Etiket: Alerjisi

  • Uzmanlardan yaz alerjisi uyarısı

    Türkiye Ulusal Allerji ve İmmünoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ferda Öner Erkekol, yaz aylarında alerji açısından birçok risk faktörünün bulunduğuna dikkat çekerek, uyarılarda bulundu.

    Erkekol, “Güneş alerjileri, arı sokması sonucu ortaya çıkabilen çok ciddi olumsuz sonuçlar, ilaç ve besin alerjileri, yaz aylarında da kabus olmayı sürdüren polenler, birçok kişi için çok önemli riskler içeriyor” dedi.

    Güneş alerjisinin, kimi zaman yanlışlıkla kişiler tarafından güneş yanığı ile karıştırıldığını bu nedenle bu hastaların geç tanı alabildiğini belirten Ferda Öner Erkekol, güneş yanıklarının güneşe uzun süreli maruz kalınan yerlerde görülen genellikle 2-3 saat sonra ortaya çıkan ağrılı kızarıklıklar şeklinde belirti verdiğini güneş alerjisinin ise duyarlı kişilerde, ilk 30 dakika içerisinde ciltte kaşıntı, kabarıklık, şişlik ve kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını söyledi.

    Güneş alerjisi olan kişilerin tatile çıkmadan önce doktorlarından bilgi almalarının önemine değinen Ferda Öner Erkekol, yaz aylarında görülebilen diğer alerjik hastalıklar için uyarıda bulunarak, şunları söyledi:

    “Bahar aylarında birçok çocuk ve erişkinde aşırı burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, burun ve göz kaşıntısı, gözlerde sulanma ve batma ile seyreden alerjik rinit yani halk arasında bilinen adıyla ‘saman nezlesi’, sanılanın aksine yalnız ilkbaharda görülebilen değil, bazı kişide yaz boyunca ve hatta sonbaharın ilk dönemlerine kadar sürebilen bir hastalıktır. Yaz aylarında arı sokması sonucu, anafilaksi adı verilen öldürücü olabilen şiddetli alerjik reaksiyonlar da görülebiliyor. Vücudun önemli bir bölümünde kızarma, kaşınma, vücutta şişme, karın ağrısı, ishal, çarpıntı, bayılma gibi belirtiler verebilen arı sokmaları ölümcül sonuçlara da yol açabiliyor. Arı alerjisi olduğu bilinen hastaların hekimleri tarafından verilmiş hazır adrenalin iğneleri taşımaları ve reaksiyon anında bu iğnelerin hemen uyluğun ön-yan tarafından uygulanması hayat kurtarıcı oluyor.”

    İlaç kullanımına dikkat

    Yaz aylarında başta ağrı kesiciler olmak üzere bazı ilaçların kullanımında artış olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ferda Öner Erkekol, her ilacın alerjiye ve ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Hiçbir ilaç alerjisi gelişmemiş kişilerde ilaç alerjisinden korunmanın en iyi yolunun, ilaçların doktor önerisiyle ancak gerekli durumlarda ve yeterli sürede kullanımı olduğunu vurgulayan Ferda Öner Erkekol, ilaçların yanlış kullanımlarında alerjiye ve ölümlere yol açabildiğini ifade etti.

    Alerji hastalarına tatile çıkarken yapmaları gereken konularda da önerilerde bulunan Türkiye Ulusal Allerji ve İmmünoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ferda Öner Erkekol, “Tatile çıkarken düzenli kullanılan ilaçların beraber götürülmesi, doktor önerisi olmadan ilaçların yarıda bırakılmaması çok önemli. Otel seçimi konusunda dikkatli olunmasında yarar var. Alerjik hastaların sigara içilmeyen odalarda kalması, akar alerjisi olan hastaların özellikle nemli bölgelere seyahatlerinde halı içermeyen otelleri tercih etmesi, hayvan alerjisi olan hastaların evcil hayvan kabul etmeyen otelleri seçmesi veya oda seçiminde bu konuda otel görevlilerini uyarması, şikayetlerin kötüleşmesini önlemek açısından yararlı olacaktır. Tüm kış boyunca kullanılmayan yazlıklarda da toz nedeniyle ilk günlerde alerjik şikayetlerde artış olabileceği unutulmamalı. Gıda alerjisi olan hastalar tatil süresince tüketecekleri besinlerin içeriklerine dikkat etmeli. Bu durum özellikle açık büfe servis yapan, yiyecek içeriğinin bir biri ile karışmasının mümkün olduğu ortamlarda ciddi problemlere neden olabilmektedir. Bu hasta grubunun otel mutfağını alerjileri konusunda bilgilendirmeleri ve yanlarında ‘adrenalin oto enjektörleri’ni taşımaları yaşamsal önem arz ediyor. Tatil bölgelerinde karşılaşılabilecek başka bir problem havuz dezenfeksiyonunda kullanılan klordur. Astımlılarda, özellikle yüksek klor oranları, öksürük, nefes darlığı ve hırıltıyla seyreden astım ataklarına neden olabiliyor. Klor aynı zamanda, duyarlı kişilerde; ciltte kaşıntı, kızarıklık, gözlerde yanma, batma, sulanma gibi yakınmaların ortaya çıkmasına da neden olabiliyor. Daha önceki yıllarda benzer problem yaşamış hastaların denizi ya da klor kullanılmadan dezenfekte edilmiş havuzları tercih etmeleri gerekiyor. Ancak klora bağlı bilinen bir problem yaşanmamış ise hastaların havuz kullanımında bir sakınca bulunmuyor.” ifadelerine yer verdi.

  • (Özel Haber) Çocuğunun yumurta alerjisi, anneye tavuk çiftliği kurdurdu

    Mersin’de çocuklarının yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisi nedeniyle köylerden doğal yumurta toplarken karşılaştığı bozuk yumurta üzerine, bir anda Türkiye’nin ilkleri arasında yer alan biyogüvenlikli salma gezen tavuk çiftliğini kuran Nesrin Pamuk, 2,5 yılda Türkiye’ye organik yumurta satmaya başladı.

    Oğullarının yumurta alerjisi, inşaat mühendisi ve iktisatçı, iki çocuk annesi Nesrin Pamuk’a tavuk çiftliği kurdurdu. Çocuklarının yumurta yiyebilmeleri için köy köy dolaşarak doğal yumurta alan Pamuk, bir inşaat şirketinde inşaat mühendisi olarak çalışırken, kendini bir anda Toros Dağları’nın eteklerinde 10 dönüm arazide tavuk ve organik yumurta üretirken buldu. 2015 başlarında çocukları için aldığı yumurtalardan birinin bozuk çıkmasıyla işe başlayan 42 yaşındaki Pamuk, kurduğu salma gezen tavuk çiftliğinde bugün ulaştığı günlük 3 bin 500 organik yumurtayla taleplere yetişemiyor.

    Genç bir girişimci iş kadını olan Anne Pamuk, Mersin’in merkez Mezitli ilçesine bağlı, kente yaklaşık 35 kilometre mesafede Kuzucu Mahallesi’ndeki ‘Nesrin Pamuk Salma Gezen Tavuk Çiftliği’nin kapılarını İHA’ya açtı. Tavuk ve yumurta üretiminden paketleme ve dağıtıma kadar tüm işleri eşi Ünal ve büyük oğlu Ali Engin ile birlikte yapan Nesrin Pamuk, çocuklarına doğal yumurta ararken çıktığı yolda bugün geldiği noktayı anlattı.

    Çocuklarının alerjisi çiftlik kurdurdu

    Tavuk çiftliği kurmanın aslında kendilerine çok yabancı olduğunu dile getiren Pamuk, bu işe bir kadın ve anne olduğu için çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere başladığını ifade etti. “Her şey oğlumun yüksek derecede genetik geçişli yumurta alerjisinden kaynaklı köylerde doğal ve taze yumurta ararken bozuk bir yumurtaya denk gelmemizle başladı” diyen Pamuk, bozuk yumurtayı şikayet etmek üzere başvurduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nde organik yumurta sektöründe açık olduğunu öğrendiğini, annelik içgüdüsüyle tüm annelerin ve çocuklarının ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçerek işe başladığını ifade etti.

    “Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk”

    İnşaat şirketindeki işini bırakıp bu işe yöneldiğini anlatan Pamuk, “Önce sadece ben ve birkaç köylü kadınla birlikte bu işi yapıyorduk. Sektördeki açığı da görünce eşim de işe dahil oldu, işi büyüttük. Artık bunu hobi olarak değil, meslek olarak yapıyoruz. 10 dönüm arazide salma gezen tavuk yumurtacılığı yapıyoruz. Sektörde bir ilki yapıyoruz, çünkü her türlü biyogüvenlik önlemleri alınmış bir şekilde yapıyoruz. Türkiye’de çok az sayıda kurulu çiftliklerden biriyiz. Tescilliyiz, ruhsatlıyız. Pamukköy markasını oluşturduk. Benim gibi çocuklarına yumurta yediremeyen, taze yumurtaya ulaşamayan annelere ulaşmış olduk. Hem kendi derdime çözüm buldum hem de diğer çocukların annelerine bir yol göstermiş olduk. Projemiz Çukurova Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde ders olarak okutuluyor” dedi.

    “Taleplere karşılık veremiyoruz”

    Yaklaşık 2,5 yılda üretim kapasitelerini artırarak yüksek oranda yumurta adedine ulaştıkları bilgisini veren Pamuk, “Sektörde ciddi bir talep var. Bununla ilgili ‘satışta sıkıntı yaşar mıyız’ diye düşünmüştük ama insanlar gelip yerinde gördükleri zaman güvenlerini yeniden tazelediklerinde, bize inandıklarında, böyle de bir ihtiyaçları varsa hemen bizimle iletişime geçiyorlar. Taleplere şu an karşılık verecek kadar çok üretim yapamıyoruz. Üretimi artırma çabasındayız. En kısa zamanda kapasitemizi ikiye katlayıp, bütün bu ihtiyaçlara cevap verebileceğimizi ümit ediyorum” diye konuştu.

    “10 dönüm arazinin üzerini fileyle kapatan ilk çiftliğiz”

    Salma gezen tavuk yumurtacılığında en önemli şeyin, hayvanların doğayla ilişiklerini kesmeden, ancak uçucu yırtıcılar ile salmonella ve kuş gribi gibi hastalıklardan korumak amacıyla arazinin üzerini dolu filesiyle kapatmak olduğu bilgisini veren Pamuk, “Çünkü bu hayvanlara antibiyotik, ilaç veremezsiniz, hiçbir kimyasala maruz bırakamazsınız bu hayvanları. Bu sebeple biz biyogüvenlik önlemlerini tam teşekküllü aldık. Alana, ayakkabılarımızı dezenfekte ederek giriyoruz. Açık arazi, yağmurdan, kardan, fırtınadan, doludan, güneşten her türlü etkiye maruz. Kanatlı yırtıcılardan ve dışarıdan gelebilecek olan hastalıklardan da bu şekilde izole etmiş oluyorsunuz hayvanları” ifadelerini kullandı.

    Tavukların doğal beslenmelerini sağlamak için araziye arpa, buğday, korunga, fiğ, yonca, ıspanak gibi uzun süre dayanabilecek olan bitkiler ektiklerini ve rahatça gezebilecekleri ortamlar hazırladıklarını aktaran Pamuk, şöyle devam etti: “Onların burada refahını sağlamaya çalışıyoruz. Son derece titiz bir şekilde uğraşıyoruz. Aynı zamanda burada yine uygulamada bir ilktir, kül havuzu, kum havuzu, kireç havuzu gibi, kendi kendilerini rahatlatabilecekleri alanlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu da maalesef sektörde bir ilkmiş. Hiçbir salma gezen tavuk yumurtacılığı yapan çiftlikte maalesef bu şekilde 10 dönüm arazinin üzerini komple dolu filesiyle kaplayan meslektaşımıza rastlayamadık. Hem böyle bir ilkiz hem de komple arazide elektrik ihtiyacını güneş enerjisi paneliyle temin ediyoruz. Doğaya saygılıyız, saygıda kusur etmemeye gayret gösteriyoruz. Kanatlılarımıza da aynı şekilde saygılıyız.”

    “Üretimimiz günlük 3 bin 500, aylık 150 bin yumurta”

    Çiftlikte yaklaşık 3 bin 500-4 bin arasında kanatlı bulunduğunu belirten Pamuk, sürekli tavuk üretimi yaptıklarını da dile getirerek, şunları söyledi:

    “Günlük yumurta üretimimiz 3 bin ile 3 bin 500 arasında. Aylık üretimimiz de 150 bini buluyor. Her şeyle aile olarak kendimiz ilgileniyoruz. Yumurta alerjisi olan oğlum da işe dahil oldu. Hep beraber koordineli bir şekilde hayvanların yemlemesi, alanda gezmesi, yumurtanın toplanması, paketlemesi, satış ve dağıtım ağını teker teker biz yapıyoruz. Yumurtaları eşimle birlikte topluyoruz, temizliyoruz, paketliyoruz ve tüketici ekstra taze tüketebilsin diye aynı gün günlük süt dağıtır gibi market raflarına yumurta dağıtımını sağlıyoruz. Bunun sonucunda da müşterilerimize ürün yetiştiremiyoruz.”

    “Hedefimiz, önce Türkiye’yi doyurmak, ardından ihracat”

    Şu anda Mersin dışında, üretimin yüzde 50’sini Ankara’daki yerel market zincirlerine gönderdiklerini söyleyen Pamuk, “Hedefimiz, önce Türkiye’yi bu konuda doyurabilmek, daha sonrasında da ihracat. Bu anlamda burayı büyütebilmek için de ciddi bir koordinasyona ve ekibe ihtiyaç vardı. O ekibi de sağladık. Hep birlikte büyük bir aile şirketi, büyük bir üretici olacağız, inanıyorum. İhracata da hoş geldin diyeceğiz” dedi.

  • Baharla gelen göz alerjisi

    Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Aziz Çil, alerjik göz hastalığının uygun şekilde tedavi edilmemesi halinde göz yüzeyinde kalıcı bozukluklara ve görme kaybına yol açabileceğini söyledi.

    VM Medical Park Samsun Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Opr. Dr. Aziz Çil, alerjik göz hastalıkları ile ilgili, “Alerjik göz rahatsızlığı her yaşta ve mevsimde görülebilmesine rağmen, özellikle çocukluk yaşlarında ve ilkbahar yaz aylarında görülür. En sık rastlanan sebepler: Atmosferdeki polenler, küf ve mantar tozları, ev tozları, evcil hayvan tüyleri, kontakt lensler, ilaçlar ve kimyasal maddelerdir. Alerji, vücudumuzun bağışıklık sisteminin dış ortamdaki maddelere vermiş olduğu aşırı reaksiyondur. Her bünye farklı maddelere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir” dedi.

    Opr. Dr. Aziz Çil şöyle devam etti: “Toplumda en sık rastlanan mevsimsel alerjik konjonktivittir, genellikle 3 yaşından sonra başlar. Alerjik konjonktivit, ilkbahar ve yaz aylarında bazen de son baharda alevlenir. Kaşıntı ve kızarıklık başlıca belirtilerdir. Yaşarma ve hafif çapaklanma, gözlerde şişme de görülebilir. Tedavi edilmeyen hastalarda kalıcı göz problemleri gelişebilir. Belirtiler her yıl aynı dönemlerde ortaya çıkar. Hormonal etkenler sebebiyle ergenlik çağından sonra vakaların çoğu hafifler veya düzelir. Bazı hastalarda şikayetler ömür boyu devam edebilir. Hastaların bir kısmında alerjik göz rahatsızlığına alerjik rinit ve bronşit eşlik eder. Bazı hastalarda egzama ve dermatit görülebilir.”

    Göz alerjisi tedavisi ile ilgili konuşan Opr. Dr. Çil, “Alerjik göz hastalığında tedavide öncelikle alerjenlerden kaçınmak gerekir. İlaçlar ve kontakt lensler gibi alerjenlerden kaçınmak mümkünse de, atmosferde bulunan alerjenlerden kaçınmak pek mümkün değildir. Hastada göz bulgularına ilaveten rinit ve bronşit de varsa alerji testleri yaptırmak ve bulunan alerjenlerden mümkün olduğu kadar kaçınmak faydalı olabilir. Bu hastalarda aşılama denilen desensitizasyon tedavileri işe yarayabilir. Polenler etken ise polen mevsimlerinde bitkilerin polen yaydığı sabah ve akşam saatlerinde dış ortama çıkmamak, koruyucu gözlükler ve maskeler takmak kısmen faydalı olabilir” diye konuştu.

    Opr. Dr. Aziz Çil şu bilgileri verdi: “Alerjik belirtilerin oluştuğu dönemlerde ilaç tedavisine başlamalı ve alerji mevsimi geçinceye kadar devam etmelidir. Tedavide en sık başvurulan ilaçlar antihistaminik ve antialerjik göz damlalarıdır. Bunlara cevap vermeyen veya ara sıra alevlenen vakalarda kısa süreli kortizonlu damlalar kullanılır. Kortizonlu damlalar alerjik bulguları süratle ve etkin bir şekilde kontrol altına alır. Fakat kortizon içeren ilaçlar oluşabilecek önemli yan etkiler nedeniyle uzun süre ve aralıksız kullanılmamalıdır. En önemli yan etkileri, göz tansiyonu artışı ve erken katarakt oluşumudur. Eğer hasta antialerjik ilaçlara cevap vermiyor ve kortizonsuz rahatlayamıyorsa o zaman yan etkiler açısından daha güvenli olan siklosporin gibi bağışıklık baskılayıcı ilaçlara geçilmelidir. Alerjik göz hastalığı uygun şekilde tedavi edilmezse göz yüzeyinde kalıcı bozukluklara ve görme kaybına, keratokonus gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle uzman kontrolünde ve her hastanın kendine özel durumu göz önüne alınarak tedavi edilmelidir.”

  • Çocuklarda bahar alerjisi uyarısı

    Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehtap Kılıç, “Eğer şubat sonundan başlayarak yaza doğru geçen süreçte çocuğunuz sık hastalanıyor, sık nezle oluyor ya da öksürükleri azalmıyor aksine uzuyorsa nedeni alerjik bünyesi olabilir” dedi.

    VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehtap Kılıç, bazı anne-babaların çocukları için korkulu rüyası olan bahar alerjisiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Mehtap Kılıç, “Bahar deyince hep güzel şeyler düşünürüz; doğa uyanır, çiçekler açar, ancak ne yazık ki baharı devamlı burun akıntıları, hapşırıklar, kaşıntılar içinde geçiren çocuklarımız da var. Her şeyin başı farkındalık, onların da mutlu ve sağlıklı bir bahar geçirmeleri bizim elimizde. Eğer şubat sonundan başlayarak yaza doğru geçen süreçte çocuğunuz sık hastalanıyor, sık nezle oluyor ya da öksürükleri azalmıyor aksine uzuyorsa nedeni alerjik bünyesi olabilir. Sadece gözlerde sulanma, kaşıntı veya kızarıklıkla kendini belli edebilen alerji, geçmeyen burun tıkanıklıkları, peş peşe hapşırıklar hatta uzamış öksürüklerin nedeni olabilir. Diğer yandan alerji, okul çağındaki çocuklarda burun tıkanıklığına bağlı rahat uyku uyuyamama, gündüz uykulu hal ve okulda başarısının düşmesine neden olabilir. Deride geçmeyen kaşıntılar ve kabartılar polenlerin cilde yapışmasına bağlı olarak oluşabilir” diye konuştu.

    Doç. Dr. Kılıç şu bilgileri verdi: “Bahar geçişlerini problemli yaşayan çocuklarımızın mutlaka bir çocuk alerji hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Tedavi ile baharı gülen gözlerle karşılayan çocuklar oluşturmak bizlere bağlı. Özellikle anne ve/veya babada ya da kardeşte benzer yakınmaları olan çocukların, genetik yatkınlığı olması nedeni ile hassasiyetle değerlendirilmeleri gerekir.”

    “Çocukların sulu gözlerini güldürmek bizim elimizde”

    Alerjik yapıdaki çocuklarla ilgili mutlaka alerji hekiminden destek alınması gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Mehtap Kılıç, “Havaların ısınması ile parklara koşmak isteyen alerjik yapıdaki çocuklarımız gerekli tedavinin sağlanmasıyla doyasıya oynayabilirler. Onların kaşınan ve sulanan gözlerini hep birlikte gülen gözlere çevirebiliriz. Baharı güzel hatırlamak ve beklemek her çocuğun hakkıdır, bunu sağlamak için alerjiden şüphe duyuyorsanız hem alınabilecek tedbirler sağlanmalı hem de tedavi planınız için mutlaka çocuk alerji hekimine başvurmalısınız” şeklinde konuştu.

  • Konya Hospital’de alternatif tıp ile gluten alerjisi tedavisi

    Konya Hospital’da uygulanan alternatif tıp tedavi yöntemiyle gluten alerjisi bulunan üç hasta sağlığına kavuştu.

    Konya Hospital’da uygulanan alternatif tıp tedavisi gluten alerjisi bulunan hastalar için umut ışığı oldu. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cemile Öztın Öğün tarafından uygulanan tedaviyle gluten alerjisi bulunan üç kişi sağlığına kavuştu. Karaman’da hemşirelik yapan Rahile Karagöz (41) kıkırdak erimesi ve kemik ağrısı şikayetiyle merkeze başvurduğunu belirterek, “Ben aynı zamanda tansiyon ve şeker hastasıyım. Daha önce gittiğim hastanelerde tansiyonun var deyip tansiyon ilacı verdiler. Diyabet için ilaçlar kullandım. Şekerim düşmediğinde kardiyolog müdahale ediyordu. Daha çok kemik ağrısı şikayetlerim vardı ve Cemile hanıma geldiğimde gluten alerjisi olduğumu öğrendim. Doktor hanım buna yönelik tedaviler uyguladı. Tedavi toplam 7 ay sürdü. 7 aydır tansiyon ve şeker ilacı kullanmıyorum. Buraya gelmeden önce benim 3 katlı bir evim var, ben oraya çıkamıyordum. Ağlayarak merdivenleri çıkıyordum şimdi koşarak iniyor ve koşarak çıkıyorum. Glüten hayatımdan çıktıktan ilk 1 haftada ödemlerim gitti ve kilo vermeye başladım. 15 sene sonra ilk defa ramazan ayında oruç tuttum. Daha sonra iğne tedavilerim de bittikten sonra namazlarımı secde ederek kılmaya başladım. Daha önce oturarak kılıyordum. Benim için en büyük mutluluk bu oldu” diye konuştu.

    Emekli Nurhan Gökçe de, ayaklarında ve kollarındaki ağrılar nedeniyle hastaneye başvurduğunu söyleyerek, “Yürüyemiyordum, dışarı çıkamıyordum. Hayat akışım her geçen gün yavaşlıyordu. Çok sosyal olan bir insanken bir anda içeriye kapanmak ruhsal dengemi de bozdu. Cemile hocamdan aldığım tedaviyle ben yeniden hayata döndüm. Tedavim 3 ay sürdü. Ruhsal olarak ağrılarım olarak şu anda çok rahatım rahatsız olan herkese tavsiye ederim. Ağrılarım için iğne tedavileri uygulandı. Akapunktur tedavisi yapıldı” şeklinde konuştu.

    İki yıl önce ayaklarındaki ve belinden ağrılar nedeniyle oldukça zor bir hayatı olduğunu ifade eden Mehmet Doğdu da, “Oturup kalkarken, uyurken, çalışırken çok zorlanıyordum. Ayaklarımda damar şişlikleri vardı. Tedavi için biraz daha gecikilse imiş, kalbimi tetikleyeceği söylendi. Geçtiğimiz Şubat ayında Cemile hocama başvurdum. Gluten alerjisi teşhisi koyuldu. Glutensiz gıdalar tüketmem gerektiğini söyledi. Ayaklarıma ve belime uyguladığı çeşitli tedavilerle sağlığıma kavuştum” dedi.