Etiket: ağız

  • Bebeklerde Sancılı Diş Çıkarma Döneminde Ağız Bakımının Önemi

    Dt. A. Doğan Bircan, bebeklerde süt dişlerinin 6 aylıkken çıkmaya başladığını ifade ederek, “Bebek için ağız ve diş bakımı da bu tam da bu süreçte başlamaktadır. Bunun için gazlı bez veya yumuşak bir fırçadan yardım alınarak macun kullanmadan sadece su ile temizliği yapmak gerekmektedir. Fırçanın daha da yumuşaması için birkaç dakika ılık suda bekletilebilir” dedi.

    Anne sütünde bulunan asidin bebeğin dişlerine zarar verebileceği için emzirmeden sonra bebeğin dişlerinin muhakkak temizlenmesi gerektiğini kaydeden Bircan, “Ebeveynler veya bebekle ilgilenen bakıcıların ağız sağlığı da dolaylı yoldan bebeklerin ağız sağlığını etkilemektedir. Bebekle direk teması olan kişilerin ağızlarında olası bir enfeksiyon durumunda bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişememiş bebeklerde enfeksiyonun bulaşma riski mevcuttur. Bu sebepten bebeğin bakımıyla sorumlu kişilerin bulaşmayı en aza indirgemek için kendi ağız ve diş sağlığına kesin özen göstermeleri gerekmektedir. Çocukların yemeklerini tatmak ya da sıcaklığını kontrol etmek için kaşıklarının ebeveyn veya bakıcılar tarafından kullanılması ya da yemekleri soğutmak için üflenmesi bulaşmaya sebep olabilir. Ayrıca sıklıkla çocukların dişlerinde oluşabilecek beyaz, siyah ve kahverengi lekelerin kontrol edilmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

    Bebeklerde diş çıkarma sürecinde, uyku düzeninde bozukluk, huysuzluk, huzursuzluk, eline aldığı her şeyi ağzına götürme, ağız çevresinde döküntü, tükürükte artış ve ateş gibi belirtiler gösterebildiğini ifade eden Dt. A. Doğan Bircan, şöyle konuştu:

    “Diş çıkarma esnasında görülen bu problemleri nasıl azaltabiliriz? Kaşınmış diş etine yıkanmış nemli ellerle parmak basıncıyla masaj yapılabilir ve bu sırada gazlı bez de kullanılabilir. Meyve filesi içine havuç koyarak hem havuç suyunu içmesi hem de kaşıntı hissinin geçmesi sağlanabilir. İçinde sıvı olan ve soğutulan diş eti kaşıyıcıları bu dönemde faydalı olacaktır. Huzursuzluk ve uykusuzluk aşırı olursa çocuk doktorunuza danışarak parasetamol içeren bir ağrı kesici kullandırabilirsiniz. Mama ile beslenen çocuklarda anne sütü ile beslenen çocuklara göre çürük görülme riski daha fazladır çünkü; hazır mamalar anne sütüne oranla daha karyojeniktir. Bu yüzden mama ile beslenen çocuklarda beslenme sonrası ağız bakımına daha fazla önem gösterilmelidir. İlk süt dişi bebek altı aylıkken çıkmaya başlar ve yirmi adet süt dişinin tamamlanması bebek üç yaşına gelince sonlanır. Süt dişlerinin erken veya geç çıkması endişelenecek bir durum değildir.”

  • Diyabet Hastaları Ağız Sağlığına Daha Dikkat Etmeli

    Klinik34 Diş Hekimlerinden Dt. Baran Karaoğlu, diyabet hastalarının ağız sağlığına daha çok dikkat etmeleri gerektiğini belirttti.

    14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle açıklama yapan Diş Hekimi Dt. Baran Karaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Diş eti kanamaları ve diş etindeki şişlik ve kızarıklıklar bir çok hastamızın problemleri arasında yer almaktadır. Basit bir diş eti kanamasıyla başlayan ve önlem alınmazsa diş eti hatta kemik kaybına kadar varmaktadır. Peki diş etindeki bu sorunlar sadece diş eti enfeksiyonuyla mı ortaya çıkar, tabi ki de hayır ! Bakteriler, şeker olan ortamda çok daha hızlı çoğalmaktadır, tükürüğün yüksek şeker içerdiği hastalarda (diyabet-şeker hastası) diş eti iltihabı şiddetlenmektedir. Diyabetik hastalardaki diş eti büyümesi, kanaması, dişi çevreleyen kemiğin kaybına neden olabilir. İlerleyen safhalarda dişlerin sallanarak kaybına neden olur. Bu gibi etkenler muayene sırasında göz önüne alınmalı ve hastada gözlemlenen yoğun diş eti enfeksiyonu diyabeti düşündürmelidir“.

  • Aydın Ağız Ve Diş Sağlığı Merkezinde Çocuklar Çok Mutlu

    Aydın İli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde çocukların büyük korkusu olan diş tedavileri için Pedodonti Kliniği çocuklar için özel olarak düzenlendi. Sıralarını beklerken klinik girişine konulan televizyonda çizgi film izleyen çocuklar korkmadan tedavilerini oluyor.

    Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Pedodonti Uzmanı Dt. Anya Dalmış, klinik hakkında şunları söyledi; “0-14 yaş arası tüm çocukların kanal tedavileri, dolguları, diş çekimleri, yer tutucuları, ayrıca koruyucu tedavilerden Fissur sealant, (fissür örtücü) Florur uygulamaları, düşme sonrası oluşan kırık tedavilerinden çıkmış dişlerin yerleştirilmesi gibi uygulamalar da yapılmaktadır. Yeni doğan bebeklerin ağız bakım eğitimini de kliniğimizde vermekteyiz. Kliniğimizde engelli bireylere de hizmet verilmektedir”

    Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Nihat Kuruçelik, “Diş sağlığı konusunda çocuklarımıza daha fazla zaman ayırmak gerekiyor. Biz de bu arada bu hizmeti vermek için özel düzenlemeler yaptık. Çocuklar sıralarını beklerlerken çizgi film izleyebiliyorlar. Kliniğin duvarlarına asmış olduğumuz çocukların çok sevdiği çizgi film kahramanları sayesinde korkmadan tedavilerini oluyorlar. Birçok çocuk diş tedavisinden çekiniyor. Burada öncelikle bu korkuyu yenerek çocuklarımızın daha sağlıklı dişlere kavuşmasını amaçlıyoruz. Yeni nesil geleceğimiz. İlk iş olarak da geleceğimiz olan çocuklara yönelik olarak bazı düzenlemeler gerçekleştirdik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

  • AIDS hastalığı ağızdan başlıyor

    Clinic Plus Uzman Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dt. Sevgen Eralp, AIDS hastalığının ilk olarak ağızda kendini gösterdiğini belirtti.

     

    Eralp, şu bilgilere yer verdi: “AIDS, 80’li yıllardan bu yana insan hayatına maalesef tedavisi neredeyse imkansız hastalık olarak girmiştir. Her geçen yıl görülme oranı katlanarak artmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation-WHO) verilerine göre günümüzde her 10 dakikada 1 kişiye AIDS bulaşmaktadır. Dünyada 40 milyondan fazla insanı etkilemiş ve 25 milyon kişi bu nedenle hayatını kaybetmiştir. Tedavisi imkansız diyorum çünkü AIDS hastalığına sebep olan virüsü çeşitli yöntemlerle durdurmak belki mümkün, fakat vücuttan tamamen temizlemek mümkün değil. Vücuttan tamamen temizlenemediği için de sürekli olarak fırsatçı enfeksiyonlarla birlikte aktif hale gelerek hayat standardını oldukça düşüren bir hastalıktır.

     

    Her hastalıkta olduğu gibi en önemli nokta ise erken teşhistir. AIDS hastalığı 1 seneden 11 seneye kadar sessiz dönemde kalabiliyor. Bu dönemde hiç belirti vermediği kabul edilse de, HIV infeksiyonunda en erken bulgular ağız içinde kendini göstermeye başlıyor. Oral kavitede bir çok lezyon oluşabildiği gibi, en çok karşılaşılan lezyon, halk arasında pamukçuk diye bildiğimiz mantar (oral kandida) infeksiyonudur. Mantar infeksiyonunda kişi ilk olarak bunun görüntüsünden rahatsız olur. Yutkunma güçlüğü ve tat alma duyusunda güçlükler başlar. İnfeksiyon soluk borusuna kadar ilerler. Sık sık tekrarlayan dişeti kanamaları, dişeti iltihabı ve periodontal hastalıklar gibi belirtiler en önemli bulgulardır. Ağız dışı muayenede ise alt çene altında bulunan ve 3 aydan uzun süredir geçmeyen 1 ya da 2 servikal lenf nodülü erken teşhiste dikkat edilmesi gereken bulgulardır.
    HIV virüsü taşıyan hastaların çoğu, bu durumun farkına varmayarak ya da önemsemeyerek tedaviye başlama zamanını geciktiriyor, bu da ölüm riskininin artmasına neden oluyor. HIV virüsü taşıyan bireylerde, hastalığın teşhisinde diş hekimlerinin üstüne düşen görevleri yerine getirmeleri, gerek ağız diş sağlığının korunması gerek genel sağlık bağlamında, toplumdaki farkındalığın sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. HIV infeksiyonunun, kan ve kan ürünleri yoluyla bulaştığını hatırlatırsak, diş hekimlerinin erken teşhiste rolü olduğu kadar, hastalığın bulaşıcılığında da rolü oldukça büyüktür. Hekim, tedavi edeceği tüm hastaları potansiyel infeksiyon riskine sahip olarak düşünür ve optimum hijyenik çalışma koşullarına uyar ise, virüsün hekime veya diğer hastalara bulaşma riski olmayacaktır. Günümüzde AIDS ölümcül değil kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bütün hayatınız boyunca sizi yönetecek bir hastalık… Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile, AIDS gibi daha başka bir çok hastalığın şüphesinde ağız içi belirtilerin önemini hatırlatarak, senede en az 1 defa diş hekiminizi ziyaret ederek ağız hijyeninizin devamlılığını koruyabilirsiniz.”