Etiket: Akademisi

  • Global Melek Yatırımcı Akademisi Antalya’da

    Antalya Global Melek Yatırımcı Akademisi’ne ev sahipliği yapacak.

    Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) öncülüğünde başlatılacak olan Global Melek Yatırımcılık Akademisi BAKA, İstanbul Startup Angels, Borsa İstanbul Özel Pazar ve Uluslararası Girişimcilik Merkezi işbirliği ve AKİŞMER TTO desteğiyle yapılacak. Antalya’da 14 Nisan’da düzenlenecek olan Global Melek Yatırımcı Akademisi Öncesi ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen, AKİŞMER Teknoloji Transfer Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşe Boztosun, Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleriyle bir araya geldi. Toplantıda ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın, 2011 yılından bu yana, finansın dünyada ve Türkiye’de yeni başlayan önemli aktörlerinin melek yatırımcılar üzerine çalıştıklarını söyledi.

    “BU ÇALIŞMALAR ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA DA DEVAM EDECEK”

    ANSİAD’ın bu konuda öncülük üstlendiğini aktaran Yargın, “Girişimcilik gerçek anlamda hız kazanacaksa finansını sağlayabilecek melek yatırımcılara ihtiyaç var. Bununla ilgili İstanbul’da önemli melek yatırım ağları kuruldu. Biz 2011 yılında süper melek yatırımcı Hasan Aslanoba ile bu işin önemini anladık. Bu çalışmalar önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Ulusal ağlarla ilişki kurmazsak buradaki yeni iş fikirlerinin finansman bulması zor olacak çünkü bölgede modelimiz yok. İyi bir model ortaya çıkarabilirsek, bu bölgeye örnek teşkil eder” diye konuştu.

    “ANTALYA’DA DA POTANSİYELİ VAR”

    Melek yatırımcıda hedef sektörlerinin iyi bir iş fikri olduğunu kaydeden Yargın, “Antalya ekonomisinde tarım ve turizm göze çarpıyor ama alt sektörlere bakıldığında çok fazla alan var. Melek yatırımcı kavramı Silikon Vadisi’nden çıkmış bir kavram. Antalya’da da potansiyeli var. Antalya’da turizm yazılımları yapan birçok firma var. Onlar melek yatırımcı için önemli bir alan. Melek yatırımcıların yatırım yaptığı sektörlerin yüzde 80’i yazılım firmaları. Başlangıç aşamasında kuluçka merkezlerine ihtiyacımız var. Çünkü potansiyelimizi kuluçka merkezlerinde kullanacağız. Fikri olan bize gelsin” dedi.

    “MELEK YATIRIMCI EKONOMİNİN KABUĞUNU KIRMA GİRİŞİMİDİR”

    Melek yatırımcıda hedeflerinin iş fikirlerini ekonomiye kazındırmak olduğunu ifade eden Yargın, “Biz inovatif fikirler yürütmezsek orta gelir tuzağı, ürün tuzağına düşeriz. Yenilikçi olmak, ürün tuzağını, orta gelir tuzağını aşmak, bireyleri iş fikirlerine teşvik ederken, iş insanlarını yatırım yapmaya teşvik etmek istiyoruz. Bunu yaparsak Antalya bir vaha haline dönüşebilir. Rusya krizi Antalya ekonomisinin kabuğunu kırma zorunluluğunu bize gösterdi. Melek yatırımcı ekonominin kabuğunu kırma girişimidir. Turizm diyorsak bugün krizdeyse onun inovatif fikirle bir yerlere taşıyabiliriz. Bir tek ürünümüz var, çok yıldızlı otel, aynı hizmet, tek ürün. Öyle bir inovasyon çıkar ki ekonomi dönüşür. Kriz bu çalışmalara hız verecek, krizi fırsata çevirebiliriz” şeklinde konuştu.

    “AMACIMIZ MELEK YATIRIMCI POTANSİYELLERİNİ FARK ETTİREBİLMEK”

    14 Nisan’da Antalya’da yapılacak olan toplantı için 2 melek yatırımcı olduğunu belirten Yargın, “Melek yatırımcı bireysel bir hareket. Eğitimlerle başlamamızın nedeni hukuki süreç, mevzuat, ticaret kanununun belirlediği yeni tanımlamaların bilinirliğini artırmak. İlk eğitimden arzumuz, Antalya’daki iş dünyasında varlıkları olan tarafların melek yatırımcı potansiyellerini fark ettirebilmek. Varlığı yeni iş fikirlerine kanalize etmekle ilgili bir inisiyatif alabilecek miyiz, mevzuatlar, teşvikler bizi bu konuya ne kadar teşvik eder, bu toplantıda Antalya’nın fotoğrafı çekilecek” değerlendirmesinde bulundu.

    “İNOVASYON ODAKLI EKONOMİYE GEÇİŞ ÖNEMLİ”

    BAKA Genel Sekreteri Mehmet Sırrı Özen ise, İnovasyon odaklı ekonomiye geçişin önemli olduğunu söyledi. Melek yatırımcının esnek bir yatırım ortamı olduğunu aktaran Özen, “Sadece girişimcinin hazırlayacağı sağlam bir iş planı gerekli. İnovasyon odaklı ekonomi 10. kalkınma planında ve 2025 ekonomi hedefinde yer alan bir politika. Melek yatırımcı sadece para koymuyor kendi ilişkileri ve networkunu de koyuyor, aynı zamanda mentorlük (kılavuz) yapıyor” dedi.

    “TOPLUMSAL FAYDA SAĞLAYAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    AKİŞMER Teknoloji Transfer Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşe Boztosun da üniversitenin nitelikli insan kaynağı ve fiziksel donanımını bir araya getirerek toplumsal fayda sağlayamaya çalıştıklarını aktardı. Üniversite kaynaklı iş fikirlerini vasıflı hale getirerek yatırımcıların beğenisine sunduklarını aktaran Boztosun, “Melek yatırımcı bu sürecin içerisinde üniversitenin olduğunu bilecek ve sunduğu fikri ve o fikrin sahibini takip edecek, fikri korumasız bırakmayacak ve melek yatırımcısının riskini minimize edeceğini bilecek. Kamu fonlarından yararlanma konusunda da çalışmalar yapıyoruz. Yeni iş fikirlerine yönelik kamu fonları mevcut, kamu fonuyla birlikte işin riski azalıyor, başarıya ulaşmada destek sağlanıyor. Fikri, fikir aşamasından işi haline getirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

  • Varlıbaş’ta Sanat Akademisi Hayata Geçti

    Trabzon Varlıbaş AVM bünyesinde bulunan Sanat Akademisi hayata geçti. Profesyonel kadrosuyla beraber spor aktiviteleri, danslar ve daha bir çok farklı alanda eğitim veren Sanat Akademisi ziyaretçilerini bekliyor.

    Varlıbaş AVM Genel Müdürü Serpil Saka sanat akademisi hakkında bilgiler vererek “Varlıbaş Akademi Trabzon’u sanatla buluşturuyor. Gelen talepler üzerine Plates, zumba, oryantel, roman, halk oyunları ve kolbastı gibi birçok alanda eğitim veriyoruz. ‘Yürüyebilen herkes dans edebilir’ ve ‘Sağlıklı yaşam için spor şart’ anlayışıyla faaliyet gösteriyoruz. Spor eğitimcisi Aslıhan Şen ile birlikte kadınlarımız hem eğleniyor hem de zayıflayarak fit bir görünüme sahip oluyor” dedi.

  • Siyaset Akademisi Antalya’da Tekrar Başlıyor

    AK Parti Antalya İl Başkanlığı tarafından 19 ilçenin AR-GE ve teşkilat bakanlarının katıldığı toplantı düzenlendi. İl Başkanı Sümer, yoğun talep üzerine Siyaset Akademisi’nin tekrar başlayacağının müjdesini verdi.

    AK Parti Antalya İl Başkanlığı, ilçe teşkilatlarının bölgelerinde daha aktif olmaları, mevcut üyeler ve yeni üye katılımlarını artırmak amacıyla toplantı düzenlendi. AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkan Yardımcısı Mehmet Sami Mallı ve İl Başkanı Rıza Sümer’in katılımı ile düzenlenen ilk toplantıda, AK Parti ilçe başkanlıklarında görevli AR-GE başkanları katıldı. Toplantıda teşkilat içi çalışmalar ve hayata geçirilen projeler değerlendirildi.

    İl ve ilçe teşkilatlarında AR-GE biriminin yapılanması ve görevleriyle ilgili konuşan AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkan Yardımcısı Mehmet Sami Mallı, AR-GE’nin, teşkilatın tüm birimleri ile ortak çalışması gerektiğini, bu sayede hayata geçirilecek projelerin başarıya ulaşabileceğini söyledi. İl Başkanı Rıza Sümer ise genel merkez tarafından daha önce yapılan ve yoğun bir talebin olduğu “Siyaset Akademi” için çalışmaların sürdüğünü belirtti. AK Parti Antalya teşkilatlarında teknolojiyi en iyi şekilde kullanmayı amaçladıklarını belirten Sümer, “Bunun için hayata geçireceğimiz yeni otomasyon sistemi sayesinde il ile ilçe başkanlıklarımızın çalışmaları koordineli olarak yürüyecek. İlçelerde yapılacak çalışmalar, il başkanlığımız tarafından anında görülebilecek” dedi.

    Hedef 500 Bin Üye projesi ile 2019 yılına kadar Antalya’daki üye sayısının iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini ifade eden Sümer, “Tüm teşkilatlarımızın üye güncellemesi ve yeni üye kayıtları üzerinde titizlikle durmalarını istiyoruz. 250 bin olan üye sayımızı 500 bine çıkarmak için çalışıyoruz. Tüm ilçelerimizde üye kayıtları konusunda büyük bir gayret olduğunu görüyorum. 2019 seçimlerinden önce üye sayımızı 500 bine çıkaracağımıza inanıyorum” diye konuştu.

    Toplantıda, AR-GE’den Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Zihni Kilit, hayata geçirilecek yeni otomasyon sistemi ve Hedef 500 Bin Üye Proje başta olmak üzere yapılan çalışmalar hakkında bir sunum gerçekleştirdi.

  • Ydü Yakın Doğu Enstitüsü’nün Düzenlediği ’Güvenlik Akademisi’ Sertifika Eğitim Programının Açılış Töreni Gerçekleştirildi

    YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni gerçekleştirildi. Programın ilk dersini TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek verdi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni 5 Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane salon 4’te gerçekleştirildi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in ’21.Yüzyılda Güvenlik’ konulu açılış dersini verdiği ve teşrifleri ile onurlandırdığı açılış törenine, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, UBP Milletvekili Ersin Tatar, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı, Kurum ve Kuruluşların yöneticileri, Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, YDÜ Kurucu Rektörü Dr. Suat İ.Günsel, Girne Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcıları, Dekanlar,Öğrt. Üyeleri, öğrenciler, katılımcılar ve basın mensupları katıldı.

    PROF. HASSAN: “GÜVENLİK AKADEMİSİ ULUSLARARASININ ÖTESİNDE DÜNYASAL MESELELERLE, HUKUKSAL MESELELERİN BİRLEŞİMİNİ ÖNE ALAN BİR YAKLAŞIMLA, DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARININI BİR ARAYA GETİRİYOR”

    ’Güvenlik Akademisi’ eğitim programının açılış konuşmasını YDÜ Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan gerçekleştirdi. Prof. Hassan, “Bugünün en önemli ve güzel hadisesi Güvenlik Akademisi eğitim programının açılış dersini TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek’in verecek olmasıdır” dedi.

    Prof. Dr. Ümit Hassan, Güvenlik Akademisi’nin 12 haftalık uygulamasında  teorik ve pratik yöntemlerle dünya ve bölgesel meselelerin ele alınacağını  BM, Güvenlik Konseyi ve AB gibi uluslararası kuruluş ve yapıların irdeleneceğini kaydetti.

    Prof. Hassan, “Güvenlik Akademimizin Güvenlik Kavram ve Uygulamalarını teorik ve pratik dinamikleriyle ortaya koymaya yönelik uluslararasının ötesinde dünyasal meselelerle, hukuksal meselelerin birleşimini öne alan bir yaklaşımla, dünü, bugünü ve yarınını bir araya getiriyor. Uluslararası kuruluşların tahlili ve irdelenmesi gibi zor konuların da olduğu ve Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği İlişkileri bakımından NATO, istihbarat, KKTC ve önemli devletlerin dış politikalarının masaya yatırılmasıyla bu program büyük önem ve ağırlık arz etmektedir” ifadelerini kaydetti.

    KOLDAŞ: “YAKIN DOĞU ENSTİTÜSÜ BUGÜNE KADAR 53 PROGRAM GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş ise, “Toplumumuzun her kesiminin bugün burada toplanma sebebimiz olan güvenlik konusuna ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar Mütevelli Heyeti Başkanlığımız ve Rektörlüğümüzün rehberliğinde Center Of Excellence başkanlığımızın, fakültelerimizin ve araştırma merkezlerimizin desteklerini alarak özverili çalışma arkadaşlarım ve Yakın Doğu ailesinin çok değerli birimleri ve personeliyle birlikte toplumsal fayda ve bilimsel çalışma üretmeye yönelik projeleri hayata geçirdik. Hazırladığımız raporlarla dünyanın ve toplumumuzun gündeminde yer alan konuları bilimsel yöntemler ve bulgular ışığında değerlendirerek sonuçlarını kamuoyuyla paylaştık. Bu yıl hazırladığımız Suriye, İran, Ürdün ve Göçmen Krizi raporlarını kurumlarımıza ve kamuoyuna sunduk. Ayrıca Center of Excellence’a bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezimizle birlikte engelsiz web erişilebilirlik raporunu hazırladık, engelsiz toplum ve güvenli okul konulu iki TÜBİTAK projesini yazarak değerlendirilmek üzere TÜBİTAK’a gönderdik. Yürütme kurulu üyelerimiz uluslararası yayınlarıyla bilimsel atıf kaynağı oldular ve uluslararası bilimsel toplantılarda üniversitemizi temsil ettiler. Bilimsel rapor ve projelerimizin yanı sıra Yakın Doğu Üniversitemizde kardeş üniversitemiz Girne Üniversitesi’nde ve Türkiye’de eşgüdümlü gerçekleştirdiğimiz tarih odaklı sergilerle toplumumuzdaki görsel farkındalığı ve bilinci artırmaya katkı koyduk. Bu doğrultuda şimdiye dek Kıbrıs Haritaları, Piri Reis, Akdeniz Denizcilik Tarihi, Osmanlı’nın Kıbrıs’ı Fethi ve İstanbul’da Çanakkale Deniz Zaferleri, sergilerini gerçekleştirdik” diye konuştu.

    “12 HAFTA BOYUNCA GÜVENLİĞİN FARKLI BOYUTLARINI KONUNUN UZMANLARI OLAN AKADEMİSYENLER, BÜROKRATLAR, KARAR ALICILAR VE DİPLOMATLAR İLE DEĞERLENDİRECEĞİZ”

    12 hafta boyunca güvenliğin farklı boyutlarının, konunun uzmanları olan akademisyenler, bürokratlar, karar alıcılar ve diplomatlar ile Yakın Doğu Enstitüsü Stratejik Araştırma Merkezi Danışmanı Ercan Çitlioğlu’nun mimarlığında gerçekleştirileceğini belirten Doç.Dr. Koldaş, yeni güvenlik tartışma ve yaklaşımları ışığında toplum, ekonomi, askeri, siyaset, çevre, enerji, bilgi, ve siber ortam güvenliği konularını alanlarında uzman isimlerle uluslararası, bölgesel ve ulusal düzeylerde irdeleyeceklerini belirtti.

    Doç. Dr. Koldaş, programın açılış dersinin Türkiye, bölge ve dünya güvenliğine özellikle idari, toplumsal ve adli alanlarda değerli katkılar sağlamış, Türkiye siyasetinde uzlaşının simge devlet adamlarından biri olan TBMM Eski Başkanı, Adalet Eski Bakanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek tarafından verilecek olmasının onur ve mutluluk verici olduğunu vurguladı.

    Doç. Dr. Koldaş, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişimi konusunda içten katkılarıyla önemli bir yere de sahip olan sayın Cemil Çiçek’e açılış dersini vermeyi lütfettikleri ve teşrifleriyle üniversitemizi onurlandırdıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    DÜRÜST: “CEMİL ÇİÇEK’İN KIBRIS TÜRK TARİH SAYFALARINDA BİR DÖNEME DAMGA VURUCU MESAJLAR VE ADIMLAR ATTIĞINI HERKES ZAMAN İÇİNDE GÖRECEKTİR”

    KKTC Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst ise, “Böylesi anlamlı bir günde burada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Öncelikle Yakın Doğu Üniversitesi’nin böylesi anlamlı bir etkinliği düzenliyor olması ve bir döneme damgasını vurmuş büyük devlet adamı Sayın Cemil Çiçek’i ağırlıyor olması, ülkemiz ve anavatanımızla kurduğumuz ilişkilerimiz bakımından son derece önemlidir. Dolayısıyla ben Sayın Suat Günsel ve ailesine bu anlamda teşekkür etmek istiyorum. Cemil Çiçek’in, ülkemizin en önemli projelerinde, üniversite yaşamında, turizm sektörünün açılımında birebir yaşayan birisi olarak ne denli önem arz ettiğini ve KIBRIS Türk tarih sayfalarında bir döneme damga vurucu mesajlar ve adımlar attığını herkes zaman içinde görecektir” ifadelerini kaydetti.

    CUMHURBAŞKANI MUSTAFA AKINCI: “AB’YE GİRİYORUZ BAŞKA GÜVENLİĞE GEREK YOK’ AÇIKLAMALARI KARIN DOYURMUYOR”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise, Kıbrıs Türk halkının özgürlük, eşitlik ve güvenlik talebi bulunduğunu vurguladı.

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü kaydeden Akıncı, “’AB’ye giriyoruz başka güvenliğe gerek yok’ açıklamalarının karın doyurmadığını söyledi.

    Güvenlik konusunda tarafların birbirini ikna etmeye çalışmaması gerektiğinin altını çizen Akıncı, olası bir çözümde Kıbrıs Türk halkının Türkiye tarafından güvence edilmesinin Rum tarafınca tehdit olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, doğal gaz ve İsrail elektriğinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi ve Türkiye’den gelen suyun adanın tümünde kullanılması yönündeki işbirliklerinin ileride güvenlik konularında yeni anlayışlara ve paradigmalara yol açabileceğine dikkat çekti.

    “ÖZGÜRLÜK,EŞİTLİK VE GÜVENLİK KAVRAMLARI HİÇBİR ŞEYLE DEĞİŞTİRİLEMEZ”

    Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, toplumların yaşamlarındaki özgürlük, eşitlik ve güvenlik gibi önemli kavramların hiçbir şeye değiştirilemeyeceğini kaydetti.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkın Enosis’e karşı verdiği mücadeleye göz atıldığında, azınlık olmamak için verdiği mücadeleye bakıldığında, özgür yaşayabilmenin ne demek olduğunun çok daha iyi anlaşılacağını söyledi

    Kıbrıs Türk halkının, iki eşit kurucu devletin olacağı, bunların birbirine tahakküm edemeyeceği, hiyerarşinin olamayacağı bir sistemin oluşması talebinin tahakküm altında yaşamama talebinin somut göstergesi olduğunu kaydeden Akıncı, Türk halkının hem bireysel hem de toplumsal anlamda eşitlik talebi bulunduğunun altını çizdi.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, güvenlik konusunun can ve mal güvenliği ve statünün güvenliği olmak üzere iki boyutlu olduğunu kaydederek, statünün güvence altında olmasının önemini 1960 yılında kurulan ortaklık cumhuriyetinin 3 yıl sonra sona ermesi ile açıkladı.

    Akıncı, gelinen aşamada garanti ve güvenlik konularının müzakere masasına ayrıntılı olarak gelmediğini söyleyerek, konunun sürecin en sonunda Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla 5’li platformda gündeme getirileceğini, önce neyin garanti edileceğinin ortaya çıkması konusunda bir uzlaşma olduğunu kaydetti.

    “GÜVENLİĞİMİZİ İSTEMEMİZ ANLAYIŞLA KARŞILANMALI”

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini istediğini ve sonuna kadar da bunun arkasında duracağını vurgulayan Akıncı, “Çünkü bu topraklarda sayıca az olan tarafız ve bunu talep etmemiz, bu güvenceyi nerede gördüğümüzü açık olarak ortaya koyup, bunun takipçisi olmamız anlayışla karşılanmalıdır. Bunun başka taraflara çekilecek yönü yoktur” şeklinde konuştu.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü belirterek, “AB’ye giriyoruz başka güvencelere ne gerek var” gibi ifadelerin karın doyurmadığını söyledi.

    “TARAFLAR BİRBİRLERİNİ İKNAYA UĞRAŞMAMALI”

    Akıncı,  bu konuda tarafların birbirini ikna etmek için uğraşmamaları gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:

    “İkna edici olacak olan yaşamın ta kendisi, bu sürecin ileri taşınması, yıllar içinde iki toplumun birbirine daha da güvenmesi, ortak çıkarlarda ortak anlayışlarda buluşabildiklerini yaşamın içerisinde görebilmeleri bunu kanıtlayabilmeleri ve gelecekte, geçmişte olan yanlışlardan iki tarafın da kaybedeceği çok şeyin olduğu anlayışının yerleşmesi ve yeni bir paradigmanın oluşması… Ancak işte o zaman ancak bu söylemlerin bir değeri olabilecektir. Bizim güvencemizin, bizim kendimizi emniyette hissetmek istememizin karşı taraf için bir tehdit oluşturma nedeni yoktur. Geçmişte  böyle bir şey söz konusu olmadı.”

    Akıncı, 1963 ve 1974’te  Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı istikametinden durup dururken karşı tarafa bir tehdit oluşturulmadığını, arzu edilmeyen her gelişmenin ardında ya bir Enosis hayali ya da Akritas planı düşüncesinin yer aldığını, Türkiye’den gelen hareketin mutlaka bir nedeni olduğunu söyledi.

    Rumların Kıbrıs sorununu hep 20 Temmuz 1974’ten başlattıklarını ancak bunun 5 gün öncesi bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, 15 Temmuz’da Yunan darbesi olmasa  5 gün sonra Türk müdahalesinin gerçekleşmiş olmayacağını ifade etti.

    Akıncı, iki kesimli, iki toplumlu, tarafların birbirine tahakküm edemeyeceği  gönül huzuru içinde kabul edilebilecek bir anlaşma ortaya çıkarsa bunun garanti edilmesi noktasında Kıbrıslı Türkler için, Türkiye’nin güvencesinin devam edeceği, Rumların da bundan tehdit algılamayacağı bir formülün üzerinde uzlaşılabileceği kanaatinde olduğunu kaydetti.

    Akıncı, geleceğe yönelik askersel bir takım güvenlik kavramlarının ileride yerini alabilecek yeni kavramların oluşabileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek bunlardan birinin Doğu Akdeniz’de çatışma alanı olabilecek doğal gaz yatakları olduğunu, bunları işbirliğine dönüştürmenin akıl işi olduğunu vurguladı.

    Akıncı, Rum tarafının girişimleri tek taraflı sürdürmek yerine Kıbrıs Türk halkının da ortaklık payı olduğu bilinci içerisinde doğal gazın en akılcı, en hızlı en ucuz şekilde Türkiye üstünden Avrupa’ya iletilmesini içselleştirmesi halinde yeni bir ufuk açacağını söyledi.

    Elektrik alanında kuzey ve güney arasındaki elektrik şebekelerinin enterkonnekte hale getirildiğini belirterek, bundan iki tarafın da yarar sağlayacağını dile getiren Akıncı, İsrail’den Güney Kıbrıs’a gelecek olan kablonun Girit’e devam ederek oradan da Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bağlanacağının  altını çizerek, Türkiye ile kıyasladığında bunun çok daha uzun mesafe olduğunu, maliyetinin çok daha fazla olacağını kaydetti.

    Akıncı, doğal gazda olduğu gibi elektriğin de 70 kilometre ötedeki Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanmasının daha akılcı olacağını söyledi.

    Su konusuna da değinen Akıncı, şu anda yıllık 75 milyon metreküp suyun Kıbrıs’ın iki tarafına da yetmeyeceğini, ancak teknolojinin orada durmakta olduğunu ve kapasitenin artırılabileceğini, ileride Kıbrıs’ın tümünün ve başka ülkelerin de bu sudan yararlanabilme olasılığı bulunduğunu belirtti.

    Akıncı, yeni karşılıklı bağımlılıklar yaratıldıkça, bu taraflara yararlılık gösterdikçe yeni anlayışlar gelişeceğini ve belki güvenlik kavramının çok daha farklı boyutlara ulaşabileceğini söyledi. Akıncı, “Bugünün gerçeği değil ama yarının gerçeği olabilir. Buna da açık olmak lazım” dedi.

    Akıncı, ’söylediklerinin garantiye ihtiyaç yoktur’ anlamında algılanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ardından programın ’21.Yüzyılda Güvenlik Politikaları’ konusunda ilk dersini vermek üzere, Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek söz aldı.

    CEMİL ÇİÇEK: “KENDİMİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ’NİN FAHRİ BİR MENSUBU SAYIYORUM”

    Programda konuşma yapan Çiçek, “YDÜ Kuzey Kıbrıs’ın seçkin bir eğitim kurumudur. Kendimi de bu üniversitenin fahri mensubu sayıyor ve bu hissiyatla aranızda bulunuyorum. Elli yılı aşan siyasi hayatım boyunca hiç ders vermedim. Yaşadıklarımdan, gördüklerim ve duyduklarımdan hep ders almaya çalıştım” dedi.

    “İNSANLIK TARİHİNİN TOPLUMLARIN VE DEVLETLERİN GÜVENLİK TARİHİ VARDIR”

    Cemil Çiçek, ilk derste teknolojinin hızla geliştiği bir çağda yüzyıllık bir güvenlik politikası öngörüsünde bulunmanın mümkün olmadığını belirterek, ilk çeyrek yüzyıla ilişkin öngörülerde bulunabileceğini kaydetti. İnsanlık tarihinin toplumların ve devletlerin güvenlik tarihi olduğunu vurgulayarak, devletlerin hiçbir politikalarının güvenliği dışlayarak anlatılamayacağını ifade eden Çiçek, küreselleşmenin, uluslararası güvenliğin tekil düzeye indirgenmesinin önüne geçtiğini vurgulayarak, dünyanın öbür ucundaki bir olayın çok geniş bir coğrafyayı etkisi altına aldığını söyledi.

    Çiçek, NATO, BM gibi uluslararası kuruluşların bugün sorgulanır hale geldiğini, bu kuruluşların yanı sıra bağlı ülkelerin kendi güvenlik politikaları bulunduğunu söyledi.

    Ayrıca eski ve yeni güvenlik ortamı karşılaştırmaları yapan Çiçek, değişen ve gelişen güvenli anlayışından söz ederken bir ülkenin güvenlik politikalarının içinde neler olduğuna değindi. Çiçek son olarak, 21.yüzyıldaki güvenlik politikalarının işbirliği dahilinde uygulanmasını gerektiğinin altını çizdi.

    Terörist faaliyetlere de değinen Çiçek, terörist grupların arasındaki ilişkinin devletler arasında olmadığını vurguladı.

    Program sonunda YDÜ araba müzesini gezen Cemil Çiçek müzeden çok etkilendiğini ve bu kadar arabayı bir arada daha önce görmediğini söyledi.

  • Gaziantep’te “Muhtar Akademisi” Kuruluyor

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, mahalli yönetimlerde toplam kaliteyi artırmak ve daha etkin bir yönetim sağlayabilmek için “Muhtar Akademisi” kurdu.

    Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Fikret Murat Tural, yaptığı açıklamada, akademi kapsamında merkez ve ilçelerdeki muhtarlara, Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde akademisyenler tarafından eğitim verileceğini söyledi.

    Eğitimlerde, Türkçe, kişisel iletişim becerileri, halk sağlığı, uyuşmazlık arabuluculuk, insan hakları, kamu yönetimi, liderlik ve temel bilgisayar gibi konuların anlatılacağını belirten Tural, konuşmasında “Mahalli yönetimle ilgili kalitenin daha da yükseltilmesi ve daha etkin bir yönetim sağlanabilmesi için muhtarlarımıza akademik düzeyde eğitim vermek için harekete geçtik. Eğitim, 7 Mart Pazartesi günü başlayacak. Haftada 4 gün iki grup şeklinde gerçekleşecek eğitimler, muhtarlardan talep geldikçe devam edecek” şeklinde ifadelere yer verdi.

    Eğitimin tamamlanmasının ardından mezuniyet düzenleneceğini aktaran Tural, “Muhtarlarımız sertifikalarını cübbe giyerek Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in katılacağı törende alacaklar” şeklinde konuştu.