Etiket: ameliyat

  • Estetik Ameliyat Görsel Rahatsızlığı Düzeltiyor

    Estetik ameliyatların kişilerin fonksiyonel ve görsel rahatsızlıklarını düzeltmeyi amaçladığı belirtildi.

    Sağlık tanımını ”sadece bedenen değil, ruhen ve sosyal yönden de tam bir iyilik durumudur” şeklinde değerlendiren Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Defne Erkara, “Estetik ameliyatları ile biz kişilerin fonksiyonel ve görsel rahatsızlıklarını düzeltmeyi amaçlarız. Bu rahatsızlık kişinin yaşamını olumsuz etkilediği gibi sosyal yönden de kendini eksik hissetmesine neden olur.Dolayısı ile tam bir sağlık durumundan söz etmek mümkün olmaz” diye konuştu.

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Defne Erkara, estetik ameliyatla ilgili bilgi verdi.

    Erkara, meme ameliyatları konusunda şunları söyledi: “Kadın bedeninin en önemli bölümlerinden biri memelerdir.Süt verme fonksiyonu yanı sıra kadın bedenini görsel yönden tamamlayan bir öğedir. Memelerin küçük veya büyük olması fonksiyonel sıkıntı yanında kendini orantılı hissetmeme, istediği kıyafeti giyememe gibi sorunlara yol açar. Türk kadınlarının geneli büyük kalçaya sahiptir. Memelerin küçük olması, büyük kalçayla beraber aşağı yönlü bir orantısızlık yaratır. Kendini güzel hissetmeme, kıyafetlerin birbirine uydurulamaması,yazın bikini giymede sıkıntı gibi kadını sosyal ve psikolojik yönden rahatsız eder.Bu durumda yapılacak en iyi işlem silikon ile meme büyütmedir. Çok hastam var ki,meme büyütme ameliyatından sonra kendimi şimdi kadın gibi hissediyorum.”

    Büyük memelerin sadece görsel olarak değil sırt ve boyun ağrısına sebep olmaları nedeniyle de sıkıntı oluşturduğunu anlatan Erkara, şunları söyledi:

    “Boyun fıtığı yapabilir. Omuzlarda sütyen askısının izi kalır.Ayrıca meme altında pişik sebebidir. Düşünsenize kim omuzlarına iki taraflı 3-4 kiloluk ağırlık koyarak yaşamak ister. Bazen genetik olarak, bazen aşırı kilo alma sonucu bazen de doğum sonrası meme büyümesi gözlenebilir. Bütün bu sıkıntılardan 2 saatlik bir meme küçültme operasyonuyla kurtulmak mümkündür. Ameliyat sonrası kelimenin tam anlamıyla hastanın omuzlarından büyük bir yük kalkmış olur.”

    Erkara, burun ameliyatları konusunda da şunları söyledi: “Burun ameliyatlarını görsel ve fonksiyonel olarak düşünmek mümkün.Görsel sıkıntı denince kişinin toplum içinde kendini güzel hissetmemesi, herkesin burnuna bakıyormuş gibi gelmesi, dolayısı ile sosyal ve psikolojik yönden sağlık tanımının eksik kalması söz konusudur. Fonksiyonel sıkıntı ise nefes alamama durumudur. Doğal nefes alma organımız burundur. Burun dışarıdan aldığımız havanın ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve süzülmesini sağlar.Burnu tıkalı bir insan ağzından nefes alacağı için akciğerlerine sağlıksız hava gönderecektir. Ayrıca burun tıkanıklığı olan kişilerde sıkça horlama şikayeti gözlenir. Dolayısı ile kişinin hayati fonksiyonlarını doğal haline döndürmek veya sosyal ve psikolojik yönden iyi hissetmesini sağlamak için burun estetiği ameliyatlarını yapıyoruz.”

    Erkara, karın ameliyatları konusunda da şu görüşleri savundu: “Kadınların çoğu doğum yapar. Doğum hayatın bir mucizesidir.Bir canlıyı içinizde büyütmek dünyanın başka bir şeyle kıyaslanmayacak keyfidir. Hayat bize iyi şeyleri yanında bazı katlanılması gereken durumla sunar. İşte doğumun kişiyi mutsuz eden hediyesi de karında esneklik kaybı, deride çatlak ve doğum kilolarının verilmesine rağmen karın bölgesinde kalan yağlardır. Bu yağların büyük çoğu aslında sporla erir.Yine sporla karında bir miktar sıkılaşma da olur. Ancak geri kalan iş ve çatlaklara yapılacak bir şey yoktur.İşte bu aşamada karın germe, liposuction gibi operasyonla biz Estetik Cerrahlar devreye gireriz.”

    Erkeklerde ise sorunun genelde aşırı kilo almaya bağlı yağlanma ve kilo verme sonrası karın deri ve duvarında sarkma olduğunu anlatan Erkara, şunları söyledi:

    “Temel olarak karın bölgesine müdahalemiz iki türlü olur. Sorun sadece yağlanma ise liposuction denen yağ alma yöntemiyle kişiyi derinden kurtarırız. Ancak karın deri ve duvarında sarkma varsa karın germe ameliyatı yapmak şart olur. Ben genellikle hastalarıma ameliyat öncesi bir miktar sporla kilo vermelerini öneriyorum. Bu sayede ameliyat daha çabuk ve başarılı geçiyor. Çünkü hastanın vücudu spor nedeniyle daha sağlam ve sağlıklı hale geliyor. Sıkılaşıyor. Bunu karın germe ve liposuctionla desteklediğimizde yine sosyal yönden kendini daha iyi hissetme daha güzel hissetme ve özgüven artışı şeklinde karşımıza geliyor.”

    Erkara, botoks-dolgu konusunda da şu bilgiyi verdi: “Bence estetik sektöründe çağın birinci icadı laser epilasyon ikincisi botoksdur. Botoksun yanına destek olarak dolguyu da koyarsak kadınların yaşlanmayla ortaya çıkan yüzde kırışıklık sıkıntılarını büyük ölçüde giderebiliyoruz. Malum sosyalliğin zirvede olduğu bir çağda yaşıyoruz. Hatta sanal alemde sosyalleşme daha da fazlalaştı. 2014 yılının kelimesi “selfie” seçildi. Gerçekten öz çekim ’selfie’ çektirmeyen insan neredeyse kalmadı. Öz çekim yapılırken en çok yüzümüzü çekiyoruz .Bu yüzden 1-2 yıldır botoks ve dolgu yaptıran sayısı bir hayli arttı. Demek ki insanlar yüzlerini daha genç ve fresh görmek istiyor. Böylece sağlık tanımının sosyal yönü tamamlanmış oluyor. Botoksun fonksiyonel yararı ise aşırı terleyenlere. El terlemesi kişinin başkalarıyla tokalaşmasını engeller ve iletişim çağında o kişinin hislerini tahmin edebilirsiniz. Özellikle koltuk altı terlemeleri kişileri sosyal yönden rahatsız ettiği gibi mantar ve bakteri üremesine yol açarak fiziksel sağlığı tehdit eder. 6-8 ayda bir botoks yaptırarak koltuk altı, el ve ayak terlemelerinden kurtulmak mümkün.”

    Erkara, saç ekiminin halen en çok yapılan estetik operasyon olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Nadiren kadınlarda da görülmekle birlikte erkeklerde saç dökülmesi önemli bir sosyal sorun olabilir. Kişi saçı yokken kendini güzel hissetmeyebilir. Saç eksikliği sadece sosyal sorun yaratır. Fonksiyonel sıkıntısı yoktur. Dolayısı ile fiziki sağlık yönünden yapılması zorunlu değildir. Ancak kişinin sosyal yönünü etkiliyorsa saç ekimi yapılır. Buna karar verecek olan kişinin kendisidir.”

    Erkara, kepçe kulak konusunun genellikle genetik olarak bazı ailelerin sorunu olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Fonksiyonel sorun oluşturmaz. Kişiyi sosyal yönden rahatsız ediyorsa ameliyatla bu durum düzeltilebilir. Çok hastam var bu sorunu yüzünden saçlarını uzatarak kulaklarını saçlarının içine saklıyor. Ameliyattan sonra kontrole gelirken ise bir bakıyorum saçlarını toplamışlar ve yüzlerine de mutlu bir ifade kondurmuşlar. Tabi bu durum benim ruh sağlığımı da olumlu yönde etkiliyor. Çünkü bir hastanın mutlu olmasına sebep olmuşum.”

  • Canlı Yayında Ameliyat Olan Gazi Taburcu Oldu

    Samsun’da düzenlenen bir sempozyumda canlı olarak yayınlanıp tip 2 şeker hastalığı ameliyat olan gazi sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

    Samsun’da 6 gün önce yapılan Türkiye Metabolik Cerrahi Vakfı ve Büyük Anadolu Hastaneleri’nin düzenlediği “Tip 2 Diyabet ve Metabolik Cerrahi Sempozyumu”nda akademisyenlerin sunumları sırasında sinevizyondan canlı olarak yayınlanan ve tip 2 şeker hastalığı ameliyatı olan 37 yaşındaki Gazi Arslan Şahin, sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

    1999 yılında Kuzey Irak’ta mayına basması sonucu sağ ayağını kaybeden ve protez bacak ile yaşamını sürdüren 37 yaşındaki Gazi Arslan Şahin, 6 gün önce şeker hastalığından dolayı Büyük Anadolu Hastanesi’nde Genel Cerrahi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Muzaffer Al gözetiminde ameliyat oldu. 10 yıldır şeker hastası ve son 1 yıldır da insülin kullanan Gazi Şahin, ameliyat sonrası insülin kullanmayı bırakarak şeker hastalığından kurtuldu.

    “GAZİ’NİN KAN ŞEKERİ 120 SEVİYELERİNE İNDİ”

    Hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Büyük Anadolu Hastanesi Genel Cerrahi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Muzaffer Al, “Tip 2 diyabet ve metabolik sendrom adlı Büyük Anadolu Hastanemizin organize ettiği sempozyum programında, 10 yıldır Tip 2 şeker hastası olan ve son 1 yıldır da insülin kullanan bir gazimize metabolik cerrahi yani ‘tip 2 şeker hastalığı ameliyatı’ yaptık. Bugün ameliyatının dördüncü gününde gazimizin daha önceki kan şekerleri insülin kullanmasına rağmen 250-300 civarındayken, şu anda ameliyattan sonra herhangi bir insülin ve ilaç vermeden kan şekerleri ortalama 120 seviyesinde oldu. Yani gazimizin uzun yıllardır sıkıntı yaşadığı insülin ilaç ile kan şekerini kontrol edemediği diyabet hastalığında metabolik cerrahi ile biz gazimize tedavi sağlamış olduk. Bu hastalığımızın sırrı, ince bağırsağımızdadır. İnce bağırsağımızın son kısmında şeker hastalığına yol açan ve şeker hastası ya da tüm insanların pankreasındaki insülin salgılanan merkezi bizim ince bağırsak kaynaklı aktiflediğimiz hormonlar iyileştirmektedir. Böylelikle hastalarda insülin salgılanmasını arttırmakta ve hücrelerin sayısını arttırmaktadır. Bu da eksik olanın yerine konulduğu anda ince bağırsak kaynaklı hormonlarla şeker hastalığında iyileşme sağlamaktadır. Bu hormonlar ince bağırsağımızın daha çok son kısmında bulunan hormonlardır. Bu hormonları biz öne alarak erken aktiflenmesini sağlıyoruz. Böylelikle insülin salgısını arttıran hormonları devreye sokuyoruz. İnsülin direncini arttıran hormonların etkisini azaltarak hastalarımızı şeker hastalarında iyileşme sağlıyoruz” dedi.

    Her hastada her sonucu almanın mümkün olamayabileceğini belirten Al, “Hastaların burada diyabetlerinin süresi, insülin depolarının sayısının ve varlığının durumu ile aktifiteleri de önemlidir. Genellikle çoğu hastada bu başarıyı sağlayabilmekteyiz. Bu başarı dünya genelinde ve bizde yüzde 90’ın üzerindedir. Yani yüzde 90 şeker hastalarımızda tam remisyon dediğimiz bu metabolik cerrahi olarak adlandırdığımız Tip 2 şeker hastalığı ameliyatı ile hastaların yüzde 90’ında ilaç ve insülin kullanmadan kan şekerlerinde kontrol sağlayabiliyoruz” diye konuştu.

    “İNSÜLİNDEN KURTULDUĞUM İÇİN MUTLUYUM”

    Ameliyat sonrası insülin kullanmadığını ifade eden 37 yaşındaki Gazi Arslan Şahin, “Ben 1999 yılında Kuzey Irak’ta mayına basma sonucu sağ ayağımı kaybettim ve Gazi oldum. 10 yıldır şeker hastasıyım. 9 yıldır ilaç kullanıyordum ve 1 yıldır da insülin kullanmaya başlamıştım. Bunun sonucunda Muzaffer hocamızın böyle bir operasyon yaptığını duydum ve ona güvenerek ameliyatımı oldum. Şuanda da herhangi bir ilaç ve insülin kullanmadan kan şekerlerimin normale dönmesiyle hastanede yatmaktayım. Ben 37 yaşındayım. İnsülin kullanıyordum. Şimdi insülin kullanmaktan kurtulduğum için çok mutluyum. Diğer şeker hastalarına da böyle bir operasyon geçirmelerini tavsiye ediyorum. ” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Üniversiteli Öğrenciden Yerli Ameliyat Motoru

    Bursa’da, bir üniversite öğrencisi, yurt dışından 12 bin dolara ithal edilen ameliyat sistemini yerli olarak üretmeyi başardı. Yerli sistemin maliyeti 4 bin dolar civarında olacak.

    Bursa Uludağ Üniversitesi Ekonometri Bölümü son sınıf öğrencisi Tahir Bakır, geliştirdiği yerli ameliyat sistemiyle medikal sektöründe çığır açtı. Dünyada bir ilk olarak yüzde yüz Türk Malı olarak üretilen, ortopedi ameliyatlarında kullanılan Kesici-Delici Ameliyat Motoru, yapılan prototipin istenilenin performans sonuçlarını vermesinin ardından seri üretime hazırlanmaya başladı. Seri üretim için hazırlıkları yapılan sistemin tasarımcısı ve sahibi olan Bakır, sistemini ilk defa İHA’ya tanıttı.

    “AŞIRI PAHALI İTHAL SİSTEM ALTERNATİF ARAYIŞINA SÜRÜKLEDİ”

    Geliştirdiği sistem hakkında bilgi veren Bakır, Uludağ Üniversitesi Ekonometri bölümü öğrencisi olduğunu belirterek “Üniversite yıllarımda çalışmam gerektiği için medikal sektörüne girdim. Medikal sektöründe çalışırken bazı eksiklikler dikkatimi çekti. Bu eksikliklerden biri ameliyat sistemleridir. Ülkemize tamamen yurt dışından geliyor. Bu ithal olarak alınan sistem aşırı pahalı olması sebebiyle bir alternatife ihtiyaç duyuyor. Ben bu sistemi ne şekilde daha ucuz ve tamamen yerli şekilde tasarlayabilirim diye düşündüm. Uludağ Üniversitesindeki hocalarımın tecrübelerinden faydalanarak bu projeyi tamamladım. Yurt dışından gelen cihaz 10 bin-12 bin dolar civarında ithal edilebilirken biz bu fiyatın üçte biri oranına bu sistemi sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

    KISA SÜREDE KUSURSUZ AMELİYAT

    Kendi geliştirdiği ’sarı yataklama’ teknolojisi ile ameliyat sürelerinin kısalabileceğine değinen Bakır, konuşmasına şöyle devam etti: “Kesici cihazımızda kendim geliştirdiğim patentli bir sistem olan, ’sarı yataklama’ sayesinde ameliyat süreleri kısalırken cihazın ömrü uzamış oluyor. Aynı sistemin ikinci cihazı olan delici cihazımız yurt dışından gelen cihaza göre neredeyse 2 kat daha hızlı dönerek daha kusursuz bir operasyon sağlıyor.”

    “YERLİ SİSTEM 20 KAT DAHA UZUN ÖMÜRLÜ OLACAK”

    Yedek parça bulma kolaylığı ve ulaşılabilir yurt içi teknik servis imkanı ile cihaz ömrünün 20 kat daha uzun olacağını belirten Bakır, sözlerini şöyle tamamladı: “İthal sistemler yaklaşık 10, 15 ameliyatın ardından bakıma ihtiyaç duyarken yerli sistemimiz 200 ameliyata kadar sorunsuz çalışabiliyor. Ayrıca, düzenli bakımı yapılan sistemimiz çok uzun yıllar ameliyatlarda kullanılabilecek kadar dayanıklı olacak şekilde tasarlandı.”

  • Üst Üste Ameliyat Olan Kadın Hayata Tutunmayı Başardı

    Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde sezaryen ameliyatı olduktan sonra Siverek’e giden kadın fenalaşınca Mehmet Akif İnan Devlet Hastanesinde üst üste yeniden ameliyat edilerek sağlığına kavuşturuldu.

    İddiaya göre, Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde sezaryen olduktan sonra Siverek’e giden kadın, fenalaştıktan sonra durumunun daha da kötüleşmesi üzerine Mehmet Akif İnan Devlet Hastanesine sevk edildi. Hastanede ameliyata alınan P.G. (36) isimli hasta, iki gün içinde üç defa daha ameliyat edildikten sonra yeniden hayata tutundu. Genel Cerrahi kliniğine yatırılan hasta, Op. Dr. Yıldıray Dadük ve ekibinin gerçekleştirmiş olduğu ameliyatlarla sağlığına kavuştu. Yetkililer iki gün ara ile üç ameliyattan sonra sağlığına kavuşan hastayı, yattığı serviste ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu.

    HAYAT KURTARAN DOKTOR ÖDÜLLENDİRİLDİ

    Geçirdiği ameliyat sonrası ölüme giden anneyi iki gün içinde üç defa daha ameliyat edip yeniden hayata tutunmasına yardımcı olan doktor, Şanlıurfa Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından ödüllendirildi.

    Çocuk Ergen Kadın ve Üreme Sağlığı Hizmetleri (ÇEKÜS) Şubesi tarafından yürütülen Acil Obstetrik Bakım Programı kapsamında, anne ölümlerini önlemeye yönelik çalışmalarından dolayı Mehmet Akif İnan Devlet Hastanesinde görevli Op. Dr. Yıldıray Dadük ‘e Şanlıurfa Halk Sağlığı Müdürlüğü adına Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Dr. Hasan Şık tarafından teşekkür belgesi verildi.

  • Göz Estetiğinde Botoks Ve Ameliyat Çözümü

    Botoks uygulaması ve göz kapağı estetiği ameliyatlarının kadınlar kadar erkekler tarafından da tercih edildiği belirtildi.

    Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, botoksun, günümüzde kozmetik olarak yaygın şekilde uygulandığını söyledi. Aras, bu uygulama sayesinde özellikle alın ve göz çevresindeki kırışıklıkların giderildiğini dile getirdi.

    2000’li yılların başından beri kullanılan botoksun, mutlaka uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğini kaydeden Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, “Botoks uygulamasını yapacak kişinin belli bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Yanlış uygulamalar, göz kapağı düşüklüğü ve şekil bozukluğuna yol açabiliyor. Botoks uygulamasını ihtiyaç durumu göz önüne alınarak 25-65 yaş aralığındaki insanlara uygulanabiliyor. 4-6 aylık periyotla uygulama tekrar ediliyor. Sonraki seanslarda, kırışıklığın ilk haline göre daha az olduğu gözleniyor” diye konuştu.

    GÖZ KAPAĞINA ESTETİK MÜMKÜN

    Göz için uygulanan kozmetik işlemlerden birinin göz kapağı cerrahisi olduğunu kaydeden Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Lale Geribeyoğlu Aras, göz kapağının yapısı nedeniyle sarkmaların sıklıkla görüldüğüne dikkat çekti.

    İnsanların yüzde, en önce baktığı noktaların başında gözlerin olduğunu ve sarkık bir göz kapağının da bazı kişilerde estetik sıkıntılara yol açtığını ifade eden Op. Dr. Aras, “Göz kapağı sarkması, ağırlık hissi ve görme alanının daralmasıyla kişiye rahatsızlık hissi veriyor. Göz hareketlerinde de sıkıntı yaşanabiliyor. Göz kapaklarındaki fazla doku, ameliyatla alınıyor. Estetik dikiş sayesinde iz kalmadan iyileşebiliyor. Hastalar birkaç gün içinde eski yaşamına dönebiliyor” dedi.