Etiket: Ağrısız

  • Hemoroidden ağrısız kurtulmak mümkün

    Uygulanmaya başlanan son teknoloji lazer yöntemi ile hemoroid artık kabus olmaktan çıkıyor. Bu yöntemle ameliyat olmadan hemoroidden kısa sürede ağrısız bir şekilde kurtulmak mümkün olacak.

    Özel Ümit Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Hacıoğlu, halk arasında “lazer yöntemi’’ olarak bilinen hemoroid tedavisinde kullanılan yöntemin tıptaki adının ‘infrared koagülasyon’ olduğunu belirterek, “Bu yöntemde kızılötesi ışığın ısı enerjisi kullanılarak hemoroidler yakılmaktadır. Ümit Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde görev yapan tüm doktorlar ile birlikte uygulamaya yeni koyduğumuz lazer yöntemi gerçek lazer ışığı vererek, diğer yöntemlerden çok daha az doku yakarak çok daha emniyetli bir şekilde bölgedeki hemoroidleri küçültüyor. Özellikle iç hemoroidlerin ilk 3 derecesindeki hemoroidlerde bu yöntem çok etkili” dedi.

    Lazer yönteminin hastaya sağladığı kolaylıklardan söz eden Op. Dr. Hacıoğlu, “İşlem çok kısa sürüyor. Hiçbir şekilde büyük bir kesi yapılmıyor, yara açılmıyor. Küçücük bir delikten hemoroidlerin arkasındaki destek dokuya girilerek, bunlar yakılarak toparlanıyor. Hastalar bu işlemi ağrısız olarak atlatıyor. Narkoz verilerek, belden uyuşturma ile ya da lokal anestezi ile bu işlem yapılabiliyor. İşlem sırasında bölgedeki sinirler uyuşturulduğu için ameliyat sonrası erken dönemde hastalar hemen hiç ağrı hissetmiyor. Hastaların birçoğunu aynı gün taburcu edebiliyoruz. Hastalar çok kısa zamanda işine gücüne dönüyor. Büyük bir yaraları olmadığı için ameliyat sonrası akıntı, kanama, enfeksiyon, pansuman ve iyileşmesi uzun süren yaraları olmuyor” ifadelerini kullandı.

    Yöntem uygulandıktan sonra etkisinin birinci haftada başladığını ve maksimuma 1’inci ayda ulaştığını aktaran Hacıoğlu, “Bu dönemde üçüncü derece hemoroidlerin tamamının kaybolmasını bekliyoruz. Yöntemin başarı oranı hemoroid ameliyatı ile hemen hemen eşdeğer. Eskiden beri uygulanan klasik hemoroid ameliyatı hemoroidlerin tamamen kesilerek çıkarılması yöntemi idi. Bu yöntem çok ağrılıdır. Uzun süren ağrılar, akıntılar, kanamalar, pansumanlar gerektiriyor, ancak lazer yönteminde bu sorunlar yaşanmadan aynı etkide sonuçlar alabiliyoruz” dedi.

    Birçok hastaya ağrısı olmadığı için ağrı kesici bile vermediklerini belirten Hacıoğlu, “Birçok hastaya antibiyotik verme gereği duymuyoruz. Hemoroid ilaçlarını da vermiyoruz. Lazerin etkisi ile hemoroidler yavaş yavaş 1 ay için normale dönüyor” şeklinde konuştu.

    “Tuvalette uzun süre kalmayın”

    Hemoroidin anüs bölgesinde bulunan damarsal yastıkçıkların zaman içinde ve çeşitli faktörlere bağlı olarak sarkması ve genişlemesi, üstündeki dokuların da zaman içinde incelerek kanama yapması ile oluşan bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Hacıoğlu, hemoroid oluşumunda genetik yatkınlığın belirleyici olduğunu ifade etti. Op. Dr. Hacıoğlu, hastalığa neden olan faktörleri ise şöyle sıraladı:

    “Hemoroid toplumda çok sık rastlanan bir sağlık sorunu, erkeklerde daha sık görülüyor. Özellikle 40 yaşın üstündeki insanlarda, hamilelikte kadınlarda çok sık görülen bir hastalıktır. Ailede birinde hemoroid olması sizde olma ihtimalini arttırır. Uzun süre ayakta kalmak, uzun süre oturmak, ağır kaldırmak, karın içi basıncını artıran ağır sporlar yapmak, kabızlığa bağlı fazla ıkınma ya da bazı sık ishallerde çok ıkınma olduğu için olabiliyor. Uzun süre tuvalette kalma, tuvalette gazete veya dergi okuma, cep telefonu ile oynama da yine tuvalette kalma sürelerini uzattığı için hemoroide neden olabiliyor.”

    Hemoroid oluşumunu engellemek için fazla ıkınmaya veya kabızlığa sebep olacak acı, baharatlı yiyeceklerden uzak durmak gerektiğine dikkat çeken Dr. Hacıoğlu, “Bol su ve lifli gıdalar tüketilmeli” diye konuştu. Hemoroidin tedavi edilen bir hastalık olduğunu belirten Hacıoğlu, “Hemoroid ikiye ayrılıyor; iç ve dış hemoroid. İç hemoroidleri de derecelendiriyoruz. Birinci derece hemoroidler tedavi gerektirmezken, ikinci derecelerde hemoroid makat dışına çıkabiliyor ve baskı ve ağrı oluşturuyor. Bu düzeydeki hemoroidlere ilaç tedavisi uyguluyoruz ve yüzde 80 civarında yanıt alıyoruz. Ancak ilaç tedavisinden sonra tekrarlama olabiliyor, tekrarladığında da küçük cerrahi girişimler gerekebiliyor. Son aşamada ise ameliyat gerekebiliyor” dedi.

    Hemoroid kansere neden oluyor mu?

    Hemoroid tedavi edilmezse sık sık kanamalar olabileceğini, en önemli sıkıntının da bu olduğunu ifade eden Hacıoğlu, “Çok aşırı kanamalara bağlı kansızlık ortaya çıkabiliyor. Yine kansızlığa bağlı olarak baş dönmesi, tansiyon düşmesi, halsizlik gibi sıkıntılar ortaya çıkabiliyor” şeklinde konuştu.

    “Hemoroid tedavi edilmezse kansere yol açar” inanışının yanlış olduğuna dikkat çeken Dr. Alper Hacıoğlu, “Bunun nedeni hemoroid belirtileri olduğu düşünülen bazı hastalarda makat bölgesine yakın bölgede kalın bağırsak kanseri olabilmesi. İkisinin belirtileri birbirine çok benziyor, yani hemoroid tedavi edilmezse kansere dönüşmüyor. Bu nedenle biz hastalarda hemoroidle karışabilecek diğer nedenleri dışlamak için kolonoskopi gibi bazı incelemeler yapıyoruz” dedi.

  • Doğum Korkusuna Karşı Ağrısız Doğum

    Medical Park Gaziantep Hastanesinde göreve başlayan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Ahmet Şükrü Denker, ağrısız doğum hakkında anne adaylarını bilgilendirdi.

    Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Ahmet Şükrü Denker, doğum ağrılarının giderilmesi için çeşitli yöntemlerin mevcut olduğunu söyledi. Denker, “Yavrumuza kavuşacağımız doğum anı belki hayatımızın en önemli anlarından biridir. En büyük problemi ise doğumun başlamasının habercisi olan ağrıdır. Aslında büyük bir müjde vermesine rağmen pek çok anne adayı tarafından hayatları boyunca duyulan en şiddetli ağrı olarak tanımlanmaktadır. Ağrının anne ve bebek üzerindeki bilinen olumsuz etkilerinden dolayı mutlaka giderilmesi gerekmektedir. Ağrı giderildiğinde doğum siz ve bebeğiniz için güzel bir deneyim olacaktır. Doğum ağrısı rahmin kasılmalarına bağlı olarak oluşur. Başlangıçta şiddetli bir menstürasyon zannedilebilir. Doğum evresi ilerledikçe daha da şiddetlenir. Rahmin kasılmaları düzenli hale gelir. İlk doğum en uzun ve şiddetli ağrı ile birlikte olanıdır. Yapay sancı uygulanması gereken gebelerde ağrı şiddetinde artma olabilmektedir. Doğum ile ilgili bilgileri kadın doğum uzmanları, ebeler, anneler, din bilginleri, dergi ve kitaplardan alabilirsiniz. Ağrı giderilmesi konusunda da anestezi uzmanıyla görüşülmelidir. Bu sayede doğum öncesinde epidural uygulamanın nasıl yapıldığı ve sonuçlarıyla ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz. Ağrınızın giderilmesi için size yardımcı olacak çeşitli yöntemler mevcuttur. İki ana başlık altında bu tedavi modellerini ilaçsız ve ilaçlı tedavi olmak üzere toplayabiliriz. Yanınızda size destek olacak bir yakınınızın bulunması çok büyük değer taşır. Gevşeme önemlidir ve bazen hareket etmek de yararlı olur. Ilık su ile banyo yapmak ve masaj, özellikle de belinizin ovulması gevşemenizi ve ağrınızın biraz hafiflemesini sağlayabilir. Müzik dinlemek de bu konuda yararlı olabilir. Yine TENS yani sinirlerin dışarıdan düşük voltajlı elektrik akımı ile uyarılması da ağrısız doğumda kullanılmaktadır. Cihaz gereken bu uygulama özellikle doğumun birinci evresinde etkilidir. Herbalizm, aromaterapi, odyoterapi, hipnoz, akupunktur, su banyosu kimilerine göre ağrının giderilmesinde çok yaralı olmakla birlikte etkileri sınırlı tedavi yöntemleridir. Hangi ağrı tedavi yönteminin sizin için en iyisi olacağını önceden tahmin etmek güçtür’’ ifadelerini kulandı.

    İlaç kullanılan ağrısız doğum uygulamaları da ajanın tüm vücuda verilmesi ve bölgesel anestezi olarak iki ana başlıkta toplandığını ifade eden Denker, “Anestezik gazlar, güçlü analjezikler sistemik uygulamalarda kullanılabilir. Günlük hayatta sık kullanılan ağrı kesiciler (nonsteroid antiinflamatuarlar) bebeğe bilinen zararlı etkilerinden dolayı kullanılamazlar. Bugüne kadar pek çok anestezik gaz eter, kloroform, entonoks (nitröz oksit-oksijen), izofluran gibi tarihsel gelişimleri içinde bu amaçla kullanılmıştır. Hatta prenses doğumu tabiri 1853 yılında John Snow tarafından Kraliçe Victoria’nın doğumu sırasında kloform kullanılmasından gelmektedir. Anestezik gaz uygulaması bilinç ve koruyucu reflekslerin kaybına neden olabileceğinden günümüzde ağrısız doğum uygulamasında pek kullanılmamaktadır. Güçlü analjezikler içinde ağrısız doğum amacıyla günümüzde de yaygın olarak kullanılan Petidin en önemli örnektir. Etki çabuk başlar. Fakat anneler doğumdan sonra uykulu olduklarını ve ağrı hissettiklerini söylemektedir. Yapılan pek çok çalışmada da etkili olmadığı belirtilmektedir. Yeni analjeziklerden remifentanilin ağrısız doğumda kullanılması ile ilgili çalışmalar halen tüm dünyada devam etmektedir. Bölgesel anestezi uygulamaları ise santral ve periferik sinir blokajlarından oluşmaktadır. Amerikan Jinekoloji ve obstetrisyen derneği tarafında ağrısız doğumda epidural uygulamanın altın standart olduğu belirtilmektedir. Epidural anestezi uygulaması için birinci şart anne adayının istemesidir. Bunun dışında anneye, bebeğe ve doğum tramvanın (doğum sancısı) gelişimine bağlı birtakım nedenlerden dolayı epidural anesteziye gereksinim olabilir. Annede hipertansiyon varlığı, bebeğin prematür olması, makat gelişi, cerrahi gereksinim buna örnek olarak verilebilir. Epidural anestezi uygulamasında muayene, kan analizleri ve monitörizasyon tamamlandıktan sonra bel bölgesi dezenfektanlarla silinip steril bir şekilde kapatılır. Çok ince iğnelerler girişim yerine lokal anestezi uygulanır. Uygulama oturur veya yan yatar pozisyonda yapılabilir. Buna uygulayıcının deneyimi ve annenin hangi pozisyonda daha rahat olacağına bakılarak karar verilebilir. Lokal anestezi etkisi başladıktan sonra kataterin yerleştirileceği iğneyle girilip epidural alan bulunur ve akabinde kateter sinirlerin omurilikten çıktıktan sonraki kılıflarıyla sarılı olduğu yağ dokudan zengin olan bu bölgeye yerleştirilir. Test dozu olarak lokal anestezik yapıldıktan sonra asıl ağrıyı giderecek olan lokal anestezik güçlü analjezik karışımı kateterden enjekte edilir. Deneyimli uygulayıcılarla yüzde 90 oranında başarı sağlanır. Enjeksiyonu takiben 10-15 dakika sonra anne ağrısız hale gelecektir. Tam bir motor sinir blokajı olmayacağı için anne travay süresince kalkıp yürüyebilir. Uyuklama olmayacağından doğum eylemine katılabilecek doğar doğmaz bebeğini kucaklayacak doğum için açılan epizyotomi dikilirken bile ağrısı olmayacaktır. Epidural anestezi anne adayının istememesi, kanama bozukluğu varlığı(aspirin, heparin, kumadin gibi ilaçların kullanımı), uygulanacak bölgede enfeksiyon varlığı uygulanacak ilaçlara allerji öyküsü olması gibi durumlarda uygulamaz. Yine acil müdahale imkanlarının bulunmadığı yerlerde de uygulanmamalıdır. Epidural anestezi uygulamasında bebeğe uygulanan ilaçlardan ulaşım neredeyse yok denecek kadar az olmaktadır. Bu nedenle bebekte yan etkiye rastlanmaz. Annede hipotansiyon yapabilir. Damardan verilen serum uygulaması ile çok çabuk düzeltilir. Hastanemizde epiduralle ağrısız doğum isteminde bulunan anne adaylarına girişim öncesi damardan dengeli tuz solüsyonu verildikten sonra uygulama yapıldığından hipotansiyon ile pek karşılaşılmamaktadır. Nadiren uygulama sonrası baş ağrısı görülebilmektedir. Gebelikte bel ağrısı sık görülmektedir. Epidural uygulama sonrasında belde birkaç gün süren lokal hassasiyet görülmekle birlikte dünya üzerinde yapılan pek çok çalışmada epidural uygulamanın bel ağrısı ile pek ilişkisi olmadığı belirtilmektedir. Epidural anestezi uygulamasında zamanlama da önem taşımaktadır. Servikal açıklığın 3-5 cm olması ve kontraksiyonların sıklaşması uygun zaman olarak bildirilmektedir. Daha ileri verelerde ise hastanemizde spinal veya kombine spinal-epidural anestezi uygulaması yapılmaktadır’’diye konuştu.

  • Prof. Dr. Duygu: “Bilekten Anjiyo, Daha Ağrısız, Kısa Süreli Ve Konforlu”

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, bilekten anjiyonun daha ağrısız, kısa süreli ve konforlu olduğunu söyledi.

    Duygu, uygulamakta oldukları kardiyolojik tedaviler ve dünyada kardiyoloji alanındaki gelişmelerle birlikte özellikle son dönemde daha sık uygulanmaya başlayan bilekten anjiyo yönteminin avantajları konusunda açıklamalarda bulundu.

    Prof. Dr. Hamza Duygu, Yakın Doğu Üniversitesi olarak dünyadaki kardiloji alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini vurguladı. Dr. Hamza Duygu aynı zamanda, “Radial (bilekten) ve femoral (kasıktan) anjiyografi, periferik damar anjiyografi, kalp ritm bozukluklarına yönelik elektrofizyolojik çalışma ve ablasyon, 3 boyutlu ekokardiyografi, doğuştan kalp hastalıklarına yönelik girişim (ASD, VSD kapatma) ile kalp kapağı hastalıklarına yönelik girişimsel tedaviler hastanemizin Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’nda başarı ile gerçekleştirilmektedir” dedi.

    YILDA 800’ÜN ÜZERİNDE ANJİYO OPERASYONU

    Yakın Doğu Üniversite Hastanesinde uygulanan anjiyoların yaklaşık %80’i bilekten olduğunu söyleyen Duygu, “Tedavi yöntemlerinde hasta sağlığı ve güvenliği yanında, konforu da göz önünde bulundurulmaktadır. Kardiyoloji alanındaki teknolojik gelişmeler arasında özellikle bilekten anjiyografi dikkat çekmektedir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde tecrübeli kardiyoloji ekibi tarafından her gün tanı ve tedavi amacıyla anjiyografi işlemi yapılmaktadır. Gerçekleştirilen anjiyoların yaklaşık %80’i bilekten olup, bu sayı yıllık 500-600 vakaya ulaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

    BİLEKTEN ANJİYOGRAFİDE HASTA GENELLİKLE AYNI GÜN EVİNE GİDİYOR

    Bilekten anjiyografinin avantajlarından bahseden Duygu, “Koroner anjiyografinin bilek damarından yapılmasının birçok avantajı bulunmaktadır. En önemlisi, kasıktan yapılan girişimlerde seyrek de olsa görülebilen giriş yerine ait komplikasyonların (şişlikler, morarmalar, damar balonlaşması vs.) bilekten anjiyoda yok denecek kadar az görülmesidir. Özellikle yaşlılarda bacak ve kalça bölgesi damarlarının aşırı kıvrımlı veya tıkalı oluşu, kasıktan yapılan anjiyoyu hem hasta hem de hekim için zorlu hale getirebilmektedir. Ayrıca kasıktan yapılan girişimlerde, hastanın uzunca bir süre kasığında kum torbası ile birlikte ve çoğu merkezde uygulandığı üzere 1 gece hastanede yatması gerekmektedir. Özellikle bel problemi olan bazı kişilerde, uzun bir süre kum torbasıyla böyle bir poziyonda yatışı sıkıntılı olabilmekte, idrar yapmakta da zorluklar yaşanabilmektedir. Bilekten yapılan koroner anjiyografide ise bu şekilde uzun süreli yatış gerekli değildir. Genellikle işlemden birkaç saat sonra hastanın evine gitmesi söz konusu olabilmektedir. Yani hasta konforu açısından bilekten yapılan işlemler daha olumlu sonuçlar vermektedir” dedi.

    LOKAL ANESTEZİ ALTINDA YAPILAN BİLEKTEN ANJİYOGRAFİ ACISIZ VE KISA SÜRELİ

    Duygu aynı zamanda, “Hastaların %98-99 gibi büyük bir çoğunluğunda radial arterler anjiyografi yapılmaya uygundur. Anjiyografi çoğunlukla sağ kol bileğine uygulanmakla birlikte, sol kol bileğine de aynı başarıyla uygulanabilmektedir. Bilekten anjiyografi lokal anestezi altında, sadece el bileği uyuşturularak, hasta uyutulmadan yapılır. Lokal anestezik ilaç iğneyle bileğe yapılırken hissedilen hafif bir yanma hissi dışında ek bir ağrı hissedilmez. İşlemin hemen sonrasında bilek bandı kullanılarak kasıktan anjiyografiye kıyasla daha az olan kanama kontrolü sağlanır. Aynı durum sadece anjiografi için değil PTCA (balon) ve stent uygulanan hastalar içinde geçerlidir.

    YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE KARDİYOLOJİK TEDAVİLER UZMAN ELLERDE

    Bilekten anjiyografi için hekimlerin daha tecrübeli olması gerektiğini söyleyen Duygu, “Böyle olumlu özellikleri olmasına rağmen ülkemizde diğer merkezlerde, bilekten koroner anjiyografi, kasıktan yapılan girişimlere kıyasla çok daha nadir tercih edilmektedir. Bunun en önemli nedeni, işlemi gerçekleştiren hekim için bu yolun biraz daha zahmetli oluşu ve tecrübe gereksinimidir. Bilekten anjiyografi tercih edilirken, hastaların özellikle merkez ve hekim deneyimine dikkat etmesi önem arz etmektedir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bilekten veya kasıktan oluşu fark etmeksizin, koroner anjiyografi ile birlikte tüm kardiyolojik tedaviler, konusunda uzman deneyimli hekimler tarafından başarıyla gerçekleştirilmeye devam etmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Yüzdeki Cilt Lekelerinden Ağrısız Kurtulun

    Özel Medicana Konya Hastanesi, son teknoloji Q Switch ND Yag Lazer cihazı ile yüzdeki cilt lekelerinden ağrısız ve sızısız şekilde kurtulma imkanı sunuyor.

    Gelişen teknolojiyle birlikte cilt sağlığı ve güzelliğinde uygulanan lazerli yöntemler son yıllarda son derece gelişmiş durumda. Pürüzsüz ve güzel bir cilde sahip olmak özellikle bayanların sıklıkla üzerinde durduğu bir konu. Özel Konya Medicana Hastanesi’ne yeni gelen Q Switch ND Yag Lazer cihazıyla pürüzsüz bir cilde kavuşmak mümkün.

    Yeni aldıkları cihazı tanıtan Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Op. Dr. Muhammet Kayapınar, Q Switch ND Yag lazer cihazının kendi türünün en gelişmiş cihazı olduğunu belirterek, “Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi onaylı bir cihaz. Güneş lekeleri, gebeliğe bağlı lekeler, lazer uygulamaları hatalarına bağlı lekeler, dövme silme, akne sıkarı, akne tedavisinde çok başarılı bir cihaz. Karbon peeling uygulanabiliyor bu cihazla. Her mevsimde cilde uygulanabilen bir cihaz. Herhangi bir lekede artış sağlamıyor. Bütün hastalarımızda başarıyla tedavilerini yapıyoruz bu cihazla. Ayrıca cihazımızın ağrısı sancısı yok. Çok konforlu bir cihaz. Öğle arası tatilinde bile çok kısa sürelerde 15 – 20 dakika gibi bir sürede uygulanıp normal günlük aktivitesini devam ettirebiliyor hasta” diye konuştu.

  • “İdrarda Ağrısız Kanamayı Hafife Almayın”

    Tıp dilinde ‘Hematüri’ olarak adlandırılan idrarda kan görülmesi olayının ciddi sıkıntılara neden olduğunu belirten Aydın Liva Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ercan Kazan önce hafife alınan ağrısız kanamalar ileride telafisi mümkün olmayan cddi sıkıntılara neden olduğunu söyledi.

    İdrar yaparken yanma, yan ve sırt ağrısı, kasıklarda ağrı, yüksek ateş, bulantı, kusma gibi şikayetleri olanların mutlaka zaman kaybetmeden hekime başvurması gerektiğini belirten op. Dr. Ercan Kazan “Bu durumda sistit, böbrek iltihabı, taş hastalığı, prostat büyümesi, prostat kanseri sıklıkla görülmekle birlikte mutlaka böbrek kanseri ihtimalini de göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü kanamaya neden olmuş bir böbrek kanseri taş düşürürken hissedilen kadar ağrıya neden olabilir” dedi.

    “SİGARA VE AŞIRI KİLO HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR”

    Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ercan Kazan, birçok hastalıkta olduğu gibi böbrek kanserlerinde de en fazla nedenleri arasında sigara kullanımı, dengesiz beslenme ve aşırı kiloların geldiğini belirterek “Pek çok kanser çeşidinde olduğu gibi böbrek kanseri için de ’erken tanı’ çok önemlidir. Ultrasonografinin yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte, herhangi bir nedenle yapılan ultrasonografide rastlantısal olarak, hiçbir şikayet nedeni değilken; kolaylıkla bir böbrek kanserinden şüphe duyulabilir ve bu sayede hastalık erken yakalanabilir. Önemli olan, hastanın hiçbir şikayeti yokken böbrek kanserinin yakalanabilmesidir. Çünkü kanser erken evrede yakalanırsa, tamamen kurtulma şansı çok yüksektir. Kanserin evresine bağlı olarak idrarda çıplak gözle görülebilen veya tetkiklerde ortaya çıkan kanama, böbrek bölgesinde ele gelen kitle ve ağrı, genel halsizlik, yorgunluk hissi, iştahsızlık, kilo kaybı, tekrarlayan yüksek ateş, kansızlık (anemi), yüksek tansiyon, karaciğer fonksiyon bozukluğu, çarpıntı, varikosel, bacaklarda şişlik ve kanserin yayılım yaptığı organa göre ağrı, öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam çıkarma, kemik ağrısı, baş ağrısı, şuur kaybı, felç gibi belirtiler görülebilir. Böbrek kanseri sinsi bir seyir gösterdiğinden dolayı tanı konulduğunda, ne yazık ki hastaların yüzde 25’inde hastalık ilerlemiş ve yayılmış durumdadır” diyerek idrarda ağrısız da olsa kanaması olanların mutlaka hekime başvurmasını istedi.