Etiket: Akademik

  • Akademik komiserlerin sözde Karabük ‘İmam’ı gözaltına alındı

    Karabük Emniyet Müdürlüğü KOM Şube ekiplerince yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında daha önce görevinden uzaklaştırılan Kastamonu Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Eski, Emniyette görevli akademik komiserlerin sözde imamı iddiasıyla gözaltına alındı.

    İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele şubesi ekipleri, bir süre önce Kastamonu Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı iken FETÖ/PDY soruşturması kapsamında görevinden uzaklaştırılan Hakan Eski’yi Kastamonu’da gözaltına aldı.

    Karabük’e getirilen Eski, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilerek sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

    Emniyette görevli akademi mezunu komiserlerin sözde Karabük “imamı” olduğu öne sürülen Eski’nin, Karabük Özel İdare Genel Sekreterliği yaptığı dönemde gerçekleşen birçok ihalenin örgütle ilişkili firmalara verildiği ve bu yönde de geniş çaplı bir soruşturmanın ise başladığı öğrenildi.

  • “ 2017-2018 Akademik yılında, eğitim harçlar TL olacak”

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Kurucu Rektörü ve Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar, 2017-2018 Akademik yılı itibariyle, Yönetim Kurulu kararı ile tüm eğitim harçlarının TL olacağını müjdeledi.

    Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Akpınar, devlet katkısı olmaksızın TC ve KKTC öğrencilerinin eğitim harçlarının Türk Lirası üzerinden olacağını açıkladı. Buna ek olarak eğitimlerine devam eden öğrencilerin harçlarını sabitlenmiş kur üzerinden yapacağını vurgulayan Akpınar, bu yönde alınan kararın GAÜ Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’na da bildirildiğini söyledi.

    GAÜ Yönetim Kurulu’nun aldığı kararların yanı sıra, bazı öğrencilerin şahsına yönelttiği soruları da yanıtlayan Akpınar, açıklamasında şunları kaydetti;

    “ GAÜ Yönetim Kurulu, tüm harçların 2017-2018 Akademik yılından itibaren TL olmasına karar vermiştir. Şu an eğitimlerine Türkiye’den ve KKTC’den tercih ederek gelen öğrencilerimiz; 2017-2018 Akademik yılında harçlarını, belirlenecek TL ve değer artışlarına göre ödemeye devam edecekler. Belirlemeler, Merkez Bankası kararları dikkate alınarak yapılacaktır.

    Takdir edilmelidir ki böylesi ciddi bütçe hareketi ve giderleri büyük oranda Euro’ya bağlı kurumların; hiçbir Devlet desteği almadan ve sübvanse imkanı oluşturmadan, radikal kararlar alması kolay olmamaktadır. Üniversitenin finansal sorumlulukları çerçevesinde alınan kararlar, öğrencilerimizin sadece bugüne ait yaşadığı kur farkı sorunlarını değil, sonraki dönemlerdeki olası sorunsal süreçleri de ortadan kaldırmış olacaktır. Bugün yaşanmakta olan sorunsal süreç tüm sektörleri etkiler durumdadır. Üniversitelerin almış olacağı kararları muhakkak KKTC Devleti ve Hükumeti de destekler olmalıdır. Özellikle Kamu Bankaları ve Merkez Bankası da bu yönde ileri adımlar atmalıdır. Bugün GAÜ’ nün Devletten ve Vakıflar idaresinden kiralamış olduğu tüm emlaklar, halen Sterlin, Euro ve Dolar olarak Üniversiteden tahsil edilmektedir. Bugün TC ve KKTC olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zor süreçte KKTC Devleti de TC de olduğu gibi sektörlerini koruyacak kararlar almalı ve kur sabitlemeye geçmelidir. Adadaki Yüksek Öğrenim ve Öğrenci yaşamını korumalı ve desteklemelidir. TC’de Kamu ya olan döviz mükellefiyetleri bir kur üzerinde sabitlenmiştir. Ancak, KKTC de şu ana kadar böyle bir karar alınmamıştır” dedi.

    Akpınar; “2017-2018 öğretim yılında üniversitemizi TC ile KKTC’den tercih edecek ve mevcut öğrencilerin eğitim harçları Türk Lirası olacaktır”

    Akpınar açıklamasının devamında ise, 2017-2018 Akademik yılında GAÜ’yü TC’den ya da KKTC’den tercih edecek öğrenciler ile mevcut öğrencilerin eğitim harçlarının Türk Lirası olacağını müjdeledi. Akpınar ayrıca, eğitimlerine devam eden öğrenciler için de, Şubat kayıt döneminde harçların sabitlenmiş kur üzerinden yapılmasına karar verildiğini, kararların alındığı gün ve sonrasındaki döviz üzerindeki gerilemelerinde, öğrencilerin lehine olacağını vurguladı. Sürecin öğrenciler ve veliler üzerinde baskı oluşturduğunun farkında olduklarını ifade eden Akpınar, benzeri baskıyı GAÜ olarak kendilerinin de hissettiğini, Devletin dikkatini çekecek girişimleri de başlattıklarını vurguladı.

  • İzmir’in unutulan sinemaları ve sinema kültürüne akademik katkı

    Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Kaya ve doktora öğrencisi Ezgi Albayrakoğlu, İzmir’de sinemanın en canlı dönemlerine tanıklık etmiş, bugünse halı saha olarak kullanılan Yıldız Sineması örneğinde kent sinemalarını ve sinemaya gitme kültürünü inceledi. Kaya, “Kayıp geçmiş karşısında sızlanmaktan öte yapabileceğimiz şeyler var. En azından biz akademisyenler araştırabiliriz, belgeleyebiliriz, maddeten kaybolanı yeniden hatırlanır hale getirebiliriz” diyerek yola çıktıklarını belirterek, sinemanın sahiplerinden makinistlerine ve eski sinema seyircilerine kadar birçok kişiyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Kaya, doktora öğrencisi Ezgi Albayrakoğlu ile birlikte, unutulan kent sinemalarını hatırlatmak, Türkiye sinema tarihine olduğu kadar sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da katkı sağlamak için bir araştırma projesi gerçekleştirdi. Doç. Dr. Kaya ve Albayrakoğlu, 1953 yılından 1988’e dek Türkiye’de sinemanın en canlı dönemlerine tanıklık etmiş, İzmir’in en büyük, en popüler ve kısmen açılır-kapanır tavanıyla belki de dünyanın en ilginç sinema salonlarından olan Yıldız Sineması özelinde, İzmir sinemaları ve İzmir’de sinemaya gitme kültürünü tarihsel olarak yeniden inşa etmeye çalıştı. Proje, Yaşar Üniversitesi tarafından da ‘Bilimsel Araştırma Projesi’ kapsamında desteklendi.

    İzmir’in kayıp sinemaları

    İzmir’in kayıp sinemaları üzerine olan eleştirilerin ve tartışmaların nostaljik bir yakınmanın ötesine geçemediğini belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, araştırmanın esas motivasyonunu ise “Eski sinema salonlarının artık olmayışı, sadece bu coğrafyaya özgü değil. Değişim her yerde var. Bu coğrafyanın esas sorunu, unutmaya razı olmak ve hatırlamak için fazla emek sarf etmemek. Kayıp geçmiş karşısında sızlanmaktan öte yapabileceğimiz şeyler var. En azından, biz akademisyenler; araştırabiliriz, belgeleyebiliriz, maddeten kaybolanı söylemsel olarak yeniden kurabilir ve hatırlanır hale getirebiliriz. Türkiye sinema tarihine olduğu kadar sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da özgün bir katkı sağlamayı amaçladık” diyerek anlattı.

    60 Sinema vardı

    İzmir’in 20. yüzyılın başlarından 1980’li yılların sonlarına dek, çok sayıda kapalı ve yazlık sinemalarıyla canlı bir sinema kültürüne ev sahipliği yaptığını belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, “Türkiye’de, özellikle 1950’li yıllardan itibaren, sinemanın endüstrileşmeye başlayıp sinema salonlarının Anadolu’nun içlerine kadar yayılmasına paralel olarak, diğer şehirlerde olduğu gibi İzmir’de de sinema salonları hızla artmış. Örneğin, 1948’de kentte toplam 5 bin 600 koltuk kapasiteli 8 kapalı sinema salonu bulunurken bu sayının 1960’lı yıllar itibariyle 60’ın üzerine çıktığı ve sadece Basmane semtindeki Yıldız Sineması’nın bin 800 koltuk kapasitesine sahip olduğu biliniyor. Bu sinemalarda yalnızca film gösterimleri değil, tiyatro oyunları, konserler gibi birçok kültürel etkinlik de gerçekleştirilmiş. Aynı dönemde, yazlık sinema sayısı açısından bakıldığında, İzmir, Türkiye’de, Adana’nın ardından ikinci sırada. Tüm bu sinema salonlarının neredeyse tamamı, gerek 1970’li yılların ortasından itibaren Türkiye’de sinema sektöründe yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, gerekse takip eden yıllarda gerçekleşen kentsel dönüşümler sırasında ya kapanmış ya da yerlerini iş hanlarına, apartmanlara veya spor tesisi gibi sinema dışı işlevlere sahip yapılara bırakmış” dedi.

    Kaya, “Kayıp bir tarihe ışık tutmak, gelecek nesillere yazılı ve görüntülü bilimsel kaynaklar bırakmak istedik. 35 yılı kapsayan detaylı bir gazete taramasının yanı sıra sinemanın sahiplerinden gişe memurlarına, makinistlerinden yer göstericilerine eski Yıldız Sineması çalışanlarıyla ve çok sayıda eski sinema seyircisiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdik” diye konuştu.

    Yaşlı ve yorgun sinema

    Eski Yıldız Sineması’nın, bugün hala eski yerinde Basmane Gaziler Caddesi No: 40- 42’de, Yıldız Kapalı Futbol Sahası olarak fiziki varlığını sürdürdüğünü hatırlatan Dilek Kaya, “Salondaki koltuklar sökülmüş, balkon yıkılmış, localar artık yerinde değil. Ama bir zamanlar sinema perdesinin olduğu devasa yüzey hala büyük kumaş perdeyle örtülü. Aralayıp arkada şimdi yırtık olan gümüş perdeyi bile görebiliyorsunuz. Üst kat fuayede artık masa tenisi ve bilardo masaları var. Ama binanın içinde dolaşırken hala Lüks Balkon, Balkon Loca levha ve tabelalarını, ‘Loca Memuru Yoksa Lütfen Zili Çalınız’ yazısını görmek mümkün. Bir miktar eski tahta koltuk, iki Cİnemeccanica marka projeksiyon makinesi ve orada burada göze takılan teneke film kutuları ile makaralar hala etrafta. Yaşlı ve yorgun bina hala ve inatla bizlere aslında sinema olduğunu hatırlatıyor” dedi.

    Sinema aile

    Araştırma sırasında, Yıldız Sinemasının eski çalışanların hayat hikayelerine de tanıklık ettiklerini belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, “Osman Işıkalp ile tanıştık. Sinemanın eski müdürü Oğuz Işıkalp’in oğlu, çocukluğu sinemada geçmiş. Annesi Ülfet Işıkalp da sinemada gişe memuruymuş. Annesi ve babası sinemada tanışıp evlenmiş. Yine gişe memuru Nadide Özdemir ile makinist Ferruh Özdemir de sinemada çalışırken tanışıp evlenmişler. Sinema aynı zamanda onların ailesi olmuş” diye konuştu. Doç. Dr. Kaya, Türkiye’de sinema tarihine olduğu kadar, sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da katkıda bulunmayı hedefleyen, bu araştırmaya destek olmak isteyenleri, araştırmaya ek veri sağlamak amacıyla Facebook’ta açılan https://www.facebook.com/yildizsinemasiprojesi sayfasında, ilgili anılarını paylaşmaya davet etti.

  • Akademik Teşvik Komisyonu bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Akademik Teşvik Komisyonu akademik teşvik başvuru ve değerlendirme süreci için görevlendirilen ön inceleme heyetleri ile, Üniversitenin bütün öğretim üyesi ve elemanlarına yönelik bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi.

    Komisyon üyelerinin de katılım sağladığı toplantının ilk kısmında Komisyon Başkanı Doç. Dr. Serdar Ulubeyli, başvuru ve değerlendirme sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde ayrıntılı bir şekilde durdu ve doldurulması gereken belgeleri tanıtarak her bir belge hakkında detaylı bilgiler verdi. Toplantının ikinci kısmında ise katılımcıların yönelttikleri bütün sorular cevaplandırıldıktan sonra toplantı sona erdi.

  • Sanko Üniversitesi’nde 2016 – 2017 Akademik yılı açılış töreni

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin önde gelen işadamlarının eğitim kaynak ayırması ve güçlü bir şekilde destek vermesinin ülkenin kalkınması ve kalıcı refah açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

    SANKO Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı açılışı münasebetiyle Abdulkadir Konukoğlu Kültür Merkezinde düzenlenen törene, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Yalçın, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Şahinbey Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, Şehitkamil Kaymakamı Ali Dursun, İl Jandarma Komutanı Albay Ömer Ersever, İl Emniyet Müdürü Erhan Gülveren, SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdulkadir Konukoğlu ve Mütevelli Heyet Üyeleri Ali Konukoğlu, Sami Konukoğlu, Tansu Tuğlu ve Prof. Dr. Metin Bayram, SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ile SANKO Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Konukoğlu da katıldı.

    “Küresel Ekonomik Görünüm ve Türkiye Ekonomisi” konulu ilk dersi Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek verdi. “Akademik yıl başlangıcı vesilesiyle SANKO Üniversitesi’nde sizlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum” diyen Şimşek, “Üniversiteler daima heyecan verici kurumlardır. Konukoğlu Ailesini kutluyorum. Türkiye’nin önde gelen işadamlarının üniversite ve eğitime kaynak ayırması ve güçlü bir şekilde destek vermesi Türkiye’in kalkınması ve kalıcı refah açısından kritik öneme sahip. Devlet de çok şey yapıyor. Bütçemizin yaklaşık yüzde 20’sini eğitime ayırıyoruz. Vergi gelirlerinin yüzde 25’ini eğitime harcıyoruz. Eğitime erişimi de çok mesafe katettik. Özel sektörün okul öncesinden tutun, üniversite ve doktora düzeyinde bu rekabet ortamını geliştirmesi, memleketin kalınmasına destek vermesini çok önemsiyoruz. Bu vesileyle başta Mütevelli Heyet Başkanı Abdukadir Konukoğlu olmak üzere bütün aileyi tebrik ediyorum. Şehrimize, ülkemize bu üniversiteyi kazandırdıkları için Konukoğlu Ailesine çok teşekkür ediyorum. Bu üniversitenin tematik olması çok önemli. Gaziantep’i bir sağlık üssüne dönüştürüyoruz. Bunun en önemli bileşenlerinden biri üniversiteler. Ben inanıyorum ki Gaziantep tarihi, kültürü, mutfağı bu kadar zengin olan bir şehre en iyi beyinler gelecektir” dedi.

    “Bir başarı hikayesi” olarak tanımladığı Gaziantep’in gelen herkese kucağını açtığını anlatan Şimşek, “Gaziantep’in başarısının arkasında bir girişimcilik ruhu var. Gaziantep’in dünya ekonomik haritasında çok önemli bir yeri olacağına inanıyorum. Bunun için de üniversitelere, kaliteli mükemmeliyet merkezlerine ihtiyacımız var ve SANKO da bunlardan birisi. Tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Sizlerle gurur duyuyoruz” diye konuştu.

    En iyisi olmayı hedefliyoruz

    SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdulkadir Konukoğlu ise “SANKO Üniversitesini, Özel Sani Konukoğlu Hastanesini ve Özel SANKO Okullarını, sosyal sorumluluğumuzun bilinci ile kurduk” ifadelerini kullandı.

    Babasının, “Hastane kapısında beklemeyen, hastanenin kıymetini bilemez” dediğini kaydeden Konukoğlu, bölgede iyi bir hastane ile araştırma ve uygulama üniversitesinin eksikliğinden yola çıkarak kurdukları SANKO Üniversitesinin, bölgede ve Ortadoğu’da çok iyi hizmetler vereceğine inandığının altını çizdi. Konukoğlu, üniversiteye herşeyin en iyisini ve en kalitesini aldıklarını, kullanılan simülasyonlarla öğrencilerin, hastadan önce, simülasyonlarda uygulamalar yaparak öğrendiklerini sözlerine ekledi.

    SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Sınav da üniversitenin üçüncü akademik yılı açılış törenini gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Bir tematik tıp üniversitesi olarak kurulduk. Tıp, sağlık bilimleri fakültesinin beslenme ve diyabetik, hemşirelik ile fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümlerinde lisans hemşirelik ve moleküler tıp alanlarında yüksek lisans eğitimi veriyoruz” diyen Prod. Dr. Sınav, Diş Hekimliği Fakültesi’nin hazırlıklarının devam ettiğine vurgu yaptı.

    Prof. Dr. Sınav, “Bu yıl 955 öğrencimiz var. Kuruluş amacımız ülkemizde yüz yılardır ihmal edilen eğitimin özellikle en zoru olan tıp bilimleri eğitiminin düzeyini yükseltmek. Tabi hazırda hastanemizin olması da kuruluşumuzun en büyük nedenlerden. Yaklaşık 20 yıldan buyana hizmet veren Türkiyenin yatak kapasitesiyle en büyük özel hastanesinde öğrencilerimiz uygulamalı eğitim alıyor” dedi.

    Tıp bilimlerinde eğitim zor olduğunu, çünkü eğitimin yarıdan fazlasının derslik dışında yapıldığına işaret eden Prof. Dr. Sınav, devamla şunları kaydetti:

    “Daha ilk yıllarda öğrenci laboratuvarlarda gerçek insan kadavrasında eğitim alır. Simülatörlerde eğitim yapılır. Klinik bilimlere geçtiği zaman da gerçek hastalar üzerinde eğitim alır. Bunlar sadece finansal açıdan değil, insan gücü açısında da, akademik güç açıdan da büyük yatırım gerektirir. Ülkemizde önce üniversite kurulur, tıp bilimleri ile ilgiliyse ardından da afilie olacak hastane ararlar. Bizim şansımız önceden hastanemizin olması. Afiliasyon sürecimizi başlattık. İnşallah bu sene klinik akademisyen kadromuzu da tamamladığımız zaman önümüzdeki sene klinik eğitimine de geçeceğiz.

    Kuruluşumuzdan bu yana ‘SANKO yaparsa en iyisini yapar’ anlayışına uygun bir şekilde en zorundan başlayıp, en iyisini yapmanın gayretinde olduk. Ve kalitemizi daima yükseltmeye çalışarak yolumuza devam ediyoruz.”

    “Bölgemiz dünya medeniyetlerine beşiklik etmiş bir bilge bölge, insanımız fırsat bulduğunda başarmasını gayet iyi biliyor. Aziz Sancar Hoca ve Mehmet Şimşek buna iki güzel örnek” diyen Prof. Dr. Sınav sözlerini şöyle tamamladı:

    “Tarih boyunca bilime hükmeden medeniyetler, dünyaya hükmetmişlerdir, böyle olmaya da devam edecektir. Hedefimiz bölgemizin en büyük üniversitesi, hayalimiz ise dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olmak. 2016-2017 akademik yılı hepimize hayırlara vesile olsun.”