Etiket: Almanya’ya

  • MHP’li Günal’dan Almanya’ya: “Bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz”

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal, Almanya’nın, terör örgütü PKK sempatizanlarının yürüyüş yapmalarına izin vermesiyle ilgili, “Biz bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir, bunlarında üstesinden gelecektir” dedi.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal, MHP Çanakkale İl Başkanlığında düzenlenen basın toplantısına katıldı. Referandumla ilgili Günal, “Ülkemizin geleceği açısından içinde bulunduğumuz bu kaotik ortamdan bir an önce çıkmasını istiyoruz. Bütün şer güçleri içerdeki ve dışarıdaki vesayet organlarıyla, terör örgütleriyle ekonomik siyasi sıkıştırmalarla Türkiye’yi ciddi bir krize sokmaya çalışıyorlar. Bundan çıkmanın yolu da bu sistem tartışmalarını bitirip bir an önce önümüzde ekonomik, sosyal, siyasi sorunların çözümüne yapısal sorunların çözümüne odaklanmamız lazım. Onun içinde biz de bu kapsamda devlet için millet için Türklüğün bekası için ‘evet’ dedik. Yani Türkiye için ‘evet’ dedik. Bunu anlatmaya devam edeceğiz. Bizim hep ilkemiz önce ülkem ve milletim sonra partim, sonra ben anlayışı olduğu için. Bu kapsamda da gerekli fedakarlıkları yapıp, çözüm için geçmişten bugüne olduğu gibi krizlerin çözümünde inisiyatif almaya elimizi değil vücudumuzu taşın altına koymaya devam edeceğiz diyorum” dedi.

    “Bunların bırakmış olduğu izler kolay kolay silinmez”

    Almanya’nın, Frankfurt kentinde nevruz kutlamaları bahanesiyle ellerinde teröristbaşı Abdullah Öcalan ve PKK’yı simgeleyen bez parçaları ile yürüyüş yapan gruba izin vermesiyle alakalı açıklamalarda bulunan Günal, “Tabii bunlar geçmişten bugüne vesayet kurumu olduğunu ve vesayet savaşları olduğunu, batının geçmişten bugüne bazı terör örgütlerine kimine dolaylı kimine doğrudan kimi silahla kimini parayla desteklediğini biliyoruz. Bunlarda ikili görüşmelerde devlet görevlilerimiz tarafından kendilerinin önüne delillerle konuyor ama geçtiğimiz günlerde giderek artan Türkiye’deki bu referandum kampanyası sürecine müdahil olan tarzda bir çok ülkeden müdahaleler gördük. Bakanlarımıza izin verilmedi, vatandaşlarımıza izin verilmedi. Enteresan bir şekilde ‘hayır’ kampanyası yapanlar yapıyor ama terör örgütü bile burada yasaklandı denmesine rağmen bu sözde flamalarla posterlerle gösteri yapabiliyor. Tabi ki Almanya’yla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor. Ama Hollanda’da da bir takım ülkelerde de bir takım dolaylı olarak bu çalışmalar yasaklanıyor ve ya doğrudan taraf durumuna düşüyorlar. Biz bunları topyekün bir tavır olarak görüyoruz. Avrupa’nın kendi krizi var şu anda. Sayın Genel Başkanımız önceki hafta grup toplantısında açık ve net bir şekilde belirtti. Dün Elazığ mitinginde de dolaylı olarak bazı konulara değindi. Avrupa bir kriz yaşıyor. Avrupa ancak bizim içimize müdahale ederken kendisini görmüyor. Bizdeki demokrasi tanımına bakıyor ama burada birçok başta bu sorunun en ağırını Hollanda yaşayan olmak üzere, Birleşik Krallık olan adı İngiltere asıl adı Birleşik Krallık olduğu için, Birleşik Krallık olmak üzere İsveç’inden Belçika’sına, Lüksemburg’una Norveç’ine kadar İspanya’sına kadar krallıkla yönetilen ülkeler hala daha krala başkaldırabilmiş bir demokrasileri yok. Efendim işte parlamento ver şu var bu var ama bunların arka palanında da ülkenin de vatandaşları da artık bundan sonra uyanacaklar diye korkuyorlar. Buradan çıkacak bir ‘evet’ tetiklemeye neden olabilir. Çünkü farklı bir yönetim sistemine geçeceğiz. Rejim değişikliği olmamakla beraber bir hükümet sistemi değişikliğine gidiyoruz ve güçlü devlet olmak içinde ‘bu sistem tartışmalarını arkada bırakmamız lazım’ dedik. Ama bu mesele sadece bugünkü referandumdan dolayı tavır almak değil. Bu batı genelde Avrupa daha dar kapsamda baktığımız zaman Türk düşmanlığı eski, şark meselesi diye söyledikleri ve aslında İslamiyet’e düşmanlık ve İslamiyet’in bayraktarlığını yapan Türklere, Osmanlı’da da devam eden bir sorun. Bugünde su yüzüne çıkıyor. Bu kapsamda da Avrupa’yla ilişkilerimizi de gözden geçirmemiz gerektiğini bu ikili ilişkilerde de daha farklı bir tutum ortaya koymamız gerektiğini biz meclisteki konuşmalarımızda da ikili görüşmelerimizde de yetkililere ilettik. İnşallah bu sadece bir seçim çalışması olarak daha doğrusu Avrupa’da ki ülkelerin kendi iç seçimlerindeki bir mesaj verme kaygısı olarak görülüyor ama öyle olmadığını da görüyoruz. Bir süre sonra bunlar çözülecek ama bunların bırakmış olduğu izler kolay kolay silinmez. İkili ilişkilerde bunlar önemlidir. Biz bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir, bunlarında üstesinden gelecektir” diye konuştu.

    “Bu konularla ilgili idamın gelmesinde bir itirazımız yok”

    İdamla ilgili kafası ve duruşu en net olan partinin MHP olduğunu belirten Günal, “Çünkü bu idam kaldırılırken, biz dedik ki 57’nci hükümet dönemindeki, hükümetin bozulmasının ana nedenlerinden birisi budur. Bunu kaldırın. Ama savaş, yakın savaş ve terör suçları için kalkmasın dedik. O günde söylediğimiz buydu. Bugünde bunu söylüyoruz. Eğer getirilerse, buyurun getirin diyoruz. Biz bu 3 konuda idamın kalkmasına baştan karşıydık. Şimdi yine tutumumuzda değişiklik yok. Savaş, yakın savaş ve terör suçlarıyla ilgili idamın uygulanmasından yanayız. Getirirlerse biz açık bir şekilde baştan beri söylüyoruz. Bu konularla ilgili idamın gelmesinde bir itirazımız yok. Ama Sayın Cumhurbaşkanının söylemi kendi takdiridir. Şu anda geriye yönelik uygulanıp uygulanamayacağı uluslararası hukukla ilgili bir takım şeyler yaşanıyor. O ayrı bir konu. Biz zaten kalkarken de bunların kalkmaması gerektiğini ve bu üç suçta idamın devam etmesi gerektiğini zaten söylemiştik. Duruşumuz çok nettir. En kafası net olan ve duruşu değişmeyen parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir” şeklinde konuştu.

  • Vali Şahin: “Aşağılık bir şekilde bakanımızı Almanya’ya taşıdılar”

    Samsun Valisi İbrahim Şahin, “Çok aşağılık bir şekilde bakanımızı Almanya sınırına taşıdılar. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bütün dünya bir olup saldırıya başladı” dedi.

    Samsun’da aile hekimliğinin 10. yılı ve Tıp Bayramı nedeniyle Halk Sağlığı İl Müdürlüğü tarafından program düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir konferans salonunda gerçekleşen toplantıya, Samsun Valisi İbrahim Şahin, AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, İlkadım İlçe Kaymakamı Turan Atlamaz, Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Özkan, Türk Kızılayı Samsun Şube Başkanı Dr. Habib Demirel, aile hekimleri, doktorlar ve hemşireler katıldı.

    Toplantının başında Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Dr. Şevki Gülay, aile hekimliğinin Samsun’daki 10. yılının değerlendirilmesiyle ilgili olarak bir sunum gerçekleştirdi. Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, Samsun’da 134 aile sağlığı merkezinde 386 aile hekimliği biriminin bulunduğunu açıkladı. Yapılan tespitler sonucu en önemli sorunların kronik hastalıklar olduğunu belirten Kasapoğlu, kanser ve kronik hastalıkların tespit ve takip çalışmalarının arttırılacağını söyledi.

    “Türkiye halk sağlığı açısından kaliteyi yükseltti”

    Daha sonra konuşma yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Benim temel bakış açım şu: Biz bu ülkenin aydınlarıyız. Allah hepimize görevler nasip etmiş. Kimimiz doktor kimimiz hemşire kimimiz ise ebe olmuşuz. Çok çalışacağız. Bir kere çocuklarımızın yarını ve ülkemiz için çok fazla çalışmamız gerekir. Bence iyi hizmet üreten, kaliteli hizmet üreten ve kendisini geliştiren bir mukayese sistemini hayatımızda yer edindirirsek ancak o zaman mutlu oluruz. Biz çalışma hayatıyla ilgili huzuru tesis edebilmek için üretenle üretmeyeni birbirinden ayıran bir sistem kurmamız gerekir. Bir yerel yönetici olarak halk sağlığı konusunda da bir şey söylemek isterim. Her şeyde olduğu gibi Türkiye geçtiğimiz 10-15 yıldan bugüne kadar şehirlerimizde halk sağlığı açısından kaliteyi yükseltti. Bunlar hep beraber hep birlikte çalışarak oldu” diye konuştu.

    “Bir iç savaş içerisinde kendimizi bulacaktık”

    Bu coğrafyanın oldukça sıkıntılı bir coğrafya olduğunu ifade eden AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, “Bu coğrafya tarih boyunca problemli olmuştur. Şimdi de yeni problemler getiriyorlar. Güneydoğu sınırımızda heyelan oldu adeta. Toprak kaybı oldu, ülkeler gitti. Şimdi oradaki insanların göçleriyle karşı karşıyayız. Sadece bunun etkisi göç olarak yansımakla kalmaz Türkiye’ye. Oradaki güvenlik bunalımı ülkemizi de tehdit eder. Türkiye’nin güvenliği Bağdat’tan, Şam’dan, Kafkasya ve Bosna’dan başlar. Bu alanlarda Türkiye güvenliği zamanında sağlayamazsa kendi güvenlik sorunlarıyla da karşı karşıya kalır. Onun için güçlü ülkeye ihtiyaç var. Güçlü olmanın bir sürü şartı vardır. Bunlardan bir tanesi de sistemimizin demokratik bir sistem olmasıdır. Eğer sisteminiz sürekli kriz üreten bir sistemse kalkınmanız da sorunlu oluyor. Türkiye’nin maalesef bugüne kadar yönetildiği sistemde bu sıkıntılarla hep karşılaştık. Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunda ülkede taşlar yerinden oynuyordu. Ben o tarihlerde yaşananları iyi biliyorum. 28 Şubat’ta ben bakandım. Darbe bize karşı yapıldı. Adına postmodern darbe dediler. Darbe darbedir bunun moderni olmaz. En son 15 Temmuz’u yaşadık. Eğer bu darbe teşebbüsüne Türkiye kendi içerisinde çekiştiği istikrarsız bir hükümetle yakalansaydı bir iç savaş içerisinde kendimizi bulacaktık” şeklinde konuştu.

    Ardından söz alan Samsun Valisi İbrahim Şahin ise Türkiye’nin sağlık sektöründe ciddi anlamda mesafe aldığını kaydetti. Şahin, “Sağlık teşkilatı kim ne derse desin son 10-15 yıl içerisinde çok ciddi anlamda mesafeler aldı. Son on yılda bir dizi reform diyebileceğimiz yasal değişiklikler yapıldı. Sağlık teşkilatı konusu aslında Türkiye’nin yurt dışına satabileceği ve pazarlayabileceği birkaç tane enstrümanlardan biri oldu. Bunda her birinizin ciddi katkısı, alın teri ve emeği var. Bundan dolayı hepinizi ayrı ayrı kutluyorum. Benim burada görev yaptığım sürede Samsun biliyorsunuz çok talihsiz iki olay yaşadı. Bir kadın ve bir erkek doktor arkadaşımız öldürüldü, şehit edildi. Bunlar sağlık şehitlerimiz ama bunlar bizi çok yaraladı. Kesinlikle bunu sıradan bir olay gibi görmemek gerekiyor. Bu vesile ile tekrar sağlık şehitlerimize ve bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    Hollanda’da yaşanan olaylara değinen Vali Şahin, “O sadece yapmacık demokrasi, özgürlük, insan hakları söylemlerinin üzerini bir kalemle çiziyorlar ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yöntemle bakanını kabul etmiyor. 30 metre kalmış. Elçilik toprakları ve konsolosluk toprakları ülkenin toprakları sayılmasına rağmen bakanımızı oraya yaklaştırmadılar. Ve çok aşağılık bir şekilde bakanımızı polis eşliğinde Almanya sınırına taşıdılar. Bu kabul edilemez bir durumdur. Aynısını Türkler yapmış olsaydı heralde haftalar boyunca televizyonlarda gösterirlerdi. İmam-ı Şafi’nin bir sözü vardır. Oklar ne zamanki aynı hedefe çevrilir, bilin ki doğru yoldadır diyor. Türkiye yeni bir yol ayrımında. İnşallah 16 Nisan’dan sonra Türkiye yepyeni bir alana açılacak. Aksini görüyoruz. Bütün dünya bir olup saldırıya başladılar” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından 14 Mart Tıp Bayramı ve aile hekimliği 10. yılı pastası kesildi.

  • Elazığ, Bingöl ve Tunceli’den Hollanda ve Almanya’ya tepki

    Almanya ve Hollanda’nın Türk bakanlarına yönelik tavrına tepkiler sürüyor. Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, ülkelerin bu tavrını kınadı.

    Hollanda’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türk bakanlarına yönelik tavrına Tunceli, Bingöl ve Elazığ’dan da tepki geldi. Memur-Sen Elazığ İl Temsilcisi İbrahim Bahşi, “Hollanda’nın Türk yetkililere karşı çirkin ve ırkçı engellemesini kınıyoruz. Türkiye demokratik bir dönüşüm yaşıyor. Ses ne hikmetse Batı’dan geliyor. Türkiye, iktidarıyla muhalefetiyle kendi iradesini test edeceği 16 Nisan’a doğru yol alırken, Almanya’dan, Hollanda’dan oligarşik kakafoni yükseliyor. En son Hollanda’da yaşananlar neresinden tutarsanız tutun Batı’nın ikiyüzlülüğüyle karşılaşırsınız. Popülizm, Avrupa’yı baştan aşağıya kuşatmış görünüyor. Kendilerince manipülasyon araçlarıyla Türkiye’yi tecrit etmeye kalkıyorlar” dedi.

    Uzun zamandır yalnızlaşıyor nakaratıyla Türkiye’nin hizaya getirilmeye çalışıldığını kaydeden Bahşi, “Türkiye yalnızlaşmıyor. Yeni açılımlarla alternatifler oluşturuyor. Afrika politikaları ortada. Türkiye, geçmiş yüzyıllarda Batı tarafından sömürülen kara kıtaya dönük büyük diplomatik atılımlar yapıyor. Biz biliyoruz ki, Afrika yeni dünya sistemi için önemli bir bölge. Avrupa, işte bu bölgeden çekilmek zorunda kalacak. Çünkü kendi iç sorunlarıyla uğraşıyor. Sömürü üzerine yükselttikleri refahın sonu göründü. Onun için telaşa kapılıyorlar. Onun için Türkiye’ye karşı bu küçük politikaları uyguluyorlar. Hollanda’nın son ırkçı ve kabul edilemez tutumu da bundandır. Şiddetle kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    Yaşananların kötü olduğunu belirten Elazığlı Muhammet Emre Kaya adlı vatandaş ise, “Bakanımıza o şekilde hareket etmeleri ve köpekleri vatandaşlarımıza saldırtmaları üzücü bir durum. Türkiye bunun altında kalmayacaktır. Türk milleti olarak kınıyoruz. Reisimiz de bu duruma bir karşılık verecektir” dedi.

    Mustafa Keleş adlı vatandaş, Hollanda’nın yaptığının karşılıksız kalmaması gerektiğine inandığını dile getirerek, düşünüp iyi bir karşılık verilmesi gerektiğini söyledi.

    Hollanda’yı kınayan Nejat Akdemir de, “Sözde Avrupa ülkeleri bize demokrasi satmaya çalışıyor ama kendilerinde gram yoktur. Keşke olmasaydı. İnsanlık dışı bir hareket” diyerek tepkisini gösterdi.

    Bingöllüler Hollanda’ya yaptırım uygulanmasını istiyor

    Bingöllü vatandaşlar, Hollanda’yı kınarken, hem yaptırım uygulanmasını hem de özür dilenmesini bekliyor. Avrupa ülkelerinin tutumlarını kınadığını belirten Zeki Korkutata, “Onlar Türkiye’yi hazmedemiyor. Bunu yapmakla bir yere varamazlar. Hollanda ile diplomatik ilişkiler askıya alınmamalı. Türkiye ile Hollanda, ticari açıdan ilişki içinde olması güzel bir şey. Ama Türk bakanlarına müsaade edilmemesini kınıyoruz” dedi.

    Hollanda’nın Türk milletine yanlış yaptığını dile getiren Kamil Gengörü ise, ”Avrupa böyle yanlışlar yapmasın. Bu hatalarını düzeltsinler. Bunların bakanımıza karşı yaptıkları tamamen saygısızlıktır ve insana yakışan bir davranış değildir. Avrupa bu yanlışlardan vazgeçip, Türkiye’den özür dilemelidir” diye konuştu.

    Hollanda’nın yaptığı tutumu kabul edilemez olarak değerlendiren Vahap Görgölü, “Türk halkı olarak bu davranışları kınıyoruz. Hollanda’da Türk vatandaşlarımıza yapılan hareketleri de kınıyoruz. Türkiye’nin Hollanda’ya yaptırım uygulaması gerekiyor. Bunların mallarını da boykot etmemiz gerekiyor. Kesinlikle bunların yapmış oldukları hareketler kabul edilemez, biz bunları reddediyor ve lanetliyoruz” şeklinde konuştu.

    Avrupa Birliğinin demokrasiyi bilmediğini söyleyen Doğu Anadolu Muhtarlar Federasyonu ve Bingöl Muhtarlar Derneği Başkanı Abdullah Butaku ise, “Bizim bakanlarımızın Almanya’daki konuşmalarının engellenmesi, daha sonra Hollanda’nın sergilemiş olduğu tutum kesinlikle kabul edilemez. Hollanda, ’ben demokrasinin beşiğiyim’ diyor. Bakın demokrasinin olduğu yerde insanların üzerlerine atlarla, köpeklerle saldırıyorlar. Polisleri cop kullanarak, tazyikli suyla insanlara müdahale ediyorlar. Bakın bu insanların hiçbiri terörist değil, bu insanların hiçbiri orada kamu düzenini bozacak herhangi bir şey yapmamıştır. Oraya giden bir bakanı görmek için toplanmışlar. Avrupa Birliği ve Hollanda kesinlikle demokrasiden bahsetmesinler” diye konuştu.

    Tunceli TSO Başkanı Cengiz: “Bakanın Hollanda’ya sokulmaması doğru değil”

    Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Yusuf Cengiz de, bir bakanın ülkeye sokulmasını doğru bulmadıklarını söyledi. Türkiye’de milletvekilleri, bakanlar, Mecliste grubu bulunan ya da bulunmayan mevcut tüm siyasi parti temsilcilerinin Avrupa’nın tüm şehirlerine gidebilmesi ve görüşlerini paylaşabilmeleri gerektiğine vurgu yapan Cengiz, “Bu tür gerginlikler aynı zamanda hem ülkemiz ekonomisine hem de Avrupa’da yaşayan Türk asıllı vatandaşlar açısından ciddi sıkıntı olacaktır. Irkçılık, halkları birbirine düşman eden anlayış doğacaktır. Bu gerginliklerin bir an önce sona ermesi gerekiyor. Çünkü bunlar oldukça gerek ihracat, gerekse de ithalat bazında bir takım eksilmeler olacaktır. Avrupa ile hem ihracatımız hem de ithalatımız var. Bunlar da göz önüne alınmalı, oradaki insanlarımızın mağduriyet yaşamaması için bu gerginlik bir an önce son bulmalıdır. İktidar, muhalefet, diğer siyasi partiler gidebilmeli ve görüşlerini orada paylaşabilmelidir” dedi.

  • Bakan Tüfenkci’den Almanya’ya özgürlük eleştirisi

    Bakanların referandum mitinglerini iptal eden Almanya’yı eleştiren Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, demokrasiden ifade hürriyetinden bahsedenlerin nasıl ifade hürriyetini bir kenara bıraktıklarını, demokrasiyi askıya aldıklarını hep beraber gördüklerini söyledi.

    Tunceli’den, Bingöl’e gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Bingöl AK Parti İl Başkanlığını ziyaret ederek, Belediye Başkanı Yücel Barakazi, AK Parti Bingöl İl Başkanı Yılmaz Seven, ilçe belediye başkanları, partisinin ilçe başkanları ile teşkilat üyeleriyle bir araya geldi.

    16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Bülent Tüfenkci, “Biz hep şunu ifade ettik, söz ve karar milletindir. Milletin üzerinde de bugüne kadar hiçbir güç tanımadık. Bizler biliyoruz ki gerçekten millet ile beraber olduğumuzda, milletin taleplerine kulaklarımızı kapatmadığımız sürece Cenab-ı Allah hep yolumuzu açtı. Başımız ne zaman dara düşse biz millete gittik ve milletimiz yolumuzu açtı. İnşallah 16 Nisan’da da milletimiz ferasetiyle önümüzü açacaktır” dedi.

    Bir yandan terör örgütleriyle mücadele ederken, bir yandan da ülkeyi, ekonomiyi büyütmeye, istihdamı arttırmaya çalıştıklarını belirten Bakan Tüfenkci, “Bir yandan terör örgütlerinin Türkiye üzerinde oynamaya çalıştıkları oyunları bozmaya çalışırken, bir yandan da ekonomiyle ilgili bu teröristlerin, Türkiye aleyhine lobilerini, Türkiye aleyhine faaliyetlerini bozmaya çalışıyoruz. İnşallah 16 Nisan’da da bu oyunu yine bu millet bozacaktır” şeklinde konuştu.

    Almanya’ya demokrasi eleştirisi

    Bakanların referandum mitinglerini iptal eden Almanya’yı eleştiren Tüfenkci, “Görüyorsunuz son dönemlerde hani demokrasiden, fikir hürriyetinden, özgürlüklerden, ifade hürriyetinden bahsedenlerin nasıl ifade hürriyetini bir kenara bıraktıklarını, demokrasiyi askıya aldıklarını hep beraber gördük. Bizim bakanlarımızın Almanya’daki soydaşlarımıza, Almanya’daki vatandaşlara anayasa değişikliğiyle ilgili düşüncelerini paylaşmaları ifade hürriyeti değil mi. Her fırsatta Türkiye’yi ’hukuk devleti mi, demokrasi var mı’ diye eleştirenleri, buradan onları demokrasiye, hukuka, saygıya çağırıyoruz. Kimlerin Türkiye’nin güçlenmesini istemediğini, niçin hayırcılarla beraber olduğunu, kimleri kullandıklarını bu vesileyle gördük. Bunlara inat bizler evet diyeceğiz, güçlü Türkiye için evet diyeceğiz, yarınlarımız için evet diyeceğiz, gençlerimiz, çocuklarımız için evet diyeceğiz. Biz istiyoruz ki Türkiye bölgedeki mazlumların umudu olarak kalmaya devam etsin ve bölgenin lideri olsun. Dünyada lider bir ülke olsun, bunun içinde yönetimsel hatalarla artık Türkiye’yi oyalamayalım. Türkiye’nin enerjisini, insan kaynaklarını, sermayesini boşa harcamayalım” ifadelerini kullandı.

  • İş dünyasından Almanya’ya tepki, Bakan Zeybekci’ye destek

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci hakkında Alman Bild Gazetesi’nin internet sitesinde çıkan ve hakaretlerle dolu habere tepki gösterdi. Ünlütürk, Bild’i Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’den özür dilemeye çağırdı.

    Bild’in ifadelerin dost bir ülkenin Bakanı için değil, hiç kimse için kullanılamayacağına işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Almanya’da Hükümet yetkililerinin son dönemde Türkiye aleyhine yükselen söylemlerin Bild’e bu haberi bu şekilde yazma cesareti verdiğini savundu.

    Türkiye ile Almanya’nın bağlarının çok güçlü ve tarihi olduğuna dikkati çeken Ünlütürk, “İki tarafta bu bağların koptuğunda zararlı çıkacağını hesaba katarak hareket etmeli. Türkiye Almanya’ya 14 milyar dolar yıllık ihracat yaparken, 21 milyar dolar ithalat yapıyor. 3 milyonu aşkın Türk kökenli insan Almanya’da yaşıyor. Türkiye’de çok sayıda Alman firmasının yatırımları var. İki ülke arasındaki ilişkilerin derinliği bu kışkırtıcı söylemleri boğacaktır” diye konuştu.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’yi Türk ihracat gemisinin kaptanı olarak tanımlayan Ünlütürk, Bakan Zeybekci’ye karşı asla kabul edilemeyecek bu çirkin saldırının, habercilik kisvesinde gazetecilik adı altında yapılıyor olmasının kabul edilebilir, basın özgürlüğü ile açıklanabilir bir durum olmadığını söyledi. Ünlütürk, “Gazeteciler haber yaparken, temel insan haklarını göz ardı edemezler. Unutulmamalıdır ki bir ülkenin resmi makamlarını temsil eden kişileri hedef alan hakaretler sadece şahısları değil, o ülkenin bütün vatandaşını hedef almaktadır” dedi.