Etiket: Albay

  • Emekli albay son yolculuğuna uğurlandı

    İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, her sabah beslediği güvercinleri beslemeye giderken geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden emekli Albay Selahattin Ünsal (80), düzenlenen askeri törenle son yolculuğuna uğurlandı.

    Her sabah fırınlardan bayat ekmek toplayarak sahildeki güvercinleri beslenmeyi iş edinen ve güvercinleri beslemeye giderken geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden Emekli Albay Selahattin Ünsal (80), ikindi namazını müteakip Beşikçioğlu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Evli ve iki çocuk babası olduğu öğrenilen emekli albayın cenazesine ailesi, yakınları, asker arkadaşları ve sevenleri katıldı. Emekli albayın cenazesi düzenlenen askeri törenin ardından defnedilmek üzere Doğançay Mezarlığı’na götürüldü.

    “Hayvansever biriydi”

    Cenaze törenine katılan ve babası gibi emekli albay olan Cahit Ünsal, babasını son yolculuğa uğurlarken yaptığı açıklamada duygularına hakim olamadı. Babasının yardımsever biri olduğunu vurgulayan Ünsal, “Her şeyini bizlere, evlatlarına, Türk ordusuna verdi. 35 sene ordusu için çalıştı ondan sonra da bize çalıştı. Biz ona bir şey yapamadık buna fırsat vermedi” dedi.

    Kaza nasıl oldu?

    Kaza, dün sabah 08.30 sıralarında Cemal Gürsel Caddesi Tersane yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve iki çocuk babası olduğu öğrenilen 80 yaşındaki emekli Albay Selahattin Ünsal, her sabah fırınlardan bayat ekmek toplayarak sahildeki güvercinleri besliyordu. Güvercinleri beslemek için evinden çıkan Ünsal’a, yolun karşısına geçmek istediği sırada Alaybey’den Bostanlı yönüne seyir halinde olan Hakan A. yönetimindeki 35 PA 4189 plakalı kapalı kasa kamyonet çarptı. Çarpmasının etkisiyle yola savrulan talihsiz adam ağır yaralandı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu 112 Acil Sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine intikal eden sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Ünsal’ın hayatını kaybettiğini belirlendi.

  • Emekli albay kazada hayatını kaybetti

    İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, her sabah bayat ekmek toplayarak sahildeki güvercinleri besleyen emekli albay, yolun karşısına geçmek isterken bir kamyonetin çarpması sonucu hayatını kaybetti.

    Kaza, sabah 08.30 sıralarında Cemal Gürsel Caddesi Tersane yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve iki çocuk babası olduğu öğrenilen 80 yaşındaki emekli Albay Selahattin Ünsal, her sabah fırınlardan bayat ekmek toplayarak sahildeki güvercinleri besliyordu. Bugün güvercinleri beslemek için evinden çıkan Ünsal’a, yolun karşısına geçmek istediği sırada Alaybey’den Bostanlı yönüne seyir halinde olan Hakan A. yönetimindeki 35 PA 4189 plakalı kapalı kasa kamyonet çarptı. Çarpmasının etkisiyle yola savrulan talihsiz adam ağır yaralandı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu 112 Acil Sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine intikal eden sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Ünsal’ın hayatını kaybettiğini belirlendi. Ünsal’a çarpan kamyonet sürücüsü Hakan A., polis ekipleri tarafından gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Ünsal’ın cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Öte yandan, kaza sonrası Ünsal’ın güvercinlere götürdüğü bayat ekmeklerin yere savrulması yürekleri burktu.

    Kazayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.

  • Darbe sanığı Erdemir: “Osman Albay ’Yönetim artık TSK’da. Sonrasında Tayyip’i yakalayıp yargılayacaklar’ dedi”

    Genelkurmay Başkanlığı içinde şehit olan bir vatandaşı bez içinde taşıyarak karargah dışına çıkardığı iddia edilen eski Pilot Üsteğmen Barış Erdemir, taşıdıkları vatandaşın şehit olmadığını, yaralı olduğunu, tedavisi yapılmak üzere revire götürdüklerini öne sürdü. Erdemir, davanın diğer sanıklarından eski Albay Osman Kardal’ın, “Darbe oldu, yönetim artık TSK’da. Sonrasında Tayyip’i yakalayıp yargılayacaklar’ dediğini aktardı.

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili aralarında sözde “Yurtta Sulh Konseyi” üyelerinin de bulunduğu 221 sanık hakkında açılan davanın 18. celsesi başladı. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen davaya sanıklar, taraf avukatları, müştekiler ve sanık yakınları katıldı. Duruşma, darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Daire Başkanlığında görevli olan eski Kurmay Binbaşı Ahmet Durmaz’ın savunmasıyla başladı. Davanın diğer sanıklarından olan eski Kurmay Albay Doğan Öztürk’ün Genelkurmay Başkanlığına terör saldırısı olduğunu söylemesi üzerine nizamiyeye gittiğini belirten Durmaz, kendisini ve karargahı korumak için silah aldığını söyledi. Darbe girişimine katılmadığını savunan Durmaz, darbeci değil, mağdur olduğunu iddia etti.

    Durmaz, ne kendisinin ne de ailesinin FETÖ ile bağlantısının bulunmadığını anlatarak, “FETÖ’nün hiçbir okuluna, dershanesine gitmedim, ByLock kullanmadım. Cemaat yapılanması içindeki hiç kimseyle tanışmadım, toplantılara katılmadım. Hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum” diye konuştu.

    Darbe girişimini saat 23.00 sıralarında öğrendiğini kaydeden Durmaz, karargah içinde ne olduğunu bilmediklerini, karargah içine girmeye çalışan polisleri engellemeye çalışmadığını savundu. Durmaz, savcılıktaki ifadesini yönlendirilerek verdiğini öne sürerek, önceki ifadelerini kabul etmedi. Durmaz, mahkeme huzurunda yaptığı savunmasının dikkate alınmasını istediğini söyledi.

    Karargah içinde şehit olan vatandaşı taşıdığı iddia edilen sanık savunma yaptı

    Durmaz’ın savunmasının ardından Genelkurmay Karargahında şehit olan bir vatandaşı Muharebe Merkezi koridorunda bir grup askerle bezle taşırken görüntülenen eski Pilot Üsteğmen Barış Erdemir’in savunmasına geçildi. Darbe girişiminden haberdar olmadığını öne süren Erdemir, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamaları üzerine darbe girişiminden haberdar olduğunu söyledi. Erdemir, davanın diğer sanıklarından eski Kurmay Albay Osman Kardal ile karşılaştığını, emir komutanın kendisinde olduğunu söylemesi üzerine Kardal’ın emrine girdiğini anlattı. Silahsız bir şekilde Harekat Merkezi girişinde beklerken üst kattan “imdat” sesleri duyduğunu ifade eden Erdemir, şunları kaydetti:

    “Bunu kontrol etmek istediğimi söyledim. Bana yukarıdan silah sesleri geldiğini, tehlikeli olduğunu söylediler. Ben bu çağrıya kayıtsız kalamadım yukarıya çıktım. Yukarıda sivil şahsın yaralı olduğunu gördüm. Onun koluna girip güvenli yere götürdüm. ’Ne oldu?’ diye sorduğum da ’ne olur bana yardım et’ diyordu. Onu revire götürdüm. Durumu ağır olduğu için ambulans istedim ama çatışmalardan dolayı gelemiyordu. Orada karşılaştığım birkaç askerden bana yardım etmelerini istedim. Bir rütbeli kursiyeri bana yardımcı olmaları için görevlendirdiler. Bu fotoğraf bizim yaralıyı revire götürdüğümüzü gösteriyor. İddianamede şahsın şehit olduğu söyleniliyor. Bu doğru değildir, şahıs yaralıdır. Şahıs ölü olsa neden ambulans talep edeyim? Neden revire götürerek kendimi riske atayım? Ülkemizde basit bir futbol maçında bir pozisyon bile çok yönlü olarak araştırılırken, insan hayatı için bu denli önemli olan durum neden çok yönlü araştırılmıyor? Görüntülerin tamamının, 1. kat, -1. kat ile revir görüntülerinin incelenmesini istiyorum.”

    “Osman Albay, ’Darbe oldu, yönetim artık TSK’da. Sonrasında Tayyip’i yakalayıp yargılayacaklar’ dedi”

    Bez içinde taşıdıkları vatandaşı revire götürmelerinin ardından tekrardan Harekat Merkezine döndüğünü belirten Erdemir, “Biz güvenlik odasında bekletilirken Osman Kardal Albay ve Erhan Binbaşının gece boyunca odaya giriş çıkışları oluyordu. Osman Albay, Erhan Binbaşı, Serkan Binbaşı ve Emre Yüzbaşı aralarında konuşuyordu. Bir konuşmada Osman Albay, Serkan Binbaşı ve Erhan Binbaşına silahlarının yanında olup olmadığını sordu. Serkan Binbaşı ’Bizde bir tane var, bize yeter’ dedi. Osman Albaya, ’Silahı kime karşı kullanacaksın?’ diye sorduğumda, ’Kim gelirse’ yanıtını verdi. Olayların ne olacağını sorduğumda ise ’Darbe oldu, yönetim artık TSK’da. Sonrasında Tayyip’i yakalayıp yargılayacaklar’ dedi” ifadelerini kullandı.

    Dava, Erdemir’in çapraz sorgusuyla devam ediyor.

  • İÜ Su ürünleri Dekanı Albay:

    İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay katıldığı konferansta yaptığı açıklamada Sakarya’da çok fazla şişeleme fabrikasının olduğunu belirterek, “Gölü sömürüyormuşuz gibi geliyor bana” dedi.

    Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Topluluğu ve SAÜ Genç Tema’nın ortaklaşa konferans düzenledi. SAÜ Çevre Mühendisliği Konferans Salonunda düzenlenen konferansa İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş ve öğrenciler katıldı. Program ‘Çölün mavi gözü’ adlı belgeselin gösterimi ardından İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay bir sunum yaptı.

    “Sapanca’yı besleyen güneydeki dereler”

    Sapanca Gölünü besleyen güneydeki derelerin olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, “En büyük kaynak Sapanca gölünün güney kesiminde bulunan derelerdir. Dereler olmasa Sapanca Gölünün hayat bulmasını konuşmak mümkün değildir. Ayrıca yer altı suları ile besleniyor. Birçok yerde olduğu gibi Sapanca’nın şansı yer altı suları var. Sıkıntı şu son yıllarda bizi korkutan senaryo bu zaten. Özellikle Samanlı dağlarının olduğu kesimde hala kar var bu bizi sevindiriyor. Karlar eridikçe Sapanca gölü için yeni bir su kaynağı demek, Oksijen, hayat demek. Bizim için çok önemlidir” dedi.

    “Bentler Sapanca gölü için sıkıntı oluşturacak gibi gözüküyor”

    Sapanca’yı besleyen dereler üzerine kurulan bentlerin Sapanca gölü için sıkıntı olacağını belirten Dekan Meriç Albay, “Son yıllarda küçük küçük bentler yapılmaya başlandı. Burada göç eden ve üreyen balıklar var. Bu bentler Sapanca Gölü için sıkıntı oluşturacak gibi gözüküyor. İlle de lazımsa bu bentler yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bentlerde, barajlarda son yıllarda ortaya çıkan HES’ler de bu ülkenin gerçeğidir. Bentlerinde, barajlarında gerekirse yapılması ama mutlaka ve mutlaka bir yaşam hakkı tanımak lazım. Çünkü inanın sizin suyunuza çiçek, böcek, ayı, tavşan herkesin ihtiyacı var. Onları da düşünmek lazım. Yoksa suları borulara koyarsınız o canlıları da yok etme yoluna gidersiniz” diye konuştu.

    “Çok fazla şişeleme fabrikası var”

    Sapanca’da çok fazla şişeleme fabrikasının olduğunu da belirten Albay, “Çok fazla şişeleme fabrikası var. Gittiğim konferanslarda, panellerde önümüze gelen şişeler hep Sapanca’dan geliyordu. Sapanca çok fazla Türkiye’yi besliyor. Sapanca gölü içme suyu bakımından Türkiye’yi beslememeli. Bunu durdurmak lazım. Çok fazla fabrika var. Sömürüyormuşuz gibi geliyor bana. Bu gölün suyu aslında. Gölün suyunu göle gelmeden şişeliyoruz ve illere gönderiyoruz. Bu içme suyu konusunda tavizsiz olmamız gerekiyor diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Tutuklu sanık Albay Mehmet Ergün:

    Malatya’da 76 sanıklı FETÖ/PDY davasının 4. gününde dinlenen dönemin Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Alay Komutanı Albay Mehmet Ergün, “Ben isteseydim 55 dakika içinde, en üst rütbeli olarak birlikleri dışarı çıkarabilirdim. Bunu yapmadığım net bir şekilde ortadadır” dedi.

    Yakınca Spor Salonu’nda 3 gündür devam eden davanın bugünkü celsesinde Mahkeme Başkanı Vedat Koç, SEGBİS’te yaşanan ses sıkıntısı sebebiyle diğer illerdeki tutuklu bulunan sanıkların Malatya E Tipi Cezaevi’ne naklinin yapılarak, mahkemeye getirilmesine karar verdi. Ardından mahkeme 15 Temmuz günü 2. Ordu Komutanlığında Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Alay Komutanlığını devreden ancak kalkışma sırasında kışlada olan Albay Mehmet Ergün’ün savunmasına geçti.

    Tutuklu sanık Albay Mehmet Ergün, 15 Temmuz’da yaşanan darbe kalkışmasını kınayıp, “Hain darbe girişimini lanetliyorum, şehitleri minnetle, gazileri saygı ile anıyorum” diyerek başladı. Darbe gecesi 2.Ordu Komutanlığında yaşadıklarını anlatan sanık Ergün, görevi devretmesine rağmen izin kağıdını imzalatmak için karargahta bulunduğunu söyledi. Akşam saatlerinde Albay Bahadır Erdemli kendisini telefonla arayarak mesaj emrinin gelip gelmediğini sorduğunu ileri süren Ergün, “Televizyonda İstanbul’daki köprüdeki olayları gördük. PKK ya da DEAŞ terör örgütlerinin saldırı yapabileceğini ön görüyorduk. 20.00-22.40’ta sözde sıkıyönetim mesajı geldi. Sinan Babaçoğlu ile inceledik. Sinan Babaçoğlu, Engin Erikli’yi arayıp bir konuşma yaptı. ’Alaya gelin’ dedi. Kendi ismimin listede olup olmadığına baktım. Benim herhangi bir görevlendirmemin olmadığını gördüm. İlk aklımıza gelen mesajı 2. Ordu Komutanlığına iletmek istedik ama generallere ulaşamadık. ’Generaller toplantıda’ diye bize mesaj geldi. Televizyondan gelişmeleri takip ediyorduk. Bunun bir kalkışma olabileceğine dair haberleri duymaya başladık. Kurmay başkanımız, Engin Erikli’yi arayarak, birliklerinize sahip olun emrini verdi. Bahadır Erdemli’yi askeri hattan aradım. ’Emir komuta bende değil’ diye telefonu Engin Erikli’ye uzattım. Engin Erikli’ye emir verdi. Bu emri uygulamayacağımız yönünde mutabık kaldık” diye konuştu.

    Ayrıca Ergün, 16 Temmuz günü eşi ile arasında yaşanan bir diyaloğu da anlattı. Ergün, eşinin kendisine ‘Sizin karargahta bir olay çıktı mı? diye sorduğunu, bunun üzerine ise kendisinin ‘Hamd olsun bir olay çıkmadı’ dediğini, eşinin de ‘Eğer sizin orada bir olay çıksaydı seni asla affetmezdim” dediğini ileri sürdü.

    Tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki Karataş ile hiçbir darbe girişimi bağlantısının olmadığını ileri süren Ergün, darbe girişiminden önceden haberi olduğunun ise doğru olmadığını savundu. Ergün, ‘İsteseydim kışladaki askerleri çok rahat dışarı çıkarabilirdim, gerekirse Alayın yeni komutanı Engin Erikli’yi nizamiyeden içeri aldırmazdım. Ordu Komutanlığından benim emir komutayı almam istenmemiştir” şeklinde ifade verdi. Tutuklu sanık Ergün, iddianamede de yer alan kendisinin o gece birlikleri dışarı çıkarmak istediği ile alakalı olarak ise “Ben isteseydim 55 dakika içinde en üst rütbeli olarak birlikleri dışarı çıkarabilirdim. Bunu yapmadığım net bir şekilde ortadadır” diye konuştu.

    FETÖ’cülerin FETÖ’cü olmayanların isimlerini vererek davayı sulandırmak istediklerini ileri süren Ergün, “22 yıl çalıştım, hiçbir arkadaşım bana FETÖ’cü dememiş. Herhangi dershanesine gitmedim, çocuklarım okullarına gitmedi. Bankasında hesabım yok. Hain FETÖ terör örgütü üyeleri ile hiçbir irtibatım ve bağlantım olmadı. Bana verilen görev içerisinde Anayasa kurallarına bağlı milliyetçi bir subaydım, şu anda vatandaşım. Fırsat verilirse, yeniden göreve hazırım. Tahmin üzerine suçlama yapılamaz” dedi.

    Ergün, savunmasında son olarak ise “Sayın Cumhurbaşkanının çağrısına, emirlerine demokrasi ve halkın yanında yer aldım. Suçsuz olduğuma inanıyorum. Delillerin toplanmış olması sebebiyle en azından adli kontrol kararıyla tahliye edilmemi arz ederim” dedi.

    Duruşma, Ergün’ün mahkeme heyeti ve avukatlardan gelen soruları cevaplaması ile sürüyor.