Etiket: aile

  • G20 Liderleri Aile Fotoğrafını İmzaladı

    Antalya’da gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi’ne katılan liderler, çektirdikleri aile fotoğrafını imzaladı.

    Antalya’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’ne katılan devlet liderleri dün aile fotoğrafı çektirmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, liderleri otel önünde hazırlanan platformda karşıladı. Erdoğan ile tokalaşan liderler, aile fotoğrafı çekimi için beklerken, ayaküstü sohbet etti. Karşılamanın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve aralarında ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suudi Arabistan Kralı Salman Bin Abdulaziz Al Suud, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Japonya Başbakanı Shinzo Abe, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’un da bulunduğu konuk heyet başkanları, G-20 Liderler Zirvesi aile fotoğrafı için hazırlanan platformda, kendilerine ayrılan yerlere geçti. Aile fotoğrafı için yere ülke bayrakları konulmadı. Onun yerine ülke isimleri yazıldı. Aile fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sol yanında ABD Başkanı Obama, sağında ise Çin Devlet Başkanı Cinping yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın dün gece G20 zirvesine katılanlara verdiği çalışma yemeğinde liderler aile fotoğrafını imzaladı. Aile fotoğrafına başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-Hye, Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull, Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, İspanya Başbakanı Mariano Rajoy gibi isimler imza attı.

    AİLE FOTOĞRAFINDA KİM NEREDE

    EN ÖN SIRA (Soldan sağa): Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe, Endonezya Başkanı Joko Widodo, Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Pe¤a Niete, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma, Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdülaziz, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama, Brezilya Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güney Kore Cumhurbaşkanı Park Geun-hye, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, AB Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker.

    ORTA SIRA (Soldan sağa): Malezya Başbakanı Necip Rezak, İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, İtalya Başbakanı Matteo Renzi, İngiltere Başbakanı David Cameron, Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Japonya Başbakanı Shinz“ Abe, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong, Arjantin Ekonomi Bakanı Axel Kicillof, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius.

    EN ARKA SIRA (Soldan sağa): Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Roberto Avezedo, IMF Başkanı Christine Lagarde, ILO Genel Direktörü Guy Ryder, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Dünya Bankası Başkanı Jim Yong-Kim, OECD Genel Sekreteri Jose Angel Gurria, Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Mark Carney.

  • Çatomlu Kadınlar Aile Bütçelerine Katkı Sağlıyor

    Diyarbakır’ın Çermik İlçe Kaymakamlığı bünyesindeki Çok Amaçlı Toplum Merkezleri’nde (ÇATOM) kadınlar, ürettikleri ürünlerle aile bütçelerine katkı sağlıyor.

    Kadınların sorunlarının farkına varmalarına, tanımlamalarına ve çözüm için inisiyatif kullanabilmelerine fırsat yaratmak amacıyla Çermik Kaymakamlığı bünyesinde hizmet veren Çok Amaçlı Toplum Merkezi’nde (ÇATOM) kadınlara yönelik eğitim ve meslek sahibi edici çalışmalar yapılıyor. Bir yandan okuma yazma öğrenen kadınlar, bir yandan da devam ettikleri kurslarla meslek sahibi olup, para kazanıyorlar.

    “KENDİLERİNİ İFADE EDİYORLAR”

    Çermik ÇATOM Müdiresi Emiş Bahçeci, yaptıkları çalışmalarla kadın istihdamını ve kadın girişimciliğini artırmak istediklerini, bu amaçla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Evde 4 duvar arasında kalan kadınların katıldıkları çeşitli kurslarla kendilerini ifade edebilme imkanı yakaladığını anlatan Bahçeci, kadınların ürettiği ürünleri, katıldıkları çeşitli sergilerde herkesin beğenisine sunduklarını bildirdi.

    “KADINLARIN EMEĞİ ÇOK GÜZEL”

    Bahçeci, “Kadınlarımız el emeklerinin çok güzel olduğunu biliyor, ancak bunu nasıl değerlendireceklerini bilmiyorlar. Kadınlar da güzel ürünlerini ortaya çıkardı. Kadınlar, el emeği ve göz nuru ile yaptıkları ürünleri satarak aile bütçelerine katkı sağlamaktadırlar” dedi.

  • Bozüyük’te Aile Eğitimi Kursları Başladı

    Bilecik’in Bozüyük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından aile eğitimleri kursları başlatıldı.

    0-18 yaş arasında çocuğu olan ailelere, Saffet Şeker İlkokulu’nda Gülay Karaca, Necip Fazıl Kısakürek İlkokulu’nda Kezban Erdeniz, Zafer İlkokulu’nda Günseli Yıldızer ve Zeynep Karasu ile aile eğitimi, Çitosan İlkokulu’nda ise Alper Uysal ve Ali Mesur ile BADEP (Baba Destek Eğitimi) kursları duyarlı velilerin katılımlarıyla başladı. Toplamda kurslara katılana 120 kursiyerin mevcut olduğu belirtildi.

    Aile eğitimlerine ilişkin yapılan araştırmalarda çocuklara yapılan yatırımların toplumsal faydaya dönüştüğünü, bireysel ve toplumsal kalkınmaya destek sağladığını, aile içi iletişimi güçlendirdiğini, annelerin kendilerine güven kazanmasını sağlayarak, çocukların okul başarısının artmasına büyük katkılar yaptığının ortaya çıktığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklama yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Gümüş, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen bu program, 0-18 yaş arasında çocuğu olan ailelere yönelik olarak hazırlanmış bir “Aile Eğitim Programı”dır. Programın genel amacı, ülke genelinde 0-18 yaş arasında çocuğu olan anne-babaların “anne-babalık becerilerinin” geliştirilmesi ve böylece aile içi ilişkilerin güçlendirilmesi yoluyla çocuğun ve ergenin var olan potansiyelini kullanmasını sağlamaktır.

    Tüm halkımızı programlarımıza katılmaya davet ediyoruz. Kayıtlar için en yakın okul müdürlükleri ve Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğümüze müracaat edebilirler” dedi.

    Gümüş, aile eğitimi programlarını çok önemsediklerini, eğitimin öğretmen, öğrenci ve veli ayağı olduğunu, bu sacayağı sağlam olduğunda başarı geldiğini söyleyerek, “Önümüzdeki süreçte anne çocuk eğitimi ve baba destek programları konusunda sertifikalı öğretmen sayısını artırarak her okulumuzda kurs açacak duruma gelmek istiyoruz” diye belirtti.

  • Aile İçi Şiddette Baş Aktör: “Stockholm Sendromu”

    Özellikle toplumsal olaylarda son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen “Stockholm Sendromu”nun hayatımızı olumsuz yönde etkilediği ve aile içi şiddette baş aktörler arasında yer aldığı bildirildi.

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Sümer Öztanrıöver, yaptığı açıklamada, Stockholm’de bir banka soyguncusuna karşı rehinelerin geliştirdiği bağlanma ve yardım etme davranışına atfedilerek tanımlanan Stockholm Sendromu’nun, toplumda çok yaygın, ciddi, ölümcül sonuçları olabilen bir bozukluk olduğunu söyledi.

    “Aile içi şiddette Stockholm Sendromu, bir numaralı aktördür” diyen Öztanrıöver, “İstismarcı anne-babanın çocuğunda, şiddet gören kadında eşine karşı gelişebilir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtileri gösterirler” dedi.

    Stockholm Sendromu’nun gelişmesi için dört koşulun olduğunu ve bunlardan ilkinin hayati tehlikenin olması olduğunu ifade eden Öztanrıöver, “Saldırgan, öfke anında tamamen kontrolden çıktığı için kurban, ölümle burun buruna yaşar. Sık sık hastanelik edilir. Saldırgan, kurbanın ayrılma isteğine karşı sık sık ölümle tehdit eder. Kurbanı, çocuğunu, anne-babasını bazen de kendini öldürmekle tehdit eder” şeklinde konuştu.

    Öztanrıöver, ikinci koşulun, kurbanın dış dünyadan soyutlanması olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Saldırgan aşırı kıskançtır ve kurbanı ailesinden, arkadaşlarından, işinden, sosyal hayatından kısıtlar. Kurbanın yardım isteyeceği sosyal destek ağları biter. Üçüncü koşul, kurban ortamdan kaçamayacağına inanır. Çaresizlik hisleri bu kişilerde çocuklaşma eğilimine (regresyona) yol açar. Ailesinden şiddet gören 3-5 yaşındaki bir çocuk gibidir. Evden gitmeyi düşünemez bile. Fiziksel-cinsel-duygusal şiddet karşısında donuk ve tepkisiz kalabilir. Dördüncü koşulda ise, saldırgan bazen yakın davranır. Kurbanı çok sevdiğini, sevdiği için kıskandığını, eğer doğru davranırsa her şeyin yoluna gireceğini söyler. Saldırgan bazen dayaktan sonra ağlayabilir ve kurbandan özür dileyebilir. Ancak bu kendini hatalı gördüğü için değildir. Saldırgana göre suçlu, her zaman kurbandır. Kurbanda artık travmatik bağlanma gelişmiştir. Hatanın kendisinde olduğuna inanmaya başlar. Saldırganın, geçmişindeki travmaları nedeniyle öyle olduğuna ve aslında ’iyi biri’ olduğuna inanır. Ona acır, onu kurtarmak ister ve çevresindekilere karşı onu savunur. Bir gün saldırganın ’düzeleceğine’ inanır. Saldırganlar ise olgunlaşmamış (immatür) kişilerdir. Öfke kontrolü açısından 3-5 yaşlarındaki bir çocuğun duygusal olgunluğuna sahiptirler. Benmerkezci ve bağımlı kişilerdir. İlgi ve sevgi beklentileri aşırıdır. Hemen daima kurbanın hatalı olduğuna inanırlar ve onu kontrol etmeye, değiştirmeye, düzeltmeye çalışırlar. Kendilerini hatalı görmedikleri için psikiyatrik yardım almak istemezler.”

    “ÖNLEMEK İÇİN TOPLUMSAL FARKINDALIK OLUŞTURULMALI”

    Stockholm Sendromu’nu önlemek için öncelikle toplumsal farkındalığın oluşturulması gerektiğini vurgulayan Öztanrıöver, şöyle devam etti:

    “Neredeyse canlı bir bomba ile yaşayan bu kişilerin, güvenliklerinin acilen sağlanması gerekir. Çünkü Stockholm Sendromlu kişiler duygusal açıdan 3-5 yaşlarındaki bir çocuk kadar bağımlıdırlar. Bu yüzden yaptırımların, şiddete uğrayan çocuklara uygulanan prosedürle aynı olması, yani şikayete bağlı olmaması gerekir. Bu sendromdan muzdarip kişilere travma terapisi yapılarak psikolojik yaralarının sarılması ve kendine güvenlerinin yeniden inşa edilmesi gerekir. Saldırganın da psikiyatrik hastalığının mutlaka teşhis edilmesi ve tedavisi yapılmalıdır. Saldırgan, tedaviyi talep etmeyeceği için de bu konudaki hukuki düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir.”

  • Adıyaman Sincikli Aile Bebeğine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsmini Verdi

    1 Kasım’da yüzde 96’lık oranla AK Parti’ye en çok oy çıkan ilçe olarak ismini duyuran Adıyaman’ın Sincik ilçesinde, seçimden sonra doğan ilk erkek çocuğa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi verildi.

    Çavçük Köyü nüfusuna kayıtlı olan ve İstanbul’da ikamet eden Mahmut ve Safiye Aydın çifti, 5 Kasım tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen ve Sincik nüfusuna kayıt ettirdikleri erkek çocuklarına ‘Recep Tayyip’ adını koydu. Baba Mahmut Aydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük hayranı olduğunu ve ailece her mitingine de katıldığını ifade etti.

    ANNE SAFİYE AYDIN: “ERDOĞAN’I ÇOK SEVDİĞİMİZ İÇİN ONUN ADINI KOYDUK”

    Doğumun ardından bebeği kucağına alan anne Safiye Aydın, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı çok sevdiğimiz için onun adını koyduk. Sevinçliyiz. Bizi ziyaret etmesini bekliyoruz” diyerek duygularını ifade etti.

    BABA MAHMUT AYDIN: “SİNCİKLİ OLDUĞUMUZ İÇİN VE YÜZDE 96 ALDIĞIMIZ İÇİN ÇOK SEVİNÇLİYİZ”

    Baba Mahmut Aydın ise, “İsmini verirken çok duygulandım. Sincikli olduğumuz için ve (orada) yüzde 96 aldığımız için çok sevinçliyiz. Ona karşı büyük bir sempatimiz var. Buradaki hemen hemen bütün mitinglerine katıldık. İlçemizi ziyaret etti, onun içinde çok memnunuz. O yüzden bebeğimizin ismini de cumhurbaşkanımızın ismini verdik” diye konuştu.

    “İNŞALLAH BİZİ ZİYARET EDER VEYA BİZ ONU ZİYARET EDERİZ İNŞALLAH”

    İstanbul’da bir ayakkabı firmasında çalıştığını belirten ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendilerini ziyaret etmesini isteyen Aydın, “İnşallah bizi ziyaret eder veya bizi Üsküdar-Kısıklı’ya davet eder veya biz onu ziyaret ederiz inşallah. Allah cumhurbaşkanımıza uzun ömürler versin ve başımızdan eksik etmesin” dedi.

    “BURADA DOKTOR OLSUN, HEMŞİRELER OLSUN TÜM GÖREVLİLER ÇOK İYİ İLGİLENİYORLAR”

    Doğumu yaptıkları Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesinden ve personelinden çok memnun kaldıklarını ifade eden Mahmut Aydın, “1999-2000 yıllarında bir kardeşim Çapa’daydı. Döner sermayeye para yatırmadığı zaman hastayı içeriye almıyorlardı. Rahmetli babam Haydarpaşa’da ölümle pençeleşirken acilin önüne koydular. Şimdi Allah razı olsun. Gerçekten her şey çok daha farklı. Dağlar kadar fark var. Burada doktor olsun, hemşireler olsun tüm görevliler çok iyi ilgileniyorlar. Eski yıllarda ilgilenmiyorlardı. Memnunuz Allah devletimize zeval vermesin” diye konuştu.

    “DOĞU HALKINA ÇOK BÜYÜK HİZMET VAR, DOĞU’YA ACAYİP YATIRIMLAR VAR”

    Doğu ve Güneydoğu’da yaşanılan olayları da değerlendiren Aydın, “Allah herkese akıl ve fikir vermiş, göz vermiş, her şey ortada. Ben 1992’de İstanbul’a geldim. Ayakkabıcı olduğum için Gedikpaşa’da çalıştım. İkinci katta camlar açık ve çöplerin üzerine basarak aşağıya iniyorduk. Esenler’de oturuyorduk. Musluklardan çamur akıyordu, bu yüzden Arnavutköy’e gidip tankerlerle su getirtiyorduk. Bu halkın bunu görmesi lazım. Doğu halkına çok büyük hizmet var, Doğu’ya acayip yatırımlar var. İnşallah bundan sonra çok daha farklı olur. Cumhurbaşkanımızın ellerinden öperim. Çocuğumun adını da Recep Tayyip koydum” dedi.

    Terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların hız kesmeden devam etmesini temenni eden Aydın, “İnşallah operasyonların devamı gelir. Eksiklik olmasın. Çünkü orada yaşanılan dış güçlerin bir oyunu. İnşallah bu oyunu da bozarız” diye konuştu.