Etiket: Akademisyen’

  • Hayvanlara akademisyen ve öğrenci şefkati

    Samsun’da bir akademisyen ile üniversite öğrencileri hayvan barınağını ziyaret ederek kedi ve köpeklere yakın ilgi gösterdi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Fransızca Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Aytekin ve beraberindeki bir grup öğrenci; Samsun Büyükşehir Belediyesi Hayvan Barınağını ziyaret ederek hayvanlarla keyifli bir gün geçirdi.

    “Topluma hizmet uygulamaları” dersi kapsamında gerçekleştirilen ziyarette, Doç. Dr. Halil Aytekin ve hayvansever öğrenciler barınaktaki hayvanlarla yakından ilgilenirken yanlarında getirdikleri mamalarla hayvanları beslediler.

    Gerçekleştirdikleri etkinlik konusunda konuşan Doç. Dr. Halil Aytekin hayvanlara yönelik olması gereken insani farkındalığı şu sözlerle dile getirdi: “Bu ziyaret sırasında hayvanlar konusunda bir duyarlılık yaratmayı ve gençlere hayvan sevgisini aşılamayı amaçladık. Öğrencilerimiz cep harçlıklarıyla aldıkları mamaları; bizler gibi yiyip içen, nefes alıp veren, uyuyan sessiz dostlarıyla paylaşarak çok farklı bir haz aldılar. İçlerinde kedi ve köpeğe hiç dokunmayanlar da vardı. Bu vesileyle onlarla temas kurup kucaklarına alarak onlara şefkatlerini gösterdiler. Sevildiklerini gören hayvanlar o kadar mutlu oldular ki, öğrenciler ayrılırken ‘bizi unutmayın, sık sık gelin, sizleri özlüyoruz’ der gibiydiler. Başlangıçta mutluluk ve heyecanla başlayan etkinlik, dönüşte tabii yerini hüzne bıraktı. Bu anlamda ziyaretin gerçek amacına ulaştığını söyleyebiliriz. İsteğimiz; herkesin bu dostlarımıza kucak açması ve onlar için bir kap su ve yiyecek vermesi. Zira insanoğlunun en iyi dostları hayvanlardır.”

    “İlgi ve sevgimize ihtiyaçları var”

    Akademisyen Doç. Dr. Aytekin sözlerinin devamında, “Lütfen hayvanlara sahip çıkalım. Onlara işkence etmeyelim ve edenlere göz yummayalım. Onlara sevgimizi gösterelim. Bir kez olsun hayvan barınağına gidip onların bizi beklediklerine gözümüzle, kulağımızla şahit olalım. Kış yaklaşıyor. Bizim yardımlarımıza, en önemlisi de ilgi ve sevgimize ihtiyaçları var. Maalesef hayvanların yaşam alanları giderek daralıyor, dolayısıyla bu yükümlülüğümüzü yerine getirelim ve çevremizde, sokağımızda yardımlarımızı bekleyen dostlarımıza kucak açalım. Onların da sıcak bir yuvası olsun” çağrısında bulundu.

    “Gönüllü olmak zorunlu olmadan sorumlu olmaktır”

    Doç. Dr. Halil Aytekin ve kendisine eşlik eden öğrencilere görevliler tarafından barınakta yürütülen çalışmalar ve hayvanların tedavileri hakkında bilgi verilirken öğrenciler de gösterdikleri özveri adına çalışanlara şükranlarını sundu.

    Ziyaretten duydukları mutluluğu vurgulayan OMÜ’lü öğrenciler ise “Gönüllü olmak zorunlu olmadan sorumlu olmaktır. Kampüsümüzde de hayvanlar barınıyor. Onların yaşam haklarına saygı duymak ve ihtiyaçlarını karşılamak insani ve vicdani bir sorumluluk. Hayvan sevgisi diğer sevgilere de kapı açacaktır. Hayvan dostu bir kampüs olmak adına aynı özeni ve duyarlılığı göstermeliyiz” sözleriyle hayvan sevgisi ve bu bilincin insanlara aşılanması bakımından bu tür ziyaretlerin çok önemli olduğuna dikkat çekip bu konuda herkesi seferber olmaya davet ettiler.

  • İngiltere’de geçtiğimiz hafta lojmanda ölü bulunan akademisyen bugün memleketinde toprağa verildi

    Geçen hafta İngiltere’nin Durham şehrinde doktora yapmak için gittiği Durham Üniversitesi yerleşkesi içerisindeki lojmanında ölü bulunan akademisyen Muhammet Bahadır, Türkiye’ye getirilerek baba ocağında defnedildi.

    Tokat Üniversitesi Araştırma Görevlisi Muhammet Bahadır, İngiltere’nin Durham şehrinde eğitim için bulunduğu Durham Üniversitesi yerleşkesi içerisindeki lojmanında geçtiğimiz 11 Eylül günü ölü olarak bulunmuştu. Bahadır’ın cenazesini otopsi işlemlerinden sonra Türkiye’ye getirmek için konsolosluk nezlinde girişimlerde bulunuldu. Girişimlerden olumlu netice alındıktan sonra Bahadır’ın cenazesi 9 gün sonra memleketi Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeki baba ocağına getirildi. Bahadır’ın cenazesi Vakfıkebir Merkez eski Camii’nde ikindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından belediye mezarlığına defnedildi.

    Öte yandan Bahadır’ın beynine pıhtı atması sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi.

  • Dünyanın en iyi nano-bilim uzmanları arasında Türkiye’den 15 akademisyen yer aldı

    Dünya çapında 20 binden fazla üniversitenin ve yüz binlerce bilim insanının akademik performanslarını değerlendirmek üzere 2006 yılında İspanya’da kurulmuş olan Webometrics tarafından dünyanın en iyi nanoteknoloji-nanobilim uzmanları açıklandı.

    Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin milyarlarca dolar bütçe ayırdıkları ve geleceğin teknolojisi olarak gösterilen nanoteknoloji alanında çalışan bilim uzmanlarının ürettikleri bilimsel çıktıları değerlendiren Webometrics, dünyanın en başarılı bin 800 bilim insanını açıkladı. Sıralamada en iyilerin belirlenmesi amacıyla bilimsel ürünlerin etkinliğini ortaya koyan H-indeks, atıf sayısı, doküman sayısı gibi geçerliliği ve güvenilirliği yüksek olan bilimsel kriterler kullanıldı. Webometrics, bu güncel sıralamada H-indeksi 20’nin altında olan bilim insanlarını değerlendirme dışında bıraktı. Dünyanın en kapsamlı akademik performans sıralama sistemi olan Webometrics’e göre Türkiye’den sadece 15 akademisyen bu özel listede yer alabildi.

    Listede yer alan Erzurum Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Türkez, ilaç endüstrisi, genetik, bor, beyin tümörlerinin tedavisi konusunda ulusal ve uluslararası çok sayıda projeyi yönetiyor. Prof. Dr. Türkez, halen Dünya Sağlık Örgütü’nde JECFA ve JMPR adlı iki ayrı kurulda (2017-2021) uzman komite üyeliği görevini sürdürüyor.

    Söz konusu sıralamada yer alma başarısı göstererek hem kendilerini hemde üniversitelerini listeye sokan akademisyenler ve üniversiteleri şöyle:

    Koç Üniversitesi: Prof. Dr. Can Erkey

    Bilkent Üniversitesi: Dr. Engin Durgun

    Gazi Üniversitesi: Doç. Dr. Gökhan Demirel

    Gazi Üniversitesi: Prof. Dr. Gülay Bayramoğlu

    İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü: Doç. Dr. Hasan Şahin

    Erzurum Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Hasan Türkez

    Abdullah Gül Üniversitesi: Prof. Dr. Mehmet Şahin

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi: Prof.Dr. Nahit Aktaş

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Necati Özkan

    Bilkent Üniversitesi: Prof. Dr. Salim Çıracı

    Bilkent Üniversitesi: Dr. Seymur Jahangirov

    Bilkent Üniversitesi: Prof. Dr. Tamer Uyar

    Sabancı Üniversitesi: Prof. Dr. Yuda Yürüm

    Sabancı Üniversitesi: Prof. Dr. Yusuf Menceloglu

    Gebze Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Zafer Ziya Öztürk

  • Makedon asıllı akademisyen Müslüman oldu

    Balıkesir’in Edremit ilçesine gelen Makedon asıllı akademisyen, İslam dinini seçerek Müslüman oldu.

    Edremit Müftülüğüne gelerek, din olarak İslamiyeti seçmek isteyen Slavica Jakimovska, duygulu anların yaşandığı ihtida merasimiyle Müslüman oldu. Müşfika adını alan Jakimovska, Makedonya’da Europan Üniversitesinde dil eğitimi dalında öğretim üyesi olduğunu, Türkiye’den ülkesine gelen bir öğrencisinden mânen etkilendiğini ve İslam dini hakkında bilgi aldığını söyledi.

    Üsküp’te yaşayan Müslümanların alicenaplığı ve misafirperverliğinden etkilenmesinin İslamiyeti seçmekte önemli rolü olduğunu ifade eden Jakimovska, Müslüman olmaya karar verirken detaylı araştırma yaparak ve sorgulayarak bu süreci geçirdiğini anlattı. Göz yaşları içinde kelime-i şehadet getiren Jakimovska, Müftüsü Emin Arvas’a, mukaddes topraklara, Mekke ve Medine’ye gitmek istediğini söyledi.

    Arvas, , “Artık biz kardeşiz. Şu andan itibaren başta Peygamber Efendimiz olmak üzere bütün Müslümanların kardeşi oldunuz” diyerek Müşfika Jakimovska’yı tebrik etti.

    Müftü Arvas, Jakimovska’ya, Kiril alfabesiyle ve Fransızca kaleme alınmış DİB yayınlarından çeşitli kitaplar, baş örtüsü ve seccade verdi.

  • ERÜ’lü akademisyen 10 yıldır Türk dünyası ülkelerini geziyor

    Erciyes Üniversitesi Okutmanı Süleyman Aydın, 10 yıldan bu yana Türk dünyası ülkelerini ve Türklerin yaşadığı coğrafyaları geziyor. “Bizim için Amerika neyse Asya’daki Türk soyları için de Türkiye o” diyen Aydın, neredeyse bir kültür elçisi.

    Asya’yı ve atalarının kökenlerini merak ettiği için bu yola çıktığını söyleyen Okt. Süleyman Aydın, ilk gezisini 2008 yılında Kazakistan’a yaptığını ifade etti. Sonra Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Moğolistan ve Sibirya’ya kadar gittiğini belirten Okt. Aydın, gitmediği tek Türk dünyası ülkesinin Azerbaycan olduğunu dile getirdi. Amacının turistik bir geziden ziyade oralardaki yaşam şeklini ve hayat tarzını keşfetmek olduğunu kaydeden Okt. Aydın’ın söyleşisinden detaylar şöyle:

    “Asya çok keşfedilmemiş bir coğrafya”

    “Bu yolculuğa Asya’yı merak ettiğim için başladım. Çünkü dünyada en keşfedilmemiş coğrafya Asya. Amerika’da, Avrupa’da keşfedecek bir yer kalmadı, Afrika’nın her tarafına girildi. Ancak Asya kültür, hayat tarzı, inanış olarak tam keşfedilmemiş bir bölge. Dünyada moda olan ‘new age’ (yeni tarz, yeni anlayış) akımının yeni merkezi de Asya. İkincisi de köklerimize inmek arzusu. Biz ait olduğumuz milleti, milliyeti oldukça seviyoruz dolayısıyla atalarımızın sadece geldiği değil; yaşadığı coğrafyaları görmek, hayat tarzını keşfetmek açısından Asya’yı tercih ediyorum.”

    “Amacım oralardaki hayat tarzını keşfetmek”

    “Bu tür gezilerde mutlaka yerel halkın arasında olmaya çalışıyorum. Zaten bu coğrafyalarda oralardan birileri yanınızda bulunmuyorsa size açılmaları kolay olmuyor. Bizimkisi bir şehri baştan başa gezmek ya da turistik yerleri keşfetmek şeklinde bir gezi değil; hayat tarzını, yaşama şeklini keşfetmeye çalışmak. Bunun için de mutlaka oralardan birilerinden yardım alıyoruz.”

    “Asya’yı yeterince tanımıyoruz”

    “Oralarda gördüklerimden dolayı hayal kırıklığına uğramadım ama çok tanımadığımızı ve tanıdığımız ölçüde daha çok sevebileceğimizi gördüm. Örneğin Asya kültürü dendiğinde at üstünde gezen insanları düşünürüz hep ama Asya’nın kendine mahsus bir felsefesi, bir yaşayış şekli, bir inanç sistemi var. Örneğin Türkiye’deki insanların Asya’daki Gök Tanrı dinini, Şamanizm algılarının eksik ve yanlış olduğunu anladım.”

    “Şekli değişse de öz kültür ortak”

    “Bunlardan başka şekli değişse bile hepsinde misafirperverlik kültürünün aynı olduğunu söyleyebilirim. Aynı şekilde yine şekli değişse de büyüğe saygı kültürü devam ediyor. Mesela bizdeki el öpme geleneği pek çok yerde yok ama büyüğe saygı başka şekillerde tüm Asya coğrafyasında var. Bunun dışında mutfak kültürleri çok ortak; ete ve tahıl ürünlerine dayalı bir mutfak kültürü hakim.”

    “Kazakistan’da kültürel izlerin en canlı kaldığı coğrafya”

    “Gezdiğim coğrafyalarda kültürel izlerin en canlı tutulduğu yer Kazakistan’dı. Orada böyle bir devlet politikası da var. Sonra Kırgızistan geliyor. Ama tabi Özbekistan ve Türkmenistan’da durumlar biraz farklı değerlendirilmeli. Oralarda geçmişte dış politikada yapılan bazı yanlışlarımız bu kardeş toplumları bizden uzak tuttu. Ama inanıyoruz ki bunlar düzelecek. Nitekim bugünlerde iyi haberler alıyoruz; mesela Özbekistan geçen günlerde vize uygulamasını kaldırdı.”

    “Türk dünyası Türkiye Türklerine karşı daha temkinli”

    “Türkiye’yi büyük ve muazzam bir ülke olarak görüyorlar. Sibirya’dan Kırgızistan’a, Moğolistan’ın herhangi bir köyüne gittiğinizde de insanların bu şekilde düşündüğünü görüyorsunuz. Orada yetişen her gencin hayalinde de Türkiye’ye gitmek, Türkiye’ye yerleşmek, Türkiye’de okumak var. Bizim için Amerika neyse Asya’daki Türk soyları için de Türkiye aynı. Bu düşüncenin bir ayağı romantizme, bir ayağı tarihi gerçekliklere, bir ayağı da kültüre dayanıyor. Ama üzücü olan şu ki, onlardan Türkiye’ye gelenlerin gördükleri ya da Türkiye’den gidenlerin bireysel yanlışları ya da dış politikada atılan bazı hatalı adımlar bu bakış açısını olumsuz etkilemiş. 1990’lı yıllarda Türkiye’den giden herkesi evinde misafir eden aileler şimdi gidenleri daha temkinli değerlendiriyor. Çünkü buradan eline bir çanta kapan orada iş adamıyım diye insanları dolandırmış.”

    “Onların ayrı birer devlet olduğunu kabullenmeliyiz”

    “İlkinde romantik bir duyguyla yola çıktım; yani okuduğum kitaplardan, izlediklerimden, duyduklarımdan edindiğim bazı fikirler vardı. Ama yaşadıklarımız ve gördüklerimiz romantizmin yerini gerçekliğe bırakmasına neden oldu. O gerçekler de sosyal ve siyasal gerçekler. Mesela her şeyden önce bunların ayrı birer devlet olduğunu kabul etmek gerekiyor. İkincisi, herkesi Türkiye’de anladığımız anlamda Türk yapma zorunluluğundan vazgeçeceksiniz. Adam Yakut ya da ‘Ben Kazağım’ diyor. Bunları sağlıklı değerlendirmemiz ve bunun olabilirliğini görmemiz gerekiyor. Esasın, kök birlikteliği olduğunu görüp onların kişilik ve kimliğini kabul ederek ortak hareket tarzlarının geliştirilmesi gerektiğini bilmek gerekiyor.”

    400 civarında obje

    “Bu seyahatleri yaparken kendiliğinden bir başka hobi de gelişti. Gittiğim yerlerden objeler toplamaya başladım. Seyahatlerimiz uçakla olduğu için sınırlı sayıda eşya taşıyabiliyoruz ama 400 civarında kıyafetten enstrümana, bibloya kadar pek çok obje birikti. Türkiye’deki hayat tarzımızda henüz kişisel sergi imkanımız olmadığı için bunlar şimdilik sandıklarda ya da kutularda duruyor. Belki gelecekte bir kişisel sergi açma imkanımız da olur.”

    “Gayri resmi elçiyim”

    “Gezilerin sonunda nereye varacağımı soranlar oluyor. Mutlu bir insan olacağım, az şey mi… Ama şu da var, önemli bir misyonu üstlendiğimin farkındayım. Biz, toplumlar arasında gayri resmi elçilik yapıyoruz.”