Etiket: Altına

  • Döviz Altına Göre Daha Riskli

    Yatırım kararı vermenin iyice zorlaştığı, ihracat rakamlarının düştüğü bu günlerde, İzmir’de özel bir üniversitesinin Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Durmuş Özdemir, yatırımcılara ve ihracatçılara önerilerde bulundu.

    Özdemir, özellikle son dönemde yaşanan gelişmelerin yatırım tercihlerinin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacını doğurduğunu belirterek, “İhracatçılar dövize endeksli iş yapmamalı ve Rusya dışındaki olasılıkları artırma çabasında olmalı. Küçük yatırımcılar ise borsa ve özellikle hisse senedine yatırımı 2016 için düşünmesin. Döviz altına göre daha riskli, ancak hisse senetlerine göre daha az risk taşıyor. Altın, normal koşullarda zirvesine ulaşmak üzere olsa da koşullar pek normal değil. Unutulmaması gereken konu, altındaki bu durumun, siyasal gelişmelere çok duyarlı olması ve her an tersine çevirebilme ihtimali” diyerek uyarılarda bulundu.

    Geçen Ocak ayında, ihracatın yüzde 21,17 azalarak 9 milyar 599 milyon dolara, ithalatın da yüzde 19,57 azalarak 13 milyar 366 milyon dolara gerilediğini belirten Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Durmuş Özdemir, “Rakamlara baktığımızda dış ticaret hacminin yüzde 20, dış ticaret açığının yüzde 15 azaldığını görüyoruz. Bu rakamlar pozitif gibi gözüken boyutu, dış ticaret açığının azalması. Düşündürücü boyutu ise dışarıya satabildiğimiz üründe, neredeyse dörtte bir oranında bir azalma olması. İthalata bağlı ihracatı ile ciddi bir yapısal sorun barındıran dış ticaretimizdeki bu daralma, eğer alternatif pazarlar bulunamazsa içeride ciddi bir üretim azaltılmasını doğuracaktır” dedi.

    Dış ticaretteki daralmanın önemli bir nedeninin Rusya ile yaşanan krize bağlı olarak iki ülke arasındaki ticari ilişkilerdeki azalma gibi görünse de tek gerekçenin bu olmadığını ifade eden Prof. Dr. Durmuş Özdemir, “Ekonomik gidişatın aşağı yönlü olması gerçeğinden hareketle, bu aşağı yönlü eğilimin nedenleri sadece ekonomik parametrelerden kaynaklanmıyor. Siyasal parametreler de ekonomik değişimleri tetikleyen önemli bir role sahip. Her şeyden önce 2016 yılının hisse senetleri açısından çok riskli ve tehlikeli bir yıl olacağı aşikar. Gelişmekte olan piyasalara son 10 yılda akan sıcak para eğilimlerinin artık tersine döndüğünü gözlemliyoruz. Finansal piyasalardaki türbülansın da altın ve gümüş talebini ciddi olarak arttırdığını görüyoruz” diye konuştu.

    ALTIN NEDEN ARTIYOR

    Altın fiyatlarındaki son dönemde yaşanan artışa dikkat çeken Özdemir, “Bu hafta biraz yavaşlasa da altın fiyatının zirvelere çıktığı herkesçe malum. Altın fiyatlarını artıran aslında dört önemli neden var. Birincisi, fiyat yükselmesi beklentisi sonucu altına olan yatırım getirisinin arttığının gözlenmesi. İkincisi; güvensiz, riskli ortamda sermaye, kendisine güvenli liman buluncaya kadar altının güvenli liman oluşturması. Üçüncüsü; sermaye kaçışı ile birlikte, kaçamayan yatırımcıların altına sığınmak zorunda kalışları. Dördüncüsü ise bugüne kadar merkez bankası rezervlerinde diğer ülkelere göre pek fazla altın tutmayan Çin ve Rusya’nın da 2015’de altın rezervine yönelmeye başlaması. Örneğin, ABD Merkez Bankası’nın rezervlerinin yüzde 72’sini altın oluştururken Çin’de yüzde 2 Rusya ise bu oran yüzde 13” diyerek altın fiyatlarındaki artışın nedenlerini sıraladı.

    Türkiye’de altın fiyatları artışında, ikinci seçeneğin son haftalarda önem kazandığını kaydeden Durmuş Özdemir, şunları söyledi: “Bu bağlamda, Türkiye ile Rusya arasındaki tansiyonun yükselmesi, Suriye’de yaşananlar, ekonomik riski artıran ciddi etkenler. Güvensiz ve riskli ortamı oluşturan tabii ki sadece siyasal risk artışı değil, küresel anlamda finansal ve bankacılık sistemine olan güvenin azalması da önemli bir etken. Küresel sermaye akışları açısından asıl sorun bu. Bunun yarattığı sonuç, Türkiye’de döviz konusunda da güven sorunu doğururken altının peşine takılanları artırıyor. Unutulmaması gereken önemli konu ise altındaki bu durumun siyasal gelişmelere çok duyarlı olması ve her an tersine çevirebilme ihtimali.”

    İHRACATTA YENİ PAZARLAR

    Türkiye’nin ihracatta son yıllarda ülke sayısını artırsa da hâlâ belirli pazarlara bağımlı olduğunu söyleyen Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İhracatta pazar çeşitliliğimizi artırılmalıyız ki belirli bir bölgede bir siyasi istikrarsızlık veya ekonomik durgunluk meydana geldiğinde bu durum ihracatımızı etkilemesin. Rusya örneği ortada. Diğer taraftan, ihracat düşüşüne ekonomik değeri yüksek ürünlerde ihracat artışını sağlayarak karşı koymak gerekiyor. Uluslararası rekabette güç kazanmak ve ekonomiyi istikrarlı bir şekilde büyütmek için imalat sanayinin milli gelir içindeki payının artması gerekli. Bunun yolu da sanayinin ve ihracatın katma değerini arttırmaktan geçiyor. Yüksek katma değerli üretim ve ihracata dayalı büyüme modeli, Türkiye’nin gündeminde üst sıralarda yer almalı. Bu dönemde ihracatçılar, dövize endeksli iş yapmamalı ve Rusya dışındaki olasılıkları arttırma çabasında olmalı.”

    Küçük yatırımcıların borsa ve özellikle de hisse senedine yatırımı 2016 için düşünmemeleri gerektiğini anlatan Özdemir, “Döviz, altına göre daha riskli, ancak hisse senetlerine göre daha az risk taşıyor. Altın, normal koşullarda zirvesine ulaşmak üzere olsa da koşullar pek normal değil. Unutulmaması gereken konu, altındaki bu durumun, siyasal gelişmelere çok duyarlı olması ve her an tersine çevirebilme ihtimali” diye konuştu.

  • Suriyeli Çocuklar Adana’da Tedavi Altına Alındı

    Esad ve Rusya bombardımanında babasını kaybeden, kendi kalp kapakçığında ise aşırı kanama meydana gelen 4 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu ile dışkısını yapamayan 4 aylık bebek Adana’da tedavi altına alındı.

    Suriye’nin Hama kentinde 2 gün önce Esad ile Rusya bombardımanı nedeniyle 4 yaşındaki Gazel El Şammut, babasını kaybetti. Bombardıman nedeniyle yaralanan küçük kızın kalp kapakçığında aşırı kanama meydana geldi. Küçük kız, annesi Sahra ile Alperen Ocakları’nın yardımıyla Türkiye’ye sığındı.

    Bayırbucak Bölgesi’nde yaşayan Murat ve Suzan Abdullah çiftinin ise 4 aylık bebekleri Muhammet Abdullah’ın bağırsaklarındaki sorun nedeniyle dışkısını yapamaması, ailesini de perişan etti.

    Sınır noktasındaki Yayladağı’na sığınan aileyi burada Alperen Ocakları karşıladı. Küçük bebeğin burada ilk tedavisi yapılarak bir aparat yardımıyla dışkılaması sağlandı.

    Her iki aile de Büyük Birlik Partisi (BBP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ali Başbuğ ile Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı İl Başkanı Cihat Can Kılınç tarafından özel bir araçla Adana Devlet Hastanesi’ne getirildi. Burada yapılan ilk muayenede dışkısını yapabilmesi için daha önce ameliyat edilen Muhammet bebeğin yarasının enfeksiyon kapmak üzere olduğu, Gazel El Şammut da ise kalp damarlarında genişleme ve ritim bozukluğu belirlendi.

    4 aylık Muhammet’in babası Murat Abdullah, kendilerini Adana’ya getiren Alperen Ocakları teşkilatına teşekkür etti.

    “HASTANE AÇILMASINI TEKLİF ETTİK”

    Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı İl Başkanı Cihat Can Kılınç, Bayırbucak Türkmenleri’ne yeteri kadar yardımın yapılamadığını savundu. Birçok yardımın el altından sağlandığını ifade eden Kılınç, Suriye’de Türkmenler’in inanılmaz zorluklar yaşadığını ve kimyasal bombardımanlara maruz kaldıklarını ifade etti. Sınırın sıfır noktasına tam donanımlı bir hastane açılması gerektiğini vurgulayan Kılınç, “Oraya Muhsin Yazıcıoğlu Hastanesi açılmasını teklif ettik. Antakya’da tedavi edilmeleri imkansız. Birçok yaralı zaten buraya gelemeden ölüyor. Bu kardeşlerimizi buraya getirdik, ev de ayarladık. İnşallah en kısa zamanda tedavileri yapılacak” dedi.

  • Türkiye’nin Gıda Deposu Bursa, Dünyanın En Büyük Halini Mercek Altına Aldı

    Türkiye ekonomisinin lokomotif şehri Bursa’nın yöneticileri, Paris’te dünyanın en büyük toptancı halini inceledi.

    Rungis Toptancı Hali’ndeki inceleme gezisine Vali Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Sebze Meyve Komisyoncuları Dernek Başkanı İsmail Aslım ve Dernek Üyesi Şeref Gündoğdu ile yetkililer katıldı. Hal yetkilileri, Bursa heyetine meyve ve sebze bölümünden balık ve deniz ürünlerine, şarküteri ve kuru mallardan et ürünlerine üreticiden tüketiciye, gıda zincirinin tüm süreçlerine ilişkin bilgiler verdi.

    Bursa heyeti, haldeki incelemelerin ardından Rungis Toptancı Hali Genel Sekreteri Francis Lefevre Semmaris ile bir araya geldi. Semmaris, 232 hektar alan üzerine kurulan bölgede, bin 200 firmanın faaliyet gösterdiğini ve toplam 12 bin çalışanın bulunduğunu söyledi. Günde 24 bin aracın hal bölgesine giriş çıkış yaptığını belirten Semmaris, bölgenin yıllık cirosunun ise 7,6 milyar Euro olduğunu dile getirdi.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay dünyada rekabetin hızla arttığı bir dönemde Bursa’nın sahip olduğu potansiyeli ve zenginlik alanlarını ortaya çıkarmak istediklerini söyledi. Burkay, dünyada gıda kaynaklarının enerji ile birlikte en stratejik konumda bulunduğuna dikkat çekti. BTSO’nun kentin ortak aklını harekete geçirdiği 18 sektör konsey yapılanması içerisinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Konseyi’nin de bulunduğunu dile getiren Burkay, “Sektör temsilcilerimizden gelen talepler doğrultusunda stratejik alanlarda yol haritalarımızı belirledik. Bu kapsamda Paris’te dünyanın en büyük ve en iyi toptancı hali uygulamalarından birini inceleme fırsatı bulduk. İnşallah ortak bir gelecek hedefiyle örnek birliktelik sergileyen Bursa, yapacağımız çalışmalarla bulunduğumuz coğrafyada gıda zincirinin en önemli halkası olacak” ifadelerini kullandı.

    Bursa Sebze Meyve Komisyoncuları Dernek Başkanı İsmail Aslım da Kent Hali’nin bazı düzenlemelerle Paris ve Madrid gibi dünyadaki en iyi hal uygulamalarına dönüştürülebileceğini ifade etti. Aslım, Vali Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a yaşadıkları sorunlara gösterdikleri ilgiden ötürü teşekkür ederek, “Paris Toptancı Hali ziyareti bizler için ufuk açıcı nitelikte oldu” dedi.

    BAŞKAN ALTEPE: “100 YILLIK BİRİKİMİN ÜRÜNÜ”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de, “Biz de dünya kenti olma yolunda hızla ilerlemek istiyoruz. Paris ziyaretimiz kapsamında dünyanın en büyük hallerinden biri olan Paris Toptancı Hali’ni yakından inceleme fırsatı bulduk. Burası sadece sebze ve balıkçılıkta değil, et ürünlerinden süt ürünlerine kadar farklı ürünlerin de bulunduğu önemli bir merkez. Özellikle her yönüyle önemli bir üretim şehri olan Bursa’mız aynı zamanda önemli bir tarım şehri. Bizler de Büyükşehir Belediyesi olarak tarımın ve hayvancılığın gelişmesi yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda dünya pazarlarında yer bulmak, Bursa’nın dünya markası ürünlerini uluslararası alanda pazarlamak istiyoruz. Paris Hali marka olan, 100 yıllık birikimin olduğu bir hal. Tüm bölümlerini gezdik. Mamüllerin girişinden çıkışına; tüm işleyiş tarzını gördük. Bizim için önemli bir örnek teşkil etti. İnşallah Bursa’mızda da önemli düzenlemeleri gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.

    Vali Münir Karaloğlu ise Türkiye’nin en büyük halinin Bursa’da kurulduğuna işaret ederek, “Bursa’daki hali işletme konusunda buradan Bursa’ya bir şey transfer edebilir miyiz, buradaki tecrübeden istifade edebilir miyiz diye uzun bir incelememiz oldu. Buradaki yapıdan çok etkilendik. Ülkemizde de meyvenin ve sebzenin üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar aradaki zincirin kesintisiz olarak takip edilebildiği, denetlenebildiği ve ürünlerin tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaşması adına önemli dersler çıkardık” dedi.

  • Palandöken: “Şoförlerin Odalarda Kayıt Altına Alınması Kaliteyi Artırır”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, kayıtdışı çalışan şoför esnafının tekrar kayıt altına alınmasının istenmeyen olayları önleyeceğini söyledi. Palandöken, “Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonumuz kayıt dışı çalışan 1.1 milyon şoförün yeniden kayıt altına alınması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na başvurdu. Daha önce meslek odalarına kayıtlı olan şoför esnafımız 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu gereği kayıtları silindi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı şoförlük mesleğini esnaf olarak tanımlamasına rağmen mesleği fiilen yürüten şoförlerin odalara kayıt yaptırması mümkün değil. Oda üyesi olamayan şoförlerin belli bir standartta eğitilmesi ve denetlenmesini de imkansız hale gelince zamanla meslek standartları yok oldu. Son zamanlarda hepimizi derinden yaralayan bir takım cinayet, gasp ve istenmeyen olaylar meslek dışı insanların bu işe kolayca girmeleri sonucu ortaya çıkmıştır” diye konuştu.

    “ODAYA ÜYELİK SORUNLARI ASGARİYE İNDİRİR”

    Bir mesleğin tanımlanmasında esas olanın mesleki beceri olduğunun altını çizen Palandöken, “Şoförlük mesleği de belirli pratik ve teorik eğitimlerle kazanılan bir meslektir. Vergi mükellefi olmak veya olmamak bir mesleğin belirleyici unsuru olarak düşünülmemeli ve odaya kayıt için şart olmamalıdır. Şoförlük, kişisel bilgi ve beceriyi gerektiren ve bedeni çalışmaya dayanan bir meslek dalıdır. Meslek Kuruluşlarının en önemli işlevlerinden birisi, ‘Meslek ahlakını’ üyelerinde oluşturmak, geliştirmek, denetlemek ve sahip çıkmaktır. Özellikle şehir içi yolcu taşımacılığında yeterli şoför eğitiminden ve denetiminden söz etmek mümkün değildir. Şoförlük mesleğine ilişkin yapılacak yasal düzenlemeler ile şoförlerin odalara kayıt olması sağlanırsa, karayolu ulaşımı ve trafik güvenliği açısından son derece faydalı olacağı aşikardır” dedi.

  • Yaralı Büyük Kulaklı Orman Baykuşu Hayvan Hastanesinde Tedavi Altına Alındı

    Afyonkarahisar’da köylüler tarafından yaralı halde bulunarak Orman Genel Müdürlüğü (OGM) Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne teslim edilen yaralı büyük kulaklı orman baykuşu (Asio Otus), Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Hayvan Hastanesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde tedavi altına alındı.

    Türkiye’de ender görüldüğü belirtilen baykuş türlerinden olan büyük kulaklı orman baykuşunun köylüler tarafından bulunarak önce OGM Doğu Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne, oradan da AKÜ’ye getirildiğini söyleyen AKÜ Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Mehmet Birdane, avlanamadığı için çok zayıf halde bulunan baykuşun durumunun düzeltilmesi için çok kapsamlı klinik tedavilerin yapıldığını belirtti. Birdane, “Sinirsel bulgular gösteren ve hayvanın inkoordinasyonuna yol açarak dengeli şekilde hareket etmesine engel olan hastalığının teşhisi için laboratuvar analizlerinden de yararlanmaktayız. Şuana kadar baykuşun durumu gün geçtikçe daha iyiye gitmektedir. Zamanında müdahale edilen canlıların doğaya dönüş şansı çok yüksek, bu sebeple halkımızın bilgilendirilmesi hayati önem arz etmektedir. Yaralı ya da düşkün halde bulunan bir vahşi canlının vakit kaybetmeden birimimize ulaştırılması sayesinde doğanın eşsiz bireylerinden bir tanesi daha kurtarılabilmektedir” dedi.