Etiket: Akademisyenlere

  • Konya’da akademisyenlere FETÖ operasyonu: 26 gözaltı

    Konya’da Fetullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı çıkan 34 akademisyenden 26’sı gözaltına alındı.

    FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz’daki kanlı darbe teşebbüsünün ardından Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, haklarında yeteri kadar delil elde edilen akademisyenlere yönelik operasyon için düğmeye bastı. Aralarında 18 profesörün bulunduğu 34 akademisyen hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Polis ekipleri, il merkezinde önceden belirlediği adreslere bu sabah şafak vaktinde operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında Selçuk Üniversitesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde daha önceden açığa alınan, aralarında 18 profesörün bulunduğu 26 akademisyen gözaltına alındı. Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Gözaltına alınanlar arasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinin eski dekanı O.S.’nin de bulunduğu, 8 şüphelinin ise aranmasının devam ettiği öğrenildi.

  • FETÖ operasyonları akademisyenlere sıçradı

    Adana’da darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Çukurova Üniversitesi’nde 12 akademisyen gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri darbe girişimi ardından Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik operasyonlarını genişletti.

    Çukurova Üniversitesi’ndeki bazı akademisyenlerin dernek kurarak örgüt propagandası yaptığı ve üniversitede onlara eleman sağladığı bilgisine ulaşıldı. Bu bilgi doğrultusunda polis sabah saatlerinde Çukurova Üniversitesi yerleşkesinde dekanlıklar, fakülteler ve lojmanlarda eş zamanlı 20 adrese baskın yaptı. Yapılan baskında 12 akademisyen gözaltına alındı. 8 akademisyen ise aranıyor.

    Gözaltına alınan akademisyenler sağlık kontrolünden geçirilmek üzere adli tıp birimine getirildi. Bir akademisyen ise zırhlı araçla getirildi. Zanlılar daha sonra emniyete götürülerek sorguya alındı. Zanlıların iş yerinde ve evlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital eşyaya el konulduğu öğrenildi.

  • Mülteci Akademisyenlere Turkuaz Kart

    ISPARTA (İHA) – AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, mülteci akademisyenlere turkuaz kart verileceğini ifade ederek, “Süleyman Demirel Üniversitesi şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz. Göçmenlere green kart değil ama turkuaz kart vereceğiz. Akademisyenler geldikten sonra ’benim burada durumum ne olacak?’ diye düşünmeyecek. Türkiye’de uzun dönem çalışma hakkı elde edecekler” dedi.

    Başbakanlık ve YÖK tarafından, başta Suriye olmak üzere bölge coğrafyasından gelen mülteci akademisyenlerin, Türkiye’deki üniversitelerde görev alması için değerlendirme merkezi olarak belirlenen Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ’Ülkemiz ve Bölgemiz Perspektifinden Mülteciler Sosyal, Kültürel Ekonomik ve Akademik Boyut’ konulu panele ev sahipliği yaptı. Panelde, yükseköğretim sistemi içerisinde ihtiyaç duyulan alanlarda yabancı uyruklu akademisyen faaliyetlerinin arttırılması adına eğitim sistemi hakkında genel bilgiler verildi.

    “BUNDAN KAÇAMAYIZ”

    SDÜ Lütfi Çakmakçı Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansın açılış konuşmaları bölümünde SDÜ Dış İlişkiler Koordinatörü Haluk Songur, “Suriyeli göçmenlerden 30’una yakını burada oryantasyona aldık. Birkaç gün dinledik. Bizim üniversite ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz iki akademisyenle anlaşma yapmak üzereyiz. Başbakanlık ve YÖK’ün büyük katkılarıyla mülteci konusunda bir katkı sunmak adına Suriyeli akademisyenleri oryantasyona alma görevini üstlenmiş bulunmaktayız” dedi.

    “YÖK’TE CV VERİ BANKASI OLUŞTURULDU”

    Programın moderatörlüğünü yapan YÖK Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu, akademiysen mülteciler konusunda üçüncü kez toplantı yapıldığını belirterek, “İki hafta önce YÖK’te yapılan toplantılarda çeşitli süreçlerin birleştirilip pek çok sivil toplum kuruluşu desteğini alarak bu faaliyetlerin yürütülmesi için önemli adımlar atıldı. Gelinen noktalar umut verici. Mülteci ifadesi şuanda yaşanan süreçle ilgili doğru bir tabir değil. Kardeşlik, yeniden buluşla daha doğru tabir. O insanların yaşadıkları sıkıntılar dolayısıyla tam ensar sorumluluğunu yerine getirme durumundayız. Sadece acil ihtiyaçların karşılanması değil bizim Suriyeli kardeşlerimizden alabileceklerimiz ve onlara verebileceklerimiz konusunda ortak toplum inşasını dikkate alan bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. 300 civarında ilahiyat alanında akademisyen kardeşimiz istihdam edilirken teknik alanlarda da istihdamın oluşması için çalışmalar başladı. Şu anda kardeşlerimiz için CV veri bankası var. Kendi ülkesini terk etmiş olan tüm kardeşlerimiz için müracaat edebileceği ve müracaatların değerlendirilerek oryantasyondan sonra akademiyada araştırma kuruluşlarında istihdamına yönelik çalışma başlattık. Şu anda ciddi bir veri akışı söz konusu” bilgisini verdi.

    “GÖÇ DOĞRU YÖNETİLİRSE İYİ SONUÇ ALINABİLİR”

    Türkiye’de 3 milyona yakın mülteci olduğunu anımsatan Antalya Milletvekili Atay Uslu da, “Suriyeli mültecilerden sonra uygulamalar değişti. Mülteciler için uygulamalar Cenevre Sözleşmesi ile sınırlıydı. Türkiye artık göç konusunda hedef ülke. Çünkü rahat yaşam için göç ediyorlar. Yabancılar ve Göç Kanunu ile ülkemize gelen insanlara sağlık, eğitim imkanı veriyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Avrupa’da geçici koruma konusunda hiçbir yasal düzenleme yok. Oysa biz de Suriyeliler hangi şartlarda ülkemizde kalacak bu durumu hukukla destekledik. Suriyeliler geçici koruma statüsüyle kalıyorlar. 15 milyon poliklinik hizmeti verilmiş. 300 bin ameliyat yapılmış. İnsani yardımın büyük kısım Suriyeliler için yapıyor. Bunu çok iyi yürüttüğümüz için kargaşa yok ama Avrupa’da panik var. Avrupa’nın Aylan bebek ölünceye kadar vicdanı sızlamadı. Avrupa zamanında kapıları açmadığı için yalnızca geçen yıl 5 bin civarında insan Ege’de hayatını kaybetti. Yapılan en son mutabakat külfet paylaşımıdır. Göç doğru yönetilirse iyi sonuçlar alınabilir. SDÜ şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz. Göçmenlere green kart değil ama turkuaz kart vereceğiz. Akademisyenler geldikten sonra ’benim burada durumum ne olacak?’ diye düşünmeyecek. Türkiye’de uzun dönem çalışma hakkı elde edecekler” dedi.

    “EN ÇOK GÖÇMENİ TÜRKİYE BARINDIRIYOR”

    SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Muhittin Ataman, Türkiye’nin en çok mülteci barındıran ülke olduğunu dile getirerek, “Bugün itibariyle dünyada 230 milyon sığınmacı var. Siyasal nedenlerle kendi ülkesini terk edip başka bir ülkede yaşamak zorunda kalan ve ülkesine geri dönemeyen 60 milyon insan var. En çok mülteci barındıran Türkiye ilk sırada. Pakistan, Lübnan, birkaç Müslüman ve Afrika ülkesi dünyada en çok mülteci barındıran ülkeler. Bugün itibariyle mültecilik Avrupalı devletlerin eteğini tutuşturan ateş olarak okunuyor. Güvenlik nedeniyle Avrupa bu konuyu önemsemeye başladı. Şu anda Batılıların ilgilendiği Suriye’de ortaya çıkan krizin kendilerini hiçbir şekilde ilgilendirmediğini kabul edip mülteci sorununa taraf olmak istemiyorlar. Aslında Suriye’de yanan ateşin dumanı Avrupa’yı boğmaya çalıştı. Mülteci dalgası Avrupa’yı ciddi siyasal krizle karşı karşıya bıraktı. Çünkü toplumsal dengeler de bozulmaya başladı. İslam karşıtlığı ortaya çıkmaya başladı. Türkiye dahil pek çok rejimle anlaşmaya varmak zorunda kaldılar. Avrupalılara Türkiye gibi ülkelerin bu sorunu çözmesini istiyorlar. Güvenlikçi siyasetlerini terk etmek zorunda kaldıkları için küreselleşen dünyada kendilerinin batı kalesi inşa etme lüksü kalmamıştır” ifadelerini kaydetti.

    “325 BİN MÜLTECİ TÜRKİYE’DE EĞİTİM GÖRÜYOR”

    MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, MEB olarak 2001 yılından itibaren çocukların eğitim öğretim hayatına dahil olabilmesi için gayret gösterdiklerini söyledi. Büyük, “Bu çocuklar eğitim-öğretim sistemine dahil olmazlarsa bu boşluğu birileri dolduracaktı. Ya doktor ya hırsız ya astronot ya terörist olacaklardı. Bir çocuk bir sistem dışında kalamazdı. Eğitimsiz geçen bir anın tedavisi mümkün değildi. Eğitemediğimiz her çocuk Ankara için, Brüksel ve Paris için tehlike oluşturur. Bunun için herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Eğitim öğretim çağındaki mülteci öğrenci sayısı 834 bin. Sistem içinde 325 bin öğrenci var. Hiçbir okul müdürü Suriyeli çocuğu geri gönderme yetkisine sahip değil. En kısa sürede Türk öğrencilerle kaynaşma sağlanmak zorunda. Rehber öğretmenler aracığıyla adaptasyon süreci aşılıyor. Kamplarda da geçici eğitim merkezlerinde 80 bin öğrenci ile eğitim öğretime devam ediyor. Burada kendi müfredatları yanı sıra Türkçe öğretiyorlar. Çocuklara yaşadığı travmaları atlattırmak için kamplarda rehberlik hizmeti verdik. Korkunç gerçek 500 bin öğrenci sokakta. Bunları isteme uluslararası fonlardan destekleme ile çekeceğiz” açıklamasında bulundu.

    “ÜÇ YIL İÇİNDE 61 MİLYAR TL’YE İHTİYAÇ VAR”

    Kalkınma Bakanlığı Temsilcisi Hacı Mahmut Arslan ise, ihtiyaç analizine göre Türkiye’nin 3 yıl içinde mülteciler için ihtiyaç duyduğu yardım miktarının 61 milyar Türk lirası olduğunu belirterek, “Türkiye’nin nüfusu 3 milyon arttı. Bu ihtiyaç miktarı sadece 2018’e kadar olan süreyi kapsıyor. Bu süreden sonra doğal olarak azalacak” dedi.

  • İmzacı Akademisyenlere Soruşturma Açıldı

    Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğü, Güneydoğu’da güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği terör operasyonlarına karşı ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlığı ile yayınlanan bildiriye imza atan akademisyenlere soruşturma açtı.

    Adıyaman Üniversitesi’nde görevli olan ve bildiriye imza atan 3 akademisyenin geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla ifadeleri alınmıştı. Bildiriye imza atan Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Yrd. Doç. Güler Yavuz, Fen Edebiyat Fakültesi’nden Dr. Abdurrahman Aydın ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Ar. Gör. Mustafa Altıntop hakkında, Rektörlüğün soruşturma başlattığı öğrenildi.

    ‘Terör örgütünün propagandasını yapmak’ suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında ifadeleri alınan akademisyenler için başlatılan idari soruşturma ile ilgili soruşturmacılar çalışmalarını yürütüyor.

  • Üniversitelilerden İmzacı Akademisyenlere Siyah Zarf

    Hürriyet ve Adalet Derneği üyesi üniversite öğrencileri, akademisyenlerin bildirisine “siyah zarf” ile tepki gösterdi. Öğrenciler, yazdıkları tepki metnini bildiride imzası olan akademisyenlere ve akademisyenlerin çalıştığı üniversitelere gönderdi.

    Türkiye’nin birçok üniversitesinden akademisyenin imzaladığı bildiriye bir tepki de Hürriyet ve Adalet Derneği üyesi öğrencilerden geldi. Öğrenciler, bildiriye imza atan akademisyenlere tepkilerini siyah zarf içinde yolladıkları metinle gösterdiler. Birçok üniversitede gerek sosyal, gerek siyasal, gerekse akademik anlamda çalışmalar yürüten Hürriyet ve Adalet Derneği bünyesindeki öğrencilerin görüş ve duyguları alındıktan sonra devleti katliam yapmakla suçlayan akademisyenlere öğrencilerin yaşadığı hayal kırıklığı ve üzüntüyü dile getiren ortak bir metin gönderildi. Öğrenciler tarafından hazırlanan metin, siyah zarf içerisinde Türkiye genelinde 8 bin ilgili akademisyene, imzacı akademisyenlere ve akademisyenlerin çalışmakta olduğu üniversitelerin genel sekreterliklerine iletildi.

    “GEREKLİ TEPKİYİ GÖSTERECEĞİZ”

    Hürriyet ve Adalet Derneği bünyesindeki öğrenciler, hukuk çerçevesi içerisinde utanç bildirisine imza atan akademisyenlere karşı gerekli tepkileri göstereceklerini belirterek, “Utanç bildirisine imza atan bin 100 akademisyene karşı tepkimizi göstereceğiz. Ülkemizi ve devletimizi karalamaya yönelik tüm faaliyetlerin karşısında olacağımızı bir kez daha yineliyoruz” dediler.