Etiket: Ağırlıklı

  • SUBÜ, Mesleki Uygulama Ağırlıklı Üniversiteler başlığında yer aldı

    SUBÜ, Mesleki Uygulama Ağırlıklı Üniversiteler başlığında yer aldı

    SUBÜ, Yükseköğretimde Çeşitlilik Dönemi kapsamında yürütülen ve İletişim Başkanlığı tarafından duyurulan projenin Mesleki Uygulama Ağırlıklı Üniversiteler başlığında yer aldı. Rektör Sarıbıyık yaptığı açıklamada, çözüm önerilerinin karşılık bulmasından ve rol model olmaktan memnun olduklarını söyledi.

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından duyurulan ‘Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi’ kapsamında Mesleki Uygulama Ağırlıklı Üniversiteler başlığı altında yer aldı. Yükseköğretimde Çeşitlilik Dönemi vurgusuyla duyurulan proje kapsamında Araştırma ve Aday Araştırma Üniversiteleri, Bölgesel Kalkınma Odaklı Üniversiteler, Mesleki Uygulama Ağırlıklı Üniversiteler ve Tematik Üniversiteler bulunuyor.

    Geliştirdikleri +1 Uygulamalı Eğitim Modelinin Yükseköğretimde Çeşitlilik Dönemi kapsamında yürütülen projenin başlıklarından birisi olmasından mutluluk duyduklarını belirten SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Bu kategoride bizimle birlikte kardeş üniversitemiz Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) de yer alıyor. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) da başlatılan bu proje kapsamında kendisini yenilediğini günbegün görüyoruz. Modelin kurucusu olarak biz de sistemi oturtmak, tüm birimlerimize yaymak ve daha ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

    SUBÜ olarak üzerinde özellikle duracakları ve taviz vermeyecekleri noktalar olduğunu vurgulayan Sarıbıyık, “Bunlar arasında nitelikli insan yetiştirmek için uygulamalı eğitim ve sorunları çözmek için uygulanabilir Ar-Ge yer alıyor. Alanla ilgili yapılan işlerin yükseköğretimdeki yeni dönem kapsamında ayrıcalıklı görülmesi ve SUBÜ ile birlikte spesifik bir alanda yer almamız ülkemiz ve şehirlerimiz için de kazanç olacaktır. Çözüm önerilerimiz karşılık buluyor ve rol model oluyoruz. Esasında oldukça güçlü ve hızlı ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • ABD Dışişleri Bakanı Pompeo: “Çin’in ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlara ve Sincan’daki diğer etnik ve dini azınlık gruplarına soykırım yaptığını tespit ettim”

    ABD Dışişleri Bakanı Pompeo: “Çin’in ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlara ve Sincan’daki diğer etnik ve dini azınlık gruplarına soykırım yaptığını tespit ettim”

    ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Çin’in ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlara ve Sincan’daki diğer etnik ve dini azınlık gruplarına karşı soykırım yaptığını tespit ettim” dedi.

    ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo yaptığı yazılı açıklamada, Çin’in Sincan’da soykırım ve insanlığa karşı suç işlediğini belirterek, Çin’in Uygur Müslümanları ile diğer etnik ve dini azınlık gruplarının üyelerini hedef aldığını vurguladı. Pompeo, “ABD, en iğrenç insan hakları ihlallerinin faillerini sorumlu tutmada dünyaya liderlik etmiştir. Nürnberg Duruşmalarından, 1948’de Soykırım Sözleşmesinin oluşturulmasına, DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki Yezidilere, Hıristiyanlara ve diğer dini azınlıklara yönelik son soykırım ilanına kadar Amerikalılar, kötülükler tarafından susturulanların sesini duyurdular” dedi.

    Bakan Pompeo, “Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) büyük ölçüde Batı Çin’deki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Müslüman bir azınlık grubu olan Uygur halkına yönelik muamelesine özellikle dikkat ettik” ifadelerini kullandı. Pompeo, Çin’in Sincan’daki eylemlerine ilişkin kapsamlı belgelerde Mart 2017’den bu yana Uygur kadınlarını zorla kısırlaştırdığını, kürtaj yaptığını, onları Uygur olmayanlarla evlenmeye zorladığını ve Uygur çocuklarını ailelerinden ayırdığını belirtti.

    “Çin’in insanlığa karşı suç işlediğini tespit ettim”

    Pompeo, “Mevcut gerçekleri dikkatlice inceledikten sonra, ÇKP’nin kontrolü altındaki Çin’in en azından Mart 2017’den bu yana, Sincan’da ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlara ve diğer etnik ve dini azınlık grupların üyelerine karşı insanlığa karşı suç işlediğini tespit ettim” dedi. Bu suçların devam ettiğini belirten Pompeo, Çin’in 1 milyondan fazla sivile keyfi hapis cezası uygulandığını, insanları fiziksel özgürlüğünden yoksun bıraktığını, zorla kısırlaştırma yaptığını, keyfi gözaltı ve işkence uygulandığını, insanları zorla çalıştırdığını, inanç ve ifade özgürlüğünü engellendiğini açıkladı. Bakan Pompeo, “II. Dünya Savaşı’nın sonunda Nürnberg Mahkemeleri, failleri insanlığa karşı suçlardan yargıladı, aynı suçlar Sincan’da da işlendi” dedi.

    “Çin’in Uygurlara ve Sincan’daki diğer etnik ve dini azınlık gruplarına karşı soykırım yaptığını tespit ettim”

    Pompeo, “Mevcut gerçekleri dikkatlice inceledikten sonra, Çin’in ağırlıklı olarak Müslüman Uygurlara ve Sincan’daki diğer etnik ve dini azınlık gruplarına karşı soykırım yaptığını tespit ettim. Bu soykırımın sürmekte olduğuna ve Çin parti devletinin Uygurları sistematik olarak yok etme girişimine tanık olduğumuza inanıyorum. Dünyanın ekonomik, askeri ve siyasi açıdan en güçlü ikinci ülkesinin yönetim makamları, savunmasız bir etnik ve dini azınlık grubunun zorla asimilasyonuna ve nihai olarak silinmesine katıldıklarını açıkça ortaya koydular” ifadelerini kullandı.

    ÇKP liderlerine yaptırım

    ABD Dışişleri Bakanlığının Sincan’da devam eden zulümlerle ilgili araştırmaya, ilgili bilgileri toplamaya ve bu kanıtları yasaların izin verdiği ölçüde ilgili makamlara ve uluslararası topluma sunmaya devam etmesi için yönlendirdiğini belirten Pompeo, ÇKP liderlerine ve devlet tarafından işletilen şirketlere bir dizi yaptırım uyguladığını aktardı. Pompoe, “Pekin’in Sincan’daki zulmü Uygurlara, Çin halkına ve her yerdeki medeni insanlara karşı bir hakarettir. Sessiz kalmayacağız. ÇKP’nin kendi halkına karşı soykırım ve insanlığa karşı suç işlemesine izin verilirse, çok da uzak olmayan bir gelecekte özgür dünyaya ne yapacağını hayal edin” dedi.

  • “Fast food gibi ağırlıklı beslenme erkeklerin meme bölgesini büyütüyor”

    Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Türker Üstün, “Son dönemde fast food beslenmenin ağırlıklı olması, hormonlu gıdaların fazla alınıyor olması jinekomastideki artışa sebep olmaktadır” diye konuştu.

    Son yıllarda artış gösteren erkeklerde meme bölgesinin kadın tipinde aşırı büyümesinde birçok neden etkili olurken, fast food ağırlıklı beslenmesinin meme dokusunda değişikliğe yol açtığı ifade edildi. Erkeklerdeki jinekomasti sorununun son yıllarda artış gösterdiğini kaydeden İzmir Egesante Tıp Merkezi doktorlarından Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Türker Üstün, “Jinekomasti, genç erkeklerin ergenlik sonrası büyüyen meme dokusunun gerilememesinden kaynaklı bir durumdur. Özellikle son dönemde fast food beslenmenin ağırlıklı olması, hormonlu gıdaların fazla alınıyor olması jinekomastideki artışa sebep olmaktadır. Aynı zamanda hormonal durumlar etkili olmakla birlikte sürekli alkol kullanan ve anfetamin gibi madde bağımlısı olanlarda, karaciğer yetmezliği bulunanlarda ve kronik hastalığı olanlarda da görülebilen bir durumdur” dedi.

    “Erkeklerde öz güven yitirilip utanma duygusu başlıyor”

    Erkeklerde meme büyümesinin öz güven eksikliğine sebep olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Üstün, “Memenin büyümesi özellikle kadına ait bir seks karakteri olması sebebiyle erkeklerde bir utanma duygusuna sebep olmaktadır. Bu da yaz döneminde sahillerde, spor salonlarında erkeklerin diğer hemcinslerinde çekinmelerine, çok fazla tişörtle gezmelerine, çıplak bir şekilde arkadaşlarının yanında duramama gibi problemlere sebep olmaktadır. Bu da gittikçe toplumdan çekilen öz güveni yitik bireyler oluşmasına neden olmaktadır. Günümüzde insanların bilgisayar başında çok vakit geçirmeleri, sporu az yapıyor olmaları ve özellikle fast foood ağırlıklı besleniyor olmaları hastalığın görülme sıklığında artışa sebep oluyor” ifadelerini kullandı.

    “Hormonal bozukluk yoksa tek tedavi cerrahi”

    Jinekomastide kanıtlanmış bir hormonal bozukluk yok ise tek tedavi seçeneğinin cerrahi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Üstün, “Ameliyat genel anestezi ile 1 ile 3 saat arasında değişmektedir. Ameliyat kararı vermeden önce hastalarımıza hormon tetikleri ve ultrasonografik tetkikler yapmaktayız. Bu tetkik sonucuna göre büyüyen meme dokusunun yağ mı yoksa meme bezi ağırlıklı olduğunu tespit etmekte ve buna göre ameliyat kararını vermekteyiz. Eğer yağ ağırlıklı bir meme dokusu var ise ameliyatta liposaction ile içerideki yağ dokusunu almaktayız. Eğer meme bezi ağırlıklı bir doku vara ise meme başından yapılan yarım ay şekilden kesi ile içerideki meme dokusu çıkartılır. Genelde meme dokusu yağ ve bez ağırlıklı doku olduğu için ameliyatta iki yöntem beraber kullanılmaktadır” şeklinde konuştu.

    Ameliyattan sonra hastanın aynı gün taburcu edildiğini ya da bir gün müşahede altında tutulduğunu dile getiren Op. Dr. Üstün, ameliyat sonrası 4 ile 6 hafta korse kullanıldığını, kişinin normal günlük yaşamına 3 gün içerisinde geri dönebildiğini söyledi.

    Psikososyal bir rahatsızlık

    Erkeklerin estetik ameliyatları içinde ilk sırada yer aldığını da sözlerine ekleyen Op. Dr. Türker Üstün, en çok 18 ile 40 yaş arasındaki kişiler in yaygın olarak bu ameliyatı olduğunu ifade ederek, “Özellikle gençlerde ameliyat sonrası öz güven artışı yapması sebebiyle okuldaki başarısı, arkadaş ilişkilerindeki başarısı git gide artmaktadır. Bu sebeple bu rahatsızlık bir psiko-sosyal rahatsızlıktır ve tedavi edilmesi gerekmektedir” dedi.

  • Isparta’da ‘Narkotik Ağırlıklı Huzur Güven uygulaması yapıldı

    ANTALYA (İHA) – Isparta’da Jandarma ekipleri Narkotik Ağırlıklı Huzur Güven uygulaması düzenledi. Uygulamada, çeşitli suçlardan aranan 8 kişi yakalandı.

    Jandarma ekipleri, ülke genelinde, 2018-2019 Eğitim-Öğretim dönemi başlamadan önce çocukların güvenliğinin sağlanması, suça sürüklenmelerinin veya kaybolmalarının önlenmesi için, okul ve çevresinde gereken tedbirleri alıyor. Uygulanan önleyici tedbirlere ilave olarak özellikle okul ve çevresinde, 11 Eylül’de 16.00-19.00 saatleri arasında 52 unsur, 2, köpek ve 235 personelin katılımıyla uygulama yaptı. Okul, yurt, kurs binaları ve çevreleri ile metruk binalarda; 21.00-23.00 saatleri arasında ise internet kafe, kafe ve diğer umuma açık yerlerde uyuşturucu madde satanların, çocuk istismarcılarının ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik ”Narkotik Ağırlıklı Güven-Huzur Uygulaması” da yapıldı.

    Uygulama kapsamında 110 umuma açık yerde, 2 internet kafe, 45 park, bahçe ve metruk bina çevresinde, 51 okul, yurt, kurs binaları ve çevresinde yapılan uygulama sonunda 2 bin 199 şahıs

    sorgulandı. 1 şahsa adli ve idari işlem yapılırken, çeşitli suçlardan aranan 8 şüpheli yakalandı. Aynı zamanda 1 ruhsatsız tabanca, tabancaya ait 8 9 mm çapında 8 fişek, 1 ruhsatsız av tüfeği ve 18 av tüfeği kartuşu ele geçirildi.

  • Almanya’da Türklerin ağırlıklı olduğu ADD’ye baskılar artıyor

    Alman Demokratlar Birliği (ADD) Genel Başkanı Remzi Aru, partiye yönelik Alman derin devletinin baskılarının arttığını ifade ederek, “Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışan Almanya, maalesef kendi ülkesinde demokratik bir şekilde kurulan bir siyasi partiyi antidemokratik yollarla sindirmeye çalışıyor” dedi.

    Almanya’daki Türklerin ağırlıklı olarak bulunduğu Alman Demokratlar Birliği Partisi’ne (ADD) yönelik baskılar artıyor. Birçok baskı ve yıldırma çabası ile karşılaşan ADD’nin sosyal medya hesapları kapatılırken, banka hesaplarına de tek tek el konuyor. Alman Demokratlar Birliği Genel Başkanı Remzi Aru, Almanya’nın partilerinin aktivitelerini engellemek konusunda çeşitli yollara başvurduğunu belirterek, ADD’nin üzerinde yoğunlaşan baskılara karşı pes etmeyeceklerini söyledi. İHA’ya açıklamada bulunan Genel Başkan Aru, “Bir siyasi partinin mutlaka banka hebası olması lazım. Seçim çalışmalarında kullanabilmemiz için üyelerimizden bağış kabul ediyoruz. Banka hesabınız yoksa bağış toplayamayız. Bu nedenle büyümemizi engellemeye çalışıyorlar. Sosyal medyada 30 bin takipçiye ulaşınca hesaplarımız kapatılıyor. Bu zamana kadar gittiğimiz bütün bankalarla yaptığımız ilk görüşmeler olumlu geçiyor, sonra bize hesap açamayacaklarını söyleyerek bizim talebimizi geri çeviriyorlar. Gerekçesini sorunca cevap veremiyorlar. Tahminlerimize göre Alman derin devleti bizi bir şekilde engellemeye çalışıyor” dedi.

    “Bizi potansiyel güç olarak görüyorlar”

    Aru, “Parti olarak kısa bir zamanda geniş kitlelere ulaştık. Gösterdiğimiz başarı karşısında endişelenenler var. Bu başarımızı engellemek için ellerinden gelenleri yaparak bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Biz Almanya’da yaşayan ve oy potansiyeli yüzde 25 oranına ulaşan bir kitleye hitap ediyoruz. Biz onların yıllardır Almanya’dan bekledikleri siyasi bir partiyiz. Bu oy potansiyelinin ADD’ye gelmesi Almanya’da dengeleri değiştirecek bir gelişme olacak. Bunu tehlike gibi görenler bizi engellemeye çalışıyorlar. Dünyaya, özellikle Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışan Almanya, maalesef kendi ülkesinde demokratik bir şekilde kurulan bir siyasi partiyi antidemokratik yollarla sindirmeye çalışıyor. Bunu kabullenmemiz mümkün değil. Mücadelemizi sonuna kadar devem ettireceğiz” dedi.

    “Bizim yükselişimizi kimse durduramayacak”

    Almanya’daki diğer partiler gibi eşit şartlarda siyası çalışmalarını devam ettirmek istediklerini belirten Aru, “Bize karşı girişilen antidemokratik baskılara boyun eğmeyecek, mücadelemizi demokratik zeminde sürdüreceğiz. Biz Almanya’daki bütün yabancıların ümidiyiz. Bizim yükselişimizi gören Alman derin devleti, bizi antidemokratik yollara çekmeye çalışıyor. Biz bu oynanan oyunlara gelmeyeceğiz” açıklamasında bulundu.