Etiket: Alınmalı”

  • YÖK Başkanı Saraç: “Liyakat esas alınmalı”

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, yüksek öğretimde atama ve yükseltilmelerde liyakatin esas alınması aslında bu yapının(FETÖ/PDY) yüksek öğretimin bünyesinden temizlenmesi için en önemli araç olduğunu söyledi.

    Amasya Üniversitesinde düzenlenen bir programda yaptığı konuşmada maksatlarının; Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) yerleştiği kurumları zedelemeden, bu terörist yapıyı kurumlardan temizlemek olduğunu belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Üniversiteler olarak bu dönemin, yıllardır kat ettiğimiz yolları tahrip etmesine, bizi tekrar geri götürmesine izin vermeyeceğiz. Fakat bir diğer görevimiz ise bu tür yapıların tekrar devlete sirayet etmemesi için gerekli tedbirlerin dikkatli bir şekilde alınmasıdır. Yüksek öğretimde atama ve yükseltilmelerde liyakatin esas alınması aslında bu yapının yüksek öğretimin bünyesinden temizlenmesi için en önemli araçtır. Bütün üniversitelerimize bu kültürün, liyakat ve ehliyet anlayışının, devletimize, milletimize sadakat anlayışının yerleşmesi için çalışacağız” diye konuştu.

    “Nasıl ki, eğitimin bir ülkenin istikbali için esas unsur olduğunu kabul ediyorsak, eğitim ve öğretimin bütün kademelerinde ve boyutlarında nitelik ve liyakatten sapıldığında bir amaç değil kamu kurumlarında hakimiyet için bir araç halini aldığında o ülke için güvenlik zaafı noktası olabileceğini de 15 Temmuz gecesi gördük ve yaşadık” diyen YÖK Başkanı Saraç, “Türkiyemiz, ülkemiz, vatanımız, memleketimiz 15 Temmuz’da bir facianın eşiğinden döndü. Doğrudan milli varlığımıza ve anayasal düzenin üzerine kabus gibi çöken bir karanlığı yaşadık o gece. Türk milletinin iktidarı ve muhalefetiyle iradesi, karşı duruşu, askeriyemizin meşru düzeninin bu girişimi reddetmesi Sayın Cumhurbaşkanımızın olağanüstü kararlı duruşu ve liderliği etrafında kenetlendi ve bu liderlik ertesi gün bizi yeniden aydınlığa taşıdı” şeklinde konuştu.

    “Hedef dikey büyüme”

    Türk yüksek öğretim sistemine öğrenci sayısının 7 milyonu geçtiğine değinen Yekta Saraç, “Üniversite sayımız 182 oldu. Öğretim elemanı sayımız 152 bin 261’dır ve gittikçe artmaktadır. Bu sayısal veriler yatay büyümenin ne denli büyük olduğunu göstermektedir. Şimdi yeni YÖK olarak önümüze koyduğumuz hedef dikey büyümedir. Dikey büyüme ile kalite, nitelik, keyfiyeti kastediyoruz. Bunun için son iki yıldır büyük bir şevkle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bölgedeki üniversite yöneticileriyle de görüşüp Amasya Üniversitesi Prof. Dr. Metin Orbay’dan bilgiler alan Saraç, Kültür Sanat Söyleşileri kapsamındaki ‘Osmanlı’nın Kayıp Halkaları: Şehzadeler’ başlıklı konferans öncesi teşvik ödülü kazanan akademisyenlere de ödüllerini verdi.

  • MYP Lideri Yılmaz: “Gerekirse Musul da alınmalı”

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, şehit haberlerine dikkat çekerek, “Musul geri alınmalıdır. Türkler avlanan kuşlara döndü. Her gün Türk evlatları kuş gibi avlanıyor ve biz millet olarak seyrediyoruz” dedi.

    MYP Lideri Yılmaz yaptığı yazılı açıklamada, “Şehit vermiyoruz katliam yaşıyoruz. Böyle şehit verilir mi? Her gün her gün onlarca ana baba kuzusu körpe çocuklar katlediliyor” diye konuştu.

    Bölgede sınırların değiştiğini vurgulayan Yılmaz, “Bu Türklerin kanuni sözleşmeden doğan bir hakkıdır. Geçmiş sözleşmeler yürürlükte olsa dahi orada lehimize dönen çok sayıda madde ve hususlar vardır. Neden kullanmıyoruz anlamak mümkün değil. Musul geri alınmalıdır. Türkler avlanan kuşlara döndü. Her gün Türk evlatları kuş gibi avlanıyor ve biz millet olarak seyrediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yılmaz, “Suriye’de temizlik Hataya kadar halledilmelidir. Türk askeri yalnız derinlemesine bir temizlik yaparsa iki yanı PYD tarafından kuşatılmış olur. Derhal Hatay ve Akdeniz cephesine doğru temizlik yapılmalıdır. Hatay yönünde Türk dışında bir unsur bırakılamaz” dedi.

  • Psikolog Kübra Şıvgın: “Darbe programları çocukların uyku saati sonrasına alınmalı”

    Psikolog Kübra Şıvgın, çocukların psikolojisinin çok fazla etkilenmemesi için aile bireylerinin mutlaka konuşmalarına dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizerek, darbe ile alakalı programların çocuklar uyuduktan sonra izlenmesi gerektiğini söyledi.

    Okul öncesi çocukların televizyon programlarından çok fazla etkilenmemesi için ebeveynlere tavsiyede bulunan Psikolog Kübra Şıvgın, çocukların psikolojisinin çok fazla etkilenmemesi için aile bireylerinin mutlaka konuşmalarına dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizerek, darbe ile alakalı programların çocuklar uyuduktan sonra izlenmesi gerektiğini söyledi.

    Psikolog Şıvgın, “Darbe programlarının çocuk üzerindeki etkisi saymakla bitirilemeyecek kadar çoktur. Herkes tedirginken çocuk en çok bu tedirginlikten rahatsız olur” dedi.

    “Evde yapılan konuşmalar çocuk psikolojisini daha fazla etkiler”

    Psikolog Şıvgın, “Danışanlarımdan aldığım en çok şikayet çocukların yaşadığı korkular. Çocuğun düşüncesine aile mutlaka inmeli ama bu süreci anlatırken de tezatlıklar yaşatılmaması gerekir. Aile içerisinde yapılan konuşmalar çocuğu korkuya itiyor. Çocuk aslında görmediği şeylerin korkusunu yaşamakta. Siyasi programlarda ülkenin gerçekleri anlatılırken çocuğun seviyesine de inilmesi mümkün değil” diye konuştu.

    “Darbe programları çocukların uyku saati sonrasına alınmalı”

    Darbe programlarının geç saatlere alınmasının çok önemli ama tek başına bir etken olmadığını anlatan Şıvgın, şöyle konuştu:

    “Çocuk güvendiği kişiden (anne-baba) ağırlıklı olarak emin olur. Çocuğun psikolojisinin düzelmesi için anne babanın evde her şeyine dikkat etmesi ve çocuğunu da bu gerçekler noktasında eğitebilmesi gerekir. Aile dikkatli olmalı, süreci çok hisseden insanlar çocuklara gerçeği anlatabilmeli ama psikolojisine uygun şekilde.”

    “Öğretmenler duyarlı olmalı”

    Öğretmenlerin duyarlı olması gerektiğini belirten Şıvgın, “Öğretmen sınıfta mutlaka anlatabilmeli ama duyarlı şekilde bilinçlendirme yapılabilmeli, çocuğun yaşadığı süreci sorunsuz şekilde atlatabilmesi için zamanı öğretmenin ve çocuğun rol-model aldığı ailesinin iyi değerlendirmesi gerekir. Kendi psikolojimiz farklı çocuğun içerisinde olduğu psikoloji farklı bir şeydir” ifadelerini kullandı.

  • Burun kanamaları ciddiye alınmalı

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, dönem dönem insanların yaşadığı sağlık problemlerinden biri olan burun kanamaların ciddiye alınması gerektiğini belirterek, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

    Burun kanalarının sık karşılaşılan ve genellikle “gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalar” ve “ileri yaştaki hastalarda görülen kanamalar” adı altında iki şekilde görülen bir sağlık problemi olduğunu ifade eden Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, “Gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalar, çoğunlukla burnun 1 cm. gerisinde oluşmaktadır. Bu bölge kan damarlarının çok yoğun olduğu bir bölgedir. Çocuklarda burun kanamalarının en sık sebebi burun karıştırmadır. Çocuklar burunlarını karıştırarak bu kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeyi zedelemekte ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olmaktadır. Kuru havalarda ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerde de burun kanamaları sık görülmektedir. İleri yaştaki hastalarda görülen kanamalar ise şiddetli, kendiliğinden durmayan, çoğunlukla da burnun arka bölgelerinden kaynaklanan ve sıklıkla hastaneye yatırma zorunluluğu duyulan ciddi kanamalardır. Bu kanamalar daha çok tansiyon hastalarında ve kan sulandırıcı ilaç kullanımlarında ortaya çıkmakta, ciddi seyirli olmaktadır. Burna darbe alınması, burun kırıkları, yüz ve kafatası kırıkları, burun karıştırma, burna sıkılan kortizonlu ilaçlar, kokain kullanımı burun kanamasına neden olabilir. Ayrıca burundaki kıkırdak ve kemik eğriliklerinden dolayı da dar alandan hava hızlı akarak burnu kurutur, kabuklanmalar olur ve burun kanaması izlenebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, nezle, grip, sinüzit gibi enfeksiyonlarla da sıklıkla burun kanamaları olabilmektedir. Burun, burun boşlukları ve genzin iyi ve kötü huylu tümörleri de yoğun burun kanamalarına neden olmaktadır. Ergenlik çağında erkek çocuklarda görülen damar tümörleri de şiddetli kanama yapabilmektedir” dedi.

    Aspirin kullanımı ve yüksek tansiyon

    Opr. Dr. Yusuf Şentürk şöyle devam etti: “Pıhtılaşma sorunları, hemofili, von willebrand gibi pıhtılaşma hastalıkları, K vitamini eksikliği, ilaç veya hastalıklara bağlı kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombositler) azalmasına neden olan durumlar, karaciğer hastalıkları ve alkol alımı burun kanamalarına yol açmaktadır. Toplumumuzda yanlış öğretiler sonucu birçok kişi gelişigüzel Aspirin kullanmaktadır. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların doktor tavsiyesi olmadan kullanılması sonucu sadece burunda değil birçok alanda durdurulamayan kanamalar olmakta ve hastalarımız bundan zarar görmektedir. Aspirin kanama zamanını 1 hafta uzatmakta ve bu sürede tedavide pıhtılaşma problemleri yaşanmaktadır. Önerimiz kan sulandırıcı ilaçların bir teşhise dayanması, tedavi süresinin ilgili hekim tarafından belirlenmesi ve kanama-pıhtılaşma parametrelerinin düzenli kontrol edilmesidir. İleri yaşlarda yine sıklıkla kanamaya neden olarak tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) ve damar sertliği olarak kaydedilmektedir. Bu arada bir anekdot olarak tansiyonu yüksek hastanın burun kanaması olmasının iyi bir durum olduğu böylece beyin kanaması olmadığı doğru olmayan bir inanıştır. Burun kanaması olmadan da hipertansif hastalarda beyin kanaması izlenmektedir. Hastalarımızı çok korkutan kanamalarda bile miktarlar bir su bardağından daha azdır. Vücudumuzda toplam 5 litre dolaşan kanın varlığı hatırlandığında durum daha iyi kavranacaktır.”

    İlk müdahale nasıl olmalı

    Hastaların hastaneye gitmeden karşılaştıkları burun kanamasında ne yapması gerektiği konusunda bilgi veren Dr. Yusuf Şentürk, “İlk olarak yapılmaması gerekenler sıralanacak olursa; baş geriye atılmamalı ve buruna pamuk, bez gibi evde ilk akla gelen ne varsa sokuşturulmamalıdır. Bu hareket, sadece burun kanamasının önden değil genizden gelmesini sağlar, kanamayı durdurmaz. Kafayı ıslatmak, boyuna buz koymak pek de işe yarayacak önlemlerden değildir. Doğrusu ise önce soğuk bir suyla burunu fazla sümkürmeden temizlemek ve bir elin 2 parmağı ile burun kanatlarından şiddetlice bastırmaktır. 5 dakika bastırdıktan sonra eğer hala kanıyorsa tekrar burun içini soğuk suyla temizlemek, pıhtıları uzaklaştırmak ve tekrar 2 parmakla burun kanatlarını bastırarak kanamayı durdurmak gerekir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bu yolla burun kanamalarının yüzde 90’ı durmaktadır. Durmayan kanamalar içinse KBB uzmanına başvurulmalıdır. Burnun arka kısmında kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan, hipertansiyonu olan, burnunda nefes almayı engelleyici balon, tampon vs. gibi materyal bulunan yaşlı kalp, akciğer ve solunum problemli hastalarla, kanamaları tekrarlayanlar mutlaka hastaneye yatırılarak yakın izlemde tutulmalı ve gerekli testler yapılarak uygun ilaçlar verilmelidir. Tabi bu anlatılanlara rağmen kanaması devam eden hastalar da olmaktadır. Bu çok küçük yüzdeyi oluşturan hastalarımızda ameliyathanede gerekli müdahaleler yapılarak kanayan damar bağlanmakta veya o damarı tıkayıcı işlemlere gereksinim duyulmaktadır. Hastanın kanaması burun eğriliğinden kaynaklanıyorsa bu eğrilik ameliyatla mutlaka düzeltilmelidir. Sonuç olarak, burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir” şeklinde konuştu.

  • Burun kanamaları dikkate alınmalı

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, insanların hayatı boyunca en az birkaç defa yaşadığı burun kanamalarının nedenleri, yapılması gerekenler ve cerrahi yöntemleri hakkında bilgiler verdi.

    Çeşitli hastalıklar, yapısal nedenler, hava şartları ve travmalara bağlı olarak gelişebilen burun kanamalarının günlük yaşamı olumsuz etkilediğini ifade eden Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, “Burun kanaması gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalardır. Bu kanamalar çoğunlukla burnun 1 cm. gerisinde oluşmaktadır. Bu bölge kan damarlarının çok yoğun olduğu bir bölgedir. Çocuklarda burun kanamalarının en sık sebebi burun karıştırmadır. Çocuklar burunlarını karıştırarak bu kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeyi zedelemekte ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olmaktadır. İleri yaştaki hastalarda görülen kanamalar ise şiddetli, kendiliğinden durmayan, çoğunlukla da burnun arka bölgelerinden kaynaklanan ve sıklıkla hastaneye yatırma zorunluluğu duyulan ciddi kanamalardır. Bu kanamalar daha çok tansiyon hastalarında ve kan sulandırıcı ilaç kullanımlarında ortaya çıkmakta, ciddi seyirli olmaktadır” dedi.

    Kullanılan ilaçlara dikkat

    Doktor tavsiyesi olmadan alınan ilaç ve kan sulandırıcıların burun kanamasına neden olduğunu belirten Şentürk, “Pıhtılaşma sorunları, hemofili, von willebrand gibi pıhtılaşma hastalıkları, K vitamini eksikliği, ilaç veya hastalıklara bağlı kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombositler) azalmasına neden olan durumlar, karaciğer hastalıkları ve alkol alımı burun kanamalarına yol açmaktadır. Kan sulandırıcı ilaçların bir teşhise dayanması, tedavi süresinin ilgili hekim tarafından belirlenmesi ve kanama-pıhtılaşma parametrelerinin düzenli kontrol edilmesidir” diye konuştu.

    Burun kanamasında ilk tedavi

    Opr. Dr. Yusuf Şentürk şöyle devam etti: “İlk olarak yapılmaması gerekenler sıralanacak olursak, baş geriye atılmamalı ve buruna pamuk, bez gibi evde ilk akla gelen ne varsa sokuşturulmamalıdır. Bu hareket, sadece burun kanamasının önden değil genizden gelmesini sağlar, kanamayı durdurmaz. Kafayı ıslatmak, boyuna buz koymak pek de işe yarayacak önlemlerden değildir. Doğrusu ise önce soğuk bir suyla burunu fazla sümkürmeden temizlemek ve bir elin 2 parmağı ile burun kanatlarından şiddetlice bastırmaktır. 5 dakika bastırdıktan sonra eğer hala kanıyorsa tekrar burun içini soğuk suyla temizlemek, pıhtıları uzaklaştırmak ve tekrar 2 parmakla burun kanatlarını bastırarak kanamayı durdurmak gerekir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bu yolla burun kanamalarının yüzde 90’ı durmaktadır. Durmayan kanamalar içinse KBB uzmanına başvurulmalıdır.”

    Cerrahi yöntemler

    Cerrahi yöntemlere değinen Opr. Dr. Yusuf Şentürk şu bilgileri verdi: “Burnun arka kısmında kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan, hipertansiyonu olan, burnunda nefes almayı engelleyici balon, tampon vs. gibi materyal bulunan yaşlı kalp, akciğer ve solunum problemli hastalarla, kanamaları tekrarlayanlar mutlaka hastaneye yatırılarak yakın izlemde tutulmalı ve gerekli testler yapılarak uygun ilaçlar verilmelidir. Tabi bu anlatılanlara rağmen kanaması devam eden hastalar da olmaktadır. Bu çok küçük yüzdeyi oluşturan hastalarımızda ameliyathanede gerekli müdahaleler yapılarak kanayan damar bağlanmakta veya o damarı tıkayıcı işlemlere gereksinim duyulmaktadır. Hastanın kanaması burun eğriliğinden kaynaklanıyorsa bu eğrilik ameliyatla mutlaka düzeltilmelidir.

    Sonuç olarak, burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir.”