Etiket: Ameliyatlar

  • Riskli ameliyatlar başarıyla sonuçlanıyor

    Geçirdiği trafik kazası sonrasında boyun omurunda kırık meydana gelen 24 yaşındaki Semih Akar Düzce Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan zorlu bir ameliyattan sonra hayata tutundu.

    24 yaşındaki Semih Akar’ın 2 Ekim 2017 günü geçirdiği trafik kazası sonrasına kaldırıldığı Düzce Atatürk Devlet Hastanesinde 2. boyun omurunda kırık tespit edildi. Şans eseri bu ciddi kırığa karşın felç gelişmeyen hasta, ameliyat edilmek üzere Düzce Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan tetkiklerin ardından hasta Akar, tekrar ayağa kalkabilmek için Doç. Dr. Cem Dinç tarafından ameliyata alındı. Türkiye’de sınırlı merkezde yapılabilen bu yüksek riskli ameliyatın başarıyla sonuçlanmasının ardından Akar, kısa sürede ayağa kalktı.

    “Her merkezde yapılamayan ciddi bir ameliyat”

    Ameliyatı gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dinç, “Hastamız bir trafik kazası sonrasında boyun ikinci omurunda kırık nedeniyle öncelikle Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’ne acil olarak kaldırılıyor. Oradan ameliyat edilmek üzere Hastanemize sevki sağlanıyor. Hastamızın 2. boyun omurunda ciddi bir kırığı vardı. Bu kırıklar ölüm ya da hastalarımızda ileri düzeyde felç ile sonuçlanabilen tablolara neden olabiliyor. Hastamız, bu açıdan çok şanslı gruptaydı. Bu noktadan sonra bizim devreye girerek, mevcut kırığı vidalarla sabitleyip kırıkların kaynamasına ve kemikleşmeye olanak sağlamamız gerekiyordu. Türkiye’de sınırlı sayıdaki merkezlerde yapılabilen, ciddi ve yüksek riskli ameliyat ile boyun ikinci omurunda yer alan kırık vidalarla sabitlendi. Hasta şimdi yürüyebiliyor. Kendisini kısa süre içerisinde de taburcu edeceğiz. Semih Akar kazadan bir gün sonra nikah masasına oturacaktı. İnşallah kendisini kısa süre içinde tekrar nikah masasına göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Bu tür ameliyatları uzun süredir yapıyoruz”

    Yüksek riskli ameliyat grubuna giren bir operasyonu başarıyla gerçekleştirdiklerinin altını çizen Doç. Dr. Dinç, Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde uzun süredir bu tür riskli ameliyatların başarıyla yapıldığını belirtti. Ameliyattan sonrası hasta Akar’ı bir gün yoğun bakımda takip ettikten sonra servise aldıklarını söyleyen Doç. Dr. Dinç, hastayı günlük yaşantısına adapte etmek için gerekli tedavilerin devam ettiğini dile getirdi. Doç. Dr. Dinç, “Biz görevlerimizi tamamladıktan sonra önce hastamızın kendisine sonra da yakınlarına büyük görevler düşüyor” dedi.

    Sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyleyen Semih Akar ise, ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Cem Dinç ve ekibine teşekkür ederek “Allah hepsinden binlerce kez razı olsun. Hayat bana ikinci bir şans daha verdi” dedi.

  • “Kan stoğu azaldı, biterse ameliyatlar ertelenir”

    Vatandaşların yaz tatiline gitmesi sebebiyle kan stoklarının azaldığını belirten Kızılay Ege Bölge Müdürü Gökay Gök, “Her sene temmuz-ağustos ayında bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Lütfen bu stoklar bizim yaşam sigortamız kan stokları biterse acil ameliyatları dışında tüm ameliyatlar ertelenir” dedi.

    Her yıl geleneksel olarak Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesi ile Kızılay’ın birlikte düzenlediği kan bağışı kampanyasında konuşan Kızılay Ege Bölge Müdürü Gökay Gök, vatandaşlara bağış yapmaları konusunda çağrıda bulundu.

    “Ameliyatlar ertelenir”

    Mevcut kan stoklarının azaldığını ve özellikle temmuz-ağustos aylarında stok anlamında ciddi sıkıntılar yaşandığını işaret eden Gökay Gök, “İki günlük stokla Ege Bölgesi’ndeki 134 hastanenin kan ihtiyacını karşılamak için gece gündüz bütün personelim meydanlarda gece saat 02.00’lere kadar kan faaliyeti yürütüyoruz. Değerli vatandaşlarımız özellikle temmuz-ağustos aylarında kan bağışı yapmalılar. Çünkü şu anda bir ünite kan bağışı, 10 ünite kan bağışına bedel, bu derecede ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Hepimiz bir gün hasta ya da hasta yakını olacağız. Birazdan acil bir ameliyat olsa, kan ihtiyacı olsa bütün çevremiz hastaneye koşsa bu kanın hazırlanması 8-10 saat, yaralılarımızı kim kurtaracak. Lütfen bu stoklar bizim yaşam sigortamız özellikle kan stokları biterse acil ameliyatları dışında tüm ameliyatlar ertelenir. Her sene temmuz-ağustos ayında bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Vatandaşlarımızı bir gün o acil yataklarında kendilerinin de olabileceğini unutmayarak, lütfen kan bağışına davet ediyorum. Vatandaşlık görevi kan bağışı ve görevinizi lütfen yapın” dedi.

    “Sahil yörelerinde Kızılay ekip araçları var”

    Kan vermenin meşakkatinin ve zararının da olmadığını dile getiren Gök, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün ilçelerde sahil yörelerinde Kızılay ekiplerini, tırlarını, otobüslerini, mobil araçlarını, çadırlarını görüyorsunuz. Sadece yapmaları gereken resmi kimlikle, 41 soruluk kan bağışı sorgulama formunu doldurmaları, toplam 10 dakikalarını alır. Ondan sonra doktorum fizik muayeneleri yapar, 10 dakika da ikramımız vardır. Toplam 30-40 dakikalarını ayıracaklar. Sadece 30-40 dakikalarını ayırarak bir ünite kanda 3 ürün elde ediyoruz, 3 kişinin hayatını kurtaracaklar.”

    “MÜSİAD olarak her yıl kan bağışında bulunuyoruz”

    MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü ve beraberindeki 50 iş adamı da kan stoklarının azaldığı dönemlerde Kızılay’a destek oldu. Üye iş adamları ile birlikte Ege Bölge Kan Merkezi’ne giderek kan bağışında bulunan Ülkü, kan bağışının her şeyden önce bir insanlık görevi olduğunu söyledi.

    MÜSİAD olarak her yıl iki kere kan bağışında bulunduklarını belirten MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, “Özellikle bu aylarda yapılan bağışlar 10 kat daha fazla ihtiyaç ve önem arz ediyor. Bizde bu stokların azaldığı dönemde mümkün olduğunca gelip kan bağışında bulunuyoruz. Keşke her hafta verebilecek bir vücut yapısına sahip olsaydık da her hafta her ay verebilseydik. Bu kadar kana ihtiyaç var. Özellikle 15 Temmuz beni çok etkilemiştir. Eğer o gün bu stoklar olmasaydı ve Kızılay bu şekilde çalışmasaydı 2 bin 500’e yakın gazimiz belki şehit olacaktı. Bu her zaman geçerli. O yüzden bizler vatandaş olarak her zaman yılda en az iki üç kez kan bağışında bulunmamız gerekiyor” dedi.

  • Genel cerrahideki ameliyatlar laparoskopik yöntemle de yapılabiliyor

    Özel Ümit Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Hacıoğlu, genel cerrahide yapılan tüm ameliyatların laparoskopik yöntemle de yapılabildiğini söyledi.

    Laparoskopi ve laparoskopik ameliyatlar hakkında konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Hacıoğlu, “Laparoskopi kelimesi Latince bir kelimedir, karın içine bakmak anlamına gelir. Bu ameliyat 1900’lü yılların başında üroloji doktorları ve kadın doğum doktorları tarafından mesaneye bakmak, rahim ve yumurtalıklara bakmak için geliştirilmiş bir ameliyattır. Asıl gelişimi 1980’li yıllarda olmuştur. 1985’te ilk laparoskopik safra kesesi ameliyatından sonra bu yöntem tıpta ivme kazanmaya başlamıştır” dedi.

    Laparoskopik ameliyatların genel anestezi ile yapıldığını söyleyen Hacıoğlu, “Bu ameliyatta göbek bölgesinden küçük bir delik açılıyor. Özel bir iğne vasıtasıyla hastanın karnının içi karbondioksit gazı ile şişirilir. Daha sonra trokar adı verilen yaklaşık 1 santimetre çapında boru şeklinde bir aletle karnın içine girilir. Bu alet üzerinden kamera sistemi ilerletilerek karnın içerisinden görüntü alınır. Bu şekilde karnın içindeki organları incelemek, değerlendirmek ve gerektiğinde yardımcı trokarlar ile çeşitli ameliyatlar yapmak mümkündür. Karın içinde hastalık varlığının araştırılması için laparoskopi yapılır. Buna tıpta tanısal laparoskopi adı veriliyor” diye konuştu.

    “Son 10 yıl içerisinde çok daha karmaşık ameliyatlar da bu yöntemle yapılmaya başlandı”

    Karın içinde yapılan hemen her ameliyatın laparoskopik yöntemle de yapılabildiğini ifade eden Hacıoğlu, “Safra kesesi, apandistin alınması gibi ameliyatlar bu yöntemle çok sık olarak yapılıyor. Bunun dışında laparoskopik aletlerin gelişimi ile son 10 yıl içerisinde çok daha karmaşık ameliyatlar da bu yöntemle yapılmaya başlandı. Neredeyse genel cerrahide yapılabilen tüm açık ameliyatlar kapalı olarak da yapılabiliyor. Bunların içerisinde dalağın çıkarılması, karaciğerin bir kısmının çıkarılması, mide fıtığı ve reflü ameliyatları, çeşitli kanser ameliyatları da laparoskopik yöntemle yapılabilmektedir. En yaygın yapılan kanser ameliyatları laparoskopik kalın bağırsak ve rektum kanseri ameliyatlarıdır. Mide ve hatta pankreas kanseri ameliyatları da laparoskopik olarak yapılabilmektedir. Bu ameliyatların tamamı hastanemizde yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Hamileliğin ilk döneminde bu işlemin yapılması sakıncalıdır”

    Bu yöntemin uygulanamadığı durumlardan da söz eden Dr. Hacıoğlu, “Karın içerisinden daha önce açık ameliyat geçiren hastalarda karın içinde yapışıklıklar olur. Bu sebeple karnın şişirilmesi ve bu yapışıklıkların arasından kapalı ameliyat yapılması zorlaşmaktadır. Hamileliğin ilk döneminde bu işlemin yapılması sakıncalıdır. Hamileliğin son 3 ayında da rahmin ileri derece büyümesi nedeniyle laparoskopi yapmak zorlaşmaktadır. İleri derecede kalp ve akciğer rahatsızlığı olan hastalarda da laparoskopi zorlaşmaktadır” dedi.

  • Ege’nin tek hibrid ameliyathanesinde ameliyatlar başladı

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, Ege Bölgesi’nde tek olan yeni hibrid ameliyathanesinde, dünyada nadir olarak uygulanan ameliyatlarına başlandı.

    Hafsa Sultan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’na başvuran hastanın, tam tıkalı karın ana damarı ile ayrılma yerindeki iki damarı kapalı yöntemle açıldı.

    Ameliyat olan hasta ertesi gün taburcu edildi

    Manisa CBÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Tetik yaptıkları bu önemli ameliyatla ilgili bilgi vererek, “Polikliniğimize baş dönmesi, bacak ağrısı ve yol yürüyememe şikayetleri ile başvuran 80 yaşındaki Aydın Koyuncu isimli hasta, tanı ve tedavi amacıyla yatırıldı. Yaptığımız anjiyografi neticesinde sol boyun damarında ciddi darlık, karın ana damarının (aort damarı) tamamen tıkalı olduğu ve karın ana damarının ayrılma yerindeki her iki iliak damarlarda da darlık tespit ettik. Öncelikle hastanın boyun damarına yönelik ameliyatı yapılarak damarı açıldı. Bundan yaklaşık iki hafta sonra karın ana damarına ve ana damardan ayaklara kan veren iki ana damara yönelik, endovasküler dediğimiz yöntemle ameliyat yapmadan kapalı olarak tedavi etmeyi planladık. Normalde bu tür hastalara tüm karın ve her iki kasıkları açılarak ameliyatla suni damar takılmaktadır. Kliniğimizde ilk kez karın ana damarı ve ayrılma yerindeki iki damara kapalı yöntemle (ana damara wall-stent ve bilateraliliak arterler için kissingstend yerleştirilmesi işlemini) hibrid ameliyathanemizde ben, Yrd. Doç. Dr. Funda Yıldırım, Op. Dr. Dilşad Amanvermez Şenaslan, Dr. Abdulkerim Damar ve Dr. Barış Bayram ile birlikte gerçekleştirdik. Bu yöntemle hastanın karnı açılmadığı gibi anestezi, yani narkoz da verilmemiş oluyor. Ayrıca hastanın hastanede yatış süresi kısalıyor. Hastamızı ertesi gün taburcu ettik. Bu tür hastaların kapalı (girişimsel)yöntemle tedavi edilmesi, dünyada oldukça nadir ve tecrübeli kliniklerde uygulanan bir tedavi yöntemidir” diye konuştu.

    Ege Bölgesi’nde tek

    Prof. Dr. Ömer Tetik, Manisa CBÜ yeni Kalp Hastanesinde kurdukları ve Ege Bölgesi’nde tek olan hibrid ameliyathanede, uygun olan anevrizma (damar balonlaşması) ve damar tıkanıklığına yönelik hastalıklara, katater ile kapalı yöntemle müdahaleleri yapmaya başladıklarını dile getirerek, “Ateroskleroz dediğimiz damar sertliği sistemik, yani vücudun tüm damar sistemini etkilemektedir. Özellikle bacak ve baldırlarda yürümekle oluşan ve ayakta durunca geçen ağrı şikayetleri olan hastaların zaman geçirmeden Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniklerine başvurmaları gerekir. İleri yaş, diyabet, artmış kan yağları, sigara içimi, yüksek tansiyon, şişmanlık ve hareketsizlik, bu hastalıklar için önemli risk faktörleridir. Özellikle sigara bu konuda çok önem arz etmekte ve içilmemesi hastalık riskini önemli derece azaltmaktadır” dedi.

  • O hastanelerde ameliyatlar başladı

    Bursa’da Sağlık Bakanlığı’na devrolan paralel yapıya ait Rentıp ve Bahar hastanelerinde ameliyatlara tekrar başlandı.

    15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından Özel Rentıp Hastanesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Nilüfer ek binası, Bahar Hastanesi ise Bursa Devlet Hastanesi’nin Osmangazi ek binası olarak hizmet veriyor. Her iki hastanede ameliyatlara tekrar başlandı.

    Devlet Hastanesi Osmangazi ek binasında (Bahar) ameliyat olan hasta Gülizar Y, “Güler yüzlü doktor ve hemşireler, temiz bir ortam. Hastanın isteyebileceği her şey burada var. Herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    Konu ile açıklama yapan Bursa Devlet Hastanesi yöneticisi Uz. Dr. Halil Karahan, “14 farklı branşta poliklinik hizmeti verilen Osmangazi ek binamızda genel cerrahi, plastik cerrahi ve üroloji ameliyatları başladı. Kısa zaman zarfında göz, kalp ve damar cerrahisi ve kadın doğum branşlarında da ameliyatlar başlayacak” diye bilgi verdi.

    Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi yöneticisi Op. Dr. Nurhan Çelik ise “Nilüfer (Rentıp) ek binamızda hastalarımıza 20 farklı branşta poliklinik hizmetinin yanı sıra ortopedi, üroloji ve beyin cerrahisi branşlarında ameliyatlar yapılmaya başlandı. Pazartesi gününden itibaren de genel cerrahi ve kulak burun boğaz ameliyatları da başlayacak” diye konuştu.