Etiket: Ağrısını

  • Bel ağrısını önlemenin 9 kuralı

    Acıbadem Adana Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Coşkun Akalın, bel ağrısının toplumdaki görülme sıklığının yüzde 80’lere çıktığını belirterek, basit ama etkili önlemlerle bel ağrısından korunmanın mümkün olduğunu bildirdi.

    Dr. Akalın, her hangi bir yaşta ortaya çıkmasına karşın genellikle 35-55 yaş aralığında daha fazla rastlanan bel ağrılarının, dünyada da en sık görülen ağrılar arasında yer aldığını belirtti. Alınabilecek tedbirlerle ağrılardan korunarak yaşam kalitesini yükseltmenin mümkün olabileceğini belirten Dr. Akalın, bel ağrısından koruyacak basit ama etkili 9 önlemi şöyle sıraladı:

    “Ağır nesneleri kaldırmayın: Genç ve güçlü bile olsanız ağır bir nesnenin yanlış şekilde kaldırılması bele zarar verebiliyor. Bu nedenle bel ağrısı yaşamak istemiyorsanız mümkün olduğunca ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Eğer bunu yapmanız gerekiyorsa, sırtınızı dik tutun ve belinizi sağa, sola veya öne bükmeyin. Ağır yükleri hem kaldırırken, hem de taşırken geniş destek yüzeyi sağlamak için bacaklarınızı birbirinden ayırın ve yükü mümkün olduğunca vücudunuza yakın tutun.

    Yerden bir şey alırken bacaklarınızı bükün: Eğer yerden herhangi bir eşya almanız gerekirse belinizi değil dizlerinizi bükün. Bu sayede yük bacaklarınıza dağılacağı için beliniz korunacaktır.

    Uzun süre ayakta durmayın: Bel ağrılarının artmasına neden olabileceği için işiniz gereği ya da farklı bir nedenle uzun süre ayakta durmanız gerekiyorsa arada dinlenmeyi ihmal etmeyin.

    Doğru sandalye seçin: Eğer oturarak çalışıyorsanız sandalyenizin yüksek ve sert ayarlanabilir bir arkalığı olmasına özen gösterin. Otururken sandalyenin arkalığını ve sırtınızı desteklemeyi unutmayın. Oturma pozisyonunuzu da her zaman dik olarak ayarlayın. Bilgisayar kullanıyorsanız ekranın göz hizasında olmasına dikkat edin. Gerekiyorsa ayaklarınızın altında bir tabure bulundurun.

    Ortopedik yatak kullanın: Doğru bir yatak seçmek de bel ağrısına maruz kalmamak için büyük önem taşıyor. Yatağınız, kaliteli bir uyku sağlayacağı gibi sabahları bel ağrısı ile uyanmanızı da engelleyecektir. Bu nedenle yatak satın alırken ortopedik olanları seçmeye özen gösterin.

    Fazla kilolarınızdan kurtulun: Her ne kadar boy, vücut yapısı ve kilo ile bel ağrısı arasında direkt bir ilişki olmasa da çok şişman ve uzun boylu kişilerde hem ağrı daha fazla ortaya çıkıyor, hem de devamlılığı artıyor. Bu nedenle ağrılardan korunmak için fazla kiloların verilmesi gerekiyor. Bu sorunu kendi başınıza çözemiyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz.

    Her 2 saatte bir mola verin: Trafikte geçirilen saatler ya da uzun yolculuklar nedeniyle otomobil kullanmak zorunda kalındığında bel ağrısına daha sık rastlanıyor. Bunun önüne geçmek için belinizi desteklemeye ve her 2 saatte bir mola vermeye özen gösterin.

    Yüksek topuklu ayakkabı tercih etmeyin: Özellikle kadınlarda bel ağrılarının sebeplerinin başında yüksek topuklu ayakkabı giymek geliyor. Ağırlık merkezinin kaymasına ve belin gerginleşmesine neden olabileceği için bu tarz ayakkabıları giymemeye özen gösterin. Tercihiniz yüksek topukluysa da ağrı duyduğunuzda değiştirmek üzere yanınızda mutlaka daha kısa topuklu ayakkabı bulundurun.

    Egzersiz yapın: Bel ağrılarından korunmayı sağlayacak en etkili yöntemlerden biri de egzersiz yapmak olduğu için mümkün olduğunca hareketli olmaya çalışın. Fiziksel kondisyonunuza uygun bir egzersiz yöntemi seçerek bunu düzenli hale getirmek bel kaslarını güçlendirebileceği gibi duruşu da düzeltiyor. Düzenli egzersiz aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olduğundan bel ağrısına neden olan önemli etkenlerden biri olan fazla kilonun da önüne geçilmesini sağlıyor.”

  • “Stres, Bel Ağrısını Tetikliyor”

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, stresin bel ağrısını tetiklediğini söyledi.

    Bel ağrısının hareketleri kısıtlayan, yürümeyi, ayakta durmayı ve hatta oturmayı dahi zorlaştıran oldukça da yaygın olan bir şikayet olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr.Soner Büyükkınacı, “Bel ağrısında ilk şüphe duyulan durum hemen fıtık olsa da, birçok farklı neden de olabilir. Bunlardan ilki kas kökenli ağrılardır. Bel ağrılarının pek çoğu kas kökenli oluşur. Normalde yapılmayan ve alışık olunmayan aktiviteler yapıldığında, bel bölgesindeki kaslarda gerilme meydana gelebilir. Ağır taşımak, rüzgarda kalmak ve klima çarpması gibi birçok durum bel ağrısına neden olabilir. Stresin bel ağrısında ayrı bir önemi vardır” dedi.

    Bel ağrılarının bir başka nedeninin ise zayıf karın kasları olabildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, “Karın kasları zayıf olursa, onların bu tembelliğini örtmek için bel bölgesindeki kaslar devreye girer ve bu kez de bele ekstra yük biner. Doğru duruş şekilleri ve düzenli egzersiz programı ile karın kasları kuvvetlendirilebilir. Karın kaslarını bel kasları ile beraber güçlendirmek bel ağrısından kurtulmak açısından oldukça önemlidir” diye konuştu.

    “Stres, vücuda farklı şekillerde zarar verir. Bu zararlardan biri de bel ağrısıdır” diyen Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, “Stresin salgıladığı hormon nedeniyle gerilen bel kasları, bel ağrısına sebep olur. Özellikle de iş hayatındaki stresle birlikte, gün içerisinde gerilen vücut bu şekilde bir sorunun oluşmasına neden olabilir. Bu durum daha da ileriye giderek bel fıtığına sebep olabilir. Kötü duruş pozisyonları da bel ağrısına neden olabilmektedir. Uzun saatler boyunca hareketsiz kalmak bel ağrılarının en önemli nedenlerindendir. Özellikle günümüzde günün tamamını bilgisayar başında geçiren meslek grupları, sık sık bel ağrılarından şikayetçi olur. Hareketsiz oturmaya kambur oturma duruşu da eklenirse durum daha da kötü bir hal alabilir” dedi.

    Ağır kaldırma, zorlayıcı hareketlerde bulunma ya da bir kaza sonucu, omurlar arasındaki disklerin bozulması ya da yırtılması sonucu bel fıtığının meydana geldiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Büyükkınacı, “Bel fıtığı, belde oldukça rahatsız edici ağrılara sebep olabilir. Ayrıca fazla kilolar ve bel kayması da belde ağrıya neden olabilir. Önemli olan aşırı kilo değil kilo alımıdır. Kiloları taşıyacak sırt kası gücünüz yok ise bel fıtığı ihtimaliniz yüksektir” şeklinde konuştu.

  • Bel Ağrısını İçin En İyi Çözüm Egzersiz Yapmak

    Zirve Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı ve Zirve Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ali Cımbız, bel ağrısının sebepleri ve tedavi yolları hakkında önemli bilgiler verdi.

    Günümüzde bel ağrısından en çok şikayet eden grubun hizmet sınıfında çalışan ofis çalışanları olduğunu söyleyen Cımbız, “Ofis çalışanları işleri gereği devamlı oturma pozisyonunda oldukları için yoğun bel ağrısı çekmektedirler. Bunun temel nedeni omurgadaki disklerin devamlı arkaya doğru itilmiş bir pozisyonda bulunması ve sinirlere baskı yapmasıdır. Ofis çalışanlarının oturma pozisyonu düzeltmeleri gerekli” dedi.

    Bel ağrılarının temel nedeninin fıtık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Cımbız, “Fıtık bütün insanlarda bulunan bir rahatsızlık ve fıtığın genel itibariyle bir iyileştirme görevi vardır. Bu görev bel ağrısına sebep olan fıtıkta da geçerlidir fakat bazı ağır vakalarda vücudun kendini onarma görevi devre dışı kalabilmektedir” diye konuştu.

    Bel ağrısını önlemenin sanılanın aksine çok daha kolay olduğunu söyleyen Cımbız “Vücudumuzdaki bütün yapılar bir hareket mekanizmasına göre tasarlanmıştır. Günde en az 5-6 saat hareket etmenin sağlıklı bir bünye için son derece önemli. Bel ağrısından kurtulmak için yapılması gereken en temel şey yürümek, spor yapmak, asansör kullanmadan merdiven çıkmak gibi vücuda dinamizm katan faaliyetlerde bulunmak gerek” şeklinde konuştu

  • Dr. Sarpkaya: “Boyun Ağrısını Yabana Atmayın”

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ülkü Sarpkaya, boyun fıtığının yol açtığı ağrıların, boyunla birlikte baskıya maruz kalan sinirin takip ettiği yoldaki kol, el, sırt, omuz bölgelerine yayılacağını kaydetti.

    Giderek hızlanan yaşam, yoğun stres ve uzamış çalışma saatlerinin modern yaşamın artık kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu ifade eden Dr. Ülkü Sarpkaya, “Vücudumuzu uygun olmayan duruş ve hareketlere uzun süre zorladığımızda ortaya çıkan yaygın ve bölgesel ağrı zaman zaman yaşam kalitemizi oldukça kötü etkileyebiliyor” dedi.

    Boyun bölgesinin önemine değinen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ülkü Sarpkaya, şöyle konuştu:

    “Boyun bölgesi, baş ile gövde arasında önemli yapılara ev sahipliği yapar. Boyun iskeletinde 7 boyun omuru, omurlar arasında disk ve içerisinde omurilik bulunur. Omurganın en hareketli parçası boyun bölümüdür. Hareketin fazla olması nedeniyle aşırı kullanmaya bağlı yıpranmaların olması ve günlük yaşamda gelişebilecek zedelenme nedeniyle boyun ağrılarına sık rastlanır. Boyun ağrılarının en sık karşılaşılan sebepleri nelerdir? Boyun omurlarının hareketini sağlayan eklemler arasındaki disklerin sinirlere baskı yapması sonucu boyuna ve kola yayılan ağrılara sebep olur. Başlangıç aşamasındaki boyun fıtığının ön belirtisi sık sık yaşanan boyun tutulmalarıdır.”

    Sarpkaya, herhangi bir zorlama ya da rüzgar çarpması olmadan boyun tutulmaları yaşanıyorsa sebebinin boyun fıtığı olabileceğini belirterek şunları söyledi:

    “Boyun fıtığının yol açtığı ağrı, boyunla birlikte baskıya maruz kalan sinirin takip ettiği yoldaki kol, el, sırt, omuz bölgelerine yayılır. Boyun hareketlerini zorlaştırır ve kısıtlar. Sinir üzerindeki baskı nedeniyle el ve kollarda güç kaybı yaşanabilir ve uyuşma meydana gelebilir. Boyun ağrılarının temelinde boyun ligamanlarının yani bağlarının gevşekliği yatmaktadır. Boyun bölgesi bağları gevşek olduğunda yeterli stabiliteyi sağlayamamakta ve bu da boyun ağrısının ilk basamağı miyofasial ağrıya ve boyun düzleşmesine sebep olmaktadır. Zamanla omurlar arası diskin de kayması ile boyun fıtığı tabloya eklenir. Bu sürecin devam etmesi ve yaşla birlikte yıpranmanın artmasıyla boyun kireçlenmesi gelişir.”

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ülkü Sarpkaya, proloterapi ile boyun ağrılarının nasıl tedavi edildiğini şöyle anlattı:

    “Proloterapi metodu kas iskelet sistemini etkileyen fıtık, kireçlenme, yırtık gibi tüm ağrılı durumların kalıcı iyileşmesini sağlayarak tedavi imkanı veren önemli bir uygulamadır. İlk kez Amerika’da popüler olmuş ve özellikle sporcu yaralanmalarında ve kronik dejeneratif hastalıklardaki başarısı nedeniyle uzun yıllardan beri uygulanmaktadır. Eğitmeni olduğum Bilimsel Proloterapi Derneği bünyesinde yaptığımız kurs ve çalışmalar nedeniyle ülkemizde de giderek yaygınlaşmaktadır. Vücutta zayıflamış bağ ve tendonların yapışma bölgelerine hücre çoğaltıcı (proliferan) özelliği olan özel solüsyon uygulanarak enjeksiyon yapılır. Tedavinin etkinliği yöntemin doğru periyotlar ve şekilde ehil ellerde doğru uygulanmasına bağlıdır. Proloterapi boyun bölgesi bağlarının güçlenmesini ve dengesini sağlayarak boyun ağrılarının iyileşmesini sağlamaktadır. Proloterapi yöntemi ile boyun ağrıları son derece etkin bir şekilde tedavi edilebilir. Boyun bölgesi bağlarının sağlamlaşması ve boyun dengesizliğinin düzelmesi sağlanarak sağlıklı anatomik yapıya yeniden kavuşmak mümkün olabilmektedir. Uygulanan bölgede kanlanmanın artması ile baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetlere ve baş ağrılarına kalıcı çözüm sağlanabilir.“