Etiket: Akademisyenlerin

  • OMÜ’de üretken akademisyenlerin BAP bütçesinden daha fazla kaynak alması kolaylaştırıldı

    OMÜ’de üretken akademisyenlerin BAP bütçesinden daha fazla kaynak alması kolaylaştırıldı

    Akademik çalışmaların önünü açmak ve sayısını arttırmak amacıyla “Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinasyon Birimi ve BAP Yönergesi”nin 18.maddesini değiştiren OMÜ Senatosu, üretken akademisyenlerin BAP bütçesinden daha fazla kaynak almasını kolaylaştırdı.

    Proje başvuru dönemi 2’den 5’e çıkarıldı

    Değişiklik kapsamında, akademisyenler tarafından yılda iki kere yapılabilen Ar-Ge proje başvuru sayısı da yılda beşe çıkarıldı. Böylece akademisyenler bir yılda 5 ayrı dönemde proje başvurusunda bulunabilecekler.

    Gerekli kriterler sağlandığında 3 kat daha fazla yüksek lisans ve doktora ödeneği

    OMÜ BAP Koordinasyon Birimi ve BAP Uygulama Yönergesi’nde yapılan değişiklikle, yüksek lisans ve doktora projelerinde BAP bütçesinden destek almak için zorunlu olan yayın ve dış destek belgesi şartı kaldırıldı.

    Yeni yönetmeliğe göre, 7 kriterden birini sağlayan 1904 kodlu proje yürütücülerinin bütçeleri üç katına yükselecek. Bu kapsamda, gerekli kriterler sağlandığında 5 bin olan yüksek lisans destek ödeneğini 15 bin 750 TL’ye; 10 bin olan doktora destek ödeneğini de 31 bin 500 TL kadar çıkardı. Gerekli şartları yerine getiremeyen akademisyenler; yüksek lisans için 5 bin 250 TL, doktora için 10 bin 500 TL ödenek alabilecekler.

    Akademisyenlerin bilimsel makalelerinin bulunması, yönetmelikte belirtilen süre içerisinde bakanlıklar gibi saygın kurumlara proje başvurusunda bulunmaları, patent ve ödül almaları gibi ölçütler BAP desteği alırken avantaj sağlayacak.

  • OMÜ’de akademisyenlerin kariyer heyecanı

    Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) doçentlik ve yardımcı doçentlik kadrosuna atanan toplam 22 öğretim üyesi, Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç ile bir araya geldi.

    Rektörlük Toplantı Salonundaki buluşmada söz konusu kadrolara atanan öğretim üyelerinin her birini kutlayıp tebrik eden Rektör Bilgiç yaptığı konuşmada, “Öncelikle bu buluşma vesilesiyle atanan akademisyenlerimizi hem simaen hem de görev yaptıkları anabilim dalları açısından daha yakından tanımış olacağız. Hepimizin buradaki varlık amacı; üniversitemizin gelişmesi ve ilerlemesi adına kendi uzmanlığımızı ve birikimimizi kullanıp faydalı olmak ve nihayetinde de ülkemize, insanlığa hizmet etmeyi misyon edinmek. Dolayısıyla birbirimizi tanıyor olmak, belki ilerideki çalışmalarımızda karşılıklı temas kurmak için vesile de olacaktır. Göreve başladığımız günden beri bu buluşmaların verimli olduğunu gördüğümden dolayı da bu anlayış ve yaklaşımı devam ettiriyorum. Hayırlı uğurlu olsun, her bir öğretim üyemizi tebrik ediyor, yollarının açık olmasını diliyorum” dedi.

    Buluşmada, Rektör Bilgiç’e yardımcı doçent kadrosuna atanan Fen Edebiyat Fakültesinden Atiye Gülfer Gündoğdu kampüsün çok renkliliği ve çeşitliliğini simgeleyen “güz yaprakları” tasarımını hediye ederken, yine aynı kadroya atanan Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Mahir Yerlikaya ise yine üniversitenin çok renkli kültürünü ve birlik-beraberliği temsil eden akrilik tabloyu takdim etti.

  • Bolu’da FETÖ şüphelisi akademisyenlerin yargılanmasına başlandı

    Bolu’da, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeki FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik hazırladığı iddianamenin tamamlanmasıyla 31’i tutuklu, 10’u firari 77 akademisyenin yargılanmasına bugün başlandı.

    Fethullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması’nın Abant İzzet Baysal Üniversitesi yapılanmasına yönelik aralarında geçtiğimiz günlerde görevinden ayrılan Abant İzzet Baysal Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun’un da bulunduğu 77 sanığın yargılanmasına başlandı.

    Bolu Adliyesi’nde bulunan mahkeme salonlarının yetersiz olması nedeniyle akademisyenlerin yargılanması Karaçayır Mahallesi’nde bulunan Bolu Belediyesi Nikah Salonu’nda görülüyor. FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında tutuklu bulunan sanıklar geniş güvenlik önlemi altında davaların görüleceği nikah salonuna getirilerek yargılanmalarına başlandı.

    Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanıklar eski rektör yardımcısı Kenan Gümüştekin ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in doktoru olduğu iddia edilen Kardiyolog Prof. Dr. Mehmet Yazıcı için “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçundan 15 yıldan 22.5 yıla kadar, geri kalan firari, tutuklu ve tutuksuz sanıklar için ise “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası istendiği belirtildi.

  • CHP’li Böke’den, akademisyenlerin KHK ile ihraç edilmesine tepki

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Toplantının gündemini ise CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, düzenlediği basın toplantısıyla paylaştı.

    Zor günlerin üst üste geldiğini söyleyen Böke, “Dün bir sinsi gece yarısı kararnamesiyle Türkiye’nin pek çok değerli akademisyeni kıyıma uğradı. Ben bugün sadece bu konuyla ilgili konuşacağım. Bir ülkenin üniversitesi eğer yok ediliyorsa bir ülkenin en değerli bilim insanları üzerinden silindir gibi geçiliyorsa o ülkenin geçmişi de geleceği de yok edilmeye çalışılıyor demektir. Dün itibariyle Mektebi Mülkiye Cumhuriyetin kadrolarını yetiştirmiş olan bir soylu kurum, bir gelenek yok edildi. Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi, bu fakültenin tiyatro bölümü artık fiilen yok. Özgür basının temsilcilerini yetiştiriyor olan İletişim Fakültesi dağıtıldı. Bunların yanında nice fakülte onlarca bilim insanı Türkiye akademisinden bir kararnameyle kopartıldı. Sözün özü dün itibariyle Türkiye’de üniversite yok edildi. Dersini alabilmek için sıraya girmeleri gereken hocaları cahil cesaretiyle öğrencilerinden kopardılar. Üniversitesini korumayan, hocalarını, bilim insanlarını otoriter iktidarın önüne atan, o karanlıkla işbirliği yapan rektörler de bu iktidarla beraber o karanlık tarihe yazıldılar ve bilsinler ki o karanlık tarihe de hep beraber gömülecekler. Onlar da asla unutulmayacaklar” diye konuştu.

    “Onların sesi özgürce çıkana kadar biz onların sesi olmayı kendimize görev biliyoruz”

    Bunun ilk kez yaşanmadığını kaydeden Böke, “Her darbe önce üniversiteyi susturur. Çünkü darbeciler en çok bilimden korkar, en çok bilgiden, en çok aydınlıktan, en çok özgürlükten korkar. Bugün üniversiteden atmaya kalktığınız bilim insanları da mutlaka ayakta kalacak. Dünya onlara hak ettikleri saygıyı duymaya mutlaka devam edecek. Bugünün darbecileri de aynı 12 Eylül darbecileri gibi utanç içerisinde silinip gidecekler. Kimse onları anmayacak. Hocalarımız bilim insanlarımızda bu baskı döneminde düşüncelerinden, özgürlüğü savunma heyecanlarından yazdıklarından, ilkelerinden dolayı ödüyor oldukları bu bedeli onur sayıyorlar. Onların öğrencilerine ve Türkiye kamuoyuna mesajları var. Onların kısılmaya çalışılan sesi olacağım. Onların cümlelerini sizinle paylaşacağım. Onların sesi özgürce çıkana kadar biz onların sesi olmayı kendimize görev biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Uzgel, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Prof. Dr. Ahmet Özdemir Aktan, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Prof.Dr. Beliz Güçbilmez, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Doç. Dr. Murat Sevinç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Yard. Doç. Dr. Murat Aytaç, Marmara Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Yüksel Taşkın’ın isimlerini sayan Böke, “Çok değerli bilim yoldaşlarım gönlüm istedi ki hepinize tek tek ulaşayım. Ancak şunu bilmenizi isterim biz de boyun eğmeyeceğiz. Biz sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz. Siz sesinizi özgürce çıkartabildiğiniz bir Türkiye’ye erişene kadar” açıklamasında bulundu.

    “Bu zihniyetin bir derdi var. Bu zihniyet aydınlığa, özgürlüğe karşı”

    Almanya’da Hitler döneminde baskıdan kaçan bilim insanlarının genç Cumhuriyetin demokratik şemsiyesinin altına ve Ankara Üniversitesine, İstanbul Üniversitesine sığındığını aktaran Böke, şunları kaydetti:

    “Şimdi aynı bilim kıyımını, aynı ayrımcılığı, aynı vicdansızlığı, aynı akılsız ve kin dolu yaklaşımı Türkiye’de akademik kıyımda yaşıyoruz biz. Karanlıkta gece yarılarında, sinsice köşede bekleyen, korktuğu için bunu doğrudan yapamayan bir sinsilikle Türkiye KHK’larla bir kıyım dayatılıyor. Bir zamanlar ülkelerinden kaçmak zorunda kalanlara ev sahipliği yapan bir ülke şimdi kendi bilim insanlarını bu ülkede yok etmeye çalışıyor. Hatta o dönemin daha da korkuncu yaşatılıyor, dayatılıyor. İstifa etmiş olan akademisyenler istifa ettikleri görevlerinden ihraç ediyorlar. Neden ihraç ediliyorlar çünkü bir hınç duyuluyor, çünkü aydınlığa özgürlüğe karşı bir mücadele veriliyor. Çünkü onlar hak ettikleri emeklilikten, yurtdışına çıkabilme özgürlüğünden, pasaportlarından mahrum bırakılmak isteniyor. Bu zihniyetin bir derdi var. Bu zihniyet aydınlığa, özgürlüğe karşı. Yaşamasınlar, yok olsunlar istiyor.”

    “Hocalar mutlaka geri dönecek”

    “Siz Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye ne kadar inat ettiyseniz biz de Türkiye’yi hak ettiği aydınlığa hep beraber çıkartmaya o kadar kararlıyız” diyen Böke, “Size ve sizin kokmuş karanlığınıza asla teslim olmayacağız. Bilime, bilim insanlarına, bu ülkenin geleceğine biz kalabalıklar mutlaka sahip çıkacağız. Yeni özgürlük aydınlık bir geleceği bütün hayatını karartmaya kalktığınız bu değerli insanlarla ve onların yetiştirmiş olduğu milyonlarla beraber biz mutlaka kuracağız. Hocalar mutlaka geri dönecek. Bu topraklarda yine aydınlık günlerde bilim ve o bilimin yarattığı özgürlük mutlaka kazanacak. Bende şimdi değerli yol arkadaşlarımla beraber buradan çıkıp Mülkiye’ye gideceğim ve o tarihe sıkı sıkı sarılacağım” şeklinde konuştu.

    Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Böke, bir gazetecinin Başbakan ve Bakanların açıklamaları ile bu son KHK’nın bir bağlantısının olup olmadığıyla ilgili soruya, “Sadece bir kişinin ismini söyleyeyim. Yargıyı da size bırakayım. İbrahim Kabaoğlu, Profesör dünyaca tanınıyor, anayasa hukuku çalışıyor. Bu süreç içerisinde getirilmiş olan Anayasa Değişikliği Teklifi’nin Türkiye’ye nasıl zararlar vereceğini, Türkiye’nin hayrı için ‘hayır’ denmesi gerektiğini bilimsel verilerle ve bilgisiyle hepimizle paylaşıyordu. Bir kez daha anlatacak hikayesi olmayanlar, korkutarak kendileri ortamı terörize ederek, demokratik hakkını kullanarak fikrini söyleyenlere ne söylediğinden bağımsız olarak bir terörist lakabı takarak, bu ülkede demokrasiyi yok etmek istiyorlar. Anlatacak hikayeleri yok. Oysa biliyoruz ki Profesör Kabaoğlu’nun, Profesör Sevinç’in, sayamadığım yüzlerce akademisyenin yazacağı aydınlık bir Türkiye hikayesi var ve bu biz o hikaye yazılana kadar bu mücadeleyi onlarla vermeye devam edeceğiz” yanıtını verdi.

  • Akademisyenlerin akıllı projelerine TÜBİTAK’tan destek

    Uludağ Üniversitesi akademisyenlerinin sekiz ilginç araştırma projesine TÜBİTAK’tan destek geldi. Aralarında nano lifli akıllı yara örtüsü, çevre dostu tekstil üretimi, havadaki organik kirleticilerin arı ve arı ürünleriyle izlenmesi gibi ilginç konuların bulunduğu araştırmalar beklendiği gibi sonuçlanırsa, patente dönüşüp ticarileşecek.

    Uludağ Üniversitesi akademisyenlerinin 8 projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) 2016 Mart dönemi projelerine 36 projeyle başvuran Uludağ Üniversitesi, devlet üniversiteleri arasında en çok projesi kabul edilen 10. üniversite oldu. Uludağ Üniversitesi akademisyenleri ve araştırmacıları, TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından desteklenmeye uygun görülen 8 projeye toplam 2 milyon 560 bin TL destek almaya hak kazandı. Yapılan araştırmaların beklenen sonuçları vermesi durumunda, projelerin patente dönüşüp ticarileşmesi bekleniyor.

    Desteklenen projeler arasında, nano lifli akıllı yara örtüsü, çevre dostu tekstil üretimi, şeftali ağaçları için yeni bir terbiye yöntemi, budama atıkları ve tavuk gübresinden üretilen kompostun zeytin ağaçlarında kullanımı, çim bitkileri için yeni bir toprak altı sulama yöntemi, havadaki organik kirleticilerin arı ve arı ürünleriyle izlenmesi, alabalık ölümlerini önleyecek bir araştırma da yer alıyor.