Etiket: alerjik

  • Alerjik nezle gribal enfeksiyonla karıştırılıyor

    Medical park Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzm. Dr. Burak Uslu, alerjik nezlenin belirtilerinin genellikle gribal enfeksiyonlarla karıştırıldığını söyledi.

    Alerjik nezle sıklığının giderek arttığının gözlemlendiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Burak Uslu, “Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalarda çocuklarda alerjik nezle saptanmasına karşın özellikle son 10 yılda içinde sıklığındaki artış dikkat çekiyor. Bu değişimde, batı tipi beslenme alışkanlığı, fazla kilo, hava kirliliği, hijyen gibi bir çok faktörün rol oynadığı öne sürülüyor. Özellikle egzamalı bir çocuklarda, peş peşe hapşırma, nezle ve gözlerde sulanma şikayetleri yaşanıyorsa alerjik nezle yönünden araştırılması önem taşıyor. Çocuğunuz sık sık hasta oluyor, gece uyku problemi yaşıyorsa, sürekli üzerini açma eğilimindeyse, mevsim geçişlerinde nezle bulguları artıyor ve 2-3 haftadan uzun sürüyorsa alerjik nezle açısından değerlendirmek üzere bir uzmana danışılmalıdır” dedi.

    Alerjik nezle belirtilerine değinen Uslu, “En önemli belirtiler sık tekrarlayan nezle (sulu ve bol), burun kaşıntısı, burun tıkanması ve art arda en az 4-5 defa olan hapşırma olarak sıralanıyor.Bunların dışında kulak kaşıntısı, yumuşak damak ve boğazda kaşıntı, tat ve koku bozukluğu, sık sık burun kanaması da gözlenebiliyor. Aynı anda göz alerjisi olan çocuklarda gözlerde sulanma, kaşınma da yaşanabiliyor. Geniz akıntısına bağlı öksürük, akıntısının yutulması sonucu kusma, karın ağrısı ve iştah azalması da gelişebilecek sorunlar arasında yer alıyor. Ayrıca kulakta sıvı birikmesi nedeniyle işitme azalması yaşanabiliyor. Çok sık enfeksiyonlarla karşılaşmaları nedeniyle tüm alerjik hastalarda özellikle de 2-6 yaş arası çocuklarda bu belirtilere sık rastlanıyor” şeklinde konuştu.

    Yapılan şikayetlerin genellikle gribal enfeksiyonlarla karıştırıldığını söyleyen Çocuk Sağlığı Uzm. Dr. Burak Uslu, “Ancak, alerjik nezle belirtilerinin tekrarlayıcı olması gribal enfeksiyondan ayrılan en belirgin özelliğidir. Ayrıca, ilave bir hastalık yoksa ateş de görülmez. Özellikle polenlere alerjisi olan kişilerde alerjik nezle belirtileri bahar aylarında artış gösterir” şeklinde konuştu.

    “Çocuklarda diş çürümesi daha kolay gelişiyor”

    Alerjik nezle sonucu çocuklarda gelişebilecek sorunları anlatan Medical Park Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzm. Dr. Burak Uslu, “Enfeksiyonlara eğilim oluşturduğu için tekrarlayan sinüzite neden olabiliyor. Burun tıkalı olduğundan ağzın sürekli açık kalması boğaz enfeksiyonu sıklığını artırıyor. Çocuklarda diş çürümesi daha kolay gelişiyor. Geniz akıntısına bağlı gelişen geniz eti büyümesi ve burun tıkanıklığı sonucu çocuklar horluyor. Sağlıklı nefes alamama ve uyku kalitesinin bozulması genel bir yorgunluk ve bitkinlik hali oluşturuyor. Akıntı nedeniyle alerjik selam olarak bilinen burnun aşağıdan yukarı doğru silinme hareketi yapılıyor. Bu hareketin sıklıkla tekrarlanmasına bağlı burun üstünde çizgilenme ve ciltte kızarıklık olabiliyor” diye konuştu.

  • Hamilelerde alerjik rinite ilaçsız tedavi

    Alerjik rinitin hapşırma, burun akıntısı, kaşıntı ve burun tıkanıklığı belirtileriyle kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini dile getiren Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Fırat Demirtaşoğlu, rahatsızlığın özellikle bahar aylarında görüldüğünü belirtti. Hamilelerde de uygulanabilen Rhinolight yöntemi sayesinde ilaç kullanmadan şikayetlerin azaltıldığını vurgulayan Dr. Demirtaşoğlu, her bünyede farklı sonuçların alındığının da altını çizdi.

    Baharın gelişi ile havada artış gösteren çiçek tozları ve polenlerin de alerjide ciddi şekilde etkili olduğunu dile getiren Dr. Demirtaşoğlu, “Alerjik rinit bir burun rahatsızlığı değil bağışıklık sistemi rahatsızlığıdır. Vücudun bazı alerjen maddelere tepki vermesiyle gelişen bu süreç, kişinin solunum sistemini dolayısıyla da nefes alış verişini olumsuz etkiler. Alerjik rinitin kesin tedavisi olmamakla beraber alternatif tedavi yöntemleriyle kişinin şikayetlerini azaltabiliyoruz. Alerjenlerin etkilerini azaltıcı ilaçlar ve Rhinolight ile ışık tedavisi sayesinde hastanın bu dönemi daha rahat geçirmesi sağlanabiliyor. Rhinolight hamilelerde de güvenle uygulanan bir metot” dedi.

  • Aşırı alerjik çocuklar için alınması gereken önlemler

    Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya alerjik hastalıkların çocukların yüzde 30’unda görülürken, halk arasında ‘alerjik şok’ olarak bilinen anafilaksinin ise yaklaşık 10 bin çocuktan 2’sini etkilediğini belirterek “Doğumdan itibaren her yaşta görülebilen anafilaksi en sık 6-15 yaşları arasında görülmektedir. Başta fıstık, fındık, süt, yumurta gibi besinlerle antibiyotikler ve ülkemizde sık karşılaşılan arı sokması bazı çocuklarda şiddetli alerjik reaksiyona yol açabilmektedir” dedi.

    Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bir çocuğun bünyesi ne kadar çok alerjik ise anafilaksinin belirtilerinin de o kadar hızlı ortaya çıkacağını ve hastanın durumunun o kadar ağır olacağını söyleyerek, “Ancak anafilaksi belirtilerinin birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişen zaman diliminde ortaya çıkabileceğini unutmamak gerekir. Çocuğunuzun taşıyacağı tanıtıcı bir kolye veya bileklik onun hayatını kurtarabilir” ifadesini kullandı.

    Prof. Dr. Çetinkaya, anafilaksiden korunmak için alınması gereken önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Prof. Sr. Çetinkaya, çocuğu anlayacağı bir dille, onu korkutmadan hastalığını anlatmak ve alerjisi hakkında bilgilendirip bilinçlendirmenin önemli olduğunu kaydederek, “Örneğin fındığa alerjisi varsa, yiyeceği bir fındıklı çikolatadan fındıklı keke birçok besinden uzak durması gerektiğini öğretin. Alerjisi olduğunu bildiği besinlerin hem kendisinden hem de içeriğinde yer aldığı ürünlerden uzak durmasını öğretin. Çocuğunuzdaki aşırı alerjik sorun hakkında ailenin tüm bireylerini, yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini haberdar edin. Özellikle alerji yapacak maddelerden uzak durması ve anafilaksinin belirtileri konusunda bilgilendirin. Kendisine ikram edilen yiyecekleri kabul etmeden önce içerisinde, kendisinde alerjiye yol açan etkenin yer almadığını iyice öğrenmesini öğretin. Aşırı alerjik şoka neden olan etkenlerden arı sokması, ülkemizde en sık karşılaşılanlardan. Genetik olarak yatkınlığı olan kişi alerji yapıcı madde, örneğin arı zehiri ile karşılaşınca bu maddeye karşı duyarlılaşmış, yani alerjik duruma gelmiş oluyor. Bu kişinin kanında ve dokularında alerjik olduğu maddeye özgü karşıt moleküller birikiyor. Aynı alerji yapıcı madde ile bir kez daha karşılaştığında aniden, çoğu kere bir kaç dakika içinde anafilaksi belirtileri ortaya çıkıyor. Bu nedenle arı alerjisi olanların açık havada renkli ve açık kıyafetler giymemeleri çok önemli. Çocukluk aşıları dahil her tür enjeksiyonu mutlaka bir sağlık kuruluşunda yaptırın ve enjeksiyon sonrası sağlık kuruluşunda en az 15-20 dakika bekleyin. Daha önceden anafilaksi geçirmiş veya geçirme riski olan çocuğunuz varsa mutlaka yanınızda hazır adrenalin enjektörü taşıyın ve gerektiğinde bunu kullanmayı öğrenin ve çocuğun yakın çevresindekilere (öğretmen, bakıcı gibi) öğretin” şeklinde konuştu.

    Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Çetinkaya özellikle çok alerjik çocuklarda aniden oluşan ağır anafilaksi tablosunun ölümle sonuçlanabileceğini vurgulayarak, “O nedenle çocuğunuza, üzerinde alerjisi olduğunu belirten bir kolye veya bilezik taktırın” dedi.

    Prof. Dr. Çetinkaya, alerjik şokun belirtileri ile ilgili ise şunları söyledi:

    “Deride yaygın kızarıklık ve kabartı, Dudaklar, dil ve boğazda şişme, Aşırı hapşırma ve burun akıntısı, Nefes almada zorlanma, hırıltı, çarpıntı, Baş dönmesi, aniden yere yığılma, Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı. Şiddetli alerjik reaksiyona en sık yol açan şeyler ise; süt, yumurta, fındık, fıstık, badem, susam gibi yağlı yemişler, balık ve diğer deniz ürünleri, özellikle penisilin ve benzeri ilaçlar, ağrı kesiciler, film çekerken kullanılan maddeler, arı ve diğer böceklerin zehirleri, lateks (kauçuk) içeren tıbbi malzeme ile temas, vücut sıvıları, hormonlar ve aşırı sıcakla temas sonrası anafilaksi görülebiliyor, sebebi tam olarak bilinemeyen ‘idiyopatik anafilaksi’ de tehdit ediyor. Alerjik şok sırasında ise şunlara dikkat etmek gerekiyor: Hastayı hemen sırt üstü yatırın, ayaklarını yükseltin, hastanın ağzını ve burnunu temizleyin, rahat nefes almasını sağlayın, anafilaksi, arı sokması sonrası oluşmuşsa arının iğnesini parçalamadan çıkarın ve yara yerini sabunlu su ile yıkayın, aralıklı buz uygulayın, kan basıncı düşmüş olan hastayı oturtmayın ve aniden ayağa kaldırmayın, ani ölüme yol açabilirsiniz, anafilaksi tedavisinin temel ilacı adrenalindir. Eğer hastalar yanlarında daha önceden hekimleri tarafından verilmiş hazır adrenalin iğneleri taşıyorlarsa bunu hemen uyluğun ön-yan tarafından uygulayın. Ardından acil ambulans çağırın ya da en yakın sağlık kuruluşuna gidin.”

  • Çocuklarda alerjik astım uyarısı

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Canan Özgöçer, “Alerjik astım izlenecek doğru tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Fakat hastalığın ihmal edilmesi ciddi problemlerin oluşmasına neden olmaktadır” dedi.

    Çocuklarda giderek artan oranlarda görülen alerjik astım daha çok hava kirliliğine, toza ve sigara dumanına maruz kalmasından kaynaklandığı ifade ediliyor. Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nden Uzm. Dr. Canan Özgöçer, alerjik astım hakkında önemli bilgiler verdi.

    Uzm. Dr. Canan Özgöçer, hastalığın oluşum evrelerinden bahsederek, “Çocuklarda astım tekrarlayan öksürük, hırıltı ve nefes almada zorluk ile seyreden kronik iltihabi bir reaksiyondur. Çocukluk çağının en sık rastlanan kronik hastalığı olan astım yüzde 6-10 sıklıkla görülür. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra görülür. Enfeksiyonlar dışında sigara, küf, rutubet, kimyasal kokular ve hava kirliliği de hastalık alevlenmelerini arttırır. Atakların tekrarlayıcı nitelikte olması, bronş gevşetici ilaçlarla şikayetlerin geçmesi, ancak daha sonar atak gelişebilir. Çocukluk çağında astımın yüzde 90 oranında alerjik kökenli olduğu bilinmektedir. Bu nedenle çoğu zaman ‘alerjik bronşit’ ‘çocuk astımı’ ile eş anlamlı kullanılmaktadır. Astımda en sık rastlanan belirti kuru öksürüktür. Öksürüğün özellikle kuru olması ve geceleri artması nefes darlığı ile birlikte gözlenmesi astımı düşündürür. Yine hareketle ve terleme öksürüğün artması astım lehine bulgulardandır. Yıl boyu maruz kalınan ev tozu akarı, küf mantarları ve evcil hayvan döküntüleri gibi ev içi alerji yapıcı maddeler bronşlarda alerjik bir reaksiyona neden olur. Çocuklarda astım tanısı koymada en değerli tanı aracı öyküdür. Öksürük, hırıltı veya nefes darlığı belirtilerinin olması ve şikayetlerin özellikle gece artması şiddetle astımı düşündürür” diye konuştu.

    Hastalığın tedavi yöntemleri hakkında da bilgiler veren Özgöçer, “Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjik bronşit veya çocuk astımında da birinci basamak tedavi alerji geliştirilmiş olan maddeden uzak durmaktır. Çevre önlemlerinin yeterli olmadığı, ilaç tedavisinin uygun görüldüğü hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilen bronşlardaki kasılmayı azaltan sprey ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar sadece bronşları gevşetici özelliğe sahip ‘rahatlatıcı ilaçlar’ ve alerjik iltihabın yarattığı bronş inflamasyonunu azaltan ‘kontrol edici ilaçlar’ olarak ikiye ayrılabilir” şeklinde konuştu.

  • Baharda Alerjik Cilt Sorunlarını Artıyor

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, baharla birlikte alerjik cilt sorunlarının da arttığını söyledi.

    Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Cildimiz de tıpkı vücudumuz gibi hava değişimlerinden etkilenir. Bahar aylarında alerjik cilt hastalıklarına sıklıkla rastlanmaktadır.Bu sebeple alerjisi olanların bahar aylarında daha dikkatli olmalarında fayda var” dedi.

    Soğuk havaların gitmesi ve yerini güneşli ılıman havalara bırakması ile birlikte dermatolojik bazı hastalıkların görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Özellikle atopik bünyeli dediğimiz saman nezlesi, alerjik egzema ve astım gibi alerjik hastalıkların daha sık gözlendiği kişilerde, bahar aylarıyla beraber alerjik deri hastalılarına daha sık rastlanır.Bu hastalıkların hastalıkların başında kurdeşen (ürtiker) gelmektedir.Bahar aylarında polenlerin dağılması kurdeşen riskini yükseltir.Bu nedenle alerji ve atopi öyküsü olan kişiler bahar aylarında daha dikkatli olmalıdırlar” diye konuştu.

    Stres başta olmak üzere ev tozları, bazı gıdalar gibi faktörler alerjik hastalığı olan kişilerin hastalığının alevlenmesine neden olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Bu faktörlerden kaçınmak alevlenmelerin olasılığını en aza indirir.Ayrıca bu aylarda halk arasında sivilce, akne, gülleme dediğimiz akne rosase, lupus eritematozus, seboreik egzema, uçuk gibi hastalığı olan kişiler daha dikkatli davranmalı ve güneşle temastan kaçınmalıdırlar. Bahar aylarında da cilt tipine uygun koruyucu krem kullanmak cilt sağlığı için önemlidir” şeklinde konuştu.