Etiket: Akademisyenlerden

  • SAÜ’lü akademisyenlerden büyük başarı

    SAÜ’lü akademisyenlerden büyük başarı

    ABD’nin Stanford Üniversitesinin standart atıf göstergeleri temelinde oluşturduğu sıralamada, Sakarya Üniversitesinden 5 akademisyen yer aldı.

    Stanford Üniversitesi’nden Dr. John PA Ioannidis, K. W. Boyack ve J. Baas’ın ‘PLOS Biology’ dergisinde yayımlanan ‘Standartlaştırılmış Atıf Göstergelerinin Bilim Genelinde Güncellenmiş Yazar Veritabanları’ konulu makalede dünyanın en iyi bilim insanlarının sıralandığı listeye yer verildi. Listede ilk yüzde 2’lik dilimde SAÜ’lü 5 akademisyen yer aldı. Dünyadan 159 bin 684 bilim insanının belirlendiği araştırmada listede Türkiye’den 614 bilim insanına da yer verildi.

    Listede SAÜ Mühendislik Fakültesinden Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Şen, Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kenan Genel ve Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Ayhan Şengil ile SAÜ Fen Edebiyat Fakültesinden Kimya Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Recep Ali Kumbasar ve Prof. Dr. Mahmut Özacar yer aldı.

  • Akademisyenlerden Taksim Meydanı’nda Milli İradeye Saygı ve Demokrasi Yürüyüşü

    15 Temmuz’da gerçekleştirilen kalkışma sonrası Türkiye’nin ve dünyanın heryerinde darbeye karşı yürüyüşler devam ediyor. İstanbul Taksim Meydanı’nda da dün akşam DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi üyeleri önderliğinde İstanbul’daki tüm üniversitelerin akademisyenleri cübbelerini giyerek yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından demokrasi şehitleri için meydana karanfiller bırakıldı.

    DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve İstanbul’daki tüm vakıf ve devlet üniversite rektörlerinin konuşma yaptığı eylem sonrası 246 demokrasi şehidini anmak adına yüzlerce akademisyen Taksim Meydan’ına karanfil bıraktı. “15 Temmuz tarihinde anayasal düzenimize, ülkemizin milli birlik ve bütünlüğüne karşı gerçekleştirilmeye çalışılan; yüce milletimizin asil ve engin bir anlayış ile kahramanca karşı koyduğu vatanımızı parçalama hedefli darbe girişimini şiddetle kınıyoruz” mesajının verildiği ‘Milli İradeye Saygı ve Demokrasi Duruşu’ yürüyüşünde, milli birlik ve bütünlük ilkesi ile devletin bekası için gelecek nesillerini yetiştirenler olarak çalışıp üretmeye devam edileceği belirtildi. Yürüyüşte konuşan DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın, “DEİK Organizasyonu ile İstanbul’daki devlet ve vakıf olmak üzere bütün üniversitelerimiz demokrasi şehitlerimizi anmak üzere bu menfur saldırıyı kınamak ve demokratik duruşu sergilemek için hep beraber buradaydık. Çok yoğun bir katılım oldu. Akademisyenlerimiz, rektörlerimiz, rektör yardımcılarımız ve mütevelli heyetlerimizle birlikte bugün bütün dünya kamuoyuna bir mesaj verdik. ‘Türk milleti asla ve asla canı pahasına dahi olsa özgürlüğünden ve demokrasisinden fekadarlık yapmaz’ mesajını tüm dünyaya verdik. Bunun için burada 246 şehidimizin önünde hem duygularımızı dile getirdik hem de İstanbul’daki tüm üniversitelerimizin tüm akademik personel ve yönetim kadrolarıyla Taksim Meydan’ında tüm dünyaya bu mesajı hep beraber verdik. Üniversiteler geleceğin nesillerini yetiştirirler. Bugün burada gelecek nesilleri emanet edeceğimiz, arkadan gelen nesillere başı dik bir Cumhuriyet, başı dik bir özgürlük anlayışı, başı dik bir demokrasiyi teslim edeceğimiz nesiller yetiştireceğimizi ve bundan asla taviz vermeyeceğimizi bütün dünyaya haykırdık” diye konuştu.

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ise yaptığı konuşmasında, “Gelecek açısından kaygılarımızı sıfırlayamayız. Bu bir açık küresel saldırıdır. Bu, Türkiye’nin istiklaline, istikbaline ve geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Eğer o gece o çalıntı sorularla edinilmiş makamların ve üniformaların içindeki o terörisler amaçlarına erişseydi Sayın Cumhurbaşkanımızı öldürerek halkın sokağa dökülmesini arzuluyorlardı. Bir iç savaş, bir kaos planıydı bu. Ardından PKK terör örgütünün de bir süredir hiçbir eylem yapmayarak pozisyon aldığı bir noktada onların da o bölgedeki faaliyetleri buna eşlik edecekti ve yeni bir Suriye üretmiş olacaktılar. Ama bu demokrasi şehitleri, canlarımız, biz ölmeyelim diye ölen bi insanlar, bu millet yılmaz liderleriyle buluşarak bu oyunu püskürttüler” dedi.

  • Öğretmen Ve Akademisyenlerden Açık Havada Sanat Performansı

    Adıyaman Üniversitesi 10. yıl etkinlikleri kapsamında Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğretim elemanları ve öğrencileri Gençlik Meydanında sanat performansı sergiledi.

    Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Seyit Temir, Prof. Dr. Hasan Solmaz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Kadir Karkın, akademik ve idari çalışanların da katıldığı performans gösterisinde Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü birinci sınıf öğrencileri ilk defa hocaları ile birlikte doğada çalışma yaptı. Öğrenci ve öğretim elemanları bir yanda resim yaparken diğer yanda baskı uygulaması gerçekleştirildi. Baskı işleminde, ağaç veya linolyum malzemeden oyma yöntemiyle kalıplar hazırlanıp boyandıktan sonra kağıda baskı şeklinde gerçekleştirilip kağıt kurumaya bırakıldı.

    Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, öğrenci ve öğretim elemanlarını çalışmalarından dolayı tebrik ederek kabiliyetlerinin gelişmesi için bol bol çalışma yapmaları tavsiyesinde bulundu.

  • Akademisyenlerden ‘Soruşturma’ Tepkisi

    Mardin Artuklu Üniversitesi’nde görev yapan 36 akademisyen, haklarında açılan disiplin soruşturmasına tepki gösterdi.

    Mardin Artuklu Üniversitesi’nde görev yapan ve Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildirisine imza atan 36 akademisyen tarafından haklarında başlatılan soruşturmaya ilişkin ortak basın açıklaması düzenlendi. Üniversitenin rektörlük binası önünde toplanan akademisyenlerin burada açıklama yapmalarına izin verilmedi. Bunun üzerine akademisyenler 10 metre ileriye giderek, basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Naif Bilmedi, haklarında açılan disiplin soruşturmasının hukuki ve akademik bir dayanaktan yoksun olduğunu savundu. Disiplin soruşturmasına konu edilen bildirinin tamamen ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında yapılan bir etkin olduğunu belirten Bilmedi, “Bildirinin muhtevası karşı argümanlarla elbette eleştiri konusu yapılabilir ancak disiplin soruşturmasına gerekçe teşkil etmez” dedi.

    Grup, açıklamanın ardından dağıldı.

  • Akademisyenlerin Bildirisine Akademisyenlerden Sert Tepki

    ISPARTA (İHA) – Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlker Çarıkçı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz ve 11 akademisyen, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye tepki göstererek kendi bildirilerini yayınladılar.

    Bildiride akademisyenler, kendilerini bu topraklarda yaşayan, toplumsal çevresine bu toprakların gözüyle ve içeriden bakmaya çalışan kimseler olarak nitelendirdi. Bildiride, “Kanlı yüzünü bildiğimiz terör örgütüne zamanın ruhuna uygun yeni uluslararası terör örgütleri de eklenmiştir. Eskisi ve yenisiyle tüm bu terör örgütleri sadece güvenlik güçlerine saldırmamakta kadın erkek, çoluk çocuk demeden sivilleri de hedef almaktadır. Bir kez daha yükselen bu terör ve şiddet ortamında elbette herkes başta devlet olmak üzere durumun sorumlusu gördüğü resmi veya gayrı resmi siyasi oluşum, kişi ve kuruluşları eleştirme hakkına sahiptir. Fakat ortalama akıl ve sağduyu, söylenen sözlerin, yapılan çağrıların karşılık bulabilmesi için sorumluluk konusunda adaletli davranılması gerektiğini bilir” ifadelerine yer verildi.

    “TUTARSIZ DURUŞ”

    Oysa barış adına yapıldığı iddia edilen akademisyen çağrısının tutarsız duruşuyla toplumda adalet duygusunu zedelediğine vurgu yapılan bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “Hendek ve çukurların, kum torbalarıyla yurttaşlara kapatılan yol ve diğer kamusal mekanların, çocuk yaşta sayılabilecek eli silahlı gençlerin, terör örgütünce üstlenilmiş canlı bomba saldırılarıyla yaşamını yitiren sivillerin acılarını ve sorumluluğunu yalnız ve tek başına devlete bağlamaya çalışan bir “barış” bildirisi adeta insan aklıyla dalga geçmek ya da en hafif tabiriyle insan sağduyusuyla alay etmek demektir.

    Kamuoyunda barış için akademisyenler bildirisi olarak anılan metin bu haliyle ne yazık ki barışa değil nefret ve şiddete, birleştirmeye değil ayrıştırmaya, sükûnetle düşünmeye değil kışkırtmaya, gerçeği tüm boyutlarıyla ortaya koymaya değil karartmaya -en hafifinden gölgelemeye- hizmet etmektedir. Üzülerek ifade etmek isteriz ki ortada “akademik sorumluluk”, “aydın tavrı” gibi üzerine derin analiz ve tartışmalar yapmayı hak edecek, bunlar üzerinde konuşmayı anlamlı kılacak seviyede bir metin bulunmamaktadır. Akademisyenlerin tümünün iktidar veya muhalefetin görüş ve düşüncelerini benimsemesi zorunlu değildir ve elbette akademisyenler muhalif bir duruş da sergileyebilirler. Fakat muhalif olmayı her koşulda ve sadece devlet ve siyasi iktidara muhalif olmaya indirgeyip diğer açık yanlışlıklara muhalif olmamak bir akademisyen tavrı değil olsa olsa kaba ve ikiyüzlü bir siyasi pozisyon almadır. Bu durum belki de akademisyenlerin bir siyasi ve/veya ideolojik yandaşlık içinde olmalarından çok daha vahim bir durumdur. Bu yüzden bildiri en basit insani sağduyuya bile hitap etmeyi başaramadığı için akademisyen/entelektüel nitelendirmesi dışında kalan toplum kesimlerinde bile yoğun bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı oluşturmuştur.”

    “BİR KALBİNİZ VARDI HATIRLAYIN”

    “Bildiriye imza atan akademisyenler terör örgütünün şiddet yoluyla inşa etmeye kalktığı hegemonyaya yönelik toplumsal rızayı oluşturmaya ve bunun “entelektüel önderliğini” almaya çabalamaktadırlar” denilen bildiride, şunlar kaydedildi:

    “Hegemonya ve şiddeti yalnızca devletle eşitleyip kör ve vahşi terör yoluyla oluşturulmaya çalışılan diğer hegemonyayı ustalıkla gizlemektedirler. Maalesef bu tavır, terörle kurulmaya çalışılan hegemonya lehine söylem üreten ve bu yolla mevcut toplumsal düşüncelere egemen olmaya çalışan bir “organik aydın” tavrıdır. Bildiri kendi gerçekliğini tek yalın gerçeklik olarak görmekte ve bunu açıkça dayatmaktadır. “Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritası” oluşturulmasını talep eden bildiri “Kürt siyasi iradesi” kavramını kullanırken çoğulculuktan uzak bir tavrı açık etmektedir. Bildiri bir taraftan hükümetin -Türk, Laz, Çerkez, Roman vs. siyasi iradelerinin toplam temsilcisi sıfatını taşıdığına fakat– bir tek Kürt iradesini temsil etmediğine vehmederken, terör örgütü ile bağlantılı siyasi çizginin tek Kürt siyasi iradesi olduğuna da vehmetmektedir.

    Bütün bu karmaşa içinde, tartışma konusu olan bildiri şu sıralarda belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey olan “kalplere ve vicdanlara hitap etmek”ten çok uzak kalmaktadır. Muhalefet etmek adına yola çıkıp taraf tutarak, bir tarafın sözcülüğüne soyunarak, bir tarafın gerçeklik söylemini akademik anlamda yeniden üreterek, bu söylemin gönüllü sözcülüğünü yaparak kalbe değil, sadece ve sadece öfkeye hitap etmektedir. Akademisyen ve aydın tavrını kaba bir siyasi iktidar nefreti uğruna heba edenlere seslenmek istiyoruz: Bir kalbiniz vardı, onu hatırlayın! Bizler, kamuoyunda da yoğun tepki gören bu bildiriyi reddediyoruz. Gerçekten bölgede barış ve kardeşliğin hüküm sürdüğü bir ortamın oluşturulabilmesi için her şeyden önce, evrensel hukuk ve demokrasi normlarına uygun yöntemlerden taviz verilmeksizin, kamu düzeninin yeniden tesis edilmesini talep ediyoruz.”