Etiket: Ailenin

  • Öğretmen Ve Ailenin Tutumu Okul Motivasyonunu Etkiliyor

    Katıldığı “Okul ve ödev motivasyonu” konulu söyleşide konuşan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikoloğu Yelda Öge, öğretmenlerin ve ailelerin tutumlarının okul motivasyonunu etkilediğini bildirdi.

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle “Okul ve Ödev Motivasyon” konulu söyleşi Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon’da gerçekleştirildi. Anne ve babaların yanı sıra sınıf öğretmenliği son sınıf öğrencilerinin de yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte dinleyenleri “Okul ve ödev motivasyonu” konusunda bilgilendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikoloğu Yelda Öge, anne ve babaları çocuklarına karşı tutumlarında uyardı. Söyleşide ilk olarak motivasyon ve motivasyonu etkileyen faktörlerden bahseden Yelda Öge, “Anne-baba çocuğa eğer sorumluluk duygusu kazandırmadıysa yani okul yaşantısından önce çocuğun kendi başına bir şeyler yapmasına fırsat tanımadıysa, öğrenci özgüven kazanmamışsa, anne-baba çocuğa karşı okul yaşamından önce başlayan eleştirel ve cezalandırıcı bir tutum sergiliyorsa, anne baba çocuğun okul ve ödevleriyle aşırı ilgisiz ya da aşırı ilgiliyse öğrencinin okul motivasyonu düşer” dedi.

    “ÖDEV SÜRESİ ÇOCUĞUN YAŞINA VE DİKKAT SÜRESİNE GÖRE BELİRLENMELİDİR”

    Ödevlerin çocuklara disiplinli çalışmayı ve zamanı doğru kullanmayı öğrettiğini söyleyen Uzman Psikolog Öge, ödevlerin doğru bir şekilde tamamlanmasının çocukların motivasyonunu artırdığını aktardı. Anne ve babaların ödev konusunda yapması gerekenleri de ifade eden Öge, “Çocuğunuz okuldan eve gelince en az 1.5 saat dinlenmesine izin verin. Ödevini kendi odasında ve masa başında yapması için teşvik edin. Çalıştığı odanın sessiz, aydınlık, dikkat dağıtan uyaranlardan uzak bir ortam olmasına dikkat edin. Çocuğunuz, ödevlerini yaparken başında beklemeyin. Çocuğunuzla birlikte önceden ödev zamanı belirleyip birlikte çalışma programı oluşturun. Çocuğunuzun ödev saatlerinde mümkünse sizde televizyon, bilgisayar gibi Cihazlardan uzak kalın. Ödev süresi çocuğun yaşına ve dikkat süresine göre belirlenmelidir.”

  • (Özel Haber) Sur Mağduru Ailenin Dramı Yürek Burkuyor

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan Moray ailesi, ilçede çıkan çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Evlerinden uzakta yaşam mücadelesi veren Moray ailesi, 100 binde bir görülen Huntington hastalığı pençesine kapıldı. Aynı aileden 3 kişinin ölümüne neden olan hastalıkla boğuşan Hediye Moray’ın annesi, kızının tedavi edilmesi için yetkililerden yardım bekliyor.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan Moray ailesi, yaklaşık iki buçuk ay önce ikamet ettikleri Sur ilçesinde çıkan çatışmalar nedeniyle kentten geç etmek zorunda kaldı. Bağlar ilçesindeki Koşuyolu semtinde 500 liraya bir ev kiralayan Moray ailesi, çektikleri sıkıntı yetmezmiş gibi 100 binde bir görülen bir hastalığın pençesine düştü. Huntington hastalığı olarak bilinen ve 100 binde 1-10 arasında kişide görülen hastalık nedeniyle Moray ailesinden 3 kişi hayatını kaybetti. Eşini ve iki kızını kaybeden 68 yaşındaki Fatma Moray’ını, 30 yaşından sonra bu hastalığa kapılan ve şu an 38 yaşında olan diğer kızı Hediye’nin de bu hastalığa yakalanmasıyla dünyası başına yıkıldı.

    Hastalık nedeniyle konuşma yeteneğini kaybeden, kişisel ihtiyaçlarını gideremez duruma gelen Hediye için gözyaşı döken anne Fatma Moray, ilk önce eşinde çıkan bu hastalıktan dolayı yeterince acı çektiğini, Hediye’nin de gözleri önünde günden güne erimesine tahammül edemediğini söyledi. Eşinin de 30 yaşlarında bu hastalığa kapıldığını ve yine bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini kaydeden Fatma Moray, hastalığın kalıtsal olması nedeniyle 2 kızında görüldüğünü ve bu kızlarının da hayatını kaybettiğini dile getirdi. Eşi ve kızlarının acısını yüreğinde taşıdığın anlatan Fatma Moray, yaklaşık 8 yıl önce bu kez kızı Hediye’nin bu hastalığa kapılmasıyla hayatının karardığını bildirdi.

    Hediye’nin 30 yaşına kadar sağlıklı olduğunu belirten anne Moray, kızının normal bir yaşam sürdüğünü, gayet sağlıklı olduğunu ve hastalığın kızına geçmiş olabileceğini düşünmediğini ifade etti. 30 yaşından sonra konuşmalarında bozukluklar, asabiyet ve davranışlarında bozukluk olduğunu aktaran anne Moray, hastalığından 2 yıl sonra Hediye’nin artık konuşamadığını, hareketlerini kontrol edemediğini ve hiçbir ihtiyacını yerine getiremediğini söyledi. Daha önce eşi ve iki kızını bu hastalık nedeniyle kaybettiğini hatırlatan anne Moray, “3 kızım bu hastalığa kapıldı. İki kızım öldü, Hediye de bu hastalığa kapıldı. Onun da ölmesini istemiyorum. Babası da bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmişti. Sur’dan çatışmalar nedeniyle göç ettik. Şimdi, aylık 500 lira kirayla bir ev tuttuk. Kiramızı ödeyemez durumdayız. Yetkililerden bize yardım etmelerini bekliyoruz” dedi.

    Hediye dışında 3 çocuğunun daha bulunduğunu belirten anne Moray, bu çocuklarının da hastalığa yakalanacağı korkusuyla yaşadığını sözlerine ekledi.

    HUNTİNGTON HASTALIĞI

    10-20 yıllık bir dönem arasında yavaş yavaş gelişen ve sonunda kişiyi yürüme, konuşma, düşünme ve mantıktan yoksun bırakan hastalık, genellikle 30-50 yaşlar arasında ortaya çıkıyor. En belirgin belirtileri kol, bacak, gövde ve yüz kaslarının ani ve istemsiz kasılması olarak ortaya çıkan hastalıkta çoğunlukla duygusal dalgalanmalar, sözlerin ağızda gevelenmesi, sakarlık, depresyon ve sinirlilik oluşur. Hastalığın ilerlemesiyle yutma zorluğu, düzensiz yürüme, denge kaybı, muhakeme gücünün bozulması ve bellek problemleri gibi belirtiler görülür. Serebral korteksin ön lobu etkilenir ve istem dışı hareketler, kişilik değişimleri gözlenir. Çabuk sinirlenme, depresyon, içine kapanma ve konsantre olamama gibi davranışlar da hastada mevcuttur. Yutmada zorlanma, bunama, konuşmada zorluk da ilerleyen dönemlerde ortaya çıkar. Bireyde ölünceye kadar giderek artan hücre ölümleri ve sinirsel tahribat gözlenir. Belirtilerin ortaya çıkmasından sonra ortalama 10-15 yıl sonra hastaların çoğu ölür.

  • Suriyeli Ailenin Örnek Davranışı

    Suriye’deki savaştan kaçarak Malatya’ya yaşamaya başlayan 38 yaşındaki Abbas Taha, hayırsever bir vatandaşın kendisine verdiği elbiseden çıkan 6 adet bileziği sahibine teslim etti.

    Malatya’da bir süre önce vefat eden 79 yaşındaki Ahmet Eserçelik’in evdeki eşyalarını çocukları Yeşilyurt ilçesine bağlı Gündüzbey Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli aileye verdi. 3 yıl önce Suriye’nin Halep kentinden Malatya’ya yerleşen Abbas Taha giyim malzemelerinin içerisinde 6 adet altın bilezik gördü. Kirada yaşayan ve işsiz olan Abbas Taha ise hemen yardımları kendisine ulaştıran gazeteci-yazar Alişan Hayırlı’ya bilgi vererek altınların elbise içerisinde unutulmuş olduğunu belirterek sahibine teslim etmek istediğini söyledi.

    Bu davranışı karşısında oldukça duygulandığını belirten Alişan Hayırlı ise eşyaları Suriyeli ailelere veren Eserçelik ailesine ulaşarak konuyu iletti. Gündüzbey’de buldukları altınları sahibine teslim eden Abbas Taha, “Bizler savaştan kaçıp geldik, bunlara muhtaç değiliz. Her şeyimiz Suriye’de vardı, herkes altınlarını, eşyalarını bırakarak buralara kaçtı” diye konuştu.

    Vefat eden Ahmet Eserçelik’in akrabası Savaş Özbey ise yaşadığı bu durum karşısında çok duygulandığını ifade ederek, “Bu insanlar savaştan kaçmışlar. Ekmeğe muhtaç insanlar, inanın bu davranışları bizleri çok duygulandırdı” şeklinde konuştu. Özbey, ayrıca altınları aileye ulaştıracağını belirterek Abbas Taha’nın ailesine altınları bozdurarak yardımda bulunacaklarını söyledi.

    Gazeteci Alişan Hayırlı ise Gündüzbey’deki Suriyeli sığınmacılar için yardım organizasyonu yaptıklarını belirterek Eserçelik ailesinin de sosyal medya üzerinden kendileri ile irtibata geçtiğini ve ikinci el eşyaları Suriyeliler vermek istediklerini söyledi. Hayırlı, tüm imkansızlıklarına rağmen Suriyeli ailenin bu davranışından dolayı çok mutlu olduklarını belirterek, bu örnek davranışından dolayı Abbas Taha’ya teşekkür etti.

  • Suriyeli Ailenin Motosiklet Üzerindeki Tehlikeli Yolculuğu

    Gaziantep’te Suriyeli bir aile, motosiklet üzerinde tehlikeli şekilde yolculuk yaparak, çöp konteynerlerinni tek tek gezip yiyecek topluyor.

    Suriye’de Esed zulmünden kaçarak Gaziantep’e sığınan Suriyeli bir aile, motosikletle çöpten yiyecek toplayarak geçinmeye çalışıyor. Konteynerleri tek tek gezerek, içerisindeki yiyecek ve kullanılmayan eşyaları alan Suriyeli ailenin görüntüleri yürekleri sızlatıyor. Aile, çöplerden bulduğu malzemeleri ise motosikletin arkasına bağladıkları plastik kasada taşıyor. Eşi ve 2 çocuğuyla motosiklet üzerinde tehlikeli şekilde ilerleyen Suriyeli, bir süre sonra gözlerden kayboldu.

  • Mülteci Ailenin Siyam İkizi Dünyaya Geldi

    Irak’ın Musul kentinde yaşayan Esme Şıhla ve Ersed Bicare çiftinin terör örgütü IŞİD’den kaçarak sığındığı Türkiye’de, siyam ikizi dünyaya geldi. İslahiye çadır kentte kalan Türkmen aile, bebekleri siyam ikizinin ayrılmasını bekliyor.

    Gaziantep’in İslahiye ilçesindeki mülteci kampında kalan Esme Şıhla, 3 gün önce doğum sancılarının başlaması üzerine Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesine kaldırıldı. Ameliyata alınan Şıhla, siyam ikizi dünyaya getirdi. Karından yapışık halde dünyaya gelen bebekler, yoğun bakım ünitesinde bulunan kuvözde tutuluyor. Sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilen siyam ikizlerinin gerçekleştirilecek ameliyat sonrasında birbirinden ayrılması bekleniyor.

    DOKTORLAR ŞAŞIRDI

    Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Opr. Dr Fatma Kılınçoğlu, 9 Ocak’ta gerçekleşen doğumda bölgede ilk kez görülen siyam ikizlerinin dünyaya geldiğini kaydetti. Kılınçoğlu, siyam ikizinin toplam 6 kilo 300 gram dünyaya geldiğini belirtti.

    İKİZ BEBEK SANILDI

    Bebeklerin doğumunu gerçekleştiren Uzman Dr. Alpaslan Pıçak, önce bebekleri ikiz bebek olarak düşündüklerini kaydetti. Hastanın İslahiye’den acilen hastaneye geldiğini anlatan Pıçak, şöyle konuştu: “İkiz gebelik sanıp sezaryene aldık. Ancak sezaryen sırasında bebeklerin birbirine yapışık olduğunu gördük. Sağlıklı iki bebeğin olduğu, bebeklerin cinsiyetinin birinin kız diğerinin erkek olduğunu gördük. Bebeklerin karın bölgesinden birbirlerine yapışık olarak doğumunu gerçekleştirdik. Cerrahi serviste hastamızın iki gün yatışını yaptıktan sonra taburcu ettik. Sağlığı yerinde olan bebekleri çocuk doktorlarına yönlendirdik. Daha önce böyle bir olayla karşılaşmadım iki yüz elli bin doğumda bir gerçekleşebilen bir olay.’’

    Dr. Sevgi Büyükbeşe Savsu, hastanın gece geldiğini belirterek, genel durumlarının orta düzeyde olduğunu ifade etti. Savsu, bebeğin tetkik ve kontrollerini takip ettiklerini ifade etti.

    AMELİYATLA AYRILACAKLAR

    Uzman Dr Mehmet Göksu, siyam ikizlerin hayati fonksiyonların her geçen gün daha iyi olduğunu ifade ederek, bebeklerin gelişimini tamamlamasının ardından ameliyatla birbirinden ayrılacağını kaydetti.

    Yapışık ikizlerin ameliyatı için ciddi bir cerrahi müdahale gerektiğini anlatan Göksu, şunları söyledi:

    “Siyam ikizi bebekleri kliniğimize aldık. Hayata tutunmaları için her türlü desteği sağlamaya çalışıyoruz. Bunu sağladıktan sonra gerekli çalışmaları yaparak ameliyatlarını planlamayı düşünüyoruz. Mevcut destekle bebekleri hayatta tutabilirsek, ondan sora iyi bir cerrahi operasyonla ayırabileceğimizi düşünüyoruz. Şuan görünürde ortak bir karaciğeri ve bağırsak sistemleri mevcut ama bunun cerrahi yöntemle ayrılabileceğini düşünüyoruz.”

    SİYAM İSMİ KRALLIKTAN GELİYOR

    Kadın Doğum Uzmanı Dr. Ramiz Dursun, çok şaşırdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Siyam ismi krallıktan geliyor. Anne tek bebek olduğunu düşünüyordu. İkiz ve ters oldukları için acil doğuma sevk ettik. Siyam ikizi olduğu yapılan ameliyatla belli oldu. Siyam ikizleri ilk olarak bin yüz yılında İngiltere’de dünyaya geldi. Ama bu konuda en meşhur olan ikizler siyam krallığında 1811 yılında mevcut adı Tayland olan ülkede doğdular ve altmış dört yıl yaşadılar. Bu yaşamda tüm dünyaca tanındılar, değişik gösteride bulundular. Evlendiler hatta toplam yirmi bir çocukları oldu. 64 yıl yaşadıktan sonra beyinde pıhtı atması dediğimiz sebep ile ikizlerden biri ölünce diğer ikizde üç saat aradan sonra öldü. Bu konuda ünlü oldukları ve Siyam Krallığında meydana geldiği için siyam ikizleri denilmektedir.”

    Öte yandan çadır kentte kalan ailenin büyük bir merakla yapışık bebeklerin ayrılmasını beklediği belirtildi.