Etiket: Alıyor

  • “Yatırımcı, Hayali Gerçeğe Göre Daha Pahalıya Satın Alıyor”

    Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Dr. Gökhan Taş, gayrimenkul projelerinde en önemli tercih kriterlerinden birinin ulaşım olduğunu belirterek, “İnsanlar, (2 sene sonra buraya metro gelecek, AVM yapılacak) denildiğinde, o projeye, varolan inşaatı bitmiş gayrimenkulden daha fazla para vermeyi göze alıyor’’ dedi.

    Gayrimenkul alırken, alıcının ne istediğini ve neye ihtiyacı olduğunu iyi belirlemesi gerektiğini belirten Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Dr. Gökhan Taş, ‘’Risk almayı sevmeyen gayrimenkul yatırımcısı, kentin merkezinden gayrimenkul almalı. Çünkü orta ve uzun vadede buralarda fiyatlar değişmez ve getirisi dövizden de, faizden de daha fazla olur’’ dedi.

    Daha yüksek kar beklentisi olanların ise kentin çeperinde bulunan ve metro, metrobüs gibi ulaşım yatırımlarıyla gelişmesi beklenen yerlere yönelmesinin doğru olacağını ifade eden Taş, “Ortalama faizler yüzde 10 iken kent merkezindeki gayrimenkul fiyat artışı yüzde 25-30 arası olursa, toplu ulaşım projelerinin yapılacağı yeni oluşmuş bölgelerdeki kar getirisi yaklaşık yüzde 40-45’i bulur. Ulaşımın mevcut olduğu yeni yapılanan yerlerde ise yüzde 75-80’i bile bulabilir. Kısa vadede kar elde etmek isteyen kent çeperlerine gitsin. Uzun vadede, risksiz kar elde etmek isteyen merkezde kalsın” diye konuştu.

    “FİYATLAR BOSTANCI’DA YÜZDE 20, GAZİOSMANPAŞA’DA YÜZDE 80 ARTAR”

    Gökhan Taş, kent merkezine göre, kent çeperlerinde gayrimenkul fiyatlarının çok daha fazla yükselme eğiliminde olduğuna işaret ederek, ‘’Eğer Bostancı’da kentsel dönüşümden sonra emlak fiyatları yüzde 20 artacaksa, örneğin Gaziosmanpaşa’da yüzde 80 artar’’ ifadelerini kullandı.

    Kentsel dönüşümle en fazla değerlenecek yerlerin Gaziosmanpaşa, Esenler, Sarıgazi, 3’üncü köprü aksında kalan Zekeriyaköy, Kemerburgaz, Arnavutköy gibi lokasyonlar olduğunu belirten Gökhan Taş, “Buralar, kentsel dönüşümle yatırımcılara en büyük karları bırakma ihtimali bulunan yerler. Büyük kar etmek isteyen yatırımcı buralara yönelsin” dedi.

    Gayrimenkul yatırımcısının tamamlanmış, kullanıma hazır gayrimenkuller yerine, proje aşamasındaki ve altyapı yatırımlarıyla değerleneceği vaadi olan gayrimenkul projelerine daha büyük paralar ödemeyi göze aldığını anlatan Gökhan Taş, “Gayrimenkul projelerinde en önemli tercih kriterlerinden biri ulaşım. İnsanlar, (2 sene sonra buraya metro gelecek, AVM yapılacak) denildiğinde, o projeye, varolan inşaatı bitmiş gayrimenkulden daha fazla para vermeyi göze alıyor. Hayali, gerçeğe göre daha pahalıya satın alıyorlar” diye konuştu.

  • Koah Ölümle Sonuçlanan Hastalıklar Arasında Dördüncü Sırada Yer Alıyor

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M. Akif Karaarslan, tüm dünyada Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) en önemli dördüncü ölüm nedeni olduğunu belirterek, dünyada her yıl 2.74 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. M.Akif Karaarslan, 18 Kasım tarihinin “Dünya KOAH Günü” olduğunu KOAH konusunda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Dr. Karaarslan, “Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığı(KOAH), ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümü olmayan, uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Gerek kamuoyunun gerekse, sağlık personelinin KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün katılımıyla oluşturulmuş olan “Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığına karşı Küresel Girişim Grubu “ tarafından her yıl Kasım ayının 3. Çarşamba günü organize edilen “Dünya KOAH Günü “ etkinlikleri 18 Kasım tarihinde gerçekleştirilmektedir.”dedi.

    KOAH’ın daha çok 40 yaş üstü yetişkinlerde görüldüğünü vurgulayan Dr. Karaarslan, “ Dünya Sağlık Örgütüne göre, tüm dünyada KOAH, en önemli dördüncü ölüm nedeni ve her yıl dünyada 2.74 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise 5 milyon civarında KOAH’lı hasta bulunduğu ve her yıl bu hastalıktan 26 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir” dedi.

    KOAH’da temel yakınmanın nefes darlığı olduğunu ve buna ek olarak uzun süredir devam eden öksürük, balgam çıkarma ve hışıltılı solunum gibi rahatsızlıklarında yaşandığını vurgulayan Dr. Karaarslan, “ İlerlemiş KOAH’da kilo kaybı, iştahsızlık, anksiyete ve depresyon yakınmaları da sık görülür. KOAH sıklıkla evde ya da hastanede bakım gerektiren alevlenmelerle seyreder. Hastalığın erken dönemlerinde hastaların çoğunda hiçbir yakınma bulunmaz. KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir.”diye konuştu.

  • Sofuoğlu: “Terör, İnsanlığımızı Hedef Alıyor”

    Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı ve Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu, terörün bir insanlık suçu olduğunu ve bu insanlık suçuna karşı tüm insanlığın ortak hareket ederek ortak tepki göstermesi gerektiğini söyledi.

    Terörün dini, dili, ırkı, mezhebi ve meşrebinin olmadığını vurgulayan Sofuoğlu, “Paris saldırısını kınıyor, terörü, teröre işverenlik yapanları, vahşet emrini verenleri lanetliyoruz. Terör, insanlığımızı hedef alıyor. Terör olaylarını bahane ederek İslamofobiyi körüklemeye çalışmak en az bu hain terör saldırısı kadar tehlikeli ve ırkçı bir tutumdur. Saldırı sonrasında Müslümanlar aleyhine acımasız propaganda yapanları da kınıyoruz. Bugün hedef gösterme değil, bugün insanlık olarak birlik olma günüdür. Bugün suçlama değil, dayanışma günüdür. Bu duygu ve düşüncelerle Paris’te meydana gelen terör olayını lanetliyor, Fransa halkına başsağlığı diliyoruz.” şeklinde konuştu.

  • Minik Ömer Faruk Yaptığı İyiliğin Karşılığını Bir Bir Alıyor

    Yozgat’ta yaralı köpeği acil servise götürerek tedavi ettirmek isteyen 6 yaşındaki Ömer Faruk’un ailesine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekonomik açıdan da destek oldu.

    Geçtiğimiz aylarda yaralı olarak bulduğu köpeği acil servise götüren minik Ömer Faruk Yıldırım’ın ailesine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekonomik açıdan da destek oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesine 29 Ekim Resepsiyonuna davet edilen minik Ömer Faruk ve ailesi burada Cumhurbaşkanımızca özel olarak tebrik edildi. Ailesinin maddi sıkıntıları da olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir isteğinin olup olmadığının sorulması üzerine sadece bir köpek isteyen Ömer Faruk’a isteği olan köpek hediye edilmişti. Bu arada Ömer Faruk’un annesi Zahide Yıldırım’ın bir akrabasının banka kredisine kefil olması nedeniyle doğan borçtan dolayı 3 ay hapse tazyik kararı olduğu öğrenildi.

    İlgili bankanın genel müdürünün, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından araması üzerine, genel müdür hukuk bürosuna talimat vererek ceza davası düşürülüp bakiye kalan borç ise ödenmesi Yıldırım ailesine ikinci bir mutluluk yaşattı.

    Üç çocuk annesi Zahide Yıldırım’ın ise İŞKUR kapsamında geçici işçi olarak çalıştırılacak ve bilahare Yozgat Belediyesi tarafından istihdam edileceği belirtildi.

  • “YÖK Akılcı Çerçevede Kararlar Alıyor”

    İSTANBUL (İHA) – Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Levent Uysal, 2016 ÖSYS’de Mühendislik bölümlerine 240 bin başarı sırası sınırı getirilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada YÖK’ün son dönemlerde akılcı çerçevede kararlar aldığını söyledi.

    2015 ÖSYS’de Tıp ve Hukuk fakültelerine girişte getirilen taban başarı sırası sınırına benzer bir uygulama 2016 ÖSYS’de mühendislik fakültelerine de geldi. YÖK (Yükseköğretim Kurulu) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın 2016 ÖSYS’de Mühendislik bölümlerine 240 bin başarı sırası sınırı geleceğini duyurmasıyla ormancılık, ziraat ve su ürünleri programları dışındaki mühendislik programlarını tercih edebilmek için MF 4 puan türünde ilk 240 bin içinde olmak gerekecek. YÖK’ün bu kararını genel anlamda yerinde bulduğunu belirten Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Levent Uysal, “YÖK, ülkemizdeki yükseköğretim sistemini düzenleyen kurumdur. Bu tür kurumların, sistemde yer alan tüm oyuncuları etkileyecek kararlar alırken, hem sistemin kendi içindeki dinamikleri hem de yükseköğretim sisteminin etkilediği diğer mekanizmaları dikkate almaları gerekir. Son bir sene içinde alınan kararları düşünüldüğünde YÖK’ün tüm bu dinamiklerin hassasiyetle irdelendiği anlaşılıyor. YÖK akılcı çerçevede kararlar alıyor. Ama o çerçevenin içini dolduracak olan bizzat üniversitelerin kendisi” dedi.

    “OLUMLU BULUYORUM”

    YÖK’ün Hukuk ve Tıp fakültelerine geçen sene getirdiği taban başarı sırası sınırlamasını olumlu bulduğunu söyleyen Levent Uysal, “Üniversitelerin temel görevlerinden biri, gençleri mesleki anlamda eğitmek ve işgücüne kazandırmak. Bazı iş kollarında mesleki yetkinlik son derece önemli. Hiç kimse yetkin olmayan bir doktor tarafından tedavi edilmek istemez. Ya da mahkeme sırasında hakimin iradesinin sorgulanmasına neden olacak bir güvensizlik kabul edilemez. YÖK’ün Hukuk ve Tıp fakültelerine geçen sene getirdiği taban başarı sırası sınırlamasını bu anlamda olumlu buluyorum. İlk yansımalarını 2015 ÖSYM’de hissettik. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalardan 2016 ÖSYS’de Mühendislik bölümlerinde de benzer bir sınırlamanın geleceği anlaşılıyor. Telaffuz edilen başarı sırası sınırı 240 bin. ÖSYS istatistiklerini incelerseniz pek çok vakıf üniversitesinde ücretli mühendislik kontenjanının boş kaldığı görürsünüz. Yani YGS-LYS’de 10 üzerinden 2 alan yani yüzde 20 akademik başarı gösteren her aday tercih etmesi durumunda mühendislik bölümlerine girebilir. Öğrencilere sunulan yükseköğretim olanaklarının artması perspektifinden olumlu gibi gözükse de mühendislik eğitimi ardından alınan diplomanın kazandırdığı yetkiler düşünüldüğünde insanların kafasında ciddi soru işaretleri oluşuyor” dedi.

    “DARALMALAR SÖZ KONUSU OLACAK”

    Uygulamayla beraber pek çok fakültede daralmaların söz konusu olabileceğini söyleyen Uysal, “240 bin sınırlamasının ardından vakıf üniversitelerinin mühendislik fakülteleri sıkıntı yaşayacak. Pek çok fakültede daralmalar söz konusu olabilir. Hal böyle olsa da, üniversitelerden mezun olanların yetkinliklerinin sorgulandığı akılcı bir sistem tesis edilinceye kadar YÖK’ün koyduğu bu ve benzeri sınırlamaların arkasından durulması gerektiğine inanıyorum. Burada önemli olan üniversiteye akademik anlamda çok vasat seviyede giren öğrencilerin 4 sene içinde ne kadar iyi eğitildikleri. Eğitim kalitesinde minimum şartların sağlanması noktasında üniversitelere büyük görevler düşüyor. Nişantaşı Üniversitesi’nde bu konuyu masaya yatıracağız ve Türkiye’deki mühendislik eğitiminin niteliğinin artması için atılması gereken adımlara katkımızın ne olacağını belirleyeceğiz. Bu karar, üniversiteler arasında kalite katsayısı yüksek olanların işine yarayacak. Biz vakıf üniversiteleri, ulusal ve uluslararası kaliteli eğitime gönül veren sistemler geliştirerek dünyadaki yükseköğrenime katma değer sağlayacağız” şeklinde konuştu.