Etiket: Akraba

  • Çölyak Akraba Evliliklerinde Daha Sık Görülüyor

    Çölyak hastalığının akraba evliliğinden doğan çocuklarda daha sık görüldüğü bildirildi.

    Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Bölümü Fransız Dili Eğitim Anabilim Dalı tarafından çölyak hastalığı hakkında seminer düzenlendi. Seminere Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şeref Kara, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fatih Ünal, çölyak hastalığının akraba evliliklerinden doğan bebeklerde daha sık görüldüğünü söyledi.

    Normalde 214 kişiden 1 kişide rastlanılan çölyak hastalığının her kesimden insanda görülebildiğine işaret eden Doç. Dr. Fatih Ünal, yapılan araştırmalara göre akraba evliliğinin yoğun olduğu bölgelerde bu hastalığa rastlanma sıklığının daha fazla olduğuna işaret etti. Genlerin akrabalar arasında daha sık dağıldığını, genetik geçişler olduğu için çölyak hastalığının çocuklara daha sık geçtiğinin altını çizen Fatih Ünal, “Eğer bir kişiye çölyak hastalığı tanısı koyarsak kardeş çocuklarını ve akrabalarını da mutlaka taramak gerekiyor. Normalde 214 kişide 1 oranında görülen bu hastalık eğer akraba evliliği var ise yüzde 5’lere kadar çıkabiliyor. Genlerin birbiri ile karşılaşma sıklığı fazla olduğu için hastalık görülme riski da bir o kadar artıyor. Çölyak, tedavi edilmesi çok önemli bir hastalık. Eğer tedavi edilmeze çölyak, şeker hastalığını tetikleyebiliyor. Tiroit krizleri, çölyak krizleri görülebiliyor. Onun dışında ince bağırsakta kansere yol açabiliyor. İnce bağırsak ve kalın bağırsak hastalıkları görülebiliyor. Gelişim ve büyüme geriliği, buluğa erememe, karaciğer enzimlerinde yükseklikler görülebiliyor” şeklinde konuştu.

    4 AY İLE 14 YIL ARASINDA ORTAYA ÇIKIYOR

    Hastalığın doku gruplarıyla ilgili genetik bir kökeni olduğunu kaydeden Ünal, “Ancak çevre faktörleri de var. Uzun süreli antibiyotik kullanma, uzun süre stres altında kalma bu hastalığı tetikleyebilir. Doğumdan itibaren 6. aydan sonra bu hastalık baş gösterebiliyor. Bazı durumlarda bebekler için tamamlayıcı beslenmeye başlanması gerekiyor. Gluten denilen madde buğdayda yapışkanlığı sağlayan bir maddedir. Bu ince bağırsak ile temas ettikten sonra hastalık 4 ay ile 14 yıl arasında her zaman çıkabilir. Çölyak çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkin insanlarda da görülebiliyor. 80 yaşında çölyak teşhisi konulan hastalarımız bile oluyor. Çölyak, ömür boyu gıda alerjisi süren tek hastalıktır. O yüzden şu anda tek tedavi ömür boyu glütensiz diyet hastalığıdır. Biyorezonans gibi tedavi çeşitleri de geçerli değildir” diye konuştu.

    ÇÖLYAK HASTALIĞI VE BELİRTİLERİ

    Çölyak hastalığı ince bağırsağın, gluten adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen hassasiyeti olarak biliniyor. Çölyak hastalığı, karın bölgesinde öne doğru şişkinlik, yaşa göre kilo azlığı, kas zayıflığı, kansızlık, dışkıda anormallik, büyük tuvalet ihtiyacının artması, kusma, bezginlik, iştahsızlık, büyüme geriliği, ağız içinde oluşan aftlar, iştahsızlık, gaz şikâyetleri, eklem ve kemik ağrıları, sinirlilik ve ciltte kaşıntılı döküntülerle belirti veriyor.

  • (Özel Haber) Akraba Evlilikleri Hayatlarını Kararttı

    Diyarbakırlı 6 çocuk annesi Gülşah Taşar’ın iki çocuğuna, akraba evliliği nedeniyle halk arasında kelebek hastalığı olarak bilinen Epidermolysis Bullosa hastalığı tanısı konuldu. Ağabeyinde de aynı hastalık bulunan Gülşah Taşar, oğlunu da erkek kardeşinin kızıyla evlendirdi. Torunun da kelebek hastalığı taşıdığını öğrenen Gülşah Taşar’ın dünyası başına yıkıldı. Artık akraba evliliğine onay vermediğini belirten Taşar’ın tek isteği çocuklarının ve torununun bir an önce sağlığına kavuşması.

    Diyarbakırlı 45 yaşındaki Gülşah Taşar, 28 yıl önce hayatını amcasının oğlu ile birleştirdi. Bu evlilikten 7 çocuğu olan Taşar’ın bir çocuğu hayatını kaybetti. Çocuğunun ölümüne alışmaya çalışan Taşar, ikinci şoku iki çocuğunun halk arasında kelebek hastalığı olarak bilinen Epidermolysis Bullosa hastalığı taşıması ile yaşadı. Ağabeyi de aynı hastalığı taşıyan Taşar, hastalığın akraba evliliğinden kaynaklandığını bilmeden çocuğunu da kardeşinin kızıyla evlendirdi. Gülşah Taşar, torununun da akraba evliliği nedeniyle aynı hastalığı taşıdığını öğrenince dünyası yıkıldı.

    “KİMSENİN AKRABA EVLİLİĞİ YAPMASINI İSTEMİYORUM”

    Yaşadıklarını İHA muhabirine anlatan Gülşah Taşar, 28 yıllık evli olduğunu belirterek, akraba evliliği nedeniyle iki çocuğunun ve torununun Epidermolysis Bullosa hastalığı taşıdığını söyledi. Gülşah Taşar, “7 çocuğum vardı. Bir çocuğum hayatını kaybetti. 2 çocuğumda da bu hastalık var. Bu hastalığın bir çaresinin bulunmasını istiyorum. Bu hastalığın temel nedeninin akraba evliliği olduğunu öğrendik. Benim eşim amcamın oğlu, oğlumun eşi de dayısının kızı. Bundan sonra çocuklarımın akraba evliliğini onaylamayacağım. Bu hastalık nedeni ile korkuyoruz. Artık kimse akrabası ile evlenmesin. Biz yaptık, kimse yapmasın, biz pişman olduk, kimse pişman olmasın” dedi.

    “BEN DE ARKADAŞLARIM GİBİ KOŞUP OKULA GİTMEK İSTİYORUM”

    Gülşah Taşar’ın 16 yaşındaki oğlu Baran Taşar, hastalık nedeniyle yaşıtlarından çok geride okula başlamak zorunda kalmış. İlkokul 1 ve 2’yi atlayıp 3. sınıftan eğitimine başlamaya çalışan Baran Taşar, zor şartlara bir yıl dayanabilmiş. Baran Taşar, “Ben doğuştan beri bu hastalığı taşıyorum. Hastalığımın bir an önce geçmesini istiyorum. Okula gitmek istedim. Yaşım büyük diye 3. sınıftan başladım, bir sene sonra okulu bırakmak zorunda kaldım. Çocukların bana çarpmasından korktum, bir de beni dışlıyorlardı. Yere düşmekten de korkuyordum. Çarpınca çok önemli değil de yere düşünce sorun yaşıyorum. Basketbolcu olmak istiyordum. Bu hastalıktan kurtulmak istiyorum, ben de arkadaşlarım gibi gezip, koşup okula gitmek istiyorum” diye konuştu.

    Gülşah Taşar’ın 5 yaşındaki kızı Nisanur ise her şeyden habersiz, ellerine bakıp hayata devam ediyor. İHA mikrofonlarına, okula gitmek istediğini kaydeden minik Nisanur, en çok bebeklerle oynamayı özlediğini söyledi.

    ÇOCUKLAR İÇİN DİYARBAKIR’A GELDİ

    Hayaller Gerçek Olsa Derneği olarak Diyarbakır’a gelip Taşar ailesini ziyaret eden, bir dönem kanser tedavisi görüp bu hastalığı yenmeyi başaran ünlü ses sanatçısı Fulden Uras, Epidermolysis Bullosa hastalığı taşıyan çocukların çok ciddi sorunlarının olduğunu söyledi. Uras, şu ifadeleri kullandı:

    “Öncelikle yara örtüleri ile alakalı ciddi sorunlarımız var. Yara örtülerini tam olarak alamıyoruz. Bütün çocuklarımızın neredeyse elleri kapalı. Eğitim ile ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Çocukların birçoğu okula gitmeye korkuyor, çünkü başka çocuklar okulda onlara çarptıkları zaman ya da kötü gözle baktıkları zaman psikolojileri çok bozuluyor. Evet, çocuklarımızda yaralar var ama bu yaralar bulaşıcı değil. Bunun özellikle altını çiziyorum. Bu çocukların özellikle Diyarbakır için söylüyorum. Ağızları ve dişleri çok ciddi problem, ameliyatları yok. Bu çocukların sadece dışarısı değil içerisi de yara olduğu için tıkanmalar oluyor beslenemiyorlar, yemek yiyemiyorlar, mama ile beslemeye çalışıyorlar gerçekten aileler çok zor durumda. İkinci kez geliyorum Diyarbakır’a olaylar durulmuyor. İnsanlar çalışamıyor. 21 ailemiz var burada, 19 baba işsiz.”

  • Kalça Çıkığının En Büyük Sebebi Akraba Evliliği

    Gelişimsel kalça çıkığı en önemli ortopedik rahatsızlıklardan biri olduğunu ifade eden uzmanlar, akraba evliliklerinden doğan bebeklerde gelişimsel kalça çıkığı riskinin daha fazla olduğunu söyledi.

    Kalça çıkığı tedavisi gören ve sağlığına kavuşan alilere düzenlenen etkinlikle bir araya geldi. Yaşanan sıkıntıların ve tedavi süreçlerini bir birine aktaran aileler, buluşmanın sonunda günün anısına birlikte pasta kesti. Doruk Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Tayfun Açıkgöz, gelişimsel kalça çıkığının güncelliğini hala koruyan önemli bir ortopedik sorun olduğunu söyledi. Hastalıkta erken teşhisin önemli olduğuna dikkati çeken Op. Dr. Açıkgöz, “Asıl sebep tam olarak bilinmemekle birlikte ligamentöz laksite genetik ve hormonal faktörlere, rahim içi ters pozisyona ve başka bazı çevresel faktörlere bağlıdır. Anne veya babada kalça çıkığı varsa çocuklarında kalça çıkığı görülme oranı yüksektir. Aynı zamanda yakın akraba evliliklerinden doğan bebeklerde gelişimsel kalça çıkığı bulunma riski artmaktadır. Makadi yolla doğan, zor doğan ve ayaklarında doğuştan sakatlık bulunan bebeklerde, ikiz bebeklerde kalça çıkığı bulunma oranı yüksektir. Gelişimsel kalça çıkığı kız çocuklarında erkeklere oranla daha sık görülür. Hastalığın toplumda görülme oranı yüzde 1.4 dür. Yılda yaklaşık 1.3 milyon çocuğun doğduğu Türkiye’de yılda 15 bin kalça çıkıklı bebek bulunmaktadır. Erken dönemlerde uygulanan tedaviler son derece önemlidir. Bu sebeple ailelerin özellikle risk gurubunda bulunan bebeklerini gecikmeden sağlık kontrolünden geçirmeleri gerekir” dedi.

    “AKRABA EVLİLİĞİNE VE KUNDAĞA DİKKAT”

    Akraba evliliklerinin kalça çıkığı hastalığının görülmesinde önemli bir sebep olarak görülebileceğini belirten Tayfun Açıkgöz, “Ülkemizde gerek yakın akraba evliliklerinin sıklığı ve gerekse kundak kullanma alışkanlığının hala süregelmesi hastalığın yüksek oranda görülmesine sebep olmaktadır. Geleneksel kundak kullanma alışkanlığı da hastalığın yüksek oranda görülmesindeki asıl faktörlerden birisidir. Tanıdaki gecikmeler de buna eklenince bebekler ameliyatsız tedavi dönemini yitirebilmektedirler” diye konuştu.

  • Akraba Evliliği Bu Kez Umut Oldu, Kuzen İliği Tuttu

    Medicana International Ankara Hastanesi’nde başarılı bir nakil geçiren aplastik anemi hastası Gamze Tatar’a, akrabalarından 30 verici arasında kuzeni küçük Emrullah’ın (10) iliği yaşam şansı oldu.

    Çocuğunun doğumunun hemen ardından aplastik anemi tanısı konulan Gamze Tatar, 10 yaşındaki kuzeni Emrullah Fil’in iliğiyle yaşama tutundu. Normal şartlarda kuzenler arasında uyum kolay yakalanamadığı halde bu kez ailedeki akraba evliliği umut oldu ve Emrullah’ın iliği kuzenine uydu. Emrullah’ın ailesi çevreden gelen bağış karşıtı yorumları ve hurafeleri dinlemeyerek oğullarının, yaklaşık 1 yıldır tedavi olmayı bekleyen yeğenleri Tatar’a donör olmasını kabul etti. Başarılı geçen naklin ardından Tatar, heyecanla hastanedeki takip sürecinin tamamlanmasıyla Konya’daki evine, bebeğinin yanına dönmeyi bekliyor.

    Önceki gün ilik bağışında bulunduğu kuzeni Gamze’nin naklini kapıda bekleyen Emrullah, Organ Bağışı farkındalığının artmasına çalışılan bugünlerde önemli bir çağrıda da bulundu. Minik bağışçı, “Herkes duygusal olsun ve bağış yapsın. Dedem, küçük olduğum için benim ilik vermemi istemedi ama ben ısrar ettim, verdim. Böylece Gamze ablam nakil olabildi. Dün gece de kayan bir yıldız gördüm ve onun iyi olmasını diledim, iyileşecek” diye konuştu.

    Emrullah’ın annesi Dilek Fil de çevrelerinden gelen tüm olumsuz yorumlara kulaklarını kapattıklarını ve yeğenleri Gamze’nin sağlığına kavuşması için çabaladıklarını söylerken, “Tüm akrabalarımızın, 30 kişinin arasından Emrullah’ın iliği uydu. Bağış konusunda çok hurafe var ve insanların beynini yıkıyorlar. Çevremiz ’Sakın vermeyin’ dedi, dinlemedik. ’Her şeyi Allah bilir’ dedik ve hekimlerimize güvendik. Şimdi Gamze’nin sağlığına kavuşmasını bekliyoruz” dedi.

    KUZENDEN NAKİL SONRASI TEŞEKKÜR…

    Başarılı geçen naklin hemen ardından Gamze Tatar da “Emrullah’ın ilik bağışlayacağını öğrendiğimde beni kurtaracağını hissettim. Bana umut oldu. Canımı ona borçluyum” diyerek kuzenine teşekkür mesajı gönderdi.

    DR. SOYDAN: “BAĞIŞ ZOR DA RİSKLİ DE DEĞİL”

    Tatar’a başarılı bir ilik nakli gerçekleştirdiklerini kaydeden Medicana International Ankara Hastanesi Kemik İliği Nakli Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Ender Soydan, bir insana verilebilecek en güzel hediyenin sağlık olduğunu ve bağışçıların çekinmemesi gerektiğini çünkü ilik bağışının düşünüldüğü kadar zor bir işlem olmadığını ifade etti. Doç. Dr. Soydan, “Vericinin sağlığı konusunda endişe etmemiz halinde hemen nakli yapmaktan vazgeçiyoruz. Öncelikle vericiyi koruyoruz” dedi. Kök hücre bağışında iki yöntemin söz konusu olduğunu söyleyen Dr. Ender Soydan, ilkinin aferez cihazıyla yatış gerekmeksizin kandan toplanması yöntemi olduğunu aktardı. Soydan, “Diğeri biraz daha zahmetli bir işlem olan kemik iliği bağışıdır. Hasta ve vericiye ait bazı koşullarda tercih edilir. Anestezi altında, kök hücre açısından en zengin kemik olan kalça kemiği bölgesine özel iğneler yardımıyla giriş yapılır. Dikiş gerektiren bir kesi oluşmaz ve bağışçı, genellikle ertesi gün kan tetkikleri yapıldıktan sonra taburcu edilir. Hastamızda vericinin yaşı ve hastalığın türü nedeniyle bu yöntemi kullanmamız gerekti” diye konuştu.