Etiket: Akademisyen’

  • Evinde ölü bulunan akademisyen son yolculuğuna uğurlandı

    Yalnız yaşadığı evde geçirdiği epilepsi nöbeti sırasında dilinin soluk borusuna kaçması sonucunda yaşamını yitiren ve 2 gün sonra evinde ölü bulunan Bingöl Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Mehmet Güzel’in (36) cenazesi, memleketi Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde gözyaşları ve dualarla toprağa verildi.

    Bingöl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisi iken tek başına yaşadığı evinde geçirdiği sara nöbeti sırasında dilinin soluk borusuna kaçmasıyla nefessiz kalıp yaşamını yitiren Bingöl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü araştırma görevlisi Mehmet Güzel, kendisinden haber alamayan arkadaşlarının ihbarı sonrasında 2 gün sonra tek başına yaşadığı evde ölü bulunmuştu. Güzel’in cenazesi, Malatya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsinin ardından defnedilmek üzere memleketi Elbistan’a getirildi. Cenazenin namazın kılınacağı Tepebaşı Camii’ne getirilişi sırasında yakınlarının feryatları yürekleri dağladı. Güzel’i, son yolculuğunda mesai arkadaşları ve sevenleri yalnız bırakmadı. Güzel’in cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında gözyaşları ve dualarla defnedildi.

    Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak da, üniversiteyi yasa boğan olayla ilgili olarak taziye mesajı yayımladı. Rektör Çapak mesajında, “Ani bir ölümle aramızdan ayrılan Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Araştırma Görevlimiz Mehmet Güzel kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz” ifadelerini kullandı.

  • Malezya Putra Üniversitesi akademisyen ve öğrencileri Atatürk Üniversitesi’nde

    Atatürk Üniversitesi ile Malezya Putra Üniversitesi arasında gerçekleşen ikili ilişkiler son yıllarda artarak devam ediyor. Bu kapsamda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın Malezya Putra Üniversitesini ziyaretinin ardından, Putra Üniversitesi yöneticileri, akademisyenleri ve öğrencileri de iade-i ziyaret için Atatürk Üniversitesine geldiler.

    İki üniversite arasında gerçekleşen doğal diploma anlaşmalarıyla stratejik ortaklığa adım atılırken, öğretim üyeleri ile öğrencilerin de bir araya gelmesi, üniversite ilişkilerine yeni bir boyut kazandırıyor.

    İmzalanan anlaşmalarla her yıl bir üniversitede geçekleşecek Uygulamalı Bilimler ve Mühendislik Alanlarında İş Birliğini Geliştirme Konferansının ilki Atatürk Üniversitesinde yapıldı. Konferans için Atatürk Üniversitesine gelen yaklaşık 30 akademisyen ve öğrenci Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’yı makamında ziyaret etti.

    Malezya Putra Üniversitesi ile Atatürk Üniversitesinin kardeş üniversite olduklarını ifade eden Rektör Çomaklı, kendisinin de daha önce bir takım anlaşmalar yapmak üzere Malezya Putra Üniversitesine gittiğini hatırlatarak, dünya üniversiteleriyle imzalanan anlaşmaların üniversitelerin uluslararasılaşması yönünden önem arz ettiğini dile getirdi.

    Gerçekleşen konferansın, iki üniversitedeki öğretim üyeleri ile öğrencileri buluşturmak ve öğrenci değişimi için zemin hazırlamayı amaçladığını söyleyen Rektör Çomaklı, konferansın ardından öğrencilerin fakülteleri ve araştırma merkezlerini gezerek eğitim öğretim ortamını yakından tanımalarının çok önemli olduğunu ifade etti.

    Uygulamalı Bilimler ve Mühendislik Alanlarında İş Birliğini Geliştirme Konferansı sayesinde iki üniversite arasındaki ilişkilerin daha da ileri taşınacağını belirten Çomaklı, bir sonraki konferansın da Malezya Putra Üniversitesinde yapılacağını söyledi.

  • (Özel) İranlı akademisyen Prof. Dr. Habibi, “Yaptırımlar uzun sürmeyecek ABD, eski ABD değil”

    İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Habibi, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı yaptırımların eskisi gibi etkili olmayacağını belirterek, “ABD artık eski ABD değil” dedi.

    İHA’ya konuşan İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Habibi, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı yaptırımların etkisini değerlendirdi. Habibi, ABD yaptırımlarının İran üzerine etkisinin farklı açılardan değerlendirilmesi gerektiğine değinerek, “İran ilk defa ABD yaptırımlarına maruz kalmıyor ve neredeyse 40 yıldır ABD yaptırımları ile karşı karşıya. İran’ın artık bu yaptırımlara alıştığını söyleyebiliriz” ifadesini kullandı.

    “Obama döneminde de yaptırımlar tamamen ortadan kalkmadı”

    İran devriminden sonra ABD’li tüm başkanların İran’a karşı aynı tavrı sergilediğini belirten Habibi, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın döneminde de değişen bir şeyin olmadığını ifade ederek, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) sayesinde başlayan süreçte de tüm yaptırımlar ortadan kaldırılmadı. Yaptırımların farklı çeşitlerde olduğunu hatırlatmalıyım. Obama döneminde gerçekleşen tek şey, ancak bazı yaptırımların askıya alınmasıydı. Tüm uluslararası gözlemci kurumların İran’ın tüm taahhütlerine sadık kaldığını belirtmesine rağmen, o dönemde bile tüm yaptırımlar ortadan kalkmadı yani ABD’nin İran’a karşı düşmanca yaklaşımında bir değişiklik söz konusu değildi” diye konuştu.

    “İran’daki sorunların ana sebebi yaptırımlar değil”

    Prof. Dr. Habibi açıklamasının devamında, “Son günlerde tekrardan yürürlüğe giren yaptırımların yeni bir gelişme olduğunu düşünmemeliyiz. İran’da bundan önce meydana gelen ekonomik ve sosyal sorunlar daha çok psikolojik saldırılar ve bazı medya oyunlarından ötürü meydana geldi. Yaptırımların ana etken olmadığını bilmeliyiz. Tabii ki söz konusu yaptırımlar gibi bu ekonomik saldırılar bir ülkenin ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor ancak bu etki İran gibi bir ülkeyi felç edebilecek veya müzakere masasına çekebilecek büyüklükte değil. İran’ın karşı karşıya gelebileceği sorunlar yaptırımlardan önce ortaya çıktı, döviz fiyatlarının akıl almaz bir şekilde artması ve dolayısıyla ürünlerdeki fiyatların artması bu sorunlar arasında yer alıyordu ancak gördüğümüz gibi yaptırımların uygulamaya geçmesinin ardından döviz fiyatlarında önemli bir artış yaşanmadı” ifadelerini kullandı.

    “ABD artık eski ABD değil”

    İranlı akademisyen ABD’de hakim olan denklemlerin değiştiğine değinerek, “ABD’de bile durumlar eskisi gibi değil. Yıllar sonra ABD kongresinin çoğunluğunu demokratlar oluşturuyor ve bir tek ABD Senatosu Cumhuriyetçilerin elinde kaldı. Bu durumda ABD Başkanı Donald Trump politikalarını sürdürmekte birçok sorun ile karşı karşıya kalacaktır” dedi.

    “AB artık ABD’nin yanında değil”

    Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Habibi açıklamasının devamında, “Önemli olan bir diğer konu ise Avrupa Birliği’nin (AB) bu sefer ABD’nin yanında yer almamasıdır. Bu olayın benzerini şimdiye kadar görmemiştik. Gerçi AB’nin bu doğrultuda aldığı kararlar geniş çaplı değil ve ayrıca pratikte büyük bir etki yapmıyor ama yine de önemli bir konu. ABD artık eski ABD değil. Trump yürüttüğü politikaları ile gün geçtikçe dünyada ABD karşıtlığını güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Kaşıkçı meselesi ABD’nin en önemli müttefiklerini zor durumda bıraktı”

    Prof. Dr. Habibi, “Kaşıkçı meselesi de ABD’nin en önemli müttefiklerini zor durumda bıraktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın içinde bulunduğumuz dönemde sahip olduğu en önemli puanlardan biri, İran karşısında Suudi Arabistan’ın ABD ile beraber hareket etmesiydi. ABD bu vesile ile İran’a karşı baskıları artırmıştı. Ancak Suudi Arabistan’ın Türkiye topraklarında gerçekleştirdiği feci cinayet, Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD’nin müttefiklerini zor durumda bıraktı. Her ne kadar da arka planda Batılı ülkelerin Suudi Arabistan’ı yalnız bırakmayacağını bilsek de, bu ülkeleri zor durumda bıraktığı gerçeğini görmezden gelemeyiz. Suudi Arabistan yıllardır Yemen’de başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere sivilleri öldürüyor ve ABD’den bu konuya ilişkin bir ses çıkmıyordu ancak Kaşıkçı’nın öldürülmesinin ardından ABD’li yetkililerinin görüşte bu konuya yaklaşımlarını değiştirdiklerini ve iki ülke arasındaki düşmanlığın kenara bırakılması gerektiği yönünde açıklamalar yaptıklarını görebiliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “Yaptırımlar uzun bir süre devam etmeyecek”

    Habibi uluslararası kurumların ve devletlerin yaptırımları desteklemediğine dikkat çekerek, “Öte yandan dikkate alınması gereken konulardan biri de ABD’nin İran’a karşı yaptırımlarının farklı ülkeler tarafından kabul görmemesidir. Örneğin, dost ve komşu ülkemiz Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptırımları desteklemediğini belirtti. Irak’ın yeni Başbakanı da benzer açıklamalarda bulunmuştu. Rusya’dan gelen tepkiler de aynıydı” ifadelerini kullandı.

    Yaptırımların dünya tarafından kabul görmediği için ABD’nin tolerans gösterdiğini söyleyen Habibi, “ABD’nin geçtiğimiz dönemde defalarca 4 Kasım’da İran’a karşı tüm yaptırımları son derece katı bir şekilde uygulayacağını belirtmesine rağmen yaptırımlara kaç gün kala 8 ülkenin yaptırımlardan muaf olduğunu belirtmesi de açıkça İran karşıtı yaptırımların dünya tarafından kabul görmediğini gösteriyor. Öte yandan bu doğrultuda Uluslararası Adalet Divanı’nın da İran’ın haklı olduğunu bildirmesi başlı başına önemli bir konu. Ben ABD’nin İran karşıtı yaptırımların uzun bir süre devam edeceğini sanmıyorum zira bu sefer uluslararası kurumlar ve farklı ülkeler ABD’yi desteklemiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “Ürün ve hizmet karşılığında petrol”

    Habibi İran’ın yaptırımlar karşısında dayanabileceğini belirterek “İran uluslararası ticaretinde bundan sonra petrol karşılığında dolar veya farklı bir para birimi yerine, ürün ve hizmet alma seçeneğine sahip. Bu yöntem Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde de kullanılmıştı. Öte yandan önümüzdeki aylarda artık yavaş yavaş farklı ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerde, dolar etkisinin azalacağını ve diğer ülkelerin para birimlerinin devreye gireceğine tanıklık edebiliriz” dedi.

    “İran, Türkiye ve Rusya ilişkileri çok önemli”

    Prof. Dr. Habibi İran, Türkiye ve Rusya ilişkilerinin önemini vurgulayarak, “İran, Türkiye ve Rusya ilişkileri çok büyük bir öneme sahip. Bu üç ülke arasında oluşan ilişkiler, söz konusu ülkelerin aleyhine dayatılan yaptırımlar karşısında büyük bir potansiyel oluşturdu. Bence ABD’nin İran karşıtı yaptırımları şimdiden yenilgiye uğramış vaziyette. Bu dediğim, söz konusu ekonomik saldırıların hedef ülkeleri etkilemeyeceği anlamına gelmiyor. Yaptırımların hedefi olan ülkelerin direniş gösterip sahip oldukları potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmesi büyük bir önem taşıyor. İran’ın ülke içindeki potansiyele odaklanması ve öte yandan Türkiye ve Rusya gibi komşu ülkeleri ile ilişkilerini daha da derinleştirmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Habibi konuşmasının sonunda, “İran’ın yaptırımları aşacağını ve bu bağlamda büyük bir sorunla karşılaşmayacağını düşünüyorum. Ben 2019 yılının İran için farklı bir yıl olacağını tahmin ediyorum. ABD farklı sorunlar ile karşı karşıya gelecektir. Cumhuriyetçi kanadın ABD seçimlerindeki yenilgisi de bunun bir göstergesidir” diye konuştu.

  • SDÜ’de 54 akademisyen kadrosu açıldı

    Süleyman Demirel Üniversitesi’nde (SDÜ), 13 fakülte ve 2 meslek yüksekokulu için 54 akademisyen kadrosu açıldı. Kadro ilanı Resmi Gazete’nin 31 Ekim 2018 Çarşamba tarih ve 30581 sayılı baskısında yayımlandı. İstenilen şartları taşıyan adaylar anılan tarihten itibaren 15 gün içerisinde müracaat edebilecek.

    SDÜ, 15 akademik birim için 54 biliminsanı kadrosu açtı. Buna göre, SDÜ’ye 8 Prof. Dr., 14 Doç. Dr. ve 32 Dr. Öğr. Üyesi olmak üzere 54 akademisyen alınacak.

    Tıp Fakültesi’ne doku tiplemeleri, yanık ve kronik yara tedavisi, histoloji ve embriyoloji, çoklu direnç bakteri enfeksiyonları, saç hastalıkları, uyku bozuklukları, endoskopi alanlarında 11 tıp biliminsanı alınacak.

    Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne antioksidan, epilepsi, mesleki kas ve iskelet sistemi hastalıkları, beyin tümörleri alanlarında olmak üzere 4 akademisyen, Diş Hekimliği Fakültesi’ne ise endodonti alanında 1 profesör doktor alınacak.

    Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ’ya yatırım

    Mühendislik Fakültesi’ne 2 profesör doktor ve 4 doçent doktor kadrosu açıldı. SDÜ, bilgi güvenliği ve veri madenciliği alanında çalışma yapan biliminsanı alacak. Nanokaplama, hibrit kompozitler, gıda mühendisliği diğer çalışma alan başlıkları oldu.

    Batı Anadolu Beylikler Mimarisi

    Fen Edebiyat Fakültesi’ne 1 profesör doktor, 2 doçent doktor ve 7 doktor öğretim üyesi alınacak. Çalışma alanları içerisinde Batı Anadolu Beylikler mimarisi, deneysel psikoloji, gelişim psikolojisi, Klasik Türk Edebiyatı bulunuyor.

    İletişim Fakültesi’ne Portre ve otoportre, bilimsel illüstrasyon alanlarında 1 doçent doktor ve 3 doktor öğretim üyesi kadrosu açıldı. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne ise 2 doçent doktor ve 3 doktor öğretim üyesi alınacak. Daha detaylı bilgiler Resmî Gazete’nin 31 Ekim 2018 Çarşamba tarih ve 30581 sayılı baskısında ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nin resmi web sitesinde yayınlandı. İstenilen şartları taşıyan adaylar anılan tarihten itibaren 15 gün içerisinde müracaat edebilecek.

  • OMÜ’lü akademisyen yerli yapay kemik üretti

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Mevlüt Gürbüz tarafından antibakteriyel özelliği bulunan ve biyo uyumluluğu yüksek yerli yapay kemik üretildi.

    Kemik kayıplarının önüne geçebilmek için OMÜ ve TÜBİTAK tarafından desteklenen proje kapsamında Dr. Öğretim Üyesi Mevlüt Gürbüz, kemiğin yapısında bulunan, kalsiyum ve fosfat ve farklı metal iyonlarından yerli yapay kemik yaptı. Hayvan deneylerinde yüzde 95 başarı sağlayan yapay kemik, iyileşme süresini kısaltarak hastalara konforlu bir yaşam sürmeyi amaçlıyor.

    Çeşitli kazalar sonucunda kemik kayıplarının meydana geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Mevlüt Gürbüz, “Kemik kayıpları insanlar için ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Biz de bu olumsuz duruma karşı bir yapay kemik üretebilir miyiz diye yola çıktık. Bu süreçte ilk olarak Prof. Dr. Aydın Doğan’ın laboratuvarında kalsiyum fosfat esaslı antibakteriyel seramik tozları üretildi. İlk olarak bu tozları kullanarak yapay kemik üretmeye çalıştık. Bu konuda OMÜ ve TÜBİTAK tarafından destek aldık. İlk yaptığımız ürünler 10 milimetre boyutundaydı. Şimdi daha büyük boyutta ürünler üretebiliyoruz. Projemizin bir sonraki adımını yaptığımız yapay kemiğin testleri oluşturuyordu. Bunun için Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Bölümünde Prof. Dr. Nusret Köse ile ciddi çalışmalar yaptık. Yapmış olduğumuz yapay kemiğin diğerlerinden farkı her hangi bir antibiyotiğe gerek olmaksızın enfeksiyon önleyici bir yapısının olmasıdır. Hayvan testlerinde yapmış olduğumuz analizlere baktığımızda yüzde 95’in üzerinde bir başarı sağladığını gördük. Belkide muadillerine göre ilk kez böyle bir ürün ortaya konmuştur” dedi.

    “İnsan dostu malzemelerden üretildi”

    Gerçek bir kemik yapısının kalsiyum ve fosfattan oluştuğunu ifade eden Gürbüz, “Bizim üretmiş olduğumuz sentetik tozumuz da kalsiyum ve fosfat elementleri içeren kompozisyonlar geliştirdik. Ayrıca içerisine farklı metal iyonları katkılayarak, malzemenin antibakteriyel özelliği kazanmasını sağlamış olduk. Üretmiş olduğumuz malzemede gerçek kemiğe benzer şekilde olmasından dolayı uygulamada biyo uyumluluğu yüksek, iyileşme sürecini hızlandıran, hasta konforunu ve sağlığını düşünen bir ürün geliştirmiş olduk. Bu ürün yaşa bağlı olarak meydana gelen kemik kayıpları, spor yaralanmaları, savaşlarda meydana gelen kemik kayıplarının onarılmasında, kırıkların onarılmasında tercih edilecektir. Dünyada bunun örnekleri var. Fakat bizim farkımız bunun içerisine katkılamış olduğumuz metal iyonunun hasta sağlığına zarar vermemesi, çevre ve insan dostu bir malzemeden üretilmiş olmasıdır. Bizim kullanmış olduğumuz toz tamamen yerli ve milli bir üretimdir” diye konuştu.