır.’’

    ERCP yapılmadan önce yapılması gerekenler

    Tekniği uygulanmadan önce yapılması gerekenleri söyleyen Dr. Öziş, ’’Teknik yapılmadan önce en az 8 saatlik aç olunması gerekmektedir. İşlemden 5-7 gün öncesinde ağızdan alınarak kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar kesilmeli. Gerekirse onun yerine kardiyoloji doktorunun önerisi ile cilt altına yapılan ilaçlara geçilmeli ve işlem günü bu ilaçlardan alınmamalıdır. Eğer hastanın kalp pili mevcut ise yine kardiyoloji doktorunun görüşü doğrultusunda kalp pili için gerekli ayarlamalar yapılmalıdır. ERCP işlemi sırasında film çekilirken radyasyon verilebileceğinden gebe olan veya gebe olması muhtemel kadın hastalar bu durumu mutlaka doktoruna bildirmelidir. İşlem süresi yapılan işleme bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama 30 dakikadır, bazen 1-1,5 saate kadar uzayabilir’’ ifadelerini kullandı.

    ERCP gerektiren durumlar

    ERCP gerektiren durumları açıklayan Dr. Öziş, ’’Safra yollarında taş bulunması; ERCP sırasında taş çıkarılmasında başarı oranı yaklaşık yüzde 95’tir. Büyük, sıkışmış taşlarda, safra yollarında darlıkla birlikte olan, anatomik varyasyon veya geçirilmiş cerrahiye bağlı anatomisi değişmiş olan hastalarda başarı ihtimali daha düşüktür. Ek malzemelere ve tekrarlayan ERCP işlemlerine ihtiyaç duyar. Safra yollarındaki taşların, safra kesesinde taş ile birlikte olduğu durumlarda safra yollarındaki taş, safra kesesi ameliyatı öncesinde, ameliyat sırasında veya sonrasında çıkarılabilir. Sarılık, karaciğer enzimlerinde yükseklik, biluribin yüksekliği varsa, veya ilerleyen pankreatit, kolanjiti varsa kapalı safra kesesi ameliyatlarından önce ERCP yapılmalıdır. Safra kesesi operasyonu sırasında tespit edilen ancak çıkarılmamış safra yolu taşlarının tedavisi için ameliyattan sonra uygun bir zamanda ERCP yapılır’’ şeklinde konuştu.

    Tekniğin kullanıldığı durumları sıralamaya devam eden Dr. Öziş, ’’Safra yollarındaki darlıkların değerlendirilmesi ve tedavisi; safra yollarındaki darlıklar 2 türlü olabilir. Safra yollarındaki tümöre bağlı malign bir darlık olabileceği gibi geçirilmiş kese operasyonu, karaciğer nakli veya kist hidatik operasyonu sonrasında gelişebilen, kronik pankreatite bağlı gelişebilen safra yolunun iyi huylu darlıkları da olabilir. Tanıda kullanılan safra yollarına özel bir endoskopla girilir ve duyarlılığı yüzde 100’lere çıkmaktadır. İyi huylu safra yolu darlıklarında balon veya buji ile darlık genişletilerek ve ardından plastik stent adı verilen küçük plastik tüp takılarak darlık tedavi edilir. Bu plastik stentler ortalama 3 ayda tıkanmakta olup, tıkandığında çıkarılıp yeniden takılması gerekmektedir. Genellikle 1 yıllık tedavi ile ameliyat sonrasında gelişen safra yolları darlıklarında yüzde 55-88 başarı sağlanmaktadır. Pankreas başı, safra yolu tümörlerinin sebep olduğu kötü huylu darlıklar için opere olabilecek vakalarda hastada kolanjit varlığı gibi özel durumlarda, operasyon öncesinde ERCP yapılarak hastanın ameliyat öncesinde kliniğinin düzeltilmesi amaçlanır. Teknik, safra yollarının koledokosel, koledok kisti gibi malformasyonlarına bağlı oluşan safra yolları iltihabında tedavi amaçlı olarak kullanılır. Halk arasında köpek kisti adı da verilen karaciğerin paraziter hastalığında kistten safra kanalına düşen kız kistleri ve germinatif membranı safra yollarını tıkayabilir, bu durumda ERCP yapılarak safra yollarındaki tıkanıklık giderilir’’ dedi.

    Tekniğin neden olduğu komplikasyonları dile getiren Dr. Öziş, ’’ERCP sonrasında pankreatit adı verilen pankreas iltihabı yüzde 1-7 oranında görülebilmekle beraber SOD disfonksiyonu şüphesi veya varlığında bu oran artmaktadır ( yüzde 20-30). Kolanjit adı verilen safra yolu iltihabı ( yüzde 1 ’den az). Kolesistit adı verilen safra kesesi iltihabı ( yüzde 0.2-0.5). Kanama (yüzde 0.8-2). Perforasyon adı verilen bağırsak delinmesi (yüzde 0.1-0.6). Kullanılan ağrı kesici, sakinleştirici, spasm giderici ve lokal uyuşturuculara karşı veya verilecek opak maddeye karşı gelişebilecek allerjik reaksiyonlar, taş çıkarılırken taşın ya da aletin sıkışıp kalması sonucu acil ameliyat gereksinimi, kalp ve akciğere ait olaylar. Bu komplikasyonların sonucunda acil tedavi gerekebilir. Bazılarının tedavisi için ameliyat olunması gerekir. ERCP işlemi ile ilişkili ölüm yüzde 0.1-0.5 oranındadır. ERCP öncesinde tüm hastalara bu işlemin neden yapıldığı anlatılmakta, işleme bağlı olabilecek komplikasyonlar hakkında hasta bilgilendirilmekte ve hastadan yazılı onay alınmaktadır’’ dedi.

  • Ameliyatsız ve ilaçsız ağrılarınızdan kurtulun

    Acıbadem Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Murat Yıldırım, manuel terapi ile fıtıktan ameliyatsız ve ilaçsız kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Manuel terapinin yaklaşık 5 bin yıldır bütün dünyada uygulanan bir tedavi metodu olduğunu belirten Dr. Murat Yıldırım, bunun sadece elle uygulanan bir tedavi metodu olduğunu ifade etti. Manuel terapinin herhangi bir ilaç olmaksızın tamamen bazı manevralarla uygulanmakta olduğunu ifade eden Yıldırım, “Aslında çevremizde hekim olmayan birçok kişi bu tedaviyi uygulamaya çalışıyor. Ama bu konuda eğitim çok mühim. Son dönemde hekimler bu konuya el attı. Bilinçli bir şekilde yapılan bir tedavi oldu. Yine de rahatsız olan hastalar iyice araştırma yapmadan uygulamaya geçmemeli” dedi.

    Manuel tedavinin, vücuda bazı pozisyonlar verilerek refleks yolla etkilenen bir tedavi metodu olduğunun altını çizen Dr. Yıldırım, “Manuel tedavi özellikle bel, boyun ağrılarında sıkça kullanılmaktadır. Bütün eklem ağrılarında da kullanılabilir. Özellikle bel ve boyun fıtığının ameliyatsız tedavisinde çok sık kullanıldığı günümüzde bilinmektedir. Hastanın durumuna göre 2 ile 10 seans olarak uygulanır ve ortalama olarak 5 seansta ise tedavi biter” diye konuştu.

    Tedavi sonrasında hastanın yapması ve yapmaması gereken bazı şeylerin olduğunu ifade eden Yıldırım, “Hiçbir tedavi yüzde 100 hastalığı ortadan kaldırmaz. Hastada belirli iyileşmeler sağlandıktan sonra günlük yaşantıda bazı kurallar vardır. Bazı egzersiz programları vardır. Hasta yaptığı hareketlerde bazı şeylere dikkat etmek zorundadır. Bunlar doktor tarafından kendisine aktarılır. Dolayısı ile yüzde 100 tedavi diye bir kavram yoktur” şeklinde konuştu.

    Manuel terapinin uygulanamadığı bazı durumların da olduğunu belirten Yıldırım, “Gebelik, vücutta implant bulunması, kas gücü kaybı olması ve ileri derecede kemik erimesi olan hastalarda manuel terapi uygulanmaz. Bunun dışında muayenede başka bir bulguya rastlanmazsa uygulanabilir. Kliniğimizde fizik tedavi uygulamalarına ilaveten tamamlayıcı tıp uygulamaları da var. Yani nöral terapi ve ozon tedavisi de yapmaktayız. Beslenme danışmanlığı ve obezite hastalarına da elektro terapi ve egzersiz programları uygulanmakta” dedi.

  • Doğuştan oluşan kalp deliklerine ameliyatsız çözüm

    Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir, doğuştan oluşan kalp deliklerinin herhangi cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç duymadan, kasıktan girilerek daha konforlu bir şekilde tedavi edilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

    Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir, kalp delikleri ve damarlar arasında geçişler olarak bilinen hastalık grubunun, genellikle doğuştan ve konjental diye tarif edilen bozukluk olarak bilindiğini söyledi. Bunların iki kalp boşluğu arasında kalp karıncıkları arasında ve ya kulakçıklar arasında oluşan boşluklar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özdemir, bunların ‘atriyal septal defekti’ veya ‘ventriküler septal defekt’ olarak bilindiğini kaydetti. Prof. Dr. Özdemir, “Bunlar daha çok konjental olduğu için çocukluk yaşlarında ortaya çıkar ve o dönemde tanınıp tedavi edilir. Ama bazen çocukluk çağında, gençlik döneminde yakalanmadığı ciddi bir rahatsızlık belirti vermediği için ileri yaşa kadar gelirler ve ileri yaşta tanı konup tespit edilip rahatsızlığa yol açan hastalıklar olarak karşımıza çıkarlar. Bunların tedavisinde çok yakın zamanda genelde cerrahi tedavi ile müdahale ediliyor ve bu delikler kapatılıyordu. Kalp delikleri son zamanlarda çok yaygın kullanılan milimetrik boyuttaki cihazlarla kasıktan girilerek her hangi bir cerrahi müdahaleye gerek kalmaksızın kapatılması söz konusu” dedi.

    “Hasta bir günde taburcu ediliyor”

    Bu oluşan kalp deliklerinin tedavisi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Özdemir, “Bu tedavi şeklinin yani kasıktan girilerek kapatılmasının en önemli avantajı her hangi bir cerrahi müdahaleye gerek kalmaksızın, herhangi bir kesik olmaksızın hastanın çok konforlu bir şekilde tedavi edilmesine imkan sağlaması. Hasta bir günde taburcu ediliyor. Yatırıp takip ediliyor bir gün sonra da taburcu edebiliyoruz. Çok konforlu bir tedavi şekli sunuyor bize. Tabi her hasta buna uygun olmayabilir. Yine cerrahi şansı devam eden durumlar var. Cerrahi tamamen ekarte eden bir tedavi şekli olmamakla birlikte, hastaların büyük oranı bu şekilde tedavi edilmeye uygun olarak karşımıza gelebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Erişkin çağda sık karşılaşılmayan bir durumunda atardamarlar ile toplardamarlar arasında olmaması gereken, çocuğun anne karnındayken var olan kanalların sonradan kapanmaması olduğunu belirten Özdemir, “Bu kanalların doğumda veya doğumdan sonraki dönemde kapanması gerekiyor. Ama bazı durumlarda bunlar kapanmıyor ve ileri yaşlara kadar bunlar gelebiliyor. Bu da aynı şekilde cerrahi olarak kapatılabildiği gibi sadece kasıktan milimetrik bir cihazla girilerek deliğini tespit edilmesi ve uygun cihazlarla bu deliğin kapatılması şeklinde tedavi edilir. Bu da son derece konforlu bir tedavi seçeneği sunuyor hastalarımıza” şeklinde konuştu.

  • Güneydoğu’da ameliyatsız yüz germe başarılı şekilde uygulanıyor

    Gaziantep’te özel bir hastanede başlatılan örümcek ağı yöntemiyle ameliyatsız, yüz germe, canlandırma ve form kazandırma tedavisi başarışla uygulanıyor. Hastane yeni yöntem ile tüm Güneydoğu’ya hizmet veriyor.

    Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Elif Yıldırım, örümcek ağı estetiğinin (PDO-ameliyatsız iple yüz germe) ameliyatsız yüz germe, canlandırma ve form kazandırma işleminin klinikte başarıyla uyguladıklarını kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, yer çekimine ve ilerleyen yaşa bağlı olarak zaman içinde oluşan ince çizgilerin, kötü hava koşulları, sağlıksız beslenme ve sık kilo alıp vermeye bağlı olarak, daha da derinleştiğini belirterek, “Tüm bu süreç, özellikle yüz bölgesinde sadece çizgilerin oluşmasına değil, aynı zamanda yanakların ve gıdıkın sarkmasına, yüzün giderek ovalleşmesine neden olur” dedi.

    Yüzünüzdeki değişimi eski resimlere bakarak çok daha net bir şekilde anlamaya başlarsınız diyen Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, örümcek ağı tekniğinin bu noktada estetik cerrahiye alternatif, ameliyatsız yüz gençleştirme uygulaması olarak ciltteki olası sorunları çözümlemeye yarar sağladığına vurgu yaptı.

    Örümcek ağı estetiğin temel ilkesi

    Örümcek ağı estetiği uygulamasında, yıllardır cerrahide kullanılan polidiaksanon iplerin ve bu ipleri cilt altına yerleştirmek için ince uçlu iğnelerin kullanıldığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Vücuda hiçbir yan etkisi bulunmayan bu medikal ipler, ince uçlu iğneler vasıtasıyla cilt alt dokusuna tıpkı örümcek ağı gibi işlenir. Ameliyatsız iple yüz germe uygulaması olarak da söyleyebileceğimiz örümcek ağı estetiğinin temelinde, azalan kolajenin yerine, bedenin tekrar kolajen üretmesine teşvik edici bir mekanizma yatmaktadır. Sorunlu alana işlenen ipler aynı zamanda güçlü bir lifting etkisi de sağlar. Vücut reaksiyon vererek, anında biyolojik fibroplast, kolajen ve elastin üretmeye başlar. Bu sayede lifting etkisi çifte katlanmış olur. Cilt canlanır, toparlanır, gerilir. Örümcek Ağı tekniği ile yüz germe işlemi, diğer iple yüz asma ya da iple yüz germe olarak geçen uygulamalardan, işte bu noktada ayrılmaktadır. Etki, yöntem ve işleyiş mekanizması farklıdır.”

    Bu teknik kimler için uygun

    Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, bu teknik için ideal adaylar arasında minimal yaşlanma etkilerini kendilerinde deneyimleyen kişilerin düşünülebileceğini ifade ederek, “PDO ip tedavisini tercih edenlerin çoğu 35-45 yaş arasında bayanlardır. Yüzün orta kısmında ve boyunda sarkma görüntüsü, gözaltındaki hafif torbalanmalar nedeniyle bu tedaviyi seçerler” ifadelerini kullandı.

    Daha ileri yaşlardakilerin bu tedaviyi, daha agresif yüz toparlama prosedürleri süresince, yumuşak dokuya destek olması için tercih edebileceğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, “Birçok Doktor PDO ip tedavisini cilt gençleştirmede özelleştirilmiş bir yaklaşım olarak farklı prosedürlerle kombine ederler. Buna çene, boyun ve kaş liftingi örnek verilebilir” diye konuştu.

    Yeni yöntemin amaçları

    Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Cilt Hastalıkları Kliniği’nde de uygulanan yöntemin avantajlarını, “Hızlı ve uzun süreli etki, lokal anestezi ile kısa operasyon süresi, anında gözle görülür gençleşme, hızlı iyileşme süresi, tekrarlanabilir olması ve uygun fiyat” olarak sıraladı.

    Örümcek ağı estetiğinin kontredikasyonlarının hamilelik ve emzirme, neoplastik rahatsızlıklar, açık yaralar ve cilt lezyonları olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, komplikasyonlarının ise hafif ağrılar, şişlik, kızarıklık, enfeksiyon, hafif morluklar, iğne yara izi olduğunu sözlerine ekledi.

  • Bacak Ağrılarından Ameliyatsız Kurtuldu

    Adana’da, şiddetli ağrı yaşadığı bacağında toplardamar yetmezliği ve varis bulunan sağlık teknisyeni Mesut Kızılhan, radyofrekans yöntemi ile ameliyatsız sağlığına kavuştu.

    Özel bir hastanede sağlık teknisyeni olarak çalışan Mesut Kızılhan (33), bacaklarında ağrı, yorgunluk, ayak bileklerinde şişlik ve uyuşma şikayetiyle Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne başvurdu. Hastanenin Girişimsel Radyoloji Servisi’nde Radyoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Murat Gedikoğlu’nun muayene ettiği Mesut Kızılhan’ın sağ bacağında toplardamar yetmezliği ve varis belirlendi.

    Ameliyatsız radyofrekans yöntemi ile 1.5 saatlik bir operasyon geçiren Kızılhan, tedavinin hemen ardından taburcu edildi.

    Yrd. Doç. Dr. Murat Gedikoğlu, yaptığı açıklamada, hareketsiz yaşam tarzının toplardamar yetmezliği ve varis vakalarında artışa neden olduğunu belirterek, bu rahatsızlığın bacaklarda ağrı, yanma, yorgunluk, ağırlık hissi, kaşıntı, kas krampları, ayak bileklerinde şişlik, parmaklarda uyuşma ile kendini gösterdiğini belirtti.

    Hastası Mesut Kızılhan’ın da işi gereği uzun süre ayakta kaldığını belirten Yrd.Doç.Dr. Gedikoğlu, “Hastamıza tek seansta yetmezlik gösteren toplardamara radyofrekans tedavi ve varislere yönelik tedavi uyguladık. Bu işlem ameliyatsız ve ağrısız” dedi.

    Taburcu edildikten sonra evine giden Mesut Kızılhan ise şikayetlerinin operasyondan birkaç gün sonra tamamen ortadan kalktığını belirtti. Kızılhan, “Gece uyuyamıyordum, yanma ve kramplardan hayatım kabusa dönmüştü. Sağlık teknisyeniyim, mesleğim gereği sürekli ayakta ve yoğun çalıştığım için ortaya çıktı hastalığım” dedi.