Etiket: Ameliyatla

  • 2 saatlik ameliyatla 30 yıl sonra sesine kavuştu

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Başhekimliğine getirilen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kayıhan Çağlar, 30 yıldır sesinde sıkıntı olan haşimoto tiroidi hastasını ameliyatla sağlığına kavuşturduklarını söyledi.

    Eskişehir’de 30 yıldır ses kısıklığı ve konuşamama sıkıntıları çeken 52 yaşındaki Ayşe Hersli, 30 yıldır hastalıkla mücadele etti. Farklı alanlardaki doktorlara muayene oldu. Ama tedaviler Hersli’nin sesinin tedavisine mümkün olmadı. Hersli, son 2 ayda ise sesini tamamen kaybetti. Bunun üzerine Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan incelemeler sonrasında haşimoto tiroidi hastalığı olduğu tespit edildi. Ardından başarılı bir ameliyat yapılan hasta Ayşe Hersli sesine yeniden kavuştu.

    Konuyla ilgili konuşan hastane Başhekimi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kayıhan Çağlar, hastanın 30 yıldır hastalıkla mücadele ettiğini ifade etti. Hastanın kendilerine ses kısıklığı ile geldiğini belirten Çağlar, “Hastamız bize yaklaşık iki ay öncesinde geldiğinde; ses kısıklığı, nefes darlığı, belli belirsiz boyun ağrısı şikayetleri vardı. Yaklaşık 30 senedir belli bölümlerce takip edilen tiroid bezi rahatsızlığı olduğunu söyledi. Biz de yaptığımız tetkiklerde Haşimoto Tiroidit dediğimiz bir durumu tetkik ettik. Tabi bunu anlamanın yollarından bir tanesi vücutta genetik geçişle bulunan otoantikorların aranması idi. Biz de buna baktırdık. Vücutta TPO antikor dediğimiz antikor, binin üzerinde ölçülemeyecek düzeyde yüksek idi. Dolayısıyla bu hastalığı aktif bir şekilde kendisi yaşamaktaydı. Ses kısıklığının bu Haşimoto Tiroidite bağlı tiroid bezindeki yaşanan harabiyet sürecinin siniri çekmek ya da siniri tutmak suretiyle mi ses kısıklığı gelişti, yoksa Kulak Burun Boğaz branşını ilgilendiren vokal kord dediğimiz ses tellerinde bir polip var da buna mı bağlı oluştu veyahutta mideden kaynaklanan bir reflü hali var da buna mı bağlı oldu; bunun araştırmasını yaptık. Araştırmalarımızda ele avuca sığan başka bir durum olduğunu tespit etmedik. Ardından ameliyata aldığımız hastamızı yeniden sağlığına kavuşturduk” dedi.

    30 yılın ardından yeniden sesine kavuşan 52 yaşındaki Ayşe Hersli, 30 senedir sesinin olmadığını söyledi.

    Son 2 aydır sesinin hiç olmadığını dile getiren Hersli, “Ameliyat sonrasında gayet iyiyim. Daha önce kasıntım vardı. Konuşamıyordum sesimden. Boğazımda baskı vardı, sesim çıkmıyordu. Şu an çok rahatım. Nefes alabiliyorum çok rahat hissediyorum kendimi” dedi.

  • Lasik ameliyatla gözlüksüz yaşam

    Halk arasında, lazer operasyonlarının sadece miyop hastalara yapıldığı gibi yanlış bir algının bulunduğunu söyleyen Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, lasik ameliyatlarının miyopi ile birlikte, hipermetrop ve astigmatta da başarıyla uygulandığına dikkat çekti.

    Lasik operasyonu hakkında bilgi veren Asena, “18 – 65 yaş aralığında, kırma kusuru dediğimiz görme bozukluklarını yaşayan kişilere uyguladığımız lasik operasyonunda, öncelikle kornea topografisi gibi birtakım özel tetkikler ile değerlendirme yapıyoruz. Eğer kişinin göz yapısı ve numarası uygunsa, lasik işlemini gerçekleştiriyoruz. Bunun için gözün en önünde yer alan saydam kornea tabakasının şekil ve kalınlık bakımından, ’excimer laser’ için uygun olması gerekiyor” diye konuştu.

    “Gözlüksüz uğurluyoruz”

    Halk arasında “göz çizdirme” olarak bilinen ve göz bozukluklarının bıçakla giderildiği operasyonların, bugün modern ve teknolojik lazer cihazlarıyla çok kısa sürede ve daha konforlu bir şekilde yapılabildiğini dile getiren Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena şu bilgileri verdi: “Halk arasında bıçaksız lasik olarak ifade edilen intralase (femtosaniye) lasik yöntemiyle miyopi, hipermetrop ve astigmat gibi göz bozuklukları düzeltilebiliyor; lasik olan kişiler, 10-15 dakikalarını ameliyat odasında geçirip 40-50 saniyede gerçekleştirilen lazer uygulamasıyla gözlüklerinden kurtuluyor.” Yurtiçi ve yurtdışından gelen birçok hastayı ameliyat sonrasında gözlüksüz uğurladıklarını anlatan Asena, “Hastalarımız, izin zamanı olduğu ve rahatça dinlenebildikleri için çoğunlukla yaz aylarını tercih ediyorlar. Bununla birlikte ameliyat için herhangi bir mevsim veya zaman sınırlaması yok” dedi. Lasik operasyonunun ardından kişilerin ertesi gün normal yaşamlarına dönebildiğini söyleyen Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, sadece ilk haftalarda darbeye maruz kalınabilecek agresif sporlardan uzak durulması gerektiğini hatırlattı.

  • Siyam İkizleri Başarılı Ameliyatla Ayrıldı

    Şanlıurfa’da yaklaşık bir ay önce sezaryenle dünyaya gelen ve aynı karaciğeri paylaşan siyam ikizleri, başarılı bir ameliyatla ayrıldı.

    Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa’da yaklaşık bir ay önce doğum yapan Gülçin Yaşar’ın siyam ikizleri dünyaya geldi. Aynı karaciğeri paylaşan, karın ve göğüs bölgesinden birbirine yapışık olan siyam ikizleri, özel bir hastanede iki saat süren başarılı operasyonun ardından birbirinden ayrıldı. Çocuk Cerrahi Uzmanı Ali Suat Erkoç, ameliyatın iyi geçtiğini, ikizlerin bir süre daha yoğun bakımda kalacağını söyledi.

    Başhekim Cengiz Karakucak ise “Aynı karaciğeri paylaşan siyam ikizleri hastanemizde yapılan başarılı ameliyatla birbirinden ayrıldı. Urfa’da ilk kez böyle bir ameliyat gerçekleşti. Özellikle karaciğer yapışıklığı nedeniyle zor bir ameliyattı. Bu yapmış olduğumuz ameliyat A Grubu bir ameliyattır ve çok zordur. Bu ameliyatı başarılı bir şekilde atlatan ekibe teşekkür ediyorum” dedi.

    Ameliyatı gerçekleştiren Çocuk Cerrahi Uzmanı Ali Suat Erkoç ise “Zor bir ameliyat gerçekleştirdik. Bunu ekibimizle birlikte gerçekleştirdik. Ameliyat yaklaşık 2 saat sürdü. Çok ince bir ameliyattı. Karaciğer birbirine yapışık olduğu için iç organlarına zarar verebilirdik. O yüzden yavaş ilerledik. Bebekleri bugün beslemeye başladık. Tahminime göre bir aksilik olmazsa 15-20 gün sonra taburcu edebiliriz. Sağlık durumları şu anda iyi. Solumun cihazından çıkartıldılar ve şu an soluk alıp vermeye başladılar. Bebeklerin karaciğer fonksiyonları şu anda iyi durumda” şeklinde konuştu.

  • Tam Endoskopik Bel Fıtığı Cerrahisinde Canlı Ameliyatla İleri Düzeyde Kurs

    ’Tam Endoskopik Bel Fıtığı Cerrahisi’ konusunda alanının en iyi uzmanları, kurs için Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir araya geldiler.

    Minimal İnvaziv omurga cerrahisi teknikleri içinde dünyada en ileri teknik olan ve giderek birçok merkezin ’Altın Standart’ olarak kabul ettiği Tam Endoskopik Cerrahi; dokuları koruyarak radikal tedavi avantajlarını birleştiren bir uygulamadır. Dünyada 3 ülkede Almanya, Türkiye ve Tayland’da gerçekleştiren ’Uluslararası Tam Endoskopik Bel, Sırt ve Boyun Omurgası Cerrahisi Eğitimi’ yıl boyunca 4 defa tekrarlanıyor. Az sayıda verilen bu eğitimleri gerçekleştiren ekibin Türkiye’deki öncülerinden olan Op. Dr. Ali Güven Yörükoğlu, ileri düzeyindeki eğitimlerini FeldSurgery ekibi ile birlikte yürütmektedir. Türkiye’de gerçekleşen eğitimlerin koordinasyonu Op. Dr. Yörükoğlu tarafından gerçekleştirilmektedir.

    Kurs hakkında bilgi veren Op. Dr. Ali Güven Yörükoğlu, “Bu sene 6’ncısını düzenliyoruz. Yaklaşık 2010 yılından beri 24 farklı ülkeden bu tekniği öğrenmek için cerrahlar geliyor. Başarıyla kursu tamamlayıp kendi ülkelerine dönüyorlar. Bir çoğuyla bağlantımız devam ediyor. Bu tekniği kendi hastalarına uygulamaya başladılar” dedi.

    “BU YÖNTEMLE HASTA AYNI GÜNDE TABURCU OLABİLİYOR”

    Bu işlemin 2007 yılında Dr. Sebastian Ruetten’nin Almanya’da geliştirdiği bir teknik olduğunu söyleyen Op. Dr. Yörükoğlu, “Toplumda sık görülen bel fıtığı hastalığı mikro cerrahi yöntemle başarılı şekilde ameliyat ediliyordu. Bu mikro cerrahi yöntemin bir takım dezavantajları oluyordu. Bunlar, beldeki kasların kesilmesi, kemik ve dokuya zarar verilmesi gibi dezavantajlar. Buna bağlı olarak hastanın ameliyattan sonra bir takım problemleri oluyordu. Dr. Ruetten’in geliştirdiği tam kapalı ameliyatta, hastanın kas ve kemik dokusuna zarar vermeden ameliyat yapılma tekniğidir. Hastalarımız aynı gün hastaneden taburcu olabiliyorlar. Başarı oranı diğer tekniklerle aynıdır. Avantajları ise, hastanede yatış süresi kısa, iyileşme süreci hızlı ve hastalar tarafından kabul edilmesidir” diye konuştu.

    “EĞİTİMLER 3 ÜLKEDE VERİLİYOR”

    Op. Dr. Yörükoğlu, şöyle devam etti: “Bir kursa gelmekle öğrenilmiyor. Deneyimli cerrahların yanında ameliyatları seyrederek, bu tür kurslara sürekli katılarak deneyimler arttırılmaya çalışılıyor. Türkiye’de Prof. Dr. Ali Canpolat’ın öncülüğünde devam eden bu kurslar, dünyada bu kalite ve düzeyde 3 ülkede yapılıyor. Almanya’da Eylül ve Nisan aylarında Dr. Ruetten’nin kliniğinde yapılıyor. Bu klinikte Amerika ve Avrupa katılımcılarının yönlendirildiği kurs oluyor. Taylan’da Şubat ayında Uzakdoğu katılımcıların başvurduğu kurs oluyor. Bizim içinde Türki Cumhuriyetler, Balkanlar ve özellikle Ortadoğu cerrahlarının bu sistemi öğrenmek için Türkiye’ye geldiği kurslar oluyor.”

    “BEL FITIĞINDA DÜNYADAKİ EN İLERİ TEKNİK”

    Uygulanan bu yöntemin hastaya en az hasar verip, fıtığı çıkarıp iyileştirmek olduğu vurgusunu yapan Op. Dr. Yörükoğlu, “Bel fıtığında dünyadaki en ileri tekniktir. Başarı oranı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış durumda. Birçok Avrupa ülkesinde ve Uzakdoğu’da neredeyse mikro cerrahinin yerini almış durumda. Türkiye’de hem kurslara devam edip, hem de yurt dışında öğrenip bu tekniği uygulayan merkezler olmaya başladı. Hastalar başarılı şekilde tedavi olmaya devam ediyor” dedi.

    Ameliyatın risklerine değinen Op. Dr. Yörükoğlu, “Diğer yöntemlerde risk ne varsa bunda da aynı. Bu yöntemi genel anestezi altında yapıyoruz. Narkoza bağlı ne riskler varsa bu teknikte de aynıları var. Küçük alanda küçük aletlerle çalışıyorsunuz. Hastaya ekstra riskler getirmiyor” ifadelerine yer verdi.

  • Kilolarından Namaz Kıldıramayan İmam, Ameliyatla 5 Ayda 90 Kilo Verdi

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde aşırı kilolarından dolayı namaz kıldıramaz hale gelen imam, tüp mide ameliyatı ile 5 ayda 90 kilo verdi. 210 kilodan 120 kiloya düşen İmam Yusuf Kaklık, “3 aydır görevimi yapabiliyorum. Açlık da hissetmiyorum” dedi.

    İmam Yusuf Kaklık’a kilolarından kurtulmak için gittiği hastanede ‘süper obezite’ tanısı ile hipertansiyon, uyku apnesi ve KOAH hastalığı teşhisi konuldu. Kaklık, tüp mide ameliyatı olduktan sonra 5 ayda 90 kilo vererek 210 kilodan 120 kiloya düşmeyi başardı.

    Bariatrik (Obezite) ve Reflü Cerrahisi Uzmanı Genel Cerrah Op. Dr. Cavit Göktaş’ın obezite ile ilgili düzenlediği basın toplantısında konuşan İmam Yusuf Kaklık, aşırı kilolarından dolayı cemaate namaz kıldıramadığını ve bundan dolayı tüp mide ameliyatını tercih ettiğini söyledi. Kaklık, “Doğuştan kiloluydum. Son 3 – 4 yılda hızla kilo almaya başlamıştım. İş yapamaz hale gelmiştim. Allah doktorumdan razı olsun. Artık acıktığımı hissetmiyorum. 3 aydan bu yana görevimin başındayım” dedi.

    İmam Kaklık’ın aşırı kilolarından dolayı namaz kıldıramayınca müezzinliğe geçtiğini ancak müezzinliği de yapamaz hale geldiğini anlatan Op. Dr. Cavit Göktaş ise, aşırı kilolu hastaların her şeyden önce sigarayı bırakmaları gerektiğine dikkat çekti.