Etiket: ameliyat

  • Aynı Anda İki Ameliyat Geçirdi, Yaşama Tutundu

    İzmir’de birkaç hastane gezmesine rağmen derdine çare bulamayan 67 yaşındaki emekli çiftçi Salih Kırbiç, Özel Egepol Hastanesinde geçirdiği iki kalp ameliyatının ardından eski sağlığına kavuştu. Sık sık bayılma, halsizlik ve nefes darlığı şikayetleri bulunan ve 2 buçuk yıldır kalp rahatsızlığı devam eden Salih Kırbiç, Egepol Hastanesi Kalp Damar Cerrahi bölümünde gerçekleştirilen ciddi operasyonun ardından iyileşti. Hastalığı yüzünden yaşam kalitesinin düştüğünü ve geçirdiği iki kalp ameliyatıyla çok daha iyi hissettiğini belirten Kırbiç, gösterdikleri ilgiden ötürü tüm doktorlara teşekkür etti.

    Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Hakkı Kazaz ve Doç. Dr. Cüneyt Narin, Salih Kırbiç’in risk derecesi yüksek bir operasyon geçirdiğini dile getirerek, 6 saat süren ameliyatta hastanın hem kalp kapakçığını hem de normalin iki katı kadar genişleyen kalp damarını değiştirdiklerini söyledi.

    İKİ OPERASYON AYNI ANDA

    Hastanın durumunun giderek düzeldiğini ve bir süre daha gözlem altında tutulacağını kaydeden Doç. Dr. Cüneyt Narin, “Kalp kapağı kireçlenmesi ve damar genişlemesi sonucu Salih Kırbiç’in beyin ve akciğerler gibi yaşamsal organlarına yeteri derecede kan pompalanamıyor. Bu durum da bayılma ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendisini gösteriyordu. Hastaya aynı operasyon içinde iki farklı müdahale yaptık; hem yapay kalp kapağı hem de yapay damar uygulamaları gerçekleştirdik. Salih bey bundan sonra kan sulandırıcı ilaç kullanacak ve tansiyonuna dikkat edecek” diye konuştu.

    Yüksek tansiyon, kolesterolü artıracak şekilde beslenme ve kalıtsal özelliklerin kalp hastalıklarını tetiklediğini belirten Doç. Dr. Narin, Türkiye’de Amerika ve Avrupa’ya paralel bir şekilde kalp ameliyatlarının başarıyla gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.

  • Caner Erkin Almanya’da Ameliyat Oldu

    İSTANBUL (İHA) – Fenerbahçeli oyuncu Caner Erkin, menisküs ameliyatı oldu. Almanya’da ameliyat olan Caner Erkin, sahalara döneceği günü heyecanla beklediğini söyledi.

    Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, ” Fenerbahçemizin başarılı oyuncusu Caner Erkin, Almanya’da yapılan son tetkikleri sonrasında, sağ dizinden artroskopi operasyonu geçirdi. Sağ diz dış menisküsünde yırtık nedeniyle bugün artroskopik cerrahi operasyonu geçiren oyuncumuz Caner Erkin’in rehabilitasyon sürecine yarından itibaren başlanacaktır” denildi.

    Öte yandan sarı-lacivertlilerin milli oyuncusu Caner Erkin, hastanede çekilmiş bir fotoğrafını sosyal medyada paylaşarak, “Ameliyatım başarılı geçti. Sahalara döneceğim günü heyecanla bekliyorum” notunu paylaştı.

  • Caner Erkin, Almanya’da Ameliyat Olacak

    Fenerbahçe’nin yıldız oyuncusu Caner Erkin’in Almanya’da yapılan son tetkikleri sonrasında sağ dizinden bir artroskopi operasyonu geçireceği bildirildi.

    Fenerbahçe Kulübü’nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada yıldız futbolcu Caner Erkin hakkında, “Kulüp doktorumuz Prof. Dr. Burak Kunduracıoğlu’nun bilgisi dahilinde, daha önce sponsor hastanemiz Liv Hospital’da yapılan tetkikleri sonrasında Caner Erkin’nin sağ dış menisküsünde yırtık tespit edilmişti. Kulüp Doktorumuz Prof. Dr. Burak Kunduracıoğlu tarafından konulan dış menisküs teşhisinin Caner’in Almanya’daki doktoru tarafından da yinelenmesi üzerine, Caner Erkin bugün TSİ 17.00’de Almanya’da bir operasyon geçirecek” denildi.

    Tecrübeli oyuncunun, en az 1 ay sahalardan uzak kalacağı öğrenildi.

  • Kolon Kanserine Neştersiz Ameliyat

    Neştersiz ameliyat, kolon adı da verilen kalın bağırsak kanserinin tedavisinde de en çok tercih edilen yöntem haline geldi.

    Genel Cerrahı Uzmanı Opr. Dr. Berkhan Savaşçın, kalın bağırsak kanserinin artık laparoskopik denilen kapalı yöntemle ameliyat ve tedavi edilen kanserler arasına girdiğini söyledi. Bu yöntemin açık ameliyat yönteminin yerini de aldığını belirten Opr. Dr. Savaşçın, “Ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, hastanın daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı bu yöntemin önem ve değerini artırıyor” dedi.

    “Kolon” diye adlandırılan kalın bağırsağın, yaklaşık 1,5-2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısmı olduğunu hatırlatan İzmir Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanlarından Opr. Dr. Savaşçın, kolon kanserinin erkek ve kadında eşit oranda görüldüğünü kaydetti. Savaşçın, görülme sıklığı bakımından kolon kanserinin tüm kanserler içinde 3. sırada yer aldığını, hemoroid kadar olmasa da alt sindirim yollarındaki kanamaların önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti. Opr. Dr. Savaşçın, kolon kanserinin nedeninin kesin olarak bilinmediğini, ancak oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler olduğunu belirtirken, beslenmenin önemine dikkat çekti. Ayrıca daha önceden meme ve yumurtalık kanserini geçirmiş kişilerde ve ailelerinde kolon kanseri görülme sıklığının daha fazla olduğunu kaydeden Opr. Dr. Savaşçın, “Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahip. Özellikle batı tipi fast food dediğimiz beslenme kolon kanseri ihtimalini arttırır. Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin de etkili olduğu iddia edilmektedir. Böyle bir risk yaratmamak için doğru ve sağlıklı beslenmeliyiz. Fazla lifli gıdalarla beslenmenin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmelidir. Ayrıca bazı kimyasal maddeler de kolon kanseri nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanserinin daha sık oranlarda görülmesi bu iddiayı güçlendirmektedir” diye konuştu.

    AMELİYAT OLMAMIŞ GİBİ

    Kalın bağırsak kanserlerinde öncelikli tedavinin cerrahi olduğunu söyleyen Opr. Dr. Berkhan Savaşçın, Artık günümüzde “total mezo eksizyonu” denilen cerrahi tedavi yönteminin kullanıldığını belirtti. Bu yöntem sayesinde eski cerrahiye göre kanserin tekrarlama oranının yüzde 30 azaldığını belirten Opr. Dr. Savaşçın, hastaya “ameliyat olmamış gibi” konfor sağlayan kapalı yöntemle ilgili, “Cerrahi tedaviye ek kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de kullanılır. Erken tanı konulan kanserlerde tedavi oranı yüzde 80’dir. Bu ameliyatlar, uygun vakalarda, ‘kapalı yöntem’ dediğimiz laparoskopik yöntemle de yapabilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi bu hastalıklarda da kapalı yöntem açık cerrahinin yerini aldı. Ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı gibi nedenler cerrah olarak hastalarımıza bu tedaviyi uygulamaya yöneltti. Uygun vakalarda biz de hastalarda açık ameliyat yerine bu yöntemi tercih ediyoruz” dedi.

  • Obezite ameliyatı sonrası doktor takibinde kilo verilmeli

    Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, obezite ameliyatları sonrası hasta takibinin çok önemli olduğunu belirtti.

     

    Dr. Yazıcıoğlu, cerrahinin ardından ilk yıl her üç ayda bir kan sayımı, glikoz ve kreatinin değerlerinin ölçülmesi, yorgunluk, halsizlik, kas kitlesi kaybı, kalp çarpıntıları, depresyon, karıncalanma, kemik hastalığı, gece görüş kaybı veya hipoglisemi gibi vücutta sorunlara yol açabilecek herhangi belirli bir besin yoksunluğunun olup olmadığını görmek için her altı ayda bir kan testleri yaptırılması gerektiğini bildirdi.
    Obezite cerrahisinden sonra daha az besin maddesi emildiği için ne yenildiğine dikkat edilmesi ve sağlıklı olmak için bedenin gerek duyduğu besin maddelerinin tümünün alındığından emin olunması gerektiğini belirten Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, proteinler, yağlar, karbonhidratlar ile vitaminler, mineraller, eser elementler seviyelerinin izlenmesi için kan testleri yaptırmak amacıyla endokrinoloji uzmanına düzenli aralıklarla başvurulması gerektiğini bildirdi.

    Dr. Yazıcıoğlu, “İlk yıl her üç ayda bir kan sayımı (anemi kontrolü için), glikoz (kan şekeri seviyesi kontrolü) ve kreatinin (böbrek işlev kontrolü) değerleri ölçülmelidir. Yorgunluk, halsizlik, kas kitlesi kaybı, kalp çarpıntıları, depresyon, karıncalanma, kemik hastalığı, gece görüş kaybı veya hipoglisemi (kandaki kalsiyum seviyelerinin düşmesi) gibi vücutta sorunlara yol açabilecek herhangi belirli bir besin yoksunluğu olup olmadığını görmek için ilk yıl her altı ayda bir kan testleri yaptırılmalıdır. İlk yıldan sonra bu testlerin tamamı yılda bir tekrarlanmalıdır” dedi.

    ŞEKERLİ VE YAĞLI YİYECEKLER TÜKETİLMEMELİ
    Hızlı mide boşalma sendromu, mide bulantısı, halsizlik, sersemlik ve mide krampları gibi, midedeki sindirilmemiş yiyecekler ince bağırsağa çok çabuk boşaltıldığında meydana gelen bir dizi belirtiye karşılık geldiğini belirten Dr. Yazıcıoğlu şunları söyledi:
    ”Çok fazla şeker veya yağlı yiyecekler bu hızlı boşalmayı tetikleyebilir. Hızlı boşalma belirtileri zaman içinde azalma eğilimi gösterir ve aşağıdakiler gibi bazı besin değişiklikleriyle genellikle kontrol edilebilir. Bunlar, katı gıda içeren bir öğünden sonra 30 dakika içinde sıvı tüketmekten kaçınmak, protein miktarını artırmak, kolay sindirilen basit karbonhidratlardan (şekerli gıdalar ve içecekler gibi) uzak durmak, sindirimi daha uzun süren lif ve kompleks karbonhidrat (tam tahıllı yiyecekler gibi) alımını artırmaktır.”

    KUSMAYA KARŞI GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI
    Kusma ve hızlı mide boşalma sendromunun, mide boyutunun küçültüldüğü işlemlerin olası yan etkileri olduğunu da hatırlatan Dr. Yazıcıoğlu, “Kusma en yaygın olarak küçük mide kesesine alışılan dönem olan ameliyat sonrasındaki ilk birkaç ay boyunca görülür. Kusma çok zorlu olan yiyecekleri yemekten ya da çok hızlı veya çok fazla yemekten, çok büyük lokmalar almaktan veya yiyecekleri yeterince çiğnememekten kaynaklanabilir. Kusma aynı zamanda sıvı kaybından da kaynaklanabilir. Kusmayı önlemek için tokluk işaretlerine dikkat etmeli, yavaş yemeli ve bol miktarda sıvı tüketilmelidir” dedi.

    KULLANILAN İLAÇLARIN DOZU DOKTOR KONTROLÜNDE AYARLANMALI
    Obezite cerrahisinin etkisinin, obezite düzeyi yüksek kişilerde kilo kaybının ötesine geçtiğini ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ”Çoğu hastada obeziteyle ilgili sağlık sorunları kaybolur veya büyük oranda iyileşme gösterir. Örneğin, emilimi azaltıcı bir işlemden çok kısa süre sonra tip 2 şeker hastalığı diyabet ilaçlarını çok az gerektirecek veya hiç gerektirmeyecek bir noktaya gerileyebilir. Benzer şekilde, insülin tedavisi gören hastalar çok daha az insüline ihtiyaç duyarlar ve bir kısmında ameliyattan sonra insülün tedavisi kesilebilir. Obezite cerrahisi aynı zamanda hipertansiyon, yüksek kolesterol, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, uyku apnesi, eklem hastalığı, astım ve polikistik over sendromuna bağlı kısırlık gibi diğer durumlarda iyileşme yaratabilir veya çözüm getirebilir. Ameliyat öncesinde şeker hastalığı, yüksek tansiyon veya yüksek kolesterol gibi durumları tedavi etmek amacıyla ilaç alınıyorsa, ameliyattan hemen sonra dozunu ayarlamak gerekir. Bu nedenle endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı tarafından hastanın izlenmesi önemlidir.”