Etiket: Aldıracak

  • Şahin: “KDV indirimi sektöre nefes aldıracak”

    AK Parti Ekonomik İşler Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, sektörden gelen talep üzerine Bakanlar Kurulu’nun mobilyada yüzde 18’lik KDV oranını üç aylığına yüzde 8’e düşürdüğünü açıkladı. Şahin, kararın mobilya sektörüne nefes aldıracağını söyledi.

    Hükümetin ülke ekonomisinde zaman zaman yaşanan sıkıntıların aşılması için gerekli adımları anında attığını savunan Hüseyin Şahin, mobilyadaki vergi indiriminin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin ekonomik büyüme hedefine ulaşması için özel sektörün daha çok üretmesi ve satması gerektiğini kaydeden Hüseyin Şahin, hükümetin de teşvikler, desteklemeler, vergi indirimleri, borçların yapılandırılması gibi düzenlemeler ile üzerine düşeni yaptığını vurguladı.

    Mobilyacıların vergide KDV oranının yüzde 8’e düşürülmesi yönünde talepleri olduğunu, hükümetin bunu değerlendirerek adım attığını ifade eden Şahin, “Mobilya denince tabiî ki ilk akla gelen yer İnegöl. Kurumsallaşmış firmaları, markaları, istihdama katkısı, iç ve dış pazara yönelik üretimi ile Türkiye ekonomisine çok önemli katkı sunuyor. İlçe ekonomisinin lokomotif sektörü mobilya. Sektörden gelen talepleri göz ardı edemezdik. 30 Nisana kadar üç aylık dönemde mobilya ürünlerinde KDV oranı yüzde 18 değil, yüzde 8 olarak uygulanacak. Üç aylık uygulama bile mobilya piyasasını canlandıracak. Satışların artması ile mobilyacılar nakit sıkıntını aşmış olacak. Mobilya fiyatlarında otomatik olarak yüzde 10 indirim yapılmış oldu. Hem mobilyacılar, hem tüketiciler bu fırsatı iyi değerlendirmeli” dedi.

  • KDV’nın düşürülmesi mobilya sektörüne nefes aldıracak

    Mobilya sektörünün KDV oranının düşürülmesi yönündeki beklentileri hükümetten karşılık buldu. Bakanlar Kurulu, mobilya sektöründe yüzde 18 olan KDV oranını 3 aylığına yüzde 8’e indirirken, beyaz eşyada ÖTV oranı aynı süre için sıfırlandı.

    KDV ve ÖTV oranının düşürülmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanırken, karar, uzun süredir bu yönde talebi olan mobilya sektöründe memnuniyetle karşılandı. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Metin Anıl, KDV oranının yüksekliğinin mobilya sektörünün en büyük handikaplarından biri olduğunu belirtti. Yüzde 18’lik oranın yüzde 8’e düşürülmesi için uzun zamandır bağlı bulundukları TOBB nezdinde teşebbüste bulunduklarını hatırlatan Başkan Metin Anıl, hükümetin nihayet bu taleplere karşılık vermesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını söyleyerek, “KDV oranının 30 Nisan 2017’ye kadar yüzde 8’e düşürülmesi sektörü canlandıracaktır. Mobilya fiyatlarında yüzde 10’luk bir indirim söz konusu olacak. Satışların artması üreticiye, fiyatların düşmesi de tüketiciye yarayacak” dedi.

    İTSO Başkanı Metin Anıl, son derece olumlu buldukları kararın geçici değil, daimî olmasını isteyerek, Anıl, “Yüzde 18’lik KDV oranı istihdam ağırlıklı çalışan mobilya sektörü için çok fazla. Hükümetten mobilyada KDV oranının kalıcı olarak yüzde 8’e indirilmesini talep ediyoruz” dedi.

  • KOBİ’lere finansmanda nefes aldıracak yöntemler anlatıldı

    Türkiye’nin birçok noktasında KOBİ’lere ulaşmak ve onlara destek olacak finansman yöntemlerini anlatmak için Finansal Kurumlar Birliği öncülüğünde, Türkiye’nin üreten kentlerinde düzenlenen; “KOBİ’lerle Güçlü ve Güvenli Yarınlara” buluşmasının son adresi İzmir oldu.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türk Eximbank desteği ile düzenlenen ve Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleşen “KOBİ’lerle Güçlü ve Güvenli Yarınlara” buluşmasında uzman isimler KOBİ’lere finansmanda nefes aldıracak yöntemleri anlattı. Gazeteci Noyan Doğan’ın moderatörlüğünde yürütülen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Finansal Kurumlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cantekin, Finansal Kurumlar Başkan Vekili Çağatay Baydar, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz, ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler ve sektör temsilcileri katıldı.

    Programda, KOBİ’lerin finansmana erişim ve yararlanabilecekleri destek programlarından krediler, daralan ekonomilerde borçlanma araçlarından kaynak alternatiflere, sigortadan garanti hizmetlerine birçok konu masaya yatırıldı. Özellikle son dönemde çokça konuşulan reel sektörün alacak riskinin yöntemi, çek ve risk raporu gibi yeni ürün ve hizmetlerin yanı sıra karekodlu çek uygulamasını gibi reel sektörün hayatını değiştirecek konular da gündeme taşındı.

    “Sanayinin yüzde 80’i KOBİ düzeyine üretim yapıyor”

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, konuşmasına İzmir hakkında bilgiler vererek başladı. İzmir’in çeşitli sektörlerle uğraştığı için eleştirildiğini belirten Başkan Kocaoğlu, “İzmir sanayinin ilk kurulduğu kenttir. İrili ufaklı sanayi yatırımları üretimleri olan bir kenttir. Sanayinin yüzde 80’i KOBİ düzeyine üretim yapıyor. 12-13 organize sanayi bölgemiz var. Ancak birçok sektörde 1. veya 2. olurken, asıl sektör olan tarımda 3. kent olamıyoruz” dedi.

    Kocaoğlu, İzmir’in tarımda, lojistikte hızlı bir şekilde büyüyeceğini ancak esas patlamasını hizmet sektörü ve turizmin şekillenmesinde yakalayacağını tespit ettiklerini dile getirdi. Özellikle hizmet sektörü ve turizm alanlarının üzerine giderek çalışmalar yaptıklarını ifade eden Aziz Kocaoğlu, “Fuar kongre turizminde, tarihi ören yerlerimizle büyümek istiyoruz. Eski kentlerimizi Kadifekale, Agora, Kemeraltı buraları gün yüzüne çıkarmak için çalışıyoruz. Türkiye’de kendi gücüyle kendi dinamikleriyle kalkınabilecek, büyüyebilecek, refaha ulaşabilecek 1 numaralı kent İzmir’dir. Bütün göstergeler bunu onaylamaktadır. Dünyada ilk defa, dünyanın en büyük metropolleri dahil olmak üzere, bu kentin kalkınması Türkiye’de ürünlerin pazarlanması için sadece Büyükşehir Belediyesi öz kaynakları ile fuar kompleksi yapan tek belediyedir” ifadelerini kullandı.

    “İzmir’in kimseye ihtiyacı yoktur”

    Tarım alanında İzmir’in önemli katkı sağladığına dikkat çeken Başkan Kocaoğlu, Türkiye tarımı yüzde 2.1 büyürken, İzmir tarımının yüzde 5.5 büyüdüğünü söyledi. İzmir tarımının Türkiye’den 2,5 kat daha fazla büyüdüğünü vurgulayan Kocaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye nüfusunun 5.3’ü İzmir’de yaşıyor. Gayri Safi Milli Hasılanın yüzde 7’sini üretmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin topladığı verginin yüzde 11’ini vermektedir. Yani Türkiye ortalamasından yüzde 63 daha fazla vergi vermektedir. İzmir 2015 yılında 47 milyar lira vergi vermiştir. Karşılığında 8 milyar lira, vali maaşından, polisin maaşına kadar her türlü yatırıma kadar merkezi bütçeden 8 milyar lira bütçe almıştır. İzmir en fazla vergi veren kenttir. Bu İzmir’in yaşam biçimine, İzmir sanayici ve iş adamının dürüstlüğüne ve devletine ve milletine bağlılığına tekabül eder. Bu kentin kalkınmasında kimseye ihtiyacı yoktur. Kendi kendine kalkınacak bir kenttir. Ama gelirse de başımızın üstünde yeri vardır.”

    Yorgancılar’dan KOBİ Bakanlığı ve Bankası önerisi

    Küçük ve orta ölçekli işletmelerin önemine dikkat çeken Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da KOBİ’ler için atılması gereken adımları paylaştı. Başkan Yorgancılar, “Türkiye’de bir KOBİ Bakanlığı kurulmalı, KOBİ kanunları olmalı, KOBİ Bankası kurulmalı. Bütün KOBİ’lere en uygun şekilde ihtiyaçlarını karşılayabileceği yasaları takip edebileceği bir sistem kurulmalı. Güney Kore’de Ar-Ge yapan KOBİ’lere daha çok destek vermiş. Oradaki gelişime baktığımızda sanayi 4.0’da Ar-Ge’nin önemi burada öne çıkıyor. Yaklaşık 30 yıl önce Güney Kore ile aynı mili gelire sahipken bugün 3 kat fark çıkıyor. Bizim katma değeri daha fazla ürünlere yönelmemiz gerek. Türkiye’deki eğitim sistemi sınıf geçmeye odaklı ezbere dayalı. Meslek liselerinin önemi burada çıkıyor. Almanya ve Avusturya’daki rakamlara bakıldığında meslek liselerinin önemi ortaya çıkıyor. Nitelikli eğitimin ardından KOBİ Bankası, KOBİ kanunları ve KOBİ Bakanlığı ile büyüme tamamlanacaktır” diye konuştu.

    KOBİ’lerin nakit sıkışıklığını önlüyorlar

    Finansal Kurumlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanvekili Çağatay Baydar ise KOBİ’lere sağladıklarını katkıları anlattı. Factoring sektörü olarak ülke ekonomisine, sanayicilere ve KOBİ’lere destek olduklarını vurgulayan Baydar, “Ürünümüzü sanayicilere ve KOBİ’lere tanıtmak istiyoruz. Ürünü kullananların en başında Ege Bölgemiz geliyor. Ürünümüz sanayi şirketlerine ve KOBİ’lere ciddi bir güvenli hizmet, garanti hizmet veriyor. Ticaretin güvenli yapılmasını sağlıyor. Karşı tarafa mal yüklenirken alınan garantiyle, karşı taraf battığında ülkenin öz kaynağının batmasını engelliyor. Tahsilat garantisi vererek ve tahsilat yaparak, tahsilat hizmeti vererek bu paraların geç ödenmesini engelleyerek, KOBİ’lerin nakit sıkışıklığına girmesini engelliyoruz. Satın alım yapmalarını ödemelerini yapmalarını düzenli nakit akışıyla işlerini yapıp büyümelerini sağlıyoruz” diye konuştu.

    Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz, 1995 yılında bankaların kurduğu bir şirket olduklarını aktararak, “Bankalar yasal düzenlemelerin ardından kendi aralarında düzenlemelere başladılar. Kredi kartı ve bireysel kredi tahsis süreçlerinin otomatize edilmesiyle, Türk bankacılık sektörü teknoloji ve hacim anlamında bu seviyelere geldi. 2012 yılından sonra reel sektöre ve bireylere de hizmet vermeye başladık. Bankalar müşterilerini nasıl değerlendiriyorlarsa, reel sektör de müşterileri hakkında bilgi almaya başladılar” dedi.

    “Dalgalanmadan en çok KOBİ’ler etkileniyor”

    Ege İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, “7 bin 500 üyesi olan 200 ülkeye 11 milyar dolar ihracata imza atan birlik adına buradayım. Bunun çoğu KOBİ’lerle yapıldı. KOBİ’leri Türkiye’de çok iyi analiz etmek gerek ve finansmana ulaşma açısından iyi planlamak lazım. KOBİ’ler ekonomideki dalgalanmalarda en çok etkilenen şirketler bu sebeple onların devamlılığı için bu ucuz finansmana ulaşmayı sağlamak gerekiyor. Bürokratik engeller KOBİ’lerin aşamayacağı boyutta, bu noktada Eximbank’ın çok çabası var. Ama çoğu KOBİ’nin Eximbank’tan içeri girerken ‘Acaba başıma ne geliyor’ diye düşünüyor. Çok yaygın çok çeşitli hizmetler var. Bunları tek şemsiyede toplamak lazım” ifadelerini kullandı.

    Döviz kurundaki dalgalanmanın ihracatçı açısından avantajlı gibi göründüğünü aktaran Tarakçıoğlu, “Bütün dünya farkında, buradaki kur artışı ile fiyat revizyonu isteniyor. Satış şansınız artıyor, belki avantaj ama kar düşüyor, maliyet artıyor. İstikrar çok önemli. Demokrasi ve hukukun yurt dışındaki ortaklarımıza Türkiye’de hatasız, eksiksiz işlediğini anlatmamız gerekiyor. Ar-Ge ve inovasyon önemli, bunların desteklenmesi KOBİ’ler için hayatidir” diye konuştu.

    Eximbank’tan 33 milyar dolar destek

    Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Necati Büyükaras, Eximbank olarak 2016 yılında 22 milyar dolar nakit, 11 milyar sigorta olmak üzere 33 milyar dolar destek verdiklerini belirterek, “Bu rakam Türkiye ihracatının yüzde 23’üne tekabül ediyor. 2017 yılında 25 miyar nakit, 14.5 milyar dolar sigorta olmak üzere 39.5 miyar dolar destek vermeyi planlıyoruz. Bu da Türkiye ihracatının yüzde 26’sına tekabül ediyor. İzmir, 2016 yılında 8 milyar doları aşan ihracat performansı ile Türkiye’nin en çok ihracat yapan 3. ili” dedi.

  • Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Türkiye’ye Nefes Aldıracak

    Dünya piyasalarında petrol fiyatları en düşük dönemlerinden birini yaşıyor. UZL Filo Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Pala, petrol fiyatlarındaki düşüş eğiliminin Türk ekonomisine nefes aldıracağını söyledi.

    Türkiye’nin de akaryakıt fiyatlarını belirlemede temel aldığı Brent petrolün fiyatı 2009’dan bu yana ilk kez 40 doların altına inerek son yılların en düşük seviyesini gördü. Petrol fiyatlarının seyri hakkında bilgi veren Uzaltaş Petrol’ün partner şirketi UZL Filo’nun Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Pala, taleplerde değişim olmadığı takdirde düşüş trendinin devam edeceğini kaydetti. Petrol piyasasını belirleyen bölgelerdeki savaşlar, siyasi, etnik ve ekonomik karışıklıklara rağmen petrol fiyatlarının düşeceğini öngördüğünü belirten Pala, “Geçen yıl petrol fiyatlarının 40 doların altına ineceğini söylemiştim, şimdi de düşüş eğiliminin devam edeceğini söylüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkelere nefes aldıracaktır” dedi.

    İhracat ithalat dengesini aleyhimize bozan en önemli ithal kalemlerden birisinin petrol olduğunu hatırlatan Pala, petrol fiyatlarındaki en küçük düşüşün bile Türkiye’ye yarayacağını aktardı. Petrol fiyatlarının en düşük döneminin 1985 yılında olduğunu anımsatan Oğuz Pala, fiyatların yükselmesinin 15 yıl aldığını kaydetti. Suudi Arabistan’ın üretimde kısıntıya gitmemesi durumunda petrol fiyatlarının 35 doların da altına ineceğine işaret eden Pala, İran’a uygulanan ambargonun hafifletilmesiyle birlikte düşük fiyatlı petrol kullanımının hayal olmaktan çıkacağını belirtti.

  • Borla Çalışan Elektrikli Isıtıcılar Enerji Piyasasına Nefes Aldıracak

    Bor madenini Türkiye’de ilk ve tek olarak enerji alanında kullanan önemli Ar-Ge kuruluşlarından Enover Enerji ve Isı Sistemleri, özellikle enerji piyasasında faturaları yarı yarıya indiren üretimleri ve sınırları aşan sevkıyatları ile Avrupa’nın gözdesi olma yolunda ilerliyor.

    Önemli yer altı zenginlikleri arasında yer alan bor madeni, hem cebi hem de piyasaları rahatlatma yolunda. Bor madenini Türkiye’de ilk ve tek kullanan firma olan Enover Enerji ve Isı Sistemleri A.Ş., yaklaşık 8 yıldır emek verdikleri teknoloji ile borla çalışan soba üretimiyle Avrupa’nın taleplerini karşılayan sayılı firmalar arasında yer almayı başardı. Enover Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Malik Çağlar, sektörde edindikleri başarı ve hedeflerine ilişkin yaptığı açıklamada, üretimleri ile enerji tasarrufunda etkin rol oynadıklarını belirtti. Çağlar, üretim maliyetlerini yüzde 50 oranında azaltan söz konusu adımın aynı zamanda ürün veriminde yüzde 40 oranında artış sağladığını söyledi.

    Çağlar, “Yaklaşık 7-8 yıldır bu teknoloji üzerine çalışıyoruz. Bor madenimizi kullanarak dünyanın en verimli, ucuz, hızlı ve yatay çalışabilen tek ısı transfer sistemini geliştirdik. Bunu da ısıtma, soğutma ve ısı geri kazanımı sektörlerinin bütün ürün imalatlarında kullanılabilir hale getirdik. Isıtma, soğutma ve ısı geri kazanımı sektörlerinde üretim yapan küçük büyük bütün endüstriyel üreticilerin hizmetine sunduk. Ayrıca teknolojinin sürdürülebilir ve kullanılabilirliğini ispat etmek için de herkesin evine girebilen çalıştığını ispat edebileceğimiz elektrikli ısıtıcıları yaptık. Teknolojinin sürdürülebilirliğini, kullanılabilirliğini ve bunlara uygulanabilirliğini ispat ettik. Isıtma, soğutma ve ısı geri kazanımında ne üretirseniz üretin nano-bor teknolojili Enover Heat Pipe (EHP) teknolojisini kullandığınız zaman üretim maliyetleriniz yüzde 50’ye varan oranda azalır, ürünlerinizin verimi yüzde 40’a varan oranda artar” dedi.

    ULUSLARARASI ARENADA KABUL GÖRDÜ

    Üretimlerinin uluslararası arenada kabul gören zemine sahip olduğunu dile getiren Çağlar, “Dünyada beşinci ya da altıncı firma olmak üzereyiz. Tavandan ısıtma teknolojisini geliştiren firma olarak biliniyoruz. Bunların tamamının prototiplerini yaptık, ürettik, dünyanın bütün büyük üreticilerinin hizmetine sunuyoruz” diye konuştu.

    Enover A.Ş. Ar-Ge Müdürü Tuğberk Ozar da yurt içi ve yurt dışında yoğun taleple karşılaştıklarını ifade ederek, üretim aşamasının büyük titizlikle gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Ozar, “Ürettiğiniz yeni bir ürün, her ülkeye hemen sevk edilmez. Her ülkenin kendi standartları var. Biz Avrupa standartları kullandığımız için oraya kolaylıkla sevkiyat oluyor. Bor madeninin kullanımı Türkiye’de şuanda sadece bizde var. Isı çubuğu sistemi sayesinde fuarlarda çok güzel tepkilerle karşılaşıyoruz, çok yoğun geçiyor” dedi.