Etiket: Aktif

  • TMSF’ye devredilen Koza, aktif olarak yüzde 23 büyüdü

    2016 yılından bu yana TMSF kayyumu ile yönetilen İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Ovacık’ta bulunan Koza Altın İşletmeleri’ni ziyaret eden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal, “Biz Koza’yı öz kaynak rakamlarıyla yüzde 17 büyüttük. Firma aktif olarak yüzde 23 seviyesinde büyüdü” dedi. Gülal ayrıca, Koza’nın borsa değerinin yüzde 263 arttığını ifade etti.

    TMSF Başkanı Muhiddin Gülal ve berberindeki heyet, 2016 yılından bu yana TMSF kayyumu ile yönetilen İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Ovacık’ta bulunan Koza Altın İşletmeleri tesisini ziyaret etti. Gülal, önce altın döküm işlemini inceledi ve ardından işletme hakkında bilgi verdi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ aidiyeti tespit edilen bin 22 şirketin TMSF kayyumuyla yönetildiğini hatırlatan Gülal, “Bunların öz kaynak büyüklükleri 19.9 milyar TL seviyesinde. Aktif olarak 52.9 milyar TL seviyesinde. TMSF kayyumunda yönetilen şirketlerde istihdam olarak da 46 bin 360 kişi çalışıyor. Koza Altın İşletmeleri, TMSF kayyumunda yönetilen şirketlerin büyük yapılarından biri. Biz de zaman zaman bu şirketlerimizi ziyaret ediyoruz. Devraldığımızda Koza’nın 5.10 milyar TL öz kaynağı varken, bu yüzde 17 artışla 5.98 milyar TL seviyesine çıktı. Biz Koza’yı öz kaynak rakamlarıyla yüzde 17 büyüttük. Devraldığımızda 5.33 milyar TL olan aktif büyüklüğü bugün 6.52 milyar TL seviyesinde. Firma aktif olarak yüzde 23 seviyesinde büyüdü. Devraldığımızda tüm işletmelerde bin 754 kişi çalışıyordu, şu an şirketlerde 2 bin 210 kişi çalışıyor. Taşeron olarak da bin 10 kişi çalışıyor. Koza, borsada işlem gören bir şirket. Devraldığımızda 14.1 seviyesinde olan hisse değeri bugün 51.3 seviyesinde. Şirketin borsa değeri yüzde 263 arttı. 2 yıldır bu firmaya vaziyet ediyoruz. 2017 yılının ilk 6 ayı ile 2018 yılının ilk 6 ayını mukayese ettiğimizde firmanın cirosunda yüzde 31 artış var. Karlılığı da yüzde 85 seviyesinde artmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

    “Milletin emanetine iyi sahip çıktılar”

    Bu tür şirketlerin her birinin milli servet ve her birinin milletin malı olduğunu kaydeden Gülal, şöyle devam etti: “Bu şirketler, üretim yapmaya, katma değer üretmeye istihdam sağlamaya devam edecek. Koza, altın sektörünün önemli aktörlerinden biri. Türkiye’de üretilen altının yüzde 35’ini Koza üretiyor. Koza başımızı dik eden şirketlerden biri. Elhamdülillah emin ellerde. Milletin emanetine iyi sahip çıktılar ve Koza aktif olarak yüzde 23 büyüdü.”

    “Koza’ya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar vaziyet edeceğiz”

    Bir gazetecinin TMSF kayyumuyla yönetilen şirketlerin satılması durumu hakkındaki soruya yanıt veren Gülal, “TMSF kayyumuyla yönetilen şirketlerin satılması hadisesi sürdürebilirlik temeli üzerine kurulu. Rakamları paylaştım. Koza’nın ekonomik devamlılığı ve sürdürülebilirlik konusunda sıkıntı olmadığı için, biz Koza’ya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar vaziyet edeceğiz” dedi.

    “350 milyon TL’lik vergi ödemesi yapıldı”

    TMSF kayyumuyla yönetilen şirketlerdeki büyüme hakkında da bilgi veren Gülal, “Yöneticilerimiz sektöründe tecrübeli. Bu şirketlerde yönetim oluştururken ehliyet ve liyakat temelli bir yönetim oluşturmaya gayret ettik. İşin erbabı kişilerle yönetim oluşturduk ve bu da rakamlara yansıdı. Biz kayıt dışını kayıt altına aldık. Bir de karlılıkla ilgili bilanço oyunu yapmadık. 350 milyon TL’lik vergi ödemesi yapıldı. Karlılık hem yüzde 85 seviyesine artırıldı hem de devletimize vergilerini ödediler” diye konuştu.

    “Bergama’da rezerv son noktasında”

    Gülal ayrıca, Bergama’da altın rezervinin de son noktasında olduğunu söyledi. Gülal, “Başka rezervden taşıyarak burayı ayakta tutuyorlar. Burası eski bir tesis. Artık rezerv olarak sonuna geldi ama bu tesis yaşamaya devam edecek. Kapatılması söz konusu değil. Bir şekilde cevherleri dışarıdan taşımak suretiyle üretim burada yapılmaya devam edecek” açıklamasında bulundu.

  • Türkiye’nin ilk aktif sondaj gemisi Fatih, Akdeniz’e uğurlandı

    Kocaeli’de hazırlıkları tamamlanan Türkiye’nin ilk aktif sondaj gemisi Akdeniz’e uğurlandı. Törende konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Üç tarafı denizlerle çevrili ama denizlerinde aktif olmayan o eski Türkiye’ye nazire yaparcasına denizlerimizde karış karış petrol ve doğalgaz arayacağız. İkinci sondaj gemimizi de bu yıl içerisinde Enerji Bakanlığımız portföyüne katacağız. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

    Akdeniz’de yapılacak derin sondaj çalışmaları için kullanılacak olan Türkiye’nin ilk aktif sondaj gemisi Fatih, İzmit Körfezi’nden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın katılımıyla gerçekleşen törenle uğurlandı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Akdeniz’de yapacağı derin sondaj için kullanacağı Türkiye’nin ilk aktif sondaj gemisi Fatih, yaklaşık olarak 6 ay önce Çanakkale Boğazı’ndan geçerek İzmit Körfezi’ne ulaşmıştı. Norveç’in güney kıyısında bulunan Hoylandsbygda Limanı’ndan hareket ederek Kocaeli’ye gelen dev gemide yaklaşık 6 ay süren hazırlıklar tamamlandı. ’Deepsea Metro-2’ olan ismi Fatih olarak değiştirilen dev gemi, Akdeniz’de devam eden petrol arama çalışmalarında sondaj çalışması gerçekleştirmek için Kocaeli Körfezi’nden törenle Akdeniz’e uğurlandı. Dilovası’nda bulunan bir limanda gerçekleştirilen uğurlama törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Melih Han Bilgin ve çok sayıda yetkili ile davetli katıldı.

    “Fatih gemimiz Türk petrol ve gaz arama sondajcılığında yeni bir çağ açacak”

    TPAO tarafından kullanılacak olan ve 12 bin fit deniz ve maksimum 40 bin fit sondaj derinliğine sahip olan Fatih’in uğurlama töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Fatih Sultan Mehmet bir çağı kapatıp yeni bir çağı açtıysa, Fatih gemimizde bugün vira bismillah diyerek Türk petrol ve gaz arama sondajcılığında yeni bir çağ açacak. Gittiğimiz yerlerden tüm ulusumuzu sevindirecek güzel haberlerle dönmesini bekliyoruz. Bugün hakikaten gururluyuz. Enerji tarihinde yeni bir milada hep birlikte şahitlik ediyoruz. Artık kendi sondaj gemimizle, kendi mühendisimiz ve yerli ekipmanlarımızla derin deniz sondajlarımıza başlıyoruz. 1970’lerde başlayan deniz sondajcılığı hayali yerli ekipman ve insan eksikliği nedeniyle hep eksik kaldı. Hep bu alanda uluslararası şirketlerin eline baktık. Aradan geçen bu sürede çok ama çok mesafeler katettik. Alt yapıya beşeri sermayeye yoğun yatırım yaptık. Bugün hamdolsun emeklerimizin karşılığını aldığımız tarihi bir gün olarak kayda geçiyor” dedi.

    “Derin deniz sondajları noktasında yeni rekorlara imza atacağız”

    “Akdeniz’deki ilk ultra deniz kuyusuna ilişkin projenin tamamına yakını Türkiye Petrolleri mühendisleri tarafından tasarlandı ve planlandı” diyen Bakan Albayrak, “Sondaj operasyonlarının yönetimi de inşallah yine ağırlıklı olarak Türk mühendisleri tarafından yürütülecek. Dünyanın en gelişmiş deniz sondaj gemisi ile artık biz de küresel anlamda bu sektörde daha etkin bir ülke konumuna ulaşacağız. Teknolojik alt yapı ve iş güvenliği ekipmanları noktasında da dünyanın en üst klasmanındaki gemimizle özellikle Akdeniz ve Karadeniz’deki varlığımız çok daha fazla hissedilecek. 12 bin metre derinliğe kadar sondaj yapabilme kabiliyeti ile derin deniz sondajları noktasında yeni rekorlara imza atacağız. Denizlerde petrol ve doğalgaz neredeyse Fatih gemimizi oraya gönderip kuyularımızı kazmaya başlayacağız” ifadelerini kullandı.

    “Fatih’in yanına da bir kardeş koyacağız”

    “Haklarımız doğrultusunda Akdeniz ve Karadeniz’de petrol arayacağız” diyen Bakan Albayrak, “Bu stratejiye bir gemi yeter mi? Yetmez. O zaman dedik bir Akdeniz’de bir de Karadeniz’deyse ikinci gemimizi de inşallah Fatih’in yanına en kısa sürede ekleyeceğiz. İki gemimizle tıpkı Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin gibi, Fatih’in yanın da bir kardeş koyacağız. Üç tarafı denizlerle çevrili ama denizlerinde aktif olmayan o eski Türkiye’ye nazire yaparcasına denizlerimizde karış karış petrol ve doğalgaz arayacağız. İkinci sondaj gemimizi de bu yıl içerisinde Enerji Bakanlığımız portföyüne katacağız. Hayırlı uğurlu olsun” şeklinde konuştu

    Konuşmanın ardından Fatih gemisi demirlediği limandan Akdeniz’e doğru yola çıktı.

  • Aktif doğum nedir ?

    Son zamanlarda anne adayları arasında sıklıkla konuşulan konulardan biri de aktif doğum olduğunu bildiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zahide Küçük, aktif doğum hakkında bilgi verdi. “Yatağa bağlı kalmadan, annemizin hareketini istediği şekilde yapabildiği, hareket özgürlüğünün olduğu doğuma biz aktif doğum diyoruz” dedi.

    Gebe suyu geldikten sonra hastaneye geldiğinde onu birebir takip eden bir gebenin olduğunu söyleyen Koru Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzman Op. Dr. Zahide Küçük, aktif doğum sürecini şu şekilde anlattı; “Lağman, suni sancı gibi rutin uygulamalardan kaçınmaya çalışıyoruz. Bunlardan kaçınıp doğumu olabildiğince doğal bir şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Annemizin olabildiğince hareket etmesini istiyoruz. Yanında eşi olabilir, sevdiği biri olabilir, bir refakatçi istiyoruz, anne kendini yalnız hissetmesin diye. İstediği gibi yiyip içebilir anne. Doğuma yattın artık hiç bir şey yok demiyoruz. Loş ışıklı odalarda doğum yaptırıyoruz. Bu loş ışık melatonin endorfin salınımını artırıyor. Bu şekilde annemiz daha, mutlu daha huzurlu bir şekilde doğuma giriyor. Müzik eşliğinde doğum yaptırıyoruz. Doğum olur olmaz bebeğimizi anne kucağına veriyoruz ve ten tene temas yapmasını sağlıyoruz. Bu çok önemli. Kordonu geç kesiyoruz. Yaklaşık 30-60 dakika bekliyoruz. Bu da bebeğimize giden kan akımının bir miktar daha artmasını sağlıyor. Özel odamızda ev ortamı denilen ortamda da doğumu gerçekleştirebiliyoruz. Eşi, yanında uzmanlarla doğum hanenin gürültüsü olmadan, ev konseptinde bir odada doğum yaptırıyoruz.”

    Ağrısız epidural yöntemi hakkında da bilgi veren Op. Dr. Zahide Küçük, “Epidural doğum bizim rutinde uyguladığımız bir doğum değil aslında. Eğer annemiz isteyecek olursa ben öneririm. Çünkü anne ve bebek için önemli bir yan etkisi yok. Epidural anestezide anestezi uzmanlarımız tarafından bel bölgesine epidural aralığa girilerek belirli miktarlarda ilaç veriliyor. Annemizin kasılması oluyor ama hissettiği ağrı düzeyi büyük oranda azalıyor. Anne kasılmaya eşlik edebiliyor. Yürüyebilir. Bazı hastalarda yürüyemeyeceğim kaygısı oluyor ama öyle bir şey yok. Aktif bir şekilde yine doğum eylemine katılabilirler. Önemli bir yan etkisi yok. En sık gördüğümüz yan etkisi hafif bir tansiyon düşüklüğü ve baş ağrısı yapabilir. Bunlar da geçicidir” dedi.

    Anne adaylarına tavsiyelerde bulunan Koru Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zahide Küçük, “Doğum konusunda mutlaka bilgilensinler. Doğumdan korkmasınlar. Doğum korkusunu yenebilmek için en önemli adım bilgilenmek. Gebe eğitim programlarına katılsınlar. Doğumda hareket özgürlüğü olmasını onlar da önemsesinler. Doktorlarından bunu mutlaka talep etsinler. Ten tene teması mutlaka istesinler. Doğum anı gerçekten muhteşem bir an. Olabildiğince huzurlu bir şekilde bu anın tadını çıkartmaya çalışsınlar” diyerek sözlerine son verdi. (BA-BC –

  • Başkan Kamil Saraçoğlu: Engellilerin topluma kazandırılmasında daha aktif olacağız

    Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, “Dünya Otizm Farkındalık Günü” dolayısıyla Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen farkındalık yürüyüşüne katıldı.

    Otizm ile ilgili farkındalık oluşturmak, otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler bulmak amacıyla, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen “Dünya Otizm Farkındalık Günü” dolayısıyla Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen farkındalık yürüyüşüne vatandaşlarımız yoğun ilgi gösterdi.

    Program sonrası Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, “Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), yaşamın erken dönemlerinde kendini gösteren ve yaşam boyu devam eden, sosyal ilişkilerde, iletişim kurmada, davranış kalıpları oluşturmada ve bilişsel gelişmede gecikmeler ve sapmalarla izlenen bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Ancak, günümüzün eğitim koşulları içinde bu tür rahatsızlığı olanlar özel eğitim ile sosyal hayatta başarılı olabilmektedir. Kütahya Belediyesi olarak engelli kardeşlerimizi topluma kazandırılması noktasında birçok çalışmamız var. Bu çalışmalarımızı daha ileri noktalara nasıl taşırız onun gayreti içerisindeyiz” dedi.

    Kütahya Valiliği önünden başlayarak Karagöz Camii önünde son bulan etkinliğe Vali Ahmet Hamdi Nayir, AK Parti Kütahya Milletvekili İshak Gazel, Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu, İdare Mahkemesi Başkanı Mustafa Bilici, İl Jandarma Komutanı Albay Tayfun Dündar, İl Emniyet Müdürü Hasan Çevik, İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Ömer Turan, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Başyiğit, daire müdürleri, STK Temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. (EFE)

  • ’’Ülkemizde yaklaşık 40 milyon aktif olarak bisiklet kullanılmakta’’

    Ömer Kafkas, ’’Ülkemizde yaklaşık 40 milyon aktif olarak kullanılan bisiklet bulunmakta. Bu sektör yaklaşık 20 bin kişiye ekmek sağlamakta. Bisiklet aktif kullanımıyla doğaya, spora, sağlığa, kültüre, turizme ve sanayiye katkıları olan çok ciddi bir araç’’ dedi.

    29 Mart-1 Nisan tarihleri arasında Yenikapı Avrasya Gösteri ve Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan ’Unibike Bisiklet ve Bisiklet Ekipmaları Fuarı’ için geri sayım başladı. Thor Expo Fuarcılık Pazarlama Direktörü Ömer Kafkas ve Thor Expo Fuarcılık Yönetim Kurulum Üyesi Fırat Günay fuar hakkında bilgiler verirken, bisikletin Türkiye’deki kullanım oranı ve bisikletin sağladığı faydalar hakkında açıklamalarda bulundu.

    ’’Ülkemizde yaklaşık 40 milyon aktif olarak kullanılan bisiklet bulunmakta’’

    Bisikletin kültürün ve gelişmişliğin simge araçlarında bir tanesi olduğuna dikkat çeken Ömer Kafkas, ’’Ülkemizde yaklaşık 40 milyon aktif olarak kullanılan bisiklet bulunmakta. Bu sektör yaklaşık 20 bin kişiye ekmek sağlamakta. Bisiklet aktif kullanımıyla doğaya, spora, sağlığa, kültüre, turizme ve sanayiye katkıları olan çok ciddi bir araç. Günden güne bu sektörün hak ettiği yerde olması için bütün bisiklet marklarıyla birlikte bizde çaba sarf ediyoruz. Daha önce bisiklet markaları kendileri için farklı fuarlarda bir takım imkanlar bulmuş olsa da sadece bisikletin işlendiği, sadece bisikletseverlerin ve bisiklet marklarının kurguladığı ilk fuar. Burada içerikte bisikletten başka hiçbir şey yok. Markaların çok ciddi katılımı var. Aktivitelerimizin içinde pedalsız denge bisikletlerinden tutun 2-3 kişilik bisikletleri kullanımıyla gerçekleşecek pek çok aktivitemiz olacak. Herkesi bu coşkuyu yaşamaya bekliyoruz’’ şeklinde konuştu.

    ’’Türkiye’nin ilk bisiklet fuarı’’

    Unibike 2018’in Türkiye’nin ilk bisiklet fuarı olduğu belirten Kafkas, ’’Hazırlıkları yaklaşık 1 yıldan beri devam etmekte. Türkiye’de herkesin kendi ile ilgili bir şey bulabileceği bir fuar hazırlıyoruz. Sektörün bu anlamdaki ilk büyük fuarı. Fuar 4 gün sürecek. Burada ziyaretçiler için bisiklet ile ilgili şovlar, gösteriler ve aktiviteler hazırlandı. Dünyadan önemli bisiklet markalarının katıldığı çok nitelikli fuar. 30 bin metrekarelik bir alanda gerçekleşecek. 10 bin metrekaresi kapalı ve 20 bin metrekaresi açık olacak. Açık alanda bisikletseverlerin yeni modelleri deneyebileceği, istediği aktiviteleri yapabileceği ve birçok şovu izleyebileceği çeşitli gösteriler hazırlıyoruz. Yaş sınır olmaksızın fuara katılan herkesin kendiye ilgili bir şeyler bulabileceği bir fuar hazırlıyoruz. Bisiklet ve sporseverleri burada ağırlamaktan mutluluk duyacağız’’ dedi.

    ’’Çok ekonomik fiyatlara ve bir daire fiyatına sahip olabileceğiniz bisikletler var’’

    Fırat Günay ise şöyle konuştu: ’’Bu fuar, Türkiye’nin ilk defa kendine özgü fuarı olacak. Sadece bisiklet fuarı olmayı arzulamadık, dışarıda etkinlik alanları, insanların daha ekonomik şekilde bisiklet almaları için farklı imkanlar sağladık. Bu alanda dedeler torunlarıyla, babalar çocuklarıyla, anneler kızlarıyla ve herkes birbirleriyle yarışacak. Hızlı gidenin değil yavaş gidenin, sağa çevirenin değil sola çevirenin dönebildiği farklı organizasyonlar olacak. Bizi heyecanlı bir süreç bekliyor. Çok ekonomik fiyatlara ve bir daire fiyatına sahip olabileceğiniz bisikletler var. 4,5 kilogram bisikletlerin sergileneceği, yaklaşık 20 bin euroluk bisikletlerin olduğu aynı zamanda da 300 TL’lik bisikletlerin olduğu fuar bekliyor. Hepsinin bir arada olduğu ve bütün bisikletlere insanların dokunabildiği bir fuar olacak’’.

    Bisikletin hem bir ulaşım aracı hem de bir spor aracı olduğuna vurgu yapan Günay, ’’Bisiklet, ekonomik olarak büyük katkılar sağlayan, bazı ülkelerin ekonomisini kalkındıran bir araç. Bu tip organizasyonlar olduğu sürece insanların bisiklete karşı duyarlılığı biraz daha artacak. Bakanlıkların bisiklet hediyeleri ettiği dönemdeyiz. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı da bisiklete önem gösteriyor. Bu organizasyonları olduğu sürece bisiklet kullanıcıların gittikçe artacağını düşünüyoruz’’ ifadelerini kullandı.