Etiket: Alternatif

  • Başsavcı Çiçekli: “Denetimli serbestlik alternatif bir infaz sistemidir”

    Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çiçekli, denetimli serbestliğin alternatif bir infaz sistemi olduğunu belirterek, “Denetimli serbestlik alternatif bir infaz sistemidir. Hükümlü bir taraftan cezasını çekerken diğer taraftan da suçtan uzak durması için çalışmalar yürütülmektedir” dedi.

    Ordu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Ordu Müftülüğü işbirliğinde hazırlanan proje kapsamında Ordu’da görev yapan cami imamlarına denetimli serbestlik hizmetleri ile ilgili bilgilendirme konferansı verildi. Ordu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen konferansta imamlara denetimli serbestlik sürecinde çalıştırılan kişilere yönelik yapılması gerekenlerin yanı sıra denetimli serbestlik hizmetlerinin tanıtımı yapıldı. Bilgilendirme konferansına Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çiçekli, Ordu İl Müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu, Ordu Denetimli Serbestlik Müdürü Resul Emrah Bilgin ve çok sayıda imam katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan konferansta ilk olarak şehitler için Ordu Müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu tarafından dua yapıldı. Yapılan duaların ardında Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çiçekli tarafından konferansın açılış konuşması gerçekleştirildi. Çiçekli, konuşmasında denetimli serbestliğin tanımına, işleyişine ve yükümlülerin çalıştırıldıkları kurumlardaki yetkililerin yapması gerekenlere değinerek imamlara denetimli serbestlik hakkında bilgiler verdi.

    “Yükümlüler sorumluluklarını yerine getirmelidir”

    Denetimli serbestlik sisteminin önemine vurgu yapan ve bu sayede yükümlülerin topluma yeniden kazandırılmasının sağlandığını ifade eden Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çiçekli, “Denetimli Serbestlik Müdürlüğü mahkemece hakkında denetimli serbestlik kararı verilen kişilerin, hukukun içerisinde denetim takiplerini yaparak yeniden suç işlemelerini önlemek, cezalarının toplum içerisinde çekmelerini sağlayarak yeniden topluma kazandırmak, sosyal hayata tutunmaları ve meslek edinmelerini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Denetimli Serbestlik Müdürlükleri her geçen gün yapılan kanun değişiklikleri ile görev ağı genişletilmiş, denetimli serbestlik ceza adalet sisteminin önemli bir kısmını oluşturmuştur. Denetimli serbestlik alternatif bir infaz sistemidir. Hükümlünün bir taraftan cezasını çekerken diğer taraftan da suçtan uzak durması için çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda yükümlülere bir takım yükümlülükler yüklenmektedir. Yükümlü üzerilerine yüklenen yükümlülükleri ile ilgili olarak tedbirlere uyduğu sürece cezası infaz edilmiş olacak, bu tedbirlere uymadığı takdirde mahkemece Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilecektir. Bu anlamda işlemler çok kapsamlı ve titizlikle yürütülmektedir” diye konuştu.

    “Yükümlülere kesinlikle izin verilmemeli”

    Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde olan kurum çalışanlarına bir takım uyarılarda bulunan Çiçekli, “Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün işbirliği yaptığı kurumlar bir o kadar önemliyken, işbirliği yapılan kurumlarında yükümlülere yönelik yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygun bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir. Bu anlamda yükümlüler ilimizde birçok kamu kuruluşunda kamu yararına ücretsiz olarak çalıştırılmaktadır. Bu yükümlülerin kamu yararına uygun olarak çalıştırılması, mesai takiplerinin yapılması ve gönderilen çizelgeye imzaların atılması gerekmektedir. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nden izin alınmadan kesinlikle yükümlülere cami imamlarımız tarafından izin verilmemelidir. Bu konuda imamlarımızın ve diğer bütün kamu kurum çalışanlarımızın bu konulara dikkat etmesi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile koordineli çalışması gerekmektedir” diye konuştu.

    Konferans, Ordu Denetimli Serbestlik Müdürü Resul Emrah Bilgin’in denetimli serbestlik konusunda imamlara yönelik yaptığı sunumun ardından sona erdi.

  • TÜRES Başkanı Bingöl: “Alternatif yemek kartları için çalışıyoruz”

    Kısa adı TÜRES olan Tüm Restoranlar Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği Genel Başkanı Ramazan Bingöl, büyük bir pazara sahip olan ‘yemek çekleri’ sektöründe düzenlemenin şart olduğunu söyledi.

    Bingöl, yemek çeklerinde en büyük sorunun yemek çeki veren ana firmaların yüzde 9-10’ları bulan oranda lokantalardan yüksek komisyon alması olduğunu açıkladı. “Yemek çeklerindeki yüksek komisyon, restoran ve lokantaların yanı sıra çeki kullanan dar gelirli çalışanları da olumsuz etkiliyor” şeklinde konuşan Bingöl, sektöre seslenerek “Komisyonu diğer ülkelerde olduğu gibi yüzde 2-3’lere kadar çekmelisiniz” dedi.

    Sorunun sadece yüksek komisyonla sınırlı olmadığının altını çizen Bingöl, kartların zaman zaman amacı dışında kullanıldığını, ödemelerin geç yapıldığını, POS cihazlarına uygulanan sigorta bedelleri ve bakımı için istenen ücretin de yüksek olduğunu söyledi.

    “Komisyonu yüzde 2-3’lere kadar çekmelisiniz”

    Ramazan Bingöl’ün konuyla ilgili açıklaması şöyle:

    “İşverene ve çalışana kolaylıklar sağlayan yemek çekleri kullanımı, restoran ve lokantalardan alınan yüksek komisyonlardan dolayı ciddi sorunlar oluşturmaya başladı. Bu konuda TÜRES olarak daha önce bazı girişimlerde bulunduk. İTO gibi bazı kuruluşlar ve sektör temsilcileri açıklamalar ve toplantılar yaptılar. Bakanlık nezdinde temaslarımız oldu. Ancak sorun devam ediyor. TÜRES olarak yemek çeklerindeki yüksek komisyon sorununu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Yemek çeki üreticileri, uyguladıkları yüksek komisyondan dolayı kendi sonlarını hazırladıklarını ve yemek sektöründeki firma ve lokantaları zor duruma soktuklarını anlamalılar. Bir lokanta müşterisinden aldığı 20 liralık yemek çekinin 2-3 lirasını komisyon olarak verirse nasıl kazanacak? Yüzde 9-10’luk komisyon çok yüksek. Sektördeki firmaların tamamına sesleniyorum: Komisyonu diğer ülkelerde olduğu gibi yüzde 2-3’lere kadar çekmelisiniz.”

    “Alternatif yemek kartları için çalışıyoruz”

    Bingöl, açıklamasının devamında, küresel firmaların uyguladıkları yüksek komisyonlardan sektörü korumak için alternatif yemek kartları üzerinde çalışmaların da sürdüğünü açıkladı.

    “Yüksek komisyonlardan dolayı sadece İstanbul’da 15-20 bin İTO üyesi esnaf olumsuz etkilendi. Tüm ülkeyi düşündüğümüz zaman zararın ne derece büyük olduğunu tahmin etmek zor değil” diyen Bingöl, konuyla ilgili gelişmeleri sonraki günlerde kamuoyu ile paylaşacaklarını bildirdi.

  • Rektör Ulcay: “Meslek yüksekokulları alternatif olarak algılanmamalı”

    Uludağ Üniversitesi (UÜ) Rektörü Yusuf Ulcay, Türkiye’de meslek yüksekokullarına karşı yanlış algının mutlaka değişmesi gerektiğini belirterek, “Aileler bile meslek yüksekokullarına, dört yıllık fakülteyi kazanamayanlar gider anlayışı ile bakıyorlar” dedi.

    Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Bursa Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi arasında eğitim işbirliği protokolü imzalandı. Protokol sayesinde ziraat bölümünde okuyan lise öğrencilerinin üniversitedeki uygulama alanlarında eğitim alarak sektöre daha kalifiye şekilde hazırlanması hedefleniyor. Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, imzalanan protokolün her iki tarafa da fayda getirmesi temennisinde bulundu. Konuşmasında lise döneminde zirai bölümlerde okuyan öğrencilerin, ziraat fakültelerine özendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yusuf Ulcay, “Ziraat Liselerinde görev yapan eğitimcilere bu konuda büyük görevler düşüyor. Çünkü Türkiye’de süre gelen bir yanlış algı var. Üniversite okumak isteyen öğrenciler meslek liselerinden kaçıp düz liselerde eğitimlerine devam etmek istiyorlar. Aslında meslek lisesinde okumuş, arkasından meslek yüksek okulunda eğitim almış oradan da fakülteye gelmiş olan öğrenciler, çalışacakları alanda bu ülkeye çok daha büyük katma değerler oluştururlar. Onun için öğretmenlerimizin çocuklara ilk geldikleri andan itibaren doğru fikri aşılamalarıyla çocuklarımız daha şuurlu olabilirler. Aileler bile meslek yüksekokullarına dört yıllığı kazanamayanlar gider anlayışı ile bakıyorlar. Bu kesinlikle doğru değil. İşte bu yanlış inancı yıkmak bizim ve sizlerin görevi olmalıdır” şeklinde konuştu.

    Türkiye’deki 4+4+4 sisteminin doğru şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayan Rektör Ulcay, “Birinci dört temel eğitim, ikinci dört çocukların kabiliyetlerin belirlendiği, üçüncü dört ise bu ölçüme göre çocukların yönlendirildiği meslek liselerinin olması gerekiyor. Ülkemizin istihdam verilerine baktığımızda, gençlerimizin yüzde 75’inin meslek lisesine gitmesi gerekiyor. Sonrasında da mesleki eğitimlerine aynı alanda devam ederlerse artı puan vererek buradaki eğitimlerinin devam etmesinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Başarılı olan öğrenciler de yine dikey geçiş ile 3. ve 4. sınıflara devam etmeleri, aynı alanda devam ederlerse artı puan verilerek özendirilmeleri doğru olacaktır. Bu sistem; öğrenci eğitimi hangi aşamada bırakırsa bıraksın, eğitim aldığı sektörde çok daha kalifiye bir eleman olarak yetişmiş olmanın avantajını yaşayacaktır. Öğrencilerin ilgili sektörlere yönlendirilmesi de mutlaka ama mutlaka birinci sınıflarda olmalıdır. Üçüncü ya da son sınıfa gelmiş öğrencinin kafasında belli hedefler yerleşmiş oluyor. Örneğin, ziraat liselerinin görevlerinden birisi de tarım sektörünün daha güçlü olduğu bölgelerde öğrencileri bu okullara teşvik etmek için çeşitli etkinlikler düzenlemek olmalıdır” diye konuştu.

    UÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Bilgili ise konuşmasında Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin geçmiş dönemlerde fakülteye komşuluk yaptığını hatırlattı. İşbirliği protokolü ile tarihi lisenin bir anlamda korumaya da alınacağını kaydeden Dekan Bilgili, “Orta öğretimde eğitim alan öğrencilerin bizim alanlarımızı ziyaret ederek, bizim öğrencilerimizin de oradaki tarım alanlarını ziyaret ederek bir eğitim işbirliği gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu işbirliği çerçevesinde üretilecek ürünlerin de karşılıklı değerlendirmesini yapacağız. Temel hedefimiz öğrencilerin iyi bir uygulamalı eğitim almalarını sağlamaktır. Lisede 500 dekar bir arazi var, eski bir arşiv var. Ciddi bir tarihi mekana sahipler. İki taraf için de faydalı olmasını diliyorum” dedi.

  • Konya Hospital’de alternatif tıp ile gluten alerjisi tedavisi

    Konya Hospital’da uygulanan alternatif tıp tedavi yöntemiyle gluten alerjisi bulunan üç hasta sağlığına kavuştu.

    Konya Hospital’da uygulanan alternatif tıp tedavisi gluten alerjisi bulunan hastalar için umut ışığı oldu. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cemile Öztın Öğün tarafından uygulanan tedaviyle gluten alerjisi bulunan üç kişi sağlığına kavuştu. Karaman’da hemşirelik yapan Rahile Karagöz (41) kıkırdak erimesi ve kemik ağrısı şikayetiyle merkeze başvurduğunu belirterek, “Ben aynı zamanda tansiyon ve şeker hastasıyım. Daha önce gittiğim hastanelerde tansiyonun var deyip tansiyon ilacı verdiler. Diyabet için ilaçlar kullandım. Şekerim düşmediğinde kardiyolog müdahale ediyordu. Daha çok kemik ağrısı şikayetlerim vardı ve Cemile hanıma geldiğimde gluten alerjisi olduğumu öğrendim. Doktor hanım buna yönelik tedaviler uyguladı. Tedavi toplam 7 ay sürdü. 7 aydır tansiyon ve şeker ilacı kullanmıyorum. Buraya gelmeden önce benim 3 katlı bir evim var, ben oraya çıkamıyordum. Ağlayarak merdivenleri çıkıyordum şimdi koşarak iniyor ve koşarak çıkıyorum. Glüten hayatımdan çıktıktan ilk 1 haftada ödemlerim gitti ve kilo vermeye başladım. 15 sene sonra ilk defa ramazan ayında oruç tuttum. Daha sonra iğne tedavilerim de bittikten sonra namazlarımı secde ederek kılmaya başladım. Daha önce oturarak kılıyordum. Benim için en büyük mutluluk bu oldu” diye konuştu.

    Emekli Nurhan Gökçe de, ayaklarında ve kollarındaki ağrılar nedeniyle hastaneye başvurduğunu söyleyerek, “Yürüyemiyordum, dışarı çıkamıyordum. Hayat akışım her geçen gün yavaşlıyordu. Çok sosyal olan bir insanken bir anda içeriye kapanmak ruhsal dengemi de bozdu. Cemile hocamdan aldığım tedaviyle ben yeniden hayata döndüm. Tedavim 3 ay sürdü. Ruhsal olarak ağrılarım olarak şu anda çok rahatım rahatsız olan herkese tavsiye ederim. Ağrılarım için iğne tedavileri uygulandı. Akapunktur tedavisi yapıldı” şeklinde konuştu.

    İki yıl önce ayaklarındaki ve belinden ağrılar nedeniyle oldukça zor bir hayatı olduğunu ifade eden Mehmet Doğdu da, “Oturup kalkarken, uyurken, çalışırken çok zorlanıyordum. Ayaklarımda damar şişlikleri vardı. Tedavi için biraz daha gecikilse imiş, kalbimi tetikleyeceği söylendi. Geçtiğimiz Şubat ayında Cemile hocama başvurdum. Gluten alerjisi teşhisi koyuldu. Glutensiz gıdalar tüketmem gerektiğini söyledi. Ayaklarıma ve belime uyguladığı çeşitli tedavilerle sağlığıma kavuştum” dedi.

  • KTO’nun alternatif pazar açılımları devam ediyor

    Konyalı ihracatçılar, Güney Amerika’nın ardından rotayı Afrika’ya çevirdi.

    Konya Ticaret Odası (KTO), yedek parça sektöründe faaliyet gösteren Konyalı ihracatçılar ile Orta Afrika’da ithalatçı firmaların katılımıyla ikili iş görüşmeleri (B2B) organizasyonu düzenliyor. Ekonomi Bakanlığı desteğiyle düzenlenecek organizasyon 02-11 Kasım 2016 tarihlerinde Kenya ve Tanzanya’da gerçekleştirilecek.

    KTO Başkanı Selçuk Öztürk, Konya’nın dış ticaretine katkı sağlamak için programlı olarak alternatif pazarlara açıldıklarını belirterek, Mayıs ayında gerçekleştirdikleri Güney Amerika programının ardından Kasım ayında düzenleyecekleri Orta Afrika organizasyonu ile Konyalı ihracatçılarla yurt dışına açılmaya devam etiklerini söyledi. Başkan Öztürk, “Üyelerimizin hem mevcut pazarlardaki paylarını artırmak, hem yeni pazar bulmalarında yardımcı olmak hem de ferdi olarak uzak ülkelere ilk seferlerini yapmaları için Ekonomi Bakanlığı destekli Pazar Araştırması ve İkili İş Görüşmeleri’ni organize etmekteyiz. Son bir yılda iki kere düzenlediğimiz Kolombiya, Peru ve Şili olmak üzere üç ülkeyi kapsayan Güney Amerika organizasyonları ciddi manada ses getirmiş durumdadır. Üyelerimiz açısından da çok verimli geçen iş görüşmeleri ve kurdukları bağlantılar neticesinde birçok üyemiz o bölgeye ihracat yapar duruma gelmiştir. Kasım ayında da Orta Afrika’ya organizasyon düzenleyeceğiz. Konya’nın ihracat verilerine baktığımızda bölgesel olarak Avrupa Birliği, Orta Doğu ve hemen ardından Afrika bölgesi gelmektedir. 2014-2015 mukayesesi yapıldığında Konya olarak Avrupa’ya olan ihracatımızda azalma gözükmektedir, Orta Doğuda ise stabil olarak devam etmektedir. Ancak Afrika bölgesine yapılan ihracata baktığımızda yüzde 3,20’lik bir artış gözükmektedir. Afrika ikincil potansiyel bir pazar olarak bizleri beklemektedir. Konya olarak 54 Afrika ülkesinin 47 sine ihracat geçekleştirmekteyiz. İhracatımızın arttığı ilk 5 ülke sırayla Cezayir, Sudan, Kenya, Fildişi Kıyısı ve Tanzanya. İhracatımız en fazla düştüğü ülkeler ise, Libya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijer, Mısır ve Tunus’dur. Diğer taraftan Ekonomi Bakanlığı tarafından Afrika bölgesindeki bazı ülkeler hedef ülke veya öncelikli ülkeler listesine alarak pazar araştırma desteklerini artırarak bu ülkelere ihracatçıları yönlendirmektedir. Bu da bu bölgenin bizler için potansiyel birer pazar olduğunu göstermektedir. Kenya, Tanzanya, Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Etiyopya, Nijerya Cezayir, Libya ve Mısır Bakanlık tarafından ekstra destek verilen ülkelerdir. Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Çin ile Afrika’daki en etkin ülkeler içinde yer almaktadır. Ülkemizin Afrika açılımına paralel olarak Konya’nın da Afrika’nın farklı bölgelerinde ticari ilişkilerini daha iyi bir seviyeye getirmek için gayret gösteriyoruz. Düzenleyeceğimiz B2B organizasyonu ile pazar payımızı artıracağız” dedi.

    Türkiye 2016 büyüme performansıyla dünya ekonomilerinden pozitif ayrışma yaşarken, son açıklanan sanayi üretimi rakamları beklenilenin çok çok üstünde bir büyümeye işaret ederken yaşanılan darbe girişiminin siyasi olarak ekonomiyi de hedef aldığını söyleyen Başkan Öztürk, “Diğer taraftan darbe girişimin ikinci ayağı olarak yurt dışı kaynakla spekülatif ekonomik hareketler de görülmektedir. Aynı zamanda terör tehditlerinin de ekonomimizi hedef aldığını söyleyebilir. Tüm bunlara karşı verilecek en güzel cevap özel sektörümüzün daha gayretli çalışması olacaktır. Konyalı ihracatçılarımızla dünyanın dört bir köşesinde yer almaya devam edeceğiz. Darbe girişimlerinin, terör tehditlerinin ekonomimizi etkilemesine izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Ekonomi Bakanlığı desteğiyle, 02-11 Kasım 2016 tarihlerinde “Yedek Parça” sektöründe Kenya ve Tanzanya’da pazar araştırması ve ithalatçı firmalarla ikili iş görüşmeleri (B2B) organizasyonuna katılmak isteyen oda üyeleri ayrıntılı bilgiyi KTO’nun internet adresi www.kto.org.tr’den ve Dış Ticaret Servisi’nin (0332) 221 52 36 numaralı telefonundan alabilirler.