Etiket: Alıyoruz”

  • Tuna: “Yaptığımız projelerde STK görüşlerini alıyoruz”

    Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, “Yaptığımız her proje ve icraatta sivil toplum kuruluşlarımızın görüşlerini ve desteklerini almayı yönetim anlayışımızın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak benimsedik” dedi.

    Tuna, il merkezi ile ilçelerdeki sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla bir araya gelmeye devam ediyor. Tarsus’a bir dizi ziyarette bulunan Tuna, burada Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası, Tarsus Ziraat Odası, Tarsus Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi , Tarsus Ticaret Borsası, Tarsus ve Çamlıyayla Muhtarlar Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) ile görüştü. Tuna, 15 yılda Toroslar’da hayata geçirdiği ulusal ve uluslararası platforma da yansıyan fiziki projelerinin yanı sıra tarıma ve üretime yönelik çalışmalarını anlattı.

    “Toroslar’da üreten bir yapının yöneticisi olduk”

    Üretim alt yapısı oluşturulması gerektiğini kaydeden Tuna, ” Biz Toroslar’da üreten bir yapının yöneticisi olduk. Neyi, nerden, nasıl yapabileceğimizi araştıran bir yapıda çalıştık. Hayata geçirdiğimiz projelerimiz, kentimizde ve Türkiye genelinde herkesin dikkatini çeken icraatlar oldu. Bunların karşılığında ödüller aldık ve konuşmacı olarak birçok platforma davet edildik. Yeter ki üretim ve istihdam olsun. Yeter ki ülkemize katmadeğer sağlayacak tesis ve projeler olsun. Biz her türlü varız” ifadelerini kullandı.

    “Kentteki herkesi kucaklıyoruz”

    Halka hizmet, hakka hizmet anlayışıyla kentteki herkesi kucakladıklarını vurgulayan Tuna, “Halkımızın güveni ve takdirleriyle Toroslar’da üç dönemdir açık ara belediye başkanı seçildik. Hizmet yaparken hiçbir zaman ben yaptım olduğu mantığı ile değil birlikte yönetişim anlayışıyla çalıştık. Kentimizdeki üç üniversiteyle ortak proje yapan tek belediye olduk. Yeter ki vatan, bayrak düşmanı olmasın kentimizdeki herkesi kucaklıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Işık: “Fırtınalı denizde Türkiye olarak yol alıyoruz”

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, “Fırtınalı denizde Türkiye olarak yol alıyoruz, bu dönemlerde çok dirayetli, cesaretli ama dünyayı bilen kaptana olan ihtiyaç her dönemden fazladır” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Gümüşhane temasları kapsamında Valilik tarafından düzenlenen iftar programında belediye başkanları, köy ve mahalle muhtarları, STK temsilcileri ve kanaat önderleriyle buluştu. Ramada Gümüşhane Otel’de düzenlenen programda konuşan Işık, “Dünyada çok önemli gelişmeler var. Belki soğuk savaş döneminden sonra dünya bu kadar sıkıntılı döneme gitmemiştir. Şuanda dünyada her geçen gün büyüyen ve adeta ticaret savaşı olarak kendini gösteren ABD ile Çin arasındaki rekabetin dünyayı kıskaca aldığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi.

    Işık, özellikle son dönemde adeta ticaret savaşı olarak kendini gösteren ABD ile Çin arasındaki durumu şöyle değerlendirdi:

    “ABD özellikle Çin’in büyümesini yavaşlatmak, Çin’i izole etmek ve Çin’i kendisine yönelik tehdit olmaktan çıkarmak için her türlü gayreti gösteriyor. Bunun dünya ticareti başta olmak üzere, dünya siyasetinde, dünya savunmasında, dünyanın genel dengesinde geri dönülmeyecek bazı sonuçları olacağını biliyoruz.”

    “Bir fırtınalı denizde Türkiye olarak yol alıyoruz, dirayetli, cesaretli kaptana ihtiyaç her zamandan fazla”

    Dünyada olanların yanı sıra Türkiye’nin bulunduğu bölgede de çok önemli olaylar olduğuna değinen Işık, “Suriye’nin, Irak’ın durumu ortada. Bölgede ve dünyada küresel düzeyde ciddi bir fırtına var. Bir fırtınalı denizde Türkiye olarak yol alıyoruz. Bu fırtınalı dönemlerde özellikle çok dirayetli, cesaretli ama dünyayı bilen kaptana olan ihtiyaç her dönemden fazladır” diye konuştu.

    Türkiye’nin bu süreci kendi iç tartışmalarıyla, iç çekişmeleriyle geçiremeyeceğinin altını çizen Başbakan Yardımcısı Işık, “Bu süreci Türkiye en hazırlıklı biçimde karşılamalı ve en iyi şekilde geçirmeli. 15 yıldır Türkiye’yi ayağa kaldırdık. IMF’nin üç kuruşuna muhtaç olan bir ülkeden artık dünyada yardıma ihtiyaç duyulan yerlere el uzatan, onlara yardım eden bir ülke konumuna geldik” şeklinde konuştu.

    “Birileri yıkacağız, yaptırmayacağız diyorlar ya onlara inat Salyazı’daki Gümüşhane-Bayburt Havalimanının temelinin haftaya Başbakanımızla birlikte atacağız”

    Başbakan Yardımcısı Işık, deprem döneminde Bolu tünelinin 6 kilometrelik çift tüp inşaatının durduğunu, depo olarak kullanılmasının bile gündeme geldiğini hatırlatarak şunları söyledi: “O günkü Türkiye’den bugüne gelelim. Sadece Zigana’da 29 kilometre tünel yapan bir ülke haline geldik. Bu sadece Zigana tüneliyle değil yakında Ovit tünelinin açılışı var. Türkiye’de şuanda yüzlerce tünel aynı anda yapılıyor. Birileri yıkacağız, yaptırmayacağız diyorlar ya onlara inat Salyazı’daki Gümüşhane-Bayburt Havalimanının temelinin haftaya Başbakanımızla birlikte atacağız. Sadece Gümüşhane’ye son 15 yılda 10 milyar 200 milyon Dolar yatırım yaptık.”

  • Tanrıverdi: “İthal Pamuğu Mecburiyetten Alıyoruz”

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Ertuğrul Korkut Tanrıverdi, “ABD ve Brezilya çiftçisini Türk çiftçisinden çok sevdiğimiz için ithal pamuk almıyoruz. Mecbur olduğumuz için ithal pamuk alıyoruz” dedi.

    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde (KSÜ) düzenlenen 21. Yüzyılda Pamuk Çalıştayın da konuşan Tanrıverdi, sektörde yaşanan sıkıntılar, ithal pamuk ve çırçır işletmelerinin standartları hakkında bilgiler verdi.

    2 gün 8 oturum şeklinde düzenlenen çalıştayın 2’inci oturumunda konuşan Ertuğrul Korkut Tanrıverdi, “İthal pamuk kolay bir iş değil. Bunun planlanması, bunun programlanması gerçekten ciddi bir emek istiyor. Tekstilcilerimiz haziran ve temmuz ayında işleyeceği ürünün pamuğunu şimdiden almak durumunda” dedi

    “Bunun piyasa riskini, operasyon riskini satın alıyoruz” diyen Tanrıverdi şöyle konuştu: “

    Farklı departmanlar kurup personel çalıştırıyoruz. ABD ve Brezilya çiftçisini Türk çiftçisinden çok sevdiğimiz için bu işi yapmıyoruz. Mecbur olduğumuz için ithal pamuk alıyoruz. En öncelikli olarak Dünyanın büyük firmalarına üretim yapıyoruz. Biz günü geldiği zaman 12 aylık satışlar yapıyoruz, 12 ay sonra teslim edeceğimiz ürünü şimdiden satıyoruz. 12 ay sonra satacağımız ipliğin pamuğunu alıp, depoya koymak ticari olarak mantıklı değil ekonomik olarak mümkün değil. Bu bize has bir özellik değil, dünyada hiçbir firmanın 12 ay sonra satacağı ipliğin pamuğunu alıp depoya koyma özelliği yok.”

    “SÖZLEŞME PROBLEMİ VAR”

    İthal pamuk alırken yapılan sözleşmelerin Türk pamuğunu alırken yapılmadığını ve bunun sektöre ciddi dezavantajının olduğunu belirten Tanrıverdi, “Türkiye’de bu sözleşmeleri yapamıyoruz. En büyük problemlerimizden birisi bu. Kısa vadeli işlemler yapabiliyoruz. Yakın zamanlı işlem yapmak zorunda kalıyoruz. Ödeme bacağından bakacak olursanız, ithal ettiğiniz pamuğun fabrikanızı getirmeden ödemeniz lazım. Başka türlü getiremiyorsunuz. Sistemimiz buna yeni izin vermeye başladı. Türk pamuğunu almak çok daha kolay. İzmir’e gidip, Diyarbakır’a gidip 5-10 bin ton pamuk alıp gelmek çok daha kolay bizim için. Bunu neden yapamıyoruz? Çırçırcı arkadaşlarımızın bunu bir sorması lazım kendilerine” ifadelerini kullandı

  • Kışın Neden Kilo Alıyoruz ? Yaza Fit Girmenin Yolları Nelerdir?

    Ülkemizin büyük bir kesiminde yaşanan yoğun kış şartları nedeniyle rahatça dışarı çıkamadığımız için, hareketlerimizin azlığı ve spor yapamayışımız kış aylarında kilo almamıza sebep oldu. Peki, kışın aldığımız bu kiloları nasıl veririz?

    Kış aylarında alınan kiloların nasıl vereceği hakkında ipuçları veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Yılmaz Savur, kış ayları içerisinde insanların su içme alışkanlığını unuttuğunu söyledi. Savur, “Malum soğuk havalardan sıcak havalara geçiş yapacağız. Bu soğuk havalarda kişilerin deri altı yağ tabakaları arttı. Bu yağ tabakaları arttığında metabolizmamız dolayısıyla yavaşlıyor. Bundan sonra havaların artık sıcaklıkları artıyor ve haftanın 7 gününün 3 günü sıcak geçmeye başlayacak. Bunu ise biz avantaj olarak değerlendirmemiz lazım ve avantaja çevirerek yürüyüş yapmamız, fiziksel aktivitemizi arttırmamız lazım. Bütün beslenme uzmanları aynı şeyi öneriyoruz ve diyoruz ki her zaman yeterli ve dengeli beslenmemiz yani 3 ana öğün ve 3 ara öğün şeklinde beslenmemiz lazım” dedi.

    “Kış aylarında gecelerinde uzun olması nedeniyle televizyon karşında abur cuburu çok tükettik ve dolayısıyla kilo aldık” diyen Savur “Yine kışın havalar soğuk ve serin geçtiği için su içmek aklımıza da gelmedi. Geldiğinde de ya bir bardak içtik ya da iki barak içtik ve her insanın günlük içmesi gereken su içme miktarı olan 2 litreyi tüketemedik. Bu da kilo artışına neden oldu” ifadelerini kullandık” ifadelerini kullandı.

    “NE AÇ NE DE TOK SPOR YAPIN”

    Savur, “Artık bahar geliyor ve insanların aklına yaza nasıl fit girmeliyiz soruları geliyor” diyerek şu tavsiyelerde bulundu:

    “Bu soruların cevabı aslında basit sadece fiziksel aktivite ile bu güneşli havaları avantaja çevirerek kiloları verebiliriz ve en önemlisi ise kışın içmeyi unuttuğumuz suları artık sıkça tüketmeliyiz. Ama iş bunlarla bitmiyor su bizim yağ yakmamız da yardımcı oluyor fakat beslenmemize planlı bir şekilde başlayıp devam etmemiz gerek. Spora gidiyoruz ama ya tok karna gidiyoruz ya da aç karna. Bu iki şekilde de spora gitmememiz lazım. Çünkü tok karna spor yapmamız bize kas kaybettirir. Aç karna spor yapmamız ise spor dönüşü çok yemek yememize sebep olur. Bunun içi ne tok ne de aç olmamız lazım.”

    “ARTIK ARA ÖĞÜN ALIŞKANLIĞIMIZI GETİRMEMİZ LAZIM”

    Sabah girdiğimiz rejimin akşam bozmanın tek sebebi ara öğün alışkanlığı olmaması olduğunu söyleyen Savur, “Genelde sabah rejime girip akşam bozma durumumuz oluyor. Bunun sebebi ise öğlen yemek yiyoruz ve akşama kadar olan bölümde hiçbir şekilde ağzımıza besin almıyoruz yani diyet yapıyoruz fakat bu doğru değil. Artık ara öğün alışkanlığımızı getirmemiz lazım. Ara öğün alışkanlığı kazandığımızda öğle yemek yediğimiz vakit akşama kadar olan aralıkta bir meyve veya bir bardak süt içmemiz gerekir ki kan şekerimiz bir seviyede kalsın. Böylece bizim ana yemeğimiz olan akşam yemeğinde az yememizi, çabuk doymamıza fayda sağlar” diye konuştu.

    KEBAP YİYEBİLİRİZ AMA BİR ŞARTLA!

    Rejim yaparken kebap da yenilebileceğini vurgulayan Savur, “Arkadaşlarla dışarı çıkıyoruz ve canımız kebap çekiyor. Bunu da şu şekilde yapabiliriz mesela, akşam yemeğinde kebap tükettiğimizde ondan sonra ki birkaç günü daha dikkatli beslenerek orantılayabiliriz. Fındık, fıstık, badem bunlar bizim kilo vermemize yardımcı oluyor. Tabi bunlarında bir kâsesini yemememiz gerekiyor ve onun da miktarını ayarlamamız gerekiyor yani günde 10 ila 15 tane fındık yiyebiliriz ve aynı miktarda badem, fıstık yiyebiliriz. Yine sabah kahvaltısında 2-3 tane zeytin yerine ceviz yiyebiliriz” bilgilerini paylaştı.

  • Bakan Avcı: “Çocuklarımızı Misafir Öğrenci Olarak Sorunsuz Okullarda Eğitime Alıyoruz”

    Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, terör olayları nedeniyle eğitimleri sekteye uğrayan öğrencilerle ilgili, “Biz hemen e-okul sistemine ‘misafir öğrenci’ butonu koyduk. Mesela Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki öğrencilerimiz, Diyarbakır’ın diğer okullarında misafir öğrenci olarak veya kayıtlarını oraya alarak eğitimlerine devam etti. Bu çocuklarımızı misafir öğrenci olarak sorunsuz okullarda eğitimlerine devam edecek şekilde eğitime alıyoruz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Avcı, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Avcı, terör olayları nedeniyle öğrencilerin eğitimlerinin aksamaması için gerekli çalışmaların yapıldığını dile getirdi. Sorunlu bölgelerdeki öğrencilerin terör olaylarının yaşanmadığı yerlere misafir öğrenci olarak gittiklerini ya da kayıtlarını o okullara aldırabildiklerini belirten Avcı, “Biz hemen e-okul sistemine ‘misafir öğrenci’ butonu koyduk. Mesela Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki öğrencilerimiz, Diyarbakır’ın diğer okullarında misafir öğrenci olarak veya kayıtlarını oraya alarak eğitimlerine devam etti. Bu çocuklarımızı, misafir öğrenci olarak, sorunsuz okullarda eğitimlerine devam edecek şekilde eğitime alıyoruz. Yarıyıl tatili sırasında Silopi, Cizre ve Sur’daki 8. ve özellikle 12. sınıftaki öğrenciler telafi eğitimi aldı. Bu çocuklar sadece telafi eğitimi almadı; sağlık kontrolünden geçirildiler, psiko-sosyal destek aldılar, her öğrenciye 250 TL harçlık verildi, temel ihtiyaçları karşılandı. Bu durumda olan 12 binin üzerinde 12. sınıf öğrencimiz destek aldı. Silopi’de yerinde eğitime başladık. Silopi’de 30 binin üzerinde öğrencimiz eğitimlerine devam ediyor. Eğitim alamadıkları dönemler için de hafta sonlarında, ders sonlarında telafi eğitimi alacaklar” ifadelerini kullandı.

    “83 TANE AĞIR HASARLI OKULUMUZ VAR”

    Terör olayları nedeniyle zarar gören okulların hemen tamir edildiğinin, kullanılamayacak hale gelen okulların ise yenisinin yapılması için çalışmaların başladığının altını çizen Avcı, “Hafif zararlı veya orta zararlı okullarımızı hemen tamir ediyoruz. Onlar bugün yakıyorlar, biz hemen çalışıyoruz, tamir ediyoruz. Buradan, öğretmenlerimizin ve öğretmenlerimizin güvenliği için, canlarını ortaya koyarak mücadele veren güvenlik güçlerimize çok teşekkür ediyorum. Okullara gündüz molotof kokteyli atılıyor, gece hemen ekiplerimiz gidiyor, gereken tamiri yapıyorlar. 83 tane ağır hasarlı, kullanılamayacak halde okulumuz var. Ama bunların tadilatları için hemen ihaleler yapılıyor. Gerekirse bunlar yıkılarak yenilerini yapıyoruz. Daha önceden de, 5-6 Ekim olaylarında aynı şeyleri yapmışlardı, o okulların tamamını 60 milyon TL harcayarak inşa ettik” diye konuştu.

    “EĞİTİMDE FİZİK TAMAM, ŞİMDİ SIRA KİMYADA”

    Eğitim sisteminin gelişen teknolojiye, hayat şartlarına ayak uydurması gerektiğini vurgulayan Bakan Avcı, “Teknoloji değişiyor, hayat değişiyor, eğitim öğretim teknikleri değişiyor, dünya değişiyor ve bizim 30 yıl, 20 yıl, 10 yıl öncesinden kalan ders kitaplarımızla, eğitim malzemelerimizle, eğitim öğretim tekniklerimizle bu işi sürdürmemiz doğru değil. Bunların çağın ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesi lazım. Eğitimde müthiş bir demokratikleşme gerçekleşti. Üniversite öğrencileri bile kılık kıyafetleri yüzünden okullarına gidemiyorlardı, bunu kaldırdık. Bütün okullarımızda, öğretmenlerimizde, öğrencilerimizde, herhangi bir kısıtlama olmaksızın, temel insan haklarına müdahale sayılabilecek yasakları kaldırarak, eğitimin öğretimin önünü açtık. 4+4+4 uygulamasıyla çocuklarımızın önündeki seçenekleri geliştirdik. Her çocuğumuzun, kendi ilgi alanına, yeteneğine göre eğitim almasının önünü açtık, seçmeli derslerin sayısını arttırdık. Eğitimde fizik tamam, şimdi sıra kimyada” değerlendirmelerinde bulundu.

    “92 SAHTE DİPLOMALI ÖĞRETMEN TESPİT EDİLDİ”

    Sahte diplomalı öğretmenler konusuna da değinen Avcı, yapılan araştırmalar sonrasında 92 tane sahte diplomalı öğretmen tespit edildiğini söyledi. 117’ye yakın şüpheli istifanın da olduğunu belirten Bakan Avcı, şöyle konuştu:

    “Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor ama bunun öğretmen camiamızı tedirgin etmesinden de rahatsızım. Rehberlik ve Denetleme Başkanlığımızın yaptığı araştırmalar sonucunda, bugün itibariyle 92’yi bulan öğretmenin, aslında sahte diplomalarla atamasının yapıldığı tespit edildi. Adaylar KPSS’ye giriyor, KPSS’den bir puan alıyor, sonra alan sınavlarına giriyorlar, bunların karmasından oluşan bir puan üzerinden atamalar yapılıyor. Bu 92 öğretmenin hemen hemen tamamı şöyle: Aslında diyelim biyoloji öğretmeni ama biz biyolojiden çok fazla atama yapamıyoruz, orada doluluk oranımız yüksek, yani biyoloji öğretmeni olarak atanma şansı daha düşük. Buna mukabil özel eğitim öğretmenliği yani engelli çocuklarımızın eğitimiyle ilgili, bu alanlarda da çok açığımız var, hangi alanda daha çok alım yapılıyorsa, bir şebeke diyor ki, ‘senin biyoloji öğretmeni olarak atanma şansın çok yok, gel ben sana diploma uydurayım, seni bir özel öğretim bölümünden mezun olmuş gibi göstereyim’ diyor. Aslında biyoloji öğretmeni ama müracaatını özel eğitim öğretmeni gibi yapmış sahte diplomayla. Bir defa evrakta sahtecilik var, başkalarının hakkına tecavüz eden var. Şimdi bu 92’nin dışında, 117’ye yakın şaibeli istifa var, bunlar da araştırılacak. Bu konularda herhangi bir şekilde sorunu olmayan öğretmenlerimizin tedirgin olmasını gerektirecek hiçbir şey yok.”

    AĞUSTOSTA ATAMA YOK

    Bundan sonra bütün atamaları şubat ayında gerçekleştirmek istediklerini kaydeden Avcı, “Biz artık bütün atamaları şubata endekslemeye çalışıyoruz, bu ağustosta atama olmayabilir. Bizim bu dönemde yaptığımız çok olumlu çalışmalardan bir tanesi de özel eğitimin payını arttırmamız. Bu dershanelerin dönüştürülmesi süreci de bu amaçla yapıldı” dedi.

    “ÖDEV DOZUNDA VERİLİRSE ÇOCUK İÇİN FAYDALI OLUR”

    Bakan Avcı, öğrencilerin ev ödevleriyle çok fazla yorulmaması gerektiğini dile getirdi. Yarıyıl tatilinde öğrencilere ev ödevi vermeyen öğretmenlere ve tatilde çocuklar için etkinlikler düzenleyen belediyelere teşekkür eden Avcı, şunları ifade etti:

    “Ödev, eğitimin önemli bileşenlerinden biri ama bunun bir dozu var. Ödev, sınıfta yapılması gerekenlerin, evde yapılır hale getirilmesi demek değildir. Eğitimde okulda, sınıfta yapılacak şeyler vardır, onlar orada yapılır ve orada biter, daha sonra eve taşınmaz. Evde çocuk ayrıca yarınki dersi için veya o gün gördüğü dersin tekrarı için ufak tefek araştırmalara, alıştırmalara yönlendirmelidir ama bunun bir dozu vardır. Çocuğun dinlenmeye de, oynamaya da, sosyalleşmeye de ihtiyacı var. Eğer biz sınıfta yapmamız gereken şeyleri eve taşırsak, bir süre sonra evde veliler ödev yapmaya başlıyor. Kaldırdığımız performans ödevleri tam bu hale gelmişti. Hatta okulun karşısındaki kırtasiyelerde hazır performans ödevleri satılmaya başlanmıştı. Bunu yasakladık ama ödev dozunda, uygun şekilde verilirse çocuk için faydalı olur. ‘Yarıyıl tatilinde ödev vermeyin’ dedik. Pek çok okulumuz, öğretmenimiz buna uydular, çok teşekkür ederim. Çocuklarımız tabi ki sevdikleri kitapları okusunlar, sinemaya gitsinler, tiyatroya gitsinler, müzeleri dolaşsınlar. Bazı belediyelerimiz bu konuda bize çok büyük destek çıktılar. Erzurum, Konya, Bursa Büyükşehir Belediyeleri olağanüstü programlar yaptı. Çocuklar için satranç turnuvaları düzenlediler, müzelere götürdüler, hatta Konya Belediyesi Avrupa’ya bile tur düzenlemiş. Erzurum’da çocuklarımızı kayağa götürdüler. Bazı ilçe belediyelerimiz de çok güzel programlar düzenlemiş. Dolayısıyla ödev dozunda olacak, çocukları, aileleri bezdirmeyecek, okulu daha çok sevdirecek.”

    “310 BİN SURİYELİ ÖĞRENCİYİ EĞİTİME ALDIK”

    Suriye’den gelen eğitim çağındaki çocukların yarısının eğitim imkanına kavuştuğunu ifade eden Avcı, Avrupa Birliği’nin bu konuda 3 milyar dolar yardım paketi hazırladığını belirtti. Bir öğrencinin eğitim masrafının 3 bin 250 TL olduğunu ve Türkiye’de eğitime alınmayan 310 bin civarında Suriyeli çocuğun bulunduğunu kaydeden Bakan Avcı, “Suriye’den gelen eğitim alma çağında olan çocukların sayısı yaklaşık 620 bin ama bu kayıtlılar üzerinden yaptığımız bir hesaplama. Bu 620 binin 310 binini bugün itibariyle eğitime almış durumdayız. Ya geçici barınma merkezlerinde, kamplarda açtığımız okullarda, ya kendi okullarımızın öğleden sonraki bölümlerinde veya onlar için yapılan prefabrik okullarda veya bazı STK’ların ve belediyelerin imkanlarıyla biz bu çocuklarımızın 310 binini eğitiyoruz. Avrupa Birliği’nin Londra’da yapılan konferansının amacı şuydu; ‘Avrupa Birliği olarak 3 milyar dolar bir yardım paketi hazırlayalım da Türkiye’nin yükünü paylaşalım.’ Biz kendi adımıza Milli Eğitim Bakanlığı olarak ‘biz ne yapıyoruz ve AB olarak yardımda bulunmak istiyorsanız siz ne yapmalısınız’ bu çerçevede bir hazırlık yaptık. Biz devlet okulundan özel okula geçen öğrencilerimize 3 bin 250 TL destek veriyoruz. Bizim devlet olarak bu çocuk için devlet olarak yaptığımız harcama 3 bin 250 TL, o özel okula gittiği zaman devletin üzerinden bu yük kalkıyor, biz de bu miktarı ona veriyoruz. 3 bin 250 TL’yi çarpın 620 bin öğrenciyle. ‘Bir öğrenciyi daha sen eğitim sistemine al’ diyorsan bunun bedeli 3 bin 250 TL. Bir AB ülkesinin büyükelçisi ziyaretime geldi, ‘Siz eğitimde olağanüstü başarılar sergiliyorsunuz, 310 bin çocuğu eğitime aldınız, bunu hiçbirimiz yapamazdık, bu Avrupa’da bazı küçük ülkelerin bütün öğrenci nüfusu kadardır, siz bunları gönüllü eğitiyorsunuz’ falan dedi. Dedim ki, ‘Sayın büyükelçi iltifatlarınız için çok teşekkür ediyorum ama artık bizi alkışlamayın, şimdi biraz da biz sizi alkışlamak istiyoruz.’ Alkışlanmak istiyorlarsa yapacakları çok açık, 620 bin kayıtlı öğrenci adayı var” şeklinde konuştu.

    Yeni atanan öğretmenlerin 4 aylık oryantasyon eğitimi boyunca maaş alabileceklerini söyleyen Bakan Avcı, bu eğitimi kendi talepleri doğrultusunda yaşadıkları ya da atandıkları şehirlerde alabileceklerini ifade etti.

    “2 BİN 705 ENGELLİ ÖĞRETMEN ATAMASI YAPTIK”

    “2003 yılından bugüne kadar 2 bin 705 engelli öğretmen ataması yaptık” diyen Bakan Avcı, “Son 3 yılda da müracaat eden bütün engelli öğretmen adaylarının atamasını yaptık. Mesela 100 tane kontenjan açılıyor, biz 150 tane aldık. Onların da kendi puan sistemleri var, yani ‘ben engelliyim, beni açıktan alın’ olmuyor. Bir sınava giriyorlar, onların da puanları var, bu puanlar üzerinden son 3 yılda müracaat eden adaylarımızın hepsini görevlendirdik” ifadelerini kullandı.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın en büyük kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Avcı, ayrıca hafızası çok güçlü, kurumsal kimliği çok gelişmiş bir kurum olduklarının altını çizdi. Bakan Avcı, program sırasında izleyicilerden çok fazla soru geldiğinin hatırlatılması üzerine, öğretmen adaylarının atama ve yerleştirme üzerine merak ettikleri soruların cevaplarını Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden alabileceklerini söyledi.