Etiket: Alerjisi

  • Bahar alerjisi kabusa dönmesin

    Alerjinin alerjen denilen normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı duyarlılık reaksiyonları olduğunu belirten Doç. Dr. Arzu Ertürk, başlıca alerjenlerin ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, hayvan tüy ve epitelleri, besinler ve böcek zehirleri olduğunu söyledi.

    Astım ve bahar alerjisi hakkında bilgi veren Koru Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Ertürk, alerjik hastalıklarda genellikle üst ya da alt solunum yolları, göz, deri ve sindirim sisteminin etkilendiğini ifade etti. Ertürk, “Alerji, genetik eğilimi olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Alerjisi olmayan sağlıklı bir birey polenlerle karşılaştığında herhangi bir sorun yaşamazken, alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır” dedi.

    Alerjik kişilerin bahar günlerini polenlerin kabusa çevirdiğini söyleyen Ertürk, alerjik bireylerin polen alerjilerinin de farklılık gösterdiğini belirtti. Doç. Dr. Arzu Ertürk, “Ağaç polenleri daha çok Şubat-Mayıs, ot polenleri Mayıs-Haziran aylarında, yabani ot polenleri ise yaz ortasından sonbahara dek yakınmalara neden olur. Küçük polenler, rüzgarla taşındıklarından bitkiden kilometrelerce uzaktaki kişide bile alerjiye neden olabilir. Sabah saatlerinde havadaki polen miktarı daha fazladır. Yağmurlu günlerde havada uçuşan polen miktarı azaldığından polen alerjisi olan kişiler rahat eder. Tam tersine sıcak ve rüzgarlı günlerde polen yayılımı artar” diye konuştu.

    Mevsimsel alerjinin genellikle üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarını da tutarak astım ataklarına sebep olduğunun altını çizen Ertürk, saman nezlesinin de “mevsimsel alerjik rinit” olarak bilinen hastalığın halk arasındaki adı olduğunu ve çoğunlukla ilk belirtilerin çocuklukta ve gençlikte ortaya çıktığını anlattı. Ertürk, “Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşuruk, gözlerde sulanma, yaşarma,kızarıklık, göz altlarında morarma gibi yakınmalara neden olur. Alerjik riniti olan kişilerin büyük bir kısmı hayatlarının bir döneminde astım atağı geçirebilirler. 1-2 haftayı geçen şikayetleri olan hastalar, mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Tedavide alerji önleyici ilaçlardan yararlanılır. Hastanın hangi polene karşı alerjisinin olduğunun saptanması için kan testleri ve deri testlerinden yararlanılır” şeklinde konuştu.

    Astımlı hastaların bahar aylarında kötüleşip atağa girebileceğini belirten Doç. Dr. Arzu Ertürk, “Mart ayındaki grip salgını, viral enfeksiyonlar semptomları artırabileceği gibi, hastaların alerjik oldukları polenlerin yayıldığı haftalar/aylar boyunca şikayetler artabilir. Bu dönemde hastanın ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekir. Diğer alerjenlere göre polenlerden kaçınmak daha zordur. Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkmamak, pencereleri kapalı tutmak en önemli korunma yöntemleridir. İdeal olan kişinin alerjisinin olduğu bitkinin yetiştiği bölgeden başka bir yere taşınması gibi görünse de bir polene alerjisi olan kişi, yeni bir bölgeye taşındığında zaman içinde maruz kaldığı yeni polenlere karşı alerji geliştirebilmektedir” dedi.

    Korunma yöntemlerinin genel olarak uygulanması gerektiği uyarısında bulunan Ertürk, polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde sabah saatlerinde açık alanlara çıkmamaya özen gösterilmesi gerektiğini ve çimen polenine alerjisi olanların da bahçe çimlerini biçmemesi veya biçilirken ortamda bulunmaması gerektiği uyarısında bulundu. Giysiler ve çamaşırların polen mevsiminde açık havada kurutulmaması gerektiğini belirten Dr. Ertürk, mümkünse kurutma makinesi kullanılmasını önerdi. Otomobil alınacağı veya değiştirileceği zaman, polen yakalayıcı hava filtreleri olan modellerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Ertürk, otomobillerdeki polen filtresinin bakımının ise düzenli olarak yaptırılması gerektiğini ifade etti. Akşamları eve gelince de kıyafetlerin değiştirilmesi, duş alınması gerektiğini bildiren Arzu Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yatak odasından tüm toz toplayıcı eşyalar uzaklaştırılmalıdır. Halı, kitap, dekoratif eşyalar, kumaş aksesuarlar kaldırılmalıdır. Tüm yatak çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada bir en az 60 derece ısıda yıkanmalıdır. Anti alerjik yastık nevresim takımları kullanılmalıdır. Ağır perdeler hafif ve yıkanabilir olanlarla değiştirilmelidir. Evcil hayvan varsa yatak odasına girmesine izin verilmemelidir. Evin ortamı nemli olmamalıdır. Ev ve araba klima filtrelerinin düzenli temizlenmesi sağlanmalıdır.”

  • Bahar Alerjisi Olanlar Toza Dikkat

    Uzmanlar, günlük hayatı olumsuz etkileyen bahar alerjisi şikayeti bulunan kişilerin, kendisini mümkün olduğunca tozdan koruması gerektiğini belirtti.

    Özel Meciana Konya Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Bahri Gezgin, bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte alerjik reaksiyonlar ve alerjik şikayetlerin artmaya başladığını belirtti. Alerjinin günlük hayatı ciddi anlamda olumsuz etkileyebilen bir durum olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Gezgin, “Özellikle bazı iş yerlerinde çalışanların klimaya ya da toza maruz kalması, kapalı ortamlarda ya da okul ortamlarında çalışanların halı tozu alerjisi gibi durumlar çok sık karşılaştığımız durumlardır. Bahsettiğimiz hücrelerin salgıladıkları maddelere karşı etkinlik gösteren ilaç tedavileri uyguluyoruz. Ek ilaçlar kullanabiliyoruz. Burun spreyleri kullanıyoruz ki, burundaki semptomları azaltabilmek açısından ya da burunun nefes alabilirlik seviyesini yükseltebilmek açısından çeşitli ilaç seçeneklerimiz var. Tabii alerji sadece buruna özgü bir şey değil. Bizim hastalığımız kulak burun boğazı ilgilendiren kısım, daha çok burunla ilgili problemler ama kulağı etkileyebilecek, akciğerle ilgili, astımla birliktelik yönünden önemli özellikler taşıyabilecek, vücutta kızarıklıklar yapan ürtiker gibi, dermatit gibi problemler ortaya çıkarabilecek bir durum. Bunlara yönelik ek ilaç tedavi seçenekleri uygulayabilmekteyiz” dedi.

    BURUN ALERJİSİNE IŞIN TEDAVİSİ

    Uygulaması kolay ve yan etkisi olmayan bir tedavi seçeneğinin de ’greenlight’ denilen burun içerisine ışın tedavisi uygulaması yöntemi olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezgin, “Özellikle gebelerde ilaç kullanımının çok kısıtlı olduğunu düşünürsek başka seçeneğin olmadığı bir durumda greenlight ışın tedavi yöntemini kullanabiliyoruz. Bu tedavide biz burun içerisinde bir alet ile güneş ışığına yakın bir ışın tedavisi uyguluyoruz. Nasıl vücudumuz yazın güneşlendiğimizde yanmaya bağlı soyulma şeklinde deriyi yenileme özelliğine sahip oluyorsa ışın tedavisiyle burnun içerisindeki mukozada yani burunu döşeyen derinin içerisinde de küçük bir temizlemeyle kendini yenileme mekanizması oluşturuyor. Bu şekliyle de alerjik reaksiyonlara baskı uyguluyoruz. Alerjide uyarılmış hücre sayısını azalttığınızda alerjik şikayetler büyük oranda baskılanabiliyor. Uygulanması kolay ama birkaç seans gerektirebilen ve uzun süre etki edebilen bir tedavi çeşididir” diye konuştu.

    PRATİK TAVSİYELER

    Yrd. Doç. Dr. Gezgin, alerjisi bulunan kişilerin gündelik hayatta doktora gelmeden yapabileceği pratik çözüm önerilerini şu şekilde açıkladı:

    “Burunla teması azaltmak, bu teması nasıl azaltabiliriz? İçeri giren toz miktarını azaltmak ya da atımını arttırmak olabilir. Bunun için bol bol burun yıkama, buruna su çekme, tuzlu suyu buruna çekme gibi seçenekler ilk akla gelecek yöntemlerdir. Ev hanımları temizlik yaparken evde toz havaya bulaşıyor ve nefes olarak geri alıyor. Bu şekilde alerji ortaya çıkıyor. Bunu azaltabilmek konusunda mutlaka odaları havalandırmak, burun tıkanıklığı yönünden de çok etkili olacaktır. Çok yoğun alerjik problem yaşayan hastalarda mutlaka evde temizlik esnasında olsun, günlük yemek pişirme şeklinde olsun belki maske kullanmak zordur, sıkıcıdır, kolay değildir ama buruna giren teması azaltma konusunda faydalı olabilecek şeylerdir.”

  • Bahar Alerjisi Gözde Oluşacak Diğer Hastalıkları Tetikleyebilir

    Acıbadem Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. U. Emrah Altıparmak, bahar alerjisinin gözde oluşacak diğer hastalıkları tetikleyebileceğini söyledi.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. U.Emrah Altıparmak, bahar ayının gelmesiyle birlikte bahar alerjisi ve tespit etme yöntemleriyle ilgili yaptığı açıklamada, bahar aylarında artan çiçek tozlarının (polenlerin) etkisiyle alerjik bünyesi olan kişilerde burunda tıkanma ve sulanma, ciltte döküntü ve kaşınmalar başladığını belirterek, bazı kişilerde buna ek olarak gözlerde kaşınma, sulanma, kırmızılık gibi şikayetler baş gösterdiğini, buna ise ’bahar alerjisi’ denildiğini anlattı.

    “KAŞINTI YOK İSE ALERJİDEN SÖZ ETMEK DOĞRU OLMAZ”

    Bahar alerjisinin tanısının tipik yakınmalar ve öykü ile tanımlanabileceğini kaydeden Altıparmak, “Hastalar bahar aylarının gelmesi ile birlikte gözlerinin yanmaya ve sulanmaya başladığını belirtirler. Gözlerde ışığa hassasiyet de görülür. Ancak olmazsa olmaz diyebileceğimiz bulgu ’kaşıntı’ dır. Kaşınma yoksa alerjiden söz etmek doğru olmaz. Tipik öykü ile başvuran hastanın bir Göz Hekimi tarafından yapılacak muayenesi ile tanı kolaylıkla konabilir. Göz bağışıklık sistemi oldukça güçlü bir organdır. Pek çok farklı bağışıklık yanıtı verebilir, böylelikle hastalıklardan kendisini koruyabilir. Öte yandan güçlü savunma sistemi bazı etkenlerle karşılaştığında aşırı yanıtlar da gösterebilir. Böyle bir durumda gözde oluşan bağışıklık yanıtı, karşılaşılan etkene oranla çok daha fazla rahatsız edici bir klinik tablo ortaya çıkarabilir. Alerji buna iyi bir örnektir” ifadelerini kullandı.

    “ASTIM HASTALARINDA GÖZ ALERJİSİ DAHA SIK GÖRÜLMEKTEDİR”

    Bahar alerjisinin herkeste görülebileceğini söyleyen Altıparmak, “Ailede alerji (atopi) öyküsü bulunan kişilerde yatkınlık daha fazladır. Ciltte alerji (atopik dermatit), alerjiye bağlı burun akıntısı (alerjik rinit) veya astım öyküsü olan kişilerde daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu kişilerde mevcut hastalıklarıyla eş zamanlı olarak da gözde alerjik bulgular gözlenebilir. Hemen her yaşta görülebilmekle birlikte 5 ile 20 yaş arası en sık görüldüğü yaşlardır. 5 yaş altı çocuklarda nadir görülür, kaşınma yakınması yoksa tanıya şüpheyle yaklaşmak gerekir. 11-13 yaşlarında görülme sıklığı pik yapar. Yine bu yaşlarda klinik olarak da alerji en ağır seyrini gösterir. İlerleyen yaşla birlikte alerji bulguları hafiflemeye başlar. Hastalar alerjiyi hisseder ama şikayetlerinin eskisi kadar şiddetli olmadığını ifade eder” dedi.

    “SÜREKLİ OLARAK GÖZ KIZARIKLIĞI OKUL YAŞAMINI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR”

    “Bahar Alerjisi genel olarak yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık kabul edilebilir” diyen Altıparmak, şunları kaydetti:

    “Okul çağındaki çocuklarda gözlerdeki yakınmalar nedeniyle çocukların okul başarısı etkilenebilir. Sürekli gözleri kızarık ve sulanan çocuk arkadaşları tarafından dışlanabilir ve psikolojik olarak olumsuz etkilenebilir. Tedavi bu tür olumsuzlukların önüne geçecektir. Alerji nedeniyle sürekli göz kaşımanın gözün Kornea (saydam tabaka) katmanında incelmeye ve bunun da Keratokonus (Korneada koni şeklinde dikleşme ile seyreden) hastalığına dönüşebildiğini artık biliyoruz. Bu bakımdan erken yaşta alerji yakınmaları olan çocukların doğru ve etkin tedavileri ile Keratokonus hastalığının önüne geçilebilir. Korneayı (saydam tabaka) oluşturan kolajen adı verilen lifler, gözün sürekli kaşınması gibi mekanik nedenlerle bir süre sonra sağlamlık ve sıkılıklarını kaybetmeye başlar. Normalde cami kubbesi şeklinde olan kornea giderek dikleşmeye ve koni benzeri bir şekil almaya başlar. Bunun sonucunda gözde önce yüksek astigmatizma oluşur, ardından da görme azalmaya başlar. Korneadaki dikleşme bir süre sonra korneanın bulanıklaşması ve görmenin ciddi olarak azalması ile sonuçlanır. Bu durum bazı kişilerde kaşınma olmadan da (kalıtımsal nedenlerle) ortaya çıkabilir. Bu durumlara genel olarak Keratokonus adını veriyoruz.”

    “LENS KULLANIMI İYİLEŞME SÜRECİNDE CİDDİ ÖLÇEKTE FAYDA SAĞLAMAKTADIR”

    Keratokonus hastalığının erken tedavisinde sert kontakt lenslerin uzun zamandır kullanıldığını bildiren Altıparmak, “Bu lenslerle hastaların görmesinde belirgin olarak iyileşme sağlanabilir. Son yıllarda Riboflavin vitamini yardımıyla uygulanan Ultraviolet ışın tedavisi ile hastalığın ilerlemesinin durdurulması büyük ölçüde başarılmaktadır. Gözde oluşan yüksek astigmatın tedavisinde kornea içine konan halkalar da tedavide yardımcı araçlardır. Yine son yıllarda bu tedavilerin birden fazlası birlikte uygulanmakta ve hastalığın tedavisi başarılmaktadır. Öyle ki, geçmişte pek çok keratokonus hastası için uygulanan kornea nakli tedavisi bugün son çare olarak uygulanmakta ve çok nadir gerekmektedir. Tabi asılolan keratokonus hastalığına zemin hazırlayan Bahar Alerjisi’ni erken tanımak, tedavi etmek ve Keratokonus hastalığının ortaya çıkmasını engellemektir” açıklamasında bulundu.

  • Polen Alerjisi, Kaliteli Yaşama Engel

    Bahar mevsiminde doğanın yeniden uyanmasıyla ortaya çıkan polenlerin neden olduğu polen alerjisi, birçok insanın yaşam kalitesini etkiliyor.

    İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Suna Büyüköztürk, bahar aylarında alerjiyi tetikleyen en önemli etkenlerin polenler olduğunu ve bitkilerin üreme aracı olan bu polenlerin ağaçlar, çayır, çimen ve yabani otlardan rüzgâr yoluyla havaya dağıldığını söyledi. Polen alerjisini, yatkınlığı olan kişilerde polenlerin dağıldığı aylarda ortaya çıkan ve özellikle üst solunum bölgesinde görülen alerjik reaksiyonlar olarak tanımlayan Prof. Dr. Büyüköztürk, bazı hastaların şikâyetlerinin bahardan sonra da devam edebileceğini belirtti.

    Polen alerjisi belirtilerinin daha çok üst solunum yolu belirtilerinden oluştuğunu kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, bunların hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarma belirtileri olduğunu söyledi. Ayrıca bir grup hastada alt solunum yolları belirtilerinin görülebildiğini de belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, bu belirtilerinse öksürük, nefes darlığı ve astım krizleri olduğunu ve bunların polene duyarlanmış astım hastalarında görülmekte olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Büyüköztürk, polen alerjisi reaksiyonlarının her ne kadar daha çok üst solunum yollarında görülse de, nadiren de olsa polenlerin tetiklemesine bağlı deri alerjilerini de (kaşınma, kızarma, kabarma şeklinde) görebilmekte olduğunu vurguladı.

    Polen alerjisinin genetik olarak yatkınlık olan kişilerde ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Öztürk, bu yatkınlığın anneden, babadan yahut her ikisinden birden gelen bazı vücutta alerjenlere duyarlılığı arttırması ile ortaya çıktığını fakat anneden ve babadan bu genleri taşıdığı halde bu belirtilerin ortaya çıkmadığı kişilerin de olduğunu kaydetti. Bundan dolayı, alerjik faktörlerin ortaya çıkmasının sadece genetik yatkınlıkla değil, onun üzerine diğer bir takım faktörlerin de eklenmesi ile mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, eğer genetik yatkınlığı olan kişi polenlerin olduğu ortamda bulunuyor ise ve bağışıklık sisteminde bu duruma uyacak şekilde şekillenmişse, polen alerjisi belirtilerinin ortaya çıkacağını vurguladı. Prof. Dr. Büyüköztürk, bazı kişilerde polen alerjisinin şiddetinin gittikçe arttığını söyleyerek, bazı kişilerdeyse bunun gitgide yok denecek seviyeye indiğini belirtti.

    Polen alerjisi olan kişilerin söz konusu dönem içerisinde duyarlı oldukları polenlerin havada bulunduğu zaman dilimi içerisinde, günlük yaşam kalitelerini çok ciddi derecede etkileyecek belirtilerle boğuşmak zorunda kalabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, bu durumun hastaların çalışma ve sosyal yaşamlarında ciddi problemlere yol açtığını vurguladı. Ayrıca polene bağlı alerjik reaksiyonların ileride sinüzit orta kulak iltihabı gibi kronik rahatsızlıklara sebep olabileceğini söyleyerek, üst solunum yolunun şiddetli etkilendiği kişilerde alt solunum yolları ile ilgili belirtilerle de sıklıkla karşılaşıldığını vurguladı. Özellikle şiddetli dirençli öksürükler ve astım ataklarının çok tehlikeli bir hale gelebildiğini belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, hastaların acil ünitelere başvuracak derecede ciddi ataklar yaşayabildiklerini ve bu tür atakların bazen güç bir şekilde kontrol altına alınabildiğini sözlerine ekledi.

    ALERJİ TANISI TESTLERLE KONULABİLİR

    Polen alerjisinin tanısında hastanın anlattıklarının da önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, kişi her yıl aynı dönemde aynı belirtileri yaşadığını söylüyorsa bunun polen alerjisi işareti olduğunu belirterek, bunun ispatlanması için bir takım testler uygulanmasının gerektiğini söyledi. Bu testlerin “alerjik testler” olarak adlandırıldığını, bunların hasta üzerinde uygulanan deri testleri ve hastadan kan alınarak yapılan testler olarak ikiye ayrıldığını belirtti. Ayrıca çok sık uygulanmayan, daha çok araştırmalarda kullanılan bir metot olarak da “provokasyon testi” adı verilen testlerden söz eden Prof. Dr. Büyüköztürk, bu testlerin polenle hastayı uyararak yapılan testler olduğunu ve bunların genelde burundan uygulandığını belirtti.

    Polen alerjisi olduğu belirlenen bir kişinin polenlerin daha çok havaya saçıldığı sabahın erken saatler ve öğlen saatlerinde dışarı çıkmamaya özen göstermeleri gerektiğine değinen Prof. Dr. Büyüköztürk, hastaların o saatlerde evlerinin pencerelerini açık tutmamaları gerektiğini belirterek, arabalarda polen filtresi kullanılmasının faydalı olacağını söyledi. Tedavi olarak “alerji ilaçları” olarak bilinen antihistaminik ilaçların kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, polen mevsiminin başlamasından önce aşı tedavisinin de uygulanabildiğini sözlerine ekledi.