Etiket: altay

  • BB Erzurumspor – Altay maçının ardından:

    BB Erzurumspor – Altay maçının ardından:

    TFF 1. Lig’in 16. hafta maçında BB Erzurumspor seyircisi önünde ağırladığı Altay’a 3-1 mağlup oldu. Maçın ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu.

    Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan BB Erzurumspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri, hedefe giden yolda yara aldıklarını ifade ederek, “İstemediğimiz bir sonuç aldık. Üzgünüz kazanmak istiyorduk. Maça iyi başlamadık. Gol yeyince hemen reaksiyon verip gol bulduk. İkinci golün ofsayt olduğunu düşünüyorum. İkinci yarı değişikliklerle birlikte 3 net pozisyonu bulduk. Onları değerlendirsek maç daha farklı olurdu. Çok pozisyona girdik ama iyi oynadığımız söylenemez. Hedefe giden yolda olumsuzluklar yaşanıyor. Bizim sakin kalmamız lazım. Ağır hasar aldık, 3 puan haricinde Pote’yi kaybettik. Aykut yok, Cenk sakatlandı. Hedefe giden yolda bu tarz sonuçlarla karşılaşacağız. Ben Erzurumspor’un kime ne yaptığını merak ediyorum. Sanki gelen takımlar öyle olmuş gibi davranıyor. Bugün kötü oynayarak kaybettik” dedi.

    Altay cephesi

    Altay Teknik Direktörü Ali Tandoğan ise maçtan önce derslerine iyi çalıştıklarını belirterek “Şunu söylemek isterim; oyun içerisinde oyuncularım oyunu çirkinleştirmemek adına her şeyi yaptı. Biz dersimize iyi çalıştık. Erzurum takımının çok kaliteli ayakları var. Onlara önlem almazsanız puan alamazsınız. Hızlı hücumlarla gol bulmaya çalıştık. Oyuncularım da bunları başardı. Hep kazanmak istiyoruz. Bizim yerimiz altlar değildi zaten. Kafa olarak dağılmış bir takım vardı, onu toparlamaya çalıştık. Bugün de iyi bir galibiyet aldık” şeklinde konuştu.

  • Altay: “Tüketicilerin tercihlerine müdahale edilmemelidir”

    Altay: “Tüketicilerin tercihlerine müdahale edilmemelidir”

    Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, tüketicinin tercihlerine müdahale edilmemesi gerektiğini söyledi.

    Ticaret Bakanlığı’nın gündeminde olan market markalı ürünlerin satışına kısıtlama getirilmesine dair taslağın fikrinin; kimden, neden ve nasıl bir gerekçe ile çıktıysa çok yanlış bir uygulama olacağını dile getiren Altay, “Öncelikle tüketicilerin daha uygun fiyatı olan ürünü tercih etmesinin kime ne zararı olabilir ki! Ürüne ucuz fiyata ulaşıldıktan sonra market veya ürün ismi önemli mi? Eğer market markalı ürünlerde sağlığa zararlı, kalitesiz, aykırılık, vb. durum tespit edildi ise toplu cezalandırma yerine bakanlık bir ekip oluşturup denetlemeye tabi tutabilir. Veya üreticilerin market markalarından dolayı ezildiği kanısı varsa bu sorunun faturası tüketiciye kesilmemelidir.” Dedi.

    Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, market markası, uygun fiyatlı ürünlerin satın alınması, ürün çeşitliliğinin ve seçim imkanının daha fazla olması, ulusal markaların yerine ikame markların elde edilebilmesi ve alışverişin artması işlevini yerine getirdiğinden tüketici açısından önemli olduğunu dile getirerek, “Bu nedenle market markalarına müdahale tüketici aleyhine olacaktır. Marketin kendi ismi ile ürettiği ürünü almak veya almamak tüketicinin tercihine bırakılmalıdır. Bir marketin adının geçtiği 1 kilogram çay hem kaliteli hem de ucuz. Ben o çaydan başka tercih etmiyorum. Bu tercihime müdahale yerine saygı beklerim. Başka bir örnek; kendim gözlemlediğim bir markette satılan ürün 1 lira iken aynı ürün başka bir markette 2,65 liraya satılıyor. Bazı durumlarda ise firmalar market ürünüyle rekabet edemediğinden kendi ürünlerine yüzde 30’a yakın indirim yapıyor. Buda tüketiciye avantaj sağlıyor. Bu nedenle tüketicinin tercihlerine hiç kimse müdahale etmemelidir” diye konuştu.

    Tüketici için yerel, ulusal, zincir veya markanın fark etmediğini vurgulayan Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Çünkü cebini düşünüyor. Tüketici bütün marketleri tek tek dolaşarak alışverişini yaptığından, hangi ürün markette, mağazada veya AVM’de 1 kuruş bile ucuzsa veya nerede “gerçek” indirim varsa oraya yöneliyor. Deterjan dahi internet üzerinden alınıyorken, bazı ürün satışlarına kısıtlama getirmek hiç bir soruna çözüm olmaz.”

  • Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Volkswagen’e verilecek en iyi cevap araçlarını kullanmamak olacaktır”

    Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Volkswagen’e verilecek en iyi cevap araçlarını kullanmamak olacaktır”

    Volkswagen’in 1 milyar euroluk Türkiye yatırımını askıya aldığını belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, “Volkwagen’e verilecek en iyi cevap araçlarını kullanmamak olacaktır” dedi.

    Volkswagen’in Manisa’daki araç üretim fabrikasının nihai kararını Suriye’de yürütülen Barış Pınarı Harekatı nedeniyle ertelediğini duyurduğunu belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, “Türkiye, PKK’nın uzantısı olduğu ortada olan bir terör örgütüyle mücadele ediyor diye Volkswagen’in yatırım kararını askıya alması art niyetli bir girişimdir” diye konuştu.

    Dünyada pek çok ülkede ceza yemiş, milyarlarca lira tazminat ödemeye mahkum edilmiş bir firmanın Türkiye’ye karşı bu tutumunun kabul edilemez olduğunu kaydeden Altay, “Barış Pınarı Harekatı’nda tek vücut olan halk, siyasiler, sivil toplum kuruluşları Volksvagen’in bu kararına karşı sessiz mi kalacak? Volkwagen’e verilecek en iyi cevap ortak akılla ‘boykot’ olacaktır. Bu olay Filistin, Doğu Türkistan, Suriye meselesi değil, bizim kendi ulusal meselemizdir. Volkwagen’e yapacağımız boykotu, geçmiş yıllarda denenen ve başarılı olunamayan Coca Cola, Marlboro veya Ariel gibi ürünlerle karıştırmayalım. Burada başka Türk veya Müslüman ülkelerden bahsetmiyoruz. Kendi ülkemizin geleceğinden ve bekasından söz ediyoruz. Bu nedenle örgütlenmiş toplum olarak tüm dünyaya tepkimizi, birliğimizi ve dirliğimizi gösterelim. Yapacağımız boykot bizim en büyük imtihanımız olacak. Çünkü söz konusu olan ulusal çıkarlarımız. Hatta boykotu sadece Volksvagen’le sınırlı tutmayalım. Görüyoruz işte bir elin parmağını geçmeyecek ülkeler hariç tüm dünya ülkeleri bize karşı cephe almış. Ağzını açan ülkemizin ekonomisini ’yerle bir etmekle’ tehdit ediyor. Evet kırılgan bir ekonomiye sahip olabiliriz. Ekonominin bu kadar kırılgan olmasının en büyük nedenlerinden biri de cari açıktır. Volkswagen’le başlangıç yapıp tekstil, cep telefonu, beyaz eşya ve makine gibi ülke dışından aldığımız tüm malları organize şekilde boykot edip, yerli malları kullanarak ithalatı minimum dereceye düşürebiliriz. Ülkemizde imal edilen yerli ürünleri kullandığımız sürece pek çok yerli şirket ayakta kalır, yeni fabrikalar kurulur, işsiz sayısı azalır ve harcadığımız paranın tümü ülkemizde kalarak ekonomimiz gelişir. Almanya, Fransa, Çin, ABD, İtalya, Rusya ve İran, pek çok ürünü ithal ettiğimiz ülkelerin başında gelmekte ve dış ticaret açığında önemli bir yer tutmaktadır. Farkettiniz mi? Yukarıda saydığım ülkelerin hepsi Türkiye’nin terörü temizlemesini istemiyor ve teröristlerin safında yer alıyorlar. Bu ülkelerden satın aldığımız ürünlerin hemen hemen hepsi ülkemizde mevcut. Bizse defter, kalemi bile Çin’den ithal ediyoruz. Bu boykota önce siyasilerimizin başlamasıyla herkese örnek olmasını bekliyoruz. Sonrasında halk, esnaf, sivil toplum kuruluşları olarak uzun soluklu bir mücadeleyle genişletebiliriz. İnanın hiç zor değil. Bu günden tezi yok başlatacağımız boykot, Suriye’ye yaptığımız Barış Pınarı Harekatı kadar önemlidir” dedi.

  • Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Emeklilikte yaşa takılan mağdurların sesine kulak vermek gerekiyor”

    Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Altay: “Emeklilikte yaşa takılan mağdurların sesine kulak vermek gerekiyor”

    Türkiye’de Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) arasında pek çok mağdur olduğunu belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, konu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Her gün pek çok kez Emeklilikte Yaşa Takılanların mağduriyet yaşadığına dair şikayetler aldıklarını belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı Nihat Altay, şu açıklamalarda bulundu:

    “Bu sorunu sadece ekonomik değil, sosyolojik olarak da değerlendirmek gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği gibi 40’lı yaşlarda emeklilik çok erken olabilir. Ancak ülkemizin iş imkanları da 60 yaşına kadar emekliliği beklemeye uygun değil. Devlet memurları ve bazı kurumsal firmalarda çalışanlar hariç, kimsenin 60 küsur yaşına kadar çalışmaya dair iş güvencesi yoktur. Ülkemizde ki küçük veya büyük şirketlerin, firmaların yarısından fazlası işçilerini 40 yaşından sonra tazminatsız atmak için bahane arıyor. Günümüzde firmaların tamamına yakını belli bir yaştan sonra personelini özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırmıyor. Bir kafede garsonluk veya tezgahtar, inşaat, şoför gibi mesleklere 35 yaşından sonra cv bile kabul edilmiyor. Hiç bir geliri olmayan ve iş bulamayan vatandaş 60 küsur yaşına kadar ne yapacak? Kime el açacak? Kimden yardım isteyecek? EYT’lilerin dile getirdiği en büyük sıkıntıları iş bulamama sorunudur. Bunun yanında çalışanların da pek çoğu günde 8 saat çalışmıyorlar, haftalık tatilleri yok. Doğru düzgün sigortaları bile yapılmıyor. Bu nedenle emeklilikte yaşı uzatmadan önce iş garantisi ve çalışma şartlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Türkiye’yi Avrupa standartlarına entegre etmeye çalışıyoruz ancak özellikle iş garantisi ve çalışma şartları hususunda alt yapıyı hazırlamadan emeklilik yaşı uzatıldığından dolayı insanlar mağdur ve çaresiz kalıyor. Ülkemizde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) arasında pek çok mağdur var ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç gün önce başlattığı umut ışığına herkesin kulak vermesi gerekiyor.”

  • Altay: “Tüketici bankaların esareti altında”

    Altay: “Tüketici bankaların esareti altında”

    Temmuz ayında kartlı ödemelerde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış olduğunu belirten Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay, “Gereksiz kredi kartı kullanımı aşırı tüketimi körükleyerek toplumu felakete sürüklüyor” dedi.

    Tüketici borcu, borçla kapatıyor

    Geçen yılın temmuz ayına oranla bu yıl kredi kartı harcamalarında yüzde 19 artışla toplam 76.4 milyar TL’lik harcama yapıldığını dile getiren Altay; “Bunun yanında Kurban Bayramı’nda ve arife gününde 7.7 milyar liralık ödeme kartlarla yapılırken, arife gününde kartlı ödeme adedinde rekor kırıldı. Tüketici kredi kartıyla harcama yaparak, paramın yeteceği kadar harcayayım yerine, harcayayım da gelecek ay bir şekilde öderim düşüncesiyle bilinçsizce harcamaya devam ediyor. Kredi kartı borcunun asgari tutarını dahi ödeyemeyecek duruma gelince son çare kredi çekerek yıllarca bankaların esareti altında kalıyor. Örneğin kredi kartıyla bin liralık bir harcama yapan tüketici, bu harcamanın ardından gelen faturayı asgari ödemeyle ancak 56 ayda kapatabilir. Yani 4-4,5 senede borcun katlanacağı ve yönetilemez hale geleceği için tüketici kredi çekerek bu borcu kapatmak zorunda kalıyor.”diye konuştu.

    Tüketicinin gelirle gideri arasında uçurum farkı var

    Tüketim çılgınlığının en büyük enstrümanı olan kredi kartının kullanımı yaygınlaştığından beridir tüketicinin birikim yapmak yerine var olanı tükettiğini anlatan Altay, “Çünkü ekonomik düzenin aktörleri olan bankalar tüketicinin neyi harcayacağına, ne kadar harcayacağına karar veriyorlar. Bu nedenle tüketiciler özgür iradeleriyle harcama yaptıklarını düşünseler de, 2019’un ilk çeyreğinde ki 31,5 milyon borçlu, 3 milyon 451 bin icralık vatandaş tam tersini söylüyor. Enflasyon zam oranıyla, maaşlara verilen zam arasında ki uçurum, pazarlama yöntemleri, reklamlar ve iletişim araçlarıyla bilinçaltına ustaca yerleştirilen aşırı tüketim isteğine, ekonomik buhran eklenince tüketici felaketin eşiğine geldiğinin farkında olmuyor. Çünkü bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı Nisan 2019’da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 artmış. Tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki tahsili gecikmiş alacak miktarı 5 Temmuz itibarıyla 19,7 milyar TL’yi aştığını gözlemliyoruz” diye konuştu,

    Ülkemiz kart sayısı bakımından ilk sırada

    Türkiye’de 2019 yılı itibariyle 148 milyonu banka kartı ve 66 milyonu da kredi kartı olmak üzere 214 milyon kart olduğunu ifade eden Altay açıklamasını şöyle sürdürdü; “Ülkemiz kart sayısı bakımından son 5 yıldır Avrupa’da birinci sırada bulunuyor. Kredi kartı almak, kredi çekmek basit ve kolay olunca ve belki de ihtiyacınızın çok üstünde limite de sahipseniz, ihtiyacı olsun yada olmasın tüketici için alışveriş kaçınılmaz gözüküyor. Bu durumun ortaya çıkardığı içler acısı sonuçta, yarın ne olacağını düşünmeden harcanan limitlerle pek çok aileyi ve hayatı yerle bir eden ’acı sondur.

    Tüketici cebinde ki emaneti korumalıdır

    Tüketicilere tavsiyemiz alışveriş yaparken, gereksiz harcamalara ve israfa dikkat etmeleridir. Kredi kartı vatandaşın kendi malı değil, cebinde ki emanettir. Emaneti gerektiğinde kullanmaları ve emanetin bir gün mutlaka geri alınacağını unutmamak gerekir.”