Etiket: ağız

  • Ağız ve diş sağlığı konulu konferans düzenlendi

    Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında Adıyaman Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasin Çiçek tarafından ağız ve diş sağlığı konulu konferans verildi.

    Adıyaman Üniversitesi Vehbi Koç Konferans Salonunda gerçekleştirilen konferansa üniversite akademik ve idari çalışanları ile öğrenciler katıldı. Ağız ve diş sağlığının toplum üzerindeki etkilerinden bahseden Prof. Dr. Çiçek, diş sağlığının önemi, günümüzde karşılaşılan sorunlar ve en çok sorulan sorular ile ilgili konuştu.

    Bebeklik çağlarından itibaren çocuklarda diş sağlığının korunması ve sağlıklı diş gelişiminin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Çiçek, ilk 6 ay anne sütünün bebeklerin diş gelişimine büyük katkısı olduğunu belirterek, “Vücut sağlığı ağız ve diş sağlığıyla başlar. Hastalıklı dişler, ağız sağlığını etkilediği gibi insan vücudundaki diğer organların sağlığını da etkiler. Türkiye’de sigara ve tütün kullanımı, yanlış beslenme, ağız, diş sağlığı bakımı ve düzenli diş hekimi kontrolüne yeterince önem verilmemesi diş hastalıklarına yol açmaktadır. Sağlıklı dişleriniz ve diş etleriniz yoksa daha sık hastalanır, dahası dişinize gizlenmiş bir enfeksiyon kalbinizi, böbreğinizi veya damarlarınızı da hasta eder. Ağız ve diş sağlığı küçük yaşta alışkanlıkla başlayan bir süreçtir. Günde 2 defa diş fırçalanmazsa, ağızdaki artıklar bir süre sonra dişlerin üzerine tutunur. Bu tutunma yaklaşık 12 saat sonra plak halini alır. Plak halini alan bu tutunma 24 saat sonra artık fırça ile temizlenemeyecek düzeye erişir. Bu oluşan plak bir süre sonra mikroorganizmalar için besi yeri haline gelir ve çoğalan mikroorganizmalar bir süre sonra dişin minesini harap eder. Bu olay bu aşamada tespit edilirse geri dönüşümü kolay olur. Ancak eğer dişin üzerinde bir çukur oluşmaya başlarsa artık geri dönüşümü olmayan bir yola girilir. Geleceğimizi tehdit eden temel sağlık sorunları olarak görülen koroner kalp hastalıklarının da, kanserlerin de vücuttaki iltihaplanma süreçleri ile yakın bir ilişkisi vardır. İltihaplanmanın yaşlanmayı hızlandırdığı, romatizmal hastalıklardan obeziteye, bağışıklık problemlerinden, böbrek ve karaciğer sorunlarına pek çok alanda sağlığı tehdit ettiği bilimsel bir gerçektir” dedi.

    Ağız ve diş sağlığı için yapılması gerekenlerden bahseden Prof. Dr. Çiçek, “Herkes, yılda en az bir kez diş hekimi muayenesinden geçmelidir. Yediklerimiz çok önemlidir. Bir ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmak için yediklerimizin de önemi azımsanamayacak kadar çoktur. Yedikleriniz tüm vücudunuzu ne kadar etkiliyorsa aynı kural dişler için de geçerlidir. Kola ve benzeri asitli içecekleri asla tüketmeyin. Bunlar ağız ve diş sağlığımız için çok zararlıdır” şeklinde konuştu.

  • Ağız ve diş bakımı için doğru malzeme seçimi önemli

    İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Hasan Meriç, ağız ve diş bakımı için doğru malzeme seçiminin önemli olduğunu, misvak dışında da malzemeler kullanılması gerektiğini söyledi.

    “Ağız ve diş sağlığı, yediğimiz gıdalardan da tat almamızın en önemli ön şartı” diyen İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Hasan Meriç, eksik dişli, ağzında çürükler olan, dişleri sallanan bir kimsenin yediği yemekten zevk almasının söz konusu olamayacağını söyledi. Yemeğin eziyete dönüşmemesi ve yediklerimizden tat almak için ağız ve diş sağlığının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Meriç, bunun için de ağız ve diş bakımının doğru malzemelerle yapılması gerektiğinin altını çizdi.

    Prof. Dr. Meriç, günümüzde en sık karşılaştığı sorulardan birinin misvakın diş ve ağız sağlığındaki yeri ve önemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Meriç, diş temizliğinde kullanılan misvakın geçmiş dönemlerde fırça işlevini yerine getirdiğini, ancak ağız ve diş bakımında teknolojinin çok geliştiğini, başka malzemeler de kullanılması gerektiğini söyledi.

    “Fırçalama dışında diş ipi de şart”

    “Yalnız fırça ile ağız ve diş bakımı tam olmaz” diyen Prof. Dr. Meriç, dişlerin birbirlerine bakan yüzlerini de temizlemek gerektiğini bunun için de fırçanın dışında ara yüzleri temizlemek için diş ipi kullanmak gerektiğinin altını çizdi: “Günümüzde pek çok firmaların AR-GE sonunda ortaya çıkardığı macunlar var. Fırçalama işlemini yaparken kullanılacak macunun da içindeki etkin maddeler, bu işlemin daha rahat ve kolay olmasını sağlar” şeklinde açıkladı

    “Gece diş fırçalamıyorsanız, diğerlerinin anlamı yok”

    “Gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalamıyorsanız, diğer zamanlarda yapılan fırçalamanın size fazla bir faydası olmaz” diyen Prof. Dr. Meriç, diş bakımında her gece yatmadan önce mutlaka dişlerin hekimin anlatacağı şekilde kaidelere uygun olarak fırçalanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Meriç, diğer zamanlarda da yapılacak fırçalama işlemlerinin ise rahatlatıcı etkisinin yanı sıra faydalı olabileceğinin de altını çizdi.

  • Bafra’ya yeni Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

    Samsun’un Bafra ilçesi yeni Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine kavuşuyor.

    Yetersiz kalan binanın yerine Bafra Belediyesinin yer tahsisi yapacağı alanda yeni merkez kurulacak. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin yeni yeri 7 bin 500 metrekare olacak.

    Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin yaptığı açıklamada, “Bafra Ağız Sağlığı ve Diş Merkezi binamız yeterli değil. Bakanımız Dr. Ahmet Demircan ve Milletvekilimiz Orhan Kırcalı ile beraber ilçemize yeni bir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi kazandırmak için gerekli çalışmaları yaptık. Her zaman olduğu gibi bir kez daha ilçemiz için gerekeni yaptık. Hastanemize belediye olarak yer tahsisinde bulunma çalışmalarına başladık. Yeni hastanemiz için 7 bin 500 m yer tahsisi yapacağız. Bunun için tüm işlemler yapılmaktadır. Daha modern, daha büyük ve daha teknolojik imkânlara sahip olacak yeni Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine kavuşacağız. Samsunumuzdan bakanlarımız olmasının her zaman büyük faydasını gördük. Her zaman teşekkür ettik. Sağlık Bakanımız Dr. Ahmet Demircan’a bir kez daha teşekkür ediyorum.”

    Bafra Belediye Başkanı açıklamalarını şöyle tamamladı: “Bilindiği gibi daha önce Bafra Hüseyin Kurumahmutoğlu Gençlik Merkezi için yer tahsisi yapmıştık. Buradan on binlerce gencimiz ve çocuğumuz hizmet aldı, almaya devam ediyor. 143 bin metrekare alanı ise spor alanı ilan etmiştik. Burada da 5 bin kişilik modern şehir stadımız, kapalı spor salonu, yarı olimpik yüzme havuzu ve atış poligonumuz yapıldı. Bu tesislerde dünyanın 3.büyük spor organizasyonu olan işitme engelliler olimpiyatlarının müsabakaları yapıldı. Bu tesislerde emeği geçen Gençlik ve Spor Bakanlarımıza hemşerilerim adına çok teşekkür ediyorum. Kısacası genel iktidarımız ve belediyemiz her zaman uyumlu çalıştı. İstişare içinde oldu. Baframız önemli hizmetlere kavuştu. Aynı şekilde şimdi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi için hareket ediyoruz. Yine Baframız güzel ve önemli bir hizmete daha kavuşmuş olacaktır. Bunun için her zaman ‘birlikte başardık’.”

  • Çocuklarda el ayak ağız hastalığına dikkat

    Özel Ümit Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Özgür Özdemir, el-ayak-ağız hastalığının sebepleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

    El-ayak-ağız hastalığının viral bir hastalık olduğunu belirten Özdemir, hastalığın daha çok 5 yaş altı çocuklarda, nadiren ise erişkinlerde gözlendiğini söyledi. Hastalığın nasıl bulaştığından bahseden Özdemir, “Kreşlerde özellikle yaz ve sonbahar mevsimlerinde salgınlara sebep olur. Virüs hastanın tükürük, sümük gibi salgılar ve kaka ile direk temasla ya da fekal oral yolla bulaşabilmektedir. Yaz aylarında özellikle diğer çocuklar tarafından enfekte edilen havuzlardaki suyun istemeden yutulması ile bulaşarak tatilde ailelere zor anlar yaşatabilmektedir” dedi.

    El- ayak- ağız hastalığının belirtileri nelerdir?

    El- ayak- ağız hastalığının belirtilerinden söz eden Özdemir, şunları söyledi:

    “Ateş, elde ve ayaklarda döküntü ile karakterize bir rahatsızlıktır. Birden fazla virüs hastalığa sebep olduğundan hastalık birkaç kez tekrar edebilir. Ateş yaklaşık 3 gün sürer ve 38.5-39 dereceye kadar yükselir ve ateş başladıktan 2-3 gün sonra, ağızda ağrılı, su dolu döküntüler meydana gelir. Küçük kırmızı lekeler olarak başlayan lezyonlar yaraya dönüşür. Deri döküntüsü 1-2 gün sonra gelişir. Ayak tabanı ve el ayalarında meydana gelen düz kırmızı noktalar halinde başlar, daha sonra su toplar. Nadiren döküntüler dizlerde, dirseklerde, kalçada veya genital bölgede olabilir. Döküntüler çoğunlukla su çiçeğine benzer vasıftadır ancak su çiçeğinden daha küçük boyutta olması ve döküntünün yayılma özelliklerinden ayırt edilir. Hastalığın geç döneminde tırnakların kendiliğinden dökülmesi de görülebilir. Özellikle bebeklerde ağızdaki yaralar nedeni ile yutma güçlüğü ve dolayısı ile sıvı kaybı olabilir. El-Ayak-Ağız Hastalığı bulunan hastaların hepsinde tüm döküntüler birden olmayabilir, sadece ayakta sadece elde veya ağızda sınırlı bir alanda kalabilir.”

    Hastalığın ciddi sonuçlar doğurabileceğinden söz eden Özdemir, “Hastalık çok nadiren beyin zarı ve beyin iltihabı ve çocuk felci benzeri klinik tablo, kalp kasının iltihaplanması, solunum sistemi bulguları gibi komplikasyonlara, hatta ölüme bile neden olabilir” dedi.

    Hastalıktan korunmak için nelere dikkat edilmeli?

    Hastalıktan korunmak için bir aşı olmadığını belirten Özdemir, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

    “Hasta ile temastan kaçınmak ve bazı temel temizlik kurallarına dikkat ederek hastalıktan korunmak gerekir. El temizliğine dikkat etmek, özellikle tuvalet kullanımı sonrası veya bez değiştirdikten sonra mutlaka el yıkamak, oyuncaklarda dahil olmak üzere çocukların kullandığı tüm malzemelerin yüzey temizliğini ve dezenfeksiyonunu doğru yapmak. Hastalarla yakın temastan ve ortak eşya kullanımından kaçınmak.”

    Hastalığın tedavisi hakkında da bilgi veren Özdemir, “Kendisine özgü bir tedavisi yoktur. Antibiyotik ve bazı antiviral ilaçlar tedavide etkisizdir, kullanılmasına gerek yoktur. Hastalıkta bulguları hafifletmek için bazı önlemler alınabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesici kullanılabilir. Ağız yaralarına antiseptik ve anestezik etkili solusyonlar kullanılabilir. Vitamin ve çinko desteği yapılabilir, kaşıntıyı engellemek amacı ile kaşıntı giderici ilaçlar verilebilir. Çocuklarda sıvı kaybını önlemek amacı ile bol sıvı verilmeli, gerekirse hastanede yatırılarak damar yolu ile serum desteği yapılmalı, klinik olarak ağır seyreden vakalar mutlaka yatırılarak tedavi altına alınmalıdır” diye konuştu.

  • Ramazan ayında ağız ve diş bakımı

    Antalya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Diş Hekimi Önder Öney, oruç tutan kişilerin ağız ve diş sağlıkları ile genel sağlıklarına, oruç tutmayanlara oranla daha fazla özen göstermesi gerektiğini söyledi.

    Antalya Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Antalya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Diş Hekimi Önder Öney, Ramazan ayında değişen beslenme düzeni nedeniyle ağız ve diş sağlığı noktasında uyarılarda bulundu. Ramazan ayında beslenme sisteminin değişmesi, 24 saat içinde tüketilen öğün miktarının azalması nedeniyle ağız ve diş bakımına her zamankinden daha fazla özen göstermek gerektiğini ifade eden Dt. Önder Öney, “Bu durumun hem genel sağlığımız hem de ağız ve diş sağlığımız üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla oruç tutan kişiler ağız ve diş sağlıkları ile genel sağlıklarına, oruç tutmayanlara oranla daha fazla özen göstermeliler” dedi.

    “Ramazan’da çay, kahve ve gazlı içeceklerden uzak durun”

    “Çay, kahve gibi kafein içeren içeceklerden ve gazlı içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalı” diyen Öney, “Bu içecekler diüretik (idrar söktürücü) özellikleri nedeniyle idrar yoluyla vücuttan su kaybını arttırır ve ağızda kuruluk yapar. Oruç tutmak, mide asit seviyelerini arttırarak midede yanma, ağırlık hissi ve ağızda kötü ekşi tat ve kokuya yol açabilir. Bunu önlemek için sahurda lif bakımından zengin sebze, meyve ve baklagiller tüketilmelidir” ifadelerini kaydetti.

    Ramazanda ağız kokusunun nedenleri ve önlemleri

    Ağız konusunu önlemek için yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Diş Hekimi Önder Öney şunları söyledi:

    “Oruç tutan kişilerde ağız kuruluğu, ağızda kötü tat ve nefesin kötü kokmasının görülme olasılığı artmaktadır. Sebebi ağız kuruluğu, iyi temizlenmeyen diş yüzeyi ve diş aralarında biriken bakteriler, ağız içindeki ve dilin arka kısmındaki bakteriler ile mide ve boğazdan gelen bakterilerdir. Sahur ve iftar sonrasında yapılacak diş fırçalama ve diş ipi kullanımı hem diş çürüğü oluşumunu hem dişeti iltihaplarını hem de ağız kokusunu önleyecektir. Her diş fırçalamasından sonra dilin sırt ve arka kısımlarını, yanakların iç yüzlerini özel dil temizleyici aparat veya fırçalarla iyice temizlemenin de ağız ve diş sağlığı için olumlu etkisi bulunmaktadır.”

    Ayrıca normal tükürük salgısının içeriğindeki maddelerin dişleri ve ağız dokularını koruyucu etkisi bulunduğunu ifade eden Dt. Önder Öney, “Tükürük salgısı azaldığı veya tamamen kaybolduğunda diş çürüğü, ağız enfeksiyonları ve ağız kokusu görülme riski de artmaktadır. Dolayısıyla iftar ve sahurda bol miktarda su içilmesi ve kafeinli içeceklerden, kek, bisküvi, çikolata gibi çok fazla yağ, şeker ve beyaz un içeren gıdalardan kaçınılması gerekmektedir. Çünkü bu tür gıdalar çürük yapıcı bakterilerin çoğalmasını ve dişlerde çürük oluşumunu kolaylaştırır” dedi.