Etiket: Ameliyatsız

  • Ameliyatsız Cilt Sıkılaştırma Çözümleri Öne Çıkıyor

    Cildinde sarkma, gevşeme sorunu yaşayanlar ve cilt kalitesini artırmak isteyenler, ameliyatsız cilt sıkılaştırma çözümlerine yöneliyorlar.

    Ameliyatsız işlemlerle yüz dahil sorun yaşanan her cilt bölgesinde farklı çözümler sağlayabildiklerini söyleyen Estetik International Sağlık Grubu doktorlarından Dr. Mustafa Kemal Ataönder, cildinde sarkma, gevşeme sorunu yaşayanların ve cilt kalitesini artırmak isteyenlerin, ameliyatsız cilt sıkılaştırma çözümlerine yöneldiklerini belirtti. Ameliyatsız ve son derece etkili müdahalelerle, mevcut sorunların çözümleyebildiğini ifade eden Ataönder, “Cildin zaman içinde sarkması, kalitesinin bozulması, kırışıklıklar ve gevşeme gibi problemler yaşaması, beklenen, fizyolojik bir süreçtir. Fakat ameliyatsız ve son derece etkili müdahalelerle, mevcut sorunları artık gelişen teknoloji sayesinde çözümleyebiliyoruz. Cilt sıkılaştırmada en fazla tercih ettiğimiz uygulamalar ise Radyofrekans ve Ultherapy. Radyofrekans cildin derin tabakasına ısı göndererek, vücudun doğal yara iyileşmesine tepki vermesine, kolajen üretimini artırmasına vesile olur. Ultherapy ise yine cildin derin tabakasına ultrasonik enerji verilmesi suretiyle yapılır, küçük termal patlamalar oluşturur. Fokuslanan alanda kolajen doku uyarılır. Her iki uygulamada da kolajenin aktif hale getirilmesi ve yenilenmesiyle ciltte sıkılaşma, kalitesinde artış yaşanır” dedi.

    “CERRAHİYE ALTERNATİF”

    Seans sayısı ve aralıklarının muayene sonrası belirlendiğini vurgulayan Mustafa Kemal Ataönder, “Eğer yüz, boyun, kol ve bacak içlerinde ayrıca karın bölgesinde sarkma sorunu yaşıyorsanız, RF ve Ultraterapi son derece iyi geri dönüşler almanızı sağlar. Ayrıca cerrahi müdahalelerden sonra yaşanabilen cilt gevşeklikleri yine aynı şekilde çözümlenebilir. Kolajenin yenilenmesi cildin kalitesini artırır. Cilt sıkılaştıkça mevcut ince çizgiler ve derinin gevşeklik sorunu da ortadan kalkar. Ayrıca cerrahi olarak cilt germe operasyonlarını tercih etmeyenler için de, son derece etkili alternatiflerdir” şeklinde konuştu.

    “EN BÜYÜK AVANTAJI KESİNİN OLMAMASI”

    Kesi yapılmadan ve cihazlarla cilt altına fokuslanan bu uygulamaların çok fazla avantajı olduğunu belirten Ataönder, “Her cilt tipine uygun olan bu uygulamaların en büyük avantajı, kesinin olmayışıdır. İz kalmaz, minimal ağrı ve rahatsızlık sadece uygulama sırasında hissedilir. Cildin yüzeyini bozmadan, derin yapısal destek katmanları uyarılarak, etkileşim yapılır, bu da içten dışa doğru bir iyileşme, sıkılaşma, dirilik, kırışıkların azalması ve form kazandırma gibi etkiler sunar. Periyodik olarak devam edilmesi durumunda cerrahi uygulamalara gerek kalmadan kişiler sıkı ve formunda bir cilt kalitesini sürdürürler” ifadelerine yer verdi.

  • Ameliyatsız Varis Tedavisi

    Günümüzde tüm varis türleri, en yoğun ve en geniş olanından en küçük olanına kadar ameliyatsız olarak tedavi edilebilmektedir. En sık görülen ve en çok soruna yolaçan büyük varislerin tedavisinde en yaygın kullanılan ve son derece etkili olan yöntem damar içi lazer/radyofrekans tedavisi.

    Medicana International İstanbul Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Işıl Yıldız, seyrek olarak ayak yaraları, varis kanaması ya da pıhtılaşması gibi büyük sorunlara yol açtığını belirtirken, radyolojik yöntemlerle uyguladığı varis tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.

    Yıldız, “Varis herkeste görülebilir ancak ailesinin başka fertlerinde varis hastalığı olanlarda, bayanlarda, birden fazla doğum yapanlarda, kilolu olan kişilerde, gün içerisinde uzun sure oturmak ya da ayakta durmak zorunda olanlarda daha sık görülür” dedi.

    Lazerle varis tedavisinin ameliyat olmadığını belirten Yıldız, “Genel anestezi (narkoz) gerektirmez. Lazer fiberi damar içerisinde ultrason kullanılarak, görerek yerleştirir. Kesi yapılmaz, dikiş atılmaz. Hastanede yatmanız gerekmez. Tedaviye yürüyerek gelip , tedavi sonrası yürüyerek evinize veya işinize dönebilirsiniz. İşlem sırasında kulanılan iğneler, o bölge uyuşturulduktan sonra kullanılır. Bunu dışında özel sinir bloku ile tüm bacaktaki ağrı duyusu işlem boyunca kesilebilir.Hastanın işlemle ilgili korku ve endişesi varsa damardan ağrı kesici ve sakinleştiriciler ilaçlar yapılarak korku ve endişe giderilebilir. Varis hastalığının tanısı Doppler ultrason ile konur. Girişimsel radyologlar aynı zamanda radyoloji uzmanı olduklarından hastalığınızı Doppler ultrason ile teşhis ederler ve tedavisini yaparlar. Tedavi, ultrason ile görülerek yapılır bu da işlemin daha güvenli olmasını sağlar. Tedaviden sonraki ultrason takipleri de aynı hekim tarafından yapılır” dedi.

  • Varis Hastaları Ameliyatsız İyileşebilir

    Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, ileri seviye varis hastalarının tek seçeneği olan ameliyatın yerini alan endovenöz lazerle varis sorunlarının ağrısız ve kesi yapmadan tedavi edilebildiğini kaydetti.

    Memorial Dicle Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, “endovenöz lazer” ile varis tedavisi hakkında bilgi verdi. Varisin toplardamarların kalıcı olarak genişlemesi, kıvrılması ve uzaması ile karakterize olan bir hastalık olduğunu belirten Bahçivan, bunun çoğu kez bacak derisinin altında mavimsi renkte değişik çaplarda kıvrıntılı kabarıklıklar şeklinde görüldüğünü kaydetti. Varislerin yıllarca görünüm dışında hastada herhangi bir şikayete yol açmadan kalabildiğini anlatan Bahçivan, “Ancak ilerleyen vakalarda bacaklarda şişme ve bir süre sonra kronik venöz yetmezlik gelişebilir. Bacakta ağrı, kaşınma, yanma, gece krampları ve sürekli bir rahatsızlık hissi başlıca görülen şikayetlerdir. Varisli damarların bacaklarda görülmesi çoğu kez tanı için yeterlidir. Ancak varisin nedeninin anlaşılması için renkli doppler ultrasonografi yapılmalıdır” dedi.

    “VARİSTE TEDAVİ ŞART”

    Tedavi edilmeyen varisin zamanla kötüleştiğini ve hastalar için önemli bir sağlık sorunu haline geldiğini vurgulayan Bahçivan, “Girişim yapılmadan uygulanan ilaç tedavisi, varis çorapları ve günlük yaşamla ilgili bir takım öneriler sadece şikayetlerin hafiflemesine yardımcı olur. Varislerin kesin tedavisi ise çoğu kez varisli damarların ortadan kaldırılmasıdır. Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi yöntemi, endovenöz lazer yöntemi ile büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Endovenöz lazer ile tedavinin önemli avantajları vardır. Öncelikle lokal anestezi altında yapılmakta, işlem ortalama 30 dakika veya 1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gidebilmektedir. Hastanın işlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama da gerekmemektedir. Tedavide başarı, safen toplardamarının ortadan kaldırılması olarak tanımlandığında bu hedefe yüzde 93-98 oranında ulaşılabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi çok önemlidir” diye konuştu.

    “YAN ETKİLER YOK DENECEK KADAR AZDIR”

    Lazerle varis tedavisi sonrasında yan etkilerin ender olarak görüldüğüne de dikkat çeken Doç. Dr. Bahçivan, şunları kaydetti:

    “Hastalar işlem sonrası bazen tedavi edilen hat boyunca kızarıklıktan ve deri altında oluşan hafif ağrılı bir sertlikten şikayetçi olabilir. Bu durum birkaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Hastalar, çok nadiren lazer uygulanan toplardamar üzerindeki deride uyuşukluktan şikayet edebilir ancak bu durum da birkaç hafta içinde düzelir. İşlem sonrasında bütün normal aktiviteler devam ettirilebilir. Sadece işlem sonrası hastalara bir süre ağır egzersizler yapmamaları önerilir.”

  • Tetik Parmağa Ameliyatsız Çözüm

    Parmakların istemsiz bir şekilde hareket ettirilmeye çalıştığı anda ortaya çıkan ve kıvrılma sorunu olarak bilinen tetik parmak rahatsızlığı ameliyatsız bir şekilde çözülebiliyor.

    Asistanlığı sırasında geliştirdiği tetik parmağın ameliyatsız tedavisi hakkında bilgi veren Op. Dr. Bülent Cihantimur, ‘’Tetik parmak problemi, çok sık karşılaşılan el sorunlarından bir tanesi. Asistanlığım zamanında bu sorunun ameliyatsız çözülebilmesi için pratik bir şekilde uygulamalarını yaptım. Sonra bu uygulama gelişti ve bugün dünyada kullanılan teknikler arasında yer aldı. Ameliyatsız olarak kapalı bir şekilde yapılıyor olması, bu problemi yaşayan pek çok insanın kolayca düzelmesini sağlıyor” dedi.

    TETİK PARMAK, ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL

    Bu problemin çok fazla insanda görüldüğünü ancak sancılı bir süreç yaşatmadığı sürece insanların bu soruna çözüm aramadığını ifade eden Cihantimur, ‘’Bu problem herhangi bir parmakta görülebilir ancak çözümsüz değildir. Parmak açıp kapatırken sanki bir yere takılıyormuş gibi sıkışır ve anında kendini bırakıverir veya çekebilir. Tetiğin boşalması sırasında aldığı duruma benzetilmesinden dolayı da tetik parmak olarak isimlendirilmiştir. Tetik parmak sorununun temelinde, pulley adını verdiğimiz parmak içindeki yapının sorun yaşamasından dolayı, parmakların kolayca hareket edememesi durumu vardır. Bir nodül, enfeksiyon, şeker hastalığı ya da romatoid artrit gibi kronik sorunlardan kaynaklanabilir. Bu rahatsızlığa genellikle müzisyenler gibi aynı parmakla hep aynı hareketi yapan kişilerde rastlanıyor’’ diye konuştu.

    AMELİYATSIZ TETİK PARMAK TEDAVİSİ

    Tetik Parmağın Ameliyatsız tedavisinde kesi yapılmadan kapalı bir şekilde girişin yapıldığını dile getiren Cihantimur, “Öncelikle hastamızın elini uyuşturuyoruz. Sonra bir medikal ucu keskin bir iğne vasıtasıyla, cilt altına girerek, sorunu yaşatan pulleyi kesiyoruz. Bu şekilde takılma sorunu geçiyor ve hastamız parmaklarını uygun şekilde ve rahatlamış olarak kullanmaya başlıyor. Cilde kesi yapılmadığı için dikiş veya pansumana bile gerek duyulmuyor ve parmaktaki takılma giderilmiş oluyor. Son derece pratik bir teknik olan ameliyatsız tetik parmağın tedavisi, kısa süre içerisinde yapılabiliyor ve hastalara kolaylık sağlıyor’’ diyerek tedavinin ayrıntılarından söz etti.

  • Ameliyatsız Dokunuşla 10 Yaş Gençleşin

    Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Volkan Tayfur, ilaçla kırışıklık tedavisi ile yüzün karakteristik özelliğinin bozulmadığını, kullanılan en iyi yöntem olduğunu söyledi.

    Dr. Volkan Tayfur, yaptığı açıklamada, günümüzde teknolojinin günden güne ilerlemesinin, estetik alanında da bir çok cerrahi operasyonu rafa kaldırdığına dikkat çekti. İlaçla kırışıklık tedavisinin tüm dünyada milyonlarca insan tarafından gençleşmek, güzelleşmek daha az kırışık ve daha aydınlık bir yüz ifadesine sahip olmak için kullanılan bir yöntem olduğunu vurgulayan Tayfur, “Bebek iğneleri ile deri altına uygulanır. İyi hekimlerin elinde çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Büyük operasyonların yarattığı etki artık daha minik girişimlerle de elde edilebiliyor. Estetiğin ülkemizde ilk yaygınlaştığı dönemlerde hepsi birbirine benzer, ifadesiz yüzler neredeyse her yerde karşınıza çıkabiliyordu. Ancak teknolojiyle beraber genç, diri ama daha kendi gibi olan yüzlerin yaratılması mümkün olabiliyor” ifadesini kullandı.

    Bu tedavide uygulamanın ağrısız denecek kadar rahat olduğunu ve üstten uyuşturmanın yettiğini anlatan Tayfur şunları kaydetti:

    “Yaklaşık yarım saat süren bir kızarıklık dışında deride iz bırakmaz. Kişi işine ve sosyal hayatına hemen dönebilir. Etkisi üç günde başlar on dört günde yavaş yavaş oturur, ortalama dört ay devam eder. Bu süre sonunda kırışıklıklar eski halinden kötü olmaz ama gençleşmiş görüntüye alışan kişi eski haline dönünce mutsuz olabilir.”

    ESTETİKTE EN UYGUN MEVSİMDEYİZ

    Bu işlemler için en uygun mevsimin yine sonbahar ve kış ayları olduğunu bildiren Tayfur, “Uygulanacak doz ve uygulama yerleri kişinin isteklerine ve anatomisine göre belirlenir. Ben doğal görünümlü, bakıldığında tedavi gördüğü belli olmayan uygulamaları tercih ediyorum. Bu ilacı genç yaşlarda yüz kırışıklıkların oluşmasını engellemede, kırışıklığı olan kişilerde ise daha aydınlık ve güzel bir yüze sahip olmak için kullanıyorum. İlacın uzman hekimler tarafından yapılması gereken reçete ile temin edilecek bir ilaç olduğunu lütfen unutmayın” dedi. Bir defa yapılıp ömür boyu etkili bir ilacın henüz keşfedilmediğini bildiren Tayfur, ” İlaç etkisini sinir uçlarını kapatarak gösterir. Sinirler bu durumda doğal olarak kendilerine yeni uçlar oluşturur ve çalışmaya devam ederler. İşte ilacın etkili olduğu süre de sinirlerin yeni uçlar oluşturuncaya kadar geçen zamandır. Kısaca kırışıklıkların bir süre sonra (3-6 ay) geri gelmesi doğal bir sonuçtur. Yüzün kas ve sinir yapısının iyi bilinmesi Kırışıklık tedavisi uygulamaları için önemlidir” diye konuştu.

    Kırışıklık kremlerinin deride ödem yaparak yüz hareket etmezken biraz düzelmiş görüntü yarattıklarını ve kırışmayı engellemediğini bildiren Tayfur, “Kırışıklıkların azalması için kullanılan ilaç deri üzerine sürülürse alta geçemez o yüzden çok ince iğnelerle kullanılır” dedi.

    Örneğin “Çocuklarım çok sert baktığımı onlara hep kızdığımı söylüyorlar” diyen biriyle “Normalde çok güzel hissediyorum ama gülünce ortaya çıkan bu çizgiler beni mahvediyor” diyen birine uygulanacak yöntemin birbirinden farklı olduğunu bildiren Tayfur, uygulamayı kişinin yaşı, sosyal çevresi, işi, tarzı ve etrafında uyandırmak istediği duygulara göre düzenliyorum. Uygulamaya gelmeden önce kişinin aynaya uzun uzun bakıp “Ben neden kırışıklık tedavisi istiyorum? Yüzümün neresinden şikayetim var?” sorularını sorması çok iyi olur” şeklinde konuştu.

    TEDAVİ ÜCRETLERİ EKONOMİK

    Kırışıklık tedavisi uygulamalarının ücretlerinin sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurgulayan Tayfur şöyle devam etti:

    “Birçok kişi uygulama sonrası daha az makyaj malzemesi ve krem kullandıklarını ve ilaçla kırışıklıklarından kurtulmanın daha ekonomik olduğunu belirtirler. Kullanılan ilacın maliyeti esas mesele değildir. Unutmayın ki kırışıklık tedavisi yutulan bir hap değildir. Herkese standart doz ve uygulama yapılmamalıdır. Yani esas güzellik işi yapan kişinin marifeti, uygulama sebepleri ve şekli sonucu ortaya çıkar.”