Etiket: Alperen’in

  • Serviste unutularak hayatını kaybeden Alperen’in okulunda ceza odaları ortaya çıktı

    İzmir’in Çiğli ilçesinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in okulun servisinde unutulması sonucu hayatını kaybetmesinin ardından soruşturma başlatan İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri, velilerden de aldıkları bilgilerle raporu tamamladı. Dava dosyasına da giren raporda, okulda çocuklar için ceza odaları açıldığı, çocuklara şiddet uygulandığı ortaya çıktı.

    15 Ağustos’ta anaokuluna gitmek için sabah saatlerinde evden alınan ancak unutulduğu okul servis minibüsünde baygın halde bulunan ve hayatını kaybeden 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ölümüne ilişkin Sevgi Yumağı Anaokulu’nda yaşananlarla ilgili İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerince rapor hazırlandı. Hazırlanan raporda müfettişler okul hakkında detaylı bir çalışma yaparak okula giden öğrencilerin velileriyle de görüştü. Raporda ifadelerine başvurulan velilerin iddialarına göre; okulda çocuklar için ceza odalarının bulunduğu, çocuklara şiddet uygulandığı, yaşları tutmadığı halde çocukları okula kayıt ettikleri ve serviste kapasitesinin üzerinde çocuk taşındığı belirtildi.

    Çocukların kollarında morluklar ve diş izleri görürmüş

    9 Kasım’da Karşıyaka 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlanan sanıkların dava dosyasına da konulan raporda, velilerin anlattıkları okulun eğitim yuvasından ziyade her şey olduğunu ortaya koydu. Söz konusu raporda çocukların yaşının tutmadığı halde yasadışı yollarla çocukların kayıt ettirildiği belirtilirken bir velinin ağzından yazılanlar pes dedirtti. Velilerin anlattığına ve raporda belirtilene göre; okulun top havuzu odası ile bodrum katı gibi alanların yaş gruplarına göre ceza odası olarak kullanıldığı ve öğrencilerin bu bölgelere kapatıldıklarına yer verildi. Bunların yanı sıra bazı velilerin anlattıkları okulda çocuklara işkence edildiğini ihtimalini de göz önüne getirdi. Bazı velilerin rapora da geçen ifadelerine göre çocukların kollarında morluklar ve diş izlerinin de olduğu ve çocuğunun karanlık yerlerden korkmaya başladığını, uyuyamadığını, gece uykusundan sıçrayarak uyandığını ve hatta tuvalete bile tek başına gitmeye korktuğunu belirtilmiş.

    Sanıklara 14 yıla kadar hapis istemi

    Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 6 sanık hakkında davanın iddianamesinde servis şoförü Tamer İ. ve eşi Yurdagül İ.’nin “bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarından 3 yıldan 14 yıla kadar, tutuksuz yargılanan servis hostesi Dilara K. hakkında da 3 yıldan 9 yıla kadar, okuldaki görevlilerden Bekir G. hakkında “bilinçli taksirli ölüme sebebiyet verme” suçundan 3 yıldan 9 yıla, Arzu G. hakkında ise “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarından 2 yıldan 5 yıla kadar, Ahmet S. içinse “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”, “suça azmettirme” suçlarından 6 aydan 5 yıla kadar ceza talep edildi.

  • Alperen’in sanıklarının ağır cezada yargılanması için üst mahkemeye başvuruldu

    İzmir’in Çiğli ilçesinde, 3 yaşındaki Alperen Sakin’in serviste unutularak ölmesinin ardından asliye ceza mahkemesinde yargılanan 2’si tutuklu 6 sanığın ağır ceza mahkemesinde yargılanması için görev itirazında bulundu.

    İzmir’de, 3 yaşındaki Alperen Sakin’in serviste unutularak hayatını kaybetmesinin ardından asliye ceza mahkemesinde yargılanan 2’si tutuklu 6 sanığın ağır ceza mahkemesinde yargılanması için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen bir üst mahkemeye, sanıkların işlemiş oldukları suçların toplumda infial uyandıran suçlardan olması, kastı aşan insan öldürme suçu kapsamına girebileceği nedeniyle görev itirazında bulundu.

    Geçtiğimiz 15 Ağustos günü, Çiğli ilçesinde 3 yaşındaki Alperen Sakin, bir anaokulu servisi içerisinde unutuldu ve saatlerce araç içerisinde kalarak hayatını kaybetti. Olay tüm Türkiye’yi üzüntüye boğarken, servis şoförü Tamer İ., kreş sahibi ve aynı zamanda servis şoförünün eşi Yurdagül İ. tutuklanırken, 4 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Servis şoförü Tamer İ. ve eşi Yurdagül İ.’nin tutuklu yargılandığı davada savcı, karı-koca hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarından 3 yıldan 14 yıla kadar ceza talep etti. Tutuksuz yargılanan servis hostesi Dilara K. hakkında da 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcı yine okuldaki görevlilerden Bekir G. hakkında “bilinçli taksirli ölüme sebebiyet verme” suçundan 3 yıldan 9 yıl, Arzu G. hakkında ise “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarından 2 yıldan 5 yıla kadar cezasını istedi. Öte yandan, Ahmet S. içinse “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”, “suçuna azmettirme” suçlarından 6 aydan 5 yıla kadar ceza talep edildi.

    Bir üst mahkemeye itiraz edildi

    Yaşanan olay sonrasında savcı Şükran Dedeağaoğlu’nun sanıklar hakkında hazırladığı iddianame Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilirken, sanıklar hakkında dava açıldı. Sanıklar geçtiğimiz 9 Kasım günü ilk kez hakim karşısına çıktı. Görülen davada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen, dosyanın Karşıyaka Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti ancak hakim talebi ret etti. Avukat Müjgan Bilgen Özen, geçtiğimiz gün bir üst mahkeme olan Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesini talep etti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Özen’in verdiği dilekçede, sanıkların işlemiş oldukları suçların toplumda infial uyandıran suçlardan olması, yargılama sonucunda sanıkları alacakları cezaların miktarının Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanını aşması, ayrıca duruşmada dinlenen sanık beyanlarına ve dinlenecek tanık beyanları sonucunda suç vasfı değişebileceğinden, suçların kastı aşan insan öldürme suçu kapsamına girebileceği nedeniyle görev itirazında bulunarak dosyanın Karşıyaka Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiğini fakat mahkemece kabul edilmediğini belirtti. Ayrıca, Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ara kararı kamu vicdanına, hakkaniyetine, hukuka aykırı olduğunu, bir üst mahkemeye başvurma zorunluğu oluştuğunu, bu nedenle Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ara kararının bozularak dosyanın Karşıyaka Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi talep edildi. Öte yandan, önümüzdeki Pazartesi günü görülecek dava tanıkların dinlenmesi ile devam edilecek.

  • Minik Alperen’in saklanan görüntüleri ortaya çıktı

    İzmir’in Çiğli ilçesinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in serviste unutularak ölmesinin ardından okul tarafından saklanan güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Alperen Sakin’in cansız bedeninin okul içerisine alınması güvenlik kamerasına yansıdı.

    3 yaşındaki Alperen Sakin, geçtiğimiz 15 Ağustos günü Çiğli ilçesinde bir anaokulu servis içerisinde unutuldu ve saatlerce araç içerisinde kalarak hayatını kaybetti. Olay tüm Türkiye’yi üzüntüye boğarken, servis şoförü Tamer İ., kreş sahibi ve aynı zamanda servis şoförünün eşi Yurdagül İ. tutuklanırken 4 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yaşanan olay sonrasında savcı Şükran Dedeağaoğlu’nun sanıklar hakkında hazırladığı iddianame Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilirken sanıklar hakkında dava açıldı. Sanıklar geçtiğimiz cuma günü ilk kez hakim karşısına çıktı.

    6 kişi hakkında dava açıldı

    Servis şoförü Tamer İ. ve eşi Yurdagül İ.’nin tutuklu yargılandığı davada savcı, karı-koca hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarından 3 yıldan 14 yıla kadar ceza talep etti. Tutuksuz yargılanan servis hostesi Dilara K. hakkında da 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcı yine okuldaki görevlilerden Bekir G. hakkında “bilinçli taksirli ölüme sebebiyet verme” suçundan 3 yıldan 9 yıl, Arzu G. hakkında ise “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarından 2 yıldan 5 yıla kadar cezasını istedi. Öte yandan, Ahmet S. içinse “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”, “suçuna azmettirme” suçlarından 6 aydan 5 yıla kadar ceza talep edildi.

    Güvenlik kamerası görüntüsü çıktı

    Alperen Sakin’in ölümüne neden olan ve ilk başta okul sahibi tarafından saklanmaya çalışılan polis ekiplerinin araştırmasıyla bulunan okula ait güvenlik kamera kayıtları ortaya çıktı. Okul güvenlik kamerası kayıtları uzmanlarca incelendi. Yapılan incelemelerde, gerçekler ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerine göre, Alperen Sakin ve arkadaşlarının servis aracı ile saat 08.08’de anaokulun önüne getirildiği görüldü. Okulda olmadığı 9 saat sonra fark edilen minik Alperen’in cansız bedeninin 17.01’de, okul görevlisinin kollarında okul bahçesinden içeri alındığı belirlendi. Okul içinde 2 dakika 41 saniye tutulan Alperen’in, 17.03’de üzerine çarşaf sarılı olarak çıkartılıp hastaneye özel araçla götürüldüğü tespit edildi. Bilirkişilerin incelediği görüntülerde, okuldaki çocukların olanları fark etmeyip yemek yedikleri, personelin ise büyük telaş yaşadığı yer aldı.

  • Serviste unutulan Alperen’in davası

    İzmir’in Çiğli ilçesinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in serviste unutularak ölmesinin ardından açılan davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmanın ikinci bölümünde bakanlık avukatı ve Sakin ailesinin avukatları sanıkların ağır cezada yargılanmasını talep ederken hakim talebi ret etti.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşanan olayda 3 yaşındaki Alperen Sakin, servis içerisinde saatlerce unutulmuş ve can vermişti. Olayın ardından açılan davada sanıklar, Karşıyaka 2. Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. İlk celsesi görülen davaya tutuklu sanıklar Tamer İ., Yurdagül İ. ile tutuksuz sanıklar Dilara K., Arzu G., sanık avukatları, Alperen Sakin’in babası Serkan, annesi Buket Sakin, ailenin avukatı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen, Milli Eğitim Bakanlığı avukatları katıldı. Sakin ailesine 20 avukat vekillik yaptı.

    Duruşmanın ilk aşamasında tutuklu sanıklar Yurdagül İ., Tamer İ. ve Dilara K. dinlenmişti. Aranın ardından tutuksuz sanık Arzu G.’nin dinlenmesi ile başladı. Kreşte öğretmen olan tutuksuz sanık Arzu G., “0-2 yas grubu öğretmeniydim. Sabah 08.30 sıralarında okula geldim. Okula geldiğimde servis çoktan gelmişti. Bütün çocuklar okuldaydı. Bütün çocuklarla birlikte kahvaltıya geçtik. Kahvaltıdan sonra ana salona geçtik. Çocuklara oyuncak verdik. Nurcan öğretmen doğum günü hazırlığı için bahçeye geçince 15 öğrencisini bana bıraktı. Benimde 10 öğrencim vardı. Bütün çocuklar bende. Diğer yanda Hiragül kucağımda, ağlayan bebeklerim vardı. O esnada yardım için Dilara bahçeye çıktı. Ne kadar durdu bilmiyorum ama tekrar içeri girdi. Daha sonra doğum günü için çocuklar dışarı çıkarttılar. Çok kalabalık olunca benim baktığım çocuklar bebek olduğu için mutfağa aldılar. Pasta kesimini yaptılar. Bize de verdiler. Daha sonra kendi bebek grubumun üst değişimini yaptım. Kimisinin altlarını aldım. Uykuya geçtikten sonra uyumayan öğrencilerimle ilgilendim. Saat 16.30-17.00 sıralarında kendi grubumdaki bebeklerin yoklamasını aldım. Daha sonra yandaki 3 yas grubu yoklamasına baktım. Alınmamıştı. Ben almak istedim. ’Alperen burada mı?’ diye sordum. Yoktu. Dilara, ’Sabah Alperen’i aldık’ dedi. ’Emin misin, Alperen’i aldıysanız, Alperen burada olur. Alperen yok’ dedim” diye konuştu.

    Arzu G., savunmasının devamında, “Dilara, Nurcan öğretmenin yanına gitti mutfağa. Dilara bir soru sordu ama ne sordu bilmiyorum. Nurcan öğretmen de Alperen’in olmadığını söyledi. Hep beraber Tamer İ.’nin odasına gittik. Alperen’i aldınız mı?’ diye sorduk. O da ’Evet evinden aldık’ dedi. ’İsterseniz okula bakın’ dedi. Biz de okulda hiç görmediğimizi söyledik. Tamer İ. cebinden servis aracının anahtarını çıkarıp ’Araca bakın’ dedi. Ben o an şok oldum. Nurcan öğretmen ve Dilara araca gitti. Ben Alperen’i Nurcan öğretmenin kucağında gördüm. Ağladım. Nurcan öğretmen Alperen’i Tamer İ.’nin odasındaki halıya uzandırdı. İçeride aşçı Tülay abla, Nurcan öğretmen ve Tamer vardı. Tamer bey telefon ile eşi Yurdagül İ.’yi aradı, ’Çocuk öldü çabuk gel’ dedi. Aradan 5 dakika geçmeden Yurdagül İ. geldi. Ben o sırada 112’yi aradım. O ara Yurdagül İ. bana ’Kapat kapat, biz özele götüreceğiz’ diyerek zorla telefonu kapattırdı. Nurcan hoca Alperen’i kucağına aldı, Yurdagül hocanın aracı ile hastaneye götürdüler. Zaman geçtikten sonra Tamer beyin telefonu çaldı. Biriyle konuştu ama kimle konuştu bilmiyorum. Tamer bey kamera kayıtlarını söküyordu. Ekranını söküp bir poşete koydu. Bunları Tülay hanıma verdi, nereye götürdü bilmiyorum. Tamer bey ’servise çıkalım’ dedi. Ben itiraz ettim. Israrla çıkacağımızı, diğer çocukların velilerinin beklediğini söyledi. Çıkmak zorunda kaldım. Çocukları ailelerine teslim ediyordum. Tamer beyin telefonu çaldı. Bana telefonu verdi. Telefonun ekranına baktığımda Ahmet S. yazıyordu. Telefonda ki Ahmet S. ’Arzu sen misin?’ dedi. ’Evet benim’ dedim. ’Şimdi söyleyeceklerimi dikkate al, hiçbir şekilde doğruyu söylemeyeceksin. Alperen’in yatakta öldüğünü söyleyeceksin, aile zaten kabullendi. Doğruyu söylersen meslek hayatın biter’ dedi. Ben ağladım. Bana ’Hiç ağlama daha kötü şeylerde olabilir’ dedi. Eda öğretmen okulda yoktu sonradan okula gelmişti. Bana, ’Yatakta oldu diye söyle, fazla detaya girme’ dedi. Bizi İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürdüler. O anda Ahmet beyin baskı ve tehdidi aklıma geldi. İlk onun dediği gibi ifade verdim. Ancak vicdanım rahat değildi. İfadeden sonra Ahmet bey yanıma geldi. ’Benim dediğim gibi mi ifade verdin’ dedi. Bende ’evet’ dedim. O an Ahmet beyin yüzünde rahatlama görünce vicdanım rahat değildi. O an Nurcan öğretmen de gelmişti. Birlikte polise doğruları anlatarak gerçekleri anlattım” ifadelerini kullandı.

    Okula müfettişleri gelmeden önce okula bilgi verildiğini ileri süren sanık Arzu G., müfettişler gelmeden Yurdagül İ. beni bebeklerle kendi evine götürdüğünü hatta müfettişlerin 2 gün üst üste gelince 2 gün bebeklerle Yurdagül İ.’nin evine gittiğini söyledi.

    Uyku apnesi var mı diye sormuşlar

    Minik Alperen’in babası Serkan Sakin ise sabah Alperen’i annesinin verdiğini belirterek, “Saat 09.00 sıralarında kalktım. İşe gittim. İsten çıkınca eşimi aradım. ’Çiğli’de alışverişe gidelim’ dedi. O sırada bana Yurdagül İ. Tarafından telefon geldim. ’Alperen bayıldı. Acilen hastaneye gelin’ dedi. Birinci attıkları konum başka bir hastaneydi. Bu sırada zaman geçti. İkinci konum doğruydu. Hastaneye geldiğimiz de Yurdagül, Nurcan, Ahmet S. ve bir kaç kişi vardı. Gelip bana, ’Alperen’in uyku apnesi var mı, uyku krizi geçirir miydi’ diye sorular sordular. Bizi acilden içeri almıyorlardı. Kimse bana haber vermedi. Yaklaşık 40 dakika acilin önünde bekledik. Daha sonra çocuğumu görmek için illa gireceğim diyence içeriden doktor gürültüye çıkıp ne oluyor burada dedi. Bende Alperen’in babası olduğunu söyledim. İçeri aldılar. Bize çocuk geldiğinde öldü dediler. Eşim düştü bayıldı. Bize uyku krizi, uyku apnesi var mı diyen kişiler yanımdan uzaklaştı. Dışarıya çıktığımızda bir kişi gelip beni teselli etmeye çalışıyordu. Onun daha sonra Ahmet S. olduğunu öğrendim. Bana ’Bunları 17 senedir tanıyorum. Emin olun, çocuklarınıza iyi bakmışlardır’ diye söyledi. Kim olduğunu sorunca yanımdan uzaklaştı. Eşim bağırdı, ’çouğuma ne yaptınız, kamera kayıtlarını istiyorum’ dedi. Uzakta Yurdagül İ. telefon ile konuşuyordu. Sanıkların tamamından şikayetçiyim. İşimi kaybettim, ailemin içerisinde çok büyük yıkım var” dedi.

    “2 gün uykuda öldü diye biliyordum”

    Bitkin ve üzgün olduğu görünen anne Buket Sakin ise, “Sabah 06.45 civarında uyandım. Alperen’i giydirdim. Sütünü verdim. Her sabah 240 mg içen çocuk sadece 70 mg süt içti. Uyur bir şekildeydi. Şişeyi tekrar tuttum. ’Anne istemiyorum’ dedi. Saat 07.05’te Dilara K. telefon ile aradı, ’Biz çocuğu almaya geliyoruz’ dedi. Alperen’i kucağıma aldım. Ayakkabılarını giydirirken gözlerini açtı, ’anne okula mı gidiyoruz’ dedi. Bende ’evet’ dedim. Aşağıya indik, 10 dakika bekledik. Servis aracı geldiğinde kucağımdan Alperen’i alırken oğlum bana baktı. Alperen’in hiç koltuğu değişmezdi, o günde aynı yere oturttular. Alperen bana baktı kafası döndü. Servis aracı uzaklaştı. Akşam 17.12’de Yurdagül beni aramış ancak ben duymamış. Ardından eşim Serkan’ı aradı. Serkan daha sonra bana döndü, ’Eşyaları bırak Alperen kreşte bayılmış’ dedi. Hemen arabaya bindik, adresi tam tespit edemediğimiz için Yurdagül İ.’yi aradım. Telefonda ’Alperen’e ne oldu’ dedim. ’Alperen bayıldı, doktorlar bize bir şey söylemiyorlar’ dedi. Adresi bilmediğim için telefonuma konum attı. Asıl hastaneye 600 metre mesafede bir yerin konumunu attı. Hastanede Alperen’i bulamadık. İkinci konum atıldı. Asıl hastaneye gittik. Yurdagül acilin girişinde bizi bekliyordu. Bekledik acil önünde. Yanıma Nurcan gelip, Alperen’in uyku krizi olup olmadığını sordu. Ben de olmadığını söyledim. Doktorlar bizi içeri aldılar, Alperen’in geldiğinde öldüğünü söylediler. Yavrum gözleri açık masada mosmor yatıyordu. Dışarı çıktım Yurdagül’e kamera kayıtlarını istediğimi, oğlum nasıl bu hale geldiğini sordum. Yurdagül sustu. Ondan bana, Alperen’in öğle uykusuna yatırıldığını, bütün çocukların geldiğini, Alperen’in gelmediğini, uykuda öldüğünü söylediler. Ben iki gün oğlumun bu şekilde öldüğünü biliyordum” dedi

    Ağır cezada yargılanması talep edildi

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen, sanıkların yargılama sonucu, asliye ceza mahkemesinin vereceği cezanın aştığını düşündüklerini, dosyanın Karşıyaka nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti. Müşteki avukatları da, dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti. Tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyelerini talep etti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını, tutuksuz sanıkların tutuklanmasını talep etti. Bu celse dinlenecek olan tanıkların saatin geç olması nedeniyle bir sonraki celse dinlenilmesine, sanıkların ağır cezada yargılanması taleplerinin ret edilmesine, tutuksuz sanıkların tutuklu yargılanması taleplerinin ret edilmesine, eksikliklerin giderilmesine karar verip duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    “Adalete güvenimiz tam”

    Duruşma sonrası konuşan Alperen Sakin’in babası Serkan Sakin ,’’Mahkememiz 20 Kasım’a ertelendi. Sanıklar ve biz dinlendik. Aynı acıyı yaşadık. Adalete güvenimiz tam. İnşallah adalet tecelli edecektir’’ dedi. Ailenin avukatı Fikret Türkyılmaz ise, ’’Alperen’in ölümü servis yönetmeliklerinin değişmesine sebep oldu. Servis araçlarının denetlenmesine sebep oldu. Alperen’in vefatı bu konuda diğer çocukların mağdur olmasını engeller diye düşünüyoruz. Adaletin tecelli etmesi için mücadele ediyoruz’’ dedi.

    Duruşma tutuksuz sanık ve tanıkların dinlenmesiyle devam edecek

    Geçtiğimiz 16 Ağustos günü Çiğli ilçesindeki bir anaokulunda yaşanan olayda, 3 yaşındaki Alperen Sakin servis içerisinde unutulmuş ve saatlerce araç içerisinde kalarak hayatını kaybetmişti. Olay tüm Türkiye’yi üzüntüye boğarken, servis şoförü Tamer İ., kreş sahibi ve aynı zamanda servis şoförünün eşi Yurdagül İ. tutuklanmıştı. Yaşanan olay sonrasında savcı Şükran Dedeağaoğlu’nun sanıklar hakkında hazırladığı iddianame Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmiş ve sanıklar hakkında dava açılmıştı.

  • AK Partili Dağ, Alperen’in ilk duruşmasına katıldı

    İzmir’de geçtiğimiz Ağustos ayında kreş servisinde unutularak havasızlıktan hayatını kaybeden 3 yaşındaki Alperen Sakin’in ilk duruşmasını takip eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “Buradan kamu vicdanını rahatlatacak olan bir kararın çıkması, böyle bir hadisenin bir daha yaşanmaması noktasında önemli olacaktır” dedi.

    İzmir’in Çiğli ilçesinde bir kreşte geçen Ağustos ayında yaşanan olayda, 3 yaşındaki Alperen Sakin servis içerisinde unutulmuş ve 9 saat araç içerisinde kalarak hayatını kaybetmişti. Olay tüm Türkiye’yi üzüntüye boğarken, servis şoförü Tamer İ. ile kreş sahibi ve aynı zamanda servis şoförünün eşi Yurdagül İ. tutuklanmıştı. Bugün görülen ilk duruşmada, 2’si tutuklu 6 sanık hakim karşısına çıktı. Devam eden duruşmaya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican da katıldı.

    Duruşmada sanık ve tanık ifadelerinin alınacağını belirten Hamza Dağ, “Tüm Türkiye’yi üzen bir hadise yaşanmıştı. Sonrasında okul servisleriyle ilgili çok önemli düzenlemeler gerçekleştirildi. Bu konuda da bir daha benzer bir hadisenin yaşanmaması noktasında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalarını yürütüyorlar. Denetleme faaliyetlerini yürütüyorlar. Buradan da kamu vicdanını rahatlatacak olan bir kararın çıkması, böyle bir hadisenin bir daha yaşanmaması noktasında önemli olacaktır. Bize de düşen bir hukukçu ve siyasetçi olarak burada kamu vicdanını rahatlatacak bir kararın çıkması için yargıya da müdahale etmeden davanın takibini sağlamaktır” diye konuştu.

    Dağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İddianame okunup sanıkların ifadesi alınacak ve aynı zamanda da şahit beyanları alınacak. Biz AK Parti olarak bu davanın takipçisiyiz. Serviste vefat eden Alperen evladımızın ailesinin davada gerekli desteği hissetmesi açısından duruşmaya katılım sağladık. Duruşma devam ediyor. Bugün sanık ve tanık ifadeleri alınacak. Eğer dosyada eksiklikler varsa onunla ilgili karar verilecek. Bundan sonra devam edecek duruşmaları takip edeceğiz.”