Etiket: Alerjisi

  • “Çocuklarda kozmetik alerjisi arttı”

    “Çocuklarda kozmetik alerjisi arttı”

    Kozmetik ürünlerinin yaygın kullanım alanları olduğunu belirten Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, “Günümüzde küçük yaşlarda saç boyaları ve geçici kına dövmelerinin yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile çocukların kozmetik alerjenlerine maruz kalması sonucu gözlenen alerjik bulgularda artış görülüyor” dedi.

    Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bölümünden Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, kozmetik alerjisinin günümüzde çocuklarda da sıkça görülmeye başlandığına dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Nacaroğlu, kozmetik ürünlerin yaygın kullanım alanları olduğunu belirterek “Kozmetik ürünler vücudumuzu temizlemek, görünümünü güzelleştirmek ve koku vermek amacıyla, insan vücudunda başta deri olmak üzere saçlara, dişlere, müköz membalara uygulanan, tedavi edici etkisi olmayan ürünler olarak belirtilmektedir. Kişisel bakım ürünleri (nemlendiriciler, temizlenme kremleri), saç kozmetikleri, tırnak kozmetikleri, deodorantlar, parfümler, renkli makyaj ürünleri yaygın olarak kullanılan kozmetik ürünleridir” dedi.

    “5 bine yakın alerjen bulunuyor”

    Kozmetik ürün kullanımının yaygınlaşmasına bağlı olarak alerjik reaksiyonların görülme sıklığının giderek arttığını ifade eden Doç. Dr. Nacaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kişilerin hafif alerjik veya irritan reaksiyonlarda doktora gitmeyip, ürün kullanmayı bırakmaları nedeniyle görülme sıklığı daha düşük olarak bildiriliyor. Bugün için bilinen 5 bine yakın alerjen bulunmakla birlikte alerjen sayısı gün geçtikçe artıyor. Parafenilendiamin, formaldehid, lanolin ve türevleri, gliseril tioglikat ve propilen glikol başlıca gözlenen alerjenlerdir. Günümüzde küçük yaşlarda saç boyaları ve geçici kına dövmelerinin yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile çocukların kozmetik alerjenlerine maruz kalması sonucu gözlenen alerjik bulgularda artış görülüyor”.

    “Saç boyası ve geçici dövmeler”

    Doç. Dr. Nacaroğlu, özellikle parafenilendiaminin altını çizerek, “Parafenilendiamin mavi-siyah bir anilin boyasıdır. En yaygın kullanım alanlarından birisi saç boyalarıdır. Tekstil ve kürk boyaları, yün boyaları, koyu renkli kozmetikler, geçici hint kınası dövmeleri, fotoğraf banyoları ile fotokopi ve baskı mürekkeplerinde kullanılır. Saç boyalarında boyanın, geçici dövmelerde ise kınanın cilt tarafından emilimini hızlandırmak ve siyah renk oluşumunu sağlamak için sıklıkla tercih edilen parafenilendiamin güçlü bir alerjendir. Alerjik ve irritan kontakt dermatit başta olmak üzere çeşitli alerjik cilt reaksiyonlarına neden oluyor. Son yıllarda daha erken yaşlarda saç boyası ve geçici kına dövmelerinin kullanımı yaygınlaştığı için zararsız ve geçici olarak düşünülen bu uygulamaların alerjik yan etkileri çocuklarda da gözlenmeye başlandı. Bu nedenle bu uygulamaların potansiyel sonuçları hakkında toplumun bilgilendirilmesi ve masum bir uygulama olmadığının vurgulanması gerekiyor” diye konuştu.

  • Alerjisi olan çocuklar sık hastalanıyor

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yılmaz, özellikle alerjisi olan çocukların bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı daha güçsüz olduğunu, bundan dolayı daha sık hastalandıklarını söyledi.

    Kış aylarında çocukların neden sık sık hastalandığı konusunda bilgi veren Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yılmaz, “Havaların soğuması ve okulların açılması ile birlikte çocuklarımız kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmak zorunda kalıyor. Böyle ortamlarda virüsler ve bakteriler çok kolay çoğalma ve yayılma imkanı bulur ve bazı çocuklar bu durumdan diğerlerine göre daha fazla etkilenir. Normal bir çocuk bir yıl boyunca 4 ila 8 kez hasta olabilir. Çocuğunuz sık hastalanıyorsa bunun birçok sebebi olabilir. Özellikle alerjisi olan çocukların bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı daha güçsüzdür. Aynı zamanda başka bağışıklık sistemi problemleri de olabilir. Bazı kalp ve akciğer hastalıkları, gelişme geriliği, vitamin eksiklikleri, geniz eti, bademcik büyümesi, gastroözofageal reflü hastalığı gibi durumlar da çocukların daha sık hastalanmasına sebep olabilir. Altta yatan sebebin anlaşılabilmesi için çocukların mutlaka bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir” dedi.

  • Bebeğinizin huzursuzluğunun nedeni inek sütü alerjisi olabilir

    Özel Ümit Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gökhan Görünmez, bebeklerde görülen inek sütü alerjisi hakkında bilgi verdi.

    Ailelerin, “Çocuğum yeni doğdu ama sürekli doktora taşınıyoruz” diyerek doktor doktor gezdiğini söyleyen Görünmez, bunun sebebinin inek sütü alerjisi olduğunu söyledi. İnek sütü alerjisinin en sık görülen besin alerjisi olduğunu dile getiren Görünmez, belirtileri hakkında bilgi verdi. Görünmez, bu belirtileri “Bebeğin huzursuz olması, çok gaz sancısı çekmesi, çok kusması, ciltte kaşıntılar, geçmeyen ve tekrarlayan ciltte kuruluk, kabuklanma ve kızarıklık, mukuslu veya kanlı dışkı, tekrarlayan ve geçmeyen pişik ve konak, sebepsiz öksürük, kilo alımında azlık ve sık tekrarlayan ishal inek sütü alerjisinin belirtileridir. İşte bu belirtilerden bir veya birkaçı varsa mutlaka inek sütü alerjisini aklımızın bir köşesinde tutmalı ve bir çocuk hekimine başvurmalıyız” diye anlattı.

    DİYETLE ALERJİDEN KURTULMAK MÜMKÜN

    “Basit bir diyetle bu hastalığın bulgularından çocuğumuzu koruyabiliriz” diyen Görünmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tanıda en önemli detay, ailenin doktora anlatacağı öyküdür. Ayrıca alerji testleri tanıya destek olur. Ancak testler negatif dahi gelse öykü düşündürüyorsa, annenin diyetinden süt ve süt ürünleri içeren tüm besinleri çıkarıp en az 2 hafta bekleriz. Eğer şikayetler geriliyorsa tanımız kesin demektir. 0 durumda annenin diyetine devam etmesini öneririz. Bebek anne sütü almıyorsa özel mamalar verir, normal formül mamaları keseriz. Vakaların büyük çoğunluğunun 1 yaşa yakın dönemde alerjisi geçer. Ancak nadir de olsa 3 yaş ve sonrasına uzayan alerjik vakalar da olabiliyor. Burada önemli nokta doktorunuzla yakın takipte olmanız ve diyete harfi harfine uymanızdır.”

    Bazı ailelerin inek sütü yerine keçi sütü vermeyi düşündüğünü söyleyen Görünmez, “Çapraz reaksiyona neden olacağından dolayı keçi sütü vermek uygun değildir” dedi.

  • Dr. Dinçer: “Ciddi göz alerjisi vakalarında doktora başvurulmalı”

    Bahar aylarında görülen ve gözlerde sulanma, kaşınma ya da kanlanmaya neden olan göz alerjisine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Dinçer, ciddi göz alerjisi vakalarında doktorların tavsiye ettiği ilaçlar ve tedavi yöntemlerinin kullanılması gerektiğini söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Dinçer, göz alerjisi, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Göz tarafından zararlı olarak algılanan birçok maddeye karşı gözlerin anormal şekilde reaksiyon vermesiyle alerjinin meydana geldiğini belirten Dinçer, “Gözlerimiz böyle bir duruma maruz kaldığında gözlerimizde bulunan bazı hücreler histamin yani alerjenlerle savaşması için üretilen maddeler salgılamaya başlarlar. Histaminlerin salgılanması sonucu konjonktiva adlı göz kapaklarının altındaki ince doku şişer ve göz kapakları kızarır. Göz alerjileri sezonluk ve daimi olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır” dedi.

    Bazı alerjilerin yıl boyunca görülebildiğini belirten Dinçer, “Sezonluk alerjiler genelde kısa sürelidir ve özellikle sonbahar ve ilkbaharın erken dönemlerinde havadaki ot, ağaç, çim ve küf kaynaklı sporlardan dolayı ortaya çıkar. Daimi alerjiler ise herhangi bir zamanda hayvan tüylerinden, toz ya da diğer alerjik maddelerden dolayı ortaya çıkar. Sezonluk alerjiler genelde kısa sürelidir ve özellikle sonbahar ve ilkbaharın erken dönemlerinde havadaki ot, ağaç, çim ve küf kaynaklı sporlardan dolayı ortaya çıkar. Daimi alerjiler ise herhangi bir zamanda hayvan tüylerinden, toz zerrelerinden ya da diğer alerjik maddelerden dolayı ortaya çıkar. Bu tür göz alerjileri yıl boyunca görülebilir” diye konuştu.

    Doktorlara danışmadan ilaç kullanılmaması gerektiğini söyleyen Dinçer, “Göz alerjisinin en temel belirtisi göz içinin kaşınmasıdır. Bununla birlikte, gözde kızarma, gözden yaş gelmesi, göz yanması, bulanık görme, iltihaplanma ya da mukus üretimidir. Geleneksel yöntemlerle göz alerjilerinin ilk birkaç haftalık erken tedavisinde etkilidir. Fakat doktorunuzun tavsiyesine uygun olarak kullanılmalıdır. Doktorunuza danışmadan hiç bir ilaç kullanmayın. Daha ciddi göz alerjisi vakalarında mutlaka doktorların tavsiye ettiği ilaçlar ve tedavi yöntemleri kullanılmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Sağlık konferanslarında çocuk astım ve alerjisi konuşuldu

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SAÜEAH) işbirliği ile düzenlenen sağlık konferanslarında bu hafta ‘Çocuk Astım ve Alerjisi’ konuşuldu.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve SAÜEAH işbirliği ile düzenlenen sağlık konferansları devam ediyor. ‘Çocuk Astım ve Alerjisi’ konulu konferansa konuşmacı olarak Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Karadağ katıldı. Orhangazi Kültür Merkezi‘nde gerçekleştirilen konferansta Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Uzm. Dr. Aydın Sarı’nın yanı sıra çok sayıda vatandaş da yer aldı.

    Nemli ortamlardan dolayı da alerjik durum ve astım ile karşılaşabildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Karadağ, “İklim geçişi olunca solunum yolu enfeksiyonlarına maruz kalmamız açık oluyor. Nemli ortamlardan dolayı da alerjik durumlar ve astım ile karşılaşabiliyoruz. Günümüzde her on çocuktan birinde astım var. O kadar nadir görülebilen bir hastalık değil. Eğer astımınız varsa bu sizin için çok endişe edeceğiniz bir durum olmasın. Bu endişe doktorların da astım teşhisini söylemesine engel oluyor. Astım çocukluk çağında en çok rastlanan kronik bir hastalıktır. Astımın sıklığı arttıkça farkındalığı da artıyor. Eskiden çok ağır şikayetleri olmayana astım tanısı koyulmazdı. Şimdi ise farkındalık arttığı için tanımı daha hafif şikayetlerde bile koyulabiliyor” dedi.

    Astım tanısı konulurken çok ayrıntılı tekniklere gerek olmadığını ve tanının doğru yapıldığı takdirde hastalığa tedavi yöntemlerini kullanmakta geç kalınmamış olunacağını belirten Karadağ, “Çocuklar bizim en önemli varlıklarımız. Hiçbir astımlı çocuğun üzerinde astım hastası olduğu yazmaz. Astım hastaları ile ilgili değişik şikayetlerle karşılaşabiliyoruz. Sadece öksürük olabiliyor veya bir yıl boyunca herhangi bir şikayeti olmayıp 5 gün boyunca ölümcül bir şekilde astım atağı geçirebiliyor. Astım tanısını koyarken çok ayrıntılı teknikler gerekmiyor. Eğer tanımı doğru yaparsak hastalığa uygun tedavi yöntemlerini kullanmakta geç kalmamış oluruz” diye konuştu.