Etiket: Ağlattı

  • ’Eşek Muhabbeti’ Oyunu Hem Güldürdü Hem Ağlattı

    İstanbul Eczacı Odası Genç Tiyatro Topluluğu, öykü yazarı ve yönetmen Ülkü Ayvaz’ın anısına sahnelenen ’Eşek Muhabbeti’ seyirciyi hem güldürdü hem ağlattı.

    İstanbul Eczacı Odası Genç Tiyatro Topluluğu öğrencileri geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden hocaları yönetmen Ülkü Ayvaz’ın anısına ’Eşek Muhabbeti’ oyununu sahneledi. Bakırköy Altan Erbulak Sahnesi’ndeki tiyatro gösterisini Ayvaz’ın ailesi, öğrencileri, İstanbul Eczacı Odası yöneticileri ve çok sayıda tiyatro sever izledi. Seyircilerden tam not alan oyun, hem güldürdü hem de ağlattı.

    OYUNCULAR VE SEYİRCİLER GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI

    Sahnelenen oyun sonrasında sahneye çıkan öğrenciler hocaları yönetmen, Ülkü Ayvaz’ın yazdığı oyunların adını söyleyerek seyirciyi selamladı. Oyun sonunda Reji Asistanı Betül Gündüz, sahnede yaptığı konuşmayla seyircilere duygu dolu anlar yaşattı. Seyircileri selamlayan oyuncular ve seyirciler gözyaşlarına hakim olamadı.

    Uzun süredir kanser tedavisi gören oyun yazarı yönetmen Ülkü Ayvaz, geçtiğimiz hafta hayatını kaybetmişti. Çok sayıda tiyatro oyunu ve öykü kitabı bulunan Ayvaz, uzun yıllar Türk Eczacıları Birliği İstanbul Eczacı Odası’nda Basın ve Sanat Danışmanlığı görevinde bulunmuştu.

  • Bir Annenin Otizmli Kızına Yazdığı Mektup Herkesi Ağlattı

    İzmir’in Bergama ilçesinde, Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlenirken, bir annenin otizmli kızına yazdığı mektup herkesi duygulandırdı.

    Bergama ilçesinde, Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle Özel Papatya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ile Bergama Belediyesi işbirliğinde düzenlenen etkinlikler renkli görüntülere sahne oldu. Cumhuriyet Meydanında düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Etkinlik animasyon ve palyaço gösterileri ile başladı. İzmir Otizm Orkestra ve Korosu (İZOT) eşliğinde hep birlikte İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Özel Papatya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencisi Çağatay Demir “Ben Otizmli Bir Çocuğum” isimli şiiri seslendirdi. Ardından sahneye gelen Rohat Kılıç, “Otizmli Çocuğun Duygu ve Düşünceleri” isimli kompozisyonu okudu. Özel Papatya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencisi Yağmur Ecem Deniz’in annesinin kızına yazdığı mektup ise programa katılan herkesi ağlattı.

    Etkinlik, hep birlikte hatıra fotoğrafının çektirilmesinin ardından sona erdi.

  • Hasta Yatağı Hediyesi Ağlattı

    Merkezefendi Belediyesi düzenlediği törenle evinde bakım hizmeti gören yatağa bağımlı hastalar için 100 adet motorlu hasta yatağını hasta yakınlarına teslim etmek üzere Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne verdi. Törene katılan hasta yakınlarından Mustafa Sezer’in gözyaşları duygu dolu anların yaşanmasına neden oldu.

    Merkezefendi Belediyesi 140 bin liraya mal ettiği 100 hasta yatağının dağıtımı için Kazım Kaynak Anadolu Lisesi spor salonunda tören düzenlendi. Törene, Vali Vekili Ali Cergibozan, Merkezefendi Kaymakamı Şükrü Görücü, Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, İl sağlık Müdürü Şükrü Arpacı, Halk Sağlığı Müdürü Veli Kılınçarslan, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Berna Öztürk ve hasta yakınları katıldı.

    Törenin açılışında konuşan Halk Sağlığı Müdürü Veli Kılınçarslan, “Başkanımız bize yatalak hastaların yatağa ihtiyacı olup olmaadığını sorduğunda 50’ye yakın ihtiyacın olduğunu söylemiştik. Kendisi bize tam 100 yatak alarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını istedi. Kendisine bu katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Bu yataklar en kısa zaman içinde sahiplerine ulaştırılacak”dedi.

    Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu ise, teknik projelerin yanı sıra sosyal projelere büyük önem verdiklerini söyledi. Başkan Subaşıoğlu, “Merkezefendi Belediyesi olarak toplum sağlığına büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda projeler üretiyoruz. Bu kapsamda evlerinde bakım hizmeti alan yatalak hastalarımızı da unutmadık. İlçemizdeki yatalak hastalarımız bu modern hasta yataklarında daha rahat ve konforlu sağlık hizmeti alacak. Belediye olarak sağlığa olan hizmetlerimiz devam edecek” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından protokol üyelerinin yanına gelen Mustafa Sezer isimli vatandaş göz yaşlarını tutamayarak ağladı. Sezer, 6 aydır eşi Havva Sezer’in kemik kanseri nedeniyle yatalak durumda olduğunu belirterek, kendisine verilecek olan yatağın kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.

  • Suriyeli Çocuğun Gözyaşları, Vatandaşları Da Ağlattı

    Sakaryalılar, son 5 yılda 460 bin Müslümanın öldürüldüğü Suriye’de yaşananlara dikkat çekmek ve toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla sokağa indi. Suriye’de yaşananların izletildiği video sırasında Suriyeli çocuk gözyaşlarına boğulunca, vatandaşlar da gözyaşlarını tutamadı.

    Sakarya Gençlik Heyeti tarafından Suriye’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla ‘460 Bin Adım’ etkinliği düzenlendi. Etkinlik Sakarya Atatürk Stadyumu önünden başlayan yürüyüşle başladı. AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeki Toçoğlu ve AK Parti Sakarya İl Başkanı Fevzi Kılıç’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 250 kişilik grup, ellerinde bayrak ve dövizlerle Adapazarı Kültür Merkezi önünde oluşturulan platforma kadar yürüdü.

    SURİYELİ ÇOCUK GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

    Suriye’de yaşananlara dikkat çekmek ve toplumsal bilinç oluşturulması amacıyla düzenlenen etkinlikte, Suriye’deki zulmün anlatıldığı videonun izletildiği sırada Suriyeli küçük bir çocuk gözyaşlarını tutamayarak ağlamaya başladı. Çocuğun gözyaşlarından etkilenen vatandaşlar da gözyaşlarını tutamadı.

    “KİM KARŞIMIZDA OLURSA OLSUN, SURİYELİ ÇOCUĞUN, KADININ YANINDA OLACAĞIZ”

    Türkiye’de var olan terör meselesinin Suriye’ye yapılan yardımlarla direk ilgisi olduğunu belirten İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, “20’ye yakın ülke şuanda kadın ve çocukların üzerine bomba atıyor. Nereye atıyorsun bombayı sen? Fırından ekmek almak isteyen kadının üzerine niçin bomba atıyorsun. Dünya niçin sessiz kalıyor. 20 tane ülke bütün silahlarını kusuyorlar. Sadece Türkiye doğru dürüst yardım ediyor. Sadece bizim insanımız yardım ediyor. Ve onun için de Türkiye’yi parçalamak istiyorlar. Türkiye’de var olan bu çatışmalar, bu terör meselesinin Suriye’ye yaptığımız yardımlarla direk ilgisi var. Neden Suriyelilere yardım ediyoruz diye yapılıyor. Ama şunu tüm dünya bilsin ki, kim karşımızda olursa olsun Suriyeli çocuğun, kadının yanında olacağız. Ekmeğimizi paylaşıp, yetimlerin başlarını okşayacağız” diye konuştu.

  • Organ Bağışının Dünyadaki Simge İsmi Reginald Green Hem Ağladı Hem Ağlattı

    İtalya’da, otobanda tatile giderken 17 yaşındaki oğlu öldürülen Reginald Green, Gaziantep’te oğlunun organlarını bağışlaması hikayesini anlattı. Dramatik hikayesi ile salondakileri ağlatan Reginal Green, halıya işlenmiş oğlunun resmini görünce göz yaşlarını tutamadı.

    Organ bağışının dünyaca ünlü simge ismi Reginald Green, 10 Mart Dünya Böbrek Günü nedeniyle Gaziantep Üniversitesinde İtalya’da otobanda öldürülen 17 yaşındaki oğlunun organlarını bağışlama öyküsünü anlattı. Reginald Green’in konuşması dinleyicilere duygulu anlar yaşatırken, kendisi de oğlunun fotoğrafının işlendiği halıyı görünce göz yaşlarını tutamadı. Oğlunun resmini olduğu halı Green’e hediye edildi. Etkinlikte konuşan GAÜN Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Balat ise, Türkiye’de her 6 kişiden birisinin kronik böbrek yetmezliği hastası olduğunu belirterek, ülkede 7.5 milyon kişinin kronik böbrek hastası olduğunu vurguladı. Kronik Böbrek Hastalığı Önleme ve Böbrek Nakli Konulu Toplantının düzenleme komitesi başkanı Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Balat, ülkemizde böbrek hastalıklarının tıpkı bir salgın gibi yayıldığını belirterek, Türk Nefroloji Derneği tarafından 23 ilde, 10 bin 750 kişinin katılımıyla yapılan araştırmada, erişkinlerin yüzde 15.7’sinde böbrek rahatsızlığı görüldüğünü vurguladı.

    Balat, her 6 kişiden birisinin kronik böbrek hastası olduğunu belirterek “Yani, ülkemizde 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastasıdır” dedi.

    Kronik böbrek hastalığının sinsi seyrettiğini, düzenli tarama yapılmadıkça, erken evrelerde teşhisinin zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Balat, şunları söyledi:

    “Farkındalığının ve erken tanısının düşük olması nedeniyle hastalık, sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine kadar ilerlemektedir. Yüksek maluliyet oranları ve kötü yaşam kalitesi, bu hastaların aile ve sosyal yaşantılarını da olumsuz etkilemekte ve ekonomik üretkenliklerini engellemektedir. Son dönem böbrek yetmezliği gelişen hastaların yaşamını sürdürebilmesi için diyaliz ve böbrek nakli tedavilerinin uygulanması gerekir. Bu tedavilerin global maliyeti, 1 trilyon doların üzerindedir. Ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış 70 bini aşkın hasta bulunmakta, her yıl buna 10 bin yeni hasta eklenmektedir. Sağlık bütçesinin yüzde 5’ten fazlası, bu hastalar için harcanmaktadır.”

    BELİRTİLERE DİKKAT

    Kronik böbrek hastalığı için erişkinlerde en yüksek risk faktörleri arasında şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları, obezite, ileri yaş ve ailede böbrek hastalığının yer aldığı saptamasında bulunan GAÜN Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Balat bu konudaki uyarılarını şöyle sıraladı:

    “Çocuk hastalarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, idrar kaçırma, halsizlik, iştahsızlık, aşırı yorgunluk, büyüme ve gelişmede gerilik, kansızlık, hipertansiyon altta yatan bir böbrek anormalliğinin ilk belirtisidir. Kronik böbrek hastalığının önlenmesi için özellikle erişkinlerde düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve ideal vücut ağırlığının korunması, tuzun azaltılması, yeterli su içilmesi, sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılması önemlidir. Çocuk hastalarda ise öncelikle düzenli taramalarla hastalıktan koruma, hastalık varsa erken teşhis ve etkin tedavi önemlidir. Hastalıklardan koruma ve erken teşhis çeşitli hastalıkların sağlık bütçesine getirdiği yükü azaltacaktır.”

    “BANA ARTIK İYİ GECELER DEMEYECEKTİ”

    Toplantıda, İtalya’da 21 yıl önce otomobiline ateş açılması sonucu 17 yaşında yaşamını yitiren ve organlarıyla 7 kişiye hayat veren Nicholas Green’in babası Reginald Green’in Prof. Dr. Ayşe Balat’ın tercüme ettiği konuşması sırasında duygusal anlar yaşandı.

    Oğlunun organlarını bağışladıktan sonra olayın bir aile trajedisi kalmaması için harekete geçen ve dünya çapında bir motivasyona neden olarak organ nakline önderlik yapan Reginald Green, şunları söyledi:

    “Gece, 10 ya da 10.30 sıralarında otobanda yanımızda bir araç belirdi. Biraz sonra yüksek sesle ve kızgın şekilde aracı kenara çekmemizi işaret eden ses duyduk. Çok tehlikeli görünüyorlardı ve ben durmadım, hızlandım. Onlar da hızlandı. Öyle ki, iki araba yan yana yarışıyorduk. Aniden büyük bir patlama sesi, açıkçası bir silah sesi duyuldu ve Nicholas ile dört yaşındaki kız kardeşi Eleanor’un uyuduğu arka koltuk tarafının camı patladı. Eşim Maggie onlara bakmak için döndü, ikisi de huzur içinde uyuyor gibi görünüyordu. Bu bir nimet gibi görünüyordu. Birkaç saniye sonra sürücü penceresi patladı ve ön koltukta oturan bizlerin önünden bir kurşunun nasıl bize değmeden geçtiğini asla bilemeyeceğiz. Artık onlardan kurtulmuş olmayı ümit ederek baktım, önce yan aynadan sonra dikiz aynasından gecede kaybolduklarını gördüm. Sonraki bir kaç mil ışıklar ve insanları görebileceğimiz bir yer arayarak en yüksek hızda devam ettik. Yolda bir kaza olmuştu, polis ve ambulans oradaydı. Durdum, kapıyı açtım, arabanın ışığı açıldı ve Nicholas kıpırdamıyordu. Yakından baktığımda dilinin hafifçe dışarı çıkmış olduğunu gördüm. İki gün sonra doktorlar beyin ölümünün gerçekleştiğini söyledi. Ben böyle bir umutsuzluğu-kasveti hiç hissetmemiştim. Bir daha asla ’İyi geceler baba’ deyişini duyamayacaktım.”

    “ORGANLARINI BAĞIŞLAMAYACAK MIYIZ”

    Reginald Green, “Maggie ve ben ellerini tutup konuşmadan beklerken Maggie sessizce ’O artık gitti, organlarını bağışlamayacak mıyız?” dedi. Aniden Nicholas vurulduğundan bu yana ilk kez, karanlıkta küçük ama çok parlak bir ışık gördüm. Bu mantıksız-duygusuz trajedinin içinde bazı iyi şeyler bulabilirdik. Ben ’Evet’ dedim, olanların hepsi buydu. Her şey çok netti: Onun artık o bedene ihtiyacı yoktu. Ama biz birçok kişinin o küçük bedenin verebileceği şeylere umutsuzca ihtiyacı olduğunu biliyorduk. Onların yüzlerini ya da kaç yaşında olduklarını tahmin edemesek de çok hasta olduklarını biliyorduk. Yedi kişiden dördü çok gençti ve bazıları ölümün eşiğindeydi. Şimdi, yirmi yıl sonra, en genci bile orta yaşa yaklaşıyor. Bunlardan sadece birini düşünürsek: 19 yaşında bir kız, oğlumuz öldüğü gün karaciğer yetmezliği nedeniyle komadaydı. Sağlığına yeniden kavuştu, evlendi, nakilden iki yıl sonra bir bebeği oldu, adını “Nicholas” koyduğu oğlu şimdi uzun boylu 19 yaşında yakışıklı bir delikanlı -ve bundan sonra bir kız bebek daha doğurdu. Bildiğim kadarıyla karaciğer hastalığı öyküsü olan bir ailenin 3 ferdinin de karaciğeri kusursuz çalışıyor. Nicholas öldüğü gün, onun alıcıları bize göre uzun bir bekleme listesinde olan istatistik verilerinden biriydi. Ancak onlarla bir araya gelip, onların ve ailelerinin geçmişte nasıl acı içinde olduklarını gördükten sonra biliyorum ki eğer bu sorunlara omuz silkseydik, asla utanmadan geriye bakamayacaktık”

    İTALYA’DA ORGAN BAĞIŞI 3 KATINA ÇIKTI

    O zamana kadar Batı Avrupa’da en düşük organ bağış oranına sahip İtalya’da, on yıl içinde organ bağışının üç katına çıktığını söyledi. Reginald Green, bu artış hızına başka hiçbir ülkenin yaklaşamadığını ve ölmüş olabilecek binlerce insanın hayatta kaldığını söyledi.

    Reginald Green, o zamandan beri donör ailelerinden yüzlercesiyle tanıştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ben nadiren pişman olanı hatırlıyorum. Bunun yerine, hepsi bizim söylediğimizi söylüyor: Zor zamanlarda (en kötü zaman) teselli veren tek şey. Bildiğiniz gibi, insanların niçin organ bağışı yapmadığıyla ilgili birçok teori vardır. Bana göre bu sorunun anahtarı şudur: beyin ölümü genellikle ani geliştiği için, hastaneye yetişen kişiler birkaç saat önce sapasağlam olan sevdiklerinin şimdi öldüğünü veya ölmekte olduğunu öğrenmektedir. Bunun için bir hazırlıkları yoktur. Yorgun, şaşkın ve sıkça yaşanan trajediyi önlemek için bir şey yapamadıklarından dolayı pişmanlık hissetmektedir. Sadece eve gitmeyi ve sonsuza kadar değişen bir hayata uyum sağlamaya çalışmayı isterler. Bu koşullarda, daha önceden hiç düşünmedikleri ciddi bir konuda hemen, geri dönülmez bir karar vermek gerçekten zordur. Hayır derler ve sadece sonradan fark ederler ki dünyayı daha iyi bir yer yapmak için gerekli olan, belki de son şanslarını kaybetmişlerdir. Sakin durumdayken “evet” demek daha kolaydır”

    MAGGİE İLE DÜNYAYI DOLAŞTIK

    Büyük gazete ve dergilere röportaj verdiğini belirten Reginald Green, şöyle konuştu:

    “Bir dizi belgesel yaptık, en büyük talk show programlarına katıldık. İki kitap yazdım, ikisi de Amerika Birleşik Devletlerinin her köşesindeki organ bağış gruplarınca ve hastaneler tarafından kullanılmaktadır, birisi başrolünü Jamie Lee Curtis’in oynadığı televizyon filmine konu oldu ve dünyada 100 milyon kişi tarafından izlendi. Günümüzde transplantasyonu dünyada günlük olaylardan biri haline getiren transplant cerrahlarının yeteneğine ki bana hala tıbbın temelinden çok bilim kurgu gibi görünüyor, ve onları destekleyen sağlık ordusuna teşekkür ediyorum. Sadece Amerika Birleşik Devletlerinde yarım milyondan fazla organ, milyonlarca doku nakli yapılmıştır.”

    Konuşmaların ardından Nicholas ile ilgili 10 dakikalık bir görüntü izlendikten sonra, Reginald Green’e oğlu, Nicholas’ın resminin işlendiği halı hediye edildi. Baba Reginal göz yaşlarına hakim olamadı.