Etiket: Alın

  • Madde bağımlısı şahıs ‘aileme zarar verdim, gelin beni alın” deyip kendini ihbar etti

    Adana’da madde bağımlısı bir şahıs ‘aileme zarar verdim, gelin beni alın’ diyerek kendini ihbar etmesi üzerine , olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.

    Olay, Seyhan İlçesi Sümer Mahallesi 69166 sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 37 yaşındaki madde bağımlısı Ayku C., 155 polis ihbar hattını arayıp, “ Aileme zarar verdim, gelin beni alın” ihbarında bulundu. Bunun üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri Aykut C.’in bulunduğu daireye çıktı.

    Daha sonra yapılan ihbarın asılsız olduğu öğrendi, Aykut C. kendisini AMATEM’e kaldırmaları için böyle bir ihbar yaptığını söyledi. Gelen sağlık ekiplerince Aykut C. Adana Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesine kaldırıldı.

  • Rahat bir hamilelik geçirmek için önceden önlem alın

    Hamilelik sürecinde bebeğin ve anne adayının hayatını tehlikeye düşürecek her türlü sorun için önlem alınması gerektiğini belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mine İnan, sağlıklı hamilelik sürecinde dikkat edilecek unsurları açıkladı.

    Dr. İnan’ın açıklamalarına göre; hamilelik sürecinde vücutta birçok değişiklik meydana gelmektedir. Bu nedenle anne adaylarının hamilelik kararından 3 ay önce bir hekime başvurması gerekmektedir. Detaylı muayene ve tetkiklerle bu süreçte oluşabilecek sorunların tespiti anne adayları için avantaj sağlamaktadır. Anne adayının diyabet ya da tansiyon gibi rahatsızlıkları araştırılıp eğer sorun var ise adaya tedavi başlatılmaktadır.

    Kilo

    Anne adayının vücut kitle indeksi hamilelik için önemlidir. Vücut kitle indeksinin normalin altında ya da üstünde olması anne ve bebek sağlığını olumsuz etkileyebilir. (kilonun boyun karesine bölünmesi ile bulunan rakam) Bu nedenle anne adaylarının hamilelik öncesinde ideal kilosuna kavuşması gerekmektedir. Bunun için de dengeli beslenerek mineral, vitamin ve protein depolarını doldurması sağlıklı hamileliğin başında gelmektedir. Hamilelik sırasında, anne adaylarının vücut kitle indeksinize göre kilo alması gerekir; anne adayı zayıf ise 12-14 kilo, kilolu ise 4-7 kilo alması uygun görülür.

    Tansiyon

    Hamilelik öncesinde tansiyon hastalığı olmayabilir fakat hamileliğin 20. haftasından sonra hipertansiyon gelişebiliyor. Bebek ve anne hayatı tehlikeye girebileceğinden, hamilelik sürecinde şiddetli baş ağrısı, kısa sürede hızlı kilo alımı, gözlerde uçuşma gibi durumlar söz konusu ise hemen doktora başvurulmalıdır.

    Enfeksiyon

    Hamilelik sırasında geçirilen kızamıkçık, toksoplazmozis ile suçiçeği gibi enfeksiyonlar, bebekte enfeksiyonlara ve anomalilere yol açabilir, eğer anne adayının kızamıkçığa karşı bağışıklığı yoksa aşılanması gerekmektedir. Grip aşısının zamanında yapılması da hamilelik sırasında anne adayının korunması açısından önemlidir. Bunların yanı sıra, idrar yolu enfeksiyonları da kısa sürede böbrekleri etkileyerek böbrek enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. İdrar tetkikinde bakteri gözlenmişse, kültürde üreme varsa, idrar yaparken yanma söz konusu ise anne adayı doktora başvurulmalıdır.

    Diyabet

    Diyabet; düşüğe, bebekte doğumsal anomaliye ve erken doğuma yol açabilmektedir. Anne adayında diyabet hastalığı mevcutsa, sağlıklı bir hamilelik için doktora başvurması ve kan şekeri düzeyinin ve HbA1C’nizin en optimal olduğu durumda hamile kalması gerekmektedir. Hamilelikte gelişebilecek diyabet için; dengeli beslenilmeli, kilo alınımına dikkat edilmeli ve doktorun önerisi doğrultusunda tarama amaçlı şeker yükleme testi yaptırılmalıdır.

    Sigara ve alkol

    Sigara içmek hamilelikte erken doğum riskine ve bebekte büyüme kısıtlamasına neden olabilir. Ayrıca ani fetal kayıpları veya plasentanın erken ayrılması da gözlenebilir. Ayrıca bebeğin gelişiminin kısıtlandığı ve beyin gelişimine negatif etki oluşturan durumlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle hamile kalmadan önce sigara ve alkol alışkanlığına son verilmelidir.

    İlaç kullanımı

    Hamilelikte kullanılmasının güvenli olduğu henüz ispat edilmemiş pek çok ilaç mevcuttur. Size masum gibi görülen birçok ilaç bebekte anormalliklere neden olabilir. Dolayısıyla beklediğiniz adet tarihi gelmesine rağmen adet görmediyse kullanılacak her ilaç mutlaka doktora danışılmalıdır.

    Egzersiz

    Hamilelik sırasında kan pıhtılaşmasına yatkınlık artmaktadır. Bacaklarda tek taraflı şişlik, ısı artışı, kızarıklık veya ağrı varsa, emboliye neden olabilecek durum söz konusu olabilir. Sağlıklı hamilelik için uzun süre ayakta kalınmamalı, günlük egzersizler uygulanmalı ve sıvı alınımına dikkat edilmelidir. Varis mevcut ise varsa, varis çorabı giyilmelidir. Uzun sureli yolculuklardan kaçınılmalıdır.

  • AESOB Başkanı Dere: “Kurbanlıklarınızı esnafımızdan alın”

    Kurban Bayramı alışverişlerini ve kurbanlıklarını Antalyalı esnaflardan alınması gerektiğini söyleyen Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, “Esnaflar da halk içerisinden biri, duyarlı Antalya halkı olarak esnafa gerekli ilgiyi göstermemiz gerekiyor” dedi.

    AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Kurban Bayramı’nda esnafta hareketlilik yaşandığını ve bu hareketliliğin hem halk açısından hem de esnaf açısından sağlıklı olabilmesi için esnaftan alışveriş yapılması gerektiğini ifade etti. Antalya ekonomisinin daha da güçlenmesi ve büyümesi için AVM ve Cep marketler yerine vatandaşın yerel esnaftan alışveriş yapıp, esnafa sahip çıkılması gerektiğini dile getiren Başkan Dere, Kurban Bayramı alışverişinde merdiven altı ürünlerden kaçınılması gerektiğini belirtti. Dere, “Kardeşliğin, dayanışmanın ve bereketin arttığı bir kurban bayramımıza daha kavuşuyor olmanın sevincini ve heyecanını yine hep birlikte yaşıyoruz. Bayramlar her zaman milli ve manevi değerlerimizi pekiştiren, toplumda dayanışma ve yardımlaşma duygularını arttıran, sevgi ve saygı ruhunun güçlendirildiği istisnai günlerdir. Bu mübarek günlere hak ettiği değeri vererek önemine uygun şekilde yaşamalı ve tüm güzellikleriyle yaşatarak gelecek nesillere aktarmalıyız. Milletimiz İslam dinimizin bu önemli ibadetine her zaman gereken hassasiyeti göstererek kurban bayramını manasına uygun bir şekilde idrak ederek bu günlere taşımıştır. Kurban bayramında milletimiz sadece Allah rızası için kurban ettiği hayvanın etini paylaşmamış her bayramda ihtiyaç sahiplerini giydirmiş, yedirmiş ve lokmasını paylaşarak bir toplumda olması gereken dayanışmayı bayramlar vesilesi ile ayakta tutmuştur” diye konuştu.

    “Bayramda herkesin yüzü gülsün”

    Ekonominin gelişmesi için esnafın önemli bir işleve sahip olduğunu söyleyen AESOB Başkanı Adlıhan Dere, “İnsanların daha çok yardımlaştığı ve hediyeleştiği bayramlarımız bu yönüyle de küçük büyük demeden tüm esnafımızın yüzünü her zaman güldürmüştür. Her bayramda olduğu gibi bu bayramda esnaflarımız bayram için gerekli hazırlıklarını yaptı ve vatandaşlarımızı bekliyor. Kıymetli Antalyalılar hızla çoğalan büyük firmalar karşısında esnafımız rekabet gücü bulamamaktadır. Antalya ekonomisinin daha da güçlenmesi adına AVM ve Merdiven altı satıcılar yerine esnafımızı tercih ederek esnafımıza sahip çıkalım. Antalyamızı ekonomik anlamda daha da güçlenmesi için Esnafımızın başkanı olarak yaptığım bu çağrıları bir kez daha bu vesile ile hatırlatmak istedim. İnşallah bu bayram esnafımız için bereketli, hemşerilerimiz için kazasız belasız geçer” dedi.

    Sağlık için güvenli alışveriş

    Vatandaşların özellikle gıda ürünlerinde markası tanınmamış ve etiketinde üretim yeri belli olmayan ürünlere dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Dere, bu tür ürünleri satın almaktan kaçınılması uyarısında bulunarak konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Öncelikle tüm Antalyalı esnaf kardeşlerimizin, hemşerilerimizin ve vatandaşlarımızın mübarek kurban bayramını kutluyor, bu bayramın milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.”

  • Dişlerdeki sararmayı ciddiye alın

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, dişlerdeki sararmanın ciddiye alınması gerektiğini belirtti.

    Tüketilen birçok şeyin dişlerde sağlıksız bir görünüme neden olduğunu belirten Dentsudiye Protez Ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, bu etkenlerin başında sigaranın geldiğini, yoğun sigara tüketen ve ağız bakımı iyi olmayanların dişlerinde sararmaların fazlaca görüldüğüne işaret etti.

    Fazla miktarda çay ve kahve tüketenlerde, sigaranın da etkisiyle dilde renklenme ve tat almada bozukluk meydana gelebildiğini belirten Arslan, ’Bu nedenle diş bakımının yanında günlük dil bakımı da çok büyük önem taşıyor’ dedi.

    Dr. İlker Arslan, şebeke suyunda yoğun flor bulunan bölgelerde yaşayanların dişlerinde, aşırı flora bağlı renklenmeler görülebildiğini belirterek, Dişin iç yapısından kaynaklanan bu tür bir renklenmede, beyazlatma yerine porselen veya kompozit laminalar kullanılması daha yerinde olur’ önerisini dile getirdi.

    Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu bildiren Arslan, ’Daimi dişlerin oluşması sırasında kullanılan tetrasiklin grubu antibiyotikler, dişlerde renklenmelere neden olabiliyor. Bu gibi durumlarda beyazlatma işlemi bile etkili olamıyor, görüntü ancak porselen ve kompozit protezlerle düzeltilebiliyor’ diye konuştu.

    ’Hekim önerisine uylmlaı’

    Estetik bir gülüş için çeşitli yöntemler uygulandığını, dişlerin rengini değiştirebilmek için uygulanabilecek en kolay ve hızlı çözüm olan beyazlatmanın bunlardan birisi olduğunu belirten Arslan, bu işlemin, özellikle form ve diziliş bakımından herhangi bir problemi olamayan, koyu renkli veya renkleşmiş dişe sahip kişilere uygulanabileceğini söyledi.

    Eskiden daha çok diş ve diş etlerine zarar veren yöntemler kullanılırken artık dişlerde hemen hemen hiç hassasiyete yol açmayan sistemler uygulandığını, diş etlerini korumak için de özel jeller tatbik edildiğini bildiren Arslan, bu alanda lazerin de devreye girmesiyle dişlerde meydana gelebilecek hassasiyetlerin minimuma indirildiğini kaydetti.

    Beyazlatma işleminin evde, hasta veya muayenehanede doktor tarafından da yapılabileceğini ifade eden Arslan, şu uyarıları dile getirdi:

    ’Genel olarak muayenehane ortamında yapılan beyazlatma işlemleri önerilir. Yarım saat gibi kısa bir sürede hem kimyasal olarak daha güçlü, hem de beyazlatma cihazlarının kullanılmasıyla çok etkili sonuçlar elde edilebiliyor. Ayrıca bu işlemlerin hepsinin doktor kontrolünde olması diş ve diş etlerinde istenmeyen sonuçların oluşmasını engelliyor. Beyazlatma işlemlerinde, muayenehanedeki işlemi takiben evde kısa süreli beyazlatma uygulaması da yapılabilir. ’Ofis tipi’ dediğimiz muayenehane ortamındaki beyazlatmalar, hem zaman hem de etki bakımından çok daha avantajlıdır.’

    Piyasada satılan beyazlatma ürünlerinin bir çoğunun etkisinin çok düşük olduğunu, ayrıca bu ürünlerin diş ve diş etlerinde hassasiyet ve tahribata neden olabildiğini vurgulayan Dr. Arslan, ’Mutlaka hekim tarafından önerilen ürünler kullanılmalıdır. Beyazlatma özelliği taşıyan diş macunlarıyla diş renginin bir kaç ton açılması neredeyse imkansızdır. Özellikle içinde ne olduğu bilinmeyen, yetkili kurumların onaylamadığı ürünler probleme neden olabilir’ şeklinde konuştu.

  • Göz tansiyonunu ciddiye alın

    Glokom yani ‘göz tansiyonu’ görmenin sinsi hırsızı olarak tabir ediliyor. Glokomun çeşitli tipleri olsa da hastaların çoğunlukla ağrısız, sessiz seyreden, açık açılı glokom tipine sahip olduğunu söyleyen Koru Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Turgut, açı kapanması adı verilen tipinse şiddetli bulgu ve şikayetler nedeniyle sinsi olmadığını, bu hastaların erken dönemde hekime başvurduğunu belirtti.

    Normalde gözün ön bölümünde bulunan saat camı ve kalın kenarlı mercek şeklindeki şeffaf yapı olan kornea ve daha geride kişinin göz rengini veren iris ve lens arasındaki boşlukları dolduran ve sürekli olarak üretilip gözü damar yapılarıyla terk eden göz içi sıvısı olarak adlandırılan bir sıvı olduğunu anlatan Prof. Dr. Burak Turgut, “Glokomda gözün bu sıvıyı göz dışına taşıyan kanalları tıkanarak göz içi sıvısının oluşturduğu göz içi basıncında bir artış olur ve daha sonra görme siniri hasar görür. Normal bir kişinin göz içi basıncı 10-20 mmHg civarındadır. Ancak basıncın normal aralıkta olması glokom gelişmeyeceği anlamına gelmez. Nitekim normal tansiyonlu glokomda göz içi basıncı normaldir” ifadelerini kullandı.

    “Ciddi görme alanı kaybı ve geriye dönüşümsüz görme siniri hasarı ile sonuçlanabilir”

    Prof. Dr. Turgut, görme siniri hasarına bağlı olarak glokomlu hastalarda başlangıçta hasta tarafından fark edilmeyen noktasal veya bölgesel görme alanı kayıpları ve sonrasında görme alanında giderek daralmanın meydana geldiğini belirterek, “Son aşamalarda tübüler görme adı verilen; tıpkı bir borunun içinden bakıldığında görülebilen merkezi alanın sağlam kalması şeklinde ciddi görme alanı kaybı ve geriye dönüşümsüz görme siniri hasarı ile sonuçlanır” şeklinde konuştu.

    “60 milyon kişi glokoma bağlı görme sinir hasarından etkileniyor ve bunların yüzde 10’unda körlük meydana geliyor”

    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre glokomun tüm dünyada önlenebilir körlüğün ikinci sıradaki nedeni olduğunu söyleyen Prof. Dr. Turgut sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Global olarak yaklaşık 60 milyon kişi glokoma bağlı görme sinir hasarından etkileniyor ve bunların yüzde 10’unda körlük meydana geliyor. Bu sayıların 2020 yılında sırasıyla 80 milyon ve 11 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bebeklikten itibaren yaşlılık dönemine kadar her birey glokom gelişimi için risk altında olsa da özellikle yaşlı bireyler glokom için daha yüksek bir risk taşımaktadır. Yaklaşık her 10 bin canlı bebekten biri de glokoma sahip olabilir; gençlerde de glokom meydana gelebilir.”

    “Açık açılı glokoma ait erken belirti, uyarı işaretleri veya şikayetler neredeyse hiç yoktur” diyen Prof. Dr. Turgut, “Yavaş yavaş ve gözle görülür bir kayıp olmadan yıllarca ilerleme gösterir. Bu tip glokom hastaların olağan göz muayenesi sırasında veya yakın görmesindeki bozulma nedeniyle göz hekimine başvuran 40 yaş üstü hasta grubunda göz muayenesinde saptanmaktadır. Bu tip glokomlu bir hasta görme kaybını fark ettiğinde, hastalık genellikle oldukça ileri evrededir. Nitekim hastaların sadece yarısı hastalığının farkında olmaktadır” açıklamasında bulundu.

    “Görme sinirinin ve gözün damarsal beslenmesi bozulabilmektedir”

    Siyah ırk, yaşın 60’ın üstünde olması, ailede glokom varlığı, kişide diyabet ve kalp damar hastalığının önemli risk faktörleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Turgut, “Ancak göze ve ağızdan/damardan kortizon uygulamaları, göziçi iltihabi hastalıklar, retina tabakalarında ayrışma ve yüksek miyopi varlığı da bu glokom formu için risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Glokomun bir diğer formu olan normal tansiyonlu glokomda da göz içi basıncı normal düzeyde olmasına rağmen görme sinirinde tahribat meydana gelmektedir. Bu tip olgularda migren, uyku apnesi (uykuda solunum durması) ve noktürnal hipotansiyon (gece sistemik kan basıncında anlamlı düzeyde düşme meydana gelmesi) risk faktörüdür. Çünkü bu hastalıklarda görme sinirinin ve gözün damarsal beslenmesi bozulabilmektedir. Bu formun tedavisinde göz içi basıncını normalin alt sınırlarına getirecek ve görme sinirini koruma özelliğine sahip glokom ilaçları kullanılmaktadır” dedi.

    “Erken tanı hastalığın vereceği zarardan korunmak için ilk adımdır”

    Sadece göz içi basıncının ölçümünün tanı için yeterli olmayıp görme sinirinin göz dibi muayenesi sırasında görülebilen göz küresine bitişik baş kısmının değerlendirilmesinin daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turgut, “Retinanın sinir lifi tabakasının kalınlık ölçümleri ve görme alanı tetkiklerinde de glokoma özgü hasarların saptanması tanı ve takipte yararlı olmaktadır. Glokomda ilaç tedavisi veya ameliyat ile göz içi basıncı hekimin hastaya özgün olarak hedeflediği düzeye getirilebilir ise daha fazla görme kaybı gelişimini durdurmak mümkündür. Ancak erken tanı hastalığın vereceği zarardan korunmak için ilk adımdır. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra yılda iki defa olmak üzere düzenli göz muayenesi, göz içi basıncı ölçümü ve görme sinirinin değerlendirilmesi, tanı konulduktan sonra hastanın tedaviye uyumu ve takiplere devamı çok önemlidir. Görmenin sinsi hırsızının size zarar vermesini önlemek için glokomun farkında olun ve yukarıda sayılan risk faktörlerine sahipseniz mutlaka göz hekiminize başvurun” diye konuştu.