Etiket: Alternatif

  • Kalp dostu alıç, kıraç arazilerde alternatif ürün oldu

    Mersin’in Silifke ilçesine bağlı yayla köylerinde deneme amaçlı ekilen ve kalp dostu olarak bilinen alıç meyvesi alternatif ürün oldu.

    5 yıl önce Balandız ve Çaltı mahallelerinde dikilen ve meyve vermeye başlayan alıç bahçelerinde incelemelerde bulunan Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun, alıçların meyve vermeye başladığını ve yaklaşık bir ay sonra hasat edileceğini söyledi.

    Kalp dostu olarak bilenen alıç meyvesinin bir çok kalp rahatsızlığına iyi geldiğinin altını çizen Başkan Cafer Doygun, “Kalp ritim bozuklukları, sinirsel kalp çarpıntıları, kalp yetmezliği, ağır enfeksiyon hastalıkları sonrasındaki kalp kasları zafiyeti, kalp krizi sonrası, yüksek kan basıncı, damar sertliği alıç bitkisinin başarıyla kullanılabileceği alanlar olarak biliyoruz” dedi.

    Bölgede alıç meyvesini birkaç çiftçinin deneme amaçlı diktiğini ve başarılı olduğunu ifade eden Doygun, “Yaklaşık 20 dönüm alıç meyve bahçesi tesis edildi. Bölgemizde sürekli alternatif ürün arayışları var. Sulak alanlarda şuanda kivi ekimi yapılırken, kıraç sulanmayan bölgelerde de alış dikimi yapılıyor. Bölgemizde araştırmalar yaparak örnek olan bu çiftçi kardeşlerimize teşekkür ederim. Bu meyvenin bölge ekonomisine de katkı sağlayacağına inanıyoruz. Çünkü dalında 20-25 TL, markette ise 60 TL’ye kadar satışı yapıyor” dedi.

    Kırsal alanda ekonomiye katkı sağlayacak alternatif ürün arayışı ile alıçla tanıştığını söyleyen Çiftçi Durhasan Soykan, “2004 yılında fizibilite çalışmalarına başladım. Çeşitli yerlerde deneme amaçlı dikimler yaptık. 900-1100 rakımlı yerlerde iyi ürün alındığını görünce 2010 yılında Silifke’nin Balandız mahallesinde ilk kapama bahçe dikimini gerçekleştirdik. Geçen yıl ilk olarak Alıç ağaçlarından 350 kilogram ürün aldık. Elde ettiğimiz ürünleri de 20-25 TL’den sattık. Bu yıl daha fazla verim bekliyoruz. Yaklaşık bir ay sonra meyveleri hasat etmeye başlayacağız. Kilosunu ise 25-30 TL arasında olmasını tahmin ediyoruz. Kırsal alanda benimle birlikte yaklaşık 6-7 çiftçi bu meyveyi alternatif olarak yetiştiriyor. Umarım iyi bir hasat dönemi yaşarız” dedi.

  • İnönü’de ilk alternatif Karabuğday bitkisi

    Bu yıl İnönü ilçesinin Oklubalı Mahallesi’nde İlçe Tarım ilçe Müdürlüğü tarafından ilk defa ekilen ’Karabuğday’ bitkisinden umut veren verim alındı.

    Bölgede başlayan hasat dönemi ile ekilen tarlalardan dekara 150 kilogram verim alındığı gözlemlendi. İlçe Tarım Müdür Vekili Sami Yasin Uysal, konu hakkında yaptığı açıklamalarda, “Karabuğday bitkisi son yıllarda talebi hızla artan besin değeri yüksek bitki çeşidi. Denedik ve gördük ki bu toprak koşullarında alternatif ekimler yapılarak çiftçilerimiz daha fazla gelir elde edebilir. Yeniliklere açık olmak gerek” ifadelerini kullandı.

  • Rize’de “Ceza Hukukunda Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri” konulu sempozyum başladı

    Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ile Adalet Akademisi tarafından düzenlenen “Ceza Hukukunda Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri” konulu sempozyum Rize’de başladı.

    İkizdere ilçesindeki Ridos Termal Otel’de 2 gün boyunca sürecek olan sempozyumun açılışına Rize Valisi Erdoğan Bektaş, Rize Belediye Başkanı Reşat Kasap, RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, İl Emniyet Müdürü Sadettin Aksoy, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, Ceza İşleri Genel Müdürü Aytekin Sakarya, Yargıtay 9. Daire Başkanı Burhan Karaloğlu, hakimler ve savcılar katıldı.

    Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, sempozyumda yaptığı konuşmada, kişiler arasında yaşanan uyuşmazlıkların, tarafları ve toplumu tatmin edecek şekilde doğru ve adil bir biçimde sonuçlandırılması ve sonuca hızlı, basit yöntemlerle en ucuz şekilde ulaşılmasının hem maddi hukukun, hem de yargılama hukukunun en büyük hedeflerinden olduğunu söyledi. Akçil, “Mahkemelerin önündeki dava sayılarının çokluğuna rağmen, bu uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin hakimlerin sayısının yeterli olmaması nedeniyle adaletin geç tecelli etmesinden dolayı şikayetler olmakta ve bunun çözümüne ilişkin ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Mahkemelerin iş yükünün azaltılması, uyuşmazlıkların adil ve hızlı bir şekilde çözülmesi için bütün dünyada yürütülen çalışmalar neticesinde alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri öne çıkmaktadır. Ancak, tahkim, uzlaştırma ve arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin gelişmesi için yasal değişiklik yapılması gerekli, ancak tek başına yeterli değildir. Bunun için yeni bir akış açısına ve mantalite değişimine ihtiyacımız vardır” şeklinde konuştu.

    “15 yıl öncesine kadar daktiloların kullanıldığı bodrum katlarındaki adliyelerden bugünlere geldik”

    Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek de yaptığı konuşmada, “Adalet Bakanlığı olarak yargının görevini hakkıyla yerine getirmesi ve adaletin tecelli etmesi hedefi doğrultusunda kesintisiz bir çalışma performansı ortaya koyuyoruz. Bu bağlamda son 15 yıldır yapılan çalışmaların Türk yargısının ve yargı teşkilatımızın bir çok yarasına merhem olduğunu söylemek gerekiyor. Yeni adliye binaları yapımından başlayarak yargı hizmetlerinin ferah, hizmetin önemine yakışır fiziki ortamlarda yürütülmesine imkan sağladık. Teknolojik ve teknik imkanların taşra dahil bütün yargı mensuplarına ve adliyelerimize sunulması o kadar kısa bir sürede gerçekleşmiştir ki, böyle bir hızı ve performansı ancak biz yapabilirdik. 15 yıl öncesine kadar daktiloların kullanıldığı bodrum katlarındaki adliyelerden bugünlere geldik” ifadelerini kullandı.

    İpek, Ceza Hukukunda Alternatif Uyuşmazlık yollarının etkinleştirilmesi yönündeki iradenin hem yargıya, hem de uyuşmazlık taraflarına büyük bir nefes aldırdığını belirterek, “Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde 10/10/2016 tarihinde ’Cezada Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı’ kurulmuştur. Bu daire başkanlığı ile uzlaşma alanıyla ilgili tüm bu iş ve işlemleri koordinasyonu ve uygulamanın takibi yapılmaktadır. Yılsonuna kadar en az 150 bin dosyanın uzlaşma ile sonuçlanacağını öngörmekteyiz. Vatandaşlarımıza bu yolun etkinliği ve önemi anlatılmalıdır. Az giderli, hızlı ve etkin bir yol olan cezada uzlaşmanın, yargının iş yükünün büyük kısmını daha konu yargıya intikal etmeden engelleyeceği düşüncesindeyim” dedi.

  • Zeytine alternatif istiridye mantarı

    Zeytin diyarı Bursa’nın Mudanya ilçesinde istiridye mantarı üretimi yaygınlaşıyor.

    Mudanya Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Fazlı Aydoğan, Yörükali köyünde birlik üyesi mantar üreticisi Halil Doğan’ın mantar üretim tesisini inceledi. Aydoğan, “Halil kardeşimizi gönülden tebrik ediyorum. Üretmek büyük emek ister, ama pazar yoksa mahsulünüz ziyan olur. Çünkü tarım beklemez. Ürettiğinizi kısa sürede tazeyken satmak zorundasınız. Toprağı boşta duran kardeşlerimize sesleniyorum. Projeler geliştirin, toprağınızı değerlendirin, ekin, biçin. Mahsulünüzü üretici pazarlarımızda halkımıza sunun, hem siz kazanın, hem ülkemiz kazansın” dedi.

    Halil Doğan ise, tanesi 45 bin TL olan 4 ayrı donanımlı, özel izolasyonlu, nemlendirme, iklimlendirme, havalandırma ve aydınlatma donanımlı çadırların yanında, mantar kompostosu için özel dezenfektasyon havuzu ve ekipmanları bulunduğunu anlattı. Halil Doğan, hasat edilen mantarların ertesi gün pazara gidene kadar 2.4 derecede özel soğuk hava odasında bekletildiğini bildirdi.

    İstiridye mantarının kilosu pazarlarda 10 liraya satılıyor.

  • Alternatif enerji jeotermal ADÜ’de masaya yatırıldı

    Aydın’da düzenlenen “Alternatif Enerji; Jeotermal” başlıklı konferans, Adnan Menderes Üniversitesi Atatürk Kongre Merkezi Miletos Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Makine Yüksek Mühendisi Cihan Çanakçı ve Servis Müdürü Esin Siga’nın uzman görüşleriyle Jeotermal Enerjiyi değerlendirdiği konferansa, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

    Jeotermal Enerjinin, dünyada kullanılabilir yenilenebilir enerji alanında çok büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Cihan Çanakçı, nükleer, kömür gibi enerjilerin potansiyelinin yüksek olmasına rağmen riskinin yüksek olduğunu, jeotermal enerjinin bu anlamda riskinin düşük olduğunu belirtti. Dünyanın kalbinden gelen ısı olarak nitelendirilen Jeotermal Enerji’nin, yeraltından 5 bin dereceden geldiğini, yüzeye yaklaştıkça soğuduğunu söyleyen Çanakçı, Jeotermal Enerjinin termal uygulamalarda, ısıtma sistemlerinde ve elektrik santrallerinde kullanılabildiğini belirtti. Dünya var oldukça jeotermal enerjinin var olacağını, bu yüzden yenilenebilir olduğunu, düzgün yönetildikçe sürdürülebileceğini söyledi. Jeotermal enerjinin çevre kirliliğine neden olmayacağına dikkat çeken Çanakçı, bunun önlemler alındığında mümkün olacağını, Türkiye’de hızlı jeotermalleşme ve yatırım sürecinde bunun arka plana atıldığını söyledi. Cihan Çanakçı, dışa bağımlılığı olmayan bir enerji türü olan Jeotermalin, Ülkemizin enerji bağımlılığı düşünüldüğünde kesinlikle iyi bir alternatif olduğuna dikkat çekti. 2008 yılından itibaren hızlı bir jeotermal enerji yarışına girildiğini belirten Çanakçı; seracılık, termal oteller ve elektrik santralleriyle 860 MW’ye ulaştıklarını ifade etti.

    Konferansın diğer konuşmacısı Esin Siga ise Jeotermal Enerji üretmede yetişmiş personelin önemine dikkat çektiği konuşmasında, yetişmiş personel eksikliğinden duydukları sıkıntıları dinleyicilerle paylaştı. Kurulan herhangi bir jeotermal santrale yapılan yatırımın, normal şartlarda yaklaşık 40 milyon dolar harcanarak 5 senede karşılığının alındığını belirten Siga, yeterli eğitim almamış ara eleman sıkıntısı yüzünden bu yatırımın karşılığının 10 senede alınabildiğini belirtti. Jeotermal enerji santrallerinde yaşadığı teknik arıza ve kazaları, desteklediği görsellerle anlatan Siga, ADÜ Sürekli Eğitim Merkezi (ADÜSEM) ile gerçekleştirdikleri proje kapsamında, 17 Nisan’da başlayacakları 40 saatlik bir eğitimle Jeotermal Santrallerde çalışmak isteyen katılımcılara destek olacaklarını söyledi.

    Sunumların ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Çanakçı ve Siga’ya konferansın sonunda ADÜSEM Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Osman Nacak tarafından teşekkür belgesi verildi.