Etiket: Almayı

  • Araplar Trabzon’da en çok Akçaabat ve Yomra ilçelerinden konut almayı tercih ediyor

    Araplar Trabzon’da en çok Akçaabat ve Yomra ilçelerinden konut almayı tercih ediyor

    Trabzon’a son yıllarda Körfez ülkelerinden gelen turistlerin sayısı dikkat çekerken, Arap turistler Trabzon’dan konut almayı da ihmal etmiyor. Araplar, Trabzon’da en çok Akçaabat ve Yomra ilçelerinden konut almayı tercih ediyor.

    Doğa ve yayla turizminin yanı sıra Sümela Manastırı, Ayasofya, Atatürk Köşkü gibi çok sayıda tarihi ve turistik değere sahip Trabzon, pandemiye rağmen son yıllarda yabancıların da ilgi odağı haline geldi. Geçmiş yıllarda durgun bir konut piyasasına sahip olan Trabzon, özellikle Körfez ülkelerinden gelen yabancı yatırımcılar için Türkiye’de gayrimenkul satın almak istedikleri bir bölge olarak öne çıkıyor. Son yıllarda Türkiye’nin yanı sıra uluslar arası gayrimenkul piyasasında da görülen Trabzon’da yabancıların 2014 yılından itibaren gayrimenkul yatırımı yapma eğiliminin arttığı gözlendi.

    2014 yılında 10., 2015 yılında 8., 2016 yılında 6., 2017 yılında 5., 2018 yılında 7., 2019 yılında ise 8. olan Trabzon, 2020 yılında Ekim ayına kadar ise Türkiye’de Araplar’ın en fazla konut sahibi olduğu ilk 10 şehir arasında yerini aldı.

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Ömer Turgut, yatırım tercihinde son yıllarda özellikle Trabzon’un öne çıktığını kaydetti. Turgut “Trabzon başta olmak üzere Rize, Artvin, Ordu ve Giresun şehir merkezlerini ve yaylalarını ziyaret eden Araplar’ın bu bölgeyi tercih etmelerinin en önemli nedenleri, serin, yağmurlu iklim ile doğal güzellikleri ve yeşil teması. Ayrıca konut fiyatlarının İstanbul, Antalya, İzmir ve Ankara gibi illere nazaran daha düşük olması ve Trabzon’da havalimanı olması Araplar’ın bu bölgeyi tercih etmesinin nedenleri arasında yer alıyor” dedi.

    Yomra bölgesi tamamen Araplara yönelik ilerliyor

    Trabzon’da yabancıya konut satışının büyük bir kısmının Körfez ülkeleri vatandaşlarına yapıldığını belirten Turgut, “Son yıllarda Körfez ülkelerine yapılan satışlar Trabzon’da konut fiyatlarını, restoran ve bağlantılı sektörleri de etkiledi. Arap yatırımcıların Trabzon‘u tercih etmelerindeki öncelikli faktörler iklim ve doğa koşulları. Arapların kendi ülkelerinde yeşil ve maviyi bulamıyor. Konut fiyatlarının İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlere kıyasla daha uygun olması, ulaşımın rahatlığı ve metropoliten şehir karmaşasının yaşanmamasından kaynaklanıyor. Arapların Trabzon’a gelme tarihleri Nisan-Ekim ayları arasında oluyor. Daha çok bahar ve yaz aylarını tercih ediyorlar. Maksimum 10-30 gün kalıyor ve izin sürelerini geçiriyorlar. Genellikle 3+1 daire tipini tercih ediyor, bir siteden birkaç daire satın alıp birleştirme yapabiliyorlar. Ayrıca Arapların Türkiye’de edindikleri konutu sadece yazlık amacıyla 15-20 gün kullanmaları da villaya yönelmemelerinin bir başka nedeni. Edindikleri konutları kullanmadıkları dönemde kiraya vermediklerini de görüyoruz. Daha çok Yomra/Kaşüstü-Ortahisar/Yalıncak bölgesini tercih ediyorlar. Satış ofisleriyle yaptığımız görüşmelerde bu bölgede Araplara yapılan satışların yüksek oranda olduğunu belirledik. Trabzon’un merkez ilçesi olan Ortahisar ve nüfus anlamında yoğun ilçelerin başında gelen Akçaabat bölgelerinde az sayıda konut projesinde Araplara satış yapılıyor. Yomra bölgesinde ise piyasa hemen hemen tamamen Araplara yönelik olarak ilerliyor” şeklinde konuştu.

    Kişiye özel hizmet talebi

    Arap müşterilerin talepleri arasında yaşam alışkanlıkları doğrultusunda kişiye özel hizmet talebi, minimum 200 m2’lik yaşam alanı ve sakinliğin geldiğini vurgulayan Turgut, “Bunun yanı sıra sosyal alanlarda kapalı havuz, yeşil doğa manzarası talebi üst seviyede. Ayrıca detay bir talep olarak WC kullanımında fıskiye tipi ve prizde İngiliz tipi dikkat çekiyor. Yeni yapılan site yapılaşmalarında Araplara satışlar Türk müşterileri de kısmi olarak etkiliyor. Ortahisar/Yalıncak-Yomra/Kaşüstü bölgesinde daha çok Araplara satışlar yoğun. Bu nedenle Türk müşterilerin bu bölgeyi tercih etmediklerini, Arap yaşamı ve kültürüne uzak olan kesimin Akçaabat/Yıldızlı-Akçaabat/Söğütlü bölgesini tercih ettiğini belirledik. Öte yandan, aynı sitede Türk-Arap yaşam kültürünün bir arada olduğu projeler de mevcut. Arapların maksimum 10-30 gün kalması Türk müşterilerin tercihlerini etkiliyor. Kısa süreli konakladıkları için konut alımını aynı siteden yapabiliyorlar” diye konuştu.

    Arap müşteriler tanıdıklarını da getiriyorlar

    Arap müşterilerin bir diğer özelliğinin başka Arapları da aynı siteden ev almaya yönlendirmek olduğunu kaydeden Turgut, “Herhangi bir siteden konut alıp memnun kalan bir Arap müşteri, tanıdıklarını da bu siteye yönlendiriyor. Arapların yeşili ve doğayı sevmesi Uzungöl ve Sera Gölü gibi doğal güzellikleri olan bölgeleri de etkiliyor. Yemek yemek, günü geçirmek ve dinlenmek için bu bölgeleri sıklıkla tercih ediyorlar. Trabzon‘da artık genel olarak bir Arap etkisi mevcut. Şehirdeki tabelaların hemen hemen hepsi Arapça. Şehir merkezindeki önemli perakende caddelerindeki vitrinler, restoran menüleri de Arapça. Araplara satış yapmayı hedefleyen satış ofislerinde Arap kökenli ve Arapça konuşan bir çalışan bulunuyor ve tanıtım broşürleri Arapça hazırlanıyor. Arap yatırımcıların Türkiye‘ye yaptıkları yatırımların büyüklüklerine baktığımızda Irak vatandaşlarının daha ufak alanları tercih ettikleri ama Suudi Arabistan’dan gelenlere göre daha büyük alanları satın aldıklarını görüyoruz. Tercihler de milletlere göre farklılık gösteriyor” ifadelerini kullandı.

  • Akaryakıtçılar kredi kartından komisyon almayı düşünüyor

    Petrol Ürünleri İşverenleri Sendikası (PÜİS) Samsun Şube Başkan Zafer Güler, akaryakıt bayilerinin bankalara yüzde 2,5 kredi kartı komisyonu ödediğini belirterek, “Kredi kartı komisyonlarının aşağıya inmesi ve faizlerin düşmesi lazım. Yoksa gelecekte kredi kartlarından komisyon almayı düşünüyoruz” dedi.

    PÜİS Samsun Şube Başkan Zafer Güler, akaryakıt piyasasının 2018 yılındaki durumu ve 2019 yılındaki beklentileri hakkında açıklamalarda bulundu. Akaryakıt fiyatlarının yüksek olmasına rağmen kar marjlarının düşük olduğunu ifade eden Güler, vatandaşların genellikle 50 liralık akaryakıt almayı tercih ettiklerini, depo fulleme olayının artık tarih olduğunu ifade etti.

    “Akaryakıtta kredi kartı komisyonlarının kaldırılması lazım”

    Kar marjlarından kesilen kredi kartı komisyonlarının kaldırılması gerektiğini vurgulayan Zafer Güler, “2018 yılının akaryakıt açısından iyi geçtiğini söyleyemeyiz. Kredi kart komisyonlarının yükselmesinden dolayı bayi kar marjlarında düşüşler oldu. Asgari ücretin yükselmesi ve diğer giderlerin artmasıyla bayiler zor durumda kaldı. Normalde yüzde 4,5 kar marjıyla çalışan bayilerin yüzde 2,5 kredi kartı komisyonu vermesi, altından kalkabileceği bir durum değil. Yani 100 liralık benzini kredi kartından çektiğinizde biz bundan 97,5 lira alıyoruz. 2,5 lira kendi karımızdan gidiyor. Başka bir alışveriş yaptığınızda kredi kartlarından komisyon alınmıyor. Ama akaryakıt fiyatları önceden düşük olduğu için biz bunları minimize edebiliyorduk. Bayiler olarak bunu tüketiciden istemiyorduk. Bugünkü şartlarda çok zorlanıyoruz. Kredi kartı komisyonlarının aşağıya inmesi ve faizlerin düşmesi lazım. Yoksa gelecekte kredi kartlarından komisyon almayı düşündük, hala da düşünüyoruz. Şu anda bizim karlarımız dövize ya da TL’ye göre artıp-inmiyor. Her litrede 25 kuruş kar ediyoruz. Giderlerimize baktığımızda ise devamlı artan giderlerimiz var. Kar marjlarımız belirli bir seviyeye getirilmezse sektörde el değiştirmeler ve kapatmalar devam eder. Samsun’da 2018 yılında bu nedenle 15-20 akaryakıt istasyonu kapandı ya da el değiştirmek zorunda kaldı” diye konuştu.

    “Akaryakıta devlet müdahale etmese fiyatlar uçuk rakamlara çıkardı”

    Devletin akaryakıta olan ilgisinin devam etmesi gerektiğini dile getiren Güler, “2018 yılında devlet müdahale etmeseydi akaryakıt fiyatları uçuk rakamlara çıkacaktı. Benzin fiyatları 7,5-8 TL gibi rakamlara çıkabilirdi. Bu rakamlara da geldi ama devlet bunu ÖTV’den karşıladığı için 6 liraya indirildi. Bugün motorin 5,75’den satılıyor. 6 lira gibi de benzin satılıyor. İstikrarı sağlamak da iyi oldu. Çünkü her gün inen ve çıkan akaryakıt fiyatları tüketiciyi de bayiyi de sıkıntıya sokuyordu. Motorin ve benzinin şu anda 5 liranın altında olması lazım. Psikolojik bir sınır olarak bu çok önemli. Eğer çiftçiye 5 liranın altında motorin vermezsek aldığımız tarım ürünleri maliyet olarak bize geri gelir. LPG de 3 lira bandında tutuluyor. LPG’de de yine devletin 1 lira gibi bir sübvansiyonu var” şeklinde konuştu.

    Depo fulleme olayının çok nadir olduğunu açıklayan Güler, şunları söyledi:

    “Fiyatların yüksekliği vatandaşları tedirgin ediyor. Bu fiyatlarla artık kimse depoyu fulleyemiyor. Bazı vatandaşlar uzak bir yere gidecekse ancak o zaman depoyu fulleyebiliyor. Şu anda satışlarımız genelde 50 lira bandında gidiyor. Çünkü sadece akaryakıt değil hayat pahalandı. Bunun için insanlar her şeyi hesap ederek yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Umudumuzu yine de yitirmedik. Ekonomi mutlaka iyi bir yere gelecektir. Bu kararlılık sürerse şartların düzeleceğine inanıyorum. Akaryakıt tüm sektörleri etkileyen bir sektördür. Devletin akaryakıtın üstünde durmaya devam etmesi gerekiyor.”

  • Kansere Gülümse Derneği Rektör Alma’yı ziyaret etti

    Kansere Gülümse Derneği Iğdır İl Temsilcisi Bilge Hatun Oğan, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma’yı ziyaret etti.

    Kanserin dünya genelinde çok tehlikeli boyutlara ulaştığını ve iyileşme sürecinin zor olduğunu ifade eden Rektör Alma, Iğdır Üniversitesi olarak her zaman Kansere Gülümse Derneği’nin yanında olduklarını belirtti.

    Her yıl düzenlenen Kanser Haftası dolayısıyla halkı bilinçlendirme çalışmalarına yoğunluk verdiklerini kaydeden Kansere Gülümse Derneği Iğdır İl Temsilcisi Bilge Hatun Oğan, kanserle mücadele noktasında farkındalık yaratmanın önemli bir yer tuttuğunu aktardı.

    Kansere Gülümse Derneği Başkanı Bilge Hatun Oğan, Rektör Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma’ya teşekkür plaketi verdi.

  • DEAŞ Militanı Kılıçdaroğlu’nu silahla hedef almayı planlamış ancak silah bulamamış

    Kayseri Emniyeti tarafından sürdürülen operasyonda Adalet Yürüyüşü’ne saldırı hazırlığındayken Kocaeli’de yakalanan DEAŞ Oğuzhan Korkmaz’ın, vatandaşları ezdikten sonra oluşan panik ortamında Kılıçdaroğlu’nu silahla hedef almayı planladığı ancak silah temin edemediği ortaya çıktı.

    Kayseri Emniyet Müdürlüğü tarafından olayla ilgili olarak yapılan açıklamada, “DEAŞ terör örgütünün ülkemiz genelinde faaliyetlerinin engellenmesi, etkisiz hale getirilmesi, örgüt mensuplarının yakalanması, ülkemizde meydana gelebilecek sansasyonel bir eylemin önlenmesi amacıyla Terörle Mücadele Şube Müdürlüğümüzce yapılan çalışmalar neticesinde;

    Kayseri İl Emniyet Müdürlüğümüzce yürütülmekte olan soruşturma kapsamında; 05.07.2017 günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşüne yapılmak istenen saldırı girişimi ile ilgili; korteje yakın bir yerde eylemi gerçekleştireceği esnada yakalanan şüpheli O.K. isimli şahısla irtibatlı olan ve DEAŞ terör örgütünün ilimiz yapılanması içerisinde faaliyet gösteren; E.E, A.M, A.K, F.Ö, S.A, K.K, K.A, S.İ, A.K, S.K, B.K, F.K, A.T, A.A, isimli şahıslar 05/07/2017 ve 07/07/2017 günü yapılan operasyonlarda yakalanmıştır” denildi.

    Açıklamada, eylemi gerçekleştirecek olan Oğuzhan Korkmaz’ın, Adalet Yürüyüşü’nde kortejin ortasından başlayıp CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu alana gelene kadar vatandaşları ezmeyi planladığı, akabinde oluşan panik ortamında Kılıçdaroğlu’nu silahla hedef almayı planladığı ancak silah temin edemediği bildirildi. Kayseri Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Şüphelilerin ilimiz ve Türkiye’nin değişik illerinde eylem arayışları içerisinde oldukları tespit edilmiştir.

    Şahıslardan; O.K, E.E, A.M, F.Ö, S.A, K.K, K.A, S.İ, A.A çıkarılmış oldukları 3.Sulh Caza Hakimliğinin 2017/401 D.İş sayılı kararına istinaden; ’silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan tutuklanarak Nevşehir Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmişler, A.K, S.K, B.K, F.K, A.T, A.K isimli şahıslar ise adli kontrol olarak ’yurt dışına çıkış yasağı’ kararına istinaden serbest bırakılmışlardır.”

  • Maden işçilerinin aileleri cenazeleri almayı bekliyor

    Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Ovacık Mahallesi’ndeki kömür madeninde metan gazı sıkışması sonucu meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçilerin yakınları, cenazeleri almak için Adli Tıp Morgunda bekliyor.

    Kemer ilçesine bağlı Ovacık Mahallesi’nde kömür madeninde metan gazı sıkışması sonucu meydana gelen patlamada iki işçi hayatını kaybetmişti. İki işçinin cansız bedenleri patlamadan yaklaşık 8 saat sonra maden içerisinden çıkartılırken otopsi yapılmak üzere Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Hayatını kaybeden 2 işçinin cenazesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Morgu’na getirilmesi bekleniyor.

    Madende metan gazı sıkışması nedeniyle meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 2 işçinin de Zonguldaklı olduğu öğrenildi. 3 çocuk babası 39 yaşındaki Levent Korkmaz’ın emekliliğine 2 ay kaldığı belirtilirken, ailesinin sabah saatlerinde Zonguldak’tan Antalya’ya doğru yola çıktığı kaydedildi. Korkmaz’ın Türkiye’nin çeşitli madenlerinde çalıştığı, Antalya’daki madende ise 1.5 aydır çalıştığı öğrenildi.

    Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Morgu’nda olan 2 işçiden 37 yaşındaki Esen Çavuş’un ailesinin ise acı bekleyişi devam ediyor. 37 yaşındaki Çavuş’un eşi Serap Çavuş, morg önünde eşinin cenazesini bekliyor. Güçlükle ayakta durduğu görülen Serap Çavuş’a babası, annesi ve abisi destek oluyor. Gözyaşlarına boğulan Serap Çavuş, ‘Ben sensiz ne yaparım, Allah’ım gitti, baba bıraktı gitti, Esen gitti Esen, benim gücüm yetmez ben her şeye dayanırım ama buna dayanamam, benim gücüm nasıl yeter. Ah benim Esen’im ah, Esen neredesin? Neredesin yavrum neredesin” diyerek ağıtlar yaktı.

    “Madende çalıştığını bilseydik kesinlikle izin vermezdik”

    Öte yandan Esen Çavuş’un abisi İsa Çavuş, “Ben Zonguldak’ta maden ocağından tahlisiyeci olarak görev yapıyorum. Kurtarmak için yetişemedim. Kardeşim bilgi vermedi bize, verse asla izin vermezdik. Maden ocağında bir yıldan beri gizli çalışıyormuş. Haberimiz yoktu, olay olunca öğrendik, yıkıldık. Şantiyede çalışıyor diye biliyorduk. Bize öyle dedi. Üç yıllık evliydi” dedi.

    Abi Çavuş, maden ocağında iş güvenliği bakımından eksiklikler olduğunu, ocakta sensör ve gaz ölçer bulunmadığını, uzaktan izlemenin ise bulunmasına rağmen çalışmadığını iddia etti.