Etiket: “Altının

  • (Özel Haber) Su altının çiçek bahçesi kızıl mercanlar

    Kuze Ege’nin 24 adası ve 60 dalış noktası ile dalış turizminde cazibe merkezi olan Balıkesir’in Ayvalık ilçesi kızıl mercanları ile dikkati çekiyor

    Çoğunlukla Kızıldeniz’e kıyısı olan Mısır, Sudan, Yemen gibi ülkelerde bulunan kırmızı mercanların Ayvalık’ta dalış turizmi için gerçek bir hazine olarak değerlendiriliyor. Akdeniz ve Ege’de İtalya’nın Portofino ve Ayvalık körfezinde bulunan kızıl mercanların ana vatanı ise Kızıl Deniz’in Sudan, Mısır ve Yemen sahilleri. Temiz, sıcak ve berrak suları seven kızıl mercanlar dünyada yoğun olarak 3 noktada kayıt altına alındı.

    Su altı fotoğrafçısı Erhan Esirtgener “Ayvalık’ta özellikle Deli Mehmet Dalış noktası civarında kızıl mercanlar bulunuyor. Birçok kişinin bitki olarak düşündüğü, ancak Gorgonia latince ismi ile bir hayvan türü olan kızıl mercanlar su altının adeta renkli çiçek bahçeleri. Dünyanın bir çok bölgesinden su altı fotoğrafçıları çıkarılması ve avlanması yasak olan kızıl mercanları görüntülemek için Ayvalık’a geliyor” dedi.

  • Beyaz altının tarladan sofralara uzanan yolculuğu

    Türkiye’de çeltik üretiminin yüzde 5’inin karşılandığı Çorum’un Osmancık ilçesinde ‘beyaz altın’ olarak adlandırılan pirincin ekiminden sofralara uzanan yolculuğu zor bir o kadarda sabır isteyen bir süreçle gerçekleşiyor.

    Çeltik üreticilerinin pirinç yetiştirmek için yaptığı zahmetli çalışmalar, mayıs ayının son haftalarında tarlanın hazırlanmasıyla başlıyor. Çeltik (kabuğu ayıklanmamış pirinç) tohumu eken çiftçiler, önce tarlalarındaki keşan adını verdikleri alanları, tarım aletleri yardımıyla ekim için hazırlıyor. Daha sonra hazırladıkları keşanların içine su salarak bütün tarlanın su tutmasını sağlayan çiftçiler, tarlalar tamamen su ile bataklık haline gelince çeltikleri saçarak toprakla buluşturuyor.

    Suda eriyen oksijeni kullanarak gelişimini sürdüren çeltik bir süre sonra hastalıklara karşı ilaçlanırken yabani otların istilasına uğramaması için temizlikten geçiriliyor. Suda yetişen tek tahıl ürünü olarak bilinen pirincin yolculuğu da böylelikle başlıyor. Yetişmesi ve başak olgunluğunu yaklaşık 5 ayda tamamlayan çeltik yetişirken sürekli tarlalar su altında bırakılıyor. Belirli olgunluğa erişen çeltikler daha sonra biçerdöverlerle hasat edilerek kurutuluyor. Son aşamada pirinç fabrikalarına satılan çeltikler, özel bir gayret ile kabuklarından ve kepeklerinden ayrılıp pirinç haline getiriliyor. Hasadıyla üreticisinin yüzünü güldüren pirinç, sofralara geldiğinde de damak zevkine lezzet katıyor.

    “Binlerce ailenin gelir kapısını oluşturuyor”

    Osmancık ilçesinde yılda 25 ila 30 bin ton üretilen pirinç, binlerce ailenin de geçim kaynağını oluşturuyor. İlçede üretilen “Osmancık97” pirinci ülkedeki pirinç ihtiyacının yüzde 5’ini karşılıyor. Osmancık’ın önemli gelir kaynaklarından birisi olan çeltik ilçede “pırlanta” ya da “beyaz altın” olarak anılıyor.

    Çorum’da “Çorum leblebisi” bir marka iken, bugün hem marka değeri hem de tadı ve lezzetiyle diğer bir markası da “Osmancık97” pirincidir. Türkiye’de yoğun çeltik üretimi yapılan bölgeler başta olmak üzere ülkede pirinç üretimi yapılan bölgelerin yüzde 80’inde, özelliği ve verimi dolayısıyla Osmancık97 tercih ediliyor ve ekiliyor. Ünü ülke sınırlarımızı aşan Osmancık97 pirinci bugün dünyanın bazı ülkelerinde dahi ekilir konuma geldi.

    Trakya Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Çeltik Bölüm Başkanı Dr. Halil Sürek’e ve ekibinin öncülüğünde ROCCA X EUROPA melezinden geliştirilen ve 1997 yılında tescil ettirilen bir çeltik çeşidi olan Osmancık97 ile hem Çorum hem Osmancık bir marka kazandı. Pirinç deyince bugün hemen Osmancık akla gelirken, bu sayede ilçesinin pirincin başkenti olmasının yanı sıra uluslararası düzeyde isminden bahsedilir hale geldi.

    Osmancık97 pirincinin faydaları bununla sınırlı kalmayıp üreticinin ürünün veriminin yüksek olması dolayısıyla daha iyi gelir sağlamakta, tüccar ve sanayicinin de ürünün randımanının yüzde 60, yüzde 65 gibi yüksek bir randımana sahip olması, ürünün lezzeti, görünümü, kalitesi ve pazarda tercih edilir olması dolayısıyla pazardaki paylarını artırdı.

    Osmancık pirinci verimi ve tercih edilirliği sayesinde ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlarken pirinç ithalatının azalmasına da pay sahibi olmuş.

    Osmancıklı çeltik üreticisi Rumi Güney, her yıl pirinç ektiklerinde farklı farklı ümitler beslediklerini belirterek, “İçimizde hep bir ümit var. Traktörümüzü değiştirelim, düğün yapalım gibi ümitlerle ekiyoruz. Çeltiğe düzenli bakarsanız güzel verim alıyorsunuz. İhtiyacımızın nispetinde satıyoruz, kalanını da depolara kaldırıyoruz. Sattıklarımızla da borcumuzu ödüyoruz” dedi.

    Şaban Çıtakoğlu adlı çeltik üreticisi ise çeltiğin ekim yapılmadan önce yerinin hazırlanıp, sürüldüğünü ifade ederek, keşan ve temizliği yapılan tarlaya tohum ekildiğini ifade etti. Çıtakoğlu, tohum ekilmeden önce tarlanın iyi temizlenmesinin gerektiğini aksi takdirde çeltik tohumlarının çürüdüğünü sözlerine ekledi.

  • Kaçakçılar tarafından tarihi surların altının kazıldığı alan görüntülendi

    Sultanahmet’te tarihi surların altını kaçak kazı yapılarak, Bizans dönemine ait eser ve kalıntıların çıkarıldığı alan görüntülendi. Mahalle sakinleri ise günlerce derin bir çukur kazan kaçakçılardan habersiz olduklarını söyledi.

    Fatih Sultanahmet’te bir evin bahçesinde bulunan tarihi surların altında kaçak kaza yaparak, Bizans dönemine ait 23 toprak küp ve seramik parçaları, yine Bizans dönemine ait 2 sikke, 1 kemer tokası ile çeşitli kalıntılar çıkarılmıştı. İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince ortaya çıkarılan o kazı alanı kameralar tarafından görüntülendi. Kaçakçıların tarihi surların altında bulunan bölümün altını yaklaşık altı metre kazarak çeşitli tarihi kalıntılar çıkardı. Kazı yapılan alana makara sistemi kuran kaçakçılar kovalarla buradan çıkardıkları toprağın bir bölümünü çuvallara koyduğu görüldü. Odanın içinde kazı sırasında kullanıldığı tahmin edilen çok sayıda kalas, kova ve araç gereç olduğu dikkat çekti. Sokak üzerinde iş yerleri ve evleri bulunan vatandaşlar ise hiçbir şey duymadıklarını ve dikkatlerini çeken bir durumun olmadığını dile getirdi. Polis ekipleri tarafından , surların altında kazı yaptığı belirlenen ve gözaltına alınan şüpheli H.Ö’nün emniyetteki işlemleri sürüyor.

    Öte yandan, surlar daha önce İHA tarafından havadan görüntülenmişti.

  • (Özel haber) Su altının eşsiz güzellikleri bu derste

    Anadolu Üniversitesi Kitlesel Açık Ders Portalı (AKADEMA) sisteminde açılan Scuba Dalışı (Donanımlı Dalış) dersinde 7’den 77’ye kadar herkes dalışla alakalı bilgiler almanın yanı sıra su altının eşsiz güzelliklerini keşfetme fırsatı da yakalıyor.

    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi tarafından sunulan AKADEMA, geniş kitlelere yayılarak tüm bireylerin yaşam boyu öğrenme ihtiyacını karşılamayı hedeflerken çevrimiçi ve ücretsiz olarak yürütülen dersler tamamlandığında başarılı olan kişilere tamamlama belgesi veriliyor. İletişim Bilimleri Fakültesi İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümünden Araştırma Görevlisi Dr. Çağlar Genç tarafından açılan Scuba Dalışı (Donanımlı Dalış) dersinde de, dalışla alakalı merak edilen temel konulara değinilerek su altı dünyasına yönelik ilgiyi artırmak hedefleniyor. Toplam 4 haftalık dersin ilk haftasında ‘İlk Çağlardan Bugüne Dalış Türleri ve Tarihçesi’, ikinci haftasında ‘Scuba Dalışında Kullanılan Temel Donanım ve Malzemeler’, üçüncü haftada ‘Scuba Dalışı İle İlgili Merak Edilen Konular’ ve son haftada ise ‘Türkiye’de ve Dünyadaki Önemli Dalış Noktalarından Örnekler’ konularına değinilecek.

    “Dalışla alakalı ön yargısı ve korkusu olanları su altı güzellikleriyle tanıştırmayı amaçlıyoruz”

    Kişisel gelişim kategorisinde açtığı dersle alakalı bilgiler veren Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Arş. Gör. Dr. Çağlar Genç, dalışa merakı olanlar ya da su altıyla alakalı ön yargılarını yıkmak isteyenler için bu dersi hazırladığını belirtti. Kendisinin de 2005 yılından beri dalış yaptığını ve 3 yıldız dalıcı olduğunu aktaran Genç, “Biz bu dersi donanımlı dalış kursundan ziyade tanıtım amaçlı bir ders olarak düşündük. Dalışa merakı olup başlamaya fırsatı olmayan ya da görsel medyadan etkilenip de dalışla ilgili ön yargıları ve korkuları olan kişilere dalışla ilgili aydınlatıcı bilgiler verip onları bu güzelliklerle tanıştırmak amacıyla hazırlamış olduğumuz bir ders. İsteyen herkes sağlık sıkıntısı olmadığı takdirde dalış yapabilir. Bunlarda bir takım şöyle temel kurallarımız var. 14 yaşından büyük olmak gerekiyor çünkü biz biliyorsunuz tüpten basınçlı hava soluyoruz. Kulaklarımızda bir sıkıntı olmaması gerekiyor. Zaten her spor dalında olduğu gibi bir doktor kontrolünden geçmemiz gerekiyor” dedi.

    “Su altı dünyası eşsiz güzelliklerle dolu bir dünya”

    Her türlü sporun vücut için bir faydası olduğunu ama dalışta farklı bir durumun söz konusu olduğuna değinen Çağlar Genç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Fakat dalışta şöyle bir durum var. Yer çekimsiz bir ortama giriyorsunuz. Daha önce tanışmadığınız bir ortama gidiyorsunuz. Özgürsünüz. Tabiri caiz ise su altında aslında uçuyorsunuz. Yukarı, aşağı, sağa, sola her yöne özgürce gidebiliyorsunuz. Hiç görmediğiniz su altı canlılarını görüyorsunuz. Balıkların dünyasına giriyorsunuz. Kaplumbağaları görüyorsunuz. Eğer şansınız varsa yunuslar ve köpekbalıkları gibi televizyonda görüp korktuğumuz ama aslında hiç öyle olmayan canlıları görüp müthiş bir haz alabilirsiniz. Mercanları görebilirsiniz. Su altı dünyası eşsiz güzelliklerle dolu bir dünya. Orası karada yapamadığımız şeyleri yapıp özgürlüğümüzü ilan edebileceğimiz bir yer. Bu derste geçmişten günümüze dalış türlerinden bahsediyoruz. Sonra esas konumuz olan scuba dalışı yani donanımlı dalışla ilgili tanıtıcı bilgiler veriyoruz. ‘Kimler yapabilir?, Hangi malzemeler lazım?, Neler kullanılıyor?’ gibi soruların yanı sıra su altıyla ilgili ön yargılarımızı oluşturan sorulara cevap vermeye çalışıyoruz. Dersimizin son haftasında da Türkiye’de ve dünyada popüler dalış merkezleriyle ilgili kısa tanıtıcı videolarımız var. Su altı güzellikleriyle herkesi tanıştırmayı amaçlıyoruz.”

    “Sanıldığı gibi ürkütücü ya da korkutucu bir faaliyet değil”

    Dalışın ya da su altının sanıldığı gibi korkulacak bir yer olmadığını söyleyen Genç, “Ben, Türkiye’de dalınabilecek pek çok noktada daldım. Örneğin Kaş, Kalkan, Bodrum, Fethiye gibi çok güzel dalış noktalarımız var. Buralarda daldım. Yurt dışında Kızıldeniz seyahatim oldu. En son da Malezya’da Sipadan Adasında dalış yapmak nasip oldu bana. Herkesi dalış yapmaya bekliyoruz. Çok keyifli bir spor. Dalış sporu, sanıldığı kadar zor bir faaliyet değil. İnanılmaz keyifli ve bir kere başlanıldığında bir daha bırakamayacağınız çok keyifli bir spor” ifadelerini kullandı.

  • ’Beyaz Altın’ın hasadı başladı

    Lezzeti ve aromasıyla dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının hasadı başladı.

    Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yetişen ve şubat ayı sonunda ekimi gerçekleşen lezzetiyle ve aromasıyla ünlü sarımsağın hasadı başladı. Türkiye’nin yüzde 25’lik sarımsak ihtiyacını karşılayan Taşköprü’de geçen yıl 18 bin ton sarımsak elde edilirken, bu yıl sarımsak üretiminin 24 bin ton olması bekleniyor. Sarımsak borsasının bulunmaması nedeniyle yıllar itibariyle fiyatların farklılık gösterdiği Taşköprü’de sarımsak, geçen yıl 12 TL’den sezonu kapattı.

    Taşköprü’de 4 bin ailenin geçim kaynağı olan sarımsağın hasadı için çocuk yaşlı, kadın erkek herkes sarımsak tarlalarında emek sarf ediyor.

    Hasadı dört hafta süren sarımsağın tarlada kuruması için 10 gün kadar beklemesi gerekiyor. Kuruyan Taşköprü sarımsağının ise, Taşköprü ve Kastamonu’da kurulan sarımsak pazarında satışı başladı.

    “Taşköprü sarımsağının satışına başlandı”

    Taşköprü sarımsağının ilçede kurulan pazarda satışına başlandığını ifade eden Uzunkavak köyünden sarımsak üreticisi Ahmet Yüce, “Hasat, şu an iyi geçmekte. Allah nasip ederse bu yıl iyi mahsul satmayı düşünüyoruz. 10 dönüm kadar bir yerimiz var. Buradan 5-6 ton sarımsak satmayı planlıyoruz. Mazot pahalı, işçilik ve sulamadan dolayı fiyatlar biraz düşük. Taşköprü sarımsağı şu an 4 liradan 7 liraya kadar pazarda alıcı buluyor” diye konuştu.

    Yurt dışından Türkiye’ye Çin sarımsağının ithal edilmemesini isteyen Yüce, şunları söyledi:

    “Dışarıdan Çin sarımsağı ithal edildiği zaman Taşköprü sarımsağını vatandaşlar çok fazla bilmediği için pazardan gidip Çin sarımsağı alıyor. Çin sarımsağı ile Taşköprü sarımsağını pazarda ayırt edemiyor. Kastamonu’nun bu denli değerli bir ürünü varken, Çin sarımsağının dışarıdan ülkemize sokulmasını istemiyoruz. Ayrıca, Çin sarımsağı, sağlık açısından zararlıdır. Şu anda Taşköprü sarımsağı masrafını karşılamıyor. Masrafını koruyamadığından dolayı bir de dışarıdan ülkemize Çin sarımsağı ithal edilirse zor durumdaki çiftçi batar. Bu da zamanla zarar ettikçe Taşköprü sarımsağının neslinin kesilmesine neden olur” dedi.

    Yüce, mazot fiyatına sarımsak üretimi yaptıklarını ve bu yüzden de sarımsağın değerinde satılmadığını sözlerine ekledi.

    Dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının hasadına başladıklarını belirten Çetmi köyünden sarımsak üreticisi Metin Bulur ise, hasadın şuanda çok iyi geçtiğini ve havaların da çok güzel olduğunu ifade ederek, bu yıl fazla verim beklediklerini söyledi.

    Taşköprü Belediyesi de Türk çiftçisinin ’beyaz altın’ olarak taçlandırdığı Taşköprü sarımsağının tanıtımı için her yıl Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali düzenliyor.