Etiket: ağız

  • Ağız ve diş sağlığında yükselen trend: “Dental spa”

    İletişimde sağlıklı gülüşün rolüne dikkat çeken uzmanlar, bu konuda dental spanın yükselen bir trend olduğunu söyledi.

    Toplumun her geçen gün ağız ve diş sağlığı konusunda hassasiyetinin arttığını dile getiren uzmanlar, güzel bir gülüşün aynı zamanda yüz güzelliğini de öne çıkardığına dikkat çekti. Son zamanlarda dental spa işleminin yükselen bir trend olduğunu belirten Diş Hekimi Metin Ayan, “Bireylerin dişleri konusundaki en büyük zaafları onların beyazlığı. Gülümsediklerinde karşıdan bakılınca lekeli görünüme sahip olması, istenilen beyazlıkta olamaması gibi zaaflar sebebiyle insanlar gülmeye küsüyor. Özgürce gülümsemek isteyenlerin yanı sıra, dişeti rahatsızlığı olanlar, implant ve köprü protezi uygulanmış hastalar, dişlerinde çapraşıklık ve dişleri çürümeye meyilli kişiler dental spa ile ağız sağlığını kontrol altına alabilir” dedi.

    Dental spa adı verilen uygulamanın genel bir ağız ve diş sağlığı bakımı olduğunu ifade eden Ayan, “Diş taşı temizliği, ağız duşu ve diş beyazlatma gibi uygulamaları içerir. İşlem sonrasında diş ve diş etlerinde bir ferahlama oluşmaktadır. Ağız sağlığını korumak için uygun bir yöntem ve tedbir diyebiliriz. Diş eti çekilmesine ve devamında diş kayıplarına dahi sebep olabilen diş taşının temizliği yapılır. Ardından ağız duşu uygulaması ile dişlerin ulaşılması güç bölgelerine, diş aralarına ve diş eti cebi içine basınçla su göndermeye yarayan özel tasarımlı cihazlar aracılığı ile masaj yaparak temizlik yapılır. Diş beyazlatma ile işlem sonlandırılır” diye konuştu.

  • Bölgenin en büyük Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Eskişehir’e kuruluyor

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, 20 bin metrekare inşa edecekleri hastanenin, Eskişehir ve çevre illere ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan bölgenin en büyük sağlık kurumu olacağını belirtti.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası ile 22 Kasım Diş Hekimleri Günü dolayı ile bir masaj yayınladı. Mesajında, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası ve yaşam kalitesinin önemli bir unsuru olan ağız ve diş sağlığının korunması önemli bir halk sağlığı konusu olduğunu belirten Gönen, “Ağız sağlığı ile genel sağlık durumu arasındaki yakın ilişkiyi ve hastalıkların büyük bölümünün oral yolla bulaştığını göz önünde bulundurduğumuzda, ağız ve diş sağlığının korunması olası birçok hastalığın başlamadan bitmesi demektir ve bu konu hayati önem taşımaktadır” diye belirtti.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi olarak ülkenin en nitelikli uzman diş hekimlerini yetiştirmek ve her geçen gün artan hasta sayısına cevap verebilmek amacıyla Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde büyük ölçekli bir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi kurmakta olduklarını belirten (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, konuyla ilgili olarak şunları anlattı;

    Bölgenin en büyük Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi olacak

    “Yaklaşık 20 bin metrekare alana inşa edilen hastanemiz, 220 diş tedavi ünitesi, 2 genel ameliyathanesi ve 11 yatak kapasitesiyle Eskişehir ve çevre illere ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan bölgemizdeki en büyük sağlık kurumu olacak. Halen dünyada uygulanan en yeni tedavi yaklaşımları ve kullanılan en ileri teknolojik cihaz donanımı ile günlük yaklaşık 700 hastaya sağlık hizmeti sunan mevcut diş hastanemiz, faaliyete geçecek yeni hizmet binası ve büyük oranda artacak kapasitesi ile Eskişehir ve çevre illerde yaşayan vatandaşlarımıza en üst düzeyde ağız ve diş sağlığı hizmeti sunmaya devam edecek. Bu anlamlı günde ağız ve diş sağlığının korunması, iyileştirilmesi ve bu bilincin yaygınlaştırılması için büyük bir gayretle çalışan, kurmakta olduğumuz diş hastanemiz için özverili faaliyetlere imza atan başta Diş Hekimliği Fakültemiz mensupları olmak üzere bütün diş hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının Ağız ve Diş Sağlığı Haftası ile 22 Kasım Diş Hekimleri Gününü kutlar, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.”

  • Prof. Zaimoğlu: “Türkiye’de ağız ve diş sağlığında bir hayli yol kat ettik”

    İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Zaimoğlu, koruyucu uygulamalar, bakım ürünlerinin çoğalması ve halkın sosyoekonomik durumunun yükselmesi nedeniyle Türkiye’de ağız ve diş sağlığı alanında bir hayli yol alındığını söyledi.

    22 Kasım Dünya Ağız ve Diş Sağlığı Günü ile ilgili bir açıklama yapan İAÜ Diş Hekimliği Fakültesi (Dentaydın) Dekanı Prof. Dr. Ali Zaimoğlu, “Dentaydın olarak amacımız, ağız ve diş sağlığı konusunda tedavi ediciden ziyade koruyucu uygulamaları halk nezdinde yaygınlaştırmak” dedi.

    Genel sağlığın ve yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçası olan ağız ve diş sağlığı eğitiminin Türkiye’de 22 Kasım 1908’de geleneksel öğretiden kurtarılarak Tıp Fakültesi bünyesinde Dişçi Mektebi şeklinde eğitime başladığını ifade eden Prof. Dr. Zaimoğlu, ‘Ülkemizde 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü, içinde bulunduğumuz hafta ise Ağız Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanıyor. Günümüzde Sağlık Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, fakültelerimiz ve meslek odalarımızın üstün gayretleri, ağız ve diş sağlığına yönelik ürünlerin çeşitliliği ve halkımızın sosyoekonomik düzeyine bağlı olarak ağız ve diş sağlığı konusunda bir hayli yol alındı. Bilinçli velilerimiz anne karnından itibaren çocuk gelişimini takip ederek biberon, parmak emme, süt dişlerinin gelişimi, karışık dişlenme dönemi, daimi dişlenme ile birlikte diş çürüklerine karşı korunma ağız ve diş sağlığı bakım ürünleri, fırçalama teknikleri, etken maddesi değişik diş macunları ve diş eti bakımı gereçleri ile diş kayıplarının toplumumuzda dikkati çekecek kadar eskiye oranla daha azaldığı görülüyor’ diye konuştu.

    Koruyucu hekimliğin etkisinin protez endikasyonunu orta yaşlardan ileri yaşlara taşıdığını, gelinen noktada koruyucu ve tedavi edici hekimliğin çok ileri boyutlara ulaştığını kaydeden Prof. Dr. Zaimoğlu, ‘Tedavi edici hekimlik yönünden son yıllarda çok çarpıcı yöntem ve materyaller geliştirildi. Amalgam yerine kompozit, kayıp diş yerine implant uygulamaları, estetik materyallerin gelişimi ağız ve diş sağlığı alanında yüzümüzü güldüren gelişmeler. Ülkemiz diş hekimliği tüm bu gelişmeleri yakından takip ederek bugün diş tedavileri için yurt dışından hasta çekecek düzeye ulaştı’ dedi.

    Dentaydın’ın, Joint Commission International tarafından verilen kalite belgesini almaya hak kazanan Türkiye’deki ikinci fakülte hastanesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zaimoğlu, ‘Böylece ağız ve diş sağlığı alanında uluslararası güvenilirliğini ispatlamanın haklı gururunu yaşamakla beraber, Uluslararası JCI Kalite Belgesi’ne sahip SGK anlaşmalı tek diş hastanesi olma özelliği olan İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dentaydın Diş Hastanesi yılın sağlık kuruluşu seçilerek başarısını perçinledi’ ifadelerini kullandı.

    İAÜ olarak sağlığın her alanında olduğu gibi ağız ve diş sağlığı alanında da donanımlı diş hekimleri, hekim yardımcıları ve diş protez teknisyenleri yetiştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Zaimoğlu, ‘ADEE (Avrupa Diş Hekimliği Eğitim Birliği) üyesi de olan Fakültemiz uluslararası alanda diş hekimliğinde eğitim ve diş hekimliğinin profesyonel gelişiminde önemli rol oynayan önemli kuruluşlardan biri haline geldi. Üniversitemizden mezun tüm meslektaşlarımız toplumumuzda doğru ağız-diş sağlığı alışkanlıkları kazandırmak ve koruyucu uygulamaları yaygınlaştırarak toplumun ağız-diş sağlığı seviyesini yükseltmeyi kendine amaç ediniyor. Bu noktadan hareketle Fakültemiz sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel kurum ve kuruluşları ile iş birliği içerisinde çok sayıda faaliyete ve sosyal sorumluluk projesine imza atıyor’ dedi.

  • Ağız kanserine dikkat

    Ağız kanserleri denildiğinde aslında hem ağız boşluğunun içinde hem de ağzın gerisinde yer alan orofarenks denilen bölgede görülen kanserlerin akla geldiğini belirten Diş Hekimi Zafer Kazak, bu kanserlerin dilde, dişte, diş etinde, kemikte, orofarenk denilen boğazın ve dilin gerisinde yer alabildiği gibi dudakta da yer alabilen bir hastalık olduğunu söyledi.

    Medicadent Diş Sağlığı Klinikleri Kurucusu ve Global Diş Hekimleri Derneği Başkanı Diş Hekimi Zafer Kazak, “Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır. Kimi zaman hiç belirti vermezken kimi zaman hayat kalitesini düşürmeyecek kadar belirti verir ilerleyen vakalar da sadece varlığı yani ağızda hissedilen büyüklüğü hastaya sorun oluşturur” dedi.

    Diş Hekimi Kazak, ağız kanserin de ortaya çıkan belirtileri şöyle sıraladı:

    “Ağızda acı veya tarifsiz bir ağrı, diş etlerinde, dilde veya ağız içindeki veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar, ağız içinde dil ile hissedilebilen hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması, ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar ve iyileşmeyen yaralar, seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi, çiğneme ve yutma güçlüğü, dil ve çene hareketlerinde zorlanma, dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk, alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması, ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıkması”.

    Ağız içinde çıkan beyaz veya kırmızı lekelerin öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğini belirten Kazak, “Saydığımız belirtilerin herhangi birini fark eden kişi doktor veya diş hekimlerine muayene olmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Ağız Kokusu İçin Öneriler

    Tüm gün süren açlık ve sıvı tüketiminin azlığı nedeniyle yaşanan ağız kokusunu yenmenin çözümü yiyeceklere dikkat edilmesinden geçiyor.

    Gözde Akademi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Serhat Öcal, ağız kokusunun sadece Ramazan’a özel olmadığını ve önlenebileceğini ifade etti. Öcal, ağız kokularının genellikle mide rahatsızlıklarından meydana geldiğini belirterek, “Ağız kokusu genellikle mide hastalarında olur.Gastrit, özellikle reflü hastalarında mide asidinin yukarı doğru çıkması ve o bölgenin zarar görmesiyle oluşan bir olaydır. Onun dışında geniz akıntısı ve diş hastalıkları da ağız kokusunu meydana getiren en önemli sebeplerdir .Bizde dahiliyeyle en çok ilgili olan reflü hastalığıdır” diye konuştu.

    Özellikle Ramazan Ayı’nda ağız kokusunun daha fazla olduğunu dile getiren Öcal, “Gün boyu aç kaldığımız için, dişlerimizi gün boyu fırçalayamadığımız için, sıvı tüketemediğimiz için ağız kokusu daha fazla oluyor. Bu nedenlerden dolayı ağız kokuları ramazan ayında daha fazla artar” şeklinde konuştu.

    Ağız kokusunun önlenebilir olduğunu söyleyen Öcal şunları söyledi:

    “Ramazan ayında özellikle yemekten sonra diş fırçalamak çok önemli. Çünkü sahur sonrasında her hangi bir gıda ve sıvı tüketimi olmadığı düşünülürse, sahur ve iftar arasında da uzun bir süre var. Bu süre içerisinde bakteriler ağızda kolayca çoğalma imkanı bulabilirler. Diş çürükleri artar daha sonra ağızda daha fazla koku olur. Mutlaka yemekten sonra dişimizi fırçalayalım. Ağız gargarası kullanabiliriz. Birde eğer midede çok fala reflü varsa mide şikayetleri varsa özellikle sahurda mide ilacı mutlaka kullanılmalı. Gün içerisinde midenin de rahat etmesi için buna dikkat edilmeli. Eğer geniz akıntımız varsa antibiyotiğimizi kullanıp o şekilde ağız kokularını önleyebiliriz”

    Öcal, reflü gibi mide rahatsızlıkları olan kişilerin iftar ve özellikle sahurda yediklerine çok dikkat etmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Bu arada reflü nedeniyle çay kahve ve baharatlı yiyeceklerin tüketimini azaltmamız ağız kokusu için önemlidir. Sahurda tükettiğimiz gıdalara dikkat etmeliyiz. Çünkü hem reflü için hem de bazı gıdalar ağız kuruluğuna neden olur ağız kokusunun oluşmasına sebep olur. Çünkü gün içerisinde zaten fazla sıvı alamıyoruz. Mesela taze sıkılmış meyve suyu meyve sebze ve tahıllı besinler tükürük bezinin çalışmasını hızlandırır. Lifli besinler özellikle tükürüğü fazlalaştırdığı için ağız içi temizliği bakımından önemli. Bol bol su içeceğiz. Gazlı ve tatlı içeceklerin dişlere zarar verdiğinden bunların tüketimini azaltmalıyız. Çünkü belirli bir dönem aç kalıyoruz. Sahurdan iftara kadar. Diş çürüklerini arttırırız bu da ağız kokusuna sebep olur. Yani gazlı ve tatlı içeceklerden mümkün olduğunca uzak durmak veya azaltmak lazım. Yemeklerden sonra içtiğimiz bir bardak su bile dişlerimizin temizlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle bol su tüketmek çok önemli. Bu arada yumurta süt ve peynir ağız kokusunu arttırır. Özellikle bu tür koku yapan yemeklerden sonra diş fırçalamayı asla unutmamalıyız” ifadelerini kullandı.